.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

allen iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
allen iverson etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Nisan 2011 Cuma

Iverson'a Öğrettiğimiz



Allen Iverson'ın arabası çekilmeye başlanınca polisle laf münakaşasına girmiş. Ne mi demiş?

"Take the vehicle, I have 10 more. Police don't have anything else *** to do except *** with me. Do you know who I am?"


Yani:

"Çek arabayı çek, bende 10 tane daha var. Polisin başka s... işi yok anca s... gibi benimle uğraşsın. Sen benim kim olduğumu biliyor musun?"


Adamı 3 ayda Türk yapmışız meğer.
28 Şubat 2011 Pazartesi

Iverson'la Son

Oynardı, oynamazdı derken sakatlandı ve ülkesine döndü. Belli bir yaşa gelmiş bir basketbolcu, hele uzun bir aradan sonra döndüğünde sakatlanmama ihtimali sakatlanma ihtimalinden daha azdır. Bir kaç aydır oynayamıyor. Rehabilitasyonuydu, iyileşmesiydi, form tutmasıydı derken sezon sonu gelecek. 

Şimdi dönecek mi, dönmeyecek mi belli değil. 

Beşiktaş teknik heyetinin Iverson yokmuş gibi davrandığına eminim. Zira Iverson gittikten sonra Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp transferleri yapıldı. Iverson'un dönüşü demek Kemp'in varlığını anlamsızlaştıracak. Oysa Kemp geldiği günden beri umut verici ofansif performanslar sergiliyor. Son maçtaki 35 sayılık ekstra performans da, bu takımın önemli bir parçası olabileceğini ortaya koydu.

Bu bağlamda Beşiktaş'ın Iverson gibi bir efsane oyuncuya mı, yoksa Kemp gibi "bugün" katkı veren bir oyuncuya mı ihtiyacı vardı, bunu zaten uzun uzun tartışmıştık. Uygulamalı izlemiş olduk.

Açıkçası Ergin Ataman'ın Iverson'un gidişine hiç üzüldüğünü sanmıyorum. Dönüşüne de mutlu olacağını düşünmüyorum.

Sözleşme detaylarını bilemiyoruz. Beşiktaş'ın yapması gereken Iverson'la güzelce yollarını ayırmak olmalıdır. Reklamsa reklam... Yapacağı buydu, yaptı.
2 Milyon eurosunu da güzel günlerde kullansın. 
Kendisine teşekkür ederiz.

Beşiktaş yenildikten sonra Iverson bile tartışılır. 
Galip gelen Beşiktaş'ın yıldızı Marcelus Kemp bile olabilir. 
Kemp denince akla Marcelus değil, Shawn gelir. 
Oysa Marcelus maç kazandırır, Shawn / Iverson kazandırmaz.

Iverson transferi, Beşiktaş futbol takımının bugününe de ışık tutuyor...
Sporda tek gaye vardır; kazanmak. 
Göze hoş gelip kazanırsan daha iyi olur. 
"Sevinmek için sevmedik" denecek ise, o bir başka mevzudur. Buyrun sevin; "Erhan Güven"

İster acı, ister gerçek...

Beşiktaş kazanmaya mahkumdur...

Zaten yıldız dediğin maç kazandırdığı için yıldız olmuştur.

Kazanan Beşiktaş'ta Mustafa Abi de yıldızdır, kaybeden Beşiktaş'ta Iverson bile 50 kişiye oynar.
9 Ocak 2011 Pazar

Şanssızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83

Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık) Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık. Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı. Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz. Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu. Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi. Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti. Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence. Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.
24 Kasım 2010 Çarşamba

