.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ekşi Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekşi Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ağustos 2017 Cuma

Ekşi Beşiktaş Podcast Bölüm 1

Uzun süredir yapmayı planladığımız ama bir türlü organize olarak gerçekleştirmeyi başaramadığımız podcast programlarının ilkiyle karşınızdayız .

Bu ilk bölümde yeni yazarlardan bendeniz Övünç Şentürk , Mehmet Erdoğan( cochise) ve kurucu ekipten Gürcan Ulusoy ve Burak Tekin ( shelbyl) yer alıyor .

İlk podcast'imiz olduğu için biraz daldan dala konular arasında gezindik , bir takım ses kalitesi problemleri de var mazur görünüz .

Bu ilk bölümde Transferler , şu ana kadar oynanan resmi maçlar , Şenol Güneş ve sonrası , yerli oyuncu talebi , FFP gibi konuları konuştuk , detaylı bilgiye youtube linkindeki açıklamalardan da ulaşabilirsiniz .

İlerleyen dönemlerde içeriği çeşitlendirerek kendini ve hali hazırda sosyal medyada yer alan yorumları tekrar etmeden keyifle dinleyebileceğiniz bir seri yaratmayı amaçlıyoruz . Umarım beğenirsiniz .

İyi Seyirler :







30 Temmuz 2016 Cumartesi

Ekşi Beşiktaş İlk 11 Anketi Sonuçları


Geleneksel 2. EkşiBeşiktaş ilk 11 anketini çok da sürprize açık olmayan bir şekilde tamamlamış bulunuyoruz , katılım için herkese teşekkürler .

Tahmin edildiği gibi şampiyon takımın iskeleti üzerine yeni transferler yerleşti ve ayrılan önemli isimlerin pozisyonlarına rotasyondan doldurmak yerine transfer beklentisi hakim . Bu bağlamda oluşan 11 aşşağıdaki şekilde . 



Bu isimlere en yakın oy alan diğer oyuncular ve oy oranları ilginç ipuçları da veriyor :


Kaleci : Boyko en başından beri ilk kaleci tercihi olarak yerini kaptırmadı .  Hazırlık kampının hırslı isimlerinden olduğu söylense de takımdan ayrılması kuvvetle muhtemel .

Boyko'nu ardından Fabri %38 oyla 2. sırada . Anketin ortalarına doğru iki youncu eşitlenmiş gibi görünmekteydi . Fabri'nin Hoffenheim maçı performansına rağmen Boyko'nun gerisinde kalışı sakatlık geçmişinden gelen soru işaretinin emareleri olabilir. Tolga'nın %20 oy alabilmiş olması da bir başka kayda değer anektot . Hocanın yerli sevdasına realist bakanlardan veya Milliyetçi arkadaşlardan oy almış olması muhtemel .


Sol Bek : Üzerinde tamamen uzlaşmaya varılan tek oyuncu Adriano . İsmail Köybaşı  takımın şok presinden en fazla top çalma çıkaran 2. oyuncu olmasına rağmen hücumdaki etkinliğinin sınırlı oluşu ve defansif kademe problemleri de fazlasıyla dikkat çekiyordu . Takımda en fazla sırıtan bölgeye Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu görmüş bir oyuncu alarak önemli mesafe aldığımız ortada .

Sol Stoper: Bu bölgede Marcelo %44 oyla aslında en fazla tercih edilen oyuncyudu lakin sağ stoperde daha fazla oy aldığı için o mevkide yer alıyor . %26 oy oranı net bir şekilde stoper ihtiyacımızı ortaya koyacak kadar güçlü değil gibi zira diğer alternatifler de ciddi oy oranına sahip.

Dusko Tosic'in de %25 gibi ciddi bir oy oranı var . Sanırım Tosic'in sezon bitiminde verdiği katkı kendisini taraftar nezdinde rotasyonun parçası yapmayı başarmış . Bununla birlikte eldeki stoperlerden Milo ve Rhodolfo sadece 2'şer oy almış. Rhodolfo'nun ana seçeneklerde olmamasının da etkisi olabilir fakat en az 2 ay daha ilk 11'de oynamasının beklenmediği söyleniyor. Adriano'nun kampa katılmadığını , Alexis'in Alaves'e gidişi ve Milosevic'in de Olimpiyatlarda oynamak için kamptan ayrıldığını göz önüne aldığımızda takımın şu an orjinal savunma hattından sadece 2 kişi ile çalıştığını söylemek mümkün . Umarım ilerisi için bir uyum sorunu yaşanmaz .

