Jessie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jessie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Kasım 2010 Pazartesi
Jessie => Gürcan Ulusoy
Kişisel bir takım işler ve telaşlar nedeniyle bir süre blogdan uzak kaldım. Dönüşte de yıllardır kullandığım nick'imden ismime geçiş yapıyorum. Sonra sormayın bu kim diye...Bir süredir ne buraya ne de yazı yazdığım diğer mecraya ( sporyazarlari.net ) yazı göndermiyordum. İçimden gelmiyordu. Uzaklaşmıştım. Bir de, ne yazarsan yaz, yazıyı ve seni kafasında oturttuğu kalıplar içerisinde değerlendiren bir kitle oluşmuştu... "Beşiktaş'ın Hıncal'ı" dediler... Hıncal nitelemesinden de rencide olduğum yok, onu da söyleyeyim. Biz resmi sitede "Pembe Kazaklı Hıncal Uluç" basın açıklamalarının değil, gerekirse Hıncal Uluç'ların da yanında oluruz...
Her dediğimin, her yazdığımın arkasındayım. "Çok saçma!" diye gelen geri bildirimlere kulağım kapalı. Çünkü sorduğum ve yazarken cevabını aradığım tek soru var; "Neden?"
Bu bloga yazarkenki keyif - samimi söylüyorum - bambaşka. Daha çok okunan, daha meşhur bir yerde yazmanın bu kadar tadı yok. İstiyorum ki bu blog da daha çok tanınır, takip edilir olsun. Diğer yandan da -siz- kemik okuyucu ve yorumcu kitlemiz değişmesin istiyorum...
Neyse efendim...
"Ekşi Beşiktaş'ta küslük olmaz, herkes elini taşın altına sokacak..."
www.twitter.com/gurcanulusoy
Her dediğimin, her yazdığımın arkasındayım. "Çok saçma!" diye gelen geri bildirimlere kulağım kapalı. Çünkü sorduğum ve yazarken cevabını aradığım tek soru var; "Neden?"
Bu bloga yazarkenki keyif - samimi söylüyorum - bambaşka. Daha çok okunan, daha meşhur bir yerde yazmanın bu kadar tadı yok. İstiyorum ki bu blog da daha çok tanınır, takip edilir olsun. Diğer yandan da -siz- kemik okuyucu ve yorumcu kitlemiz değişmesin istiyorum...
Neyse efendim...
"Ekşi Beşiktaş'ta küslük olmaz, herkes elini taşın altına sokacak..."
www.twitter.com/gurcanulusoy
Etiketler:Gürcan Ulusoy,Jessie | 24
Yorum
9 Nisan 2009 Perşembe
Nereden Nereye
Bu 1 ay önceki bahis oranları;
Bu da bugünün bahis oranları;
O zaman da söylemiştik 1 ay önceki bahis oranları abzürttü. En azından bana göre öyleydi. Alın size Jessie'nin mevzubahis yorumu. O dönem 7.0 verilen Beşiktaş bugün 1.90'a kadar inmiş durumda. Bizi dinleyip oynayanlar iyi para kazanacak gibi gözüküyor...
Etiketler:Jessie,Mevzubahis | 1 Yorum
7 Nisan 2009 Salı
Beşiktaş'a Ceza Vermek Zorundasınız
6 Nisan 2009 Pazartesi
5 Nisan 2009 Pazar
Nobre Gitsin, Batuhan Gelsin!
1-Yeteneği kısıtlı, çalım atamayan Beşiktaş'ın oyuncu olmadığı her halinden belli Nobre gidiyorsa gitsin.
2-Bizim Beşiktaş'lı Batuhan'ımız var. 5 tane Nobre eder...
3- Raul / Casillas kaç yaşında forma giymeye başladılar?
4- Basın Batuhan'ın üzerine çok gidiyor...
5- O daha çocuk...
6- Genç dediğin gezecek...
Ne dersiniz biz de seneye takımı Batuhan'ın etrafında mı kurarız takımı? Veya en olmadık yerde yaptığı en olmadık harekete ne kadar tahammul ederiz? Sizi bilmem ama benim çizgim hiç değişmeyecek. Bizden oraya, oradan şuraya, oradan da Real Madrid'e bile gidecek olsa arkasından ah çekmem. Altyapısı eksikmiş... Beni ilgilendirmiyor. Ben "Beşiktaş" takımının taraftarıyım. Beni Batuhan'ın kariyer gelişimi hiç ilgilendirmiyor!