7 Gün 3 Maç Ve Tek Insan

Allen Iverson'ın kariyeri hem kendi açısından hem de Beşiktaş taraftarları ve tüm basketbolseverler açısından pek de iyi başlamadı. Şimdiden Iverson ismini kullanarak nemalanmaya çalışan nerdeyse onu eleştirmek için yer arayan birçok insan çıkmaya başladı. Bir de yönetim kanadı var ki artık Beşiktaş'da hiçbir şey olumlu gitmez hiçbir şey sil baştan başlayamazmış gibi her yenilgiden sonra yönetimi topa tutan bir nevi klasik olacak ama yönetenlerin yetersizliği yönetilenlere verimsizlik olarak yansıyacak boyuta getiren kişiler de var. Öncelikli olarak yönetim tabiki de Iverson'ı şampiyonluktan önce şov amacı ile transfer etti. Bunu iki de bir plansızlık olarak nitelendirmenin bir anlamı da yok. Çünkü Iverson ismi bütün dünyaca bilinen nadir oyunculardandır. Türkiye'de herkesin ortak sevdiği oyuncu sayısı çok azdır. Ancak Allen Iverson bütün dünyada sevilmeyi başarmış bir oyuncu. Bütün dünyada sevilmeyi başaran 5 veya en fazla 10 oyuncu vardır. Bu nedenle yönetim ilk bakışta şova yönelikte olsa yapabileceği en doğru pazarlama hamlesinde bulunmuştur. Ama geçen ilk hafta gösterdi ki; hem Beşiktaş taraftarlarının bir kısmı hem de ülke genelinin bir kısmı bu tür oyuncuları idare edebilecek durumda değil. Çünkü ilk geldiği günden bu yana dışarıya yansıması o kadar çok farklı ki her geçen gün şaşırtmaya devam ediyor. Birazda parke üzerine geçmek gerekirse; doğal olarak Iverson transferi ile hedefler de aynı doğrultu da büyümüş oldu. Öncelikle Allen Iverson'ın kariyeri anlatmaya gerek yok başarılarla dolu. Ancak belirtilmesi gereken şey ise uzun süredir basketboldan uzak olması. Basketbola kendini yeniden kanalize etmesi ve form tutması biraz zaman alabilir. Yavaş yavaş da idmanlarda şutların girdiği ve fiziksel olarak da çalışmalara aralıksız devam ettiği de ifade ediliyor. Eğer taraftarlar gün geçtikçe gerçekten sevildiğini hissettirirse 2 ay içerisinde belirli noktalara gelebilir. Şimdiye kadar hep Iverson cephesinden ilk haftasını değerlendirdik şimdi de takıma geçme vakti; Beşiktaş vs. Hemofarm Allen Iverson'ın Beşiktaş kariyerinde ki ilk maçında pek de mutlu ayrılmadı. Iverson karşılaşma da çok istekli gözüktü ve bunun yanında Serhat Çetin de hem savunma da hem de hücumda çok önemli katkılar verdi. Maç içerisinde 3 defa fark 15 sayı civarını gelip tekrardan skor başa baş hale geldi. Ama maçın sonunda ki yakalanış maçın kaybedilmesine sebep oldu. Koçun bu süreçte mola almaması ve rotasyonların oyuna kötü etkisi de maçın kaybedilmesinde önemli etkendi. Karşılaşmanın son periyodunda Ogilvy'nin sayıları ile farkı 16 sayıya kadar çıkartıp hatta bir ara 82-65 ile maçtaki en farklı diferansı yakaladık. Ancak bu andan itibaren rakibin üst üste bulduğu üç sayılık atışlarla maçdan 94-91 yenilgi ile ayrıldık. Beşiktaş vs. Fenerbahce Allen Iverson'ın ilk lig maçında salon yüksek bilet fiyatlarına rağmen yine full doluydu. Bu sefer ki Allen Iverson surprizi ise Nba Tv idi. Maça klasik beşimiz olan Chatman-Iverson-Serhat-Fedor-Cevher ile başladık. Maçın başında ne ilginçtir ki ilk gönderilmesi düşünülen Fedor Likholitov'un 4 sayı ve 1 bloku ile 6-0'lık seri ile başladık. Maç o kadar tempolu ve yüksek tempoda başladı ki ilk 5 dakika içerisinde Fedor'un 8 Cevher'in de 5 sayı katkısı ile 17-17 beraberlikle geçildi. Ve tam o anda rotasyona geçildi. (Cevher-Ignerski ve Chatman-Cuneyt) Ve her zaman ki gibi rotasyon oyuna olumsuz etkiledi. Yine yeni yeniden rotasyonda ki kötü tercihler ve verilen hücum ribaundları ile