Sağ Stoper: Bu bölgede Marcelo yine önemli bir oy farkı ile en fazla oy alan isim . Geçen seneden taraftar gözünde en fazla kredisi olan stoper . Bunda şampiyonluk maçında attığı gollerin etkisi de yadsınamaz . Kendisini %25 oyla transfer %15 oy ile Rhodolfo takip ediyor .

Sağ Bek :Sağ bek pozisyonu da tıpkı sol bek gibi tartışmaya açık değil . Senelerdir ülkenin en iyi sağ beki olma konusunda haklı şekilde zirvede olan Gökhan Gönül hem sistemin işlerliği hem de karakter olarak takıma en fazla katkı vermesi beklenen isim . Andreas Beck'in istikrarlı performansına rağmen hücum aksiyonları ve etkili bindirme sayısının yetersizliği Beşiktaş'ı böyle bir transfere yöneltmiş olabilir . Yaşı ve kontratın uzunluğu dikkate alındığında kafalarda bazı soru işaretleri oluşması muhtemel olsa da 1-2 sene boyunca ligin en iyi bek ikilisine sahip olacak olmamız bu noktada çok kritik ve önemli .

Merkez Defansif Orta Saha :Burada fazla söze gerek yok . Takımın merkez dişlisi , sistemin kilit adamı , kıymetini yokluğunda anlamadığımız için şanslı olduğumuz Atiba Hutchinson 9 oyluk fireye rağmen ezici üstünlükle formanın sahibi.

Merkez Ofansif Orta Saha :Biliç'in 2 sene süren 2 defansif merkez orta sahalı ileride çoğalma konusunda zaafiyet gösteren Beşiktaş'ında en önemli ve belki de şampiyonluğu getiren değişiklik , Şenol Hoca'nın gözünü kırpmadan bu mevkide Oğuzhan'ı değerlendirmesiydi .Ünal-Tolunay , Emre-Tugay , Colman - Selçuk , Belluschi-Ozan Tufan gibi top kullanabilen , dar alanda top saklayabilen aynı zamanda fizik ve temposu yüksek oyuncuları beraber kullanmayı seven Şenol Güneş Beşiktaş'ta da benzer bir merkez kurdu ve yine tempolu göze hoş gelen bir takım yaratmayı başardı . Bu bağlamda Oğuzhan'ın yerini koruyor oluşu bir sürpriz değil . Bununla birlikte Tolgay'ın %42 gibi ciddi bir oyla onu takip ediyor oluşunda takipçilerimizin Oğuzhan'ı  Sosa'nın mevkisinde değerlendirmelerinin etkisi büyük zira Tolgay o bölgede beklenen transferden çok daha fazla oy almasına rağmen kadroda yer alamıyor . Hocanın hazırlık maçlarında Oğuzhan'ı sürekli forvet arkasında görevlendiriyor oluşu Tolgay'a bir fırsat yaratabilir .

Sağ Kanat :Bu mevkide Quaresma geçtiğimiz sezon büyük çoğunluğumuzu şaşırtarak haklı biçimde Hocanın ilk tercihi haline gelmiş ve ciddi katkı vermişti . Euro 2016 şampiyonu Portekiz'de de rotasyon içerisinde önemli rol oynayınca mevkinin tartışılmaz 1 numarası haline gelmiş durumda. Zaman zaman takımın temposunu ciddi ciddi düşürmesine ve kritik yerlede yaptığı top kayıplarına rağmen , kapanan takımları açma ve oyunu genişletme konusunda önemli etki yaptığı su götürmez bir gerçek . Bununla birlikte şahsi fikrim onu Portekiz'in kullandığı biçimde kullanmak daha efektif olabilir. Burada 2 alternatif ismin sadece %10'ar oy alabilmeleri de Kerim ve Aras açısından düşündürücü .

