Yuki The Zorba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yuki The Zorba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Aralık 2010 Salı
Avrupa Ligi'nde Basari Nedir?
Bu seneki Besiktas ne yaparsa Avrupa'da basarili diyebiliriz?
Not: Final ve Kupa'yi ayni secenege koydum. Su kul bu takimi Dublin'de izlerse daha ne ister zaten...
Etiketler:Anket,Yuki The Zorba | 63
Yorum
-
Etiketler:Bernd Schuster,Yuki The Zorba | 35
Yorum
5 Aralık 2010 Pazar
Sahanın diğer yıldızı..
Kapalı'nın en sevdiğim fotoğrafı bu... Muhtemelen bir Galatasaraylı tarafından 2004 Ekiminde, İnönü yenilendiğinde çekilmiş... İçinde ben de varım, o yüzden de ayrı bir seviyorum zaten...
Bugünün yıldızı Kapalı'dır. Muhteşem bir maç çıkardılar, Özellikle ilk yarıda takımı arkadan ittiler, susmadılar, Bursalıları hiç duymadık sayelerinde... Bu üç maçlık seri takım kadar taraftara da yaradı... Güven önemlidir, Holosko katkısıyla gelen galibiyetler olayın iki tarafına da bir şeyler anlatmıştır umarım... Böyle devam, bahar derbilerinde kısmetse ben de orada olacağım...
Etiketler:Yuki The Zorba | 11
Yorum
Delgado'nun Kartı
Delgado'nun kartıyla karşılaştırılmış Volkan'ın kartı... Bravo... Yaratıcılıkta sınır yok... O zaman on tepki verdik, nedenini anlatmadan önce, bu kartın karşılaştırılacağı kartın seneler önce Kadıköy'de hakemi alkışlayan ve Ahmet Dursun'un atılmasına yol açan ikinci ya da Ali Aydın tarafından atılan Bülent Korkmaz'ın atılmasına sebep olan kart olacağını söyleyelim, ondan sonra devam edelim...
Delgado'nun kırmızı kartının saçmalığı hocayla arasında geçen diyalog sebebiyleydi. Delgado kart falan istemedi, Delgado dedi ki, yarı tarzanca yarı ingilizce, hocam ben orada 1 yaptım gösterdin (Burada el işareti geliyor) onlar iki oldu yapıyor kart yok, neden. Cüneyt Çakır da bunun aralarındaki diyalog olduğunu, Delgado'nun iletişim kurmaya çalışıyor olduğunu önemsemedi, TV'den maçı izleyenleri dikkate aldı. Ulan dedi, ben buna kart vermezsem beni yarın asarlar, bu TV'den "HOCAA KART KART" gibi göründü diye düşündü... Cart diye kartı gösterdi. Bence saçmalık... Sence değil mi? Canın sağolsun... Biz Sami Yen'de 10 kişiyle derbi kaybetmeye alışkınız...
Bugün Ivankov ikinci kartı görmüş olsaydı Holosko pozisyonunda yine hoca öküzlük etmiş olacaktı kart gösterip. Yabancı topçu, Türkçe bilmek zorunda değil, evet bilirse iyi olur ama o bir anlık iletişim çabası. Bu hakemler önemli hakemler, ikisi de, o yüzden bu kartı göstermemeyi bilecekler... Göstermeyecekler. Asıl kartı hakemin üzerine koşa koşa gelip, ruh hastası gibi "HOCAAA KART KAAAART HADEE YAA" diye bağıran ama elle kart işareti yapmamayı bilen, yani bu işi doğrudan doğruya bilinçli yapan diğer İstanbullulara, hadi genellemeyelim, Emre'ye, Sarp'a, Ayhan'a verecekler. Vermezsen palyaço olursun. Biz de şu güzel maçtan sonra bile hakem konuşanlara maruz kalırız...
Delgado'nun kırmızı kartının saçmalığı hocayla arasında geçen diyalog sebebiyleydi. Delgado kart falan istemedi, Delgado dedi ki, yarı tarzanca yarı ingilizce, hocam ben orada 1 yaptım gösterdin (Burada el işareti geliyor) onlar iki oldu yapıyor kart yok, neden. Cüneyt Çakır da bunun aralarındaki diyalog olduğunu, Delgado'nun iletişim kurmaya çalışıyor olduğunu önemsemedi, TV'den maçı izleyenleri dikkate aldı. Ulan dedi, ben buna kart vermezsem beni yarın asarlar, bu TV'den "HOCAA KART KART" gibi göründü diye düşündü... Cart diye kartı gösterdi. Bence saçmalık... Sence değil mi? Canın sağolsun... Biz Sami Yen'de 10 kişiyle derbi kaybetmeye alışkınız...
Bugün Ivankov ikinci kartı görmüş olsaydı Holosko pozisyonunda yine hoca öküzlük etmiş olacaktı kart gösterip. Yabancı topçu, Türkçe bilmek zorunda değil, evet bilirse iyi olur ama o bir anlık iletişim çabası. Bu hakemler önemli hakemler, ikisi de, o yüzden bu kartı göstermemeyi bilecekler... Göstermeyecekler. Asıl kartı hakemin üzerine koşa koşa gelip, ruh hastası gibi "HOCAAA KART KAAAART HADEE YAA" diye bağıran ama elle kart işareti yapmamayı bilen, yani bu işi doğrudan doğruya bilinçli yapan diğer İstanbullulara, hadi genellemeyelim, Emre'ye, Sarp'a, Ayhan'a verecekler. Vermezsen palyaço olursun. Biz de şu güzel maçtan sonra bile hakem konuşanlara maruz kalırız...
Etiketler:Matias Delgado,Yuki The Zorba | 9
Yorum
Gündüz Gözüyle Devre Arası...
Taraftar maça iyi başladı... İçen yine içiyor tabii de, gece içecek olan beşyüzse, gündüz maçında içen elli olunca, tribünden ses çıkıyor...
Niye bizde gündüz maçı oynanmaz arkadaş? Neden yani? Futbolun en temel unsuru rating midir? Kaldı ki, sabah kahvaltısında televizyonda Beşiktaşla karşılaşmak kadar güzel ne olabilir? Evet biraz geç kalkıyorum Pazar günleri...
Aydınus yatacak yerin yok... Ozan'ın yaptığını Ernst yapınca kart göstermeyecek miydin? Gözünün önünde itiliyor kakılıyor topçular bu mudur senin hakemliğin? Ozan üç kere kart görecekken göstermedin, Turgay önünde Ersan'ı itti, sallamadın; Hilbert'i bile delirttin. Bu mu hakemlik? Ha tabii spikerler memnun, teşekkürlerle devam ediyorlar maça... Edit: Ben bunu derken on kişi kaldılar... Sen sahadan on dakikada çıkarsan kırmızı kart sonrası sahaya ben kendim atlarım. Haysiyet sahibi olun...
Takım maça yüksek tempoyla başladı. O tempoyla değil 90, 45 dakikayı dahi çıkarmak için hafta içi maç yapmamak lazım.. Ya da o tempoyu koruyabilecek futbolcular lazım. Bu kadar sakatla olmuyor, bir süre daha olmayacak... Ama ilk yarının sonundaki baskı muhteşemdi... Neredeyse golle de bitiyordu...
Necip müthiş, Aurelio çok iyi, Guti Ernst her zamanki gibi....
İbrahim Cenk'i fena haşladı attığı pastan dolayı, tamam kötü pas attı, noldu sonra, bir top daha geldi Cenk'e onu direk rakibin ayağına verdi... Arkasından ayağıyla kullandığı bütün topları da kötü kullandı. Olmasın bunlar...
Aynı İbrahim şu yaşında Volkan Şen'le aynı topa aynı yerden koşmaya başladı. Onbeş metre mesafede Volkan'a bir metre fark attı. Bu İbo'yu özel kılsa da Volkan'ın sezon başından bu yana ne kadar gerilediğini de gösteriyor...
Ali Kuçik süratli değil, fizik olarak da genç işte... Genelde genç oyuncular tecrübesizliklerinden ve fizik olarak stoperlere kolay yem olduklarından ilk önce süratleriyle ön plana çıkarlar. Onun yerine Ali akıllı, maçı takip eden bir futbolcu. Bu maç biraz üzerine büyük geldi ilk yarıda, neredeyse golü bulacak olmasına rağmen, ama ikinci yarıda ayağına gelen bu altın fırsatı değerlendirmeli...
Holosko o pozisyonu hakem görmese sevineceğimizi mi zannediyorsun? Bizim için sonunun hayırlı olacağını mı zannediyorsun? Bu nasıl bir kafadır arkadaş...
Niye bizde gündüz maçı oynanmaz arkadaş? Neden yani? Futbolun en temel unsuru rating midir? Kaldı ki, sabah kahvaltısında televizyonda Beşiktaşla karşılaşmak kadar güzel ne olabilir? Evet biraz geç kalkıyorum Pazar günleri...