Fenerbahce ilk periyodun bitine 1 dakika kala ilk kez öne geçti. Ve ardından Marko Tomas'ın 2 üçlüğü ile ilk çeyreği 27/21 önde tamamladılar. Ikinci çeyrekte de üst üste verilen hücum ribaunları ile fark bir anda 10'a çıktı. Ve bu süreçte 8 sayı Marko Tomas 4 sayı da Oğuz Savaş'dan geldi. Fedor'un yeniden oyuna dahil olması ile yeniden skora katkı da bulundu ve skor 31-29'a geldi. Işte o anda öyle bir hava oluştu Fenerbahçe savunmada biraz boşladığında fark iniyor biraz savunmaya sertleştiğinde yine fark yükseliyordu, aynı diferans farkları maç boyunca devam etti. Oğuz'un 4 ve Lavrinovic'in hücum ribaundı basketi skoru yeniden 39-29'a getirdi. 2. periyot boyunca Allen Iverson hiç süre almazken periyot sonuna doğru Cevher'in basketleri ile devre 40-35 Fenerbahce'nin üstünlüğü ile geçildi. Ilk yarıda Feder Likholitov'un 16 sayısı skorda tutunmamıza neden oldu. Ikinci yarıya ise çok iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş skoru bir anda 44-44'e getirdi. Ancak Fedor'un 4.faulu ile hücumda ki düzen bozuldu. Fenerbahce ilk 7 dakika da sadece 6 sayı bulabildi. Bunların 4'u de serbest atışlardı. Fedor 4. faulu aldıktan sonra skor da 49-46 one gecildi.Fedor 20 ve Cevher de 16 sayı ile oynuyordu. Ve periyodun bitmesine 1.37 kala Allen Iverson ilk basketini attı ve skor bir anda 53-46'ya geldi ve maç içerisinde en yüksek farkı yakalamıştı ki ilk 8.30 dakika 4'unu serbest atış olmak üzere 6 sayı bulan Fenerbahce bir 1.30 dakika da aynen hemofarm macında olduğu gibi 7 sayılık seri yakalayarak skorda yeniden beraberliği yakaldı ve periyot da 53-53 tamamlandı. Son çeyrekte ise Fenerbahce'de 2 tane Ömer Onan ve bir tane de Marko Tomas'ın üçlüğü ile skor bir anda 64-56'ya geldi. Bu seriye karşılık veremeyince. Son periyot da yakalanılan bu farkı maç boyunca koruyan Fenerbahce salonda 71-67 galip ayrıldı. Beşiktaş vs. Gottingen Dün ki maçla ilgili birkaç not almıştım ama maç artık son yaşananlardan sonra güme gitmiş durumda. Maçın özeti ise şu an itibari ile aşağıda paylaşılan video da yaşanan 20 sanyelik rezaletden ibaret. Chatman'ın pozisyonunda süre 14 saniyeden başlamış. Yani hücum süresi ile maç saati aynı değildi. Onun için de zaten Chatman o sacma atışı yapmak durumunda kaldı. Bununla beraber süreyi de durdurmaları da maçın tekrarını perçinliyor. Maçta tamamen kural hatası yapılmış. Zaten klup de itirazını yapmış durumda. Burak Bıyıktay Bu bir haftayı Allen Iverson ve takım cephesinden değerlendirdikten sonra Burak Hoca için de ayrı bir paranztez açmak gerekir. Burak Hoca'nın iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. Ve hem Beşiktaş camiası hemde taraftarlar Burak Bıyıktay'ı çok seviyorlar. Beşiktaş camiası içinde herhangi bir görevde bulunması herkesi de mutlu eder. Ama koç kariyeri olarak ne yazık ki hayal kırıklığı yaşattı. Şu an itibari ile koçluk kariyerine devam ederse Burak Hoca'ya olan sevgide gün geçtikce azalacak gibi. Burak Hoca yönetiminde ki bu takımdan birçok kişi de olduğu gibi benimde pek umudum kalmadı. Aliağa Gençlikspor yenilgisinden bile daha önce sezon başından beri yapılan transfer tercihlerinin hatası, rotasyonların oyuna her zaman olumsuz etkisi, oyuna geç mudahele etmeler vb... Artık maç sonlarında arkadaşlarla yenilginin bahanelerini tahmin etmeye çalışır olduk. Takımda bir sıkıntı var bu açıkca belli. Eğer içeride ise bu sıkıntı bence çıkıp açıklaması lazım bu sıkıntıları eğer içeride de değilse de bence doğal olarak gereken yapılmalı düşüncesindeyim.
21 Kasım 2010 Pazar

