selman özçelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selman özçelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ocak 2014 Salı
Joleon Lescott
Lescott gelir mi gelmez mi bilinmez ama kesin olarak bir stoperin alınacağını söyleyen Önder Özen Lescott ismini dillendirmişken , kendisi hakkında bazı detayları yazma gerekliliği doğdu.
Manchester City'nin ideal stoper ikilisi Kompany ve Nastasic'tir. Pellegrini'nin başı stoper sakatlıklarından bir türlü kurtulmayınca, alternatif olarak Demichelis kadroya katıldı. Pellegrini , mevcut stoperlerinin sakatlığında elinde Lescott olmasına rağmen zor zamanlarında Javi Garcia'yı göbekte denedi. Bu hamlesinden verim alamayınca, Lescott'u da stoper alternatifi olarak görmeye başladı. Şu an için Manchester City'nin 4. sırada tercih edilen stoperi konumunda. ( Kompany - Nastasic - Demichelis - Lescott )
-Manchester City kendisini sezon sonunda kesin olarak bırakacak. Devre arasında bırakılma ihtimali var mı yoksa sezon sonunu mu beklemek zorundayız?
Lescott'un sezon sonu sözleşmesi bittiği için, Manchester City'den yeni kontrat beklediğini medya yoluyla aylardır söylüyor. Mancini'nin son döneminden beri düzenli olarak şans bulamadığından ve Brezilya 2014 hedefi bulunduğundan artık ayrılmayı kesin olarak kafaya koymuş durumda. Devre arasında Manchester City eğer kadroya stoper takviyesi yaparsa Lescott devre arasında gönderilir ancak City transfer sezonunda stoper transferini gerçekleştiremezse, sezon sonuna kadar ihtiyacı olduğu için kadroda tutmak isteyecektir. Pellegrini de Capital One Cup maçı öncesi yaptığı basın toplantısında, Lescott'u yerini doldurmadıkça bırakmayacağını ifade etti. Manchester City'nin her kupada iddiası devam ettiği için bu karar makul karşılanabilir.
Devre arası transferi gerçekleşmezse bile sezon sonu kesin olarak boşa çıkıyor. Manchester City kendisiyle sözleşme yenilemeyecek.
-Tahmini maliyeti ne seviyede olur?
Eğer devre arasında Manchester City daha iyi bir oyuncuyla sözleşme imzalarsa, bonservis konusunda Lescott'a kolaylık sağlayacaktır. Ben herhangi bir bedel ödeneceğini düşünmüyorum.
-İngiliz basınında Lescott ile ilgili transfer haberleri çıkıyor mu?
Beşiktaş'ın da dahil olduğu 3-4 kulübün kendisini istediğine dair haber yapıldı son 2 hafta içerisinde. West Ham menajeri Sam Allardyce doğrudan Lescott'a olan ilgisini dile getirdi. Tottenham menajeri Sherwood da kesin olarak ilgisini belli etmese de, kiralık olarak kadroya katılabileceğini ima etti. İngiliz basınında Beşiktaş'ın teklifine dair çıkan haberlerin kaynağı da Ahmet Kavalcı'nın AA'ya yaptığı açıklamalar.
-Manchester City'nin yerine daha iyisini almadan bir futbolcusunu bırakmadığını yakın zamanki planlamasında görüyoruz. Lescott'un maaşından kurtulmak için oyuncusunu neden bıraksın ?
Manchester City'nin Lescott kararında maaşının bir etken olduğunu düşünmemek gerek. Performans odaklı sözleşme yenilememe kararıdır bu. Savic ve Nastasic transferlerinin temelinde de Kompany'ye eşlik edecek oyuncuyu bulmak yatıyordu. Savic'de başarısız olan kulüp Nastasic ile Lescott'un boşluğunu doldurdu. Lescott hem futbol direktörleri tarafından hem de 2 ayrı teknik adam tarafından son dönem Manchester City'sinde yetersiz görüldüğü için gönderilmek isteniyor. Maaşından kurtulmak için değil.
-Lescott'un Manchester City'de 4. stopere kadar gerilemesinin sebebi ne?
City'nin şampiyon olduğu dönemde Lescott- Kompany ikilisi tartışılmıyordu ancak kulübün alternatifine baktığı ilk isim o dönemde bile Lescott'tu. Savic'in EPL seviyesindeki yetersizliği, Lescott'un şampiyon olunan sezonda Kompany ile yakaladığı uyum sonraki sezona da Lescott- Kompany ikilisinin başlamasını gerektirdi. Ancak ofansif olarak yeterince keskin olamayan takımın savunmada da yaşadığı sıkıntı tabloya yansıyınca Lescott ilk kesiği yiyen isim oldu ve devre arasında Nastasic transfer edildi. O dönem Mancini'nin: ''Yandan gelen topları kafayla ben uzaklaştıracak değilim'' açıklaması Lescott'u hedef alıyordu. Nastasic'in EPL'ye hızlı uyumu, düzenli forma şansı bekleyen Lescott'un Manchester City kariyerini resmen olmasa da fiilen bitirdi. Pellegrini geldikten sonra da Lescott özelinde değişen bir şey olmadı.
-Önder Özen'in açıklamalarını da hesaba katarak, Lescott'un stoper özellikleri nedir?
Lescott öncelikle ''lider stoper'' değil yardımcı stoperdir. City döneminde savunmayı ve takımı toparlayan Kompany'nin yardımcısı olmuştur. Boyuna rağmen , Önder Özen'in bahsettiği gibi yüksek top hakimiyeti olan ve yüksek top zamanlaması iyi olan bir stoper de değildir. ( https://www.dropbox.com/s/qz0jow1lo1dvzbz/lescott.flv )
Markaj yeteneği ve bu konudaki ısrarı kendisinin en belirgin özelliği. Ersan Gülüm'ün arkası dönük oyuncuya faul yapma konusundaki istatistiği ve bunun takımın temposunu ne denli etkilediğini düşündüğümüzde , markaj yeteneğiyle Beşiktaş'a katkı verecektir.
Sert ve hızlı bir oyuncu değil. Geniş alanda yakalanmaması gerekiyor. Bununla birlikte ayağı temiz bir oyuncu, kademeye ölümüne değil, tereyağından kıl çekmek için giriyor ve bu noktada yüksek oranda başarılı olduğu da söylenebilir.
-Türkiye'de iş yapar mı?
Elimizdeki stoperlerden daha iyi bir oyuncu Lescott. Bununla birlikte beklentilerimizin de farkında olmamız gerekiyor. Eğer gerçekten yüksek top hakimiyeti ve sertliği için Lescott alınacaksa yanlış oyuncuyla ilgilendiğimizi düşünüyorum. Pozisyon bilgisi, temiz futbolu ve ısrarlı markaj yeteneği daha önemliyse doğru futbolcunun peşinde olduğumuzu söyleyebilirim. Sezon başındaki eli ayağı düzgün ve alan daraltan takımda Escude'nin bile parıldadığını düşünürsek Lescott'un çok daha ciddi katkı vereceğini söylemek yanlış olmaz ancak zor zamanlarda herkesten fazla sorumluluk almasını ve tüm savunmayı yönetmesini beklersek istediğimizi pek alabileceğimizi zannetmiyorum.
-Önder Özen'den anladığımız kadarıyla Sivok pek yeterli bulunmuyor. Lescott'u sezon sonu bağlamak daha akılcı olmaz mıydı ? Zira o tarihe kadar Sivok - Franco'yla devam edip, sezon sonu Lescott'u alıp, oynayan bir Sivok'u da pazarlamak. Stoper stratejisini nasıl yorumluyorsun?
Önder hocanın ve Bilic'in bir stoper planlaması var ve bu planlamanın içerisinde Sivok yok. Yabancı kuralına göre Ersan'ı en azından alternatif olarak bulundurmak mevcut koşullarda bir zorunluluk. Bununla birlikte Önder Özen, Franco'nun forma giyeceğine hala ciddi anlamda inanıyor. Tüm bunları düşünürsek Beşiktaş'ın ihtiyacı olan lider, caydırıcı ve sert stoperin Lescott olmadığını düşünüyorum. Ne devre arasında, ne de sezon sonunda. Bana göre Beşiktaş'ın geride çok daha sert duran yüksek top hakimiyeti ve sertliğiyle rakipleri sindirecek bir stopere ihtiyacı var. Bilic ve Özen'in bu noktada yumuşak ama oyun aklı olan stoperi, sert ve caydırıcı stopere tercih ettiği algısı oluştu bende. Yukarıda da belirttiğim gibi eğer sertlik, caydırıcılık ve yüksek top hakimiyeti stoper konusunda önceliğimizse ve o oyuncu Lescott olarak belirlenmişse stoper planlamasında ciddi yanlış yapılmış demektir.
Etiketler:joleon lescott,selman özçelik | 5
Yorum
3 Eylül 2013 Salı
Maç Raporu: Beşiktaş 2 - 0 Gaziantepspor
En iyi üç: Veli Kavlak , Hugo Almeida, Manuel Fernandes
En kötu üç: Mustafa Pektemek , Olcay Şahan, Necip Uysal
DEĞERLENDİRME:
Beşiktaş - 7.7 : Geçen sezonun fütursuzca hücum yapan takımı Beşiktaş artık set hücumlarıyla sonuca gitmeyi düşünen bir takım hüviyetinde. Sabırlı oyununun karşılığını da maç içerisinde bir şekilde alıyor. Gaziantepspor karşısında da doğaçlama değil, bilinçli hücum opsiyonlarıyla sonuca giden, sonucu bulduktan sonra da rakibin puan umutlarını hiç canlı tutmayan bir Beşiktaş izledik.
