.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Mehmet Topuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmet Topuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Temmuz 2009 Cuma

Ufuk ve Sezer Kadro Dışı

Galatasaray'ın transfer gündeminde olan Sezer ve Ufuk kadro dışı bırakıldı. Gerekçe ise oyuncuların kafalarının karışmış olması. Yani Galatasaray'ın transfer girişimleri. Oyuncular da gitmek istiyor. Lakin sorun şu ki, Galatasaray'ın teklifi Manisa'yı tatmin edecek düzeyde değil. Neticede bu gerçek Galatasaray'ın girişimlerini sonlandırmasıyla nihayete erebilirdi, ermedi. 1-2 aydır speküle edilen konu oyuncuların kadro dışı kalmalarıyla tekrar gündeme düştü. Sözleşme süresi bitimine 1 sene kalmış oyuncular kanunen transfer görüşmesi yapamazlar. Kulüp onayı olmadan yapılan transfer görüşmeleri kulüpler ve oyuncular için ciddi yaptırımlar içerir. Tıpkı Mehmet Topuz'un transferi sürecinde olanlar gibi... Bu kulüpler boyutu... Peki medya boyutu? Medya Galatasaray'ın Uefa'ya şikayet edilmesi halinde transfer yasağı alacağını dillendiriyor mu? Oyuncuların bu tip bir girişimleri halinde kulübün tek taraflı sözleşme uzatma hakkı olduğunu yazan-çizen kimse var mı? Bu olayın Mehmet Topuz hadisesinden ne farkı var? Soruyorum, ne farkı var? Nerede etik? Nerede medya? Burada medya etikten bahsedecekse önce medya etiğinden bahsedecek!
9 Temmuz 2009 Perşembe

Etik Nedir?

Sevdiğim bir laf vardır şimşek ile yıldırımın farkını anlatan: "Başkasının kafasına düşen şimşek, senin kafana düşen ise yıldırımdır." Yazın başında, iki kulübün kafasına yıldırım düşünce, Süleyman Hurma beyefendi ağzına bir laf dolamıştı. Hoş, zaten memleketimizde ahlak denince insanlar gerildiğinden, daha kibar versiyonu olan etik kullanılıyor, anlam farkı önemsiz. Yani birisine ahlaksız deyince büyük hakaret, ama etiksiz deyince daha bir teğet geçiyor laf söyleneni. Belki de etik deyince akla etek geldiğinden Freudyen çağrışımlar oluyordur, bilemiyorum. Sonuçta yıldırımların sarışın olanı "Kız gibi oynayan oyuncu istemiyorum" da demişti yakın zamanda.
Konuya geri dönelim. Bize 2 hafta boyunca, Immanuel Kant'a ve post-strüktüralistlere taş çıkarırcasına etik dersi veren Kayserispor kulübü, aynı haltı yemiş Troisi konusunda. Buyurun, haber burada. "Önce kulüplerle konuşulması gerekir, futbolcumuz ayartılmıştır" diye bık bık öten kulüp, Gençlerbirliği kulübüyle görüşmemiş. "Forma giydirmekle ne yaptığını sandılar?" diyen kulüp forma giydirmiş. Haa, bizden farklı olarak bir de imza attırmışlar bir kağıt parçasına. Biz sözleşme imzalatmamıştık mesela, daha etiktik biz. Eh, Topuz'un sözleşmesinde bariz bir vergi usulsüzlüğü vardı, bu da "iş etiği" kavramına hangi uzuvdan dahil olur, onu da ontolojik etik prifesörü Hurma Bey'e sormak lazım.
Birkaç hafta önce, mal bulmuş mağribi gibi sözünü "Beşiktaş bulmuş Türk basını gibi" sözüyle ikame ettirecek kadar üstümüze çöreklenenler, tarafsızlığıyla sevdiğimiz bir spor kanalına renk bulaştıranlar, Düzen adamları, hak hukukçular, aziz kadar pür-i pak, koç kadar yiğit olanlar, Tanrının sevgili kulları, şeytana pabucunu ters giydirenler, bizzat şeytan olanlar... Neredesiniz? Ha? Passat'ınızın benzini mi bitti? Neden websitenizdeki tek Kayserispor haberi "Hurma: Yabancılardan faydalanamadık?" Ne iş?
Sevgili mütedeyyin Kayserili yöneticilerim, dininizde riyakârlık büyük günah değil miydi yahu? Bu ne perhiz, bu ne lahana, bu ne hurma hocam?
Türk futbolu, insanın kendisine yakışanı giymesidir. Siz size yakışanı giymeye devam edin, biz kenarda asil durmaya devam edeceğiz. Size gülmeye tenezzül etmeyen kargalarla pişpirik oynarken biz, siz yersiniz birbirinizi.
Ayıp be. Hakikaten ayıp.
Ek: Ntvspor'da haberi buldum arama yapınca (kapak olacak nitelikte değil, malum). Milliyet'teki çıkan haber ile Ntv'de çıkan haberin sunumunu okuyup, iki resim arasındaki 7 farkı da bulabilirsiniz. Buyurun.
13 Haziran 2009 Cumartesi

