.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Tomas Sivok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tomas Sivok etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Temmuz 2013 Pazartesi

Maç Raporu: Beşiktaş - Schalke 04



En iyi üç: Cenk Gönen, Pedro Franco, Manuel Fernandes ( Tomas Sivok da Fernandes'e yakın puan aldı. ) 

En kötü üç:  Hugo Almeida, Ersan Gülüm, Tanju Kayhan

Değerlendirme: Slaven Bilic geldiği ilk gün , takımın savunma sıkıntısına değinmişti. Bilic'in bu problemin çözümüne dair yaptığı çalışmalar yavaş yavaş meyvesine vermeye başladı. Diğer maçlarda olduğu gibi Schalke maçında da  ''sıkıcı'' bir görüntü sergilenmesinin çeşitli sebepleri olabilir. Teknik ekibe göre, takım savunması şu an için hücum etkinliğinden daha önemli. Bilic, geçen sezon yeterince gol atmış , gol bulma konusunda hemen hemen hiç sıkıntı yaşamamış takımın hücum potansiyelinin farkında gibi görünüyor. Hatlar arası metrelerce boşluk olmayan, birlikte geri dönüp birlikte ileri çıkan bir takım olma yolunda doğru sinyaller verildi. Tabi bu noktada, kenar beklerimizin hala takımın en zayıf yönü olduğunu görmezden gelmemek gerek. Ersan'dan bir Corluka yaratmak eğer Bilic'în İsmail dönene kadar kafasındaki kurguysa epey sıkıntılı günler bizi bekliyor.

Notlar:

Slaven Bilic: 6.8 - Hala deneme sürecinde olsa da, takımın ideale yakın 11'ini bu maçta pek fazla bozmadı. Yüksek puan almasının sebebi, takımın hep birlikte savunma yapmasını öğrenmeye başlaması olabilir. ''Birbirine yakın hatlar'' olarak tanımladığı  futbol felsefesini oturtabilmesi için epey uğraş vermesi gerekecek. İlk 3 sınavı, takım savunması anlamında sevindiriciydi. Hücum anlamında da potansiyelimizin açığa çıkmasıyla birlikte,  daha da yüksek not alacaktır.


Cenk Gönen: 7.4 - Villareal maçındaki performansını unutamamıştık. Ne tesadüf ki , yine bir hazırlık maçında  kusursuza yakın görüntü çizdi. 'Sambade etkisi'' diyerek iyimser olabiliriz. Fakat geçtiğimiz sezonlarda kalbimizi çok kırdığı için Cenk konusunda iyimser olmak biraz zor. Önyargıyı kırabilmesı için Schalke karşısındaki istekli ve konsantre oyununu tüm sezona yayması gerek.

Tanju Kayhan: 5.5 - İdeal 11 oyuncusu diyebilmek zor ancak yedek kulübesinde sağ ve sol bek için yerli bir alternatif olarak Tanju Kayhan'ın olması kimseyi rahatsız etmemeli. Dünkü performansı vasattı. En kötü 3 listesine girecek bir oyun oynaması kendisi açısından da hayalkırıklığı olmalı. Serdar Kurtuluş henüz kampa katılmamışken kendisini kanıtlayabilirdi. Şimdilik ışık yok.

Tomas Sivok: 6.7 - Toraman ve Fernandes ile birlikte yeni sezon kaptanımız. Yine takımın en iyilerindendi. Takım sahada alan değiştirirken savunma hattını ofansa yakın tutan isim. Arkadaşlarını öne çıkarması, geri çağırması defansif lider olduğunu gösterdi. Muhtemelen yine tüm sezonun bankosu olacak. 

Julien Escude: 5.7 - Sivok ve Franco sonrası rahatlıkla takımın 3 numaralı stoperi olabilecek kabiliyette. Hatasız oynadı. Riske girmedi. Stoperde onu izlediğimizde, her an bomba patlayabilir hissi yaşamayacağız gibi görünüyor.

Ersan Gülüm: 5.1 - İyi niyetli olması ve mücadelesiyle belli bir kredi topladı ancak sol bekteki performansı şimdilik hiç iç açıcı değil. Bölgesini kabullenememiş bir görüntü çizdi. Sahadaki karar mekanizması hala stoper mantığı üzerinden işliyor. Bu da ileri -geri çalışması gereken ideal bir sol bek için ciddi handikap. Kendisinin de bu pozisyondan memnun olmadığını düşünüyorum. Sol bekteki ham görüntüsü, orda düşünülmesi gereken yamanın Ersan olmadığını gösteriyor.

Veli Kavlak: 5.6 - Geçen sezon, tüm yükü omuzlarına verdiğimiz Veli'nin yeni sezonda daha rahat maçlar çıkaracağını düşünüyorum. Schalke maçındaki takım savunması, Veli'nin hücum opsiyonlarından da faydalanabileceğimizi gösterdi. Takımın her açığını kapatması gereken hizmetçi oyuncu değil, takım oyununun bir parçasıydı.

Oğuzhan Özyakup: 6.0 - Yediğimiz goldeki tüm pay kendisinde olsa da, günün iyilerindendi. Sadece altyapısıyla bile fark yarattı.

Manuel Fernandes: 6.7 - Günün en iyilerindendi. Almeida ile pek uyumlu bir görüntü çizmedi ancak top çıkarmada Oğuzhan ve Olcay gibi isimlerle çizdiği üçgenler takımı ileriye atmak adına çok önemliydi. Serbest oyuncu görünümündeydi ancak yine geriden top almakla çok uğraştı.