Bilic - 8.1 : Daha imzası kurumadan kendisinin futbol felsefesi üzerine bir çeviri yapmıştık. Slaven Bilic hatlar arası mesafelerden nefret eden bir teknik adam. Savunma ve hücum hatlarının birbirine yakın oynamasını istiyor. Mesafe problemini çözdükten sonra da tempoyu doğru zamanda arttıran ve azaltan bir takım yarattı. Şüphesiz Beşiktaş'ı izlemek, sıradan bir futbolsevere geçen sezonki kadar keyif vermiyor ancak modern futbolun gerekliliklerini yerine getiren, yerine getirdikçe de kazanan bir Beşiktaş var ( şimdilik ). Bilic tüm bu gelişmelerin ışığında haftalardır aldığı yüksek puanı sonuna kadar hakediyor diyebiliriz.
Taraftar - 7.9: Önder Özen'in bikaç hafta önce söylediği bir söz var, ''Beşiktaş taraftarı kalbiyle çalışan hocasını, kalbiyle oynayan oyuncusunu bugün görmese yarın görür, yarın görmese haftaya görür.'' 3 maçta 130 bin izleyiciyi o stadyuma çeken bir takım var. Takım oynadıkça taraftar da yalnız bırakmıyor. Trömsö maçının atmosferi yakalanamasa da Olimpiyat stadının ortalamasının çok üzerinde bir topluluk vardı. ''Beşiktaş bu sezon boş seyirciler önünde oynar.'' diyenlere 50 bin Beşiktaşlı yine, yeniden çok güzel ders verdı. O mesafedeki bir stadyuma katılım gösteren taraftarlara ne kadar teşekkür edilse az.
Ali Palabiyik (hakem) - 7.0 : Penaltı pozisyonu kendisinin puanı hakkında belirlieyici oldu sanırım. İlk izlediğimde ben de pozisyonun dışarda olduğunu görmüştüm ancak tekrarlardan anladığımız kadarıyla Fernandes'in ayakları içerdeyken darbe almış. Bu pozisyonu süzebilmek, yardımcı hakemler vasıtasıyla da olsa doğru kararı verebilmek önemlidir. Oyunu kesmeyip, pozisyon sonrası kart gösteren bir hakem. Genel anlamda beğenilmiş gibi görünüyor.
Gaziantepspor - 4.2: Fenerbahçe karşısındaki Sivasspor gibi Antep de bu haftanın kötü ekiplerinden. Takımlarının genel bir iştahsızlık problemi var. Maçı isteyen oyuncuları çok azdı.Beşiktaş da rakibin oyuna ortak olmasına müsaade etmeyince rahat bir galibiyet oldu. Geçen sezon Beşiktaş'ın da gündemine gelen 28 yaşındaki Milevsky'yi transfer etmişler, bundan sonrası adına yeni transferleriyle belki iyimser olunabilir. Bir de formalarının rezalet olduğunu eklemek istiyorum.
TAKIM
Tolga - 7.1 : İş düşmedi pek kendisine. Sezon başından beri olduğu gibi yine rahat bir maç çıkardı. Cenk Tosun'un ceza sahası dışından şutunu sektirmemesi tek göze çarpan hareketiydi. Hata yapmadı.
Hutchinson - 7.4 : Çok beğeniliyor geldiğinden beri. Ben ortalama bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Orta alana sertlik getirmiyor ama pozisyon almasıyla, futbolun en basit gerekliliklerini minimum hatayla yerine getirmesiyle öne çıkan bir oyuncu. Sol bekte de kendisini zorlayan bir oyuncu olmadığı için hücumda kendisini göstermeye çalıştı. Kanada milli takımında stoper, PSV'de sol bek, Beşiktaş'ta ön libero ve sol bek oynadı. Enteresan bir futbolcu. Umarım sol bek alınır ve kendisini en rahat hissettiği yerde, orta alanda oynamaya devam eder.
Escude - 7.0 : Pek fazla iş düşmedi kendisine. Takım geçen sezonun aksine birbirine yakın oynadığı için geniş alandaki defoları ortaya çıkmıyor. Beşiktaş'ın ideal stoperi değil ama takımın oyun anlayışı kendisinin en büyük yardımcısı. Pedro Franco'nun topsuz alandaki oyunu Bilic için yeterli seviyeye gelene kadar standart, göze batmayan oyununu oynamaya devam edecektir. Antep maçındaki ortalama puanı da bunu gösteriyor.
Sivok - 7.0: Bir pozisyonda topu rakibin önüne düşürmesi haricinde standardını oynadı. Takımın lider stoperi konumunda ve kaptanlığı da en çok hakeden oyuncu.
Serdar - 7.0: Trömsö maçının son 15 dakikasında , Erciyes maçının genelinde kanadı sıkıntı verince düşündürmüştü. Bana bu takımda mecburiyetten oynayan kim var diye sorsalar aklıma ilk gelecek isimlerden. Gaziantepspor maçında rakibine üstünlük sağladı ama daha güçlü rakiplere karşı çaresiz kalacakmış izlenimi veriyor.
Oğuzhan - 7.4: İyi oyuncu kendisini oynatır. Atiba'nın sol beke kaydırılmasının tek sebebi Oğuzhan'ın yedek bırakılamayacak kalitede olmasıdır. Bununla birlikte açık konuşmak gerekirse Veli'yi kesebilecek savunma disiplini yok. Fernandes ise bu formuyla kolay kolay yedek bırakılamaz. O zaman Oğuzhan'ın gözüne kestirmesi gereken isim Atiba. Atiba'nın muhteşem bir savunmacı olmadığını göz önünde bulundurursak onun yerini alması için yapması gereken belli. Oğuzhan'ın ofansif oyun aklına söylenebilecek laf yok. Hepimizin ''Kesin şut çeker'' diye ayağa kalktığı anda çok daha müsait olanı görmesi onun futbol aklını ortaya koyuyor. Gaziantepspor maçında da hatasız oyunuyla temponun lehimize gelişmesinde etkendi. Mustafa'nın önüne ayak dışıyla bıraktığı topun gol olmaması büyük şanssızlık.
Veli - 8.7: Açık ara sahanın en iyi futbolcusuydu. Muhtemelen Bilic'in de esame listesine ilk yazdığı isimdir.Bana kalırsa Mourinho gelse bile yedek oturtmaz. Gaziantespor maçında yine rakibi yıldıran bir oyun oynadı. Geçen sezon 12 kilometre koşuyorken bu sezon ortalaması 10.5 kilometre. Takımın kompakt oyununu anlamak için güzel bir veri olduğunu düşünüyorum. Aldığı puanı görünce mutlu oldum. Önder Özen ve Bilic zaten her açıklamasında Veli'nin hakkını veriyor da, taraftar olarak bizim de Veli'ye hakettiği değeri veriyor olmamız sevindirici.
Fernandes - 7.5: Çok fazla zorlamadan bile 2 gole etki etti. Takıma fayda sağladıkça mutlu oluyor , mutlu ediyor. Yönetimle olan görüşmelerde de sona gelindiği söyleniyor. Sanırım uzatmak her iki taraf için de doğru olan şey.
Olcay - 6.0: 3 maçtır skora etki edecek pozisyonları yaratamaması aldığı puanın sebebi. Olcay Şahan skora etki etmedikçe kolay kolay beğenilecek bir oyuncu görüntüsünde değil. Toparlayacaktır.
Gökhan - 7.4: Sezona çok iyi başlamıştı ancak tribünlerin kendisini 2 maçtır alkışlamasının sebebi attığı gollerden çok savunmaya getirdiği yardım. Quaresma da zaman zaman sevimli gözükmek için yapardı bunları , Gökhan ise sevimli gözükmekten çok hocanın direktifleriyle bu sorumluluğunu yerine getiriyor izlenimini verdi. Dentinho , dönecek olan Holosko hatta o bölgeye kaydırılabilecek olan Oğuzhan ve Muhammed Demirci kendisi için ciddi tehdit. Bu performansını sezon geneline yayabilirse 7.5 milyon avro olan bonservis opsiyonu kullanılabilir.
Almeida - 7.8: Sözleşmesindeki belirsizlik sahaya yansımıyor. Ali Ece'nin mutsuzluğundan bahsetmesi önyargının dışavurumudur diye düşünüyorum. Sahada mutsuz olmayan, kovalayan bir Almeida var. Kenarlara deplase olması ve ofsayttan kaçmak için çaba göstermemesi hala problem. Sivok'un aylar önce ''Antremanda herkesten daha az çalışan isim Almeida'' söylemi de Almeida'nın devamlı sakatlanması konusunda fikir veriyor olsa gerek.
Mustafa - 5.8: Topu karşı kaleye taşıma noktasında 1. sınıf oyuncuyken karar verme noktasında 3. lig seviyesine düşmesi Mustafa'nın aşamadığı problem. Çok fazla şey yapmak istiyorken iyi yaptıklarını da gölgeleyen başka oyuncu var mıdır bilmiyorum. 2. yarıda tek pozisyon haricinde dikkat çekmedi.
