.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Şubat 2014 Perşembe

Beşiktaş İntegral Forex Son 16'da!


Bu sene basketbol takımı ile çok ilgilenemedim hem şahsen, blog olarak da bu açıdan geri kaldık. Bunun sebepleri çeşitli olsa da, bugün Zaragoza deplasmanında aldıkları galibiyetle bütün beklentileri aşan bu çocukların hakkını teslim etmek lazım. Benim izlediğim iki Eurocup maçı da mağlubiyetle sonuçlanmıştı, hele ki geçe hafta Lietuvos Rytas ile oynadığımız maçta yaptığımız hatalar ve şut yüzdemiz takıma dair pek olumlu bir intiba bırakmamıştı bende. Fakat izlemediğim diğer dört maçı kazanarak bu gruptan, bu şartlarda çıkmayı başaran bu takıma helal olsun denir sadece.

Son 16'da rakibimiz Rus ekibi Nizhny Novgorod olacak. Grup maçlarında en iyi takımlardan biriydi, Antonov ve Brezec gibi etkili silahları var. Deplasmanda oynayacağımız ilk maçtan alacağımız iyi bir skor işin rengini değiştirecektir fakat.

Haydi çocuklar.
12 Ekim 2012 Cuma

Maç Yazısı: Beşiktaş 81 - 65 Partizan Belgrade

Geçen seneden çok daha farklı ve izleyicinin tipine göre çok daha fazla zevk verecek bir Beşiktaş gördüm ben bugün sahada, ve bu sebepten inanılmaz mutluyum. Erman Hoca'nın çok iyi bir koç olduğu zaten biliniyordu, fakat bu kısıtlı bütçe ile bu kısıtlı zamanda şöyle bir takım ortaya çıkarması müthiş. Net bir skorla (ki daha da net olabilirdi skor hücumda rehavete kapılmasaydık) çok iyi başladık Euroleague.

Öncelikle ne farklı onun altını çizelim: Ergin Ataman'ın takımında takım olmaktan ziyade bireysel yeteneklerin toplamı vardı, net bir fiziksel üstünlük vardı ve bu hüviyette bir takımın gerektirdiği şekilde kısıtlı kadroyla oynanan bir oyun vardı. Arroyo, Bonsu, Hawkins gibi oyuncuların oynadığı oyunda zevk veriyordu, fakat daha çok streetball  tadı veren bir kadroya sahiptik.

Bu sene sahada klasik anlamda basketbol oynayan bir takım var. Bir kere savunmadaki dinamizm çok iyi, Vidmar ve Falker gibi isimlerin bireysel yetenekleri de göz ardı edilemez bu hususta, lakin inanılmaz bir yardım savunması izledik bu maçta. Keşke vakit ve olanak olsa da bu savunmanın nasıl iyi işlediğini kare kare anlatabilsem.

İkinci en önemli özellik, takımda oynayan her oyuncunun basketbol IQ'sunun çok yüksek olması (belki bir istisna Jerrells ve faul konusunda Vidmar, fakat çok büyük bir dezavantaj değil artıları göz önüne alınırsa) Ortalama yeteneklere sahip olunarak nasıl üst kalite basket oynanır sorusunun yanıtı bu, ve bu konuda Erman Hoca'yı hem yarattığı kadrodan, hem de benimsettiği anlayıştan dolayı kutlamak lazım. Markota'sından Dasiç'ine, özellikle savunma ve top çalma anlamında çok iyi işler çıkardılar. (7 top çalma, 7 blok ve rakibin sadece 65 sayıda tutulması güzel istatistikler)

Bana esas zevk veren (ve geçen seneye göre bariz bir avantaj teşkil edecek durum) de kadro genişliği, ve her oyuncunun oyuna katkı vereceği noktanın belli olması. Daha sezonun başı olmasına karşın hocanın kafasında bir plan var, ve bu plana göre her oyuncunun sahaya koyabilecekleri değerlendirmeye alınmış. Mesela Barış Hersek'in geçen sene en dikkatimi çeken özelliği (ki bunu da yazmıştım sanırım) dış şutları idi, ve bu maçın ikinci çeyreğinde bizzat Erman Hoca onun için iki oyun tasarladı ve +6 olarak hanemize yazıldı bu.


