Nihat Kahveci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nihat Kahveci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Keşke Hiç Dönmeseydin
Nihat Kahveci'nin ikinci Beşiktaş macerası çok büyük ihtimalle sona erdi. Konyaspor maçında saha içinde Quaresma ile kapışan, saha dışında da Turgay Demir'in üstüne zıplamaya çalışan Nihat, o günün hemen ardından Türkiye'den ayrılacağını açıklamıştı zaten. Bugün basında yer alan haberler de sözleşme feshi konusunda kulüple anlaştığını ve Beşiktaş'la ilişkisinin kesildiğini söylüyor.
Nihat'ın Toschak döneminde A takıma yükselmesiyle başlayan, özkaynak düzeninin simge oyuncularından biri haline gelmesiyle devam eden, İspanya'daki muhteşem yıllarıyla zirve yapan kariyerinin Beşiktaş'a dönüşüyle büyük düşüş göstereceği birçok kişinin malumuydu zaten. Ağır sakatlıklar yaşamış, formsuzluğun zirvesinde bulunan, üstüne Fatih Terim egolarıyla donatılıp saha içinde ona buna fırça atan bir fenomene dönüşen Nihat hakkında homurdanmalar da çok kısa süre sonra başlamıştı. Aldığı para, bonservis bedeli, gol atamadığı ve berbat oynadığı maçlar derken, geçirdiği ilk sezonun ardından birçok taraftarın üstünü çizdiği ve hatta nefret ettiği bir topçuya dönüştü Beşiktaş'ın çocuğu. Üstüne yeni bir sezon başladı. Hala ona güvenenler olsa da, Nihat bıraktığı yerden devam etti ve sahada yokları oynamayı sürdürdü. O kötüleştikçe taraftar üstüne gitti, taraftar üstüne gittikçe o daha da agresifleşti, o daha da agresifleştikçe bir şeylerin patlak vereceği anlaşılmaya başlandı ve en nihayetinde bir şeyler patlak verdi. Kavga, küfür, atılamayan goller, alınan yüksek ücret, homurdanan taraftar birleşti ve Nihat'ın ikinci dönemi (çok büyük ihtimalle) sona erdi.
Şimdi 8 numaranın ikinci Beşiktaş seferine zorlandığı günleri hatırlayınca bu sonuca pek de şaşıramıyorum aslında. Şampiyonlukla biten bir sezonun ardından süksenini sürdürmek isteyen yönetimimiz Mehmet Topuz'a Beşiktaş forması giydirip kanal kanal yeni transferini anlatıyordu hatırlarsınız. Sonra devreye Aziz Yıldırım girdi. Uçağına karanlık abileri doldurdu, Kayseri'ye gitti, Topuz'u bizim yöneticilerin elinden aldığı gibi kendi kullandığı arabasına oturtup İstanbul'a döndü. Fiyakası çizilen, şampiyonlukla kazandığı krediyi basiretsizlikle bir anda yeniden sıfırlayan, formayı giydirdiği topçuyu bile ezeli rakibine kaptıran yönetimimizin acilen bir şey yapması gerekiyordu. Taraftarın çok sevdiği, Topuz rezaletini unutturacak, geçmişte yaptıklarıyla camiaya heyecan getirecek biri lazımdı şimdi. Bu adamın yaşadığı çok büyük sakatlıkların ve bir türlü geri dönememesinin bir önemi yoktu. Formsuzluğunun ve isteksizliğinin de bir önemi yoktu. 7 yıl önce 23 yaşındayken ve formunun zirvesindeyken 5 milyon euroya satılan Nihat'a, 30 yaşına ve artık onu taşımakta zorlanan dizlerine rağmen daha fazla para vermek farzdı artık. O para verildi, Nihat'a reddemeyeceği bir maddi teklif sunuldu. Yaşadığı 7 yılın ardından evine dönmeyi 3. görüşmenin sonunda istediğine karar veren ve üst düzey ligde artık tutunamayacağını da gören Nihat ikna edildi ve taraftarın önüne sunuldu. Topuz travmasıyla yazı zehir edilen taraftar Nihat'a sarılacaktı artık. İspanya'da iki kez şampiyonluğu direkten dönmüş, golleri lebleli gibi sıralamış, San Sebastian'da neredeyse efsaneye dönmüş bu adamdan beklentiler de büyük olacaktı elbette.