Batuhan Barda Sabahladı!
Etiketler:Batuhan Karadeniz,Jessie | 21
Yorum
3 Nisan 2009 Cuma
Erman Kılıç Beşiktaş'ta
Şampiyonluğa giden Beşiktaş'ımızda gelecek sezonun çalışmalarına şimdeden başlamış bulunmaktayım. Erman Kılıç ligimizdeki en iyi sol açıklardan biridir. Topsuz koşu olayının erbabıdır. Koşacak bir alan bulduğu zaman hızının da avantajıyla tek yapmanız gereken topu önüne bırakmaktır. Enteresan bir şekilde bir kanat oyuncusunun nasıl oynaması gerektiğinden örnekler verir; topu alacağı, vereceği, kaçacağı yeri ezberlemiştir ve onu uygular.
1983 doğumlu bu sol açık, 2 sezon önce Elazığspor forması giymekte idi. Lig A'da ligin en iyi ortasaha oyuncusu seçilen futbolcu aynı zamanda takımının en çok gol atan oyuncusuydu.
Bazı bloglarda; şuradan Erman'la Beşiktaş arasındaki ilişkinin flörtten çıkıp evliliğe doğru gittiği yazılıyor. Güzel haberler bunlar... Şimdi Erman'ı seyretmemiş olanlara kestirmeden nasıl anlatırım diye düşünüyorum da; Ekrem Dağ'ın sol kanattaki versiyonu diyebiliriz...
Ne güzel işte, Beşiktaş futbolcularındaki şu "Anadolu çocuğu" tavrı çok hoşuma gidiyor... Umarım haberlerin aslı vardır, sezon sonunda Erman'ı biz kaparız. Ersun hocayı biraz biliyorsam Murat ve İsmail'den sonra Erman'a da musallat olmaya başlamıştır. Gerçi gelecek sezon orada olacak mı o da muallak ya neyse...
Etiketler:Erman Kılıç,Jessie | 12
Yorum
2 Nisan 2009 Perşembe
Fair Play Tablosu
31 Mart 2009 Salı
Murat Ceylan / İsmail Köybaşı / Sağ Bek
Bugün medyaya yansıyan haberlere göre Trabzonspor da tıpkı bizim gibi bu futbolcularla ilgileniyor. Bizim Mehmet Topuz transferiyle sükse peşinde koşacağımıza bu tip oyunculara yönelmemiz gerekiyor. Hele bu iki futbolcu ortasaha ve sol bek gibi mevkilerde oynayan oyuncular olunca...
..........................Hakan......................
.......Yabancı - Toraman - Sivok - İsmail......
.....................Ernst - Murat...................
.............Holosko - Delgado - Tello.............
..........................Nobre ......................
gibi genel olarak koşan / basan ve Tello Delgado Ernst gibi oyuncularla da sahaya akıl getiren bir takım olabiliriz. Hem de Cisse'nin yeri bir Türk futbolcuyla dolduğundan 11'de oynayacak bir sağ bek takviyesi bile yapılabilir. Gidip Marek Sapara gibi vasat bir Milli takımın 11'inde yer almayan yabancılar alacağımıza...
Şu kadroda eksik elemanların toplam maliyeti 6-7 milyon civarında olur. Bu kadroyu kurar ve hiç biri 30'a gelmemiş bu elemanlardan minimum 5 sene faydalanırsınız. Aralarında en yaşlısı Fabian. O da 30-31. Net oynar o 4 sene daha.
Yıllardır ben bunu söylüyorum aslında. İyi kötü bir kadro kuruldu. Artık tek yapılacak şey bu kadronun arkasında durmak. Delgado Bobo Holosko gitsin diyorum ama eğer akılları buradaysa dursunlar. İyi oldukları için değil, istikrar için. Artık seneye yaz kampında herkes elinde kalem kağıtla kadro yapmasın. Nasıl olur da yeni sağ bek / Ernst / Holosko üçgenleri kurulabilir bunlar tartışılsın.
Şu kurulan kadro, Galatasaray ve Fenerbahçe kadroları ne olursa olsun istikrar sağlarsa şampiyonluğun favorilerinden biri olur. Fener isterse gitsin Adriano'yu alsın..