Törpü

Transfer dönemi futbolsuz kaldığımız yaz aylarının heyecan verici yegane hadisesi. Ama bu son günlerde Mehmet Topuz olayında yaşanan gelişmelerle ne yazık ki daha en başından iş çingene dövüşüne döndü. Şimdi bu çingene dövüşünün galibi ilerleyen saatlerde kesinleşecek. Daha geçtiğimiz hafta Beşiktaş'a gelmesine kesin gözle baktığımız Mehmet, Fenerbahçe formasıyla basına poz verecek. Elbette soracaklar kendisine, "Hani asla Fenerbahçe'ye gitmezdin? Beşiktaş formasından başka takımın formasını giymezdin?" falan diye. Hiç cevap vermesin. Şimdi olmasa bile inanın lig başlayınca Mehmet Topuz'un açıklamalarını, ailecek Beşiktaşlı olduğunu hepimiz unutacağız. Yani mesele Mehmet Topuz'un kişiliğinde düğümlenmiyor. Sonuçta kendine sorulan en basit sorulara çene altındaki sakalıyla oynayarak cevaplamaya çalışan genç bir çocuk. Uçurtması tel örgülere takılmış, kurtlar sofrasına düşmüş genç bir çocuk. Artık ne olduysa oldu. Fenerbahçe ne kadar güçlü bir camia olduğunu, elinin ne kadar uzun olduğunu spor kamuoyuna bir kez daha gösterdi. Aziz Yıldırım yanında, Adnan Polat yanında Yıldırım Demirören yönetiminin yiyeceği daha çok buğday, çavdar ekmeği var. Her şeyi geçtim. İçime dert olan tek bir konu var. İmza töreninde Mehmet'e "Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak!" şapkasının giydirilmek istenmesi. Şayet böyle bir şey gerçekleştirilirse çok derin bir tiksinti duyacağım. Sevgili, muteber, güçlü, kudretli, bu kudretiyle taraftarını kendine hayran bırakan, güce hayran olan bu taraftar kitlesini süratle tebaya dönüştürmeyi başaran Fenerbahçe yönetimi, sözüm size... Mehmet artık sizin ekmeğinizi yiyecek, karşılığında emeğini arz edecek bir insandır. Son iki haftadır yaşanan gelişmelerden sonra o şapkayı takması halinde bu insanın ne kadar rencide olacağını hesap edin. Kendinizin ve camianızın adını yükseltmek için Mehmet Topuz'un omzuna basmayın. Hayatınız boyunca bir şeyler için "bilendiniz", şimdi bir kerecik olsun "törpülenin". O da gerekli anlatabiliyor muyum?

