Olcay Şahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olcay Şahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2017 Perşembe
STSL 27 Trabzonspor - Beşiktaş
Tarih: 08 Nisan 2017 Cumartesi 19.00
Stadyum: Medical Park Arena
Hakem Hakkında Bilgi: Ali Palabıyık ( BJK 3G 3B 3M / AS 4G 2B 5M)
Sakatlığı Bulunan Oyuncular: - / -
Cezalı Oyuncular : - / Dame N'doye
Not : Sakatlık ve Cezalı Bilgileri Transfermarkt'tan alınmaktadır
Etiketler:Olcay Şahan,STSL 2017,Trabzonspor | 40
Yorum
29 Eylül 2014 Pazartesi
Maç Raporu: Beşiktaş 1 - 1 Eskişehirspor
En iyi üç: Olcay, Sosa, Gökhan.
En kötü üç: Cenk, Sivok, Demba Ba.
| Slaven Bilic | 3.9 |
| Beşiktaş (genel) | 4.3 |
| Çağatay Şahan | 2.7 |
| Eskişehirspor | 5.7 |
| Tolga Zengin | 4.5 |
| Tomas Sivok | 4.0 |
| Pedro Franco | 5.4 |
| İsmail Köybaşı | 4.6 |
| Serdar Kurtuluş | 5.0 |
| Veli Kavlak | 4.3 |
| Atiba Hutchinson | 5.2 |
| Oğuzhan Özyakup | 5.3 |
| Olcay Şahan | 6.2 |
| Gökhan Töre | 5.5 |
| Demba Ba | 4.1 |
| Jose Sosa | 5.6 |
| Cenk Tosun | 4.0 |
| Kerim Frei | 5.0 |
Notlar:
*Demba Ba'nın en kötüler arasında yer alması, herhalde en son bekleyeceğim şeylerden biriydi.
*Sosa, üç maçtır takımın en çok puan alanlarından, ve üç maçtır oyuna sonradan giriyor. Sosa'yı joker olarak kullanmanın mantığı açıklanabilir elbet, lâkin katkısı çok somut bir oyuncuyu takımın A planına monte etmek, hele de aldığımız sonuçlara bakarsak, çok daha makûl gibi duruyor.
*Biliç'in bu sene aldığı en düşük puan. Aynı senaryoyu tekrar tekrar izleyince doğal tabii bu sonuç.
*Beşiktaş'ın en sıkıntılı yeri hücum bölgesi diye düşünülmesine karşın, oyuncuların en çok beğenildiği bölge de hücum. Tabii notların en yükseğinin 6.2 olması manidar.
*Daha tehlikeli bir olgu, Veli'nin gittikçe düşen performansı, ki kendisi esasında en istikrarlı şekilde yüksek puantoplayan oyunculardandı geçen sene. Aynı şeyi tekrar tekrar yazmak sıkıcı olacak ama artık Atiba - Oğuzhan - Sosa ortasahasını görmeliyiz. Geçen sene bizi yakan Fernandes ısrarına dönüşmez bu "risk almama" hâli umarım. Beşiktaş başarılara koşan takım olacaksa, bunu Oğuzhan'ı merkeze koyarak başarmak zorunda şu kadro yapısıyla.
Etiketler:Eskişehirspor,Maç Raporu,Olcay Şahan | 0
Yorum
19 Temmuz 2013 Cuma
Maç Raporu: Beşiktaş - QPR
En iyi üç: Olcay Şahan/Tomas Sivok, Pedro Franco.
En kötü üç: Gökhan Süzen, Mehmet Akgün, İbrahim Toraman.
Değerlendirme: En kötü üç ismin St. Pauli maçı ile aynı olması ilginç; özellikle iddiasız maçlarda oyunculara verilen notu performanstan ziyade yerleşik kanaat belirliyor olabilir. Gene seyir zevki çok düşük olan bir maçta, hatasız oynayan ve gol yememiş Sivok'un en yüksek notu alması da şaşırtıcı değil, fakat Olcay'ın bu kadar yüksek not alması bana sürpriz oldu.
Kamera açısı ve maç spikerini de geyik olsun diye koyduk listeye, açı 1.9 puan aldı (10 veren kim?), spiker ise Gökhan Süzen'i geçemeyerek 3.4'te kaldı.
