.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Fatih Tekke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Tekke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Arkadaşının Tuttuğu Eli Tutanın Eli Kırılsın

Buz gibi bir geceydi... Takımım berbat gitmekteydi. Bir gece öncesinde meteroloji her zaman yaptığı gibi uyarmaktaydı, ancak bu kez çok ciddi ve iddialılardı. Bir sonraki gün için saat 19.00 sıralarında hava sıcaklığının 10 dereceden birden düşüp -7 civarında seyredeceğini belirtiyorlardı. Sahaya çıkan Trabzonspor'da hedefimizde tek adam vardı, Fatih Tekke. Birkaç ay önce bahis mafyasıyla yaşadığı sorunlar ortaya çıkmış, "Abdest alayım öyle kafama sıkın" dediği basında yer almış olan Fatih'in, havaalanındaki aramada bavulunda silah bulunmuştu. Beşiktaş berbat gidiyor demiştim ya, hayattan o kadar sıkılmıştık ki dilimizde tek istek vardı: "Kurtar bu hayattan Fatih Tekke vur bizi." ve "Fatih Tekke ateş etseneeee..." Karadenizli'yim ben, Bafralı'yım. Karadeniz insanı silaha düşkündür, ben bırakın elime almayı ve ateş etmeyi, görüntüsünden dahi ürkerim silahın. Çünkü ancak bir canlıyı öldürmek için ateş alır silah. Sesinden bile tırsarım, benden yüzlerce metre uzakta patlasa yere yatasım gelir. Ve koskoca Trabzonspor'un kaptanının çantasında, bir lig karşılaşmasında oynamak üzere geldiği havaalanında silah bulunur... "Hiçbir Türk arkadan vurmaz" diye pankart açtık, Fatih Tekke'nin bizi vurmasını istememizden 1,5 yıl sonra. Beşiktaş forması giyen bir futbolcuya, maç çıkışı otoparkta önce rakip takımdan bir futbolcu, sonrasında rakip takımın stadında idari görevli olarak çalışmakta olan ve saldırısından az sonra Başkanları Aziz Yıldırım'a durumu özetlerken görüntülenen bir adam Ricardinho'ya saldırdı. Sevmezdim Ricardinho'yu. Kaçak güreşir, tekmeye ayağını uzatma, şut çekmez, dikine oynamaz ve yüksek oranlı pas yüzdesinden dolayı haksız şekilde övülürdü. Penaltıdan attığı gollerde dahi tüm takımı geride bırakıp kapalının önünde tek başına sevinirdi. 2006-07'de İnönü'de B.B. Ankaraspor'a karşı oynadığımız son maçta vuruşunu Hakan Arıkan çelmiş, Nobre boş kaleye yuvarlamıştı. Ricardinho, Nobre'nin kendine koşmasını dahi beklemeden kapalıya koşup golü tek başına sahiplenmişti. Hiç sevmezdim. Tahrik etmiş olabilir. Hatta ağır sövmüş de olabilir Ricardinho. Aurelio'nun tek falsosu bu da olabilir. Hiçbiri, xsporlu bir futbolcunun benim takımımın amblemini üstünde taşıyan futbolcuya, okuldaki zorba öğrencilerin okul çıkışı saldırmaları gibi otoparkta saldırıya uğramasını açıklayamaz. Ve bahsettiğim kupa maçından sonra İnönü'deki ilk Fenerbahçe maçında kapalının göbeğinde devasa bir Ricardinho posteri ile beraber "Hiçbir Türk arkadan vurmaz" pankartı açıldıysa, Fatih Tekke'nin karşıkonulmaz silah tutkusu onu Trabzonspor akreditifiyle geldiği havaalanında silahla yakalattıysa, biz de bu olayın üstüne hesapsızca gittiysek, bu 2 adamın Beşiktaş forması giymelerine razı olmuyor benim gönlüm. Jokond bir transfer toteminde bulunmuştu. Bu da benim totemim olsun. Neyse ki henüz kulübümüze aleni biçimde küfür eden futbolcuları almadık henüz, birilerinden görüp yapmayız umarım. Ama taraftarımızın uğraştığı, dokundurduğu, iğnelediği 2 futbolcu, 1 hafta arayla Beşiktaş'a transfer oldu. Madem öyle, transfer totemi hakkımı kullanarak İnönü'deki ilk maç olan Ankaragücü maçında, her ne kadar gündemden düşmüş ve bizi ilgilendirmiyor olsa da pankartımı açacağım; "Arkadaşının Tuttuğu Eli Tutanın Eli Kırılsın..."
10 Haziran 2009 Çarşamba