Birazdan

Birazdan Burak Bıyıktay'ın ne yetersiz bir koç olduğundan bahsedecekler... Daha iyi bir koç talepleri olacak... İki hafta sonra Mustafa, Serhat, Oglivy, Cüneyt, Bekir'in birinci ligde hiç bir takımda yer alamayacaklarını söyleyecekler. Tribünler transfer isteyecek. Çok değil, daha 6 ay önce takımın kaptanı televizyon ekranında "sıkıntılarımız var, yardım istiyoruz" diyecek kimsenin umurunda olmayacak. 2+2 milyon euroluk maliyetle gelen Iverson Türk insanına basketbolu sevdirecek, seyirciyi tribüne çekecek, Beşiktaş'ın vizyonunu ortaya koyacak.

Evet.

Burak Bıyıktay çok yetersiz bir koç yæ...

Iverson'un olduğu takımda Mustafa Abi falan... Çok enteresan.

Guti'nin olduğu takımda Nobre'nin de olması gibi.

Burak Bıyıktay 1 yetersizse, Beşiktaş camiası 10 yetersizdir...

Hadi kovun şimdi Burak Bıyıktay'ı.

Iverson'un da gitmeyen ayaklarının müsebbibi o çünkü.

Ömer Onan'a da aşkolsun. Böyle bir dünya yıldızı gelmiş, yaptığın savunmaya bak.

Bu arada, merhaba NBA'ci arkadaş... Kaç yıl sonra bir TBL maçı izlemiş oldun...

Beşiktaş zaten başarılarıyla değil, transfer ettiği oyuncuların isimleriyle ön plana çıkmayı arzulayan bir kulüptür...

Futbol takımı için 1 hafta önce sorduğum soruyu tekrarlayayım o zaman;

Neden bu öfke o zaman? İstediğin bu değil miydi?
Hadi izle Fenerbahçe'ye yenilen Iverson'lu Beşiktaş'ı...

NBA TV maçı yayınlıyor, benim söylediğim şeye bak...

Yok ama Burak hoca çok yetersiz.
19 Kasım 2010 Cuma

TBL || Beşiktaş CT - Fenerbahce Ulker @ NBA TV (Bant Yayını)



Beşiktaş Cola Turka Arena
21 Kasım 2010
Spormax ||15.30

NBA TV || 22.30 (Bant Yayını)


Allen Iverson transferinin getirileri devam ediyor. Son dakika inanılmaz bir olay gercekleşti Nba Tv haftasonu oynanacak Beşiktaş CT - Fenerbahce Ulker maçını banttan verecek. Maçı da Chris Webber'in yorumlayacağı açıklandı.
9 Kasım 2010 Salı

Iverson'un Hatrina Basketbol Temali Kasimpasa Maci

10 seneye yakin zaman Turkiye'de basketbolu cok yakindan takip ettim... Yakindan takip edince doksanlarda basiniza gelecekler belli... Yeri geldi Ahmet Fetgeri'yi bosalttirdilar Tofas maclarinda, yeri geldi Ayhan Sahenk'in onunde copladilar, vaktinde sabahin 8'inde Abdi Ipekci'nin onunde en onden siraya da girdigimiz oldu... Boyle deyince, bir iki defa gibi oldu ama, o vakitler okulda devamsizlik hakki 20 gundu, biz 15'ini Efes - Ulker'in Avrupa maclarini kovalarken yakardik... Ilk genclik, biraz delilik iste... O 10 senenin icinde Iverson'la da tanistik. Bana sorsalar uc bes senedir takip etmedigimden NBA diyenlere hala Iverson, McGrady derim dururum... Meger benim caylak bildigim Jason Richardson bile yasini almis, nereden bileyim...