Fenerbahçe Geri Adım Atamaz!

http://www.antu.com/AntuHaberOku.aspx?ID=12059
Link burada. Yazının kayda değer kısmını buraya alıntılıyorum, altına da yorumumu ekliyorum.
"Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetim kurulu üyelerimize sesleniyorum. Eğer sonuna kadar haklı olduğumuz bu olay bizim isteğimiz dışında sonuçlanırsa, derhal eski usül futbolcu kaçırma sistemine geri dönelim. Bu camianın bünyesinde, hala Kahveci Yavuz gibi bu işin üstatlarını barındırdığına eminim. O zaman bu işten kim kar, kim zarar eder görürüz?"
"Mehmet Topuz denen tatlı su kurnazının ve onun akıl hocası menajerinin yaptıklarını fitil fitil burunlarından getirmelidir. Bu yolda, yönetimimiz gerekirse bir "Mehmet Topuz" fonu oluştursun. Kombinelere, maç biletlerine ve Fenerium ürünlerine bu fona aktarılmak üzere küçük bir zam yapılsın. Büyük Fenerbahçe Taraftarı bu operasyonun masraflarını seve seve karşılar.
Bu çocuğa ve Beşiktaş`a kiminle dansettiği çok net bir şekilde öğretilmeli ki, gelecekte bu yola tevessül edecek başka genç sporculara ve Beşiktaş gibi sözde uyanık kulüplere de örnek olsun."
Etik? Tabii.
Bir de şu haberden alıntıyı koyayım şuraya:
"Dün akşam saatlerinde Kayseri'de Mehmet Topuz'un bağ evinde Kayserispor Başkanı Recep Mamur, Onursal Başkan Mehmet Özhaseki, Mehmet Topuz ve bazı milletvekilleri bir araya geldi.

Toplantıda Kayserispor Başkanı Recep Mamur'un transfer konusunda Fenerbahçe ile her konuda anlaştıklarını ve Fenerbahçe oynamasını istediklerini ve Mehmet Topuz'a "Eğer Fenerbahçe forması giymek istemiyorsan bunu Aziz Yıldırım’a kendin söyle" dediği öğrenildi. Mehmet Topuz'un da cevap olarak "Ben Aziz Yıldırım’a bunu söyleyemem" yanıtı verdiği belirtildi."
Etik? Tabii.
Beşiktaş camiasından ricam Topuz'un üzerine gidilmemesi, yaptığının anlayışla karşılanmasıdır. Keza bu iki haber sürecin son aşaması hakkında çok şey anlatmaktadır.
Başka sözüm yok sayın hakim.
11 Haziran 2009 Perşembe

Vergi kaçakçısı Kayserispor ve Mehmet Topuz...