Gökhan Töre: 5.5  -  İlk iki maça nazaran çok daha iyi bir görüntü çizdi. Şut çeken, adam eksilten, arkadaşlarını pozisyona sokan özelliklerini yeni yeni görmeye başlıyoruz. Almeida müsait pozisyonda topu yine dışarı atmamış olsa, Gökhan'ın hanesine güzel bir asist asmış olacaktık. Onun ötesinde hala takıma alışabilmiş değil. Oğuzhan - Olcay- Fernandes oyunlarının çok dışında kaldı. İlerleyen dilimde bu üçlüye katılırsa oyun hakimiyeti anlamında da katkı verecektir.

Olcay Şahan: 6.0 - Net iki pozisyonu değerlendiremedi ancak yine takımın en diri gözükenlerindendi. Bu kadar çok pozisyona girebilmesi tesadüf değil. Yeni sezonda da 10 ve üzeri gol atacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Hugo Almeida: 4.4 - Kendisi oyundan alındıktan 5 saniye sonra golün gelmesi günün ironisiydi. Olcay'a attığı uzun top haricinde vasat kaldı. Asıl yapması gereken işi yapamamaya devam ediyor. Gökhan Töre'nin net ortasını kısa mesafeden dışarı vurarak yine hayalkırıklığı yaşattı. Günün en kötülerinden olması önyargının da ötesinde kendi başarısızlığı.

Pedro Franco: 7.3 - Millionarios görüntülerini izlediğimizde, rakibine çok yakın oynayan ve ayağı iyi bir stoper görünümündeydi. Günden güne takıma alışıyor. Arka direkte kendisini unutturup attığı gol kendisi ve güvenenleri için çok büyük moraldi. Yedekten girmesine rağmen aldığı yüksek puan, kendisine ne kadar güvenildiğini gösteriyor. 


Muhammed Demirci: 5.9 - Senelerdir konuşulmasına sebep olan yeteneği, hala modern futbola kanalize edilebilmiş değil. Çoğu futbolcunun yapamadığı işleri kolaylıkla yapabiliyor ancak ne zaman çalım atması gerektiğini, ne zaman şut çekmesi gerektiğini ne zaman pas vermesi gerektiğini bilmiyor. Benzer teknik konularda hala bir gelişme gösterebilmiş değil. Kendisini bir hücum silahı olarak görebilmemiz için önemli problemlerimizi hallettikten sonra üzerine düşmemiz gerekecek. Bilic'in bu konuda ne kadar vakti olacak bilemiyoruz.


Mustafa Pektemek: 5.8- Etkili değildi. Yeteneklerini kullanabilmesi için Almeida konusunun tam olarak çözülmesi gerekiyor. Aynı zamanda Almeida'nın malum maaşı yüzünden yedek bırakılamayacak oyuncu görüntüsünde olması, Pektemek için ciddi bir handikap olabilir.

19 Temmuz 2013 Cuma

Maç Raporu: Beşiktaş - QPR



En iyi üç: Olcay Şahan/Tomas Sivok, Pedro Franco.
En kötü üç: Gökhan Süzen, Mehmet Akgün, İbrahim Toraman.

Değerlendirme: En kötü üç ismin St. Pauli maçı ile aynı olması ilginç; özellikle iddiasız maçlarda oyunculara verilen notu performanstan ziyade yerleşik kanaat belirliyor olabilir. Gene seyir zevki çok düşük olan bir maçta, hatasız oynayan ve gol yememiş Sivok'un en yüksek notu alması da şaşırtıcı değil, fakat Olcay'ın bu kadar yüksek not alması bana sürpriz oldu.

Kamera açısı ve maç spikerini de geyik olsun diye koyduk listeye, açı 1.9 puan aldı (10 veren kim?), spiker ise Gökhan Süzen'i geçemeyerek 3.4'te kaldı.

Notlar:
Slaven Bilic: 6.1 - İlk yarıda sahada olan 11, sağ taraftan gelişen akınlarda aksasa da takım savunması adına olumlu sinyaller verdi. Takımın boyunun maçın belirli bölümlerinde kısalması da kayda değerdi, lakin ileri uçta sıkıntılar görüldü. Her oyuncu, joker Holosko hariç, sahada 45 dakika kaldığı için Bilic'in felsefesini tam olarak idrak etmek zor, fakat ecnebi tabiriyle "so far so good."

Cenk Gönen: 5.1 - Başladığı gibi bitirdi maçı, haliyle notu da bunu yansıttı. Günay'dan daha düşük puan alması ise önyargılar ile alakalı sanırım.

Ersan Adem Gülüm: 5.8 - Sol bekte yapabileceği kadarını yapıyor, hücumsal anlamda katkı vermese de St. Pauli maçındaki gibi orayı iyi kapattı. İsmail dönene kadar orada oynayacak gibi.

Tomas Sivok: 6.4 - Defansta standardını oynamasının yanısıra takımın boyunu kısaltma konusunda da inisiyatif alması olumlu idi.

Julien Escude: 5.7 - Geçen sene kulübeye hapsolmuştu, bu sene Sivok veya Franco'nun yokluğunda 3. stoper olacak gibi eğer yabancı kontenjanı ile ilgili sıkıntılar doğmazsa. Hata yapmadı, kornerlerde de fırsat yokladı.

Tanju Kayhan: 5.3 - Tedirginliğini atabilmiş değil, QPR'ın sol kanattan akınlar geliştirmesini de engelleyemedi, golde de mesuliyeti vardı. Kötü müydü, hayır, fakat şu haliyle en fazla vasat bir sağ bek olur.

Veli Kavlak: 5.7 - Şahsen ben biraz daha yüksek not almasını beklerdim, Oğuzhan ve Fernandes ile fazla serbest kalan ortasahayı toparlama konusunda elinden geleni yaptı. Fakat Beşiktaş daha ortasahasını kurgulayabilmiş değil (düz adam Fink'i/yaşlı Ernst'i arayanlar el kaldırsın) ve bu ciddî bir sorun olabilir lig başladığında devam ederse.