Basketbolu sevmeyen adama basketbolu sevdirmek zordur. Problem de macin sonuna dek suren cekismeden kaynaklidir. Takimlar arasinda buyuk fark yoksa hakikatten de 4. ceyregin son 2 dakikasina o takimi hangi mental ve fizik noktada getirdiginiz macin sonucunu belirler. Her kocun kendine gore bir yontemi vardir, kimisi son dakikalara kadar en onemli oyuncusunu dinlendirerek oynatir, yipranmasini engeller, son 4 dakikada oynatir ki takim canlansin. Kimisi son ceyregin tamaminda yildizini oynatir ki eli isinsin attigi toplar girsin, kimisi de bench sahibi olmadigindan ve butun mac zaten cikaramadigindan adami dua etmeye baslar ki macin sonunu getirsin... Bu boyle olunca basketbolu sevmeyen adam o 35 / 45 dakikalik karsilikli hucumlardan bayar, oyun onun icin cekiciligini kaybeder. Bu benim icin boyle degil ama basketbol sevmeyen adam icin boyle... Hele Avrupa basketbolunda!

Dunku mac da karakteri itibariyle cok net sekilde vasat bir basketbol maci kivamina geldi, suratle... Mac boyu karsilikli kotu hucum eden iki takim vardi sahada.. Korkunc set hucumlari, sifir hizli hucum girisimi, tipik bir kotu basketbol maci ornegi... Bizim hoca gitti takimin yildiz 2 numarasini kritik periyodda oyuna soktu, fena da savunmadilar onu.

Rakibin pivotu el ustunden inanilmaz bir sut atti, o top iceri girdi, mac cok kritik, dondurulemeyecak yerde rakibe donuverdi! Sonra rakip savunma ilginc sekilde "kazaniyorum galiba lan" inancsizliginin getirisi panige dustu. Mac boyu duran adamlar her yaptiklari kosuda bosa cikmaya basladilar... Caylak oyuncu cok kotu bir sut atti, top gitti cembere, panyaya carpip iceri girdi... Oyle bir vakitte girdi ki sut, son hucum sansi yine ev sahibindeydi... Muthis hucumlar geldi, guard bombos turnikeyi cembere bile degdiremedi, blok yedi; 2 numara aldi o topu iceri atti, hakem hakli kararla hucum faul verdi... Son hucum saniyorduk meger degilmis, her seyin bittigini dusundugumuz yerde yildiz guard herkesin sola atmasini bekledigi topu saga, iceriye yolladi, takimin toparlanamayan 3 numarasi faulu aldi. Basketboldan farkli olarak, takimin yorgun guardi geldi serbest atis cizgisine... Olmayacak oldu... O yorgunlukla son hucumun son saniyede getirdigi iki faul atisini da kacirdi... Sonra tabii herkes mutsuz oldu. Mac boyu 15-20 sayi farkla onde goturup sov yapmayi istiyorlardi, oysa  vasat bir basketbol maci gibi oyun son hucumlara sikisti, superstar guard o hucumu yariladi ama bitiremedi...

Iverson'a Besiktas'tan basketbollu ama keyifsiz bir hosgeldin. Umarim iki yilin sonunda kendisini gozyaslariyla ugurlariz Ataturk Havalimanindan...
27 Ekim 2010 Çarşamba