Tek yapılması gereken eksik şu 3 mevkiyi doğru oyuncularla dolduralım. Gördüğümüz kadarıyla İsmail ve Murat doğru oyuncular. Hepsinden öte, kafa karıştırmayan oyuncular. Mehmet Topuz geldiğinde Holosko ne olacak şimdi diye düşünmek istemiyorum.
Zapotocny'nin doğal yedek olacağı şu kadroda (Bobo ve Cisse'nin gittiği hesabıyla) sağ bek dışında bir yabancı hakkımız daha olacaktır. Kafa karıştırmaya gerek yok, maliyeti düşük bir ortasaha oyuncusuyla kadroyu bitirebiliriz.
Artık şu kadroda ısrar edelim. Sezon sonu Zapotocny gönderilmesin. Hatta maaş indirimini kabul edecekse Cisse bile kalabilir. Futbol takımı bu kadar düzlüğe çıkmışken ve eksikleri gün gibi ortadayken Mehmet Topuz gibi oyuncularla mevcut yapıya zarar vermeyelim. Eksikleri tamamlayıp sistemi mükemmelleştirmeye çalışalım.
Sürekli başarıya bu kadar yakınken bu treni yanlış tercihlerle kaçırmayalım...
30 Mart 2009 Pazartesi
Lincoln Yarın Dönüyor
Ntvspor.com bir haber yaptı, 1 haftadır geçerliliğini koruyor. Güya her gün yeniliyorlar haberi ama her seferinde "Yarın Dönüyor". Galatasaray'lılar kızmasın, Beşiktaş ta bu tarz oyunculardan çok çekmiştir. Mesela Amokachi gitti mi gelmezdi... Başka kim vardı gittiği zaman dönmek bilmeyen? Bizim Cisse 2 gün geç geldi de olay olmuştu... Şimdi Beautiful Freak sinirlenir, gitti mi gelmeyen çirkef futbolcu istiyorum diye çıkıverir...
29 Mart 2009 Pazar
Nerede Bizim Çocuklar?
Dün Slovakya ile İngiltere hazırlık maçında karşı karşıya geldiler. Bizim Holosko maça yedek başladı. Genel istatistiğe baktığımızda Mintal ve Vittek'in yedeği konumunda olduğunu görüyoruz. Mintal Nurnberg'in, Vittek ise Lille takımının forveti. Slovak takımının orta sahasında bizim yıllar önce yolladığımız Miroslav Karhan oynuyor. Savunmada ise tanıdık bir isim var; Roman Kratochvil. Bu arada, transfer listesinde olduğu söylenen Marek Sapara da Napoli'de oynayan Marek Hamsik'in ve bizim Miroslav Karhan'ın yedeği konumunda. Holosko'nun 31 maçta 4 gol atma gibi enteresan bir istatistiğe de sahip olduğunu ekleyelim...
Övgüyle bahsettiğimiz Tomas Sivok ve Tomas Zapotocny'nin durumları ise daha vahim. Zira onlar artık milli takımlarına yedek olarak bile çağırılmıyorlar. Hatırlarsanız Euro 2008'de Sivok kadroda yer alıp oynama başarısını gösterememişti. Zapotocny ise Çek kadrosunun 28. sıradaki futbolcusu idi ve kadro 25'e inince dışarıda kalmıştı. Bu noktada Çek'lerin Türkiye maceralarının Milli takım kariyerlerine olumlu bir etki yapmadığını da rahatlıkla görebiliyoruz. Peki bizimkiler yokken kimler var milli takımlarında, bir de ona bakmak lazım. Savunma bölgesinde Grygera, Rozenhal, Jankulovski, Ujfalusi gibi "kemik" isimler mevcut. Ancak bizim sezon başında sol bek için tercih etmediğimiz Michal Kadlec (Leverkusen) ve 20 yaşındaki Sparta Prag stoperi Marek Suchy kendilerine kadroda yer açmayı başarmışlar. Sivok'un yer bulabileceği ortasahada ise Çek Cumhuriyeti sıkıntı yaşıyor. Zira oyuncu kalitesi bir yana, oyuncuların oynadığı takımların kalitesinin düşük olduğunu görüyoruz; Anderlecht, West Ham, Copenhagen, Osasuna, Reading gibi takımların arasında "Beşiktaş" ismini sokamamışız... Beşiktaş'ın ve oyuncularının Avrupa futbolunun neresinde olduğunu anlamamıza yardımcı olur diye düşünüyorum...