Muhammed - 6.8 : Kullanmış olduğu serbest vuruş da gol olsa kusursuz bir gece olacaktı.Sadece hazırlık kamplarında gördüğümüz Muhammed artık sezon genelinde de ciddi süre alacak gibi görünüyor.Gösteriş için 88'de Muhammed'i oyuna alma döneminin Bilic'le bittiği Erciyes maçında belli olmuştu. Maç sonu taraftarla olan etkileşimi de mutlu etti.
Necip - 6.1: Günün en kötülerinden demek biraz haksızlık olacak sanırım.
Etiketler:selman özçelik | 27
Yorum
22 Temmuz 2013 Pazartesi
Maç Raporu: Beşiktaş - Schalke 04
En iyi üç: Cenk Gönen, Pedro Franco, Manuel Fernandes ( Tomas Sivok da Fernandes'e yakın puan aldı. )
En kötü üç: Hugo Almeida, Ersan Gülüm, Tanju Kayhan
Değerlendirme: Slaven Bilic geldiği ilk gün , takımın savunma sıkıntısına değinmişti. Bilic'in bu problemin çözümüne dair yaptığı çalışmalar yavaş yavaş meyvesine vermeye başladı. Diğer maçlarda olduğu gibi Schalke maçında da ''sıkıcı'' bir görüntü sergilenmesinin çeşitli sebepleri olabilir. Teknik ekibe göre, takım savunması şu an için hücum etkinliğinden daha önemli. Bilic, geçen sezon yeterince gol atmış , gol bulma konusunda hemen hemen hiç sıkıntı yaşamamış takımın hücum potansiyelinin farkında gibi görünüyor. Hatlar arası metrelerce boşluk olmayan, birlikte geri dönüp birlikte ileri çıkan bir takım olma yolunda doğru sinyaller verildi. Tabi bu noktada, kenar beklerimizin hala takımın en zayıf yönü olduğunu görmezden gelmemek gerek. Ersan'dan bir Corluka yaratmak eğer Bilic'în İsmail dönene kadar kafasındaki kurguysa epey sıkıntılı günler bizi bekliyor.
Notlar:
Slaven Bilic: 6.8 - Hala deneme sürecinde olsa da, takımın ideale yakın 11'ini bu maçta pek fazla bozmadı. Yüksek puan almasının sebebi, takımın hep birlikte savunma yapmasını öğrenmeye başlaması olabilir. ''Birbirine yakın hatlar'' olarak tanımladığı futbol felsefesini oturtabilmesi için epey uğraş vermesi gerekecek. İlk 3 sınavı, takım savunması anlamında sevindiriciydi. Hücum anlamında da potansiyelimizin açığa çıkmasıyla birlikte, daha da yüksek not alacaktır.
Cenk Gönen: 7.4 - Villareal maçındaki performansını unutamamıştık. Ne tesadüf ki , yine bir hazırlık maçında kusursuza yakın görüntü çizdi. 'Sambade etkisi'' diyerek iyimser olabiliriz. Fakat geçtiğimiz sezonlarda kalbimizi çok kırdığı için Cenk konusunda iyimser olmak biraz zor. Önyargıyı kırabilmesı için Schalke karşısındaki istekli ve konsantre oyununu tüm sezona yayması gerek.
Tanju Kayhan: 5.5 - İdeal 11 oyuncusu diyebilmek zor ancak yedek kulübesinde sağ ve sol bek için yerli bir alternatif olarak Tanju Kayhan'ın olması kimseyi rahatsız etmemeli. Dünkü performansı vasattı. En kötü 3 listesine girecek bir oyun oynaması kendisi açısından da hayalkırıklığı olmalı. Serdar Kurtuluş henüz kampa katılmamışken kendisini kanıtlayabilirdi. Şimdilik ışık yok.
Tomas Sivok: 6.7 - Toraman ve Fernandes ile birlikte yeni sezon kaptanımız. Yine takımın en iyilerindendi. Takım sahada alan değiştirirken savunma hattını ofansa yakın tutan isim. Arkadaşlarını öne çıkarması, geri çağırması defansif lider olduğunu gösterdi. Muhtemelen yine tüm sezonun bankosu olacak.
Julien Escude: 5.7 - Sivok ve Franco sonrası rahatlıkla takımın 3 numaralı stoperi olabilecek kabiliyette. Hatasız oynadı. Riske girmedi. Stoperde onu izlediğimizde, her an bomba patlayabilir hissi yaşamayacağız gibi görünüyor.
Ersan Gülüm: 5.1 - İyi niyetli olması ve mücadelesiyle belli bir kredi topladı ancak sol bekteki performansı şimdilik hiç iç açıcı değil. Bölgesini kabullenememiş bir görüntü çizdi. Sahadaki karar mekanizması hala stoper mantığı üzerinden işliyor. Bu da ileri -geri çalışması gereken ideal bir sol bek için ciddi handikap. Kendisinin de bu pozisyondan memnun olmadığını düşünüyorum. Sol bekteki ham görüntüsü, orda düşünülmesi gereken yamanın Ersan olmadığını gösteriyor.
Veli Kavlak: 5.6 - Geçen sezon, tüm yükü omuzlarına verdiğimiz Veli'nin yeni sezonda daha rahat maçlar çıkaracağını düşünüyorum. Schalke maçındaki takım savunması, Veli'nin hücum opsiyonlarından da faydalanabileceğimizi gösterdi. Takımın her açığını kapatması gereken hizmetçi oyuncu değil, takım oyununun bir parçasıydı.
Oğuzhan Özyakup: 6.0 - Yediğimiz goldeki tüm pay kendisinde olsa da, günün iyilerindendi. Sadece altyapısıyla bile fark yarattı.
Manuel Fernandes: 6.7 - Günün en iyilerindendi. Almeida ile pek uyumlu bir görüntü çizmedi ancak top çıkarmada Oğuzhan ve Olcay gibi isimlerle çizdiği üçgenler takımı ileriye atmak adına çok önemliydi. Serbest oyuncu görünümündeydi ancak yine geriden top almakla çok uğraştı.
Gökhan Töre: 5.5 - İlk iki maça nazaran çok daha iyi bir görüntü çizdi. Şut çeken, adam eksilten, arkadaşlarını pozisyona sokan özelliklerini yeni yeni görmeye başlıyoruz. Almeida müsait pozisyonda topu yine dışarı atmamış olsa, Gökhan'ın hanesine güzel bir asist asmış olacaktık. Onun ötesinde hala takıma alışabilmiş değil. Oğuzhan - Olcay- Fernandes oyunlarının çok dışında kaldı. İlerleyen dilimde bu üçlüye katılırsa oyun hakimiyeti anlamında da katkı verecektir.
Olcay Şahan: 6.0 - Net iki pozisyonu değerlendiremedi ancak yine takımın en diri gözükenlerindendi. Bu kadar çok pozisyona girebilmesi tesadüf değil. Yeni sezonda da 10 ve üzeri gol atacağına kesin gözüyle bakabiliriz.
Hugo Almeida: 4.4 - Kendisi oyundan alındıktan 5 saniye sonra golün gelmesi günün ironisiydi. Olcay'a attığı uzun top haricinde vasat kaldı. Asıl yapması gereken işi yapamamaya devam ediyor. Gökhan Töre'nin net ortasını kısa mesafeden dışarı vurarak yine hayalkırıklığı yaşattı. Günün en kötülerinden olması önyargının da ötesinde kendi başarısızlığı.
Pedro Franco: 7.3 - Millionarios görüntülerini izlediğimizde, rakibine çok yakın oynayan ve ayağı iyi bir stoper görünümündeydi. Günden güne takıma alışıyor. Arka direkte kendisini unutturup attığı gol kendisi ve güvenenleri için çok büyük moraldi. Yedekten girmesine rağmen aldığı yüksek puan, kendisine ne kadar güvenildiğini gösteriyor.
Muhammed Demirci: 5.9 - Senelerdir konuşulmasına sebep olan yeteneği, hala modern futbola kanalize edilebilmiş değil. Çoğu futbolcunun yapamadığı işleri kolaylıkla yapabiliyor ancak ne zaman çalım atması gerektiğini, ne zaman şut çekmesi gerektiğini ne zaman pas vermesi gerektiğini bilmiyor. Benzer teknik konularda hala bir gelişme gösterebilmiş değil. Kendisini bir hücum silahı olarak görebilmemiz için önemli problemlerimizi hallettikten sonra üzerine düşmemiz gerekecek. Bilic'in bu konuda ne kadar vakti olacak bilemiyoruz.
Mustafa Pektemek: 5.8- Etkili değildi. Yeteneklerini kullanabilmesi için Almeida konusunun tam olarak çözülmesi gerekiyor. Aynı zamanda Almeida'nın malum maaşı yüzünden yedek bırakılamayacak oyuncu görüntüsünde olması, Pektemek için ciddi bir handikap olabilir.
27 Haziran 2013 Perşembe
Slaven Bilic ve Futbol Felsefesi Üzerine
Bilic'in karizması ve kişiliği hakkında devamlı konuşuluyorken, futbol anlayışı ve bilgisi üzerine konuşabilen çok az insan var. Yazılı ve görsel basında, wikipedia üzerinden bile ulaşılabilecek sıradan biyografik bilgiler haricinde veri yok.
Hırvatistan milli takımında yakaladığı başarının ardından Lokomotiv Moskova takımında oldukça kötü bir sezon geçirmesi, Bilic'in kulüp takımları için doğru bir hoca olmadığı düşüncesini de beraberinde getirdi. Rus oligarkların para saçarak Avrupa piyasasında söz sahibi olmaya çalıştığı takımlardan kurulu bir ligde başarılı olamaması, Bilic seçimine gölge düşürmemeli. Bu noktada, kış mevsiminde boşa yanan kalorifer peteğini bile planlayan Önder Özen'in profesyonel seçimine saygı göstermek gerekiyor. Zira Özen'in , bir taraftar algısıyla muhalif tavrı ve küpesi üzerinden teknik direktör seçmesi söz konusu olamaz.