Oğuzhan Özyakup: 5.8 - Sezon başında oynanan bir hazırlık maçı için normal bir performans sergiledi, fakat resmî maçlar başlayınca geçen sene bıraktığı yerden devam etmesi beklenecektir. Yukarıda değindiğim kurgu sorunu da onu etkiliyor şu noktada.

Manuel Fernandes: 5.9 - Hücum konusunda inisiyatif almaya çalıştı, ama St.Pauli maçındaki mentaliteye devam ettiğinden vasatı aşamadı.

Olcay Şahan: 6.5 - Açıkçası bu kadar yüksek not almasını beklemiyordum, fakat partnerleri Holosko ve Almeida'nın gözükmediği bir maçta göreceli olarak daha iyi olması etkendi sanırım. Geçen maça göre puanının 0.8 azaldığını da eklemek lazım tabii.

Filip Holosko (kanat forvet): 5.2 - Hücum organizasyonunun kısıtlı ve temponun düşük olması Holosko'ya uymayacak bir karakterde maç yarattı, o da buna uygun oynadı.

Hugo Almeida: 4.7 - Notu her şeyi anlatıyor.

****************
Günay Güvenç: 5.8 - St. Pauli maçında kurtarışları ve hava toplarına hakimiyeti etkilemişti, lakin bu maçta yeteneklerini sergileyecek bir durum olmadı. Yediği golde hatası yoktu, çabası da yoktu.

Gökhan Süzen: 3.7 - Hakkında var olan olumsuz kanaate golün onun kanadından gelmesi de eklenince bu puan normal. Gökhan'ın birkaç maç ağzıyla kuş tutması gerekecek 6 seviyesinde puanları görebilmesi için.

Pedro Franco: 6.2 - İlk sınavında geçer not aldı. Rakibi birebirde savunması başarılı idi, kademe anlayışını daha iyi değerlendirmek için partnerini değiştirmek lazım.

İbrahim Toraman: 4.5 - Stoper Toraman'ın, performansından bağımsız olarak da, yüksek not alması zaten istisnaî bir durum olurdu. O top şişirdikçe notu da düşecek.

Filip Holosko (sağ bek): 4.9 - Hilbert sağ bek oynadığında pozisyon bilgisi ve defansif potansiyelini göstermişti, Holosko'da o ışık yok pek. Lakin geçen maça kıyasla biraz daha iyiydi (rakibin niteliği ile de alakalı olabilir). Bariz olan şey, rekabetin farkında olduğu ve bu yüzden sağ bekte oldukça istekli gözüktüğü.

Muhammed Demirci: 6.1 - Bunca zamandır boş yere şişirilmiyormuş, yeteneğini gösteriyor ara ara. Ömer'e attığı arapası ikinci yarının, hatta maçın tek heyecan yaratan pozisyonuydu.

Mehmet Akgün: 3.9 - İsmini iki defa duydum sanırım, belki ikinci yarıda uyukladığımdandır, bilemeyeceğim.

Dentinho: 4.8 - Geçen maçta da bu puanı almıştı, ki bence geçen maçtan da kötüydü. Bir gün "son yılların en manasız transferleri" listesi yaparsak Dentinho ilk 3'e oynayacak.

Gökhan Töre: 4.7 - Puanı iyi bile. Top kayıpları ve isabetsiz pasları bir yana, CV'sinin en güçlü kısmı "yaratıcılık ve adam geçme" kısmını da göremedik henüz. Takıma alışana kadar böyle gidecek muhtemelen.

Ömer Şişmanoğlu: 5.6 - Top ileri gidemeyince o topa geldi, fakat o karakterde bir oyuncu olmadığından varlık da gösteremedi. Muhammed'in pasına çıkarttığı şut fena değildi.

Mustafa Pektemek: 5.9 - O da sahada kayıp duruyor, ilk 11 oyuncuları ile beraber oynamadığı sürece, hücum zenginliği az olan bir takımda varlık göstermesi pek mümkün değil.

***************
Queens Park Rangers: 6.2 - St. Pauli'den daha ciddi bir rakipti, pas oyunları güzeldi. Premier League'de sonuncu olarak küme düşen bir takımın futbol oynadığı seviye oldukça düşündürücü.
23 Şubat 2011 Çarşamba

Yobo - Lugano - Ferrari - Sivok - Toraman

Maçın kırılma anlarından biri...

Savunma şuursuz şekilde önde ve geniş pozisyon almış... İbrahim Toraman kariyerinin en iyi pasını verir. Araya atılan bir top...
Almeida sürer, sürer, sürer... 
Kendisine yetişmeye çalışan Lugano'nun acziyeti gerçekten komik.
Enteresan! 
Joseph Yobo neredeyse kadrajın dışına çıkacak!

Bu hata, Fenerbahçe'nin bir yılda toplam 3 veya 4 defa yaptığı bir hata. Zira Fenerbahçe gerekirse konservatif, dikkatli, savunma odaklı bir futbol oynama yolunu da seçiyor. 

Yobo ve Lugano'nun bu kadar faydalı olabilmelerinin de sebebi, bu hataları minimuma indirgemiş olmaları...

Dönelim Beşiktaş'a...


Emenike Fenerbahçe savunmasını da salladı ama Beşiktaş savunmasına yaptığını yapmadı. Çünkü Fenerbahçe, oyunu kendi güçlü olduğu yerden oynamaya çalıştı. Önlem aldı, diretmedi.

Oysa Beşiktaş savunması bu hatadan sezon başından beri 60 tane yaptı.
61.ciyi görmek istiyorsanız Beşiktaş'ın bir sonraki maçına gidebilirsiniz.