Notlar:
Slaven Bilic: 6.1 - İlk yarıda sahada olan 11, sağ taraftan gelişen akınlarda aksasa da takım savunması adına olumlu sinyaller verdi. Takımın boyunun maçın belirli bölümlerinde kısalması da kayda değerdi, lakin ileri uçta sıkıntılar görüldü. Her oyuncu, joker Holosko hariç, sahada 45 dakika kaldığı için Bilic'in felsefesini tam olarak idrak etmek zor, fakat ecnebi tabiriyle "so far so good."
Cenk Gönen: 5.1 - Başladığı gibi bitirdi maçı, haliyle notu da bunu yansıttı. Günay'dan daha düşük puan alması ise önyargılar ile alakalı sanırım.
Ersan Adem Gülüm: 5.8 - Sol bekte yapabileceği kadarını yapıyor, hücumsal anlamda katkı vermese de St. Pauli maçındaki gibi orayı iyi kapattı. İsmail dönene kadar orada oynayacak gibi.
Tomas Sivok: 6.4 - Defansta standardını oynamasının yanısıra takımın boyunu kısaltma konusunda da inisiyatif alması olumlu idi.
Julien Escude: 5.7 - Geçen sene kulübeye hapsolmuştu, bu sene Sivok veya Franco'nun yokluğunda 3. stoper olacak gibi eğer yabancı kontenjanı ile ilgili sıkıntılar doğmazsa. Hata yapmadı, kornerlerde de fırsat yokladı.
Tanju Kayhan: 5.3 - Tedirginliğini atabilmiş değil, QPR'ın sol kanattan akınlar geliştirmesini de engelleyemedi, golde de mesuliyeti vardı. Kötü müydü, hayır, fakat şu haliyle en fazla vasat bir sağ bek olur.
Veli Kavlak: 5.7 - Şahsen ben biraz daha yüksek not almasını beklerdim, Oğuzhan ve Fernandes ile fazla serbest kalan ortasahayı toparlama konusunda elinden geleni yaptı. Fakat Beşiktaş daha ortasahasını kurgulayabilmiş değil (düz adam Fink'i/yaşlı Ernst'i arayanlar el kaldırsın) ve bu ciddî bir sorun olabilir lig başladığında devam ederse.
Oğuzhan Özyakup: 5.8 - Sezon başında oynanan bir hazırlık maçı için normal bir performans sergiledi, fakat resmî maçlar başlayınca geçen sene bıraktığı yerden devam etmesi beklenecektir. Yukarıda değindiğim kurgu sorunu da onu etkiliyor şu noktada.
Manuel Fernandes: 5.9 - Hücum konusunda inisiyatif almaya çalıştı, ama St.Pauli maçındaki mentaliteye devam ettiğinden vasatı aşamadı.
Olcay Şahan: 6.5 - Açıkçası bu kadar yüksek not almasını beklemiyordum, fakat partnerleri Holosko ve Almeida'nın gözükmediği bir maçta göreceli olarak daha iyi olması etkendi sanırım. Geçen maça göre puanının 0.8 azaldığını da eklemek lazım tabii.
Filip Holosko (kanat forvet): 5.2 - Hücum organizasyonunun kısıtlı ve temponun düşük olması Holosko'ya uymayacak bir karakterde maç yarattı, o da buna uygun oynadı.
Hugo Almeida: 4.7 - Notu her şeyi anlatıyor.
****************
Günay Güvenç: 5.8 - St. Pauli maçında kurtarışları ve hava toplarına hakimiyeti etkilemişti, lakin bu maçta yeteneklerini sergileyecek bir durum olmadı. Yediği golde hatası yoktu, çabası da yoktu.
Gökhan Süzen: 3.7 - Hakkında var olan olumsuz kanaate golün onun kanadından gelmesi de eklenince bu puan normal. Gökhan'ın birkaç maç ağzıyla kuş tutması gerekecek 6 seviyesinde puanları görebilmesi için.
Pedro Franco: 6.2 - İlk sınavında geçer not aldı. Rakibi birebirde savunması başarılı idi, kademe anlayışını daha iyi değerlendirmek için partnerini değiştirmek lazım.