Allen Iverson Sonrası Hücum Opsiyonları

Artık transfer kesinlik kazandığına göre yavaş yavaş Iverson'ın saha içindeki etkinliğinden de bahsetmek gerekir. Özellikle Burak Hoca'nın bugüne kadar ki hücum setlerinde ilk göze batan olay kısaların hücum setlerinde ki etkinliğiydi. Tabi bunda Chatman'ın varlığı ve boyalı alanda da bir türlü tam rotasyon sağlanmaması da büyük etkendi. Peki Iverson'ın katılımı ile hücum da neler değişebilir sorusuna cevap arayalım; 1. 1-2-2 Zone Savunmasına Karşı Hücum Setleri Belki de Allen Iverson'ın gelişi ile en etkin kullanacağımız hücum setlerinden biri olacak. Iverson'ın tarihin en hızlı cross-over ve cross-dribble ını yapan oyuncusu olmasından dolayı artık çoğu takım 1-2-2 zone savunmayı tercih edecektir. Bu savunmaya karşı Iverson'ın o kadar çok olasılığı var ki; öncelikle takım arkadaşlarına çoğu zaman miss-match şansı verecektir. Çunku Iverson'ın her içeriye dalışında veya dışarda pick and roll aradığında geçiş savunması ile karşı karşıya kalacaktır. Rakiplerin en çok kullandığı yardım savunması ile içeride oynayan hareketli uzun yani 4 numara oynayan oyuncumuzu alan değiştirterek ve dışarda şut potansiyeli olan boşta bir oyuncu bıraktırarak yüksek posta her girişinde yardıma gelen savunmacısı ya dışarıda bekleyeni yada içeride olan 4 numara pozisyonunda ki oyuncunun diğer takım arkadaşı ile miss-match ine tercih etme şansı doğuracaktır. Bir diğer hücum olasılığı da; bunu sıkca izleyeceğimizi düşünüyorum. Allen Iverson a karşı adam adama tek oyuncu ve diğer takım alana savunması yaparak Iverson'a bire bir direncini düşürüp takıma en kötü şut tercihini şansını yakalatmaktır. Bunu geçen sezon Chatman'da sıkca görmüştük ancak bu sefer Iverson gibi bir cross over ustası olunca bu ihtimal de rakipler için 2-3 maç sonra çürüyüp gidecektir. Her ne kadar yaşı ilerlemiş olsada Iverson'ı Türkiye Basketbol Liginde bire bir durdurabilecek bir oyuncu olduğunu sanmıyorum. Yani her türlü 1-4 savunmaya karşı bire bir de içeriye penetre olsun ya da yüksek post da el üstünden olsun Iverson için pek sorun olmayacak gibi duruyor. Iverson'ın sıkca karşılaştığı 1-2-2 Zone Savunmaya karşı hücumuna bir şöyle bir göz atalım; Hem hücum cizelgesinde hemde yukarıda belirttiğim gibi Iverson ile başlayan hücum da takım 1'e 4 set halinde kalmış bekliyor bunun nedeni de rakibin savunma yardımlarında olası miss-match i sağlamak. Andre Igoudola'nın set hücumunun 3. adında ki koşusu şut imkanı da bu savunmaya karşı bulanabilecek en rahat basketlerdendir. 2. Özel Set Hücumları Konu Iverson olunca doğal olarak da Burak Hoca'nın saha içinde en az 4-5 ayrı Iverson'a özel set hücumları düzenlenmesi bekleniyor. Özellikle Chatman'ın da varlığını da düşünürsek bu ikili belki de seyir zevki yüksek özel set veya oyunları ile rakiplerin erken havlu atmalarını da sağlayabilirler. Öncelikle Türk basketbol severlerin çoğu zaman Solomon'dan ve daha öncelerde de Naumoski'den gördükleri ve şimdilerde de Milos Teodosic ile sık sık izlediğimiz rakibi geçip uzun da dışarıya yardıma gidecek savunmacı perdeleyerek PG nin yüksek postdan rahat şut imkanı sağlaması seti. Bu set Iverson gibi oyuncular için belki de en sevdikleri settir. Bir de Chatman ile beraber ikisi birbirini tamamlayarak ekstra pas ile birbirlerini çok rahat tamamlayacaklardır. Bir diğer özel set ise dip çizgi de takımı adına boş şut yakalama şansını getirir. Bu nokta da Bekir Yarangüme ve Mustafa Abi'nin ceza atışlarında ki istikrarı büyük önem arz edecektir. Ignerski'nin artık çok zor süre alabileceğini düşünürsek ki bahsetmeden de geçemeyecem; Banvit maçında gerçekten çok güçsüz gözüktü. Ne 3 ne de 4, ne savunmacı ne de hücumcu bir de bunlara fiziksel yetersizliği de eklenince takıma direk katkı verebilecek veya rotasyonda direk rol biçilebilecek bir oyuncu konumundan yavaş yavaş uzaklaşıyor. Son çizilebilecek özel set ise uzunların pas yeteneğine kalıyor. Bu set hücumunda da en dikkat çekici özellik ise hem Chatman'ı hem de Iverson'ı dip çizgiye yollayarak onların hem içeriye hızlı penetreleri hem de dışarıdan yüzdeli skorerliğinden yararlanmak olacaktır. 3. Üçgen Hücum Setleri Yeni adıyla aslında Lakers Hücum setleri de diyebiliriz. Internet'de birçok yerde karşılaşabileceğiniz ve Lakers'ın sıkca kullandığı ve bütün koçların ezbere bildiği ancak bir türlü de önlem alınamayan hücum setidir. Genellikle yine uzunların pas yeteneğine ve yüksek postan şut istikrarı bu sistemde büyük önem arz ediyor. Keşke Nicevic gibi bir oyuncu bu sezonda kadro da olsaydı dedirtebilecek bir set. Çunku hem Iverson hem de Chatman için biçilmiş kaftan bir set hücumu. Uzun dan çıkacak top kısalardan birinin dış çizgiye diğerinin de savunmacının önünde top alıp tekrardan uzun a hareketli pası verip uzunun boşta olan kısaya topu atarak tamamlanan bir set hücumu, bu sette de hem Chatman hem de Iverson ile birbirini tamamlayacak bir oyun sergilenebilir.
25 Ekim 2010 Pazartesi