Yobo ve Lugano yükseldikçe Ferrari, Sivok, Toraman düştü. 

Savunma hatasından kaynaklanan bir tartışma sonucu İbrahim'ler birbirine girdi. Sivok soyunma odasında esti gürledi, Fenerbahçe maçının kadrosundan çıkarıldı. Ekrem Dağ hayatının en kötü dönemini geçiriyor...

Sivok, Ferrari, Yobo, Lugano... 

Benzer kalitenin oyuncuları. 

Benzer pozisyonda aynı acizliklere düşüyorlar. Oysa biri farkında, o pozisyonları minimize ediyor, şu yaptığı hatayı bir daha yapmamaya çalışıyor, diğerinin ilgi alanında bile değil.

Sonra "Ferrari bu sistemde oynamaz..." 
Emenike örneğinde olduğu gibi Sivok da oynamaz.
Üstteki örnekte olduğu gibi, Lugano oynamaz, Yobo oynamaz...

Bir hayal kuralım.

Sezon başı Bernd Schuster Beşiktaş'a değil de, Fenerbahçe'ye transfer olmuş olsaydı...
Bu savunma oyuncularıyla kaçıncı olabilirlerdi sahi?
5 Ağustos 2010 Perşembe

Yabancı Sayısı Sorununda Progresif Çözümler

Yabancı sayısı nedeniyle yeni transfer yapmakta zorlanan ve hangi oyuncusunu göndereceğine bir türlü karar veremeyen Siyah Beyazlı camiada sorunun çözümüne yönelik enteresan uygulamalar birbiri ardına gündeme geliyor.

Sivok Donduruldu

Bu uygulamaların ilk kurbanı, takımın Çek stoperi Sivok olurken, kendisine Mecidiyeköy Uğur Center' daki Algida dolabında güçlükle yer açılabildi. Aslan Maxlarla ilk etapta uyum sorunu yaşadığı gözlenen Sivok, Magnumlardan da oldukça tedirgin gözüktü. Başkan Demirören' e "başkanım üşüyorum" mesajı gönderen futbolcunun zor durumda olduğu gözlendi.*

Holosko' da Yüz Nakli

Bir diğer çözüm de Slovak forvet Holosko için gündemde. Estetik operasyonla yüzü eski Ankaragüçlü Yılmaz' a benzetilen Holosko' nun bu yöntemle Türk statüsünde oynatılabileceği sızan haberler arasında.

Bobo Çikolata Oluyor

Karakartal' ın Brezilya golcüsüne ise çikolata formülü getiriliyor. Ünlü bir çikolata şirketinin sponsorluğunda geliştirilecek çözüme göre Bobo, bir devre Beşiktaş' tan oynarken diğer devre karşı takıma geçecek ve ilk 10-15 dakikada atacağı goller, maça henüz iki takım da ısınamadığından sayılmayacak.

Sinan Engin Şokta

Bu çözüm tartışmaları camianın gündemini meşgul ederken, bir grup haşarı taraftarın kulübün eski menajeri Sinan Engin' i gece apar topar alıp kale arkasında "gol atınca şişip dans edip sevinen plastik adam" olarak dikmesinin ünlü menajeri adeta küplere bindirdiği de sızan haber arasında. Bu duruma Engin' in yakın çevresine "oldu olacak Ferrari' yi de garaja çekelim" şeklinde espri yapmasının neden olduğu iddia edildi.

* şaka bir yana, geçmiş olsun Tomas Sivok

25 Haziran 2010 Cuma

Topu Oyuna Sokan Stoper İhtiyacı

Guti, Robinho derken 11'den feragat edilecek oyuncu Sivok gibi gözüküyor. Burada, diğer bloglarda, forumlarda, haber sitelerinde, sözlüklerde yapılan hayali 11'ler içerisinde Sivok yok. Ferrari'ye, Ernst'e, Bobo'ya kıyamayan Sivok'a kıyabiliyor. Normaldir, tercihtir... Peki ya yaklaşık 10 yıldır söylenenler? Hani bu takımın topu oyuna sokan stoper ihtiyacı vardı? Hani en iyi dönemlerinde bile Gökhan Zan ve Toraman'dan kurulu bir defans başarılı olamazdı. Tigana'yla ligin en az gol yiyen takımı olmuşlardı, o da ayrı konu. Gökhan ve Toraman'dan iyi stoper olmaz diye diye Diatta, Schildenfeld, Zapotocny gelmedi mi? Hani yıllarca, bunlar iyi durduruyorlar da, topu oyuna sokamıyorlar, savunmadan oyun kuramıyoruz, savunmadan oyun kurmak futbolun temel ilkelerinden biridir diyip durmamışlar mıydı? Bir Guti dedikodusu nelere kadir... Topu oyuna sokan stoper ihtiyacı klişesini bir anda ve tek kalemle çiziveriyor. Biz ise, Sivok Beşiktaş'ın temel direğidir, 8 sene daha burada oynayıp burada bırakmalı diyorduk, yine aynısını diyoruz. Enternasyonel düzeyde Beşiktaş'ı "başarıyla" temsil eden tek sporcu da yine Tomas Sivok.
Olayın bir başka boyutunda da şu var. Yıllarca Sivok esasında stoper değil. Sivok'u stopere çekerseniz yarın vazgeçilebilecek oyuncular arasında ilk sıraya koyarsınız dedik dinletemedik. Yine bir başka klişe olan; "Sivok orta saha oynadığında savunmanın içine giriyor abi yæ..." dediler. Sivok sanki kafasına göre oynuyor! İşte benim iki sene önce dediğim noktaya iki sene sonra gelmiş bulunuyorum. Sivok'un pozisyon bilgisi dışında stoper oynayacak meziyetleri olmadığı iki sene önce de belliydi. O zaman "e ama kadro yapısı" diyenler bugün Sivok'un yerine Toraman'ı, Toraman'ın yerine de Ekrem'i koymaktan gocunmuyorlar. Seneye Ernst'in gönderilmesini isteyip Maicon'un yaşlısını istemeyecekleri garanti değil. Bu yaklaşımlar kadrodaki gelişime mi, şişmeye mi işaret eder? Madem durum bu idi, neden geçen sene Sivok'un yanına Toraman'ı monte edip lige devam etmeyi savunmadınız da, Ferrari'nin gelişine çılgınlar gibi sevindiniz... Demek ki ya Sivok ya Ferrari gereksizmiş. Geçen seneden ne farkı var bu senenin? Toraman dışında stoper oynayabilecek adamın yokken Sivok'u bu kadar kolay gözden çıkarmak hangi akılla açıklanabilir? Pardon, pardon... Quaresma, Guti, Robinho derken hepimiz bir akıl tutulmasına kapıldık. Klasik Fenerli yaklaşımıdır bu. Sorsan 10 forveti dizer, sonra da "çok gol atarız abi yæ" der... Sivok'un yerine gelecek yabancıyı istemiyorum.
11 Ekim 2009 Pazar