Etiketler:Filip Holosko,Jessie,Tomas Sivok,Tomas Zapotocny | 6
Yorum
28 Mart 2009 Cumartesi
Hangi Milli Takım?
Bir Beşiktaş'lı için -eğer biraz hafızası da kuvvetli ise- milli takımla gönül bağı kurmak çok zor bir iştir... Üç fotoğraf daha girer, beş fotoğraf çıkar. Buralara takılmayalım.
Senin en iyi döneminde en iyi oyuncuların kadroya alınmamışlar (İbrahim Toraman). Alınmışlarsa da yeteri şans verilmemişler. En iyi döneminde İlhan Mansız yedek kalmış. Nihat İspanya'ya transfer olunca Beşiktaş'lı! etiketini kenara koyup Milli olabilmiş, Ahmet Dursun en iyi döneminde o formayı giyememiş. Feyyaz, Mehmet ve daha bir çok sporcun Beşiktaş forması giyiyor olmanın bedelini ödemiş. Aynı zamanda bu futbol yapısı içinde senin şampiyonlukların kupaların elinden almış, ensene tokat atıp lokmanı çalmışlar... Biz senelerce ne gözyaşı dökmüşüz bilir misiniz?
Biz yıllarca Arda'nın "aldığı" kornerlerle, penaltılarla kahrolmuşuz. Dün Arif olmuş, bugün Arda olmuş, yarın Adnan olmuş...
Sonra bayrağın ardına geçip bu düzenin Milli takımına destek vermemiz istenmiş...

Şimdi Uğur Boral orta yapınca Tuncay indirip Arda atınca nasıl sevineceğiz? Aurelio'ya her top gelişinde Ricardinho'yu nasıl olacak ta hatırlamayacağız? Fatih Terim her kareye girdiğinde hangi anılarımız canlanacak?
Bu sporcuları bir Beşiktaşlı olarak nasıl "bizim çocuklar" addedeceğiz?
Bizim gibi "spor" severleri bu noktaya getirenler utansın...

Şimdi Uğur Boral orta yapınca Tuncay indirip Arda atınca nasıl sevineceğiz? Aurelio'ya her top gelişinde Ricardinho'yu nasıl olacak ta hatırlamayacağız? Fatih Terim her kareye girdiğinde hangi anılarımız canlanacak?
Bu sporcuları bir Beşiktaşlı olarak nasıl "bizim çocuklar" addedeceğiz?
Bizim gibi "spor" severleri bu noktaya getirenler utansın...
25 Mart 2009 Çarşamba
İnadına Sivok - Ernst
Tüm arkadaşlardan özür dilerim, gene dayanamayacağım. Üçü bir arada oynasın tamam ama dizilimleri böyle olmasın. Cisse eğer illa oynatılacaksa sağ bekte oynatılsın.
Sivok'a haksızlık etmeyin. Mustafa Denizli'nin oyunculara verdiği görev tanımları böyle. Cisse oynayınca ona biraz daha serbesti tanıyor. Cisse'yi savunma aksiyonlarının baş aktörü olarak konumlandırmıyor. Belki yapamayacağını düşünüyor belki de sebebi başka, bilemiyorum.
Sivok'un ortasahada olduğu bir Beşiktaş'ın temel sıkıntısı -aylardır söylüyorum- Sivok'un stoperlerin çok içine girmesi. Peki kardeşim Sivok mu istiyor bunu yoksa Mustafa Denizli? Şimdi Sivok stoperlerin arasına giriyor diye "Stoper oynasın" diyebilir misiniz? Bunların tamamı Denizli'nin tercihi. Denizli Cisse'yi stoperlerin arasına sokmuyor çünkü Cisse'nin o işte başarılı olacağına inanmıyor demek ki. Herve Tum markajında başarılı olamayacağını düşünüyor öyleyse. Tamam da Sivok'un suçu ne? Eksiği ne?