Aydınus yatacak yerin yok... Ozan'ın yaptığını Ernst yapınca kart göstermeyecek miydin? Gözünün önünde itiliyor kakılıyor topçular bu mudur senin hakemliğin? Ozan üç kere kart görecekken göstermedin, Turgay önünde Ersan'ı itti, sallamadın; Hilbert'i bile delirttin. Bu mu hakemlik? Ha tabii spikerler memnun, teşekkürlerle devam ediyorlar maça... Edit: Ben bunu derken on kişi kaldılar... Sen sahadan on dakikada çıkarsan kırmızı kart sonrası sahaya ben kendim atlarım. Haysiyet sahibi olun...
Takım maça yüksek tempoyla başladı. O tempoyla değil 90, 45 dakikayı dahi çıkarmak için hafta içi maç yapmamak lazım.. Ya da o tempoyu koruyabilecek futbolcular lazım. Bu kadar sakatla olmuyor, bir süre daha olmayacak... Ama ilk yarının sonundaki baskı muhteşemdi... Neredeyse golle de bitiyordu...
Necip müthiş, Aurelio çok iyi, Guti Ernst her zamanki gibi....
İbrahim Cenk'i fena haşladı attığı pastan dolayı, tamam kötü pas attı, noldu sonra, bir top daha geldi Cenk'e onu direk rakibin ayağına verdi... Arkasından ayağıyla kullandığı bütün topları da kötü kullandı. Olmasın bunlar...
Aynı İbrahim şu yaşında Volkan Şen'le aynı topa aynı yerden koşmaya başladı. Onbeş metre mesafede Volkan'a bir metre fark attı. Bu İbo'yu özel kılsa da Volkan'ın sezon başından bu yana ne kadar gerilediğini de gösteriyor...
Ali Kuçik süratli değil, fizik olarak da genç işte... Genelde genç oyuncular tecrübesizliklerinden ve fizik olarak stoperlere kolay yem olduklarından ilk önce süratleriyle ön plana çıkarlar. Onun yerine Ali akıllı, maçı takip eden bir futbolcu. Bu maç biraz üzerine büyük geldi ilk yarıda, neredeyse golü bulacak olmasına rağmen, ama ikinci yarıda ayağına gelen bu altın fırsatı değerlendirmeli...
Holosko o pozisyonu hakem görmese sevineceğimizi mi zannediyorsun? Bizim için sonunun hayırlı olacağını mı zannediyorsun? Bu nasıl bir kafadır arkadaş...
Etiketler:Yuki The Zorba | 21
Yorum
2 Aralık 2010 Perşembe
Stefano...
Gitti ama arkasindan bakip duruyoruz... Hemen geriye donelim:
1) Galatasaray surekli adele ve darbeye bagli sakatliklar yasarken Besiktas kadrosu %90'lara varan oranda fitti.
2) Marrone ikinci devre basi itibariyle gitti.
3) Ferrari ile baslayan ve bitmek bilmeyen uzun vadeli sakatliklar basgostermeye baslar. Adele sakatliklari darbeye bagli sakatliklarla kafa kafaya geldi hatta daha fazla yer tutmaya basladi...
4) Kondusyonerler tartisilmaya baslar...
http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/05/stefano-marrone.html
http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/01/bu-ne-bicim-hikaye-boyle.html
Acikcasi Besiktas'in kondusyonerini tartisabilecek kadar teknik bilgiye sahip degilim. Otesinde, bu bilgiye sahip olsam bile Besiktas'in basindaki insanlarin dogru adamlari getirip calistirdiklarini dusunecek kadar iyimserim! Ancak her iste oldugu gibi, isin savsaklanmasi durumunda burada da problem cikabilecegimi dusunuyorum... Umarim kisa zamanda sakatlik problemlerini asariz.
1) Galatasaray surekli adele ve darbeye bagli sakatliklar yasarken Besiktas kadrosu %90'lara varan oranda fitti.
2) Marrone ikinci devre basi itibariyle gitti.
3) Ferrari ile baslayan ve bitmek bilmeyen uzun vadeli sakatliklar basgostermeye baslar. Adele sakatliklari darbeye bagli sakatliklarla kafa kafaya geldi hatta daha fazla yer tutmaya basladi...
4) Kondusyonerler tartisilmaya baslar...
http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/05/stefano-marrone.html
http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/01/bu-ne-bicim-hikaye-boyle.html
Acikcasi Besiktas'in kondusyonerini tartisabilecek kadar teknik bilgiye sahip degilim. Otesinde, bu bilgiye sahip olsam bile Besiktas'in basindaki insanlarin dogru adamlari getirip calistirdiklarini dusunecek kadar iyimserim! Ancak her iste oldugu gibi, isin savsaklanmasi durumunda burada da problem cikabilecegimi dusunuyorum... Umarim kisa zamanda sakatlik problemlerini asariz.
Etiketler:Stefano Marrone,Yuki The Zorba | 5
Yorum
25 Kasım 2010 Perşembe
Turkiye'de Futbolun Kalitesi Ne Zaman Dustu?
Yerli futbolcularimiz ne zaman Avrupa'ya acildilar? Galatasaray'in basarilariyla oyle degil mi... Nihat da onun arkasindan gitti, Hakan Sukur de, Okan - Emre de, Fatih Akyel de!
Simdi yerli futbolcularimiz yurt disina gider mi? Sorun bakalim gider mi? Size sorayim o zaman...
Turksunuz Turkiye'de yasiyorsunuz. aylik maasiniz 22000 TL. Big Mac endeksle anlatalim, Turkiye'de Big Mac 4 TL, Italya'da 3 Euro yani 6 TL. Italya'dan size gelen en yuksek teklif 5000 TL. Gider misiniz Italya'ya?
Baska turlu soralim, burda gunde saati belli olmayan iki saatlik calisma yapacaksiniz. Altiniza sirket arabasi olarak Ferrari cekilecek, yeri gelecek o Ferrari'yle Izmir'e dort saatte gideceksiniz. Hayvani sohretiniz olacak. Sizle ayni paraya gelen ecnebi dolu butun isi yapacak, siz gunde iki saat vakti belli olmayan calismalar yapacaksiniz, ustelik elinizi ise degdirmeseniz bile patronunuz kovulacak, siz Ferrari senin, diger is teklifleri benim takilacaksiniz. Obur tarafta isler baska turlu. Gider misiniz?
Turkiye'de futbolun kalitesi yukselis ivmesini kaybedeli nereden baksan 8 yil olmustur. Arada enjeksiyonla ayaga kalkan Besiktas ve Fenerbahce'nin Avrupa seruvenleri var...
O zaman soyle diyelim Turkiye'de futbol kalitesi Mert Nobre Marcio Nobre'nin uc kati maas almaya basladiginda dusmeye basladi ve bugunku Mert Nobre bugunku Marcio Nobre'den sekiz kat fazla maas almaya devam ettiginden ayni orantiyla dusmeye de devam ediyor...
Bu cumlemin uzerinden ben raki masasinda araliksiz 6 saat konusabilirim...
Simdi yerli futbolcularimiz yurt disina gider mi? Sorun bakalim gider mi? Size sorayim o zaman...
Turksunuz Turkiye'de yasiyorsunuz. aylik maasiniz 22000 TL. Big Mac endeksle anlatalim, Turkiye'de Big Mac 4 TL, Italya'da 3 Euro yani 6 TL. Italya'dan size gelen en yuksek teklif 5000 TL. Gider misiniz Italya'ya?
Baska turlu soralim, burda gunde saati belli olmayan iki saatlik calisma yapacaksiniz. Altiniza sirket arabasi olarak Ferrari cekilecek, yeri gelecek o Ferrari'yle Izmir'e dort saatte gideceksiniz. Hayvani sohretiniz olacak. Sizle ayni paraya gelen ecnebi dolu butun isi yapacak, siz gunde iki saat vakti belli olmayan calismalar yapacaksiniz, ustelik elinizi ise degdirmeseniz bile patronunuz kovulacak, siz Ferrari senin, diger is teklifleri benim takilacaksiniz. Obur tarafta isler baska turlu. Gider misiniz?
Turkiye'de futbolun kalitesi yukselis ivmesini kaybedeli nereden baksan 8 yil olmustur. Arada enjeksiyonla ayaga kalkan Besiktas ve Fenerbahce'nin Avrupa seruvenleri var...
O zaman soyle diyelim Turkiye'de futbol kalitesi Mert Nobre Marcio Nobre'nin uc kati maas almaya basladiginda dusmeye basladi ve bugunku Mert Nobre bugunku Marcio Nobre'den sekiz kat fazla maas almaya devam ettiginden ayni orantiyla dusmeye de devam ediyor...
Bu cumlemin uzerinden ben raki masasinda araliksiz 6 saat konusabilirim...