İbrahim Toraman: 4.5 - Stoper Toraman'ın, performansından bağımsız olarak da, yüksek not alması zaten istisnaî bir durum olurdu. O top şişirdikçe notu da düşecek.
Filip Holosko (sağ bek): 4.9 - Hilbert sağ bek oynadığında pozisyon bilgisi ve defansif potansiyelini göstermişti, Holosko'da o ışık yok pek. Lakin geçen maça kıyasla biraz daha iyiydi (rakibin niteliği ile de alakalı olabilir). Bariz olan şey, rekabetin farkında olduğu ve bu yüzden sağ bekte oldukça istekli gözüktüğü.
Muhammed Demirci: 6.1 - Bunca zamandır boş yere şişirilmiyormuş, yeteneğini gösteriyor ara ara. Ömer'e attığı arapası ikinci yarının, hatta maçın tek heyecan yaratan pozisyonuydu.
Mehmet Akgün: 3.9 - İsmini iki defa duydum sanırım, belki ikinci yarıda uyukladığımdandır, bilemeyeceğim.
Dentinho: 4.8 - Geçen maçta da bu puanı almıştı, ki bence geçen maçtan da kötüydü. Bir gün "son yılların en manasız transferleri" listesi yaparsak Dentinho ilk 3'e oynayacak.
Gökhan Töre: 4.7 - Puanı iyi bile. Top kayıpları ve isabetsiz pasları bir yana, CV'sinin en güçlü kısmı "yaratıcılık ve adam geçme" kısmını da göremedik henüz. Takıma alışana kadar böyle gidecek muhtemelen.
Ömer Şişmanoğlu: 5.6 - Top ileri gidemeyince o topa geldi, fakat o karakterde bir oyuncu olmadığından varlık da gösteremedi. Muhammed'in pasına çıkarttığı şut fena değildi.
Mustafa Pektemek: 5.9 - O da sahada kayıp duruyor, ilk 11 oyuncuları ile beraber oynamadığı sürece, hücum zenginliği az olan bir takımda varlık göstermesi pek mümkün değil.
***************
Queens Park Rangers: 6.2 - St. Pauli'den daha ciddi bir rakipti, pas oyunları güzeldi. Premier League'de sonuncu olarak küme düşen bir takımın futbol oynadığı seviye oldukça düşündürücü.
Etiketler:Maç Raporu,Olcay Şahan,Queens Park Rangers,Tomas Sivok | 9
Yorum
16 Ağustos 2012 Perşembe
Olcay, Oğuzhan ve 2012 Model Beşiktaş
Dün http://tr.eurosport.com/ 'da yayınlanan yazımı bir de buradan paylaşıyorum;
Bir dolu genç futbolcuyla oynanan, oyuncu seçme
niteliğindeki hazırlık maçları bize takımın oyun planıyla ilgili bilgi
vermekten uzaktı. Geçtiğimiz hafta oynanan Kayserispor maçı, elimizde veri
olarak kullanabileceğimiz tek maç olarak gözüküyor. Ben de Beşiktaş’ın sezon
projeksiyonunu o maç ve kendi öngörülerimle şekillendireceğim.
Kaleci Allen McGregor’un CV’si Beşiktaş’ın kalesini
koruyabilecek dolulukta görünüyor. Her ne kadar kariyerinde Glaskow Rangers’tan
başka takım olmasa da, Beşiktaş’la eş tutabileceğimiz bir takımda uzun süredir
as kalecilik yapıyor olması yeterldir. Zaten kendisinden Muslera veya Volkan
Demirel performansı da beklenilmiyor. İyiden iyiye Hakan Arıkan sendromuna
yakalanan Cenk Gönen’den eldivenleri devralabilmesi, Beşiktaş için yeterli.