Bir kere Muratcan çok önemli bir silah olacak. O sahada olduğu zaman 1-2 numara değişmeli oynuyor ve üç kısa guard'ımızın da içeriye penetresinin iyi olması çok fazla opsiyon sunuyor hücumda. Jerrells da, Tutku da Muratcan da iyi top dağıtıyorlar, Jerrells'in bir istikrar sorunu olsa da en azından artısı eksisinden fazla oluyor. Erman Hoca tornasından geçince daha da optimize olacaktır herhalde.

Her basketbol takımının ihtiyacı olan "patlayıcı" oyuncu kontenjanımız da Christopher ve kısmen Jerrells ile dolmuş durumda. Sıfırdan skor yaratabilen bu isimlerin varlığı yadsınamaz avantaj.

Son bir paragraf da yerli rotasyonuna ayırmak lazım. Yazın çalkantılı bir dönem geçirmesek çok daha iyisi olabilirdi, fakat şu şartlarda Cevher, Barış, Serhat, Muratcan ve Tutku bir araya gelince sahaya çok olumlu şeyler yansıtacaklar gibi duruyor, ki daha Can ve Kartal gibi cevherler de kenarda bekliyorlar.

Tabii ki bu daha ilk maç ve o yüzden çok anlam ifade etmeyebilir. Her şey peri masalı gibi de değil tabii; ribaunt konusundaki sıkıntılar ve rakibin içeriden bulduğu sayı yüzdesi kafa kaşırtacak konular. Fakat Erman Hoca'nın CV'si, sahadaki oyuncuların mücadele azmi ve gösterdikleri oyun zekası ziyadesiyle mutluluk verici.

Bu takım bu sene yalnız bırakılmamalı, zira şartlar uygun olursa geçen senenin üstüne koyacak potansiyelleri var.

Not: Resimler BJK resmi sitesinden alınmıştır.
21 Haziran 2012 Perşembe

Beşiktaş ??? Basketbol Takımı

Basketbol şimdilik sponsorsuz kaldı. Ergin Hoca GS'ye imza attı. Geçmiş olsun. Bunun üzerine hızlı ve kesin yorum yapmak zor, çünkü tek aşamalı bir iş değil, aklıma gelenleri yazayım:

1. Öncelikle yönetim bu süreci yönetemedi. Acemilik dönemindeler hala, çok acayip bir zamanda işi devraldılar ve muhtemelen seksen tane dava süreciyle uğraşıyorlar bir yandan, hepsine tamam. Ancak bu yönetim öncelik belirleme konusunda sıkıntı yaşıyor, gözüken bu. Elde gerçekten gelir kapısı olabilecek bir Beşiktaş takımı varken, gündemi "futbol takımının başına geçecek hoca" bu kadar kaplamamalıydı. Eğer bu sene zaten başarı beklentisi olmayacak ise, gerçekten ilk amaç dar bütçe ile savaşacak takım yaratmak ise, taraftar beklentisi bu yönde şekilleniyorken son iki haftada boşuna işleri karıştırmanın alemi yoktu. Avrupa'da daha hocasını belirlememiş bir sürü takım var, hiçbirinin etekleri tutuşmuş değil.

2. Elde bu sene 3 adet kupa kazanmış bir takım, çok yük olmayacak bir bütçe ile devam etmeye razı bir hoca varken, bu takıma sponsor bulunmalı ve bu iş sürüncemede kalmamalıydı. Gerçekten 3-5 milyon Euro yatırım yapacak iki şirket bulunamıyorsa yazık bize.