Etiketler:Yuki The Zorba | 22
Yorum
Bugun Var Yarin Yok!
Zurnanin zirt dedigi yer burasi iste... Donelim arkamiza bakalim...
Fatih Terim 1. yildaki sampiyonlugu gecelim, orasi bizim derdimizin buyuk oldugu yer. Dort sampiyonluga giderken kendi sahasinda Fener'den dort yedigi mactan sonra kovulsaydi kim ne derdi? Kovulmadi. Yeri saglamlastikca saglamlasti, tartismasiz kulubun lideri oldu. Chelsea'dan benim de son gunlerini yasayan Ali Sami Yen'de mevcut oldugum o macta 5 yedi. Yine kovulmadi. Gitti UEFA kupasi'ni aldi.
Gordon Milne 3 sene ust uste ligi ikinci bitirdi. Metin'i mi kesmedi takimdan? Her mac herkes Metin'i isterken o onemsemedi, iyi yapti kotu yapti bilinmez ama arkasinda duran bir yonetim vardi, gucluydu. Bugun vardi, yarin da vardi. Geldi uc sene ust uste sampiyon yapti bu takimi. Dorduncu senesini konusmayalim. Yine Ali Sami Yen'de yine mevcutlar icinde ben de varken o 1-1 biten macta kacirdi sampiyonlugu. O donemde 2 yabanci hakkimiz oldugunu unutmayalim...
Cok sevgili Lucescu! Geldi ne oldu? O efsanelesen, Galatasaraylilarin hala dovundugu kadroyla sampiyonlugu kaybetti. Kimisi Emre Okan ikilisini hala suclar bunun icin. Ama Lucescu da guclu tutuldu, takimi bastan yaratti, gitti yine Avrupa'da yukarilara oynadi. Olmadik adamlarla... Kovsalar kovamazlar miydi yani Mustafa Denizli'ye gecilen Lucescu'yu? Kovmadilar.
Mustafa Denizli!!! Besiktas'a geldi, cok mu iyi gitti her sey devre arasina kadar? Devre oldugunda kim Besiktas sampiyon olacak diyordu ondan baska? Sabredildi, kredi verildi, guclu olmasi saglandi ve sampiyon yapti Besiktas'i.
Bakin ozellikle farkli periyodlar, farkli hocalar veriyorum. Schuster basarili olur olmaz bilemem. Ama biz de kendimizi kaptirip "Bugun var yarin yok" demeye baslarsak zaten gerizekali bir organizasyona sahip futbolumuzda nereye gidebilecegiz? Sercan Yildirim 10 Milyon Euro. 10 Milyon Euro. Versen alabilir misin? Bence hala alamama ihtimalin var. Turk futbolu budur. Sercan Yildirim gelecek vaad eden 100 futbolcu arasindaymis, Ertugrul Saglam gelecek vaad eden hocaymis, Ismail gelecek vaad eden 100 topcudanmis birakin bu isleri.
Sismis piyasa degeriyle Turkiye'de futbolun iki tane secenegi var bugun. Ya yerli oyuncularin boyunduruguni kiracak ya da yerli oyuncularin boyundurugunu kiracak.
Sen Ibrahim Toraman'a muhtac misin degil misin? Muhtacsin... Nihat Kahveci'ye muhtac misin degil misin? Muhtacsin... Peki Ibrahim Toraman sana muhtac mi? Yarin Galatasaray almaz mi Toraman'i? Zan, Serdar'i almadi mi? Ne oldu peki? Arkadas bu adamlarin zaten hali hazirda mevcut uc kurusluk futbol yetenegi ne zaman ortaya cikiyor? Sana muhtac oldugunda. Bu topcularin hepsinin tek motivasyon kaynagi varolma savasi. Hele 3-5 sene dunyaligini yaptiysa kalmiyor, bitiyor. Maalesef futbolcun bu. Kalite bu kadar. Bunu duzeltebilir misin? Evet ama duzeltmemeyi secip ahmaklik ediyorsun. Yabanci siniri, kapali ekonomi bunu kurtarir zannediyorsun. Kurtarmaz. Bilakis batirir. Yahu dunya almis yurumus, butun ekonomiler dunyaya acilmis, globallesmis, sen hala yabanci siniri pesindesin... Dun aksam rezil olduk iste, rezil olduk. Memleketimiz dunyaya en buyuk futbol sahnesinde boyle tanitiliyor. Fener gidiyor bir ceyrek final oynuyor ertesinde 2 puan aliyor. Besiktas 8 yiyor, Bursa bes macta 15, sifir puan ofsayttan bir gol. Galatasaray elemeleri bile gecemiyor senelerdir. Sorsan sahadaki takima 50 Milyon Euro isterler dun aksam. Kapali ekonomi budur iste. Sen bugunun dunyasinda araba ithal etmezsen, vergileri %80'e cikarirsan Sahin'e 20 sene biner, Albea'ya binince ne guzel araba dersin. Eger rekabetci olmak istiyorsan rekabeti once iceride yaratmak zorundasin...
Carelerden biri ne peki? Hoca. Senin hocan bu "ben oldum" adamlari "bittin sen" diyerek cope atarsa hadi bakalim dusuk performans gostersinler de goreyim. Serdar da Gokhan da gitmeden Besiktas'ta hala futbol oynuyorlardi. Oynatma Nobre'yi on mac bakalim kac paraya gidecek Galatasaray'a? Ama sen diyorsun ki hoca icin "BUGUN VAR YARIN YOK" e sen de bunu dersen, ben de bunu dersem o zaman sen taraftar olarak bu kulube iki kazik caktinsa bu topcu onbes kazik cakiyor. Bunu gormemek mumkun mu? Biz bilmiyor muyuz Turkiye'de 5 mac kaybedince hocalarin asildigini, kovalandigini?
Besiktas kirk kere yapti, bir kere tutturdu. Bu takim sezon ortasinda hoca degistiremez. Olmaz. Bu bir cozum degil, bilakis cozumsuzluktur. Sen gidip hocayi koydugun 20 sezonda 1 kere sampiyon olmussun. Hepsi enkaza donusmus. Bunu gormuyor muyuz? Sonra hoca kulubede oturuyor, basina saygi gostermiyor, ligimizi demode buluyor... Bunu soyleyen bes bininci kisi olarak tekrar edeyim. Senin sampiyonun, ustelik baya baya ligi uzun suredir domine eden sampiyonun dun aksam 6 tane yedi Valencia'dan. Degismez nasilsa deyip, iki tik degisim gordugumuz seyi de cope mi atacagiz?
Fatih Terim 1. yildaki sampiyonlugu gecelim, orasi bizim derdimizin buyuk oldugu yer. Dort sampiyonluga giderken kendi sahasinda Fener'den dort yedigi mactan sonra kovulsaydi kim ne derdi? Kovulmadi. Yeri saglamlastikca saglamlasti, tartismasiz kulubun lideri oldu. Chelsea'dan benim de son gunlerini yasayan Ali Sami Yen'de mevcut oldugum o macta 5 yedi. Yine kovulmadi. Gitti UEFA kupasi'ni aldi.
Gordon Milne 3 sene ust uste ligi ikinci bitirdi. Metin'i mi kesmedi takimdan? Her mac herkes Metin'i isterken o onemsemedi, iyi yapti kotu yapti bilinmez ama arkasinda duran bir yonetim vardi, gucluydu. Bugun vardi, yarin da vardi. Geldi uc sene ust uste sampiyon yapti bu takimi. Dorduncu senesini konusmayalim. Yine Ali Sami Yen'de yine mevcutlar icinde ben de varken o 1-1 biten macta kacirdi sampiyonlugu. O donemde 2 yabanci hakkimiz oldugunu unutmayalim...
Cok sevgili Lucescu! Geldi ne oldu? O efsanelesen, Galatasaraylilarin hala dovundugu kadroyla sampiyonlugu kaybetti. Kimisi Emre Okan ikilisini hala suclar bunun icin. Ama Lucescu da guclu tutuldu, takimi bastan yaratti, gitti yine Avrupa'da yukarilara oynadi. Olmadik adamlarla... Kovsalar kovamazlar miydi yani Mustafa Denizli'ye gecilen Lucescu'yu? Kovmadilar.
Mustafa Denizli!!! Besiktas'a geldi, cok mu iyi gitti her sey devre arasina kadar? Devre oldugunda kim Besiktas sampiyon olacak diyordu ondan baska? Sabredildi, kredi verildi, guclu olmasi saglandi ve sampiyon yapti Besiktas'i.
Bakin ozellikle farkli periyodlar, farkli hocalar veriyorum. Schuster basarili olur olmaz bilemem. Ama biz de kendimizi kaptirip "Bugun var yarin yok" demeye baslarsak zaten gerizekali bir organizasyona sahip futbolumuzda nereye gidebilecegiz? Sercan Yildirim 10 Milyon Euro. 10 Milyon Euro. Versen alabilir misin? Bence hala alamama ihtimalin var. Turk futbolu budur. Sercan Yildirim gelecek vaad eden 100 futbolcu arasindaymis, Ertugrul Saglam gelecek vaad eden hocaymis, Ismail gelecek vaad eden 100 topcudanmis birakin bu isleri.