Ofansif Orta Saha :Bu mevkide çıkan sonuçlar takipçilerimizin sistemden memnun olduğunu gösterir nitelikte . 2.forvet çok fazla tercih edilmemiş . Mevkide en fazla oy alan isim %46 oyla Oğuzhan . Orta sahada Tolgay'ı değerlendirenlerden gelen oylar epeyce yüksek doğal olarak . Bununla birlikte Tolgay'ın da %22 gibi kayda değer bir oran yakaladığını görüyoruz . Tolgay'ın aslen bir 8 numaraya daha yatkın olduğunu düşünürsek çok efektif bir tercih olacağı muamma . Bu noktada Sosa'ya benzer bir tarzda oyunu hızlandıracak , ne zaman tempoyu tutup , ne zaman hızlandıracağını bilen bir oyuncu bulabilmek çok büyük bir sıkıntı olacak gibi görünüyor . Mario Gomez'den çok bu bölge Şampiyon Takımın kafa ayarları konusunda çok daha kritik öneme sahip benim gözümde . Nasıl doldurulacağı çok ama çok önemli .

Sol Kanat :Taraftarın hem sevdiği hem dövdüğü oyuncu Olcay %38 oy oranıyla burada formayı kapmış durumda . En az oyla seçilen 3 mevkiden biri . Diğer mevkilerde oyuncuların farklı pozisyonda değerlendirmeleri ve kalede alternatif sayısının fazlalığı göz önüne alındığında Olcay kadrodaki zayıf halka olarak öne çıkıyor .Aynı zamanda bu mevkide alternatif yaratma konusunda da bir sıkıntı içerisinde olduğumuz da söylenebilir . Burada Quaresma %29 , Aras %19 , Kerim %14 oy almış . Fikret Orman uzun süredir Aras ismi üzerinde duruyor. Hazırlık maçlarında Aras zaman zaman uzak forvet koşuları , kaleyi daha fazla düşünmesi ve defansif görevlerini aksatmamasıyla yarışa ortak olduğunun işaretlerini vermiş olsa da şampiyonlar ligi seviyesinde vasat bir rotasyon olduğunu söylemek gerekiyor .

Forvet:Burada aldığı %47 oy  , Cenk'in geçen sene gösterdiği performansla takımın 1. forveti olabileceği konusunda taraftarı  ikna etmiş olduğunu gösteriyor . Hırsı , bitiriciliği ve pes etmeyişiyle geçen sene gelen şampiyonluğun gizli mimarlarından biriydi Cenk . Lakin yakın bir oy farkıyla transferin gerisinde kalıyor. Takımın diğer iki forvetinin vasat altı oyuncular oluşu ve son 2 senedir çok iyi forvetlere kadroda yer vermeyi başararak bir alışkanlık geliştirmemiz bu noktada bizi yine marka bir isim arayışına itiyor. Mevcut durumda en fazla transfer dedikodusu da bu mevki için .


Anlaşılan transfer gündemi en azından bizim için bir süre daha oldukça yoğun olacak .

16 Aralık 2010 Perşembe

Ekşi Beşiktaş Forum Değildir

Son dönemde yaşananları ve önümüzdeki süreçteki yol haritamızı belirlemesi ve tekrar bir başlangıç olması açısından bu yazıyı yazmayı uygun gördüm.

Öncelikle belirtelim, blogda yaşanan ayrılışların pek azının nedeni blogun yorum kısmıyla ilintiliydi. Bu blog, temelde fikir ayrılıklarından beslenen ve yaşayan bir blog. Ekşi Beşiktaş'ın çok temel bazı konular dışında tüm yazarlarının aynı fikirde olduğu bir konu bulunmamaktaydı. Farklı coğrafyalar, farklı yaşam tarzları, farklı düşünceler kendi taraftarlığımızı da farklılaştırmış idi. Tıpkı yorumcularımızda olduğu gibi. Ayrışmanın sebebi, bu fikir ayrılıklarına gösterilebilen tahammül sınırlarının kabul edilebilir seviyelerin altında düşmesiydi. Bu kişiseldir, blogun problemi değildir lakin bedeli blog ödedi. Bunun okuyucularımız ve yorumcularımızla pek ilintisi yok.