Are You Kidding Me !

Ilk Iverson dedikoduları yayılmaya başladığı sırada yurt dışında kime sorsam ilk tepkileri hep aynıydı. Ve gelinen nokta da artık transfer hemen hemen gerçekleşti diyebiliriz. Arada ufak bir açık kapı bırakmamızın nedeni de malum Robinho transfer surecinde yaşananlar. Onun için yoğurdu ufleyerek yemeye biz devam edelim. Aslında hafta başında büyük ölçüde anlaşıldığı ve 2-3 güne açıklanacağı da belirtiliyordu. Akatlar parkeleri basketbol tarihinin en skorer oyuncusunu ağırlamaya çok yakın. Son olarak da kişisel bir tebrikte bulunmak istiyorum.Yıllar yılı tabir-i caizse başıboş bırakılan bir branşta Türk Spor tarihinin en büyük transferini gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese tebriklerimi sunuyorum. Allen Iverson @ Beşiktaş CT
13 Ekim 2010 Çarşamba

Allen Iverson @ Beşiktaş CT

Öncelikle Iverson konusunu bu derece irdeleyeceğimizi 40 yıl düşünsem herhalde aklımın ucundan dahi geçirmezdim. Geçen ay ilk olarak Ismail Er ile başlayan Allen Iverson haberleri şu günlerde Espn'de bile tartışılır durumda. Açıkcası Allen Iverson'ın menajerinin yaptığı açıklamaya kadar bu çıkan dedikoduları pek gerçekci olduğuna inanmıyordum. Ancak dış basına yansıyan haberler (S.Smith bile transfere nba.com da yer vermiş) ve güvendiğim insanların ifadelerinden sonra bu transferde bayağı bir ilerleme kaydedildiği anlaşılıyor. Pazartesi'ye kadar da sanırım bir netliğe kavuşur. Allen Iverson birçok Nba yıldızından çok farklı bir yıldızdı. Geleceğin Michael Jordan'ı dendiği günden sonra hep Michael Jordan'ın gölgesinde kaldı. Bence Nba'in önemli beyinleri, Michael Jordan'ın arkasında kaldığı gibi Iverson'ın arkasında kalamadı. Gün geldi; 55 sayı attı ve Nba tarihinde 55 sayı üzeri atan 6 oyuncudan biri oldu. Gün geldi; tarih kitaplarına tarihin en hızlı cross-over ve cross-dribble ını yapan oyuncu olarak geçti. Nba kariyerinin son 1 yılı hariç, diğer Nba yıldızları gibi hiçbir zaman komplekslere sahip değildi. Delikanlı adamdı öyle üçlükler atınca savunmaya küçümseyerek bakmalar (Lakers final serisinde Lue'a karşı saygısını bir kenara koyabiliriz ), yaptığı cross overlardan sonra pis pis gülmeleri hiç yoktu. Çıkar adam gibi basketbolunu oynar sonra eğlencesi dışarda yapardı. Yani lafın kısası Allen Iverson Nba tarihinin en iyi oyuncuların başında gelen marka bir isimdir. Hatırladığım kadarıyla bu seviyede bir yıldız kategorisinde Avrupa'ya gelen tek oyuncu Dominique Wilkinsdı. Ve Dominique Wilkins sayesinde Yunan basketboluda inanılmaz seviyelere yükseldi. Avrupa'nın hemen hemen her ülkesinden Wilkins'i izlemeye turlar düzenlenirdi. Ve böylelikle Wilkins sayesinde Yunan basketbolu tüm dünya tarafından saygı duyulan bir