Sismis piyasa degeriyle Turkiye'de futbolun iki tane secenegi var bugun. Ya yerli oyuncularin boyunduruguni kiracak ya da yerli oyuncularin boyundurugunu kiracak.
Sen Ibrahim Toraman'a muhtac misin degil misin? Muhtacsin... Nihat Kahveci'ye muhtac misin degil misin? Muhtacsin... Peki Ibrahim Toraman sana muhtac mi? Yarin Galatasaray almaz mi Toraman'i? Zan, Serdar'i almadi mi? Ne oldu peki? Arkadas bu adamlarin zaten hali hazirda mevcut uc kurusluk futbol yetenegi ne zaman ortaya cikiyor? Sana muhtac oldugunda. Bu topcularin hepsinin tek motivasyon kaynagi varolma savasi. Hele 3-5 sene dunyaligini yaptiysa kalmiyor, bitiyor. Maalesef futbolcun bu. Kalite bu kadar. Bunu duzeltebilir misin? Evet ama duzeltmemeyi secip ahmaklik ediyorsun. Yabanci siniri, kapali ekonomi bunu kurtarir zannediyorsun. Kurtarmaz. Bilakis batirir. Yahu dunya almis yurumus, butun ekonomiler dunyaya acilmis, globallesmis, sen hala yabanci siniri pesindesin... Dun aksam rezil olduk iste, rezil olduk. Memleketimiz dunyaya en buyuk futbol sahnesinde boyle tanitiliyor. Fener gidiyor bir ceyrek final oynuyor ertesinde 2 puan aliyor. Besiktas 8 yiyor, Bursa bes macta 15, sifir puan ofsayttan bir gol. Galatasaray elemeleri bile gecemiyor senelerdir. Sorsan sahadaki takima 50 Milyon Euro isterler dun aksam. Kapali ekonomi budur iste. Sen bugunun dunyasinda araba ithal etmezsen, vergileri %80'e cikarirsan Sahin'e 20 sene biner, Albea'ya binince ne guzel araba dersin. Eger rekabetci olmak istiyorsan rekabeti once iceride yaratmak zorundasin...
Carelerden biri ne peki? Hoca. Senin hocan bu "ben oldum" adamlari "bittin sen" diyerek cope atarsa hadi bakalim dusuk performans gostersinler de goreyim. Serdar da Gokhan da gitmeden Besiktas'ta hala futbol oynuyorlardi. Oynatma Nobre'yi on mac bakalim kac paraya gidecek Galatasaray'a? Ama sen diyorsun ki hoca icin "BUGUN VAR YARIN YOK" e sen de bunu dersen, ben de bunu dersem o zaman sen taraftar olarak bu kulube iki kazik caktinsa bu topcu onbes kazik cakiyor. Bunu gormemek mumkun mu? Biz bilmiyor muyuz Turkiye'de 5 mac kaybedince hocalarin asildigini, kovalandigini?
Besiktas kirk kere yapti, bir kere tutturdu. Bu takim sezon ortasinda hoca degistiremez. Olmaz. Bu bir cozum degil, bilakis cozumsuzluktur. Sen gidip hocayi koydugun 20 sezonda 1 kere sampiyon olmussun. Hepsi enkaza donusmus. Bunu gormuyor muyuz? Sonra hoca kulubede oturuyor, basina saygi gostermiyor, ligimizi demode buluyor... Bunu soyleyen bes bininci kisi olarak tekrar edeyim. Senin sampiyonun, ustelik baya baya ligi uzun suredir domine eden sampiyonun dun aksam 6 tane yedi Valencia'dan. Degismez nasilsa deyip, iki tik degisim gordugumuz seyi de cope mi atacagiz?
Etiketler:Yuki The Zorba | 31
Yorum
24 Kasım 2010 Çarşamba
Skandalin Belgesi
Dunku maci izleyenler gormuslerdir. Mac sonunda olmadik bir sekilde son hucumu degerlendiremedik, nasil olduysa son hucum rakibe kaldi, biz de maci kaybettik... Mac saatiyle olan problemin tv'ye verilen saatte oldugunu dusundugumuzden umursamadik once. Ancak videoda acik ve net sekilde mac saatinin durduruldugu goruluyor oyun devam ederken. Elimize kronometreyi alip, rakibin elinden topun ciktigi ani hesap ettigimizde de Chatman'dan topun ciktigi andan itibaren gecen sureyi 23 saniye olcuyoruz...
Almanlar "yeni kural", Besiktas'in zaten 14 saniye hucum suresi vardi demisler. Oyle bir durum yok. Chatman'in elinden top cikarken gecen sure 17 kusur saniye. Demek ki hucum suresinde problem yok. Macin bitimine 20 saniye kaldigini reji defalarca gosterdi. Sure ayarlanmis olsa bile 21 saniye falan olmali. Top Chatman'in elindeyken bir ara gerizekali Alman rejisi (maci katlettiler) saati gosteriyor, orada da 10 saniye kaldigini goruyoruz. Hatta o andan itibaren kronometre tutunca, yaklasik 13 saniye zaman geciyor, top rakibin elinden cikarken...
Bir baska skandal da mac sonu goruntulerinin izlenmemesi. Bunu zaten aklim almadi, arkadasim sozluge bunun kuralini vs'sini yazmis. Bu liselerarasi basketbol turnuvasi degil neticede, birilerinin cikip hakki olani aramasi gerekiyor. Bakalim Besiktas yonetimi kis uykusundan uyanabilecek mi, su ana kadar web sitesinde veya haberlerde bir hareket yok.
edit: itiraz edilmis...
Etiketler:Basketbol,Eurocup,Yuki The Zorba | 18
Yorum
12 Kasım 2010 Cuma
Sergen Yalcin
Cekelim cikaralim o sol ayaginin buyusunu.. Ne kaliyor ortada? Yetenegini cikardigimizda, hepimizin gozlerinden yaslar gelerek cildirdigimiz Chelsea, Fenerbahce maclarini cikardigimizda ne kaliyor geriye? O gunlerden akliniza gelen ne var?
O zaman artik Sergen sahada degilse; ne faydasi kaldi ki Sergen'in Besiktas'a? Sempatik mi buluyorsunuz, olabilir... Gonulden mi baglisiniz? Olabilir... Ben diyorum ki Sergen'in o sol ayagi, o dengesi onu Zidane yapardi dunya olceginde. Yanlis mi sizce? Olamadiysa bir sebebi yok mu? Neden Sergen boyle kaldi? Mesut'u izleyecegimize, Sergen izleyemez miydik Real Madrid'de, bunun sebebi Sergen'in yeteneksizligi midir?
Sahaya cikacaksa basimin ustunde yeri var Sergen'in ve onun gibilerin... Karakterleriyle, var oluslariyla bu takima anlam katmis adamlarin aksine, onun ve onun gibilerin sadece sahada olduklarinda basimin ustunde yerleri var... Neticede akillara zarar o ayaklarin uzerindeki kafa yuzunden Sergen Yalcin futbolu Etimesgut Sekerspor'da (duzeltme: dogrusu Eskisehirspor) birakti... O kafa Besiktasima daha fazla bulasmasin... Hele altyapinin, o yapidaki arkadaslarin yanindan dahi gecmesin...
Besiktas Sergen'i Sifo'ya tercih ettigi gun bugunun Besiktasina dondu. Batuhan, Ogulcan, Serdar Ozkan, Ibrahim Kas vb. arkadaslar arkadan da yetisenlerle birlikte size Sergen'in 28 yasindaki halini animsatmiyor mu?
O zaman artik Sergen sahada degilse; ne faydasi kaldi ki Sergen'in Besiktas'a? Sempatik mi buluyorsunuz, olabilir... Gonulden mi baglisiniz? Olabilir... Ben diyorum ki Sergen'in o sol ayagi, o dengesi onu Zidane yapardi dunya olceginde. Yanlis mi sizce? Olamadiysa bir sebebi yok mu? Neden Sergen boyle kaldi? Mesut'u izleyecegimize, Sergen izleyemez miydik Real Madrid'de, bunun sebebi Sergen'in yeteneksizligi midir?
Sahaya cikacaksa basimin ustunde yeri var Sergen'in ve onun gibilerin... Karakterleriyle, var oluslariyla bu takima anlam katmis adamlarin aksine, onun ve onun gibilerin sadece sahada olduklarinda basimin ustunde yerleri var... Neticede akillara zarar o ayaklarin uzerindeki kafa yuzunden Sergen Yalcin futbolu Etimesgut Sekerspor'da (duzeltme: dogrusu Eskisehirspor) birakti... O kafa Besiktasima daha fazla bulasmasin... Hele altyapinin, o yapidaki arkadaslarin yanindan dahi gecmesin...
