.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Rüştü Reçber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rüştü Reçber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2010 Pazartesi

Rüştü Futbolu Bırakıyor ?

" Beşiktaş Basın Sözcüsü ve Sağlık Kurulu Başkanı Mete Düren'le görüşen Lig TV'nin muhabiri Ömer Güvenç, Beşiktaşlılar'ı üzecek haberi Futbol Gündemi'nde açıkladı. Güvenç'in verdiği bilgilere göre; tecrübeli futbolcunun dizindeki sakatlığın geçmediğini belirten Düren, Rüştü'nün futbolu bırakması gerektiğini açıkladı... "
13 Eylül 2009 Pazar

Rüştü Reçber, Matteo Ferrari ve Tomas Sivok

Beşiktaş'ın Savunması İyi Mi? Düne kadar Beşiktaş için kullanılan ve kabul gören bir kalıp vardı; Beşiktaş'in savunması iyi. Biz de biraz da duygusallıkla inandık ve kabul ettik. Lakin hayatın gerçekleri bize bazı şeyleri çok geçmeden hatırlattı. Zaten hatırlatmasa futbol futbol olmaz, zar atıp oynanan bir oyun olurdu. Zapotocny'nin gönderiliş ve Ferrari'nin takıma katılış sürecini, oyuncu maliyetlerini, kalitelerini çokça konuştuk zaten. Bugün itibariyle Zapotocny'nin Ferrari'den daha iyi bir oyuncu olduğunu söyleyen, ima eden kimse kalmamıştır diye düşünüyorum. Yanına da Tomas Sivok gibi Çek Milli seviyesinde bir oyuncu koyduğunuz zaman orayı kapatmış oluyorsunuz. Ligin kalitesi oranında da -bugünkü gibi- en iyi tandeme ulaşmış oluyorsunuz. Ama ülkemizde futbolun algılanış biçimi, futbolun doğasının oldukça dışında. Örneğin birileri çıkıp dünkü maç için, "Milan Baros oldukça etkiliydi" diyebiliyor. Hatırlarsınız, biz Fink iyi oynadı, Alex'i iyi savundu dediğimizde "ama Alex 2 gol attı" denebiliyordu. Sanki Alex savunması sadece Fink'e ait bir görevmiş gibi. Futbolu bir bütün olarak algılamadığınız zaman bu tip hataları yaparsınız. Baros gol attığı için onu savunan Tomas Sivok'a kötü dersiniz. Karşınızda da futboldan anlamayan bir kitle varsa bunu bir güzel yedirirsiniz. "1"-4-3-3 Kaleci ise diğer on oyuncudan farklı bir özellik taşıyor. Zira hiç bir taktik dizilimde kalecinin adı geçmiyor. 1-4-3-1-2 yazanı görmedim. Yani oyunun taktiksel yönüne etkisi oldukça sınırlı. Taktik tahtasında adı bile geçmiyor. Onun görevi ve sınırları çok net. Ancak ne komik, onun yaptığı veya yapmadığı hatalar diğer oyuncuları direkt olarak etkiliyor. Beşiktaş'ın yediği ilk iki golde savunmanın belirgin bir hatası olmamasına rağmen bir gazetemizin fotoğraf altı yazısına "Tomas Sivok vatandaşı Milan Baros'la atışmak dışında bir şey yapamadı" cümlesini yazdırabiliyor. Büyük düşünürümüz Haşmet Babaoğlu'nun ilk gol yorumu da ilginç; "Matteo Ferrari'ye baktım, İtalya'ya dönmek ister gibiydi." Esasında olayın düğümlendiği yer belli. Eğer kalende iyi bir kaleci yoksa, savunma anlayışın ne kadar iyi olursa olsun direnemiyor, oyunu tutamıyorsun. Bu mümkün değil. 