seviyeye geldi. Allen Iverson'da bence aynı etkiyi yaratacak bir oyuncu. Hazır Dünya Basketbol Şampiyonasında harika bir organizasyon sağlamışken ve yanında sportif başarıda gelmişken olası Allen Iverson hamlesi sadece Türk basketbolunu değil Tüm Dünyada; Türkiye'nin prestijini, saygınlığını arttıracaktır. Biraz da gündemden bahsedecek olursak; öncelikle benim için Iverson'ın gelişi; şampiyonluktan da hatta Avrupa'da final four'dan da daha değerlidir. Bir düşünelim Inönü'de Quaresma ile beraber önemli bir UEFA maçı öncesi sahaya inip üçlü çektirmesi benim için paha biçilemez bir olay olur herhalde. Ancak kafamı kurcalayan en önemli detay rakamlar. Adam daha 2-3 sene önce senelik 21 milyon dolar alıyordu. 2 milyon dolara bizi kabul edeceğine ihtimal vermiyorum. Iverson'ı Istanbul'a getirebilmek için bir bu kadar daha feragat edilse belki o zaman ihtimali artabilir. Bir de basketbol da transferler futbol da ki gibi yürümüyor. Menajerler oyuncu transferlerinde önemli bir role sahipler. Hemde çok yüksek rakamlar alıyorlar. Bu nedenle sadece Iverson'ı ikna etmek de yetmeyebilir. Gerçi M-Oil, Ulker veya bir başka sponsor böyle bir zamanda böyle bir marka ismi kaçıracağını sanmıyorum. foto: Blogların birinden fotoyu alsam da kaynak forzada bir arkadaşmış. Ellerine sağlık.

Beşiktaş'ım Hayat Sensin

Dün sabah yarı hasta halimle metroya doğru hareketlendiğimde aklımdaki tek düşünce "Ulan bari müzik dinleyelim de kendimize gelelim" idi. O noktada Ipod'un şarjının bitmiş olduğu gerçeğiyle yüzyüze geldim. Yolu nasıl eğlenceli hale getirebilirim diye düşünürken, gözüme bedavaya dağıtılan Metro gazetesinin standı ilişti. Bu gazete bedava olduğundan tüm parası reklamdan çıkıyor, o yüzden çok dişe dokunur bir haber bulmak zor. Tam anlamıyla yolda giderken okunacak gazete yani.

Neyse, "3 dakikada haberleri okusak, sonra da bulmacasını yaparız" diye düşünerek aldım bir nüsha. Toplu taşıma vasıtasını beklerken zaten haberler bitmiş, spor sayfasına gelmiştim. İşte o an, o keyifsiz halime kocaman bir sırıtış yerleştiren şu haberi gördüm:


Tekrar edeyim, bu gazetede ancak yerel halkı ilgilendirecek haberler çıkar, öyle köşe yazarı falan yoktur. Bırakın Beşiktaş'ı, Türkiye ile ilgili bir habere rastlamışlığım yok daha. Ama işte, keyifsiz olduğumu anlamış olacak ki evren, karşıma bu ilginç tesadüfü çıkardı.

"Beşiktaş'ım Hayat Sensin" tezahüratının anlam kazandığı anlardan birisi bu herhalde.

Not: Iverson ile Beşiktaş'ın görüşmelerde son aşamada olduğu biliniyor. Şu dakikada bize de "Beşiktaş'ın adı "Iverson'ın parası ödenmediği için geri döndü" haberlerine çıkmasın" temennisinde bulunmaktan başkası kalmıyor. Malumunuz, pek de düşük bir olasılık değil bu.

Ara