.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Edouard Cisse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edouard Cisse etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Nisan 2009 Pazartesi

Edouard Cisse Üzerindeki Soru İşareti

Michael Fink'le sözleşme imzalanması ve bunun basına açıklanması acaba Edouard Cisse'yi olumsuz etkiler mi diyenler oldu. Ancak Eskişehir karşılaşması gösterdi ki böyle bir problem olmayacak. Öncelikle Beşiktaş transferi basına değil borsaya bildirdi bildiğim kadarıyla. Ne kadar gizlenebilirdi emin değilim... Cisse'nin performans düşüklüğü göstereceğini düşünmek biraz kötü niyet olur bana kalırsa. Zira Cisse yedek kaldığında bile her atılan golde sevinen, gol atan arkadaşlarının birlikte sevinmek için yanına gittiği bir isim. Bu bağlamda Cisse takımı, takım da Cisse'yi seviyor zaten. Cisse'nin gönderileceğini, daha doğrusu sözleşmesinin yenilenmeyeceğini sağır sultan bile biliyor zaten. Bunlar devre arasında konuşuldu. Ernst'in gelmesi için Seric ve Cisse ile görüşüldüğünde Cisse sezon sonu burada olmayacağını bilmiyor muydu? Seric'in kendisine kulüp bulması söylendikten sonra doğum gününde Mustafa Denizli ile nasıl pasta yediklerini fotoğraflardan gördük zaten. O yüzden Cisse'nin Fink transferiyle bağlantılı bir form düşüklüğü yaşayacağını düşünmüyorum. Hele maç başı ücretleri, primler, şampiyonluk primi gibi maddi detaylara girmiyorum bile. Cisse iyiydi kötüydü bugüne kadar getirdi. Sezon sonuna kadar elinden geleni yapar, bu taraftar da onu "helal olsun, gideceğini bile bile elinden geleni yaptı" der ve alkışlarla yollar, merak etmeyin...
25 Nisan 2009 Cumartesi

Michael Fink'te İşlem Tamam

Sözleşme Süresi: 3 Yıl Ödenecek Rakam Yıllık 1,5 Euro http://www.ntvmsnbc.com/id/24960293/ Daha önce söylediğim gibi Fink hakkındaki enteresan bilgileri Beautiful Freak'ten bekliyoruz. Zaten saolsun Fink'le ilgili söylenebilecek çoğu şeyi şuradan Borges söylemiş. Şimdi kalkıp öyledir böyledir diye yazacak halimiz yok. O bilgilerden edindiğim izlenim; Almanya'nın kalburüstü takımlarında daimi yedek olarak oturacak bir oyuncu olduğu. Kariyer gelişimi de zaten bunu söylüyor. Bence bu transfere şöyle bakmak lazım; Beşiktaş futbol takımı Edouard Cisse'yle sözleşme yenilemeyip ondan daha iyi bir oyuncu almıyor. Bu transfer daha çok takımın ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gibi geliyor. Ortasahada Alman ekolünün hüküm sürdüğü bir Beşiktaş... Yani bu transfer, Beşiktaş'ı oradan alıp buraya koyacak bir transfer asla değil. Sözleşmeleri bittiği için aynı şartlara sahip, kalite olarak birbirine yakın iki oyuncudan ( Fink / Cisse ) Beşiktaş'ın oyun ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gelmiştir. Şimdi buradan kalkıp 1. santraforu Nobre olan takım Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir sorusuna dönüp, ortasahasında Fink olan, vizyonu yabancı transfer olarak Fink'i getirmek olan bir Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir soruları elbette sorulabilir ve hepsi anlamlı olur. Tabii ki arada ciddi bir fark da mevcut zira Nobre yabancı kontenjanını işgal etmiyor, Fink ediyor. Bugün Ronaldinho'yla Kaka'yı getirsen bile Üzülmez'den daha iyi sol bek yoksa yine onla oynayacaksın. Edouard Cisse'nin yıllarca Fink'ten daha önemli takımlarda oynamış olması, Şampiyonlar Ligi tecrübesine sahip olması ve uyumlu bir karakter olması ise can sıkıcı bir başka nokta. Neticede Beşiktaş Fink transferini gerçekleştirerek hedeflerinin ne olduğunu az çok ortaya koydu. Bu hedefler beni tatmin etmez. Önümüzdeki sene de Galatasaray deplasmanında bir çok yorumcunun, "Beşiktaş yetenekleri kısıtlı takım, arada kalite farkı var" yorumu yapacak olmaları can sıkıcı. Bu bağlamda Fink transferini bir artı değer olarak görmemekte fayda var. Buradan çıkacak en olumlu fikir, Denizli'nin -aynı kalitenin oyuncuları olsalar da- kendi istediği oyuncu grubuyla çalışmasına olanak sağlanmasıdır.
24 Mart 2009 Salı