Sözleşmenin detayları Medyaspor'da... Bu yazıya tıklayıp, ulaşabilirsiniz... Medyaspor başka bir işle uğraşırken büyük bir başarıya imza atıp, Kayserispor'un ve pek tabii ki Mehmet Topuz'un vergi kaçakçısı olduğunu ortaya çıkardı... Çok şükür, bu vergi konusunda başımız dik. Beşiktaş JK, halka açıldığı günden beri bütün sözleşmelerini şeffaf şekilde yapmak zorunda. Hatta fazla fazla para dağıttığından haddinden fazla vergi ödediğini söyleyebiliriz. Vergi kaçakçılığı denen şerefsiz ve onursuz davranıştan uzak bir kulübümüz var. Öte yanda da diğer kulüpler var. Futbolcu giderlerini halka açmayan kulüpler bunlar. Hepsi bir şekilde futbolcularına verdikleri paraları açıklamaktan imtina eden ve "kurumsal" olduklarını iddia eden kulüpler bunlar. Bu rakamların açıklanmama sebebi vergi kaçakçılığı suçlamalarından uzakta kalmaktır. Nitekim bu kulüplerin hemen hepsi ve işbirlikçileri futbolcular vergi kaçırmaktadırlar... Kayserispor'un konusu farklı. Biliyorsunuz, Recep Mamur - ki kendisi Kayserispor'un başkanıdır - ve Süleyman Hurma - ki kendisinin Kayserispor'da imza yetkisi vardır - Mehmet Topuz'a 3 Milyon TL'den fazla para ödediklerini Telegol programında açıkladılar. Bunun anlamı şudur, bu miktarda geliri olan bir şahıs en üst düzeyde gelir vergisi dilimindedir ve gelirlerinden %35 oranında gelir vergisi Kulüp tarafından stopaj olarak kesilip, vergi otoritesine ödenir. Yani ederi 1 Milyon 50 bin TL'dir. Bu paranın tamamı vergidir!! Maaşlı çalışan sen ben gibi adamlar çatır çatır vergimizi öderiz. Üstelik şu kadar milyon kazanmadan. Üstelik bizlerin bile sene sonuna doğru vergi dilimi %35'e ulaşır. Yani Topuz hak ettiği paradan ne kadar vergi ödemeliyse, biz de hak ettiğimize oranla o kadar öderiz... Oysa Kayserispor sözleşmeyi Medyaspor'da da göreceğiniz üzere 300 Bin TL'den hazırlamış... Bağıra bağıra beyan ettikleri 3 Milyonlar sözleşmede görünmüyor! Hatta Topuz'un bir beyanı var, "Kayserispor'dan alacağım var" diye. Hurma yalanladı, "ispatlasın" dedi... İspatlayamaz tabii, sözleşmedeki para bağlayıcıdır, sana verilen sözü nasıl ispatlarsın? Bu 300 Bin TL'lik beyanla birlikte Kayserispor'un Mehmet Topuz adına ödediği vergi yaklaşık 90 Bin TL'dir... Kısacası, damga vergisini de katarsak yaklaşık 1 Milyon TL vergi kaçırılmıştır ve bu Pazar gecesi televizyonlardan bas bas bağırılarak beyan edilmiştir. Türkiye'de namuslu vergi müfettişleri vardır ve mutlaka bunu dikkate alırlar. Ben kendi adıma ihbarımı resmi yoldan yapacağım. Bakalım süper dürüst, tarafsız basınımız bu konu hakkında bir yorumda bulunacak mı...
10 Haziran 2009 Çarşamba