İşte o beklentiler ağır geldi Nihat'a. Formsuzluğunu bir türlü üstünden atamadı, artık kronikleşen sakatlıklardan bir türlü kurtulamadı, gol atamadıkça aldığı ücreti konuşan yazarlardan bir türlü kurtulamadı, kötü oynadıkça kendisini yuhlayan taraftarın baskısından bir türlü sıyrılamadı ve bugüne gelindi. Beşiktaş efsanesi olarak anılabilecek bir topçu, gözlerimizin önünde küfür edilen, nefret edilen bir haine dönüştü. Şimdi 2 sene önceye dönüyorum da, söyleyebildiğim tek şey keşke hiç dönmeseydin oluyor....
Etiketler:antidoto,Nihat Kahveci | 13
Yorum
28 Nisan 2011 Perşembe
Artık Satmayan Hayal: Nihat Kahveci
"Beşiktaş'a başkan seçildiğimde en büyük hayalim, kulübümüzün alt yapısından yetişen Nihat Kahveci'ye tekrar siyah beyazlı formayı giydirmekti. Nihat, İspanya'da inanılmaz olgunlaşmış, tecrübe kazanmış. İzlediğim antrenmanlarda kendisine olan hayranlığım bir kat daha arttı. Nihat, kritik maçların kilit adamı olacak."
Düşünün, bir Beşiktaş başkanı, en büyük hayalinin Beşiktaş'ın ürettiği, piyasaya çıkarttığı ve sattığı bir değeri satın almak olduğunu ifade ediyor. Bu hayallerin içerisinde yeni Nihat'lar üretmek yok, gelişime dair bir proje yok. En büyük hayal, Nihat'ın geri alınması. Mesela, Beşiktaş 2 sene sonra Necip'i Tottenham'a satsa, 3 sene sonra Demirören'in en büyük hayali Necip'i geri satın almak olacak.
Bu nasıl bir akıl, nasıl bir vizyon, nasıl bir kulüp yönetimi ve bu camia nasıl Beşiktaş olur?
Bu nasıl bir akıl, nasıl bir vizyon, nasıl bir kulüp yönetimi ve bu camia nasıl Beşiktaş olur?
Beşiktaş'ın vizyonunun nasıl adım adım küçüldüğünün bundan iyi ifadesi olamaz.
Nihat, Villareal'deki son döneminde ve hatta milli takımda fiziksel ve psikolojik olarak ne durumda olduğunu ortaya koymuştu. Öyle ki, Nihat'ın Villareal'deki son sezonunda istatistikleri şu şekildeydi;
2008-2009 Sezonu
764 Dakika
0 Gol
Bugün taraftarlar arasında bir Anti-Nihat cephesi oluşmuş durumda. "O kadar para alıyorsun ama oynamıyor, mücadele etmiyorsun!". "Quaresma sana pas vermemekte haklı, ben olsam ben de vermem!"
Nihat Kahveci yukarıda yer alan istatistikler ışığında, Beşiktaş'a imza attığı gün, bundan daha iyi futbolcu değildi oysa ki. Yaşadığı ağır sakatlıklar onun bir daha üst düzey futbol oynamasına engel oluyordu. Zaten Villareal'in onu elden çıkarmaya gönüllü olmasının sebebi de oydu. Biliyorlardı ki; Nihat artık "bitik" bir oyuncuydu.
Yine de Türkiye'ye dönmek istemedi. Bir görüştüler olmadı, iki görüştüler olmadı. Mesele maddiyat değildi, Türkiye'ye dönmek istemiyordu. Sonra İzmir'de şampiyonluk kutlamaları sırasında yine görüştüler, o gün Nihat ikna edildi.
Nihat, o günlerde aldığı yüksek maaş nedeniyle şöyle tepki gösteriyordu; "Alan razı, veren razı". Belki de Beşiktaş camiasına "Sizin başkanınızın en büyük hayali, benim geri dönmem ise buna müstehaksınız" diyordu.