Bilic'in futbol felsefesi üzerine fikir sahibi olabilmek için 2012 Avrupa şampiyonası öncesinde ( Haziran 2012 ) kendisiyle yapılmış olan röportajı okumak gerekli. Türkçe çevirisini bulamadığım için çevirmek zorunda kaldım.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Hırvatistan'ın her kupayı kazanabilecek potansiyelde olduğunu söylemiştiniz. Bu söyleminizde ne kadar gerçekçisiniz ?
Bana deli diyebilirsiniz fakat ben realist bir insan olduğumu düşünüyorum. Geçtiğimiz 5 yılda biz en iyi 10 milli takımdan biri olduk. FIFA bu sonucu forma tasarımına göre değil, belli resmi sonuçlara göre belirledi. Eğer biz sakatlıklardan kurtulur ve hazırlanmak için yeterli zamana sahip olursak, herkesle çekişebilecek güce sahip oluruz. 2008'de Türkiye'ye karşı 1 dakika daha dayanabilmiş olsaydık yarı finale erişmiş olacaktık ancak bunu başaramadık. Sıradaki turnuva için bunu başarabilecek güce sahip olduğumuzu düşünüyorum. Şampiyonayı kazanabiliriz. Çünkü takımımın karakterini biliyorum. ( Oldukça şanssız bir grupta yer almışlardı, İtalya ve İspanya'yı geçemeyerek turnuvaya veda ettiler. Aynı grupta geçildiği iki takım da final oynamış , İspanya şampiyon olmuştu. )
Turnuvaya hazırlanmak için bu kez gerçekten yeterli zamanınız var mı ?
Yeterince zamana sahip olduğum için oldukça mutluyum. Hırvatistan küçük bir ülke , bu yüzden geniş bir havuzdan oyuncu seçmemiz mümkün değil ve hemen hemen tüm oyuncular ülke dışında oynuyor. Elemeler devam ederken hazırlanmak için birkaç günümüz oluyordu birlikte çalışabilmek için. Bu yüzden bazen geçici çözümler bulmak zorunda kaldık. Fakat sonunda kendi problemlerimizi çözebilmek için yeterli zamanımız var. Belki tüm problemlerimizi çözemeyeceğiz ancak gelişimimizi sağlayabilmek için ve güçlü bir şekilde reaksiyon gösterebilmek için elimizden geleni yapacağız. Bununla birlikte bizim oyuncu grubumuz oldukça pozitif bir grup. Birlikte oynamayı seven bir ekip yarattık.
Görebildiğimiz kadarıyla, bir stratejist olarak bilinen formasyonlardan çok, özel taktiklere vurgu yapan, kişisel talimatlara daha çok önem veren bir tarzınız var. Buna katılır mısınız ?
Benim kişisel görüşüm, bu spesifik formatlar yavaş yavaş kullanımdan kalkıyor. Çok fazla uzman da benim görüşümü destekliyor. Oyuncuların topla hareketini belirlemek gittikçe zorlaşıyor. Saha içerisindeki akışkanlık bence çok daha önemli. Eğer siz takımınızın kompakt olmasını istiyorsanız, her bir hattınızın bir diğerine yakın kalmasını sağlamalısınız. Boşlukları ortadan kaldırdığınızdan emin olmalısınız. Ancak bu şekilde takımınızı sıkı hatlar üzerinden kurgulayabilirsiniz. Tabi kalite her zaman sizin açık noktalarınızı bulacak ve sizi cezalandıracaktır.
Bunları söylerken klasik sistemli bir oyunun daha az önemli olduğunu söylemiyorum. Organizasyon her zaman için herşeyin besleyicisidir. Fakat sizin sağlam bir oyun sisteminiz yoksa, doğaçlama yapmak sadece anarşi getirir. Bu anarşi bazen size çok iyi sonuçlar getirebilir. Hatta normal sisteminizle yakalayabileceğiniz başarıların bile ötesine geçebilirsiniz, ancak bu sadece kısa süreli bir başarı olarak kalmaya mahkumdur. Uzun süreli bir çözüm getirmez.
Hırvatistan her zaman güçlü bireysel oyunculara sahip olmuştur. Boban, Prosinecki ve Asanovic ile 98 Dünya Kupasında 3. olmuştunuz. O dönem bu oyuncularla birlikte sahip olduğunuz oyun anlayışı, şu anki taktik görünümüzünü ne kadar etkiledi ?
Çok fazla. Ben o zaman Hırvatistan'ın ne denli güçlü bir karaktere sahip olduğunu görmüştüm. Şu anda da bireysel kalitesi üst seviyede olan futbolcularımız var. Benim niyetim bireysel yeteneğiyle fark yaratan futbolcuların etrafına bir sistem inşa etmek değil aynı zamanda bu oyuncuları sistemin bir tarafına tıkıştırmak niyetinde de değilim. O tarz oyunculara mevcut oyun planımız içerisinde kendi özelliklerini ön plana çıkaracakları bir açıklık yaratmayı hedefliyorum.
Uluslararası arenada yeri geldiğinde beş, hatta altı adet ofansif özellikli oyuncuyu aynı anda oynatmakla bilinen birkaç menajerden birisiniz. Devamlı hücum düşünen birisi olduğunuz için mi yoksa elinizdeki oyunculardan dolayı böyle bir zorunluluk hissettiğiniz için mi ?
Bu tamamıyla pragmatik bir karar. Tabiki daha çok pasa dayalı, pozisyon bolluğu yaratan bir sistemi defansif bir sisteme tercih ediyorum. Fakat sisteminizi belirlerken elinizdeki oyuncuların yapısına da dikkat etmeniz gerekiyor. Hırvatistan milli takımını çalıştırmaya başladığımda , yardımcı hocalarımla birlikte oyuncu havuzumuzu değerlendirdik ve daha çok hücum özellikli oyuncuların varlığını farkettik. Daha sonra da , bizden daha güçlü takımlara karşı, elimizdeki ofansif oyuncularla oynamanın, bize daha fazla fayda sağlayacağı sonucuna ulaştık. Eğer bunun tersi yönünde bir karar vermiş olsaydık bu bizim için iyi olmayacaktı, futbolcular da mutsuz olacaktı.
Biz ofansif oyuncuları daha fazla kullanıyor olsak bile, sağlam bir defans kurgusu oyunumuz için vazgeçilmezdir. Bizim oyunumuzu besleyen şey de bu defansif oyundur. Uzun zamandır insanların söylediği birşey var ; hücum oyuncuları defansın başlangıç noktasıdır diye. Fakat bu söylem oyuncuları motive etmek için söylenmiş bir söz diye düşünüyorum. Bununla birlikte hücum oyuncuları ,defansif görevlerini de yerine getirmek zorunda. Biz takım olarak 2 forvet olarak oynadığımızda çok daha tehlikeli bir takım oluyoruz ancak defansif olarak bu 2 forvetin oldukça çalışması gerekiyor. Elemelerde Türkiye'ye karşı Olic ve Mandzukic'in yaptığı gibi. ( O maçın geniş özeti )
Jelavic Rangers ve Everton'da olağanüstü bir sezon geçirdi ancak milli takımda aynı başarıyı henüz yakalayamadı. Sizin oyun sisteminizi onun oyun anlayışına göre kurmanız için bazı öneriler geliyor , bunun hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Bizim oyun sistemimizi Jelavic üzerine kurmamız gerektiğini düşünmüyorum. Jelavic, takım içerisindeki herhangi bir futbolcudan daha yukarıda değil. Jelavic çok iyi bir oyuncu. Modern futbolda klasik bir 9 numara. Dar alanda skoru değiştirebilecek yetenekleri var. Onun gibi oynayabilmek, bir forvet için en zor şeylerden biri bugünlerde. İnsanlar bana devamlı onun United'a karşı 2 gol atmışken neden Gürcistan'a atamadığını soruyor ve bizim oyun planımızı değiştirmemiz gerektiğini söylüyor. Bunun sebebi belli. Jelavic United'a karşı ceza sahasında 3 oyuncuyu karşısında görüyor ve oluşan boşlukları iyi kullanıp sonuca gidebiliyor. Bu konuda iyi bir oyuncu , ancak biz Gürcistan'a karşı oynadığımızda rakip cezaalanında 8 futbolcu var. Bizim her atağımızı 8 oyuncuyla savunuyorlar. Dünya üzerindeki hiçbir oyun sistemi, böyle kapalı bir savunmaya karşı hücum oyuncularının işini kolaylaştırmaz.
Ayrıca, Jelavic bizim takımızıda, Everton'da aldığından çok daha fazla top alıyor. Jelavic'in, Everton'da birlikte oynadığı Hibbert ile gayet iyi bir uyumu var. Ben Everton için oynuyorken Hibbert genç takımda oynuyordu ve şu anda Everton'daki kariyerinden dolayı da büyük mutluluk duyuyorum. Fakat bizim takımımızda Srna topla birlikte ondan çok daha iyi ve aynı zamanda onun Everton'da yaptığından çok daha fazlasını yapıyor. Şunu da ilave etmeliyim, Jelavic'in görevi sahada sadece gol atmaktan ibaret değil. Rakipler onun ne kadar tehlikeli bir oyuncu olduğunu bildiği için önlem alıyorlar, bu da bize ileride pres yapmamız için ekstra alan yaratıyor.