Besiktas Sergen'i Sifo'ya tercih ettigi gun bugunun Besiktasina dondu. Batuhan, Ogulcan, Serdar Ozkan, Ibrahim Kas vb. arkadaslar arkadan da yetisenlerle birlikte size Sergen'in 28 yasindaki halini animsatmiyor mu?
Etiketler:Sergen Yalçın,Yuki The Zorba | 27
Yorum
Evladimizdir
Turkiye'de is dunyasinda enteresan bir algi vardir. Profesyonellere guvenilmez... Bugun Turkiye'nin dunya capindaki 5 markasini alt alta koyun desem 3 marka cikarabilir misiniz bilmiyorum... Yeni yeni toparlanan ve yapisi ve sonsuz denilebilecek yatirim kaynagi sayesinde ozel bir konumda olan THY disinda her yerde bilinirligi olan bir markamiz yok ve bu gidisle de olmaz... Nedenini anlatalim.
Memleketimde Perakende Gunleri diye bir organizasyon var. Ona gelmeden once en tepedeki holdinglere bir bakalim. Genelde dunyadaki trend, yuz yila yakin suredir sirketleri girisimcilerin kurmasi, buyumeyi basarmasi, buyumenin tikandigi ya da ilgi cekici seviyeye geldigi yerde yapilan halka arz / satis ve sirketin profesyonellere devredilmesi seklinde yurur. Iyi profesyoneller basit anlatimla buyuk olcekli sirketlerde var olan vizyonu yukarilara cekmeye ve dogru adamlari ise almaya yarayan gercek ust duzey yoneticilerdir. Dolayisiyla daha oncesinde sirketleri kuran adamlar paralarini sayarak hayatlarini devam ettirirken, bu adamlar gelir fikirler yaratir, yatirimlari yonlendirir ve bugunun dev markalarini ortaya cikarirlar. Cogunlukla deha olduklari soylenir, bugun milyonlarca dolar kazanan CEO'lari olusturan kucuk bir kumedir... Türkiye'de bu dev holdinglerin tepesinde hep aile vardır. Kilit pozisyonların tamamı aileye aittir. Bu da belli bir ölçeğin üzerinde hantallık getirir...
Kimi zaman sirketi kuran girisimciler hisselerini sattiktan sonra sirketin ust duzey yoneticisi pozisyonuna da gelip otururlar, ancak artik tum guc onlarin elinde olmadigindan, isler bireysel ve subjektif degil daha objektif kararlarla yurur. CEO'lugun kitabini yazan, GE'yi GE yapan adam Jack Welch, nbc'yi aldiklarinda "ben en iyi tv programi nasil yapilir, ya da en iyi ucak motoru nasil uretilir bilmiyorum, bunlari en iyi yapacak adamlari bulup, onlari paraya boguyorum (mecazi anlamda) ve onlardan en iyiyi yapmalarini istiyorum/bekliyorum" der... Buyumenin yolu isi dogru sekilde yapacak profesyonelleri bulmak, yonetimi onlara birakmak ve onlara guvenmekten gecer...
Perakende Gunleri'nde memleketimin hakikatten kaliteli urunlere imza atan magazacilari bir araya gelirler. Avrupa standartlarinda, yatirimin yaninda haddinden fazla emek katarak yarattiklari isleriyle de gurur duyarlar. Gel gor ki yasadiklari buyuk buhran her zaman Perakende Gunleri'nin birinci konusudur... Bu sirketlerin hepsinin tepesinde hala - 70 de olsa 80 de olsa - kurucu girisimciler oturur ve senede sen de 3 ben diyeyim 5 genel mudur degistirirler... Bakin bu adamlarin urettigi urunler, magaza yonetimleri, yaptiklari ettikleri hep en ust kalitededir. Avrupa'da benim diyen magazada alamadiginiz hizmeti memleketin dort yaninda yuzlerce magazayla verirler. Ama eksik kaldiklari bu yonetim aliskanligi yurt disi piyasalara acilmalarini hep engeller. Baska markalara, dunyada taninan markalara uretim yaparlar, o markalari uretim kaliteleriyle, tesisleriyle sasirtirlar ama boylari da ne uzar ne kisalir... Aslinda kisalir... Bu yukselis doneminin ardindan hepsinin basina sirayla ikinci jenerasyon gecer... Mahmutpasa'dan yola cikan buyuk girisimci muhafazakarliginin kurbani olur, hayata gozlerini yumduktan sonra da basa gecen on yeni yetmeden dokuzu sirketleri zora sokar. Buyume durur, kuculme baslar, kimi zaman da markalar kaybolur gider...
Bu bahsettigim sirketler senede 10 milyon euro civari ciro yaptiklarinda orta - buyuk olcekli sirket siniflamasina giren sirketler... Bakin Turkiye'de son on yildaki futbola...Yuz milyonlari konusuyoruz... Yoneticiler kim? Bu girisimci adamlar ya da onlarin ikinci jenerasyonlari... Gelenekci, yer yer risk alan ama buyudukce o riski almaktan kacinan, her seye ragmen buyuk vizyon sahibi adamlar ve onlarin nisbeten rahat buyumus cocuklari. Mahmutpasa'daki dukkandan 100 magazalik zincir cikarabilecek kadar zehir adamlarin dev egolari ve elbette onlarin nisbeten kolayda buyumus cocuklari... Donem donem Akdeniz ulkelerinde de gorulen "evladimizi getirelim" anlayisinin kaynaklarinin en onde gideni... Ensesine vurdugunda sesini cikaramayan, her soyledigini yapan adamlari getir, profesyonelleri kovala... Profesyonelleri kotule... Sana biat etmeyen profesyonelin kuyusunu kazmaya basla... Kaz... ve gom... Tipki tamamen sana ait is hayatinda yaptigin gibi.. Aykutlar gelsin, Ertugrullar, Rizalar, Hagiler... Kovalayin Rijkaardlari, Zicolari, Lucesculari, Tiganaları... Biat etsinler size... Biat etmeyenin ne isi var zaten bu kuluplerde... Ne? Schuster mi demistiniz?
Memleketimde Perakende Gunleri diye bir organizasyon var. Ona gelmeden once en tepedeki holdinglere bir bakalim. Genelde dunyadaki trend, yuz yila yakin suredir sirketleri girisimcilerin kurmasi, buyumeyi basarmasi, buyumenin tikandigi ya da ilgi cekici seviyeye geldigi yerde yapilan halka arz / satis ve sirketin profesyonellere devredilmesi seklinde yurur. Iyi profesyoneller basit anlatimla buyuk olcekli sirketlerde var olan vizyonu yukarilara cekmeye ve dogru adamlari ise almaya yarayan gercek ust duzey yoneticilerdir. Dolayisiyla daha oncesinde sirketleri kuran adamlar paralarini sayarak hayatlarini devam ettirirken, bu adamlar gelir fikirler yaratir, yatirimlari yonlendirir ve bugunun dev markalarini ortaya cikarirlar. Cogunlukla deha olduklari soylenir, bugun milyonlarca dolar kazanan CEO'lari olusturan kucuk bir kumedir... Türkiye'de bu dev holdinglerin tepesinde hep aile vardır. Kilit pozisyonların tamamı aileye aittir. Bu da belli bir ölçeğin üzerinde hantallık getirir...
Kimi zaman sirketi kuran girisimciler hisselerini sattiktan sonra sirketin ust duzey yoneticisi pozisyonuna da gelip otururlar, ancak artik tum guc onlarin elinde olmadigindan, isler bireysel ve subjektif degil daha objektif kararlarla yurur. CEO'lugun kitabini yazan, GE'yi GE yapan adam Jack Welch, nbc'yi aldiklarinda "ben en iyi tv programi nasil yapilir, ya da en iyi ucak motoru nasil uretilir bilmiyorum, bunlari en iyi yapacak adamlari bulup, onlari paraya boguyorum (mecazi anlamda) ve onlardan en iyiyi yapmalarini istiyorum/bekliyorum" der... Buyumenin yolu isi dogru sekilde yapacak profesyonelleri bulmak, yonetimi onlara birakmak ve onlara guvenmekten gecer...