Bizim Çocuklar

Milli takım arası bir süredir Beşiktaş için kurtarıcı oluyor. Şöyle bir 6 ay 1 sene her hafta milli maç oynansa hem oyuncular hem yönetim bayram yapacak! Bir bakalım bakalım bizimkiler ne alemde... Türk Milli takımında olan oyuncularımız belli; İsmail Köybaşı, Rüştü Reçber, Yusuf Şimşek, Nihat Kahveci. Ne acı bir tablo, bugün Rüştü, Yusuf, Nihat futbolu bıraksa kimse niye bıraktın demez. İsmail dışındaki milli oyuncularımız bunlar maalesef. Kaliteli yabancı oyuncu almak istediğimizde alamayıp 35 yaşındaki ihtiyar olanlarını alabiliyoruz ya o hesap. Yusuf, Nihat, Rüştü kariyerlerinin yerle bir olmadığı dönemlerde Beşiktaş'ta olurlar mıydı, sanmıyorum. Sadece şu görüntüye bakıp bile üzülebilirsiniz. Fenerbahçe ve Galatasaray Sercan'ın peşindeler biz Nihat Kahveci'nin, Galatasaray Caner'i kiralıyor biz Yusuf. Al işte Yusuf şampiyon yaptı seni, peki artık bugün olmuş dünün yarınlarını ne yapacağız? Prag semalarında ise güzel bir haber mevcut. Artık Tomas Sivok Çek takımının asli stoperlerinden biri olma yolunda uygun adım ilerliyor. Shaktar'daki Tomas Hübschman'la birlikte iyi bir ikili oluşturdular. Dün de Polonya'yı 2-0'la geçtiler. Beşiktaş'ta sarı kart görmeden rahat uyumayan Sivok orada onu da görmemiş, önemli bir gelişme. Peki Sivok oynuyor da kim oynamıyor diyeceksiniz, Hamburg'lu David Rozehnal. Bir de kötü haber vereyim; Çek Cumhuriyeti Dünya kupasında maalesef olmayacak. Gitme ihtimali San Marino'nun Slovenya'dan puan alma ihtimalinden düşük, düşünün. Enteresandır, Holosko'lu bir dünya kupası izliyor olacağız. Ben de merak ediyorum açıkçası kendisini. Matteo Ferrari İtalya, Fabian Ernst ülkelerinin milli takımlarında olmadıkları için onlarla ilgili bilgiyi Ümraniye muhabirimizden alabilirsiniz. Güney Amerika kıtasında enteresan işler oluyor gerçekten. Dün sabah oynanan Arjantin - Peru maçı maçtan öte felaket filmi gibiydi son 20 dakika. Ama öyle bir 20 dakika oldu ki ne kadar anlatsak boş. Bu arada, bizim Tello Kolombiya'daydı. Hatırlatayım 39'luk Oscar Cordoba'nın yedek olarak beklediği Kolombiya. Cordoba'yı hatırlatmak için, bizim efsane kaleci işte, maç sattı diye paketlenen... Bu arada, Tello'nun keyfi yerinde. Kolombiya barlarında takılmış, eğlenmiş işte. Kadroda yok yine. Kadro demişken 11 değil, 18'de yok arkadaş. Her defasında buradan oraya kadar gidip formayı bile giyemeden gezip eğlenip dönüyor. Sonra 4 hafta ara ki bulasın bu özel yeteneği...
5 Mayıs 2009 Salı

Sivok Stoper Midir?