Yıldırım Demirören Nihat'ın fiziksel ve performans gerçeklerini umursamadı. Mehmet Topuz şokunun üzerine örtmek adına, kendi vizyonu gereğince yapması gerekeni yaptı. Nihat'ı alamasaydı İlhan Mansız veya Pascal Nouma'yı futbola döndürürdü!
Futbol oyununun yüksek fiziksel gereklilikleri vardır. Fizik olarak bitik oyuncu, koşamadığı gibi, pas veremez, aklından geçeni uygulayamaz, en basit hareketi bile yapmakta zorlanır, psikolojisi yerle bir olur ve daha da beteri...
Zira oyuncunun bir futbol ezberi vardır. Yapabildiğini bildiği hareketler vardır. İşte o hareketleri, o veya bu sebeple yapamaz hale gelmesi çok ciddi bir özgüven sorunu yaratır. Bunun üzerine yüklü bir maaş da alıyorsanız, onun baskısı eklenir, Nihat koşarken tribünden para sallayanlar çoğalır. Tek gereklilik futbol oynamaktır, onu oynayamadığınız anda işlerin daha kötüye gitmesinden başka ihtimal yoktur. Ayağınız yerden kalkmaz, koşmak ister koşamazsınız, fiziksel olarak bitik durumda iseniz "yalandan" hırs gösterisi bile yapamazsınız. Nihat'ın geldiği durum o yüzden hiç şaşırtıcı değil.
Nihat Quaresma'ya pas vermediği için kızıyor. Bu takımdaki benciller listesinin 2. sırasındaki isim de Nihat'ın ta kendisi oysa ki.
İşte şu süreçteki bütün yanlışların sonucu da o. Türkiye'ye gelmek istemeyen bir oyuncu, fizik olarak bitmiş bir oyuncu, sattığı oyuncuyu geri almanın en büyük hayali olduğunu ifade eden bir kulüp başkanı, bir kulüp...
Bugün Beşiktaş Nihat Kahveci'yle sözleşmesini fesh etmek üzere. Nihat'ın tekrar İspanya'ya döneceği konuşuluyor. Real Sociedad'ın ona kapılarının açık olduğu ifade ediliyor. Ne garip değil mi, Beşiktaş'ın çocuğu çoktan Sociedad'ın çocuğu olmuş, zor anında onlar sahip çıkıyorlar.
Özetini geçtiğim şu transfer sürecinde elle tutulur tek doğru karar yok. Bir kulüp başkanı, bir kulübün bütün değerlerini nasıl teker teker yerle bir eder bunun sağlamasını yapıyoruz. Bugün Nihat Kahveci Beşiktaş efsaneleri arasında ismi geçmez durumda.
Yıldırım Demirören kendi hayaliyle birlikte bu camianın değerlerini çöpe atmaktan da hiç gocunmuyor.
Çünkü geldiğinden beri hep hayal satıyor, artık satmayan hayali buruşturup atıyor...
Etiketler:Gürcan Ulusoy,Nihat Kahveci,Yıldırım Demirören | 8
Yorum
26 Nisan 2011 Salı
Nihat Sorunu
Aklımdaydı, talep de gelmiş, açalım, konuşulsun. Fazla ayrıntılandırmayacağım, işim var zira.
Nihat hayal kırıklığı yaratmıştır, orası kesin. Ama olayın derinine inilmeden, bir basın mensubu ile kavga etti diye sözleşmesi feshedilirse, büyük bir yanlış yapılmış olur. Hele ki tarafların birbirlerine husumeti, açıklamalardan belliyken.
Niye temkinliyim? Daha yeni yaşadık. İbrahim Üzülmez'in gönderilmesi doğru bir karardı -zira belli ki yıllardır süren bir sorun var-, ama orada bile Toraman ile Üzülmez arasındaki denge bulunamadı. Onu bırak, Üzülmez ile kulüp arasındaki denge bile bulunamadı.
Nihat'ı bu parayla buraya getiren sizdiniz, Mehmet Topuz'u unutturmak için. Ne Nihat Nihat oldu, ne biz ona geri ısınabildik ve hatta bilakis soğuduk bile.
Ama bu olay, tüm duygulardan bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Taraftar biziz, taraf oluruz, köşe yazarı onlar, yazarlar; ama siz yönetimsiniz.