Dünya futbolundaki global trendleri takip eden birisiniz ve iş formasyona geldiği zaman, esnek bir formasyonla da başarılı olunabileceğini kanıtladınız. Avrupa şampiyonası için hangği taktiksel sürprizlerle hazırlandınız ?
Futbol son yıllarda çok hızlı bir şekilde yön değiştirdi ve bu değişikliğe ayak uydurmak, takımınızı yeni futbol düzenine göre geliştirmek zorundasınız. Hazırlanmak için yeterli süremiz var ve her türlü değişikliği yapabiliriz
Sizi, oyun fikrinizin oluşmasında en çok etkileyen şey neydi ?
Taktik olarak farklılıklar gösterir her maç. Şampiyonlar ligindeki Chelsea- Liverpool maçını düşünün. Mourinho ve Benitez arasında bir satranç oyunu gibiydi. Gol , atanı haklı çıkarıyordu. Daha sonra Guardiola Barcelona ile çok kritik değişiklikler yaptı. Onun oyun anlayışına ilgi duymuyorum ama saygı duyuyorum. Diğer antrenörlerin oyun anlayışı için bir devrim yolu açtı. Kabul ediyorum Barcelona daha önceden de atak futbol oynuyordu. Cruyff ve Rexach tiki takayı getirmişti Barcelona'ya. Ancak Barcelona, Guardiola döneminde oynadığını gibi daha önce hiç oynamamıştı. Bu oyun haliyle diğer hocaların üzerinde de büyük etki bıraktı. çünkü herkes en iyi sistemi kurma peşinde. Dünyadaki çoğu takım şu an hücum futbolu oynayabilmek için çabalıyor, defansif oynayabilmek için değil. Hatta İtalyan takımları bile bunu uygulamak istedi. ( Inter ve birkaç Serie A ekibini bunun dışında tutuyorum ) Bu oyun anlayışı , Guardiola'dan sonra daha popüler oldu.
Şu an nerdeyse herkes skordan daha fazlasını bekliyor. Bu durum sizin nasıl oynayacağınız konusunda çok önemli. Taraftarlar başarı geldiği sürece hemen hemen herşeyi kabul eder. Fakat uzun süreçte insanlar skor kazanımının yanında eğlenmek de isteyeceklerdir. Neden futbola bağlı olduklarını ve bu sporu sevdiklerini farkedeceklerdir. Hırvatistan'da devamlı bir şekilde pozitif oyunu düşünüyoruz.
Çünkü bu şekilde oynarsak, işlerin bizim için çok daha kolaylaşacağının bilincindeyiz.
Takım elemeler sürecinde oldukça zorlu bir dönemden geçiyor ve taraftarlar pek optimist gözükmemekte.
Hırvatistan'ın genelinde atmosfer pek iyi değil. Çünkü ulusal ligde bazı skandallar patlak verdi. Fakat bunu bir dezavantaj olarak algılamıyorum. İtalyan'lar 2006'daki şike skandalından sonra dünya kupasını kazandı. Medya üzerinden negatif enerji yüklendiği doğru. Bazen bu eleştiriler haklıyken bazen de yersiz olabiliyor. Ne olursa olsun ben taraftarlarımızdan Avrupa şampiyonasında destek bekliyorum.
Luka Modric'in en iyi seviyede olması, sizin için ne kadar kritik ?
Eğer başarılı olmak istiyorsak tüm oyuncularımız en iyi performansını vermek zorunda. Fakat çok belli ki, herkes Luka'dan çok fazla şey bekliyor. Luka, bizim oyunumuzu rakibe kabul ettirmemiz için, pas oyunu ve ritmiyle çok kilit bir oyuncu. Tottenham'da da durum farklı değil. O iyi oynadığı zaman, tüm takım iyi oynuyor. Luka da sorumluluğunun ve ne kadar önemli olduğunun farkında ve bu baskıdan çekinmiyor.
İngiltere'nin şansı ?
İngiltere'nin başarılı olabilmesi için takım içerisindeki kişisel problemleri çözmesi gerekiyor. Ciddi diyalog problemleri var ve bu problemler devam ettikçe başarılı olamazlar. Ancak birliktelik sağlanırsa, kaliteli oyuncularıyla uluslararası başarının gelme ihtimali var.
İlk maçınzı İrlanda'ya karşı oynayacaksınız. Nasıl bir maç bekliyorsunuz ?
Çok zor maç. Onların bütün maçlarını analiz ettim. Defansif disiplinleri olağanüstü. Oyunu domine ediyorsunuz, topa sahip oluyorsunuz ama size gol atmanız için fırsat tanımıyorlar. Çok sıkı çalışmamız gerekiyor. Sıkı durmalıyız ve her dönen top için ayrı ayrı savaşmalıyız ,sabırlı olmalıyız. Gergin olmamalıyız çünkü İrlanda tek bir pozisyonla bile canınızı acıtabilir. Duff, McGeady, Long ve Keane gibi kontra atağa uygun kaliteli ayaklara sahipler.
Bir teknik adam olarak, İngiltere'de futbol oynadığınız dönemden ne öğrendiniz ?
Beni en çok etkileyen şey, baskı ve özgürlük arasındaki inanılmaz dengeydi. Baskı her işte çok önemlidir. Bir gazeteci eğer baskı altındaysa daima daha iyi bir iş çıkarır veya çok ciddi bir kurum için çalışıyorsa, o kurumun ağırlığı için ciddi bir iş yapması gerekir. Bu baskının pozitif enerjiye dönüşmesi için o işi yapmayı istemek lazım. Zorunluluk hissetmek değil. İngiltere, bu denge konusunda en iyisi.
İngiltere'de tek bir maçı kazanabilmek için bile çok ciddi emek vermek gerekiyor. Baskı çok üst seviyede fakat bu baskı sizi negatif şekilde etkilemiyor. Zorunluluk olarak görmüyorsunuz. Medya bazen zalim olabiliyor ancak İngiliz medyası kendine ait bir dil oluşturmayı başardı. Premier Lig'de korkunun ve negatif hissiyatın üzerinden gelmeyi öğreniyorsunuz. Bazen dehşet veren bir ortamda kendinizi bulsanız da motive bir şekilde kendinizi takıma adayabiliyorsunuz.
Sizi bir antrenör olarak en çok etkileyen kimdi ve ondan neler öğrendiniz ?
Aslında teknik adam olmaya dair bir niyetim yoktu. Bir gün Hajduk Split'ten bir telefon aldım ve telefona cevap verdim. Daha sonra da teknik adamlık hastalığına yakalandım. 2 sene boyunca metodlarını öğrenebilmek adına Wenger ve Lippi'den eğitim aldım. Bu 2 büyük hocadan öğrendiklerim, futbolcularımla olan iletişim adına çok önemliydi. Futbolcularınızın size saygı göstermesi için zalim bir görüntü sergilemek zorunda değilsiniz. İhtiyacınız olan tek otorite, bilginin otoritesi olmalı. Aynı zamanda Winfried Schäfer, Harry Redknapp , Walter Smith ,Miroslav Blazevic gibi isimlerden de çok şey öğrendiğimi farkettim.
Turnuva tamamlandıktan sonra Lokomotif Moskova'nın başına geçeceksiniz.Bu, milli takımı önümüzdeki turnuvada nasıl etkiler ?
Şu an için aklımda olan tek şey Euro 2012. Onun haricinde düşündüğüm hiçbirşey yok. Kendi ülkenizin milli takımını çalıştırmak, bir antrenörün ulaşabileceği en üst noktalardan birisidir ve bununla gurur duyoyorum. Bundan sonraki kariyerimde de bunun ifade ettiği anlama yaklaşacak bir macera yaşayacağımı düşünmüyorum. Burdaki görevim tamamlandıktan sonra kendimi yüzde yüz olarak yeni görevime adayacağım. İlk başarısızlıkta pes etmediğim için gururluyum. İkinci başarısızlığımda ya da beşinci kez belli noktalarda başarısız olunca gitmem gerektiğini söyleyenler oldu. Ancak ben bir loser gibi ayrılmak istemedim. Kendimi her zaman için bir milli takım hocasından çok, kulüp hocası olarak görmekteyim. Bu hırsımı hiç kaybetmedim ve dört, beş yıldan beri kulüplerin benimle ilgilenmesi mutlu ediyor.
İngiltere'e bir takım çalıştırmanız gerektiğini söyleyen çok fazla insan var. Günün birinde İngiltere'de çalışır mısınız ?
İngiliz hayranı olduğumu itiraf etmeliyim. Hırvatistan'ı çalıştırmaktayken İngilitere'deki büyük kulüplerden teklif aldım ancak ben kalmayı seçtim. İngilitere'de çalışmayı muhakkak isterim çünkü eşsiz bir futbol kültürü var. Diğer tüm ülkelerden farklı bir kültür. Fakat meydan okunmasından da korkmuyorum. Benim için önemli olan çalışmış olduğum ülke veya lig değil, kulübün potansiyelidir.
Büyük bir kulüpte çalışmaya başladığınızda, her gün üzerinizde baskı hissedeceksiniz. Bu baskıyla başa çıkmaya hazır mısınız ?