3. Bu konuda Milangaz'ı suçlayamayız. Adamların sözleşmesi bitti, bıraktılar. Yapacak bir şey yok. Eğer ki sözleşmeyi fesh etselerdi, hah, o zaman küfür edebilirdiniz. Ha, bunun üzerine hala daha "Ama Demirören ailesi süper Beşiktaşlı, yüreğinde taşla ayrıldı Demirören" diye güzelleme duyarsam da üzülürüm. Demirören profesyonel bir kötü adamdı, ve bunu da artık biliyorduk.

4. Ergin Hoca profesyoneldir, önce kendisini düşünür, tamam. Galatasaray muhtemelen daha iyi bir teklif yapmıştır, o da tamam. Ama Milangaz sponsorluk duyurusunu yapar yapmaz Galatasaray'a imza atması hoş değil, hiç değil. Eşeğin aklına karpuz kabuğu düşüyor ister istemez. Karpuzun rengini, cinsini anlamışsınızdır.

5. Ha, yönetim belki de sponsorluk görüşmeleri yapıyordur, belki de bilmediğimiz farklı gelişmeler vardır. Neticede iş anlaşması çat diye yapılan bir şey değil. Bu konuda kesin kanıya varmak için de erken hala.

Aklıma gelenler bunlar.
14 Ekim 2011 Cuma

Beşiktaş'ı İstedik

Basketbolseveriz ya, Efes tarafından bilet almışız çaprazdan izlemeyelim diye... Takımlar sahaya çıkmış onların tribününe ayıp olmasın diye de pek sesimiz çıkmıyor. Maçı izliyoruz... Serinin ilk maçı.

Efes tabii ki ağır basan takım. İkinci çeyrek başlarında 8-10 sayılık bir fark yakalıyorlar. Sıkıntı var...

Beşiktaş mola alıyor...

Moladan dönüşte sahada bambaşka bir takım var. El-Amin sazı eline alıyor arka arkaya üç hücum. 1-2 dakika içinde farkı kapatıyoruz. Efes mola alıyor. O sıra El Amin salona dönerek elini kulağına götürüyor...

"Sizi duyamıyorum..."

Meğer ben Beşiktaş tribünündeymişim de haberim yokmuş. O ana kadar sakin sakin maç izleyen, basket olunca da 1-2 alkışlayan yüzlerce kişi ayağa fırlıyor. Meğer o tribünde de herkes Beşiktaşlıymış... Çılgınca bir tezahürat, çılgınca bir destek... Tüylerim diken diken oluyor, gözümden süzülen yaşlara hakim olamıyorum. Sahada ölümüne mücadele veren bir takım var zira, rakibin daha kuvvetli olduğunu herkes biliyor da, takımın verdiği mesaj adamı ağlatıyor; "Ben Beşiktaş'ım arkadaş..."

Yukarıdaki tribün görüntüsü o maçtan değil, bir önceki turdaki Ülkerspor deplasmanından... O inanç, o destek, o aşk ve o takım...

Şimdi Beşiktaş kulübünün yöneticileri bize bu taraftarın, bu desteğin, bu aşkın, bu ilginin bir hayalden ibaret olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bırakın Abdi İpekçi deplasmanını, Akatlar'a bile taraftar bulmaktan zorlandıklarını söylüyorlar. Iverson'lar, Deron'lar da bu fikirlerinin yansımasıymış... Maça gidelim diye... Yersen!

İnsanın "sizin yalanınıza da..." diye başlayası geliyor. O taraftar her zaman oralarda bir yerlerde. O gün orada olan ben, bugün orada yok isem bu benim değil, senin suçun ey yönetim! Ben sizden Deron Williams'ı istemedim, sizden sadece ve sadece şahsiyetli bir takım istedim.