Size football-lineups.com/ sitesinden Sivok'un kariyerinin çeşitli dönemlerinden kesitler sundum. Bu örneklerde görebileceğimiz gibi Sivok kariyerinin çok önemli bir bölümünde orta sahada görev yapmış. Hatta Milan'ın transfer listesine girebilme haberinin esas nedeni Sivok'un orta saha performansı. Şu an hem stoper hem orta saha oynayabilen oyuncu sıfatı varsa da, sakatlanmadan önce tek bir mevkiisi vardı o da; orta saha. Bunu ben değil adamın kariyeri söylüyor. Hemen ekleyeyim. Sivok'un kariyerinde stoper oynamış olduğu bir bölüm de var. Udinese'den kiralık gittiği Prag takımında yarım sezon boyunca stoperde görev yapmış. Ancak tablo açık. Kariyerinde yarım sezon, bilemedin bir sezon stoperde görev yapmış oyuncuya biz hemen "Sivok orta sahada oynamaz, çünkü orta saha oyuncusu değil" diyebiliyoruz. Aklınız alıyor mu? Sivok'un hangi stoperlik özelliği onu Milan seviyesinin oyuncusu yapabilir? Sivok esasında hızlı, hamle zamanlaması iyi bir oyuncu değil ki. Ayrıca bir Toraman, bir Servet hatta bir Gökhan Zan kalçasına, gücüne sahip olduğunu da söyleyemeyiz. Fenerbahçe maçında Deivid'in dayadığı kalça, çoğu zaman Sivok'un dengesini yitirmesine sebep oldu. Beşiktaş'ın bir üst sınıf takım olabilmesi için Sivok'un orta sahada görevlendirilmesi gerekir. Sivok'un kariyeri bize bunu söylüyor. Sivok'u Sivok yapan, Milli takımına seçilmesini sağlayan pozisyonu yukarıda örneklerinde görüldüğü gibi orta sahadaki katkısı. Sivok bundan sonra kendini daha iyi bir futbolcu yapacak atletizme sahip olamaz. Oysa Sivok'un mevcut devamlılığının üzerine onun oyun zekasını ve basit oyun anlayışını sergileyebileceği serbestiyet verirseniz Türkiye Ligi'ndeki her ortasahayı Ernst'le birlikte domine edebilecek potansiyele sahiptir. Savunmada Toraman'ın yanında kim mi oynayacak? Zapotocny'i boşuna mı almıştınız?
29 Mart 2009 Pazar

Nerede Bizim Çocuklar?

Dün Slovakya ile İngiltere hazırlık maçında karşı karşıya geldiler. Bizim Holosko maça yedek başladı. Genel istatistiğe baktığımızda Mintal ve Vittek'in yedeği konumunda olduğunu görüyoruz. Mintal Nurnberg'in, Vittek ise Lille takımının forveti. Slovak takımının orta sahasında bizim yıllar önce yolladığımız Miroslav Karhan oynuyor. Savunmada ise tanıdık bir isim var; Roman Kratochvil. Bu arada, transfer listesinde olduğu söylenen Marek Sapara da Napoli'de oynayan Marek Hamsik'in ve bizim Miroslav Karhan'ın yedeği konumunda. Holosko'nun 31 maçta 4 gol atma gibi enteresan bir istatistiğe de sahip olduğunu ekleyelim... Övgüyle bahsettiğimiz Tomas Sivok ve Tomas Zapotocny'nin durumları ise daha vahim. Zira onlar artık milli takımlarına yedek olarak bile çağırılmıyorlar. Hatırlarsanız Euro 2008'de Sivok kadroda yer alıp oynama başarısını gösterememişti. Zapotocny ise Çek kadrosunun 28. sıradaki futbolcusu idi ve kadro 25'e inince dışarıda kalmıştı. Bu noktada Çek'lerin Türkiye maceralarının Milli takım kariyerlerine olumlu bir etki yapmadığını da rahatlıkla görebiliyoruz. Peki bizimkiler yokken kimler var milli takımlarında, bir de ona bakmak lazım. Savunma bölgesinde Grygera, Rozenhal, Jankulovski, Ujfalusi gibi "kemik" isimler mevcut. Ancak bizim sezon başında sol bek için tercih etmediğimiz Michal Kadlec (Leverkusen) ve 20 yaşındaki Sparta Prag stoperi Marek Suchy kendilerine kadroda yer açmayı başarmışlar. Sivok'un yer bulabileceği ortasahada ise Çek Cumhuriyeti sıkıntı yaşıyor. Zira oyuncu kalitesi bir yana, oyuncuların oynadığı takımların kalitesinin düşük olduğunu görüyoruz; Anderlecht, West Ham, Copenhagen, Osasuna, Reading gibi takımların arasında "Beşiktaş" ismini sokamamışız... Beşiktaş'ın ve oyuncularının Avrupa futbolunun neresinde olduğunu anlamamıza yardımcı olur diye düşünüyorum...
25 Mart 2009 Çarşamba

İnadına Sivok - Ernst

Tüm arkadaşlardan özür dilerim, gene dayanamayacağım. Üçü bir arada oynasın tamam ama dizilimleri böyle olmasın. Cisse eğer illa oynatılacaksa sağ bekte oynatılsın. Sivok'a haksızlık etmeyin. Mustafa Denizli'nin oyunculara verdiği görev tanımları böyle. Cisse oynayınca ona biraz daha serbesti tanıyor. Cisse'yi savunma aksiyonlarının baş aktörü olarak konumlandırmıyor. Belki yapamayacağını düşünüyor belki de sebebi başka, bilemiyorum. Sivok'un ortasahada olduğu bir Beşiktaş'ın temel sıkıntısı -aylardır söylüyorum- Sivok'un stoperlerin çok içine girmesi. Peki kardeşim Sivok mu istiyor bunu yoksa Mustafa Denizli? Şimdi Sivok stoperlerin arasına giriyor diye "Stoper oynasın" diyebilir misiniz? Bunların tamamı Denizli'nin tercihi. Denizli Cisse'yi stoperlerin arasına sokmuyor çünkü Cisse'nin o işte başarılı olacağına inanmıyor demek ki. Herve Tum markajında başarılı olamayacağını düşünüyor öyleyse. Tamam da Sivok'un suçu ne? Eksiği ne? Bana Cisse'nin Sivok'tan daha ofansif bir oyuncu olduğunu kimse anlatmasın. Cisse'nin golü var mı beyler? Sivok'un Fenerbahçe deplasmanında ofsayt gerekçesiyle verilmeyen golünü hatırlayın. Akan oyunda rakip kaleye en yakın oyuncuydu Sivok. Müthiş paslar atmayabilir, topla arası da inanılmaz olmayabilir. Ama Cisse 3 giderse Sivok 10 gider. En az Cisse kadar da iş yapar kimsenin şüphesi olmasın. Gelelim Zapotocny'e. Sezon başında Aceto'nun anketinde Beşiktaş'ın en iyi transferi olarak Zapotocny'i göstermişlerdi. Bizim aramızdan da methiyeler düzenleri hatırlıyoruz. Hatırlamıyorsak ta kolay; Tomas Zapotocny. Bu methiyeleri siz düzdünüz, ben değil. Şimdi bu müthiş stoper oynamasın da Sivok oynasın diyorsunuz. Beyler Zapotocny'i nasıl bu kadar kolay harcarsınız? Veya madem harcıyorsunuz, öyleyse sezon başında yazdıklarınız ne olacak? Bu adam büyük düşüş mü yaşadı, nedir? Toraman bu kadar formda ve Çek'lere göre farklı özelliklere sahipken "Sivok oynasın, Zapo oynamasın" demek bu kadar kolay mıdır?
24 Mart 2009 Salı