Bana Cisse'nin Sivok'tan daha ofansif bir oyuncu olduğunu kimse anlatmasın. Cisse'nin golü var mı beyler? Sivok'un Fenerbahçe deplasmanında ofsayt gerekçesiyle verilmeyen golünü hatırlayın. Akan oyunda rakip kaleye en yakın oyuncuydu Sivok. Müthiş paslar atmayabilir, topla arası da inanılmaz olmayabilir. Ama Cisse 3 giderse Sivok 10 gider. En az Cisse kadar da iş yapar kimsenin şüphesi olmasın.
Gelelim Zapotocny'e. Sezon başında Aceto'nun anketinde Beşiktaş'ın en iyi transferi olarak Zapotocny'i göstermişlerdi. Bizim aramızdan da methiyeler düzenleri hatırlıyoruz. Hatırlamıyorsak ta kolay; Tomas Zapotocny. Bu methiyeleri siz düzdünüz, ben değil. Şimdi bu müthiş stoper oynamasın da Sivok oynasın diyorsunuz.
Beyler Zapotocny'i nasıl bu kadar kolay harcarsınız? Veya madem harcıyorsunuz, öyleyse sezon başında yazdıklarınız ne olacak? Bu adam büyük düşüş mü yaşadı, nedir? Toraman bu kadar formda ve Çek'lere göre farklı özelliklere sahipken "Sivok oynasın, Zapo oynamasın" demek bu kadar kolay mıdır?
Etiketler:Jessie,Tomas Sivok | 24
Yorum
23 Mart 2009 Pazartesi
Delgado / Bobo / Holosko / Batuhan
Takım şampiyonluğa gidiyor, senin yaptığın iş mi diyenleri duyuyorum ama yapacak bir şey yok. İçimden bu geliyor. Hıncal Uluç vari bir yaklaşımla "Beşiktaş şampiyon olsa bile Delgado / Bobo / Holosko'yla yollar ayrılmalı demekten kendimi alamıyorum.
Sivas maçında gördük. Bir futbolcu sakat olabilir, morali bozuk olabilir. Her şey olabilir... Ancak sebep ne olursa olsun, hiç bir futbolcu kendi cezasahasının hemen önünde "ince çalım" yapmaya çalışamaz. Evet, konumuz Delgado. Üç defa estetik pas verme gayretiyle tam da kale önünde top kaptırdı. Delgado efendi... En estetik pas, isabetli pastır. Bize Güney Amerika'dan yeni esintiler sunmaya çalışma, orada Sivas ayazı hüküm sürüyor...
Bobo ve Holosko'ya gelince. Bugün Galatasaray'da bir Lincoln problemi varsa bunun sebebi Lincoln taç atarken heyecanlanıp Lincoooooln Lincoooooln diye tezahürat yapan taraftar tipidir. İşte bu taraftar tipinin Beşiktaş'taki tezahürü de Bobooooo Bobooooo diye tezahürat yapıyor. Devre arasından beri "Bobo oynamalı" diyenler şimdi nerede? Soruyorum, neredeler? Şimdi de yeni bir laf çıkardılar Bobo ile Nobre çift forvet oynamalı diye. Oldu olacak takımı Bobo'ya göre şekillendirelim, her top Bobo'ya atılsın o da gol kralı olsun, siz mutlu olun... Holosko -her ne kadar Yuki The Zorba'nın dediği gibi tribünün çocuğu da olsa - benim için heyecan veren bir isim olmaktan çok uzak bir performans sergiliyor. 3 maç 5 maç bir oyuncunun kötü oynamaya hakkı vardır. Ancak bir oyuncu sezonun genelinde kötü oynamışsa o futbolcuya hala sempati duymamı da kimse beklemesin. Tribünün çocuğu olabilir, benim değil. Benim futbol oynamayan futbolcuya tahammülüm yok.
Bu sene Beşiktaş şampiyon olacaksa -Beautiful Freak senden de özür diyorum ama- Delgado / Bobo / Holosko üçlüsüne rağmen olacaktır. Ben Tello'ya da gerektiğinde sallayabilen bir taraftar tipiyim. Ama Galatasaray maçında da Sivas maçında da -yani gerekli olduğunda- sorumluluk alıp oynama isteğine de saygı duyuyorum. Tello en azında bir katkı yapıyor. Bu katkının devamlılığı yok, inişi çıkışı çok ama olsun.