Her yeni iş, beraberinde problemleri getirir. Uyum sorunları getirir. Fakat şu an yaşadığım baskının yanında bunu hiç abartmıyorum. 6 yıllık Hırvatistan antrenörlüğünün baskısı çok daha başka. Bu bambaşka bir olay. Annem beni izliyor, çocuklarım izliyor, komşularım izliyor. Dediğim gibi bu tür baskılarla başa çıkmak , verdiğim kararların sorumluluğunu alabilmem lazım.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Etiketler:selman özçelik,Slaven Bilic | 56
Yorum
25 Haziran 2013 Salı
Bilic İle Görüşmelere Başlandı
Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den Kamuyu Aydınlatma Platformu'na gönderilen açıklama şöyledir:
"Slaven Bilic ile Profesyonel Futbol Takımımızın Teknik Direktörlüğü konusunda görüşmelere başlanmıştır. "
Yeni hocamızı tanıyalım:
Etiketler:Önder Özen,selman özçelik,Slaven Bilic | 19
Yorum
28 Mayıs 2013 Salı
Borussia Dortmund Olmak
Son dönemin modası sanırım Dortmund olmaya çalışmak. Fikret Orman da bu projeden çok etkilendiğini defaatle dile getirmişti. Yakın zamanda nerdeyse amatör lige düşme noktasına gelen bu kulübün,şu an futbol arenasının zirvesinde olmasının bir anlamı olmalı.
Four Four Two'nun Mart sayısındaki Dortmund incelemesini, her futbolseverin okuması gerektiğini düşünüyorum. Zamanaşımına uğramaması gereken nefis bir inceleme.
Etiketler:bvb,dortmund,selman özçelik | 8
Yorum
24 Mayıs 2013 Cuma
Tweet Atma Kulübe Üye Ol
Bir gün Önder Özen isminin futbol direktörü olduğunu görüp heyecanlanıyorken, diğer gün Serdal Adalı'nın başkanlığa aday olduğunu ve mevcut düzende favori olduğunu görebiliyoruz. Beşiktaş böyle bir camia. İstikrarı bir türlü yakalayamadık.
Yıldırım Demirören döneminde 4 geri giden kulüp, Fikret Orman döneminde 3 ileri 1 geri yapıyor. Üyelik ücretinin 1200 liraya çekilmesi, fikri hür taraftarın kulübe katılımı için tüzük yenilikleri, Önder Özen gibi bir aklın profesyonel şube yönetimi için kulübe kazandırılması, yakın zamanın camiaya umut aşılayan en önemli gelişmeleri. Tabi bunun yanında Samet Aybaba konusu, kapalı tribün fiyatları, Adnan Dalgakıran gibi isimlerin kulüpten ayrılması, Altınsay'ın bir türlü kulüp içinde tutunamaması gibi can sıkan gelişmeler de olmadı değil.
Fikret Orman yönetiminin başarılarını ya da başarısızlıklarını ayrı bir yazıda tartışırız. Bugünün önemli gündem maddesi, Adalı'nın başkan adaylığını açıklaması . Neden insanların umudunun kırıldığı, önceki iki postta uzun uzun yazılı zaten. Benim aynısını tekrar etmeme lüzum yok. Bomba transfer sözüyle gelmesi , ''vurmalı, kırmalı, basmalı'' arabesk yönetici kimliği, kendisi hakkında fikir sahibi olmak için yeterli.
Beşiktaş'ın bu istikrarsızlıktan kurtulması şu an için mümkün değil. Mevcut kongre yapısı sterilize edilmediği sürece Adalı'nın, Demirören'in, Cengiz Zülfikaroğlu'nun , Sinan Engin'in , Levent Erdoğan'ın bu kulübü aynı zihniyetle sömürmeye devam etmesi mümkün. Bunu engelleyebilmenin tek yolu kulübe üye olmaktan geçiyor. Twitter'da , blogda, kişisel sitelerde Demirören ve zihniyetine kan kusanlar yazı yazmayı bırakıp kulübe üye olmadıkça , etkinliklerinin kimseye bir faydası olmayacak. Burda yazdığımız yazı, Twitter'da attığımız tweet, kongredeki satılık oyların iktidarını etkilemiyor. Etkilemeyecek de.
''Madem Beşiktaş'ı bu kadar çok seviyorsun, sat o laptopu , ipadi, 1200 liraya kulübe üye ol''
Yıldırım Demirören döneminde 4 geri giden kulüp, Fikret Orman döneminde 3 ileri 1 geri yapıyor. Üyelik ücretinin 1200 liraya çekilmesi, fikri hür taraftarın kulübe katılımı için tüzük yenilikleri, Önder Özen gibi bir aklın profesyonel şube yönetimi için kulübe kazandırılması, yakın zamanın camiaya umut aşılayan en önemli gelişmeleri. Tabi bunun yanında Samet Aybaba konusu, kapalı tribün fiyatları, Adnan Dalgakıran gibi isimlerin kulüpten ayrılması, Altınsay'ın bir türlü kulüp içinde tutunamaması gibi can sıkan gelişmeler de olmadı değil.
Fikret Orman yönetiminin başarılarını ya da başarısızlıklarını ayrı bir yazıda tartışırız. Bugünün önemli gündem maddesi, Adalı'nın başkan adaylığını açıklaması . Neden insanların umudunun kırıldığı, önceki iki postta uzun uzun yazılı zaten. Benim aynısını tekrar etmeme lüzum yok. Bomba transfer sözüyle gelmesi , ''vurmalı, kırmalı, basmalı'' arabesk yönetici kimliği, kendisi hakkında fikir sahibi olmak için yeterli.
Beşiktaş'ın bu istikrarsızlıktan kurtulması şu an için mümkün değil. Mevcut kongre yapısı sterilize edilmediği sürece Adalı'nın, Demirören'in, Cengiz Zülfikaroğlu'nun , Sinan Engin'in , Levent Erdoğan'ın bu kulübü aynı zihniyetle sömürmeye devam etmesi mümkün. Bunu engelleyebilmenin tek yolu kulübe üye olmaktan geçiyor. Twitter'da , blogda, kişisel sitelerde Demirören ve zihniyetine kan kusanlar yazı yazmayı bırakıp kulübe üye olmadıkça , etkinliklerinin kimseye bir faydası olmayacak. Burda yazdığımız yazı, Twitter'da attığımız tweet, kongredeki satılık oyların iktidarını etkilemiyor. Etkilemeyecek de.
''Madem Beşiktaş'ı bu kadar çok seviyorsun, sat o laptopu , ipadi, 1200 liraya kulübe üye ol''
Kulübe üye olmak için:
Etiketler:ali ece,selman özçelik,serdal adalı,Yıldırım Demirören | 12
Yorum
5 Mayıs 2013 Pazar
Tüzük Değişikliğinin Getirdikleri
Beşiktaş'ın geleceğini çok yakından ilgilendirilen yeni tüzük taslağı, bugün genel kurul üyelerinin onayından sonra son şeklini aldı. Medyanın , bu çok mühim maddeleri içerisinde barındıran tüzük değişikliğini ''Beşiktaş'ın arması değişti'' manşetiyle duyurması , tüzük içeriğine uzak olan Beşiktaşlıların bugünkü kararları yüzeysel olarak algılamasına neden olabilir. Bu eksikliği kapatabilmek için çalışanlar da, iki elin parmağını geçmeyecek sayıda bağımsız bloglar maalesef.
Radikal değişikliklerin oylandığı genel kurul toplantısının kırılma noktası, 10. maddedeki e fıkrasıydı. ''Üyelikte 5 yılını dolduran her bir üye, 1 takvim yılı içinde en fazla 10 aday üyeyi takdim edebilir. Kulübe her yıl alınacak üye sayısı, bir önceki yıl sonu (31 Aralık) itibariyle üyeliği devam eden üye sayısının yüzde 5'inden fazla olamaz. Açık kalan kontenjan miktarı bir sonraki yıla aktarılamaz. Bir önceki yılın üye sayısının yüzde 5'inden fazla üyelik başvurusu olduğu takdirde, başvuru tarih ve sıra numarasına göre üye girişleri yapılır; fazla başvurular öncelikli olarak değerlendirilmek üzere bir sonraki yıla aktarılır" fıkrası ,aleyhte konuşanların da farkındalık yaratmasıyla , oylamaya sunulmadan önce taslak tüzükten kaldırıldı. Fikret Orman'ın , ''Yönetim kurulu adına bu fıkrayı 10. maddeden çıkarıyoruz'' söylemi; fikri hür, vicdanı hür Beşiktaşlıların ilk zaferiydi aslında. E fıkrasının tüzükten çıkarılmasıyla , yeni üyelerin de önüne set çekilmemiş oldu. Artık üye olmak isteyenler, herhangi bir sıralamaya tabi tutulmadan kulübe üye olabilecek. Bu blokajın kaldırılması için önerge veren duyarlı Beşiktaşlılara da ayrıca değinmek gerekiyor. Fikret Orman ve yönetim kurulunun bu %5 blokajından vazgeçmesi, duyarlı Beşiktaşıların net gerekçeler içeren önergeleri sayesinde vuku buldu.