Savunma hattına yapılan Julien Escude takviyesi de, takımın
ihtiyacı olan “tecrübe” parametresine katkıda bulunması adına çok olumlu bir
transfer. Beşiktaş’ın transfer hamleleri arasında artı hanesine yazılanlardan
biridir. İbrahim Toraman’ın neredeyse her pozisyonun alternatifi olarak
düşünülmesi, Ersan Gülüm’ün tam olarak atlatılamayan sakatlığı neticesinde
yapılması gerekiyordu, yapıldı. Hala Beşiktaş’ın yeni kaptanı olduğu
açıklanmayan Tomas Sivok da, önce kaybedip sonra bulduklarımızdan... Beşiktaş
bu stoper ikilisiyle Türkiye’de avantaj sağlamayabilir ama hiç bir rakibe karşı
da geri adım atmaz. CV’sine ve maliyetine baktıktan sonra, Escude / Egemen
hamlesi çok yanlış bir hamledir demek kolay değil.
Sağ bek pozisyonu İbrahim Toraman’ın alternatif oluşturduğu
pozisyonların ilki gibi görünüyor. Pozisyonun asıl sahibi; Roberto Hilbert. Samet
Aybaba rakipten çekindiği maçlarda sağ kanadı Toraman arkada, Hilbert önde
şekilde organize edecektir. Oyuncu tiplerine uygun şekilde oynanırsa, bu
pozisyonda da Beşiktaş’ın geri adım atacağını düşünmüyorum.
Sol bek pozisyonu, İsmail Köybaşı’nın sakatlığı sebebiyle
bugün itibariyle soru işaretli pozisyonlardan biri olarak görünüyor.
Kariyerindeki bütün çıkışlarını sol açık olarak yapıp, nedense büyük takıma
gelince sol bekliğe devşirilen Uğur Boral ve bir kaç sezondur kiralama
yöntemiyle pişmesi sağlanan Emre Özkan sol bek bölgesini idare edecek gibi
gözüküyorlar.
Fernandes dışında çaylak oyunculardan oluşturulan orta sahada,
diğer oyunculardan öne çıkan yeni iki isim oldu. İbrahim Altınsay’ın kısa görev
süresinde takıma kazandırdığı Oğuzhan Özyakup ve Kaiserslautern’den alınan,
alındığı gün maaşı tartışılmaya başlanan Olcay Şahan. Yönetim ve teknik heyet
ne planlıyordu, ne kadarını yapabildiler bilemiyoruz ama bugün itibariyle
Beşiktaş’ın gelecek sezonu bu iki oyuncunun göstereceği performansa bağlı. Ne
denenen gençlerden, ne de takımda geçen sene bulunun genç oyunculardan
Beşiktaş’ı sürükleyebilecek bir performans göremedik. Bu iki genci ise bir
kenara ayırıyorum. Bugünden söyleyeyim, Olcay’ın maaşı bir daha tartışılmaz.
Kayserispor maçını izlemeyenler için söyleyeyim; Olcay
Şahan’ın Kayserispor maçındaki oyunu A Milli takım seviyesidir. Topu alışı,
aklından geçirdikleri, hırsı, mücadelesi ile tüm taraftarı olumlu anlamda
şaşırtmayı başardı. Beşiktaş’ın Fernandes dışında maça etki edecek oyuncu
ihtiyacını giderebileceğini gösterdi. Türkiye’de yanlış yorumlanan bir tabir
vardır. Oyuncuların 3-4 ay alışma süreci olduğu, o süreçten sonra tam
performansla oynayacağı kabul edilir. Ben bunun çok az örneğini gördüm. Oysa
3-4 ay boyunca uçup, sonra çakılan bir çok oyuncu gördüm. Mümkünse Olcay
Türkiye’ye alışmasın, uyum sağlamasın. Aynen Almanya’da oynadığı gibi oynasın,
arkadaşlarını da o yöne kanalize etsin.
Oğuzhan Özyakup...
Ben sıkı bir Arsenal taraftarıyım.