Üçü Bir Arada

çok sevgili ve çok sayın hocam mustafa denizli, Tomas sivok. Fabian ernst. Edouard cisse. Oynasınlar hocam üçü bir arada, kalsınlar üçü bir. Stoperde sivok, önlerindeki ikilide Fabian ve Edouard. Beş maç üst üste hiç elleşmezsen şampiyon oluruz bu ligde inan. Gençlerbirliği maçında rakibi boğan, oyunun her anında üstünlük sağlayan formül buydu. Daha fazla üstüyle başıyla oynamaya gerek yok, lütfen hocam. Cisse'nin orta sahada savruk gözüken bir oyunu olsa dahi ne kadar fazla top çaldığını ve rakip pozisyonları başlamadan bitirdiğini görüyoruz hocam. Ernst'in onunla oynarken çok daha etkili olduğunu da. Geride Toraman ve Sivok'la, önlerinde bu ikiliyle çok daha dominant olacağımızı da biliyoruz hocam, sen de biliyorsun. Beş hafta hocam, altı hafta şu kadro ile bitirelim artık bu işi, bu kadar ikram edilmişken çevirmeyelim elimizin tersiyle. Haddim değil sana akıl vermek, yol göstermek biliyorum hocam, bu da öylesine bir taraftar isteği olsun varsın. Sivok stoper, önlerindeki ikili de Ernst ve Cisse hocam. Üçü bir arada. Hadi.
25 Ocak 2009 Pazar

Tomas Sivok

Tomas Sivok tartışmasız Beşiktaş'ın bu seneki en iyi transferi. Oyuncuları da tek tek incelersek -bence- Beşiktaş takımının da uzak ara en iyi oyuncusu. Takımdan Zapotocny'i çıkarsan yerine girecek oyuncuyla Zapotocny arasında çok fark olacağını düşünmüyorum. Tello'nun bir alternatifi rahatlıkla bulunur. Forvette Bobo bile yedek kalabiliyor, kim girse çıksa çok fazla kalite değişimi yaşanmıyor. Sağ bek zaten verimsiz. Ekrem Dağ'ın yeri kesinlikle orası değil. Holosko zaten verimsiz. Cisse hayalet, Üzülmez hala bırakmadı. İşte bu şartlar altında Sivok, Beşiktaş'ın tek "olmazsa olmaz" oyuncusudur. Oyunun iki yönüne katkı veren yapısı nedeniyle bırakın Beşiktaş'ı, tüm ligde bile aranan oyuncudur. Sivok bugün Fenerbahçe'de olsa idi Fenerbahçe'nin bugünkünden farklı bir noktada olduğunu konuşuyor olabilirdik. Şimdi bir çok sporsever Zapo-Sivok stoper ikilisini hayal ediyorlar. Açıkçası benim bu fikre katılmam asla mümkün değil. Sivok iyi bir stoper olabilir. Sivok'un stoperde oynaması Beşiktaş geri dörtlüsünü daha iyi bir hale getirebilir. Ancak futbol sadece İleri ikili, orta dörtlü, geri dörtlü diye ayrılamayacak kadar komplike bir oyun. Bu bağlamda, Sivok'u stoper mevkiine çekip, "Veysel, Roberts, Beto'yu ve benzerlerini kitle" emri vermek, Sivok'un yeteneklerine haksızlık etmek olur. Beşiktaş'ın bu saatten sonra maceraya atılacak vakti yok. Kafasında bazı oyuncuları ve pozisyonları netleştirip kalan noktalara çözüm arayacak. Dünya futbolunda hangi sistemle oynarsanız oynayın ortasahanın ortasına iki savaşkan orta saha yerleştirmekle başlıyor her şey. Beşiktaş bu adamların birini bulmuş; Sivok. Tek gereken 2.yi bulabilmek. Beşiktaş Mustafa Denizli döneminde belli bir oyun şablonuna sadık kalmadı. Önce üçlü savunma ile başladı, son 2-3 aydır da 4-3-3 düzeniyle oynuyor. Orta üçlünün ortasındaki adam da "deneme" yapılan maçlar hariç hep Tomas Sivok. Orta üçlü dünyanın hangi takımı üzerine konuşuyorsak konuşalım, oyunun kalbini işaret eder. Barcelona'da Messi-Henry-Etoo üçlüsü vardır belki ama o oyuncuları başarılı kılan arkadaki Toure, Xavi, İniesta gibi oyunculardır. Çünkü topun Messi'yi gitmesi kadar önemli olan şey, o topun Messi'ye nerede nasıl gittiğidir. Bugün Messi-Henry-Etoo üçlüsünü Beşiktaş'a koysak, onların Barcelona'daki bu iyi oyunlarını oynayamayacaklarını kabul etmemiz gerekir. Bunun tek açıklaması, onlara servis yapan oyuncuların kalitesidir. Şimdi Beşiktaş oyuncu arıyor. Sobolowski'den Tjikuzu'ya kadar isimler dolanıyor. İsimleri bilmem de oyuncunun özelliklerinin ne olması gerektiğini söyleyebilirim; Sivok'u savunmanın önüne yerleştiriyorsak, Delgado/Yusuf'u da forvetin arkasına yerleştiriyoruz. İşte aranan oyuncu tam da bu iki oyuncu arasındaki bağlantıyı sağlayacak oyuncu olmalıdır. Yani burada ihtiyaç olunan oyuncu tipi Sivok'tan da Delgado'dan da farklı. Her ikisinden de özellikler barındıran ancak iki oyuncu tipinin de sahip olduğu baskın oyun özelliklerine daha düşük oranda sahip olan bir oyuncu. Peki kim bu mesela? İsimler önemli değil, oyuncu profilini anlatmak açısından; Emre Belözoğlu, Ayhan Akman, Uğur İnceman, Selçuk İnan, Nuri Şahin, Baris Ozbek, Murat Ceylan... Sivok'tan yola çıktık ve yine yeni transfere geldik. Ama şunu da unutmayalım ki o transferin doğru oyuncu tipi olması, Sivok'un da Delgado'nun da performansını artıracak bir etki yapacaktır. Bu bağlamda, iyi bir oyuncu olmasına rağmen Razundara Tjikuzu Beşiktaş için doğru transfer olmayabilir. Çünkü Sivok'u tamamlayıcı özelliğinden çok, Sivok'a benzer bir oyun karakteri vardır. Ha alınmasın mı? Eğer bütçe buysa alınsın elbette. Oyun karakteri Delgado'ya benzer olmasındansa Sivok'a benzer olmasında fayda vardır. Şakayla karışık, şu takımda 6 tane sivok olsa her sene kesin şampiyon oluruz der köşeme çekilirim. Not: Elindeki bayrak, Slavia Prag bayrağı.
3 Haziran 2008 Salı

