Exavier Mcdaniel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Exavier Mcdaniel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Şubat 2011 Perşembe
Hilbert Vs Q7
Biri birebirde çok rahat adam eksiltiyor, diğeri yapamıyor. Biri topla çok hızlı, diğeri o kadar değil. Biri cezasahası dışından da toplara iyi vuruyor, diğeri genelde dağlara taşlara gönderebiliyor. Biri seyirciyi coşturan spektaküler hareketler yapıyor, diğeri düz oynuyor. Ama gelgelelim dün oynanan Gaziantep Belediye maçında hangisi daha faydalıydı derseniz, diğerinin yapabildiklerini yapamayan adam derim. Yani Roberto Hilbert.


Yetenek olarak çok daha üstün olduğu bir adamdan neden daha az katkı verir bir futbolcu? Nedenini dün Hilbert de Quaresma da gösterdi. Hilbert bu oyunun bir takım oyunu olduğunun ve yeteneklerinin farkında. Quaresma ise topu her ayağına aldığında mahalle maçındaki yetenekli ama bencil çocuklar gibi. Maç esnasında defalarca top isteyip alamayan Bobo bi ara aşka gelip üstüne yürüyecek sandım (aldığı topların çoğunu heba ettiğinin de farkındayım bunu söylerken).
Ne zaman ki Quaresma kendisi için değil takım için oynamaya başlarsa o zaman gerçekten seveceğim bu adamı. Taraftar çok seviyor olabilir şu anda ama futbolun biraz basit ve takım arkadaşlarıyla oynanan bir oyun olduğunun farkına varırsa taraftar çok sevmekle kalmaz, tapar bu adama...
Etiketler:Exavier Mcdaniel | 82
Yorum
22 Haziran 2010 Salı
Faroe Adaları'nda Bir Baba Kartal: NICLAS NICLASEN
Kendisi Uefa kupası ön elemesindeki rakibimiz Vikingurun kaptanı. Beşiktaş taraftarıymış. Ne alaka demeyin araştırmacı gazetecilerimiz hemen tespit etmişler. İnanmayana linki; http://www.htspor.com/besiktas/haber/525558-hali-saha-takimi-gibi
Barcelona'sı, Manchester'ı, Milan'ı dururken Kara kartal olmuş Niclas. Baya inandırıcı geliyor doğrusu...
Etiketler:Exavier Mcdaniel | 12
Yorum
1 Şubat 2010 Pazartesi
Get Up Stand Up Don't Give Up The Fight
Ankete bakıyorum, yorumlara bakıyorum, sokaktaki Beşiktaşlının seçim sonrası boş vermişliğine bakıyorum ve büyük üstad Bob Marleyin bu dizelerini aklıma getiriyorum;
"get up, stand up: stand up for your rights!
get up, stand up: don't give up the fight!"
Yetmedi mi Demirören?
O zaman mücadelemiz yeni başlıyor!!!
Etiketler:Exavier Mcdaniel | 16
Yorum
18 Ocak 2010 Pazartesi
Meğer Sen De Karton Aslanmışsın Ahmet Çakar!
Jessie kısa ve öz bir post eklemiş aslında Ahmet Çakar'la ilgili ama ben konuyu biraz daha uzatayım dedim. "Ahbap Çavuş" videosundan zaten serhat Ulueren'in ne olduğunu görüyor, Sinan Engin'in ne olduğunu duyuyoruz. "Onu sorma bunu sor", "Fikret'i bitir" muhabbetleri malum. Bu iki adamı hadi geçtim, peki sivri dilli, aklına geleni soran, telefonla bağlananı, konuk olanı sorularınla sıkıştıran sen, "ne yaptın dün Ahmet Çakar" demezler mi adama?
Beşiktaş'la ucundan köşesinden ilgisi olan her insanın aklına gelebilecek, Demirören'i kenara sıkıştırabilecek, terletecek hatta oradan kaçıracak soruların hangisini sordun? Hatta programın sonunda öyle sevimli buldun ki Demirören'i, "kalkıp şimdi yanağından makas alacak Ahmet Çakar" dedim. Dün gece gördük ki gerçek "karton aslan" senmişsin Ahmet Çakar...
