.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Olcay Şahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Olcay Şahan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Nisan 2017 Perşembe

STSL 27 Trabzonspor - Beşiktaş




Tarih:  08 Nisan 2017 Cumartesi 19.00

Stadyum: Medical Park Arena

Hakem Hakkında Bilgi: Ali Palabıyık ( BJK 3G 3B 3M / AS 4G 2B 5M)

Sakatlığı Bulunan Oyuncular: - / -

Cezalı Oyuncular : - / Dame N'doye

Not :  Sakatlık ve Cezalı Bilgileri Transfermarkt'tan alınmaktadır 
29 Eylül 2014 Pazartesi

Maç Raporu: Beşiktaş 1 - 1 Eskişehirspor


En iyi üç: Olcay, Sosa, Gökhan.
En kötü üç: Cenk, Sivok, Demba Ba.

Slaven Bilic3.9
Beşiktaş (genel)4.3
Çağatay Şahan2.7
Eskişehirspor5.7
Tolga Zengin4.5
Tomas Sivok4.0
Pedro Franco5.4
İsmail Köybaşı4.6
Serdar Kurtuluş5.0
Veli Kavlak4.3
Atiba Hutchinson5.2
Oğuzhan Özyakup5.3
Olcay Şahan6.2
Gökhan Töre5.5
Demba Ba4.1
Jose Sosa5.6
Cenk Tosun4.0
Kerim Frei5.0

Notlar:

*Demba Ba'nın en kötüler arasında yer alması, herhalde en son bekleyeceğim şeylerden biriydi.

*Sosa, üç maçtır takımın en çok puan alanlarından, ve üç maçtır oyuna sonradan giriyor. Sosa'yı joker olarak kullanmanın mantığı açıklanabilir elbet, lâkin katkısı çok somut bir oyuncuyu takımın A planına monte etmek, hele de aldığımız sonuçlara bakarsak, çok daha makûl gibi duruyor.

*Biliç'in bu sene aldığı en düşük puan. Aynı senaryoyu tekrar tekrar izleyince doğal tabii bu sonuç.

*Beşiktaş'ın en sıkıntılı yeri hücum bölgesi diye düşünülmesine karşın, oyuncuların en çok beğenildiği bölge de hücum. Tabii notların en yükseğinin 6.2 olması manidar.

*Daha tehlikeli bir olgu, Veli'nin gittikçe düşen performansı, ki kendisi esasında en istikrarlı şekilde yüksek puantoplayan oyunculardandı geçen sene. Aynı şeyi tekrar tekrar yazmak sıkıcı olacak ama artık Atiba - Oğuzhan - Sosa ortasahasını görmeliyiz. Geçen sene bizi yakan Fernandes ısrarına dönüşmez bu "risk almama" hâli umarım. Beşiktaş başarılara koşan takım olacaksa, bunu Oğuzhan'ı merkeze koyarak başarmak zorunda şu kadro yapısıyla.
19 Temmuz 2013 Cuma

Maç Raporu: Beşiktaş - QPR



En iyi üç: Olcay Şahan/Tomas Sivok, Pedro Franco.
En kötü üç: Gökhan Süzen, Mehmet Akgün, İbrahim Toraman.

Değerlendirme: En kötü üç ismin St. Pauli maçı ile aynı olması ilginç; özellikle iddiasız maçlarda oyunculara verilen notu performanstan ziyade yerleşik kanaat belirliyor olabilir. Gene seyir zevki çok düşük olan bir maçta, hatasız oynayan ve gol yememiş Sivok'un en yüksek notu alması da şaşırtıcı değil, fakat Olcay'ın bu kadar yüksek not alması bana sürpriz oldu.

Kamera açısı ve maç spikerini de geyik olsun diye koyduk listeye, açı 1.9 puan aldı (10 veren kim?), spiker ise Gökhan Süzen'i geçemeyerek 3.4'te kaldı.