Yeni üyelerin bir an önce sisteme dahil olması için revize edilen madde de, tüzük toplantısının önemli gündem maddelerindendi. ''Genel Kurul, kulübün en yetkili organıdır. Genel Kurul, yıllık aidatlarını 31 Aralık günü çalışma saati bitimine kadar kulübün veznesine veya banka hesaplarına yatırmış ve üyelikte 2 (iki) tam yılını doldurmuş üyelerden oluşur.'' maddesi revize edildi ve yeni üyeler üye olduktan 2 sene sonra değil, 1 sene sonra genel kurula katılma hakkı kazandı. Bu sayede 2500 yeni üye, önümüzdeki Şubat ayından itibaren tüm kongre ve toplantılara katılıp oy hakkına sahip olabilecek. Fikret Orman yönetiminin bu noktada 2 yıl olarak tüzük taslağını belirleme sebebi, toplu üyeliklerin başkanlık seçimini engelleyeceği eleştirisinden kurtulmaktı, başkanın bunu defaatle dile getirmesine rağmen genel kuruldan gelen önergeler sayesinde yeni üyelerin bir an önce kulüp hiyerarşisinde karar vermesi sağlandı. Bu maddedeki değişiklik, Beşiktaş adına günün ikinci zaferiydi.
Bu mühim değişiklikler haricinde de aynen kabul edilen veya revize edilen önemli maddeler vardı:
-Bir başkan en fazla 3 dönem görevde kalabilecek. ( Taslak tüzükte maksimum 2 dönem başkanlık maddesi olmasına rağmen , genel kurul 3 dönem olmasında karar kıldı )
-Daha önce yönetimde 1 başkan ve 18 yönetim kurulu üyesi bulunurken, yeni tüzük sonrası yönetimde 1 başkan , 10 asil ve 5 yedek üye bulunacak.
- Seçimli genel kurullar üç yılda bir olmak üzere ocak ayında değil mayıs ayında yapılacak.
- Mevcut armanın üzerine kartal ambleminin eklenmesi oy çokluğuyla kabul edildi ancak bu, genel kanının aksine bir mecburiyet değil, alternatif bir öneri.
Yukarıdakiler haricinde , taslakta bulunan maddelerin tamamını şurdan indirip, teker teker inceleyebilirsiniz.
Her yönetim kurulunda, derneklerle olan yakın ilişkisi neticesinde yer bulan Levent Erdoğan, 10. maddedeki e fıkrasının çıkarılıp komple kabul edilmesiyle birlikte salonu terk etme ihtiyacı hissetti. Divan kurulunun taraflı olduğunu iddia etmesiyle birlikte , şüphesiz ki protestosu bununla alakalı değil , yeni üyelerin katılmasıyla alakalıydı. Bu yeni tüzük kararı kendisinin dernekler sayesinde hüküm sürmesini engeller nitelikte olduğundan, tüzük karşısındaki muhalefet kanadını tek başına temsil etmek zorunda kaldı.
25.000 üyesi bulunan kulübün sadece 1500 tanesinin katılımı sağlanabilmişken , önemli bir kısmı, 10. maddenin onaylanmasından sonra salonu terk etti. Tek başına bu tablo bile genel kurulun neden dezenfekte edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Özetle, kulübe üyeliğin önü kapatılmadığı gibi ; köhnemiş , statükocu zihniyet önemli oranda sindirildi. 1200 lirayı ''kendi imkanlarıyla'' ödeyen , kimsenin adamı olmayan, fikri ve vicdanı hür, kulübün asıl sahiplerinin tam egemen olması için engeller kaldırılmış durumda. Beşiktaş'ın kurtuluşu olan taban hareketi için bugün önemli bir milat.
Etiketler:selman özçelik | 22
Yorum
5 Mart 2013 Salı
Beşiktaş vs Fenerbahçe
Etiketler:selman özçelik | 26
Yorum
18 Şubat 2013 Pazartesi
Allan McGregor
Samet Aybaba bugün basınla olan konuşmasında '' Gaziantepsor maçına Cenk ile başlayacaktım , böylece ordan boşalan kontenjana Escude'yi yerleştirecektim, olmadı. Sakatlığı düzelirse Sivasspor maçında Cenk oynayacak'' dedi. Gaziantepspor maçında yenen golden sonra top kendisine her geldiğinde ıslıklandı . Futbolcu ıslıklamanın piskolojik etkilerini de gözeterek haksız bir tepki olduğunu düşünenlerdenim ama bu ayrı bir tartışmanın konusu.
Sezon başında haftalarca Ospina'nın peşinden koşan yönetimin, stepnede tuttuğu McGregor'u alması , feda sloganıyla girilen sezonda şaşırılacak bir hamle değildi. Zira elinde hem kurtarışlarıyla hem de yedikleriyle manşet olan fantastik bir yerli kaleci varken ne olursa olsun kale ''sağlama'' alınmalıydı.
Eğri oturup doğru konuşmak lazım. Sezonun son çeyreğine girmek üzere olduğumuz şu günlerde Beşiktaş , hangi ekonomik koşullar söz konusu olursa olsun, lig sonuncusu Akhisar Belediye'den daha fazla gol yeme lüksüne sahip bir takım değil. Elazığspor, Karabükspor ve Gençlerbirliği ile birlikte ligin en fazla gol yiyen takımında haliyle gözler direk olarak kaleciye çevriliyor. Bugün kaybedilen tüm puanların sorumlusu olarak McGregor'u göstermek en hafif tabirle insafsızlık, ancak kaleyi bulan şutların gol olma istatistiğinde zirvede yer alan bir kalecinin ne kadar ''iyi'' olduğu ivedilikle tartışılması gereken bir meseledir.
Glasgow Rangers kariyeri hakkında bir fikrim yok. İskoç milli takımının da dünya futbolunda yeri olduğunu söylemek çok güç. Bu yüzden McGregor'u değerlendirmek için elimizdeki tek veri , ligde oynadığı maçlarda gösterdiği performans.
Majör liglerin maçlarını ve Süper Lig maçlarını istikrarlı bir şekilde izlerim. Zirve mücadelesinde olan tüm takımların kalecisi ''çok iyi'' olmak zorundadır. Çeşitli sebeplerden dolayı takımının hücum oyuncusundan ya da savunma oyuncusundan feda edip, yerine daha alternatif bir ismi monte edebilirsin. Ekonomik koşullar, sakatlıklar ve daha bir sürü sebebi olabilir bunun. Fakat şampiyonluk hedefinde olan bir takımın kalecisinin idare eder olması kabul edilebilir değildir. Bugün Süper Lig'de ilk 4'te yer alması beklenen Beşiktaş- Galatasaray- Fenerbahçe- Trabzonspor'un 1. kalecilerini düşünelim. Önyargısız bir yaklaşımla McGregor'u kaçıncı sıraya koyuyorsunuz ? Beşiktaş'ın Akhisar Belediyespor'dan daha fazla gol yemesine sebebiyet veren etmenlerin en tepesinde bu kalite sıralaması geliyor. Yanıltıcı olma ihtimali bulunsa bile kaleyi bulan şutların %37'sinin gol olma istatistiği tümüyle tesadüf değildir. Şanssızlığı veya defansif hataları öne sürerek bu istatistiklere bir nebze açıklama getirilebilir ama bu noktada McGregor'un formsuz olduğunu söylemek çok güç. Çünkü yeterliliği bu kadarına müsaade eden bir kaleciyi yapamadıklarıyla eleştirmek insafsızlık olur.
Bugün McGregor'ı savunan kişilerin , medyaya karşı savunma refleksiyle hareket ettiğini düşünüyorum. Takımı ve sporcusunu her koşulda savunmak adına oldukça romantik bir yaklaşım olsa da , takıma poizitif bir katkısı olmadığı için daha reel argümanlar üzerinden konuşmak lazım. Yeteneğini gösterir kurtarışları, maçın seyrine direk etki eden hareketleri gibi. Kariyeri boyunca Rangers'a hizmet etmiş, vefakar bir kaleci olması , McGregor'un yeterliliği tartışmasında önemsiz bir detaydan ibaret.
Ortada olan performansını ve yaşı itibariyle çıkabileceği maksimum seviyeyi de düşünürsek; McGregor yeni sezon yapılanmasında , yabancı kontenjanı da gözetilerek çok daha yetenekli ve vasıflı bir kaleciyle değiştirilmesi gereken ilk yabancı oyuncumuzdur diye düşünüyorum.
Etiketler:allan mcgregor,selman özçelik | 68
Yorum
2 Şubat 2013 Cumartesi
Maç Yazısı: Beşiktaş 2-2 Karabükspor
Karabükspor maçı çok farklı yönlerden irdelenebilir. Önyargılı olduğu hal ve hareketlerinden belli olan bir hakemin yönetimi skora direk etki etse de sonucu hakeme bağlamak, günü kurtarmak demektir. Bu maç özelinde 2 puandan daha fazlasını kaybettiğimiz bir gerçek.
Almeida'ya uzun top atıp, Holosko ve Olcay'ı ordan sekecek topla buluşturmak , bu takımın saha içi ilk planıydı. Almeida'nın sakatlığı tüm planları altüst etmiş gibi görünse de, Olcay'ın beceri kokan golü maçı bitirdi diye düşünmüştük. Üzerine rakibin zorla kendini attırması, Akhisar Belediye maçından sonra ilk kez rahat bir galibiyeti kazanacağımızı işaret ediyordu. Bugün Hilbert ile sözleşme yenilemeyen yönetimin ''belki de'' 45 dakikalık performansıyla güvendiği Mehmet Akgün , basit bir kademeye giremeyerek rakibi umutlandırdı. Sonrasında Ersan Gülüm'ün yapmış olduğu hata ( kendisine yapılan bir faül söz konusu ) formsuzluğunun bir neticesiydi.