Oyuncunun Türk olması sebebiyle, Arsenal rezerv maçlarını bir başka gözle takip
ederdim. Açık söyleyeyim, Ben bile Oğuzhan’ın Arsenal performansıyla ilgili
uzun cümleler kurabilecek kadar bilgi sahibi değilim. Arsenal futbol takımının
bir oyun felsefesi vardır. Alt takım, üst takım farketmeden o felsefeye uygun
hareket etmeye çalışırlar. Dolayısıyla belki bir Chelsea veya bir Liverpool’un
futbol kültüründen bahsedemeyiz ama Arsenal’in bahsedebiliriz. Arsenal’in büyük
kulüp olması değildir mesele. Chelsea de büyük kulüptür. Oysa CV’de yazan
Arsenal, büyük kulüpten öte anlamlara gelir. Oyuncularının paylaşımcı, takım
oyuncusu, çevre kontrolü ve teknik becerisi yüksek oyunculardan seçmeye gayret
ederler. Gördüğümüz kadarıyla Oğuzhan Özyakup’da da bu parametrelerin hepsi
belli ölçüde var. Türk futbolcusu enerjisini nasıl kullanacağını bilmez, nereye
koşacağını bilmez, pası nereye atacağını bilmez. Pas verme becerisi vardır ama
öyle bir yere verir ki, pası verdiği oyuncu yapar top kaybını. İstatistikte
takım arkadaşına yazar top kaybı. Oğuzhan futbolu biliyor. Bu özellik de
Türkiye’de çok önemli. Avrupa’da olduğundan daha önemli... Sadece bu özellikle
bile fark yaratabiliyorsun çünkü.
Orta saha blokunda zayıf halka olarak görünen oyuncular ise;
Necip Uysal ve Veli Kavlak. Bu iki oyuncu, merkezde Fernandes’in arkasını
süpürecek şekilde oynatılıyorlar. Dinamizmde sıkıntı yok ama oyun bilgileri o
pozisyon için zayıf düzeyde. Sırtı dönük oyuncuya savunma yapmayı bilmiyorlar,
devamlı faul yapıyorlar, koşmak istiyorlar ama nereye koşacaklarını
bilmiyorlar, baskı altında top kullanma becerileri düşük, çaylak olduklarından
dolayı pas oyununu oynayacak mental yeterlilikleri yok. Bana göre Beşiktaş’ın
yabancı stoperden de, forvetten de öncelikli ihtiyacı bu bölgeyeydi, dilerim
sezon içersinde bu tercihin bedeli ağır olmaz.
Takımın beyni, paşası, çileği ise Manuel Fernandes. Öyle bir
çilek ki, Fenerbahçe veya Galatasaray’a gitse, bu iki takımın onca transferine
rağmen, dengeleri değiştirir. Lakin takımın içinde öyle parlıyor ki, rakip
teknik direktörlerin gözden kaçırmaları mümkün değil. Bugün Aykut Kocaman’ın,
Fatih Terim’in veya diğer teknik direktörlerin Beşiktaş maçı planlarının ilk
maddesi “Fernandes’i kitle!” olduğu çok açık. “Fernandes’i kitlersen Beşiktaş’ı
durduruyorsun” lafı, klişe haline gelmeden ilk ben kullanmış olayım. İşte tam
da bu yüzden Olcay ve Oğuzhan’ın tahmin edilmeyen faktör olmaları gerekiyor.
Rakip teknik direktöre “hangisini tutayım?” dedirtmek gerekiyor. Beşiktaş bunu
dedirtemediği takdirde, ülkemizde bolca bulunan sert defansif orta sahaların
birine verecekler Fernandes’i, sonrası sarı kart / kırmızı kart, çok tatsız...
Forvette de bir türlü kendilerini ispat edemeyen Hugo
Almeida ve Mustafa Pektemek mevcut. Bir hareket yapıyorlar, Beşiktaş’ın bu
oyuncularla işi zor dedirtiyorlar. Sonra başka bir hareket yapıyorlar, üst
seviye. Örneğin Kayserispor maçında Olcay Şahan’a yaptıkları servisler, son bir
kaç senede görmediğimiz türdendi. Bu ikiliyi Batuhan Karadeniz ve Mehmet Akyüz
yedekleyecekler. Belli ki Samet Aybaba Batuhan’ı Almeida’nın alternatifi olarak
görüyor. Uzun boylu, kafa toplarını servis edebilecek oyuncu ihtiyacını bu
kadar önemsiyorsa, söylenecek söz yok. Raul’un elini sıktıktan sonra elini
şortuna silen, Guti’ye “Naber lan?” diyen bir “sporcu” üzerine de söylenecek söz
yok aslında, tadımız kaçmasın. Esasında, yılda 1.2 Milyon Euro maaş alan Umut
Bulut’un “koşan, basan takım kuruyorum” diyen bir takım tarafından alınmamış
olması, çok ciddi bir teknik heyet zaafiyeti olarak tarihe geçti, o da ayrı
konu.