Notlar:
Slaven Bilic: 6.1 - İlk yarıda sahada olan 11, sağ taraftan gelişen akınlarda aksasa da takım savunması adına olumlu sinyaller verdi. Takımın boyunun maçın belirli bölümlerinde kısalması da kayda değerdi, lakin ileri uçta sıkıntılar görüldü. Her oyuncu, joker Holosko hariç, sahada 45 dakika kaldığı için Bilic'in felsefesini tam olarak idrak etmek zor, fakat ecnebi tabiriyle "so far so good."

Cenk Gönen: 5.1 - Başladığı gibi bitirdi maçı, haliyle notu da bunu yansıttı. Günay'dan daha düşük puan alması ise önyargılar ile alakalı sanırım.

Ersan Adem Gülüm: 5.8 - Sol bekte yapabileceği kadarını yapıyor, hücumsal anlamda katkı vermese de St. Pauli maçındaki gibi orayı iyi kapattı. İsmail dönene kadar orada oynayacak gibi.

Tomas Sivok: 6.4 - Defansta standardını oynamasının yanısıra takımın boyunu kısaltma konusunda da inisiyatif alması olumlu idi.

Julien Escude: 5.7 - Geçen sene kulübeye hapsolmuştu, bu sene Sivok veya Franco'nun yokluğunda 3. stoper olacak gibi eğer yabancı kontenjanı ile ilgili sıkıntılar doğmazsa. Hata yapmadı, kornerlerde de fırsat yokladı.

Tanju Kayhan: 5.3 - Tedirginliğini atabilmiş değil, QPR'ın sol kanattan akınlar geliştirmesini de engelleyemedi, golde de mesuliyeti vardı. Kötü müydü, hayır, fakat şu haliyle en fazla vasat bir sağ bek olur.

Veli Kavlak: 5.7 - Şahsen ben biraz daha yüksek not almasını beklerdim, Oğuzhan ve Fernandes ile fazla serbest kalan ortasahayı toparlama konusunda elinden geleni yaptı. Fakat Beşiktaş daha ortasahasını kurgulayabilmiş değil (düz adam Fink'i/yaşlı Ernst'i arayanlar el kaldırsın) ve bu ciddî bir sorun olabilir lig başladığında devam ederse.

Oğuzhan Özyakup: 5.8 - Sezon başında oynanan bir hazırlık maçı için normal bir performans sergiledi, fakat resmî maçlar başlayınca geçen sene bıraktığı yerden devam etmesi beklenecektir. Yukarıda değindiğim kurgu sorunu da onu etkiliyor şu noktada.

Manuel Fernandes: 5.9 - Hücum konusunda inisiyatif almaya çalıştı, ama St.Pauli maçındaki mentaliteye devam ettiğinden vasatı aşamadı.

Olcay Şahan: 6.5 - Açıkçası bu kadar yüksek not almasını beklemiyordum, fakat partnerleri Holosko ve Almeida'nın gözükmediği bir maçta göreceli olarak daha iyi olması etkendi sanırım. Geçen maça göre puanının 0.8 azaldığını da eklemek lazım tabii.

Filip Holosko (kanat forvet): 5.2 - Hücum organizasyonunun kısıtlı ve temponun düşük olması Holosko'ya uymayacak bir karakterde maç yarattı, o da buna uygun oynadı.

Hugo Almeida: 4.7 - Notu her şeyi anlatıyor.

****************
Günay Güvenç: 5.8 - St. Pauli maçında kurtarışları ve hava toplarına hakimiyeti etkilemişti, lakin bu maçta yeteneklerini sergileyecek bir durum olmadı. Yediği golde hatası yoktu, çabası da yoktu.

Gökhan Süzen: 3.7 - Hakkında var olan olumsuz kanaate golün onun kanadından gelmesi de eklenince bu puan normal. Gökhan'ın birkaç maç ağzıyla kuş tutması gerekecek 6 seviyesinde puanları görebilmesi için.

Pedro Franco: 6.2 - İlk sınavında geçer not aldı. Rakibi birebirde savunması başarılı idi, kademe anlayışını daha iyi değerlendirmek için partnerini değiştirmek lazım.