Udinese Zengin Oldu


Son dönemde Beşiktaş yönetimi, belirlediği kulüpleri zengin etme yoluna gidiyor. Vestel Manisa örneği ortada duruyor

Filip Holosko = 5 Milyon Euro + Burak Yılmaz ( 2 Milyon Euro ) + Koray Avcı ( 1 Milyon Euro )

Filip Holosko = 8 Milyon Euro

Eder mi? Bence uzaktan yakından alakası yok. Bobo eder mi? Onun da uzaktan yakından alakası yok.

Gelelim Tomas Sivok'a. Sivok'un Udinese maliyeti nedir? Cevap: 1.985.000 Euro.

Nasıl fiyat? Alıyorsunuz, 3-5 maç oynatıp kiraya veriyorsunuz. Sonra da maliyetinin iki katına pazarlıyorsunuz (4.000.000 Euro).

Zapotocny ile Sivok'un toplam bonservislerinin 7 milyon euro civarında olduğu söyleniyordu. Bu mantıkla Zapotocny'nin de bonservis maliyeti 3.000.000 Euro civarında demektir.

Sizce Zapotocny Udinese'ye hangi şartlarda transfer olmuştur? 3.000.000 Euro? 5.000.000 Euro? Hayır yanıldınız arkadaşım, maliyeti; 500.000 Euro.

Udinese İçin; Sivok + Zapotocny = 2.485.000 Euro
Fenerbahçe İçin; Emre Belözoğlu = 4.400.000 Euro
Trabzonspor İçin; Burak Yılmaz + Selçuk İnan = 4.000.000 Euro
Beşiktaş İçin; Filip Holosko = 5.000.000 Euro + Burak Yılmaz + Koray Avcı
Beşiktaş İçin; Sivok + Zapotocny = 7.000.000 Euro

Gözlerinizden Öperim...

Uyanın!
22 Mayıs 2008 Perşembe

Pazarcı Geldi Haanım...

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
SIRKETIMIZ, ITALYA FUTBOL TAKIMLARINDAN UDINESE'DE FORMA GIYEN ANDREA CODA VE
TOMAS SIVOK ILE; LAZIO'DA FORMA GIYEN GUGLIELMO STENDARDO'NUN TRANSFERLERI
KONUSUNDA KENDILERI VE KULUPLERI ILE GORUSMELERE BASLAMISTIR. ***BJKAS***


***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
SIRKETIMIZ, FRANSA FUTBOL TAKIMLARINDAN RACING CLUB DE LENS'IN OYUNCUSU ADAMA
COULIBALY'IN TRANSFERI KONUSUNDA KENDISI VE KULUBU ILE GORUSMELERE BASLAMISTIR. ***BJKAS***

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
SIRKETIMIZ, AVUSTURYA FUTBOL TAKIMLARINDAN SV MATTERSBURG'DA FORMA GIYEN CEM
ATAN'IN TRANSFERI KONUSUNDA KENDISI VE KULUBU ILE GORUSMELERE BASLAMISTIR. ***BJKAS***

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
SIRKETIMIZ, ALMANYA FUTBOL TAKIMLARINDAN SCHALKE 04'DE FORMA GIYEN MARCELO
BORDON VE LEVAN KOBIASHVILI'NIN TRANSFERLERI KONUSUNDA KENDILERI VE SCHALKE 04
KLUBU ILE GORUSMELERE BASLAMISTIR. ***BJKAS***

***BJKAS*** BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
SIRKETIMIZ, YUNANISTAN FUTBOL TAKIMLARINDAN PANATHINAIKOSUN OYUNCUSU ANTHONY
SERIC'IN TRANSFERI KONUSUNDA KENDISI VE KULUBU ILE GORUSMELERE BASLAMISTIR. ***BJKAS***

Ara