O yıl Ülkerspor'u eliyoruz, Efes'e hiç ummadığı zorlukları çıkarıyoruz. Ratko Varda o seride kadro dışı kalıyor. El Amin sakatlanıyor. Son maç 3. çeyrek... Maç koptu kopacak yine 7-8 sayılık bir fark olmuş. El Amin kenarda buz tedavisi yaptırıyor. Zaten o yoksa geri dönüş umudu da yok. Takım ölümüne mücadele veriyor.

El Amin yedek kulübesinde ayağa kalkıyor, oyuna girmek istediğini söylüyor. Seke seke oyuna giriyor... Seke seke savunma yapıyor. Hücumun son saniyesinde top elinde kalıyor. Zıplayacak hali bile kalmamış... Pozisyonunu alıyor, zıplamadan topu potaya gönderiyor... Basket!

O basketle tekrar yere yığılıyor. Oyun duruyor. İki oyuncumuz koluna giriyor, artık tek başına yürüyecek halde bile değil. Son maçın son saniyesine kadar ölümüne mücadele veriyor ama kaybediyoruz. Tribünde göz yaşı dökmeyen var mı bilmiyorum, ben döküyorum... Yanımdaki arkadaşım ağladığı görülmesin diye tuvalete gitmiş...

Biz sizden Deron Williams'ları istemedik, Beşiktaş'ı istedik.

Bize o veya bu sporcuyu değil, Beşiktaş'ı anlatın Ergin hocam...
21 Haziran 2011 Salı

Para Mı Akıl Mı?

Serkan Erdoğan Banvit'te,
Karşıyaka Mire Chatman'la ilgileniyor,
Hacettepe Hüseyin Beşok'un peşinde,
Cevher Özer Galatasaray'da,
Furkan Aldemir Galatasaray yolunda,
Ender Arslan Galatasaray'da,
Kerem Gönlüm Galatasaray yolunda,
Nedim Yücel Telekom'da,
Ermal Kuqo Efes'te,
Muratcan Güler Telekom'da,
Fatih Solak Telekom'da,
Mehmet Yağmur Telekom'da,
Erkan Veyseloğlu Banvit'te.


Beşiktaş'ın Ülker'le olan sponsporluk sözleşmesini devam ettirmeyeceği aylar öncesinde belliydi. Aylar öncesinden sponsorluk anlaşmaları için çalışmalara başlanması gerekiyordu.

Bugün gelinen nokta, sponsorluk anlaşmasının bu hafta içinde netlik kazanacağı. Bazı basketbolcuların da bu nedenle rezervde tutulduğu.

Yukarıdaki listedeki isimler kaçan balıkların isimleri... Geriye kim kaldı diye bana sormayın.

Bu saatten sonra para gelse kimi alacaksınız?

Iverson'un ikinci bölümünü mü çekeceksiniz?

Şimdi Beşiktaş'ın eksiği başkanın dediği gibi para mı, yoksa akıl mı?
26 Mayıs 2011 Perşembe