Bu sefer yönetin.
Nihat hayal kırıklığı yaratmıştır, orası kesin. Ama olayın derinine inilmeden, bir basın mensubu ile kavga etti diye sözleşmesi feshedilirse, büyük bir yanlış yapılmış olur. Hele ki tarafların birbirlerine husumeti, açıklamalardan belliyken.
Niye temkinliyim? Daha yeni yaşadık. İbrahim Üzülmez'in gönderilmesi doğru bir karardı -zira belli ki yıllardır süren bir sorun var-, ama orada bile Toraman ile Üzülmez arasındaki denge bulunamadı. Onu bırak, Üzülmez ile kulüp arasındaki denge bile bulunamadı.
Nihat'ı bu parayla buraya getiren sizdiniz, Mehmet Topuz'u unutturmak için. Ne Nihat Nihat oldu, ne biz ona geri ısınabildik ve hatta bilakis soğuduk bile.
Ama bu olay, tüm duygulardan bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Taraftar biziz, taraf oluruz, köşe yazarı onlar, yazarlar; ama siz yönetimsiniz.
Bu sefer yönetin.
Etiketler:Nihat Kahveci,semioticus,Shelbyl | 22
Yorum
22 Ekim 2010 Cuma
Beşiktaş'ın Çocuğu Nihat Kahveci
Porto maçının 3. dakikasında Bobo Nihat'a muhteşem bir pas verdi, Nihat kendisine basan rakibine oranla kuvvetsiz kaldığı için gol yapamadı, aldığı topu kalecinin üstüne vurdu. Buraya kadar sorun yok, herkes kaçırabilirdi o topu. Sonra kalecinin çıkardığı top oyunda kaldı, döndü Bobo'ya gitti. Bobo önünde kalan topu kötü bir vuruşla auta yolladı. Nihat iki kolunu havaya açıp Bobo'ya koştu. bağırdı, çağırdı...
Düzeltme: Okuyucu yorumlarında Nihat'ın Bobo'ya değil, kendisine penaltı yapıldığı için hakeme bağırdığı söylenmiş. Benim tribünden gördüğüm-aklımda kalan Bobo'nun üzaerine doğru gittiği idi. Tv özetlerinde olay 1 saniyelik gözüküyor, o yüzden emin olamadım. Hatam varsa affola. Ama bunu sadece son maçtan bir örnek olarak olarak vermiştim. Yazıda savunduğum fikire herhangi bir etkisi yoktur. Uyarılar için teşekkürler.
Bir kaç haftadır oyunda yoktu Nihat. Oynadığı zaman da çok kötü dahi oynamıyor. Bobo'dan, Ernst'ten, Guti'den, Toraman'dan, Üzülmez'den daha çok para alıyor. Taraftar 10 sene öncesinin hatrına 'Beşiktaş'ın çocuğu' diye çağırıyor hala tribüne Nihat'ı.
Nihat bunu hep yapıyor, Bobo'ya bağırıyor. Quaresma'ya çemkiriyor. İsmail'i, Necip'i azarlıyor. Saha içinde sürekli emirler yağdırıyor. Kendi kaptırdığı toplardan sonra kesinlikle dönüp kendisine pası veren oyuncuya kızıyor. Ofsayta düşüyor, arkadaşına bağırıyor. Ofsayta pas atıyor, ofsayttaki adama kızıyor. Canı istiyor duran topu alıyor, canı istiyor gidin korneri atın diye işaret ediyor. Bunları yapınca Bobo, Quaresma belki umursamıyor ama Necip'in, İsmail'in moralini bozuyor. Sahada kollarını açıp efe efe yürüyor. Fatih Terim'in sahadaki yansıması olarak hem de maalesef Beşiktaş formasıyla geziniyor. 2 senedir takımın ritmini bozuyor.
Ben Nihat sadece kötü oynasa susardım. Hatta sahiplenirdim de onu; Nihat bu takımın evladıdır, şaşırmayın diye. Nihat'ın sorunu maalesef kötü oyunu değil, tavırları. Nihat dönüp hala kendine bakmış gibi gözükmüyor. Bu taraftar da çok sabırlı. Hala Beşiktaş'ın çocuğu diye çağırılıyor. Nereye kadar gider bilmiyorum.