Etiketler:Ahmet Çakar,Exavier Mcdaniel | 8
Yorum
9 Aralık 2009 Çarşamba
Almanlar Yenilince Biz De Yenilmiş Sayıldık!
1. Dünya savaşı ile ilgili taa ilkokulda öğrendiğimiz klasik bir laf vardır ya hani "Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık" diye. Ekşi sözlükte falan da bolca geyiği yapılır. İşte CSKA maçı da böyle bir sonuca sebebiyet verebilecek bir maçtı bizim için. Fakat daha kadrolar açıklandığında yanımdaki arkadaşıma dönüp "ulan beraberlik işimizi görüyo da benim mi haberim yok lan" dedim. Sahada sanki beraberlik için çıkmış bir kadro vardı.
Neyse esas bu yazıda anlatmak istediğim ne sahaya dizilimiş ne de Almanların yenilmesiyle alakalı. Belki "entry başlıkla uyumlu değil" bahanesiyle bu yazı kendi kendini 5 saniye içinde yok etmeli bile. Benim gerçekte değinmek istediğim konu, eski açık tarafında bulunan, inönüyü bilenler için söylüyorum ( Orhan Ayhan abimize de selam çakalım) deniz tarafındaki kalenin arkasında olan skorbortta diğer maç sonuçlarının yazmasıyla alakalı. Şimdi diyelim ki yıl 2012, dünya hala yerli yerinde, başkan Yıldırım Demirören değil, teknikdirektör Jose Maurinho ve Beşiktaşım çatır çatır top oynuyor lakin grup güçlü ve iş yine son maça kalmış. Juventus karşısında alacağımız bir galibiyet bizi bir üst tura çıkarabilir ama diğer tarafta da barcelona'nın portoya puan kaybetmesi lazım. Dakikalar 80 ve durum 1-1. Diğer taraftan bir türlü ses gelmiyor derken skorbortta 1-0 Barcelona yazıyor.
Evet dün akşamda maç 1-1 giderken skorbortta 1-3 Manchesterın üstün olduğunu gördük. Acaba sahada "dakika kaç lan acaba" derken bu skoru gören oyuncularımız olmuş mudur? Gördülerse tepkileri ve motivasyonları ne haldedir. Seyirciyi bilgilendirmek açısından güzel bir uygulama olabilir ama takıma ve mücadelesine zarar verebileceği birilerinin aklına hiç gelmemiş midir?
Etiketler:Exavier Mcdaniel | 3
Yorum
5 Kasım 2009 Perşembe
And the Oscar goes to.... Mustafa denizli!
Şampiyonlar liginde "en kötü performans oscar"ını acaba kim alır diye düşünmeye başlayınca bu yazı aklıma geldi. Evet, biliyorum böyle bir ödül yok ve daha 4. maçlar oynandı şampiyonlar liginde. Puan tablolarına baktığımızda en kötü durumda olan belki Beşiktaş değil. Hiç puan alamayan iki takım var; Maccabi Haifa ve Debrecen. Fakat Maccabi'nin grubuna baktığımızda Bordeaux, Juventus ve Bayern'i, Debrecen'in grubuna baktığımızda da Lyon, Fiorentina ve Liverpoolu görüyoruz. Yani bizim grupla kıyaslanmaz bile. Üstelik her iki takımda 4. torbadan geldi biz ise 3. torbadan. Bu iki takımdan Beşiktaşla kötü oyun açısından boy ölçüşebilecek olanı Maccabi yine de. Henüz golleri dahi yok. Debrecen ise puan alamasa bile futbol adına birşeyler ortaya koyuyor.
Gelelim bizle birlikte "1" puanı olan takıma; APOEL. Tek puanlarını kendi sahalarında Athletico Madrid önünde aldılar. Diğer maçlarında hep tek farklı yenildiler ve asla kolay teslim olmadılar. Diyeceğim o ki belli bir sistemleri iyi kötü var ve Beşiktaştan daha iyi durumdalar.