İbrahim Toraman: 4.5 - Stoper Toraman'ın, performansından bağımsız olarak da, yüksek not alması zaten istisnaî bir durum olurdu. O top şişirdikçe notu da düşecek.

Filip Holosko (sağ bek): 4.9 - Hilbert sağ bek oynadığında pozisyon bilgisi ve defansif potansiyelini göstermişti, Holosko'da o ışık yok pek. Lakin geçen maça kıyasla biraz daha iyiydi (rakibin niteliği ile de alakalı olabilir). Bariz olan şey, rekabetin farkında olduğu ve bu yüzden sağ bekte oldukça istekli gözüktüğü.

Muhammed Demirci: 6.1 - Bunca zamandır boş yere şişirilmiyormuş, yeteneğini gösteriyor ara ara. Ömer'e attığı arapası ikinci yarının, hatta maçın tek heyecan yaratan pozisyonuydu.

Mehmet Akgün: 3.9 - İsmini iki defa duydum sanırım, belki ikinci yarıda uyukladığımdandır, bilemeyeceğim.

Dentinho: 4.8 - Geçen maçta da bu puanı almıştı, ki bence geçen maçtan da kötüydü. Bir gün "son yılların en manasız transferleri" listesi yaparsak Dentinho ilk 3'e oynayacak.

Gökhan Töre: 4.7 - Puanı iyi bile. Top kayıpları ve isabetsiz pasları bir yana, CV'sinin en güçlü kısmı "yaratıcılık ve adam geçme" kısmını da göremedik henüz. Takıma alışana kadar böyle gidecek muhtemelen.

Ömer Şişmanoğlu: 5.6 - Top ileri gidemeyince o topa geldi, fakat o karakterde bir oyuncu olmadığından varlık da gösteremedi. Muhammed'in pasına çıkarttığı şut fena değildi.

Mustafa Pektemek: 5.9 - O da sahada kayıp duruyor, ilk 11 oyuncuları ile beraber oynamadığı sürece, hücum zenginliği az olan bir takımda varlık göstermesi pek mümkün değil.

***************
Queens Park Rangers: 6.2 - St. Pauli'den daha ciddi bir rakipti, pas oyunları güzeldi. Premier League'de sonuncu olarak küme düşen bir takımın futbol oynadığı seviye oldukça düşündürücü.
16 Ağustos 2012 Perşembe

Olcay, Oğuzhan ve 2012 Model Beşiktaş

Dün http://tr.eurosport.com/ 'da yayınlanan yazımı bir de buradan paylaşıyorum;


Bir dolu genç futbolcuyla oynanan, oyuncu seçme niteliğindeki hazırlık maçları bize takımın oyun planıyla ilgili bilgi vermekten uzaktı. Geçtiğimiz hafta oynanan Kayserispor maçı, elimizde veri olarak kullanabileceğimiz tek maç olarak gözüküyor. Ben de Beşiktaş’ın sezon projeksiyonunu o maç ve kendi öngörülerimle şekillendireceğim.

Kaleci Allen McGregor’un CV’si Beşiktaş’ın kalesini koruyabilecek dolulukta görünüyor. Her ne kadar kariyerinde Glaskow Rangers’tan başka takım olmasa da, Beşiktaş’la eş tutabileceğimiz bir takımda uzun süredir as kalecilik yapıyor olması yeterldir. Zaten kendisinden Muslera veya Volkan Demirel performansı da beklenilmiyor. İyiden iyiye Hakan Arıkan sendromuna yakalanan Cenk Gönen’den eldivenleri devralabilmesi, Beşiktaş için yeterli.