Beşiktaş hazırlık maçları süresince belli bir şablona bağlı
kalmadı. 4-4-2, 4-4-1-1, 4-1-2-1-2 gibi bir çok dörtlü savunma formasyonunu
denedi. Belli ki, zorlu rakipler karşısında İbrahim Toraman’ın sağ bek, Roberto
Hilbert’in sağ açık, Manuel Fernandes’in forvet arkası oynadığı “kemik” bir
takım yaratma niyeti var. Rakibin gücü azaldıkça Fernandes’in pozisyonu daha
geriye çekilip, hücumcu sayısı arttırılacak. Yani Fernandes’in pozisyonunu
söyle, Beşiktaş’ın planını söyleyeyim.
Oğuzhan – Veli – Fernandes – Olcay şeklinde dizilmesini
beklediğimiz Beşiktaş’ın bu dörtlüsü, enteresan şekilde takımın kalanıyla da
uyumlu bir format oluşturmuş durumda. Örneğin sağ kanattaki Oğuzhan orta saha
karakterli bir oyuncu ve içe katetmeyi seviyor. Topu alıp dripling yapmayı,
oyunun temposuna hükmetmeyi, ters kanada top atmayı... Kayserispor maçında
atılan gole de içe katederek bu şekilde katkıda bulunmuştu. O içe katettiğinde,
Beşiktaş hemen 2. Kozunu kullanıyor ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle
Hilbert’e koşu alanı açılmış oluyor. Oğuzhan içe katedip orta sahayı üçlerken,
ters kanattaki Olcay Şahan da Kayserispor maçında sıkça gördüğümüz üzere,
forveti üçlemek adına şahane topsuz koşular yapıyor. Böylece 4-4-2 ile, 4-3-3
arasındaki geçiş sağlanmış, Fernandes bağımlılığı bir ölçüde azaltılmış oluyor.
Zar atsan, bu kadar denk gelmez.
Beşiktaş’ın Kayserispor’a attığı gol anına bakın. Rakip ceza
sahasında 4 tane Beşiktaş’lı oyuncu göreceksiniz. Sağ kenar oyuncusu Oğuzhan,
iki forvet ve golü atan sol kenar oyuncusu Olcay. Beşiktaş geçtiğimiz yıl
Almeida üşenmez de koşarsa, ceza sahasına tek oyuncu sokabiliyordu. Beşiktaş
futbol takımındaki en büyük değişim bu.
Tecrübe olarak rakiplerinin gerisindeysen, onların
oynadığını oynayarak bir şey kazanamazsın. Türk futbol klişelerini elinin
tersiyle itip, tüm takımlara ters gelen formüller üreteceksin. Çünkü elinde
başka formülün yok. Beşiktaş da herkesin yaptığını değil, kimsenin yapmadığını
yapmaya çalışıyor. Olcay, Oğuzhan, Almeida ve Pektemek’ten oluşan, emek temelli
, çok hareketli bir dörtlü hücum hattı; Sert, seri, dikine paslaşmalara dayanan
bir pas organizasyonu, Olcay’ın topsuz koşuları; Almeida’nın hava hakimiyeti;
Manuel Fernandes’in bireysel yeteneğine yaslanan bir karma hücum planı; Sivok
ve Escude’nin tecrübelerinden, sezgilerinden, pozisyon bilgilerinden faydalanan,
muhtemel açıkların kapatılmaya çalışıldığı bir savunma düşüncesi...
İşte Beşiktaş’ın bugüne kadar oluşturabildiği futbol
değerleri...
Bence izlemeye değer.
McGregor
Hilbert – Sivok – Escude – Uğur
Oğuzhan – Veli
– Fernandes – Olcay
Mustafa - Almeida
Etiketler:Gürcan Ulusoy,Oğuzhan Özyakup,Olcay Şahan,Samet Aybaba | 48
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-