Perakende Gunleri'nde memleketimin hakikatten kaliteli urunlere imza atan magazacilari bir araya gelirler. Avrupa standartlarinda, yatirimin yaninda haddinden fazla emek katarak yarattiklari isleriyle de gurur duyarlar. Gel gor ki yasadiklari buyuk buhran her zaman Perakende Gunleri'nin birinci konusudur... Bu sirketlerin hepsinin tepesinde hala - 70 de olsa 80 de olsa - kurucu girisimciler oturur ve senede sen de 3 ben diyeyim 5 genel mudur degistirirler... Bakin bu adamlarin urettigi urunler, magaza yonetimleri, yaptiklari ettikleri hep en ust kalitededir. Avrupa'da benim diyen magazada alamadiginiz hizmeti memleketin dort yaninda yuzlerce magazayla verirler. Ama eksik kaldiklari bu yonetim aliskanligi yurt disi piyasalara acilmalarini hep engeller. Baska markalara, dunyada taninan markalara uretim yaparlar, o markalari uretim kaliteleriyle, tesisleriyle sasirtirlar ama boylari da ne uzar ne kisalir... Aslinda kisalir... Bu yukselis doneminin ardindan hepsinin basina sirayla ikinci jenerasyon gecer... Mahmutpasa'dan yola cikan buyuk girisimci muhafazakarliginin kurbani olur, hayata gozlerini yumduktan sonra da basa gecen on yeni yetmeden dokuzu sirketleri zora sokar. Buyume durur, kuculme baslar, kimi zaman da markalar kaybolur gider...
Bu bahsettigim sirketler senede 10 milyon euro civari ciro yaptiklarinda orta - buyuk olcekli sirket siniflamasina giren sirketler... Bakin Turkiye'de son on yildaki futbola...Yuz milyonlari konusuyoruz... Yoneticiler kim? Bu girisimci adamlar ya da onlarin ikinci jenerasyonlari... Gelenekci, yer yer risk alan ama buyudukce o riski almaktan kacinan, her seye ragmen buyuk vizyon sahibi adamlar ve onlarin nisbeten rahat buyumus cocuklari. Mahmutpasa'daki dukkandan 100 magazalik zincir cikarabilecek kadar zehir adamlarin dev egolari ve elbette onlarin nisbeten kolayda buyumus cocuklari... Donem donem Akdeniz ulkelerinde de gorulen "evladimizi getirelim" anlayisinin kaynaklarinin en onde gideni... Ensesine vurdugunda sesini cikaramayan, her soyledigini yapan adamlari getir, profesyonelleri kovala... Profesyonelleri kotule... Sana biat etmeyen profesyonelin kuyusunu kazmaya basla... Kaz... ve gom... Tipki tamamen sana ait is hayatinda yaptigin gibi.. Aykutlar gelsin, Ertugrullar, Rizalar, Hagiler... Kovalayin Rijkaardlari, Zicolari, Lucesculari, Tiganaları... Biat etsinler size... Biat etmeyenin ne isi var zaten bu kuluplerde... Ne? Schuster mi demistiniz?
Etiketler:Yuki The Zorba | 26
Yorum
9 Kasım 2010 Salı
Iverson'un Hatrina Basketbol Temali Kasimpasa Maci
10 seneye yakin zaman Turkiye'de basketbolu cok yakindan takip ettim... Yakindan takip edince doksanlarda basiniza gelecekler belli... Yeri geldi Ahmet Fetgeri'yi bosalttirdilar Tofas maclarinda, yeri geldi Ayhan Sahenk'in onunde copladilar, vaktinde sabahin 8'inde Abdi Ipekci'nin onunde en onden siraya da girdigimiz oldu... Boyle deyince, bir iki defa gibi oldu ama, o vakitler okulda devamsizlik hakki 20 gundu, biz 15'ini Efes - Ulker'in Avrupa maclarini kovalarken yakardik... Ilk genclik, biraz delilik iste... O 10 senenin icinde Iverson'la da tanistik. Bana sorsalar uc bes senedir takip etmedigimden NBA diyenlere hala Iverson, McGrady derim dururum... Meger benim caylak bildigim Jason Richardson bile yasini almis, nereden bileyim...
Basketbolu sevmeyen adama basketbolu sevdirmek zordur. Problem de macin sonuna dek suren cekismeden kaynaklidir. Takimlar arasinda buyuk fark yoksa hakikatten de 4. ceyregin son 2 dakikasina o takimi hangi mental ve fizik noktada getirdiginiz macin sonucunu belirler. Her kocun kendine gore bir yontemi vardir, kimisi son dakikalara kadar en onemli oyuncusunu dinlendirerek oynatir, yipranmasini engeller, son 4 dakikada oynatir ki takim canlansin. Kimisi son ceyregin tamaminda yildizini oynatir ki eli isinsin attigi toplar girsin, kimisi de bench sahibi olmadigindan ve butun mac zaten cikaramadigindan adami dua etmeye baslar ki macin sonunu getirsin... Bu boyle olunca basketbolu sevmeyen adam o 35 / 45 dakikalik karsilikli hucumlardan bayar, oyun onun icin cekiciligini kaybeder. Bu benim icin boyle degil ama basketbol sevmeyen adam icin boyle... Hele Avrupa basketbolunda!
Dunku mac da karakteri itibariyle cok net sekilde vasat bir basketbol maci kivamina geldi, suratle... Mac boyu karsilikli kotu hucum eden iki takim vardi sahada.. Korkunc set hucumlari, sifir hizli hucum girisimi, tipik bir kotu basketbol maci ornegi... Bizim hoca gitti takimin yildiz 2 numarasini kritik periyodda oyuna soktu, fena da savunmadilar onu.
Rakibin pivotu el ustunden inanilmaz bir sut atti, o top iceri girdi, mac cok kritik, dondurulemeyecak yerde rakibe donuverdi! Sonra rakip savunma ilginc sekilde "kazaniyorum galiba lan" inancsizliginin getirisi panige dustu. Mac boyu duran adamlar her yaptiklari kosuda bosa cikmaya basladilar... Caylak oyuncu cok kotu bir sut atti, top gitti cembere, panyaya carpip iceri girdi... Oyle bir vakitte girdi ki sut, son hucum sansi yine ev sahibindeydi... Muthis hucumlar geldi, guard bombos turnikeyi cembere bile degdiremedi, blok yedi; 2 numara aldi o topu iceri atti, hakem hakli kararla hucum faul verdi... Son hucum saniyorduk meger degilmis, her seyin bittigini dusundugumuz yerde yildiz guard herkesin sola atmasini bekledigi topu saga, iceriye yolladi, takimin toparlanamayan 3 numarasi faulu aldi. Basketboldan farkli olarak, takimin yorgun guardi geldi serbest atis cizgisine... Olmayacak oldu... O yorgunlukla son hucumun son saniyede getirdigi iki faul atisini da kacirdi... Sonra tabii herkes mutsuz oldu. Mac boyu 15-20 sayi farkla onde goturup sov yapmayi istiyorlardi, oysa vasat bir basketbol maci gibi oyun son hucumlara sikisti, superstar guard o hucumu yariladi ama bitiremedi...
Iverson'a Besiktas'tan basketbollu ama keyifsiz bir hosgeldin. Umarim iki yilin sonunda kendisini gozyaslariyla ugurlariz Ataturk Havalimanindan...
Basketbolu sevmeyen adama basketbolu sevdirmek zordur. Problem de macin sonuna dek suren cekismeden kaynaklidir. Takimlar arasinda buyuk fark yoksa hakikatten de 4. ceyregin son 2 dakikasina o takimi hangi mental ve fizik noktada getirdiginiz macin sonucunu belirler. Her kocun kendine gore bir yontemi vardir, kimisi son dakikalara kadar en onemli oyuncusunu dinlendirerek oynatir, yipranmasini engeller, son 4 dakikada oynatir ki takim canlansin. Kimisi son ceyregin tamaminda yildizini oynatir ki eli isinsin attigi toplar girsin, kimisi de bench sahibi olmadigindan ve butun mac zaten cikaramadigindan adami dua etmeye baslar ki macin sonunu getirsin... Bu boyle olunca basketbolu sevmeyen adam o 35 / 45 dakikalik karsilikli hucumlardan bayar, oyun onun icin cekiciligini kaybeder. Bu benim icin boyle degil ama basketbol sevmeyen adam icin boyle... Hele Avrupa basketbolunda!
Dunku mac da karakteri itibariyle cok net sekilde vasat bir basketbol maci kivamina geldi, suratle... Mac boyu karsilikli kotu hucum eden iki takim vardi sahada.. Korkunc set hucumlari, sifir hizli hucum girisimi, tipik bir kotu basketbol maci ornegi... Bizim hoca gitti takimin yildiz 2 numarasini kritik periyodda oyuna soktu, fena da savunmadilar onu.