Ekşi Beşiktaş blogunu takip eden bir çok okurumuz, kendi dostlarımız bize aynı şeyi söylüyorlar; Ekşi Beşiktaş daha çok forum tarzına yakınsıyor. Öncelikle bunun ayrımının iyi yapılması lazım. Burası bir blog ve kendisini, okuyucu ve yorumcusuyla var eden bir "blog". Yazar kadrosunun temel işlevi okuyucuda bir soru işareti, bir fikir alanı açıp o konuda tartışılmasını sağlamak. Rodrigo Tabata'nın teknik kapasitesini tartışırken, bir yorumcunun gelip Bernd Schuster eleştirisi yapması hiç birimizin hoşuna gitmiyor, çünkü o yorum, blogun o konuyla ilgili çizdiği tartışma alanını başka yere kaydırmış oluyor.

Bir sonraki maç ile ilgili başlığımız maç gününe 3-4 gün kala açılmış oluyor. Güncel haberleri, gelişmeleri o başlık altında yapıyoruz. Lakin spesifik konulu bir yazı yazıldığında, o başlık altındaki tüm tartışmanın o yazıyı ve o yazı altında yapılan yorumları temel almasını istiyoruz.

Üslup, blogumuzun başından beri üzerinde durduğu ve hatta üzerine titrediği, çözümü de yine Ekşi Beşiktaş ailesine bıraktığı bir alan. Başından beri, eğer biz ortaya bir tartışma konusu atacak ve o konu hakkında yapılan yorumlardan yeni fikirler edinip yeni tartışma konularına yol açacaksak, "yazı denetimi" denen, yapılan yorumların denetimden geçtikten sonra yayınlanması konusunda net bir karşı duruş sergiledik. Ekşi Beşiktaş, fikirlerden öte, tartışılma biçimleriyle de fark yaratsın istedik.

Şüphesiz, popülerleşmenin veya kalabalıklaşmanın blog yorumcuları arasında üslup sorunu yaşayan bazı kişilerin çoğalmalarına sebebiyet verecekti. Bu, tahmin edilen bir durumdu. Lakin, biz bunun da çözümünü okuyucularımıza, yorumcularımıza bırakmayı seçtik. Bunun gerekçesi, bu tip üslup sorunlarının Ekşi Beşiktaş algısı içerisinde kotarılabileceğine olan inancımızdandı...

Ekşi Beşiktaş blogunun, forum olarak algılanması blogun değerini düşürmez. Biz en başından beri bu blogu, tek kişinin gösteri yaptığı, diğerlerinin de "eline sağlık abi" dediği bir platform olarak kurgulamadık. Sizler de bu blogun birer parçasısınız ve belki de Türkiye'de bir çok blogda olmadığı kadar parçasısınız. Blogla ilgili öneri ve düşüncelerinizi eksibesiktas@gmail.com adresinden bize ulaştırabileceğiniz gibi, seviye, üslup, fikir konusundaki çizgilerinizi de "bireysel" olarak ortaya koyup blogun genel konseptine katkıda bulunabilirsiniz.

Bu blog Beşiktaş blogudur. Lakin başarısı, kendisini Trabzonlulara, Bursalılara, Galatasaray ve Fenerbahçelilere de okutmasından kaynaklanır. Burada kendini "Beşiktaşlı" olarak tanımlayıp yazan her yorumcu, blogun baş tacıdır. Fikirleri ciddiye alınır ve okunur. Yorumun ihtiva ettiği fikir ne olursa olsun, saygı gösterilir.

Ekşi Beşiktaş fikirlerin kötülüğünden dolayı değer kaybetmez. Kaybedecekse, zıt fikirlere gösterilmeyen tahammülden dolayı kaybeder. Ekşi Beşiktaş kaybedecekse, üsluptan kaybeder...



Blogu takip eden, seven, kendisini buranın bir parçası kabul eden herkese tekrar hatırlatmak isterim...
6 Aralık 2010 Pazartesi

Rüştü Futbolu Bırakıyor ?