Savunma hattına yapılan Julien Escude takviyesi de, takımın ihtiyacı olan “tecrübe” parametresine katkıda bulunması adına çok olumlu bir transfer. Beşiktaş’ın transfer hamleleri arasında artı hanesine yazılanlardan biridir. İbrahim Toraman’ın neredeyse her pozisyonun alternatifi olarak düşünülmesi, Ersan Gülüm’ün tam olarak atlatılamayan sakatlığı neticesinde yapılması gerekiyordu, yapıldı. Hala Beşiktaş’ın yeni kaptanı olduğu açıklanmayan Tomas Sivok da, önce kaybedip sonra bulduklarımızdan... Beşiktaş bu stoper ikilisiyle Türkiye’de avantaj sağlamayabilir ama hiç bir rakibe karşı da geri adım atmaz. CV’sine ve maliyetine baktıktan sonra, Escude / Egemen hamlesi çok yanlış bir hamledir demek kolay değil.

Sağ bek pozisyonu İbrahim Toraman’ın alternatif oluşturduğu pozisyonların ilki gibi görünüyor. Pozisyonun asıl sahibi; Roberto Hilbert. Samet Aybaba rakipten çekindiği maçlarda sağ kanadı Toraman arkada, Hilbert önde şekilde organize edecektir. Oyuncu tiplerine uygun şekilde oynanırsa, bu pozisyonda da Beşiktaş’ın geri adım atacağını düşünmüyorum.

Sol bek pozisyonu, İsmail Köybaşı’nın sakatlığı sebebiyle bugün itibariyle soru işaretli pozisyonlardan biri olarak görünüyor. Kariyerindeki bütün çıkışlarını sol açık olarak yapıp, nedense büyük takıma gelince sol bekliğe devşirilen Uğur Boral ve bir kaç sezondur kiralama yöntemiyle pişmesi sağlanan Emre Özkan sol bek bölgesini idare edecek gibi gözüküyorlar.

Fernandes dışında çaylak oyunculardan oluşturulan orta sahada, diğer oyunculardan öne çıkan yeni iki isim oldu. İbrahim Altınsay’ın kısa görev süresinde takıma kazandırdığı Oğuzhan Özyakup ve Kaiserslautern’den alınan, alındığı gün maaşı tartışılmaya başlanan Olcay Şahan. Yönetim ve teknik heyet ne planlıyordu, ne kadarını yapabildiler bilemiyoruz ama bugün itibariyle Beşiktaş’ın gelecek sezonu bu iki oyuncunun göstereceği performansa bağlı. Ne denenen gençlerden, ne de takımda geçen sene bulunun genç oyunculardan Beşiktaş’ı sürükleyebilecek bir performans göremedik. Bu iki genci ise bir kenara ayırıyorum. Bugünden söyleyeyim, Olcay’ın maaşı bir daha tartışılmaz.

Kayserispor maçını izlemeyenler için söyleyeyim; Olcay Şahan’ın Kayserispor maçındaki oyunu A Milli takım seviyesidir. Topu alışı, aklından geçirdikleri, hırsı, mücadelesi ile tüm taraftarı olumlu anlamda şaşırtmayı başardı. Beşiktaş’ın Fernandes dışında maça etki edecek oyuncu ihtiyacını giderebileceğini gösterdi. Türkiye’de yanlış yorumlanan bir tabir vardır. Oyuncuların 3-4 ay alışma süreci olduğu, o süreçten sonra tam performansla oynayacağı kabul edilir. Ben bunun çok az örneğini gördüm. Oysa 3-4 ay boyunca uçup, sonra çakılan bir çok oyuncu gördüm. Mümkünse Olcay Türkiye’ye alışmasın, uyum sağlamasın. Aynen Almanya’da oynadığı gibi oynasın, arkadaşlarını da o yöne kanalize etsin.

Oğuzhan Özyakup...