Sol bek problemini Gökhan Süzen ile kapatmış gibi görünüyoruz ancak orta alanda rakibe üstünlüğünü kabul ettirecek, oyunu koruyacak bir takımı yine görememiş olmak üzüntü verici oldu. Hala gelişim göstermeyişini hayretle gözlemlediğim Necip'in o bölgede takıma ne savunma anlamında ne de hücum anlamında katkı sağlayamaması, hem kendisinin hem de Samet Aybaba'nın düşünmesi gereken bir konu. Hala umut veren bir rezerv takım oyuncusu görünümünde.
Rakibi bozmak ve takımı yönlendirmek adına geçtiğimiz senelerde Ernst'in verdiği katkıyı sahada Toraman'ın önde oynadığı maçlar haricinde görmedik. ''2 milyona Ernst koşacağına 2 bin liraya Hasan koşsun'' söylemini kabullenmek taraftar için bir fedaydı. Bugün anlamış olduk ki, takım için de bir fedaymış. Esas görevi savunmak olan tek bir adamın bile olmayışı , bugünkü kırılgan Beşiktaş'ın esas açıklamasıdır. Necip -Oğuzhan ve Fernandes'in varolduğu bir orta sahanın ofansif katkısı, defansif yıkıma da bir anlamda sebebiyet veriyor. Dentinho ve Niang ile kadroya derinlik katılmışken, ön liberoya ''esas görevi savunmak'' olan bir futbolcunun düşünülmemesi, muhtemelen tüm sezon boyunca da takımın temel problemi olmaya devam edecek.
Formsuzluğuyla eleştirilebilecek olan Ersan Gülüm'ü bu sezon ikinci kez oyundan alan Samet Aybaba'nın yaptığı rahatsızlık verici. 10 kişilik rakibe karşı 2-0'ı koruyamamanın taraftara getirdiği öfke, skor bulamamayla tırmanışa geçmişken, hata yapan oyuncusunu oyundan almak, vicdanı olan bir insanın yapacağı bir iş değildir. Bu sezon , yenildiğinde bile takımı yanına çağıran taraftar varken , ''Ersan'ı tepkiden çekindiğim için oyundan aldım'' demek, haksızlığına kılıf uydurmaktan başka bir şey değil. Ligin ilk yarısında defalarca hata yapan Uğur Boral, Sivok ve daha nice futbolcuyu sahada tutmuşken, Ersan'ı oyundan alması tepkiden kurtamak değil, taraftarı kullanarak cezalandırmaktır. Daha önceki kariyerinde El Saka ile ve Serdar Aziz ile benzer sıkıntıları yaşamış olan, Oğuzhan hakkında medya önünde gereği olmayan açıklamalar yapan Aybaba'nın tutumu hayret verici.
Özetle bu maç da, her maç olduğu gibi skor üstünlüğünün Beşiktaş için herhangi bir anlam ifade etmediğini, görevi savunmak olan oyuncuların olmayışı ( alınmayışı ) nedeniyle uzunca bir süre daha skor ve oyun gelgitlerinin olacağını gösterir klasik bir maçtı.
Etiketler:Beşiktaş,ersan gülüm,karabükspor,maç yazısı,selman özçelik,sozcelyk | 17
Yorum
24 Ocak 2013 Perşembe
Geçmiş Olsun Uğur Boral
Transfer edildiğinde de, sahada her maç oynadığında da kimseye kendisini beğendiremedi . Sol bek mevkisindeki teknik yetersizlikleri çoğu zaman kendisine dair aşırıya varan tepkilere neden oldu ancak gün tepki gösterme zamanı değil. Gün, son 3 senede çapraz bağ kopması yaşayan 4 oyuncumuza olduğu gibi Uğur Boral'a da camia olarak destek zamanı.
Geçmiş olsun Uğur Boral.
Etiketler:selman özçelik,Uğur Boral | 4
Yorum
10 Ocak 2013 Perşembe
Holosko Beşiktaş'tır...
Filip Holosko'nun Beşiktaş kariyerinde attığı bütün goller, Slovak şarkıcı Nela Pocisková'nın 'So In Love' şarkısı eşliğinde.
Holosko Beşiktaş'tır...
Holosko Beşiktaş'tır...
Etiketler:Filip Holosko,selman özçelik | 24
Yorum
19 Temmuz 2012 Perşembe
Fabian Ernst'e Veda
Beşiktaş budur diye Beşiktaş ismiyle kimlikleştireceğimiz oyuncu çok uzun zamandır gelmiyor Beşiktaş'a. Fabian Ernst , Mustafa Denizli'nin takımına devre arasında katılıp bugüne kadar istisnasız her taraftarın sevebildiği belki de tek adam. Yeniden yapılanma sürecinde kendisine veda etmek zorunda kaldık haklı gerekçelerle. Bugün Samet Aybaba 2.5 milyon avroya Ernst'i değil 600 bin liraya Necip'i oynatmayı tercih ettim diyorsa bunun itiraz edilecek tarafı yoktur benim nezdimde.
Üzülüyor olsam da Fabian Ernst'e güzel anılarla veda edebiliyor olduğumuz için bir o kadar da mutluyum. Ben şahsen hayatım boyunca kendisini hiç unutmayacağım.
Yolu açık olsun.
Üzülüyor olsam da Fabian Ernst'e güzel anılarla veda edebiliyor olduğumuz için bir o kadar da mutluyum. Ben şahsen hayatım boyunca kendisini hiç unutmayacağım.
Yolu açık olsun.
Etiketler:Fabian Ernst,selman özçelik,veda | 5
Yorum
28 Haziran 2012 Perşembe
Carlos Arroyo 2011 -2012
Carlos Arroyo Beşiktaş Basketbol Takımının son periyotlarda oynadığı kişilikli oyunun Hawkins ile birlikte belirleyicisiydi. Eğer bu sezonun maçlarını salondan takip ettiyseniz hem saha kenarında hem de içerde takımı en az Ergin Ataman kadar yönettiğini rahatlıkla görebilirdiniz. Ben Ergin Ataman'la birlikte kenarda kaç kez hücum-savunma varyasyonlarını tartıştıklarını sayamadım.
Kendisi şu an için Porto Riko milli takımıyla birlikte olimpiyat elemelerine hazırlanıyor. NBA takımlarından teklif bekliyormuş. Transfer için acele etmediğini , tamamen milli takıma odaklandığını da belirtmiş. Ailesi de Miami'de olduğu için önceliğini NBA olarak belirlemesi ve bir süre beklemede kalması normal. Transferin bir de Türkiye ayağı var. Son zamanlarda görülmemiş bir koç sirkülasyonu döndü bu sezon Türkiye'de. Aynı etkiyi oyuncu değişimlerinde görmek de çok olası. Jamon Gordon'u Efes'e kaptıran Ataman, Arroyo'yu şimdiden gözüne kestirmiş olabilir. Daha bugün Pops Mensah Bonsu'ya Galatasaray'ın teklifini okumuşken Arroyo konusunda da Galatasaray'la çekişebiliriz.
Bu sezon play-off serisinde yaptıklarından kendi şarkısı eşliğinde ( Se Va Conmigo ) bir klip hazırladım. Digiturkplay sitesi Fenerbahçe serisinin full maç linklerini kaldırdığı için yine Galatasaray serisinden itibaren bir kolaj oldu.
Bizimle kalması dileğiyle.
Kendisi şu an için Porto Riko milli takımıyla birlikte olimpiyat elemelerine hazırlanıyor. NBA takımlarından teklif bekliyormuş. Transfer için acele etmediğini , tamamen milli takıma odaklandığını da belirtmiş. Ailesi de Miami'de olduğu için önceliğini NBA olarak belirlemesi ve bir süre beklemede kalması normal. Transferin bir de Türkiye ayağı var. Son zamanlarda görülmemiş bir koç sirkülasyonu döndü bu sezon Türkiye'de. Aynı etkiyi oyuncu değişimlerinde görmek de çok olası. Jamon Gordon'u Efes'e kaptıran Ataman, Arroyo'yu şimdiden gözüne kestirmiş olabilir. Daha bugün Pops Mensah Bonsu'ya Galatasaray'ın teklifini okumuşken Arroyo konusunda da Galatasaray'la çekişebiliriz.
Bu sezon play-off serisinde yaptıklarından kendi şarkısı eşliğinde ( Se Va Conmigo ) bir klip hazırladım. Digiturkplay sitesi Fenerbahçe serisinin full maç linklerini kaldırdığı için yine Galatasaray serisinden itibaren bir kolaj oldu.
Bizimle kalması dileğiyle.
Etiketler:carlos arroyo,selman özçelik | 10
Yorum
26 Haziran 2012 Salı
Beşiktaş Basketbol Takımı 2011 - 2012
Beşiktaş Basketbol Takımı 2011 - 2012 sezonunu üç kupayla birden tamamlayınca muazzam duygular yaşadığımız o sürece dair multimedya desteği şart olmuştu. Bu ihtiyacın bir kısmını karşılamak üzere o dönemi kapsayan bir video hazırladım elimden geldiğince. Maalesef Fenerbahçe maçlarına dair yeterli görüntü elimde olmadığı için ( Digiturkplay sitesinde Galatasaray serisinden itibaren full maçlar var ) kısa kestiğimiz o seriden istediğim derecede faydalanamadım.
besiktas 2011 2012 beko basketball league play off montage from selman on Vimeo.
Etiketler:selman özçelik | 13
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-