Buradan 4 puan toplamasına rağmen belki de en kötü olabilecek performansa geçelim. Şampiyonlar ligi gruplarına seri başı olarak katıldılar. Lakin şu an sadece 4 puanla grup 3.süler ve işleri mucizelere kaldı. Bahsettiğimiz takım elbette Liverpool. Gerard olmayınca bu takım sıradanlaşıyor, sanki Al pacino'nun oynamadığı bir Scarface havası alıyor. Beşiktaşta ise kim oynarsa oynasın ya da kim sakat olursa olsun hiçbir şey değişmiyor. Nasıl olsa Beşiktaş her hangi bir sistemle oynamıyor.
Neyse bırakalım bunları gelelim sadete. Liverpoolu bir tarafa koyalım. Adamlar 10 senedir şampiyonlar ligine damga vuruyorlar ve arada bir kötü sonuç alma hakları olsun o kadar. Beşiktaşla kıyasladığım 3 takım hangi ülkelerin takımları; biri İsrail, biri Macaristan, diğeri Kıbrıs Rum Kesimi. Aslında gruplarda bir de oldukça başarılı bir Romen takımı var ama onun performansı Beşiktaşla kıyaslanmaz dahi. Bunlara bakarak benim oyum son 2 maç öncesinde Mustafa Denizliye diyebilirim. Açıkcası Manchester maçına da Mustafa hoca'nın "aman Ertuğrul gibi fark yemiyeyim de" diyeceğini ve oldukça defansif bir kadroyla çıkıp her halukarda mağlup olacağını düşünüyorum.
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Mustafa Denizli,Şampiyonlar Ligi | 13
Yorum
6 Ağustos 2009 Perşembe
Küfürbaz Rüştü'ye 3 Maç Ceza
Bilen bilir kendisi antipatik, küfürbaz, çirkef bir yapıya sahip, takım arkadaşları tarafından bile sevilmeyen, bu tarz davranışları neticesinde Milli takımda bile düşünülmeyen, Beşiktaş'ta oynamasından utanç duyduğum bir adamdır Rüştü Reçber (!). Fenerbahçe maçında da hakeme küfretmiş. Etmiştir hiç şüphem yok (!). 2 sezon öncede ceza sahasında topu elle kesince hakem haklı olarak oyundan atmış, yan hakeme etmediğini bırakmamıştı (!).
Elbette işin aslı bunların tam tersi ama Fenerbahçe kupa maçındaki hakem yönetimi ve sonrasında gelişen bu olayla anlaşılıyor ki Beşiktaş'ın işi bu sene hiç kolay olmayacak. Birileri "3 sene üst üste şampiyon olacağız" derken bir bildikleri vardı elbette. Öyle bizim başkan gibi gaza gelip "Biz beş sene üst üste şampiyon olacağız" deyip sallamıyorlardı.
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Rüştü Reçber | 16
Yorum
4 Ağustos 2009 Salı
Geleceğe 10.5 Numara Transferi
Bu sabah spor sitelerinde okuma fırsatım oldu. Bozuyükspor'un "Kaka"sı Beşiktaş'a transfer olmuş. 2 dil bilen, kültürlü, oyun stili Kaka'ya benzeyen bir çocukmuş. Yaşı da 18 zannedersem.
Şu 10,5 numara arayışları içerisinde Beşiktaş bu seneden ümidi kesip geleceğe mi yatırım yaptı acaba? Hiç sanmıyorum ama umarım Beşiktaş'taki geleceği Aydın Karabulut'lara, Serdar Kurtuluş'lara, Okan Koç'lara, İbrahim Akın'lara, Burak'lara (artık durmam lazım) benzemez bu genç adamın...
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Onur Bayramoğlu | 7
Yorum
10 Temmuz 2009 Cuma
Çankaya Köşküne Duyurulur: "Lonny Baxter Beşiktaş'ta"
Lonny'i bilenler "şimdi bu başlık ne alaka " demeyecektir elbette. Bundan 3 sene önce beyaz saray'a karşı bir jipin içinden ateş etme muhabbeti olmuştu lonny'nin ve ben de o zaman Ekşi Sözlük'e yazmıştım bu olayı. aradan neredeyse 3 sene geçmiş ve Lonny Türkiye'nin yolunu tutmuş. Hayırlısı olsun diyelim Beşiktaş'a. Umarım parasını zamanında alamayıp giden diğer basketbolcuların durumuna düşmez Beşiktaş'ta.
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Lonny Baxter | 2
Yorum
Kalk Ayağa Be Vedat Abi!