" Beşiktaş Basın Sözcüsü ve Sağlık Kurulu Başkanı Mete Düren'le görüşen Lig TV'nin muhabiri Ömer Güvenç, Beşiktaşlılar'ı üzecek haberi Futbol Gündemi'nde açıkladı. Güvenç'in verdiği bilgilere göre; tecrübeli futbolcunun dizindeki sakatlığın geçmediğini belirten Düren, Rüştü'nün futbolu bırakması gerektiğini açıkladı... "
29 Kasım 2010 Pazartesi

Aşk Mefhumu

Kısım 1:

Herkesin aynı şeye aşık olduğu bir durumda, aşkın sağlıklı yaşanmasını bekleyemeyiz tabii.

Çünkü aşk sevdiğini değiştirmektir bir yerde. Herkesin istediği gibi değişemez aşık olunan.

Aşk bazen sevdiğine kızmaktır. Ama sen kızarken öteki sevişmek istiyorsa orada da bir sorun oluşur.

Aşk kimisi için mantıkla, kimisi için duyguyla açıklanır. Kimisi bir gün "yıkıl git" dediği sevgilisine ertesi gün 38 tane sevgi mesajı yollamaktan haz alabilir, ya da tripler gırla gidebilir bir ilişkide. Kimisi ise bütün sorunlarını oturup konuşup sağlıklı bir şekilde yaşamayı tercih etmiştir.

Ama tüm bu çelişkiler içerisinde bir şeye dikkat etmeli: Herkes burada aşkını paylaşmak istiyor. Ama herkesin aşkı aynı olmak zorunda değil. Herkes aşkını aynı kişilerle yoğurmak zorunda da değil.

Kısım 2:

Ben, yorumculardan alper ile neredeyse taban tabana zıtım hayata bakış konusunda. tribal ile de keza. Siyaset, din, toplum falan konuşsak kimbilir daha kimler ile ne uyuşmazlıklarımız çıkar. Ama bu farklılıklar, arada ortak nokta bulmamıza engel olmuyor. Çünkü ben alper ya da tribal ile anlaşmak zorunda değilim; ama onları anlamak ile mesulum insan olduğum için.

Bu lafı Gürcan etmişti zamanında, çok beğenmiştim. Şimdi yeri gelip onun için de kullanacağımı düşünmezdim.

Ekşibeşiktaş, çok farklı dünyalardan, çok farklı fikirlerden gelen insanların yazdığı ve yorum bıraktığı bir platform. O yüzden burada yazılanların hepsiyle hemfikir olunması imkansız. Ama o yazarların geçmişi doğrultusunda -kendilerini de o yönde ayrıntılı ifade etmişlerse- bir persona oluşturmak imkanlı. Bu persona doğrultusunda da perspektif kazanmanız imkanlı. 

Ben buradaki yazar ve yorumcuların kimilerinden fikri anlamda besleniyorum. Çünkü bana komple bir beyin profili sunuyorlar. Kimilerinden ise -alınmak yok- pek beslenmiyorum. Bu onların dediklerine katılmadığımdan değil, ama persona'larını kafamda oturtamadığımdan. Bir yazar/yorumcu, bir konuda tesadüfen benimle aynı şeyi söylediğinde, o bana bir haz vermiyor.

Şimdi ben kendimi hep uzun uzun açıkladım da, beni herkes komple anladı mı? Yoo. İçinden "özet geç lan" diyen bile var şu an, eğer buraya kadar geldiyse.

Ama işte tam bu noktada başa dönüyorum. Eğer bir aşk varsa ortada, ve biz o aşkı paylaşmak, paylaşarak büyütmek istiyorsak aynı platformda, kendisini anlatmaya çalışanı anlamakla mesuluz.

Ben burada niye yazıyorum? Kendi perspektifimi, içim doldukça, paylaşmak için. Bana kimse buradan para vermediğine göre, her gün yazmak zorunda değilim. Ama bir haber okurum, sıçarken aklıma bir şey gelir sinirim bozulur, gelir buraya yazarım. Yazdığım hep çok doğru düşünülmüş, çok yerinde şeyler de olmaz. Arada beni anlayan/anladığım çıkarsa da ne mutlu.

Anlaşmak değil, anlamak. Anlamak istemiyorsak da - tercihen olmasa da- yok sayma özgürlüğümüz her zaman var. Ama kimseye "Sen de benim gibi seveceksin" diyemeyiz. Sevgimiz/sıkıntımız içimize dolunca anlatmak da bunu demek değildir. Herkesin hissiyatı farklı.