12 kişi oynayıp Rüştü'nün hatalarını kapatma işini de birine vermen gerekiyor. İşin acı bir tarafı da var açıkçası. Rüştü'nün ne durumda olduğunu zaten 1 senedir Beşiktaş maçlarını izleyen herkes görüyordu. Geçtiğimiz sene kaybettiğimiz 4-2'lik Galatasaray maçını hatırlayalım. Sektirdiği top Servet'in vuruşuyla ağlarımıza gidip maçın başında yenik duruma düşmüştük. Bugün hepimiz biliyoruz ki 1000 defa Galatasaray-Fenerbahçe deplasmanına gitsek 1000 defa bizi yakacak bir kaleciyle karşı karşıyayız. Bu bir değil, iki değil. Yarın oynasak "üç değil" diyeceğiz. Zaten üçü beşi de geçti. Benim anlamadığım şu, Rüştü'nün bu durumu ortadayken bunun çözümü için neden gerekli adımlar atılamıyor, neden illa bu geçişleri çok sert şekillerde yaşamak zorunda kalıyoruz. Yarın 2 maçta daha hata yapsa Rüştü birden istenmeyen adam ilan edilmeyecek mi? Elbette edilecek. Edilecekse bunu önlemenin yolu Rüştü'yi değil Hakan'ı kaleye koymaktır. Hakan Rüştü'den bile iyi değilse Hakan'ı da gönderip bir adet "kaleci" almaktır. Bugün 0 bonservisle alabileceğiniz onlarca kaleci var. Leo Franco da bunlardan biri. Bir Leo Franco getirmek çok ciddi bir transfer başarısı olmasından öte Avrupa futbol piyasası için "sıradan" bir transferdir. Bu "sıradan" transferi de planlayamamak, işte o çok enteresan. Bakın yabancı kısıtlaması vs gibi detaylara girmeye gerek yok. Rüştü futbolu bıraktığında yerine konacak isim kim? Bunun bile planlanmış olması gerekmez mi? Rüştü Reçber Olsa Olsa Tomas Zapotocny'nin Takım Arkadaşı Olabilir... Bugün Tomas Zapotocny'i gönderip Matteo Ferrari'yi getirerek hiç şüphesiz ortaya bir hedef koymuş olduk. Bu hedef Şampiyonlar Ligi üçüncülüğü de olamaz, kimse kusura bakmasın. Ben Ferrari transferini hiç bir şekilde eleştirmedim çünkü Ferrari, Zapotocny'den çok daha iyi oyuncuydu ve Beşiktaş'ın hedefleri olacak idiyse o transfer gerçekleşecekti. Rüştü'nün 100 küsür maçlık A Milli takım kariyerine, kişisel gelişimine saygı duyduğumu belirterek; stoperleri Matteo Ferrari ve Tomas Sivok olan takımın kalecisi Rüştü Reçber olmaz diyorum... Olmadığını da futbolun gerçekleri tüm yalınlığıyla ortaya koyuyor zaten.
6 Ağustos 2009 Perşembe