Basketbol İçin Mail Kampanyası


Sezonun sona ermesiyle birlikte, Amatör şubelerin durumu içler acısı bir hal aldı. Basketbol şubesi Cola Turka ile sponsorluk anlaşmasının sona ermesiyle, yeni sponsor arayışları içine girmiş durumda. Son yaşanan gelişmeler doğrultusunda, ezeli rekabetin iyice gerisinde kalmamız söz konusu. Bu duruma taraftar olarak artık bir dur deme zamanı geldiğini düşünüyoruz. Beşiktaş’ın Basketbol siteleri olarak, Basketbol takımlarımıza daha fazla yatırım yapılması için ortak bir mail kampanyası başlatmayı uygun bulduk. Bu bağlamda Taraftarlarımızdan, Başkanımız Yıldırım Demirören’in taraftarın basketbola olan ilgisini daha iyi görmesi ve Basketbol şubesi bütçesinin rakiplerimizle aynı koşullara getirilmesi için aşağıda yazılı olan metni,bilgi@besiktasjk.com.tr adresine E-mail atmalarını rica ediyoruz.
BEŞİKTAŞ SADECE FUTBOL KULÜBÜ DEĞİLDİR
Ülkemizin en eski spor kulübü olan Beşiktaşımızın kuruluş amacı, spor yapan ve sporla ilgilenen sağlıklı nesiller yetiştirip, birçok spor dalında öncü kulüp olmaktır. Bunun en güzel kanıtı tarihi boyunca sadece kulübün futbolda değil diğer branşlarda da kazandığı şampiyonluklar ve yetiştirdiği başarılı sporculardır. Dünyaca ünlü kulüplere baktığımızda sadece futbol odaklı başarı peşinde koşmadıklarını, basketbolda da başarı için çaba sarf ettiklerini görmekteyiz. Dünya kulübü olmak ve Beşiktaş’ın marka değerini arttırmak için sadece futbol odaklı düşünülmemelidir. Ülkemizdeki durumu gözlemlersek, sponsorların da katkısıyla ezeli rakiplerimiz bunun farkına varmış ve artık futbol dışı branşlara bu şekilde yaklaşarak atılım içerisine girmişlerdir. Buna ilaveten sadece basketbolda faaliyet gösteren ve sponsor gücünü iyi kullanıp planlı bir altyapı ile öne çıkan kulüplerde mevcuttur. 
Hiçbir zaman unutmamız gereken bir şey vardır ki, kulübümüzle övünürken sadece futbol ile değil, diğer branşlardaki başarılı sonuçlar ile de gururlanmak istiyoruz. Fedakârlık yapmaya hazır ve bilinçli bir taraftarlar olarak, kulübümün basketbol branşında da başarıyı kovalayan istikrarlı bir yapıda olması en büyük temennimizdir. Bu doğrultuda Sayın Başkan Yıldırım DEMİRÖREN başta olmak üzere, yönetim kurulundan en büyük beklentimiz, basketbol şubesine daha çok yatırım yaparak ve daha planlı hareket ederek kulübümüzün hak ettiği başarıları kazanması için gereğini yapmalarıdır. 
SAYGILARIMLA
Kartal Basket- BjkBasket Ortak Organizasyonudur!
4 Mart 2011 Cuma

Tek Bilet İki Maç

Yarın kadın basketbol takımımız saat 13'te Fenerbahçe'yi, erkek basketbol takımımız 15'te Oyak Renault'u konuk edecek. Yönetim de maçları bitiştirip tek bilet uygulamasına geçmiş. Yıllardır olması gereken bir uygulamaydı bu.

Çok eskisini hatırlamıyorum. Eskiden tek bilet alırdın. Salona 12'de girerdin, akşama kadar aynı salonda yerinden kalkmadan basketbol izlerdin. Hani yıllardır, "basketbol seyircisi" denen bir kitle var ya, öyle oluşmuştu. Şimdi o kadarına gerek yok. Gerek var da, imkan yok. Çünkü Beşiktaş'ın kendi salonu var, amatör branşlar bu şekilde organize edilebilir. 

Erkek basketbol, kadın basketbol, voleybol vs... Hepsi birbirine eklemlenebilirler. Bunun için yapılması gereken, federasyonların kafa kafaya verip çalışmaları, anlayış göstermeleri ve biraz daha esneklik yapmaları. 

Beşiktaş kulübü bilet satışını "fiyat" üzerinden değil, "ürün" üzerinden yapmalı dediğimizde boşuna demiyorduk. Fiyat ne istiyorsan o olsun ama bana daha fazla maç ver, daha fazla kalite ver, daha fazla zeka ürünü malzeme sun. Futbolda fiyat artıyor, kalite sabit. Basketbolda fiyat düşüyor, kalite sabit yine gelen yok. O zaman yapman gereken kaliteyi artırmak.
İki maçın birbirine bağlanması da bu açıdan alkışa değer. Dilerim bu uygulama hep böyle sürer.