Bunu yapamayacaksak, biz çok yanlış gelmişiz.

Beşiktaş EkşiBeşiktaş'tır

Son bir haftadır gözlemlediğim kadarıyla, eğer illa Beşiktaş şudur diyeceksek; Beşiktaş EkşiBeşiktaş'tan başka bir şey değildir. Kimisi yukarıdaki resimdeki kalbin formülünü sever ona kafa yorar. Kimi o kalbin şekline vurulmuştur ona kafa yorar. Ama Totalde sevilen şey Beşiktaş'tır o da EkşiBeşiktaş'ın ta kendisidir. Bazen bu unutuluyor. Hatırlatma maksatlı bir yazıdır. Kimse üzerine alınmasın. Bu vesileyle hadi bir de soru sorayım. Siz hangisini seviyorsunuz formülü mü şekli mi ? "Bir sen bir ben bir de bebek" tarzı espriler yapanlar süresiz uzaklaştırılacaktır :)
21 Ağustos 2010 Cumartesi

Ekşi Beşiktaş'ın Hikayesi

Bunu bir yazmak lazım sanırım. Bizim nereden gelip, nereye gittiğimizi anlatmak için. Çünkü böyle ekstrem zamanlarda denge kaybı yaşamaktayız. Birisi Şubatta oldu, birisi bu son 48 saatte. Ekşibeşiktaş, öncelikle jessie ve de beautiful freak'in başlattığı bir kendi halinde blogdu. Bu kalabalık yazar kadrosuna jessie'nin ekşisözlük'e "Beyler böyle bir yer var buyurun" demesiyle gelindi. Sebep şu: ekşisözlük'te, son yazar alımlarıyla, adam akıllı futbol konuşmak imkansız hale gelmişti. Çünkü maç başlığı altına siz uzun uzun düşüncenizi yazarsınız, transfer edilecek futbolcu hakkında fikir belirtirsiniz; biri gelir altına "eziklerin çekemediği adam" der, öteki "cincon'un ağzından girip burnundan çıkacağımız maç grooagh!" yazar. Hani bir olur iki olur renk olur, ama siz renk durumuna düşerseniz üzülürsünüz. Biz bu curcunada boğulanlar olarak gelip burada yazalım dedik. En başta da bildiğin ekşisözlük'te yazar gibi takılıyorduk. Yorumlarda moderasyon yoktu, hiçbir zaman koymama kararı aldık. Ama adsız yorumları da, tıpkı ekşi'de olduğu gibi, yasakladık. Amaç, o kalabalıktan sıyrılmış, daha organize, daha çeşitlilik sağlanan bir platform oluşturmaktı. Böyle ortamlarda bir yerden sonra insanlar özelleşmeye başlıyor. jessie, eser, jokond, yuki... Daha ilk paragrafından yazıyı kimin yazdığını anlar hale geliyorsun. Herkesin kafasına taktığı farklı, Beşiktaş'ı sevişi farklı, sevinişi farklı. Düşündüğü farklı, öngördüğü farklı. Düşünsenize, burada 20 tane aynı adam olsaydı burası bu halde olur muydu? Evrimin ve doğal seleksiyonun kanıtıdır Ekşi Beşiktaş. Ve bu çeşitliliği korudukça burada var olacaktır zaten. Yalnız 1.5 yaşımızı geride bıraktığımız bugünde, bazı yanlış anlamalar olabiliyor. Ekşi Beşiktaş kesinlikle ortak hareket eden bir platform değildir. E-mail grubunda ne tartışmalar dönüyor, ne fikir ayrılıkları yaşanıyor, ne acayiplikler var. Ama zaten bu işin tuzu biberi bu. O yüzden, buradaki herkesin fikrinin farklı olduğunu kabul etmek lazım. Ekşi Beşiktaş farklılıkları yaşatmakla övünen bir platformdur. Benim bir yazıya 50 yorum almak, 50'sinin de acayip fikirler olması hoşuma gidiyor. Burada ne polemikler döndü, ne canlar sıkıldı; ama nihayetinde elbet bir uzlaşı sağlandı, öyle ya da böyle. Ekşi Beşiktaş her daim bu çizgide kalacak bir ortamdır. Burada kimse kimseyi hakir ya da üstün görmez, sadece ve sadece farklı görür. Arada benim genel olarak sarkastik yapım yanlış anlaşılabilir, arada jessie'nin üslubu ters gelebilir... Bunlar olur, ama burada altını üstünü her tarafını çizdiğim gerçeklik şudur ki: Burada herkes birdir. Çünkü biz buraya yazmaya başladığımızda misyonumuz belliydi. Beşiktaş sevgimizi ifade edebilmek. Beşiktaşımızı rahatça tartışabilmek. Ürettiğimiz fikirlerin, harcadığımız zamanın "sana gömdüm, ona koydum" arasında kaybolmamasını sağlamak. Sadece maç sonucu eksenli kalmamak, büyük resmi tartışmak. Bizim derdimiz bu. Benim anladığım bu. Saygılarımla, shelbyl
16 Ağustos 2010 Pazartesi