Ben sıkı bir Arsenal taraftarıyım. Oyuncunun Türk olması sebebiyle, Arsenal rezerv maçlarını bir başka gözle takip ederdim. Açık söyleyeyim, Ben bile Oğuzhan’ın Arsenal performansıyla ilgili uzun cümleler kurabilecek kadar bilgi sahibi değilim. Arsenal futbol takımının bir oyun felsefesi vardır. Alt takım, üst takım farketmeden o felsefeye uygun hareket etmeye çalışırlar. Dolayısıyla belki bir Chelsea veya bir Liverpool’un futbol kültüründen bahsedemeyiz ama Arsenal’in bahsedebiliriz. Arsenal’in büyük kulüp olması değildir mesele. Chelsea de büyük kulüptür. Oysa CV’de yazan Arsenal, büyük kulüpten öte anlamlara gelir. Oyuncularının paylaşımcı, takım oyuncusu, çevre kontrolü ve teknik becerisi yüksek oyunculardan seçmeye gayret ederler. Gördüğümüz kadarıyla Oğuzhan Özyakup’da da bu parametrelerin hepsi belli ölçüde var. Türk futbolcusu enerjisini nasıl kullanacağını bilmez, nereye koşacağını bilmez, pası nereye atacağını bilmez. Pas verme becerisi vardır ama öyle bir yere verir ki, pası verdiği oyuncu yapar top kaybını. İstatistikte takım arkadaşına yazar top kaybı. Oğuzhan futbolu biliyor. Bu özellik de Türkiye’de çok önemli. Avrupa’da olduğundan daha önemli... Sadece bu özellikle bile fark yaratabiliyorsun çünkü.

Orta saha blokunda zayıf halka olarak görünen oyuncular ise; Necip Uysal ve Veli Kavlak. Bu iki oyuncu, merkezde Fernandes’in arkasını süpürecek şekilde oynatılıyorlar. Dinamizmde sıkıntı yok ama oyun bilgileri o pozisyon için zayıf düzeyde. Sırtı dönük oyuncuya savunma yapmayı bilmiyorlar, devamlı faul yapıyorlar, koşmak istiyorlar ama nereye koşacaklarını bilmiyorlar, baskı altında top kullanma becerileri düşük, çaylak olduklarından dolayı pas oyununu oynayacak mental yeterlilikleri yok. Bana göre Beşiktaş’ın yabancı stoperden de, forvetten de öncelikli ihtiyacı bu bölgeyeydi, dilerim sezon içersinde bu tercihin bedeli ağır olmaz.

Takımın beyni, paşası, çileği ise Manuel Fernandes. Öyle bir çilek ki, Fenerbahçe veya Galatasaray’a gitse, bu iki takımın onca transferine rağmen, dengeleri değiştirir. Lakin takımın içinde öyle parlıyor ki, rakip teknik direktörlerin gözden kaçırmaları mümkün değil. Bugün Aykut Kocaman’ın, Fatih Terim’in veya diğer teknik direktörlerin Beşiktaş maçı planlarının ilk maddesi “Fernandes’i kitle!” olduğu çok açık. “Fernandes’i kitlersen Beşiktaş’ı durduruyorsun” lafı, klişe haline gelmeden ilk ben kullanmış olayım. İşte tam da bu yüzden Olcay ve Oğuzhan’ın tahmin edilmeyen faktör olmaları gerekiyor. Rakip teknik direktöre “hangisini tutayım?” dedirtmek gerekiyor. Beşiktaş bunu dedirtemediği takdirde, ülkemizde bolca bulunan sert defansif orta sahaların birine verecekler Fernandes’i, sonrası sarı kart / kırmızı kart, çok tatsız...

Forvette de bir türlü kendilerini ispat edemeyen Hugo Almeida ve Mustafa Pektemek mevcut. Bir hareket yapıyorlar, Beşiktaş’ın bu oyuncularla işi zor dedirtiyorlar. Sonra başka bir hareket yapıyorlar, üst seviye. Örneğin Kayserispor maçında Olcay Şahan’a yaptıkları servisler, son bir kaç senede görmediğimiz türdendi. Bu ikiliyi Batuhan Karadeniz ve Mehmet Akyüz yedekleyecekler. Belli ki Samet Aybaba Batuhan’ı Almeida’nın alternatifi olarak görüyor. Uzun boylu, kafa toplarını servis edebilecek oyuncu ihtiyacını bu kadar önemsiyorsa, söylenecek söz yok. Raul’un elini sıktıktan sonra elini şortuna silen, Guti’ye “Naber lan?” diyen bir “sporcu” üzerine de söylenecek söz yok aslında, tadımız kaçmasın. Esasında, yılda 1.2 Milyon Euro maaş alan Umut Bulut’un “koşan, basan takım kuruyorum” diyen bir takım tarafından alınmamış olması, çok ciddi bir teknik heyet zaafiyeti olarak tarihe geçti, o da ayrı konu.