Neticede sezon sonundaki sıralamamız ne olursa olsun Delgado / Bobo / Holosko üçlüsünden kurtulup kafasında futbol olan ve daha iyisini isteyen futbolcularla yola devam etmeliyiz. Beşiktaş bu sezon şampiyon olursa en iyi kadroya sahip takım olduğu için olmayacak. En çok isteyen takım olduğu için olacak. Peki Bobo mu Holosko mu o adam? Hayır! Toraman, Sivok, Nobre, Ekrem vs... Peki her sene bunlardan aynı şeyi bekleyebilir miyiz? Beşiktaş bu ligin en iyi kadrosu addedilmiyorsa, bunun nedeni Toraman, Sivok falan mıdır yoksa Holosko, Bobo, Delgado mudur?
Sorular da cevaplar da çok açık. Hatta dünkü oyunu gördükten sonra önümüzdeki sene Batuhan / Nobre seçiminde alınacak tutum da açık... Delgado / Bobo / Holosko / Batuhan hayali bizi şampiyon yapmaz. Beşiktaş'ın gerçekleri İbrahim Üzülmez'in inadı, Sivok'un agresifliği, Toraman'ın yüreği, Nobre'nin ciğeri, Ernst'in aklıdır. Holosko'nun dripling yeteneği, Bobo'nun golcülüğü, Batuhan'ın potansiyeli bunun yanında fasa fisodur...
20 Mart 2009 Cuma
Baros Utandırıyor
Galatasaray taraftarının arasında Baros'un yaptıklarından utanmayan varsa bence biraz da kendini sorgulamalı. Bir kulüp ahlaktan, adaletten bahsedecekse önce kendi futbolcularına çeki düzen vermeli.
Adnan polat, her 15 günde bir hakemler ve adaletle ilgili demeç vereceğine Milan Baros'un hareketlerini süzmeli. Baros'un kendini atıp kazandığı penaltıdan sonra pişkin pişkin sevinerek adaletten bahsedemezsiniz. Ona bu etik değerleri öğretmeyen veya bunun için çaba sarfetmeyen bir kulüp yönetiminin hiç bir icraatı ciddiye alınmaz, alınmamalıdır!
Eğer şu oyuncu Beşiktaş forması giyseydi bizim tepkimiz farklı olur muydu? Şahsen benim nefret ettiğim bir oyuncu olurdu. Tıpkı Ali Tandoğan gibi, tıpkı Burak Yılmaz, Serdar Özkan gibi. Ha bu oyuncuların hiç biri Milan Baros düzeyinde bir ahlaki eksikliğe sahip değillerdi ama olsun... Değil Baros, Ronaldinho olsa Beşiktaş formasından uzak dursun bu tip insanlar...
Hepimiz Stephane Mbia'yız, ne diyeyim...
Etiketler:Jessie,Milan Baros | 23
Yorum
18 Mart 2009 Çarşamba
Arda Turan İmtiyaz Sahibi Olabilir Mi?
Düşünün ki, Turkcell Super Lig şampiyonluk mücadelesi veren iki takım karşı karşıya geliyorlar. Arda Turan ile Serkan Balcı bir ikili mücadeleye giriyor. Serkan Balcı'nın gaddarca bir faul yaptığını kabul edelim. Bu gaddarca faul için Serkan Balcı eleştirilecektir. Peki Arda'nın Hamburg maçıyla ilişkilendirilip eleştirilmesi ne kadar doğrudur? Aynı şekilde İspanya maçı öncesi...
Şimdi bazı Galatasaray taraftarları, "İspanya maçı öncesinde bu hareketlere gerek var mıydı?" kozu ile "Milli Takım"'ın arkasına saklanıyorlar bence. Bir Trabzonspor'lunun milli maça verdiği önemle bir Galatasaray'lının verdiği önem arasında ne fark olacak ki?
Ben sadece soru sormak istiyorum. Evet, milli oyuncular el üstünde tutulmalıdırlar, Avrupa Kupası'ndaki maçlar ülke için önemlidir, onları koruyalım diyeceksek bunu ortaya koyalım. Ama demeyeceksek, Arda Turan'ın sakatlanması üzerinden de ajitasyon yapmayalım.