5+5 Kuralı

Turkcell Super Lig'inde yaygın inanış yabancıları iyi olan takımın başarıya ulaşacağı yönünde. Şu zamana kadar kısmen de olsa doğruluğu ispatlandı bunun ancak artık takımların genelde iyi yabancı futbolcularla çalışması, adı konulmamış başka bir kuralın daha dikkate alınması gerekliliğini doğuruyor. Bu da 5+5 Türk oyuncu kuralı. Yani sahadaki 6 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ve kenardaki 2 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ile toplam 18 kişilik kadronun doğru olarak şekillendirilemesi lazım başarı için . 5+5 kuralının zorluğu şurada yatıyor, yabancı futbolcular için elinizde kocaman bir dünya havuzu varken, Türk oyuncular için ise kısıtlı bir havuzdan ancak ederinin üzerinde yüksek bonservis ödemek şartıyla istediğiniz futbolcuyu alabiliyorsunuz. Ki bazen sadece bu bile yetmiyor, rakip takımların topçularını alırsanız taraftarınız o futbolcuyu zor benimsiyor, kişisel ilişkiler nedeniyle bazı kulüplerden futbolcu almanız kolay olmuyor (son gelişmeler gösteriyor ki Kayserispor, Bursaspor), e size de kalan ya altyapınızdan çok iyi topçular çıkarmak ya da ligin alt takımlarının yıldız adayı topçuları ile anlaşmak. Şimdi üç büyük takımın altı yabancısının da çok iyi olduğunu varsayarak, bu isimlere sırıtmadan eşlik edebilecek Türk oyuncularına göz atalım. Galatasaray: Servet, Mehmet Topal, Arda, Hakan Balta, Ayhan Akman Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu, Semih Şentürk Beşiktaş: Rüştü, Toraman, Ekrem Dağ, Nobre Görüldüğü üzere ilk 11 anlamında en şanslı takım Galatasaray, yani onların işi bize göre kolay, eğer doğru bir planlama ve kurgu ile bu Türklerin çevresi iyi yabancılarla çevrilirse pek sorunları kalmaz. Aynı şekilde Fenerbahçe de Gökhan Gönül gibi Avrupa kalitesine çok yakın bir topçuyu bünyesinde barındırıyor, Emre Belözoğlu gibi herşeye rağmen marka olmuş bir isme sahip, diğer oyuncuları da milli takım oyuncuları en nihayetinde. Fakat Beşiktaş'a dönecek olursak, altı yabancıya eşlik eden her isim tartışmalı esasında. İçlerinde milli takımda oynayan bir tek Rüştü var ki o da pek çok kişinin artık eski çevikliğinde olmadığı için eleştirdiği bir kaleci. Aynı şekilde Toraman, Ekrem Dağ, Nobre gibi isimlerin de üzerinde kimsenin uzlaştığını zannetmiyorum. İş bu yüzden ki Mehmet Topuz transferi Beşiktaş için önemli, ancak gelinen nokta gösteriyor ki bu konuda fazla umutlu olmamak lazım. En azından şu an için gelecek sene planlarında Mehmet Topuz yokmuş gibi davranmak gerekli. Peki geriye kalan yıldız kıvamındaki, Türk pasaportlu futbolcular kim bir bakalım? Nihat Kahveci: Alınan son bilgilere göre satılık listesine konulmuş. Şu an için Beşiktaş'ın ele alması gereken ilk isim olmalı. Caner Erkin: Takımı CSKA Moskova ile anlaşma sağlanamadı henüz. Fatih Tekke: Mevkisi itibariyle sadece uçta oynayabilceği için çok da kadro derinliği oluşturamayacak bir isim. Gökdeniz Karadeniz: Transferi gerçekleşse bile geçmişte karışmış olduğu iddaa işleri nedeniyle, hiçbir Beşiktaşlı'nın sıcak bakacağı bir transfer olmaz. Mehmet Aurelio: Ricardinho ile kavgasından sonra Beşiktaş ile flörtü çok olası gelmiyor. Özer Hurmacı: Melih Gökçek'in bonservisini Fenerbahçe'ye değil de Beşiktaş'a vermesi pek olası görünmüyor. Piyasadaki kalburüstü futbolcuların durumu bu. Ne yazık ki Beşiktaş açısından çok iç açıcı bir tablo yok. Bu yüzden Mehmet Topuz transferi önemliydi ancak, benim aklıma gelen şu ki, madem bu transferde bu kadar hukuki konularda açık arandı, madem bazı siyasi makamlardan yardım istendi, o zaman tüm bunların dışında başka bir şık da, eldeki yabancı futbolculardan birinin Türk pasaportuna kavuşturulması olabilir. Eldeki yabancılarımıza bakarsak şu an için; Zapo, Sivok, Ernst, Fink, Delgado, Tello, Bobo, Holosko... İçlerinde en uzun süreli Türkiye'de olanlar, Bobo, Holosko ve Delgado. Bobo ve Holosko milli takım formaları giydikleri için belki Türk olmaları çok kolay değildir, bilemiyorum mevzuatın ne olduğunu tam olarak ancak, hem yaşı itibariyle hem de milli takımda forma giymemesi itibariyle geriye kalan tek isim Metin Delgado oluyor. Belki yabancı olarak beklentileri karşılayamadı şu ana dek ancak sonuçta bir Türk olarak kadro derinliğine büyük katkı sağlaması muhtemeldir.
6 Haziran 2009 Cumartesi