PROTOKOL TRİBÜN  150,00 TL
BENCH ARKASI  50,00 TL
DİĞER TRİBÜNLER 10,00 TL

Bakın resmi sitede şöyle bir de not düşülmüş; 

"Taraftarlarımızın bu karşılaşmalara rahat ulaşımını sağlamak için, 5 Mart Cumartesi günü 12.00-14.30 saatleri arasında Zincirlikuyu Metrobüs istasyonu önünden servisler hizmet verecektir."

10 numara çalışma... 

Siz böyle incelikleri yapın, vazgeçmeyin, geliştirin, ısrar edin. Karşılığını alacaksınız.

Artık, taraftar gelmiyor diye de sızlanmayı bırakın.
3 Şubat 2011 Perşembe

Beko All Star'da Beşiktaşlılar...

6 Şubat Pazar günü Ankara'da düzenlenecek olan All Star organizasyonuna Beşiktaş Cola Turka'dan da bazı oyuncular davet edildi.

Cevher Özer yerliler karmasında, Mire Chatman ve A.J Oglivy ise yabancılar karmasında forma giyecekler.

Bunun yanı sıra, yolu Beşiktaş'tan geçmiş bir çok oyuncu da dikkati çekiyor. Yerliler karması maçın bir anında Sinan Güler, Muratcan Güler, Haluk Yıldırım, Nedim Yücel ve Cevher Özer beşiyle sahada olursa hoş olabilir...

Ayrıca Michal Ignerski'nin de üç sayı yarışmasına katılacağını belirtelim...

http://www.biletix.com/event.htm?id=MBXA2
30 Aralık 2010 Perşembe

Chatman Kadro Dışı



"Kulübümüzün maddi tüm vecibelerini yerine getirmesine karşın idmana çıkmayan ve de disiplinsiz hareketlerde bulunan" Chatman kadro dışı kalmış.

Daha geçen gün "arada sırada maddi sorunlar olur, büyütülecek bir şey yok" dendi oyuncular paralarını alamıyorlar dendi. Ne zaman tüm maddi vecibeler yerine geldi de Chatman disiplinsizlik yaptı arkadaş?

Bu seneki günah keçisi de bulundu, sıradaki? Bence Cevher'i de şutlayalım takımdan, ne o öyle garip garip laflar. Cık cık cık.

Söz asisttime'da. Chatman'ın Iverson transferiyle ilgili bir memnuniyetsizliği falan mevzubahisti, ilerisine o gider, ben girizgâhı yapayım.
24 Kasım 2010 Çarşamba

Skandalin Belgesi



Dunku maci izleyenler gormuslerdir. Mac sonunda olmadik bir sekilde son hucumu degerlendiremedik, nasil olduysa son hucum rakibe kaldi, biz de maci kaybettik... Mac saatiyle olan problemin tv'ye verilen saatte oldugunu dusundugumuzden umursamadik once. Ancak videoda acik ve net sekilde mac saatinin durduruldugu goruluyor oyun devam ederken. Elimize kronometreyi alip, rakibin elinden topun ciktigi ani hesap ettigimizde de Chatman'dan topun ciktigi andan itibaren gecen sureyi 23 saniye olcuyoruz...

Almanlar "yeni kural", Besiktas'in zaten 14 saniye hucum suresi vardi demisler. Oyle bir durum yok. Chatman'in elinden top cikarken gecen sure 17 kusur saniye. Demek ki hucum suresinde problem yok. Macin bitimine 20 saniye kaldigini reji defalarca gosterdi. Sure ayarlanmis olsa bile 21 saniye falan olmali. Top Chatman'in elindeyken bir ara gerizekali Alman rejisi (maci katlettiler) saati gosteriyor, orada da 10 saniye kaldigini goruyoruz. Hatta o andan itibaren kronometre tutunca, yaklasik 13 saniye zaman geciyor, top rakibin elinden cikarken...