Rakibin pivotu el ustunden inanilmaz bir sut atti, o top iceri girdi, mac cok kritik, dondurulemeyecak yerde rakibe donuverdi! Sonra rakip savunma ilginc sekilde "kazaniyorum galiba lan" inancsizliginin getirisi panige dustu. Mac boyu duran adamlar her yaptiklari kosuda bosa cikmaya basladilar... Caylak oyuncu cok kotu bir sut atti, top gitti cembere, panyaya carpip iceri girdi... Oyle bir vakitte girdi ki sut, son hucum sansi yine ev sahibindeydi... Muthis hucumlar geldi, guard bombos turnikeyi cembere bile degdiremedi, blok yedi; 2 numara aldi o topu iceri atti, hakem hakli kararla hucum faul verdi... Son hucum saniyorduk meger degilmis, her seyin bittigini dusundugumuz yerde yildiz guard herkesin sola atmasini bekledigi topu saga, iceriye yolladi, takimin toparlanamayan 3 numarasi faulu aldi. Basketboldan farkli olarak, takimin yorgun guardi geldi serbest atis cizgisine... Olmayacak oldu... O yorgunlukla son hucumun son saniyede getirdigi iki faul atisini da kacirdi... Sonra tabii herkes mutsuz oldu. Mac boyu 15-20 sayi farkla onde goturup sov yapmayi istiyorlardi, oysa vasat bir basketbol maci gibi oyun son hucumlara sikisti, superstar guard o hucumu yariladi ama bitiremedi...
Iverson'a Besiktas'tan basketbollu ama keyifsiz bir hosgeldin. Umarim iki yilin sonunda kendisini gozyaslariyla ugurlariz Ataturk Havalimanindan...
Etiketler:allen iverson,Yuki The Zorba | 5
Yorum
4 Kasım 2010 Perşembe
Porto ile İlk Devre Sonu...
Uzun zamandır oturup Beşiktaş izleyemiyordum... Oturup izlediğim son maç Belediye ile oynadığımız facia... Kötü futbolun sorumlusu benim!
Ben iyi günleri de pek göremedim, yarım yamalak izlediğim maçlar oldu.. Şu an izlediğim Beşiktaş önceki gün izlediğim Bursaspor'dan az hallice, daha doğrusu o takımın Gutilisi! O da bir kaç kritik top kaybı yapınca takım tamamen tatsız...
Bu sene Beşiktaş'ı hiç canlı izleyemediğim için Quaresma da benim için ilüzyon gibi bir şey. Futbolcular da öyle düşünüyor olmalı! Geçen sene de güven kaybı yaşanmıştı zaman zaman ama bu kadarını görmemiştim...
Hakan Arıkan'a diyecek bir şeyim yok, zamanlama hatası, savunmada konsantrasyon kaybı vs... Şuster hepimizin düşündüğü gibi bu konuda hatalı.
O çizgi dibindeki hakemi de Allah'a havale ediyorum. Böyle penaltı mı olur lan! El Cezire'de maçı anlatan spiker de TV başında olsa gerek ne olduğunu anlayana kadar gol oldu bile...
Star'da maçı İlker Yasin anlatıyormuş. Kötü futbolun tek sorumlusu ben değilim demek ki...
Küfür kimseye yakışmıyor tamam da, İbrahim sana hiç yakışmıyor.. Tamam spontane küfüre karşı değilim ama ediyorsun bari yüzünü o hale sokma abim benim...
80. Dakika Notu:
Yarabbim bize hep böyle maçlar izlettir... İngiliz spiker az önce maçın ikinci yarısını izlediği en güzel Avrupa Ligi maçı olarak tanımladı... Harika bir maç...
Ben iyi günleri de pek göremedim, yarım yamalak izlediğim maçlar oldu.. Şu an izlediğim Beşiktaş önceki gün izlediğim Bursaspor'dan az hallice, daha doğrusu o takımın Gutilisi! O da bir kaç kritik top kaybı yapınca takım tamamen tatsız...
Bu sene Beşiktaş'ı hiç canlı izleyemediğim için Quaresma da benim için ilüzyon gibi bir şey. Futbolcular da öyle düşünüyor olmalı! Geçen sene de güven kaybı yaşanmıştı zaman zaman ama bu kadarını görmemiştim...
Hakan Arıkan'a diyecek bir şeyim yok, zamanlama hatası, savunmada konsantrasyon kaybı vs... Şuster hepimizin düşündüğü gibi bu konuda hatalı.
O çizgi dibindeki hakemi de Allah'a havale ediyorum. Böyle penaltı mı olur lan! El Cezire'de maçı anlatan spiker de TV başında olsa gerek ne olduğunu anlayana kadar gol oldu bile...
Star'da maçı İlker Yasin anlatıyormuş. Kötü futbolun tek sorumlusu ben değilim demek ki...
Küfür kimseye yakışmıyor tamam da, İbrahim sana hiç yakışmıyor.. Tamam spontane küfüre karşı değilim ama ediyorsun bari yüzünü o hale sokma abim benim...
80. Dakika Notu:
Yarabbim bize hep böyle maçlar izlettir... İngiliz spiker az önce maçın ikinci yarısını izlediği en güzel Avrupa Ligi maçı olarak tanımladı... Harika bir maç...
Etiketler:Uefa Avrupa Ligi,Yuki The Zorba | 13
Yorum
Kurtuluş...
İzleyen izlemiştir zaten, yine de buraya koyacağım... Kenara bir yere yazmış olalım. 1 Milyar dolarlık ligimiz neden sahada eziliyor, neden Azerbaycan'a yeniliyoruz, bir de bu tarafından anlayalım... Batuhan Karadeniz Lig TV ropörtajı...
http://www.ligtv.com.tr/VideoHaber/?r=1&hid=81443
Bu kafadaki topçulara benim gibi ümit bağlamak zorunda kaldığımız sürece, Inter'i, Milan'ı, Manchester United'ı, Barcelona'yı en konforlu en güzel stadyumlarda izlemek için verilen paraların on katını gözümüzü kırpmadan her maça verdiğimiz sürece, futboldaki kapalı piyasa ekonomisini kırmadığımız sürece bu iş düzelmeyecektir... Batuhan'un bugün dünya futbolunda ederi sıfırdır. Bakın 1 milyon değil, sıfır... Türkiye'de ederi 18 yaşında bir Ferrari aldıracak kadar vardır... Suçu öven, medeniyet göstergesi trafik ışığını - eminim o ışıkların yerine medeniyetsizliğin simgesi üst geçit koymamalarına şaşmıştır - eleştiren, 63 saniye beklememek için başkalarının canını tehlikeye attığını gerine gerine anlatan bir genç adam...
Türk futbolunun kurtuluşu yabancı sınırını kaldırmaktan geçiyor. Futbolda bu kapalı piyasa ekonomisi kafası devam ettiği sürece ileri doğru tek bir adım atamayacağız. Yetenekli çocuklar sadece iki kuruşluk yetenekle değil, yaşam kültürüyle bir yerlere gelebileceklerini öğrenene kadar türk futbolu bugünden öteye gidemeyecek... Bugün buradan ekmek yiyenler futbolu da yönettiklerinden, bu söylediğimin gerçekleşmesi bir ütopya! Sergen Yalçın'ların ve hatta efsaneleşmesi için sahaya çıktığı 100 maç yeterli olan Rıdvan Dilmen'lerin değil, kariyerleri boyunca sahada olmak için hayatlarını düzenleyen, planlayan Mehmet Özdilek, Tugay Kerimoğlu'ların örnek olduğu futbolu görmenin birinci yolu rekabettir... Bugünün ekonomisinde her yere rekabeti sokarken, futbola yapılan bu ayrıcalık, bu gümrük memuru zihniyeti fazladır...
Bir de futbol takımlarındaki Türk sayısıyla rekabetin, formaya bağlılığın doğru orantılı olduğunu düşünenler var... Son yirmi yılda bunun böyle olmadığını yüz kere gördük zaten... Soralım o zaman, Ernst mi, Nihat mı? Ferrari mi, Ekrem mi? Sivok mu, Nobre mi? Bak Guti, Bobo, Quaresma demiyorum... Tümer gibilerin yerli futbolcu bağlılığını ne yapayım ben?
100 bin euro edecek topçular 100 bin euro kazandıkları gün; Türk futbolcularının akıllarının başlarına geldiği gün, eğer ki ayağa kalkacağı varsa, Türk futbolu ayağa kalkacak... Aksi durumda kulüplerimiz ve dolayısıyla futbolumuz sonsuz güce sahip yerli oyuncuların oynarken de futbolu bıraktıktan sonra da oyuncağı olacaklar...
http://www.ligtv.com.tr/VideoHaber/?r=1&hid=81443
Bu kafadaki topçulara benim gibi ümit bağlamak zorunda kaldığımız sürece, Inter'i, Milan'ı, Manchester United'ı, Barcelona'yı en konforlu en güzel stadyumlarda izlemek için verilen paraların on katını gözümüzü kırpmadan her maça verdiğimiz sürece, futboldaki kapalı piyasa ekonomisini kırmadığımız sürece bu iş düzelmeyecektir... Batuhan'un bugün dünya futbolunda ederi sıfırdır. Bakın 1 milyon değil, sıfır... Türkiye'de ederi 18 yaşında bir Ferrari aldıracak kadar vardır... Suçu öven, medeniyet göstergesi trafik ışığını - eminim o ışıkların yerine medeniyetsizliğin simgesi üst geçit koymamalarına şaşmıştır - eleştiren, 63 saniye beklememek için başkalarının canını tehlikeye attığını gerine gerine anlatan bir genç adam...