Beşiktaş hazırlık maçları süresince belli bir şablona bağlı kalmadı. 4-4-2, 4-4-1-1, 4-1-2-1-2 gibi bir çok dörtlü savunma formasyonunu denedi. Belli ki, zorlu rakipler karşısında İbrahim Toraman’ın sağ bek, Roberto Hilbert’in sağ açık, Manuel Fernandes’in forvet arkası oynadığı “kemik” bir takım yaratma niyeti var. Rakibin gücü azaldıkça Fernandes’in pozisyonu daha geriye çekilip, hücumcu sayısı arttırılacak. Yani Fernandes’in pozisyonunu söyle, Beşiktaş’ın planını söyleyeyim.

Oğuzhan – Veli – Fernandes – Olcay şeklinde dizilmesini beklediğimiz Beşiktaş’ın bu dörtlüsü, enteresan şekilde takımın kalanıyla da uyumlu bir format oluşturmuş durumda. Örneğin sağ kanattaki Oğuzhan orta saha karakterli bir oyuncu ve içe katetmeyi seviyor. Topu alıp dripling yapmayı, oyunun temposuna hükmetmeyi, ters kanada top atmayı... Kayserispor maçında atılan gole de içe katederek bu şekilde katkıda bulunmuştu. O içe katettiğinde, Beşiktaş hemen 2. Kozunu kullanıyor ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle Hilbert’e koşu alanı açılmış oluyor. Oğuzhan içe katedip orta sahayı üçlerken, ters kanattaki Olcay Şahan da Kayserispor maçında sıkça gördüğümüz üzere, forveti üçlemek adına şahane topsuz koşular yapıyor. Böylece 4-4-2 ile, 4-3-3 arasındaki geçiş sağlanmış, Fernandes bağımlılığı bir ölçüde azaltılmış oluyor. Zar atsan, bu kadar denk gelmez.

Beşiktaş’ın Kayserispor’a attığı gol anına bakın. Rakip ceza sahasında 4 tane Beşiktaş’lı oyuncu göreceksiniz. Sağ kenar oyuncusu Oğuzhan, iki forvet ve golü atan sol kenar oyuncusu Olcay. Beşiktaş geçtiğimiz yıl Almeida üşenmez de koşarsa, ceza sahasına tek oyuncu sokabiliyordu. Beşiktaş futbol takımındaki en büyük değişim bu.

Tecrübe olarak rakiplerinin gerisindeysen, onların oynadığını oynayarak bir şey kazanamazsın. Türk futbol klişelerini elinin tersiyle itip, tüm takımlara ters gelen formüller üreteceksin. Çünkü elinde başka formülün yok. Beşiktaş da herkesin yaptığını değil, kimsenin yapmadığını yapmaya çalışıyor. Olcay, Oğuzhan, Almeida ve Pektemek’ten oluşan, emek temelli , çok hareketli bir dörtlü hücum hattı; Sert, seri, dikine paslaşmalara dayanan bir pas organizasyonu, Olcay’ın topsuz koşuları; Almeida’nın hava hakimiyeti; Manuel Fernandes’in bireysel yeteneğine yaslanan bir karma hücum planı; Sivok ve Escude’nin tecrübelerinden, sezgilerinden, pozisyon bilgilerinden faydalanan, muhtemel açıkların kapatılmaya çalışıldığı bir savunma düşüncesi...
İşte Beşiktaş’ın bugüne kadar oluşturabildiği futbol değerleri...

Bence izlemeye değer.

McGregor  
Hilbert – Sivok – Escude – Uğur  
Oğuzhan – Veli – Fernandes – Olcay 
 Mustafa - Almeida

Ara