Günün Sorusu

Beşiktaş HJK Helsinki'yle 
16 Sene Önce Eşleşmişti... 

HJK Helsinki'ye Karşı 
İki Maçta Da Kalemizi Koruyan Kalecimizin
Adı / Soyadı Nedir?

Şener Kurtulmuş

Kazananlar: 
  • Pseudotimes (Bilet Talihlisi arkadaşımızın şehir dışına çıkması nedeniyle yeni talihli "ercan" olmuştur. Aşağıda verilen bilgiler kendisi için de geçerlidir. Ercan yarın öğlen 12:00'ye kadar bize ulaşmazsa hakkını bir sonraki talihliye devredecektir...)
  • Oğuz Dikmen
eksibesiktas@gmail.com adresine ad ve soyadınızı yazıp yarın mesai saatleri içerisinde Türk Telekom İl Müdürlüğü'nden Biletinizi Alabilirsiniz.

 Adres: Yıldız Posta Cad. Vefa Bayırı Sok. No:2 
Gayrettepe
Türk Telekom'a Teşekkür Ediyoruz.

HJK Helsinki Maçına İki Bilet - 19:00

Yarınki HJK Helsinki maçı için 2 talihliye birer eski açık bileti hediye ediyoruz...

Saat tam 19'da Ekşi Beşiktaş'ta sorulacak soruya doğru yanıt vererek kazanabilirsiniz.

Kazanmanız halinde Gayrettepe Türk Telekom İl Müdürlüğü'nden kimliğinizi ibraz ederek biletinizi alabileceksiniz.

19:00'da Görüşmek Üzere

İyi Şanslar...

Biletler için Türk Telekom'a teşekkür ederiz...
16 Mayıs 2010 Pazar

Fenerbahçe Maçı Sonrası Ekşi Beşiktaş Mail Grubu

Aga bak, Şurada biz bizeyiz. Benim içimi yakan feci bir şey var. Söz Beşiktaş'a gelince anca birbirimize açılabiliyoruz, başka kimimiz var? Dün akşamdan beri ne giden şampiyonluğa ne de hakemin yaptıklarına üzüldüm. Evet üzüldüm ama sıradan kaybedilen bir maç gibi, hatalar her zaman oluyormuş gibiydi. Beni can evimden vuran şey, o penaltı atışıdır. O topun penaltıda kaleye girmeyişidir. O adam, o beyaz noktayı kazıdıktan sonra, o top gol olmalıydı. İlahi adalet diye bir şey varsa o top gol olmalıydı. Sırf bu şeref yoksunluğu mağlup olsun diye o top gol olmalı ve sonrasında da maçı galip bitirmeliydik. İşte ben bunu yediremiyorum. Hiçbir şey yapamıyoruz, isyan etmekten başka bi bok yiyemiyoruz. Medya onların, federasyon onların, MHK onların, para odakları, iktidarlar onların. Bu çirkef ordusuna karşı tek sığındığımız yerden, futbol ilahlarından neden bir tokat inmiyor? O penaltı neden gol olmuyor? Allah, Tanrı, Yehova, Buda, Maradona veya her neye inanıyorsanız, ona soralım. O penaltı neden gol olmuyor? Neden onlar kazanıyor?

Ara