Duyduğum kadarıyla durumu pek iyi değilmiş ve yoğun bakıma kaldırılmış bugün itibariyle. Oysa ki "beni Beşiktaş'ın şampiyonluğu ayağa kaldırır" demişti. Daha ne istiyosun şampiyon işte Beşiktaş'ın kalk ayağa be abi!!
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Vedat Okyar | 6
Yorum
18 Haziran 2009 Perşembe
Turgay Demirel
Biz bu abiyi Galatasaray'lı bilirdik ama son yaşananlar ve yazılıp çizilenler gösteriyor ki o da eski Galatasaray'lılardan (bkz:Emre Belozoğlu). Beşiktaş klübünün istemediği ve desteklemediği bir adamdı ama diğer klüplerimizden gayet büyük destekler alarak yoluna devam etti. Hatta Beşiktaş Cola Turka şube direktörü Hasan Bozkurter zamanında kendisi için epey ağır laflar etmişti.
Şu anda Türk basketbolunun geldiği yere bakıyorum da; böyle bir lig, böyle bir Milli Takım başka hangi Avrupa ülkesinde var acaba? Ülker'in sponsor olduğu üç takım Beko Basketbol Ligi'nde, Efes Pilsen yavrusu Daruşşafaka ile aynı ligde. Milli takımın hocası Fenerbahçe Ülker'in de hocası ve genç oyuncular Tanjevic ve Demirel'le Fenerbahçe'ye gelmeleri için ikna ediliyor. Alpella diye bir takımdan sezonun ortasında en değerli oyuncuları apar topar Fenerbahçe Ülker'e getiriliyor. Başka bir ülkede bunlar yaşansa kıyamet kopar diyeceğim ama zaten yaşanması mümkün değil.
İimdi seneye Beko Basketbol Ligi başlayacak ve biz burada takımımızla ilgili birşeyler yazmaya çalışıcaz (Tabi yönetim konuşulacak bir takım bırakırsa). İyi de balık baştan kokar misali (Artık kokmak ta değil, çürümüş resmen) başkanı bu olan ligin nesini yazacağız?
Ben kendi namıma Turgay Demirel'e e-mail atıp istifasını istiyeceğim. Lakin ülkemizde yeri geldiğinde istifa etmenin bir erdem olduğunu bilen insan sayısı galiba çok az.
Etiketler:Efes Pilsen,Exavier Mcdaniel,Fenerbahçe Ülker,Turgay Demirel | 6
Yorum
28 Mayıs 2009 Perşembe
Mehmet Topuz Transfer Dönemi Başladı
Evet, Beşiktaş'ın Mehmet Topuz, Galatasaray için Morientes, Fenerbahçe için Ronaldinho transfer dönemi resmen başladı. Bazı sitelerde Beşiktaş'ın Mehmet Topuz'la kesin olarak anlaştığı iddia ediliyor. Anlaşıldıysa Beşiktaş'ın kasasından bu adam için ne kadar para çıkacak? Bence 5-6 milyon Eurodan azı çıkmaz. Peki Mehmet Topuz bu kadar eder mi? Türk futbolcu olduğu için ve pek bir alternatifi olmadığı için ne yazık ki eder diyenlerdenim.
Mehmet Topuz gelirse Beşiktaş'a ne kadar faydası olur? Açıkcası bu mevki Beşiktaş'ın yıllardır eksikliğini hissettiği bir yer ve ne olursa olsun faydalı olacağını düşünüyorum. Bu konuda sizlerinde görüşlerini alayım dedim. Ha, bu arada bloga yazdığım ilk başlık. Acemiliklerim olabilir. Resmi koyabildim mi ondan bile emin değilim.
Etiketler:Exavier Mcdaniel,Mehmet Topuz | 78
Yorum
22 Mayıs 2009 Cuma
90 TL ve Bedava Girenler
Türkiye enteresan bir ülke. Şekil intizamı diyeceğim, o bile yok. Kale arkasından, girişi çıkışı sıkıntılı stadyumda maç izlemenin bedeli 90 TL olabiliyor. Bunda sorun yok, belirlenen fiyat tarifesi budur dersin, gitmezsen de gitmezsin. Peki stadyuma onun bunun aracılığıyla, yine yönetimin stratejileri sonucu girenlere ne demeli?