Üçü Bir Arada

çok sevgili ve çok sayın hocam mustafa denizli, Tomas sivok. Fabian ernst. Edouard cisse. Oynasınlar hocam üçü bir arada, kalsınlar üçü bir. Stoperde sivok, önlerindeki ikilide Fabian ve Edouard. Beş maç üst üste hiç elleşmezsen şampiyon oluruz bu ligde inan. Gençlerbirliği maçında rakibi boğan, oyunun her anında üstünlük sağlayan formül buydu. Daha fazla üstüyle başıyla oynamaya gerek yok, lütfen hocam. Cisse'nin orta sahada savruk gözüken bir oyunu olsa dahi ne kadar fazla top çaldığını ve rakip pozisyonları başlamadan bitirdiğini görüyoruz hocam. Ernst'in onunla oynarken çok daha etkili olduğunu da. Geride Toraman ve Sivok'la, önlerinde bu ikiliyle çok daha dominant olacağımızı da biliyoruz hocam, sen de biliyorsun. Beş hafta hocam, altı hafta şu kadro ile bitirelim artık bu işi, bu kadar ikram edilmişken çevirmeyelim elimizin tersiyle. Haddim değil sana akıl vermek, yol göstermek biliyorum hocam, bu da öylesine bir taraftar isteği olsun varsın. Sivok stoper, önlerindeki ikili de Ernst ve Cisse hocam. Üçü bir arada. Hadi.
30 Ocak 2009 Cuma

Dimyat' a Giderken...

Bazı şeyleri anlamak mümkün olmuyor gerçekten. Bugünün tarihi 30 Ocak 2009. Transfer sezonu açılalı 1 ay oldu. Neticede Beşiktaş yapması elzem olan transferleri değil, lüks transferleri yaptı. Ortasahanın ortasına Delgado'nun arkasına - Sivok'un önüne bir oyuncu alınacaktı, hala alınacak. Peki bu oyuncu alınırken kimler feda edildi? Bu saatten sonra Edu-Seric ikilisinden verim beklemek hayalciliktir. Edu zaten sezon sonu gideceği için idareten oynuyordu. Yeni bir Jose Kleberson, Ricardinho skandalıyla karşı karşıyayız. Devre arası gönderilmesi gündeme gelip gönderilmeyen futbolcular ve 2. yarı kadro daralması nedeniyle güçten düşen bir Beşiktaş. Bugün itibariyle Seric ve Cisse'yi Beşiktaş kadrosunda düşünmek hatadır. Oyuncular psikolojik olarak dağılmışlardır ve toparlanmaları mümkün değildir. En azından ben böyle bir geri dönüş hayatımda görmedim diyebilirim. Beşiktaş'ın bir diğer kaybettiği oyuncu ise Uğur İnceman. Oyuncu faydalı olmuştur, olamamıştır orası ayrı. Sezon başında Flamini ve Gilberto Silva'yı kaybeden Wenger, yeni transfer üzerine bir soruya; " Paramız var, istersek transfer yaparız ancak bu yaptığımız transferlerle Abou Diaby, Denilson ve Song'u kaybedersek bu transfer bize güç katmaz" demişti. Çünkü Diaby "Flamini gitse de 11'e yerleşsem" diye pusuda bekliyordu. Elbette Uğur İnceman'ın bu hırsı, bu iddiası olduğunu söyleyemeyiz. En azından bunu ispatlamadı. Ama bu saatten sonra ben Uğur'un yerinde olsam takımdan ayrılmak isterim. Forma sırası bana gelmişken yine dışarıdan birine ihtiyaç duyuluyorsa orada benim oynama şansım yoktur demektir. Ben böyle anlarım yani. İşin en kötü tarafı da şu ki, bunca problem yaratan transferin belki de hiç gerçekleşmeyecek olması. Seric sol bek, Cisse-Uğur ortasaha.. Ne alakası var bir transferin şu alakasız pozisyonların oyuncularıyla diyeceksiniz ama burası Beşiktaş'sa her şey olabiliyor. Oyuncuya dönüp "yok sizi satmak istememiştik" diyemezsin ki bu saatten sonra. Neticede 6+2 kuralı hala geçerli. Zapotocny-Sivok-Delgado-Tello-Bobo-Holosko dediğin an 6 yabancıyı zaten buldun. Seric-Cisse senin zaten yedek yabancıların. Seric gitsin diyenler var. Gitti diyelim, gittin Taiwo'yu aldın Marsilya'dan sol beke. Ne oldu? Sivok'u mu keseceksin bu sefer? Futboldan, matematikten bu kadar anlayan insanların kulüp üzerinde kurdukları transfer baskısına bakar mısınız? Bugün Bobo-Holosko neden beraber oynamıyorlar diyenler yarın yeni bir ön libero gelirse Zapo-Sivok-Delgado-Tello dörtlüsünün birinden vazgeçmek zorunda kalacaklar. Ben de Mustafa Denizli'yi biraz tanıdıysam, bu oyuncu Tomas Zapotocny olacaktır. Öyle görünüyor...

Ara