En nihayetinde Turkcell Super Lig'de takımlar belli bir amaç doğrultusunda mücadele ediyorlar. O pozisyonda Serkan Balcı'nın kafasında "Yarın çarşıda nasıl yürüyeceğim" diye bir soru mu var yoksa "Aman Arda'ya bir şey olmasın, İspanya maçı çok önemli" mi var.
Veya tüm bunların dışında, Serkan Balcı'dan veya herhangi bir futbolcudan böyle bir yaklaşım bekleyebilir miyiz? Peki o zaman Bülent Korkmaz'ın "saha içinde babamı tanımam" açıklamalarını nereye koyacağız...
Medyamız kamuoyunu bu konuda doğru yönlendirmiyor diye düşünüyorum...
Afiyet Olsun!
Jean Tigana Al Hilal'de
Jean Tigana'nın kariyer hedefleri hakkında kafamda soru işaretleri oluşmaya başlıyor. Fulham'dan ayrılıyor, mahkemeler tazminatlar derken bir kaç sene takım çalıştırmıyor. Sonra nasıl olduysa Yıldırım Demirören'in aklına geliyor ve Tigana'yı getiriyorlar. 1,5 senelik çalışmanın ardından kavga dövüş Türkiye'den de ayrılıyor Tigana. Yine işsizlik dönemi, kendini şaraba veriyor... Çiftliğim, şaraplarım diyor başka bir şey demiyor. Yine o ara Fildişi Sahilleri milli takımıyla adı anılıyor. Mali asıllı Fransız için çok alakasız bir görev değil. Ama o iş te yatıyor. Tigana şarap, çiftlik derken bu sefer de Suudi Arabistan'ın Al - Hilal takımıyla karşımıza çıkıyor. Anlaşıldı deniyor ama anlaşılmazsa da şaşırmam, Tigana bu.
Tigane benim sevip saygı duyduğum bir teknik adamdır. Taktik bilgisi tartışma konusu olsa da kişiliğiyle Beşiktaş kulübü içinde Beşiktaş'ı temsil etmiştir. Bakın Tigana'nın sorun yaşadığı karakter tiplerine; Sinan Engin / Sergen Yalçın. Bugün Sergen'e sorsanız, "Yaw Tigana'nın Beşiktaş'ta ne işi var Allah aşkına? Konuşturmayın beni!" diyecektir. Sinan Engin ha keza... Sırf bu karakter tipleriyle problem yaşadığı için bile severim Tigana'yı.
Gönül istiyor ki düzgün bir kariyer sahibi olsun, ne bileyim gitsin Fransa 2. ligi'nden bir takım çalıştırsın 3-5 sene. Şimdi bu Arabistan meselesinin içinden de garip bağlantılar çıkar...
Ne diyelim, hayırlı olsun...
Etiketler:Jean Tigana,Jessie | 20
Yorum
17 Mart 2009 Salı
Nobre de Gidebilir...
Benim ne kadar Nobre seven bir taraftar olduğumu bilmeyen yoktur. Bu bağlamda Nobre'nin maaş hesaplarına girmem. Ama farklı bir husustan da bahsetmezsem olmaz.
Beşiktaş takımı Nobre'yle sözleşme yenilemeyebilir. Eğer Beşiktaş kulübü çıkar da, "Nobre'yle sözleşme yenilemiyoruz çünkü Fenerbahçe ve Galatasaray'dan transfer edilen oyuncularla tribünümüz arasında bir iletişim problemi oluşmaktadır. Bundan böyle Beşiktaş, İki Büyükler'den oyuncu almayacak ve var olan oyuncularla sözleşme yenilemeyecektir." derse ağzımı açıp tek laf etmem. Yani bundan böyle yeni Ali Güneş'ler, yeni Mustafa Doğan'lar, yeni Rüştü Reçber'ler olmayacaksa evet ben de razıyım Nobre de olmasın. Çünkü 3-4 yendiğimiz maçta Nobre'nin canlı tanık olması içimi burkuyor.
Ama kulübünde "zaten" maaş adaletsizliği varsa, kulübünde bir sürü Fenerli Galatasaray'lı oyuncu oynamışsa ve bu yönetim anlayışı sürdüğü sürece oynayacaksa, tüm bu problemleri Nobre'nin üzerinden çözmeye çalışmak ta bana manasız geliyor.