Exavier Mcdaniel henüz blogger'ı kullanmayı öğrenemedi ama bakın ne yazmış dünkü basketbol maçı için; "Bu arada, maç için gişeden bilet almaya gittiğimizde arkamızdaki bir grup "adamlara bak lan! salaklar para verip bilet alıyorlar" dedi. Sonra herifin biri gelip hepsine bedavadan bilet dağıttı."
Bunun böyle olduğunu sen biliyorsun, ben biliyorum, herkes biliyor. Ama kimsenin ağzını açıp söylediği tek laf yok. Ondan sonra bilet parasını verip salona giren insanlar "salak" oluyor. Salağız tabi, millet kendi rantının peşinde biz Beşiktaş'ın. Beşiktaş ne ki ulan. Adamın yiyecek yemeği yok, her sene kombinesi var. Bana kimse Beşiktaş aşkından falan bahsetmesin arkadaş.
Bizim kulübümüz bize bunu layık görüyor. Bunun adı da asla, "yaa parası olmayan ne yapsın" savunması altında mazur görme eylemi de değildir. Dersin ki parası olmayan taraftarlarımıza şu kadar bilet ayırıyorum. Onu da şu şu kriterlere haiz gençlere veriyorum. Hani olacağından değil de...
Sonra maçın en kritik saniyesinde "haydi kartal haydi kartal haydiiii" diye dandik ötesi bir tezahürat duymak zorunda kalıyoruz. Adamın, adamların basketbolun b siyle alakası yok ki. Ayrıca olması da gerekmiyor. Alakası olmayan maça gelmeyecek, bu kadar basit. Kimse Beşiktaş'ın profesyonel taraftarı değil.
Daha uzun tartışılacak bir konu olduğu açık. Dünkü maçtan hareketle bir şeyler karalamak istedim. Bir tarafta planlı programlı olarak maçlara bedava giren, hatta üzerine de para kazanan bir kitle varken kale arkası biletini 90 TL yapmak hepimize ana avrat küfretmektir. Bu, açık bir "Sizler geri zekalısınız, onlar işini biliyor" mesajıdır. Mesajı alıyor, teşekkür ediyoruz...
Etiketler:Exavier Mcdaniel | 2
Yorum
16 Ocak 2009 Cuma
Hepimiz Hoşgeldik
Jessie mesaj atmış sözlükten, güzel bir blogumuz var, yazmak isteyenlere kapımız açık diye. Ben de naçizane bir Beşiktaş taraftarı olarak bu daveti kabul ettim. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemeden önce kendim hakkında kısa bir özet geçeyim;
Simplextablosu nicki ile ekşisözlükte 2002nin sonlarından bu yana entryler girerim. Külliyatın önemli bir kısmını da Beşiktaş ve Beşiktaş ile ilgili konular oluşturur. Futbolun taktik varyasyonlarını tartışmak hiç bana göre olmadı. Ben tribünü hep daha çok sevdim. Tribünlerin dinamiklerini, tezahüratlarını, protestolarını, günahlarını sevaplarını, dostluklarını, düşmanlıklarını kısacası herşeyini bilmek, tartışmak bana daha cazip geldi. Hala da ne zaman maç seyretsem, tribünleri seyredip dinlemekten kimin nerde nasıl oynadığını kaçırırım. Doğma büyüme Bursa'lıyım. 6 yaşımdan itibaren de çocuk aklımın verdiği ani bir kararla Beşiktaş'lı. Tribünle Bursa'da tanıştım. İstanbul'a yerleşmeden önceki iki sene kombine alıp maçlara gidiyordum. Sonra İstanbul ve İnönü'ye kavuşma sezonum nihayet 2008-2009 olarak tarihe kayıt yaptırdı. Burda da yeri geldikçe Beşiktaş'tan, meşhur tribünlerinden, gelen eleştirilerden, övgülerden bahsetmeye çalışırım diye tahmin ediyorum. Hadi bakalım, hepimiz hoşgeldik, hepimiz hoşbulduk.
Ha birde bu işin sonu güzel bir "Büyük Beşiktaş Zirvesi"ne giderse de, ne ala!
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-