Bir baska skandal da mac sonu goruntulerinin izlenmemesi. Bunu zaten aklim almadi, arkadasim sozluge bunun kuralini vs'sini yazmis. Bu liselerarasi basketbol turnuvasi degil neticede, birilerinin cikip hakki olani aramasi gerekiyor. Bakalim Besiktas yonetimi kis uykusundan uyanabilecek mi, su ana kadar web sitesinde veya haberlerde bir hareket yok.

edit: itiraz edilmis...
24 Ağustos 2010 Salı

Boratay Uysal : Basketbol Şubesi mi? Ben Almayayım

Daha önce sizden gelen yazıları yayınlacağımızı duyurmuştuk.
Bunlardan ilki Boratay Uysal arkadaşımızın yazısı oldu. Kendisine teşekkür ediyoruz.
Neden böyle bir başlık seçtim, neden böyle bir yazı yazıyorum diye merak eden arkadaşlar olacaktır. Hem kendi derdimi anlatmak hem de arkadaşların merakını gidermek için hemen yazıma başlıyorum.Basketbolu takip eden Euroleague, TBL, NBA gibi organizasyonları merakla takip eden bir Beşiktaş taraftarı olarak son 5-6 yıllık periyotta Beşiktaş Basketbol Şubesi' nde gördüğüm yanlışlıkları elimden geldiği şekilde anlatmak istiyorum: 1)İstikrarlı istikrarsızlık: Son 5-6 yıllık periyotta Beşiktaş Basketbol Takımı' nda sürekli bir şekilde oyuncu rotasyonu var. Bir sene önce sahaya çıkan beşten öbür sene 2, bilemediniz 3 kişi kalıyor. Böyle bir durumda biz Beşiktaş taraftarının kayda değer bir başarı görmesi hayalden öteye gitmiyor. İstikrar başarının temelidir ve bu temel Beşiktaş' ta maalesef ki eksik. 2)Oyuncu Maaşları: Bir başka sorun da son 5-6 yıllık periyotta (Madde 1' in temel nedeni) oyuncu maaşlarının ödenmemesi; ödense bile zamanında ödenmemesi. Yüksek ücretlere iyi oyuncular getirip maaşlarının ödenmemesi Avrupa basketbol kriterlerine uyan takımlar arasında sadece Beşiktaş Basketbol Şubesi' nde görülmekte. Mutsuz oyuncu ve teknik heyetle başarı gelmesi mümkün olabilir mi? 3)Prestij-İtibar: Bu madde ise madde 2 ile ilgili. Avrupa' da oynayan oyuncuların Beşiktaş Basketbol Şubesi hakkında düşüncelerinin çok olumlu olduğu söylenemez. Böyle bir durumda oyuncu transfer ederken veya uluslararası bir organizasyonda yer alırken basketbol şubesinin elinin kolunun bağlı olduğunu söylememe gerek yok. 4)Kadro Derinliği: Yapılan yanlışlıklarından biri de kadro derinliğini sağlayacak transfer politikamızın olmayışıdır. Dar rotasyona sahip takımımız ilk 3 periyotta başa baş mücadele verdikten sonra 4. periyodu çıkaramayacak hale geliyor. Sebep: DAR ROTASYON. Kenardan katkı almayan bir takımın başarı elde ettiği nerede görülmüş? 5)Taraftar desteği: Futbol, hentbol hangi branşa gidersek gidelim Beşiktaş taraftarının desteğini küçümseyecek hiç kimse olamaz. Fakat basketbol için ufak bir parantez açmak istiyorum; çoğu maçta takımımız boş salonlara oynadı ve taraftarımızın desteğinden mahrum kaldı. Orada takımı ateşleyen bir taraftar topluluğu olsa fena olmaz mıydı? Taraftarlı maçlardaki performans ile taraftarsız maçlardaki performans farkını görmemek için kör olmak gerek! 6)Yönetim Yanlışlıkları: Basketbol şubesine aktarılan kaynak, sponsor gelirlerinin rakiplerimizin altında olduğu görülmekte. Bu o kadarda büyük bir sorun değil. Fakat basketbol şubesine aktarılan kaynağın, basketbol şubesinden kazanılan paranın başka branşlara aktarılması nedendir? Böyle bir durumda başarının gelmesi söz konusu olabilir mi?"Yazdın yazdın ama iyi şeyler de var arkadaş" diyenler; kesinlikle var gelen koçların pozitif oyun anlayışı, bazı oyuncularımızın büyük fedakarlıkları, taraftarımızın bazı Avrupa ve Lig maçlarındaki desteği, Akatlar Spor Salonu; bunları da konuşabilirdik ama olumlu şeyleri konuşmak, yazmak kolay.Çözüm: Bu kadar yanlışı doğruyu yazdık.Yanlışların ağır bastığını görmek için basketboldan anlamak ya da çok akıllı olmak gerekmiyor. Bu durumun çözümü: 1)Sponsor gelirlerini artırıcı çalışmalar(YÖNETİM) 2)Basketbolu bilen, basketboldan anlayabilecek seviyedeki insanlar ile şube yönetimi kurmak(YÖNETİM) 3)Her maçta salondaki desteği maksimum seviye çıkarmak(TARAFTAR) 4)Maliyeti az, katkısı fazla olacak oyuncular bulup takıma kazandırmak (TEKNİK KADRO) Herkese az ya da çok bir görev düşmüyor mu?
Yazımı bitirirken ufak bir öneride bulunmak istiyorum: ORTAK KOMBİNE. Basketbol, voleybol, hentbol için ortak bir kombine çıkarılmalı, bu kombine kartı ile bu 3 branştaki bütün karşılaşmalara gidilebilmeli, böylece taraftar desteği sağlanır, ayrıca kombine kartlara gösterilen ilgi artar. Teşekkürler büyük Beşiktaş taraftarı...
30 Ekim 2009 Cuma