Derdinizi Karakolda Anlatırsınız Artık

Şu hemen yukarıdaki haberin başlığı aslında güzel bir özeti son transfer hikayesinin. Beşiktaş'ın Mehmet Topuz sevdasını hepimiz biliyorduk da aslında, meğersem Mehmet de boş değilmiş bize karşı. Elektrik alıyormuş. Tabi bazı kesimlere göre bu imkansız bir şey, eğer gerçekten böyle olsaymış, neden Mehmet Topuz Kayserispor'da oynarken, ben Kayserisporlu'yum demişmiş. Ya da neden transfer görüşmeleri süresince ben Beşiktaşlı'yım dememişmiş. Şimdi aslında bu gereksiz polemiğe girmek istemezdim ancak geçerken uğrayayım dedim, hangi mantıkla bir futbolcunun başka bir takımda oynarken gönlünde yatan takımı açıklaması bekleniyor ya da transfer süreci devam ederken, ortada kalmak gibi bir gerçek hemen yanıbaşındayken profesyonel bir oyuncunun, neden futbolcu kendini güvende hissedene kadar hangi takımı tuttuğu açıklanması isteniyor anlamak mümkün değil. Öte yandan zaten kimi tuttuğu önemli olmadığı gibi, nerede oynamak istediğini söylemesi neden itibar görmez, bilinmez. Tek bir seçenek var aslında, o da Türkiye'nin en kurumsal! kulübü Fenerbahçe Cumhuriyetine! bir futbolcunun gelmek istememesi, sarı lacivert gönüllülerinin dengesini bozmuş anlaşılan. Şimdi en baştan başlayalım. Beşiktaş Topuz'u istiyor. Hem de yaklaşık son 3 transfer döneminde ciddi ciddi ilgileniyor kendisiyle. Yani işin ucunda bir nispet, rakibimiz almasın biz alalım diye yapılmış bir transfer hamlesi yok. Bugüne kadar futbolcusunu bir koyun gibi gördüğünden, SATMAYACAĞIZ şeklinde pankart bile yapan Kayserispor cenahı, bu sene, Topuz'un sözleşmesinin son senesine girildiğinden, SATACAĞIZ diye bas bas bağırdı. E ne oldu, neticede Topuz da İstanbul'a transfer görüşmeleri için geldi ve aşağıdaki haberde de görüldüğü üzere, Fenerbahçe'li yöneticilerle görüştüğü, hatta anlaştığı dahi yazıldı, çizildi. Demek ki neymiş, Fenerbahçe de on gündür etik dışı, hatta Türkiye'nin bir milyon civarındaki internet spor hukukçusuna göre fifa kurallarına aykırı şekilde, Topuz'la görüşmüş ve anlaşmaya çalışmış. Ancak ne hikmettir ki bunu başaramamış. Neden ne hikmettir? Çünkü Fenerbahçe'nin tavan yıllık ücreti 4 milyon euro iken, yıllık bazda ücretler Beşiktaş'a göre çok yüksekken, Topuz'un menajeri yıllık 1.6 milyon euro gibi düşük bir ücrete Topuz'un Beşiktaş'la prensip anlaşmasına vardığını söylüyor. Dikkatinizi çekerim, prensip anlaşması... Ortada bir imza gibi birşey söz konusu değil ki, bu açıklama medyada yansımasına rağmen, hemen akşamında da Kayserispor ile Fenerbahçe bonservis konusnda nasıl bir anlaşma yaptıklarını söylemeden dahi, işin bittiğini, koyun Topuz'un verildiğini söylüyorlar.
Futbolcuların koyunluğu konusunda, Beşiktaş olarak çok şey söyleme hakkımız olmadığını biliyorum. Sonuçta Koray, Fahri, Aydın örnekleri daha çok taze, çarpılırız. Ancak kurumsallaşma payesinin şu olayla Fenerbahçe'ye verilmesi de ayrı bir mevzu. Hangi kurumsal Fenerbahçe? Daha altı ay önce Boluspor'a yetiştirme parası vermemek için katakulli yapan Ankaragücü ile aynı ipte oynayan kurumsal Fenerbahçe. Deniz Barış, Aurelio transferlerindeki kurumsal Fenerbahçe. Bir de buradan hareketle, Beşiktaş'ın 20 yıl öncesinin cingözlüklerini yapmasına, futbolcu kaçırmalarına vurgu yapılıyor ki, gerçekten trajikomik, atıfta bulundukları dayanak noktası, yirmi yıl öncesinin Fenerbahçe ve Galatasaray cambazlıkları.
Herneyse, son kertede elimizdeki net bilgiler şunlar;
1-Beşiktaş Kayserispor'a az para vermek için cinlik yapacak bir kulüp değil, daha 1 yıl öncesinde 11 milyon euro vereceği için enayi olmakla suçlanan bir kulüptür.
2-Mehmet Topuz, hem Fenerbahçe ile hem de Beşiktaş ile, iki kulüp de Kayserispor'la anlaşmamışken görüşmüştür.
3-Görüşmeler sonucunda yıllık 1.6 milyon euro gibi normal sayılabilecek bir ücrete, Fenerbahçe'nin rahatlıkla çok üstüne çıkabileceği bir ücrete, Beşiktaş ile prensip anlaşmasına varmıştır.
4-Topuz'un tüm açıklamalarına rağmen, tabir i caizse, Fenerbahçe kuyruk acısıyla Kayserispor'la hemen görüşmelere başlamış ve bilmem kaç yıldır verilemeyen bonservis, bir akşam üstü alelacele, neyin korkusu ile bilinmez, ve kaç liraya olduğu dahi açıklanmadan Fenerbahçe'ye verilmiştir.
5-Topuz tüm bunlara rağmen, Beşiktaş'ta oynamaktan başka bir isteği olmadığını belirtmiş ve kendisi açısından noktayı koymuştur.
Şimdi herkes derdini karakolda anlatsın...