Bugün Nobre'nin maaş probleminde, bekleneni verememiş Delgado'nun aldığı maaşın etkisi olduğu yadsırsak hem Nobre'siz kalır hem de hiç bir mesafe katedememiş oluruz.
Bugün 2 milyon euro piyasası olan Tomas Zapotocny'e 4,5 milyon euro ödeyen zihniyet halen görevde. Gordon / Diatta / Higuain transferleri çok taze. Bu transferlerin kulübü uğrattığı ziyan Nobre'nin maaşının bir kaç katıdır. Şimdi siz bu transfer stratejisini, bu yapılandırmayı eleştirmeyeceksiniz tüm bu hastalıklı yapı içinde Nobre'nin maaşını irdeleyeceksiniz. Evet haklısınız Nobre belki o maaşı hak etmiyordur. Ama bu rahatsız oluşum içinde cımbızla Nobre'yi çekip ayırmak ta onun hak ettiği bir şey değil.
Etiketler:Jessie,Mert Nobre | 9
Yorum
16 Mart 2009 Pazartesi
Şarabı da İçeriz Esrarı da Çekeriz
Son dönemde uyuşturucuyla mücadele ekipleri işi gücü bıraktı, Amerika'lı basketbolculara sardı. Geçen hafta Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi'nin iki oyuncusu sözleşmeleri fesh edilip ülkelerine gönderilmişlerdi. Bizim Dennis Mims'in de akıbeti aynı. İdrarında marijuana tesbit edilince sözleşmesi fesh edilip gönderilmiş...
Mims kadromuzun tamamlayıcı elemanlarından biriydi. Yani anlayacağınız basketbol takımımızın sistemsizlik açısından futbol takımımızdan aşağı kalır yanı yok. Hatta çoğu konuda futbol takımımızdan çok geride olduğunu söyleyebiliriz. Düşünün öyle bir takım ki, yabancı oyuncular maliyetleri düşük diye kadroya dahil ediliyorlar...
Neyse lafı uzatmayalım. Mims'in olsa olsa, benchte " ulan heriflerde hiç oyuna girmeyen bi "çikolata renkli adam" daha var, girip maçı çevirmesin" endişesi yaratmaktan gibi bir fonsiyonu yoktu.
Hayırlısı olsun da, gerçek bir araştırma yapsalar kaç yabancı sporcu kalır memlekette onu da merak etmiyor değilim. Mesela Haislip, Willie Solomon... Tiplere baktın mı bir şeyler kullanmamaları mümkün değildi bu adamların. Yada bizim Pascal El Amin... Sokakların oyuncusudur Khalid... Merakla izliyoruz daha kimler postalanacak? Acaba, yeter ulan bir keyfimiz vardı, onun da içine ettiniz diye transfer isteğinde bulunan yabancı var mıdır? Göreceğiz...
Etiketler:Dennis Mims,Jessie | 1 Yorum
Gökhan Güleç
Enteresan oyuncuydu şu Gökhan Güleç. İlk geldiğinde tamam dedik, italyan santraforlar gibi bi santraforumuz oldu. Yıpratıcı, mücadeleci, fırsatçı, kuvvetli, ısrarcı... Gerçekten de öyleydi bir süre. İzmir'de kupa sevincimizde attığı golle ve enerjisiyle büyük katkısı olmuştu. Sonra o sezon bitti ve yeni bir sezon başladı. O yeni sezonda ise Gökhan'ın adı vardı ama kendisi yoktu.
Ben kendisini potansiyeli olan bir oyuncu olarak görmüştüm. Nasıl olmuştu da yanılmıştım hala anlayamıyorum. Bu adam bize o ışığı hiç vermemişmiydi? Biz Gökhan'ın oyununda neye tutunmuştuk?
Şimdilerde Bursaspor formasıyla kaçırdığı abuk subuk, attığı hayvani golleri beraber izliyoruz. Bir garip futbolcuydu yani Gökhan. Bir sezon var, bir sezon yok. Bir maç var diğer maç yok. Bir pozisyon var, diğer pozisyon yok...
Şu sahaya çıkışına bakın... Esniyor olma ihtimali olmayacağına göre, ne yapıyor bu Gökhan? Gökhan'dan bir şey anlayanınız var mı Allah aşkına..?
Etiketler:Gökhan Güleç,Jessie | 5
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-