Küfürbaz Rüştü'ye 3 Maç Ceza

Bilen bilir kendisi antipatik, küfürbaz, çirkef bir yapıya sahip, takım arkadaşları tarafından bile sevilmeyen, bu tarz davranışları neticesinde Milli takımda bile düşünülmeyen, Beşiktaş'ta oynamasından utanç duyduğum bir adamdır Rüştü Reçber (!). Fenerbahçe maçında da hakeme küfretmiş. Etmiştir hiç şüphem yok (!). 2 sezon öncede ceza sahasında topu elle kesince hakem haklı olarak oyundan atmış, yan hakeme etmediğini bırakmamıştı (!). Elbette işin aslı bunların tam tersi ama Fenerbahçe kupa maçındaki hakem yönetimi ve sonrasında gelişen bu olayla anlaşılıyor ki Beşiktaş'ın işi bu sene hiç kolay olmayacak. Birileri "3 sene üst üste şampiyon olacağız" derken bir bildikleri vardı elbette. Öyle bizim başkan gibi gaza gelip "Biz beş sene üst üste şampiyon olacağız" deyip sallamıyorlardı.
5 Ağustos 2009 Çarşamba

Terlik Davasının Ortasında...

Şampiyonlukla biten sezonun startını terlik savaşı vermişti geçen sene... Fotoğraf resmi siteden, kurallarla ilgili olarak eğitim almış futbolcularımız... Terlik savaşının iki mağlubu ve aralarındaki terlikli adam Rüştü... İronik... Belediye maçına da Özkalfa'yı vermiş federasyon... Sarı yine delirtmese tribünü... Bir de yine fotoğraf... Toraman kilo mu almış, ne?
30 Haziran 2008 Pazartesi

Rüştü ve Sezon Planlaması

Milli kaleci Rüştü'nün, Euro 2008'deki performansı malumunuz. Rüştü'yü savunanlar da, "adam ne yapsın, bi yedek kaleciden bu kadar, o zaman Volkan'ı suçlayın" cümleleriyle savunuyorlardı. Yani Rüştü'nün oynamasının suçu Volkan'ınmış. Milli maçlar geride kaldı, yenen de döndü, yenilen de... Peki ya Beşiktaş? 1 sezon daha kontratı olan bu Rüştü'yü ne yapmalı?

Ertuğrul Sağlam açıklama yapmış; ''Rüştü gelmiş geçmiş en iyi kalecilerden bir tanesi. Futbolun içinde bu tür şanssızlıklar yaşanabiliyor. Bir maç önce Rüştü'yü kahraman ilan edenler, bir maç sonra maalesef değişik değerlendirmeler yapabiliyorlar. Bu anlayıştan vazgeçmemiz lazım''

Bunlara lafımız olamaz, tıpkı Fatih Terim'in kendi kafasındaki 23'ü tercih etmiş olması gibi. Ama Ertuğrul Sağlam da şunu asla unutmasın; bu takım kaleci hatasından puan kaybederse bunun sorumlusu Rüştü ve Hakan değil, bu oyuncuları Beşiktaş kalesine koyan yönetim zihniyetidir. Buradaki tercih te Ertuğrul Sağlam'ın olduğu için fatura da onun önüne koyulur.

Rüştü'yü bir maçla yargılamamalıymışız. Sanırım Ertuğrul bizi futbol izlemiyor sanıyor. Rüştü'nün sezon genelinde nasıl bir güvensiz duruşu olduğunu bilmediğimizi sanıyor. Bizi bıraksın Ertuğrul önce Rüştü'yle konuşsun. Rüştü'nün bugün Beşiktaş'la kontratı sona eriyor olsa futbolu bırakmıştı Rüştü. Kontratı sürdüğü için devam edecek. Elinden geldiği kadar da oynayacak. Ama mutlu değil, huzurlu değil. Bir sporcunun, yapmak istediklerini yapamamasının onun psikolojisinde ne gibi etkiler yarattığını görebilen göz var mı merak ediyorum. Rüştü kariyerinin bittiğinin farkında. Artık eskisi kadar atik, çevik, sert değil. Rüştü bunalımda.

Ben şimdi, "Rüştü bunalımda" diyorum, Ertuğrul da "Rüştü dünyanın sayılı kalecilerinden biri" diyor. Sezon ortasında sizlere bu yazımı hatırlatacağım. 1 maç - 2 maç da değil...

Rüştü'nün 1. kaleci olduğu bir takım, lige rakiplerine oranla bir kaç adım geride başlıyor demektir. Beşiktaş'ın böyle bir lüksü yoktur. Rüştü'nün oynamasının suçunun Volkan'ın kırmızı kartı neticesinde olması bile aradaki rekabetin ne kadar orantısız olduğu anlamına geliyor. Beşiktaş'ın kalecisinin bir milli maçta yer alması ve abuk subuk hatalar yapması, Fenerbahçe kalecisinin oynayamayacak durumda olması nedeniyle gerçekleşiyor. Düşünün bu takımlar rekabet edecek...

Milli takım başka bir platformdur. Elinde iyi kalecin varsa vardır yoksa yoktur. Ama kulüp takımları öyle mi? Dünyada milyonlarca kaleci, yüzlerce Beşiktaş kalesini koruyabilecek, Itandje, Volkan kalitesinde kaleci varken, siz Rüştü'nün hatalarını "şanssızlık" olarak nitelendirseniz, "şans" dediğiniz şey rakiplerinizden birinin 2008-2009 senesindeki şampiyonluğuna, sizin de başka ufuklara yol almanıza sebep olacaktır, o da bizim şansımız olsa gerek.

Ara