Antu Photoshop Öğreniyor...

Hayatta yapmadığım şeydir goygoya bağlayıp sidik yarışına girmek... Ancak, Fenerbahçeli kardeşlerimizin bu kadar erken konuşmaları, nette Mehmet'in Beşiktaş forması giymiş orjinal hali varken (çözünürlük için kusura bakmayın) kötü bir montajla açılış sayfalarını şenlendirmelerini anlayamıyorum. İzleyip görelim diyorum sadece...

28 Mayıs 2009 Perşembe

Mehmet Topuz Transfer Dönemi Başladı

Evet, Beşiktaş'ın Mehmet Topuz, Galatasaray için Morientes, Fenerbahçe için Ronaldinho transfer dönemi resmen başladı. Bazı sitelerde Beşiktaş'ın Mehmet Topuz'la kesin olarak anlaştığı iddia ediliyor. Anlaşıldıysa Beşiktaş'ın kasasından bu adam için ne kadar para çıkacak? Bence 5-6 milyon Eurodan azı çıkmaz. Peki Mehmet Topuz bu kadar eder mi? Türk futbolcu olduğu için ve pek bir alternatifi olmadığı için ne yazık ki eder diyenlerdenim. Mehmet Topuz gelirse Beşiktaş'a ne kadar faydası olur? Açıkcası bu mevki Beşiktaş'ın yıllardır eksikliğini hissettiği bir yer ve ne olursa olsun faydalı olacağını düşünüyorum. Bu konuda sizlerinde görüşlerini alayım dedim. Ha, bu arada bloga yazdığım ilk başlık. Acemiliklerim olabilir. Resmi koyabildim mi ondan bile emin değilim.

Ara