Türk futbolunun kurtuluşu yabancı sınırını kaldırmaktan geçiyor. Futbolda bu kapalı piyasa ekonomisi kafası devam ettiği sürece ileri doğru tek bir adım atamayacağız. Yetenekli çocuklar sadece iki kuruşluk yetenekle değil, yaşam kültürüyle bir yerlere gelebileceklerini öğrenene kadar türk futbolu bugünden öteye gidemeyecek... Bugün buradan ekmek yiyenler futbolu da yönettiklerinden, bu söylediğimin gerçekleşmesi bir ütopya! Sergen Yalçın'ların ve hatta efsaneleşmesi için sahaya çıktığı 100 maç yeterli olan Rıdvan Dilmen'lerin değil, kariyerleri boyunca sahada olmak için hayatlarını düzenleyen, planlayan Mehmet Özdilek, Tugay Kerimoğlu'ların örnek olduğu futbolu görmenin birinci yolu rekabettir... Bugünün ekonomisinde her yere rekabeti sokarken, futbola yapılan bu ayrıcalık, bu gümrük memuru zihniyeti fazladır...
Bir de futbol takımlarındaki Türk sayısıyla rekabetin, formaya bağlılığın doğru orantılı olduğunu düşünenler var... Son yirmi yılda bunun böyle olmadığını yüz kere gördük zaten... Soralım o zaman, Ernst mi, Nihat mı? Ferrari mi, Ekrem mi? Sivok mu, Nobre mi? Bak Guti, Bobo, Quaresma demiyorum... Tümer gibilerin yerli futbolcu bağlılığını ne yapayım ben?
100 bin euro edecek topçular 100 bin euro kazandıkları gün; Türk futbolcularının akıllarının başlarına geldiği gün, eğer ki ayağa kalkacağı varsa, Türk futbolu ayağa kalkacak... Aksi durumda kulüplerimiz ve dolayısıyla futbolumuz sonsuz güce sahip yerli oyuncuların oynarken de futbolu bıraktıktan sonra da oyuncağı olacaklar...
24 Eylül 2010 Cuma
Baba Büyüksün
Etiketler:İbrahim Toraman,İbrahim Üzülmez,Kaptan,Yuki The Zorba | 9
Yorum
23 Eylül 2010 Perşembe
They Shoot Horses, Don't They?
Etiketler:Yuki The Zorba | 21
Yorum
5 Eylül 2010 Pazar
Yorumsuz...
"Şunu da söylemeliyim; Florya'da gerçekten farklı bir hava var. Herkes söylerdi bana, (burada arkadaşlık çok iyi) diye, ama gelince bunu daha iyi gördüm. Kamplarda 10-15 kişi bir odada oluyoruz. Amatör bir ruh var. Ben geldiğimde çok şaşırmıştım bu duruma"
Futbola nasıl başladığını da anlatan Serdar, mali durumlarının kötü olmasından dolayı futbola Galatasaray alt yapısında başlayamadığını açıkladı.
Serdar, ablasının çocukluğunda kendisini Florya'ya, Galatasaray'ın alt yapı seçmelerine götürmek istediğini, ancak bunun gerçekleşmediğini belirterek, "Küçükçekmece'de oturuyorduk. Futbola herkes gibi mahallede oynayarak başladım. Dikkat çekiyordum herhalde ki, birçok kişi anneme ve babama bu çocuğu bizim takıma alalım ya da oğlunuzu bize getirin diyordu. Ablam da beni Florya'ya Galatasaray'ın seçmelerine götürecekti. Ama o zamanlar Florya'da futbol okulu tarzında bir yapı vardı. Yani para ödememiz gerekiyordu. Maddi durumumuz da pek iyi olmadığından Florya'da başlamadım futbola. Yine o sıralarda Beşiktaş'ın da seçmeleri vardı. Girdim, kazandım seçmeleri ve 11 yaşında Beşiktaş'ta futbola başladım" ifadelerini kullandı.
Alıntı: ntvspor.net / Galatasaray Dergisi
Etiketler:Serdar Özkan,Yuki The Zorba | 45
Yorum
2 Eylül 2010 Perşembe
Seninle Gurur Duyuyorum...
Politik cevap vermediğin için, karşına kafası çalışmayan adamları almaktan korkmadığın için, kendini inkar etmediğin için ve en onemlisi Beşiktas'ın futbolcusu olduğun için...
Etiketler:Fatih Tekke,Yuki The Zorba | 47
Yorum
25 Ağustos 2010 Çarşamba
Beşiktaş AŞ Spekülatörlere Oyuncak Oluyor
Daha önce yazdık. Yine yazalım... Delgado olayında dönen dolaplar ve geciktirilen açıklamalar... Dedik ki, SPK futbol kulüplerimize müsamaha gösteriyor... Hatta ve hatta göz yumuyor. Bunun en önde geleni de hakikatten bir şirket haline gelip halka açılmış olan Beşiktaş. Özellikle Galatasaray'ın ve tabii ki Fenerbahçe'nin modelleri düz mantıkla anlatılabilecek kadar basit olmadığından ve faaliyetleri spekülasyonlarla doğrudan etkilenmeyecek vaziyette olduğundan onlarda böyle bir durum söz konusu değil.
BJKAS koduyla işlem gören şirketimiz HALKA AÇIK ŞİRKET statüsünde faaliyet gösteriyor. Bunun getirdiği sorumluluklar var. İbra konusunda da yazmıştım, kusura bakmayın tekrarlıyorum ama, şirket yönetiminde en üst seviyede bulunan bir kişiye faaliyetlerini finanse etmek amacıyla sürekli olarak borçlanan ve faaliyetlerinden yine sürekli olarak zarar eden bir şirketin tahtada işlem görmesi kabul edilemez. Buradan başlayarak, sanki nabız yoklarmışçasına her defasında SPK'nın müsamaha gösterdiği konular beşi onu aştı, yüze vurdu... Neticesinde de son bir kaç haftaya imza atan Robinho skandalı patladı.
Robinho gelir, gelmez, oturur beraber çay içeriz, kötü oynar alkışlarız; önemli değil. Beşiktaş'ın Robinho üzerinden dönen transfer meselesi sebebiyle etrafta çok insan çok büyük paralar kazandı. Şaka yapmıyorum, ciddiyim. Kağıdın işlem hacmine ve yaptığı prime bakarsanız, bu hikayenin kesinleştiği iddialarının ortaya atıldığı günlerde büyük paralar kazanıldığını görürsünüz. Yukarıda koyduğum tablo örneğin hisse senedi değerini gösteriyor. 9 Ağustos'ta 5 TL civarında gezen hisse senedinin fiyatı 20 Ağustos civarında 8 TL'i aşıyor. Bakın Robinho haberlerinin arttığı günlerde de ciddi bir ivmelenme söz konusu. Hemen arkasından da kar satışları başlıyor...
Dünyanın herhangi bir yerinde düzenleyici kurumlar doğru şekilde çalışacakları için aslı olmayan ve faaliyetle doğrudan ilgisi olan bu spekülasyonun içinde kim varsa toplatırlar. Kağıdı hemen tahtadan indirirler. Böyle rezalet, böyle skandal olmaz. Bağıra bağıra söyledik, bağıra bağıra geldi ve skandalla da sonuçlandı. Beşiktaş JK'nın ve Beşiktaş AŞ'nin spekülatörlere oyuncak edilmesi kabul edilemez. Hadi Beşiktaş'ı yönetenlerin basireti bağlandı, bu memlekette SPK ne yapar? Bu kurumda iki tane denetmen yan yana oturup futbol konuşmaz mı? Arkadaş ne oluyor bu Beşiktaş'ta demez mi? Benim aklım hayalim almıyor, futbolun etrafındaki ekonomik çember o kadar büyüdü ki; ya BJKAS'nin işlem hacmi hafife alınıyor, ya da birileri bu işlere göz yumuyor.
Etiketler:Yuki The Zorba | 10
Yorum
21 Ağustos 2010 Cumartesi
Nihat...
Seni cigerini parcalayacakmiscasina isliklayan kopekler utansin Nihat... Sadece topcu transfer etmedik tabii, bunlari da peydahladik... Sen kendine gel yeter...
Gunahim kadar sevmedigim Delgado'yu da su kadar yuhaladiniz, islikladiniz ya, helal olsun buyuk is basardiniz...
Edit: Haddimi aştığım için özür dilerim arkadaşlar...
Gunahim kadar sevmedigim Delgado'yu da su kadar yuhaladiniz, islikladiniz ya, helal olsun buyuk is basardiniz...
Edit: Haddimi aştığım için özür dilerim arkadaşlar...
Etiketler:Nihat Kahveci,Yuki The Zorba | 81
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-