5+5 Kuralı

Turkcell Super Lig'inde yaygın inanış yabancıları iyi olan takımın başarıya ulaşacağı yönünde. Şu zamana kadar kısmen de olsa doğruluğu ispatlandı bunun ancak artık takımların genelde iyi yabancı futbolcularla çalışması, adı konulmamış başka bir kuralın daha dikkate alınması gerekliliğini doğuruyor. Bu da 5+5 Türk oyuncu kuralı. Yani sahadaki 6 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ve kenardaki 2 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ile toplam 18 kişilik kadronun doğru olarak şekillendirilemesi lazım başarı için . 5+5 kuralının zorluğu şurada yatıyor, yabancı futbolcular için elinizde kocaman bir dünya havuzu varken, Türk oyuncular için ise kısıtlı bir havuzdan ancak ederinin üzerinde yüksek bonservis ödemek şartıyla istediğiniz futbolcuyu alabiliyorsunuz. Ki bazen sadece bu bile yetmiyor, rakip takımların topçularını alırsanız taraftarınız o futbolcuyu zor benimsiyor, kişisel ilişkiler nedeniyle bazı kulüplerden futbolcu almanız kolay olmuyor (son gelişmeler gösteriyor ki Kayserispor, Bursaspor), e size de kalan ya altyapınızdan çok iyi topçular çıkarmak ya da ligin alt takımlarının yıldız adayı topçuları ile anlaşmak. Şimdi üç büyük takımın altı yabancısının da çok iyi olduğunu varsayarak, bu isimlere sırıtmadan eşlik edebilecek Türk oyuncularına göz atalım. Galatasaray: Servet, Mehmet Topal, Arda, Hakan Balta, Ayhan Akman Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu, Semih Şentürk Beşiktaş: Rüştü, Toraman, Ekrem Dağ, Nobre Görüldüğü üzere ilk 11 anlamında en şanslı takım Galatasaray, yani onların işi bize göre kolay, eğer doğru bir planlama ve kurgu ile bu Türklerin çevresi iyi yabancılarla çevrilirse pek sorunları kalmaz. Aynı şekilde Fenerbahçe de Gökhan Gönül gibi Avrupa kalitesine çok yakın bir topçuyu bünyesinde barındırıyor, Emre Belözoğlu gibi herşeye rağmen marka olmuş bir isme sahip, diğer oyuncuları da milli takım oyuncuları en nihayetinde. Fakat Beşiktaş'a dönecek olursak, altı yabancıya eşlik eden her isim tartışmalı esasında. İçlerinde milli takımda oynayan bir tek Rüştü var ki o da pek çok kişinin artık eski çevikliğinde olmadığı için eleştirdiği bir kaleci. Aynı şekilde Toraman, Ekrem Dağ, Nobre gibi isimlerin de üzerinde kimsenin uzlaştığını zannetmiyorum. İş bu yüzden ki Mehmet Topuz transferi Beşiktaş için önemli, ancak gelinen nokta gösteriyor ki bu konuda fazla umutlu olmamak lazım. En azından şu an için gelecek sene planlarında Mehmet Topuz yokmuş gibi davranmak gerekli. Peki geriye kalan yıldız kıvamındaki, Türk pasaportlu futbolcular kim bir bakalım? Nihat Kahveci: Alınan son bilgilere göre satılık listesine konulmuş. Şu an için Beşiktaş'ın ele alması gereken ilk isim olmalı. Caner Erkin: Takımı CSKA Moskova ile anlaşma sağlanamadı henüz. Fatih Tekke: Mevkisi itibariyle sadece uçta oynayabilceği için çok da kadro derinliği oluşturamayacak bir isim. Gökdeniz Karadeniz: Transferi gerçekleşse bile geçmişte karışmış olduğu iddaa işleri nedeniyle, hiçbir Beşiktaşlı'nın sıcak bakacağı bir transfer olmaz. Mehmet Aurelio: Ricardinho ile kavgasından sonra Beşiktaş ile flörtü çok olası gelmiyor. Özer Hurmacı: Melih Gökçek'in bonservisini Fenerbahçe'ye değil de Beşiktaş'a vermesi pek olası görünmüyor. Piyasadaki kalburüstü futbolcuların durumu bu. Ne yazık ki Beşiktaş açısından çok iç açıcı bir tablo yok. Bu yüzden Mehmet Topuz transferi önemliydi ancak, benim aklıma gelen şu ki, madem bu transferde bu kadar hukuki konularda açık arandı, madem bazı siyasi makamlardan yardım istendi, o zaman tüm bunların dışında başka bir şık da, eldeki yabancı futbolculardan birinin Türk pasaportuna kavuşturulması olabilir. Eldeki yabancılarımıza bakarsak şu an için; Zapo, Sivok, Ernst, Fink, Delgado, Tello, Bobo, Holosko... İçlerinde en uzun süreli Türkiye'de olanlar, Bobo, Holosko ve Delgado. Bobo ve Holosko milli takım formaları giydikleri için belki Türk olmaları çok kolay değildir, bilemiyorum mevzuatın ne olduğunu tam olarak ancak, hem yaşı itibariyle hem de milli takımda forma giymemesi itibariyle geriye kalan tek isim Metin Delgado oluyor. Belki yabancı olarak beklentileri karşılayamadı şu ana dek ancak sonuçta bir Türk olarak kadro derinliğine büyük katkı sağlaması muhtemeldir.
28 Mayıs 2009 Perşembe

Fatih Tekke...

Zenit'ten ayrılmak üzere (diyorlar), 32 yaşında... Sürekliliği olan bir forvet -idi-... Zenit'te çok fazla maçını izleyemedim. Son dönemde BATE ile oynadıkları Şampiyonlar Ligi maçındaki oyunu ve attığı enteresan gol dışında, benim aklımda pek bir şey bırakmadı... Trabzonspor'a giderse, bayrak adam olarak kariyerini sonlandıracak muhtemelen... Beşiktaş'a gelirse, form çizgileri fena şekilde değişken Bobo ve Holosko'nun alternatifi olabilir. En önemlisi takımdaki yerli oyuncu nüfusundaki kalitesizlik problemini aşma adına çok önemli rol oynayabilir. Öte yandan, yaşı itibariyle, "illa genç olsun"culara ters gelebilir. Ropörtajlarında bazen sergilediği tavırlarla ve daha önemlisi garip saç modelleriyle de benim gibi "saçınla başınla oynayacağına, kaşını gözünü oynatacağına topunu oyna lan" takıntılılarına uymayabilir. Ama Fatih Tekke iyi futbolcudur, daha önemlisi benim kendisini canlı izlediğim maçlardan aklımda bıraktığı üzere dönemin en iyi Türk forvetidir. Hala yapabileceği şeyler var gibi... Söyleyecek bir şeyleri olanlar yorum yaparsa sevinirim...

Ara