Basketbol Kombineleri

Ben Beşiktaş'ın basketbol maçlarına en çok 90'ların ikinci yarısından sonra gittim. Kah küme düşüldü, kah sürünüldü, bir ara hemen her maç salondan seyirci çıkarıldı falan ama güzel zamanlardı... Ahmet Fetgeri'nin tadı hiç bir yerde olmadı...
Bu kulübün yönetim anlayışı hastalıklı. Beşiktaş basketbol takımı lig maçlarına başladı, Avrupa'da maçlar oynadı. Öyle değil mi? Kombineler ne zaman çıktı? 29 Ekim 2009'da!
Satılır mı kombine? Satılmaz kardeşim... Neden satılmaz anlatalım...
Birincisi, bu kombineyi satman için talep lazım. Sen beni 90'larda Ahmet Fetgeri'den, Süleyman Seba'ya, oradan Akatlar'a alıştırdın mı bedava bilete? Evet. Nokta! Sen önce bilet satıp içeri seyirciyi öyle sokmaya bak. Ben bileti aldığımda, yanımdan 12 yaşında çocuk gelip, "Abi enayi misin niye bilet aldın" demesin bana... Bunu becer ki o bileti satabilecek konuma gel...
İkincisi, talep olmayan kombineyi, yerinde oturtmayı garanti edemediğin adama bu fiyatlarla satamazsın... Olmaz. Aşağıya bakın, fiyatları detayları görün. Siz garanti edebilir misiniz 300'e satılan biletin sahibinin yerine beleşe gelen adam oturmayacak diye? Edemiyorsanız, satamazsınız...
Ben bu yönetim anlayışıyla yapılacak olan Futbol Stadyumu'ndan da bu yüzden korkuyorum işte.. Bir şeyi ya yaparsın, ya da yapmazsın... Ya kurumsallaşırsın ya kurumsallaşmazsın... Ahbap çavuş kurumsallığının kendinden başka kimseye hayrı gelmez...

Ara