Dün ben, Porto maçında yeter dedim en sonunda. Milli takımdaki mafyalaşmış futbolcu yapısının bu parçasının Beşiktaş'ta yerinin olduğuna inanmıyorum. Ve kendi çapımda Nihat'a kırmızı kart çekiyorum. Ne halin varsa gör arkadaşım.
Bir kaç haftadır oyunda yoktu Nihat. Oynadığı zaman da çok kötü dahi oynamıyor. Bobo'dan, Ernst'ten, Guti'den, Toraman'dan, Üzülmez'den daha çok para alıyor. Taraftar 10 sene öncesinin hatrına 'Beşiktaş'ın çocuğu' diye çağırıyor hala tribüne Nihat'ı.
Nihat bunu hep yapıyor, Bobo'ya bağırıyor. Quaresma'ya çemkiriyor. İsmail'i, Necip'i azarlıyor. Saha içinde sürekli emirler yağdırıyor. Kendi kaptırdığı toplardan sonra kesinlikle dönüp kendisine pası veren oyuncuya kızıyor. Ofsayta düşüyor, arkadaşına bağırıyor. Ofsayta pas atıyor, ofsayttaki adama kızıyor. Canı istiyor duran topu alıyor, canı istiyor gidin korneri atın diye işaret ediyor. Bunları yapınca Bobo, Quaresma belki umursamıyor ama Necip'in, İsmail'in moralini bozuyor. Sahada kollarını açıp efe efe yürüyor. Fatih Terim'in sahadaki yansıması olarak hem de maalesef Beşiktaş formasıyla geziniyor. 2 senedir takımın ritmini bozuyor.
Ben Nihat sadece kötü oynasa susardım. Hatta sahiplenirdim de onu; Nihat bu takımın evladıdır, şaşırmayın diye. Nihat'ın sorunu maalesef kötü oyunu değil, tavırları. Nihat dönüp hala kendine bakmış gibi gözükmüyor. Bu taraftar da çok sabırlı. Hala Beşiktaş'ın çocuğu diye çağırılıyor. Nereye kadar gider bilmiyorum.
Dün ben, Porto maçında yeter dedim en sonunda. Milli takımdaki mafyalaşmış futbolcu yapısının bu parçasının Beşiktaş'ta yerinin olduğuna inanmıyorum. Ve kendi çapımda Nihat'a kırmızı kart çekiyorum. Ne halin varsa gör arkadaşım.
Etiketler:Nihat Kahveci,Purplepurple | 33
Yorum
19 Eylül 2010 Pazar
Gülden kale düştü
Geri döneceğini öğrendiğimizde nasıl da sevinmiştik halbuki. Galatasaray'ın öz çocuğu Arda, Fenerbahçe'nin evladı Tuncay takımlarında parlarken, taraftarının içini ısıtırken biz Beşiktaşlıların bir tarafı eksik kalmıştı. Kendi öz çocuğumuzu en iyi zamanında iki kuruş para uğruna yaban ellere göndermiştik. Aradan geçen sekiz yılda hep göğsümüz kabarmıştı, Can Bartu'dan bu yana ilk defa bir Türk futbolcu Avrupa'da bu denli ses getiriyordu. Oynadığı bütün takımlarda formanın hakkını verdi, golleriyle jenerikleri süsledi. Bugün İspanya'da yoldan geçen üç kişiyi çevirin, ikisi size Nihat ile ilgili saygı duyulacak sözler söyleyecektir.
İşte tam da bu sebeplerden dolayı Nihat'ın Beşiktaş'a yani yuvasına dönüşü bizim için önemliydi. Yılların hasreti sona erecek ve Beşiktaş'ın çocuğu Nihat o müthiş hızı ve golleriyle bir kez daha tribünleri ayağa kaldıracaktı. Ama olmadı, aldığı yüksek paraya, gösterilen inanılmaz sabıra rağmen ilk sezon hiçbir şey olmadı. Nihat her geçen maç daha da kötüye gitti, fiziken dibe vurdu. Olmayacak goller kaçırdı, akıl almaz pas hataları yaptı, bazı maçlarda ayakta bile kalamadı.
İmza atar atmaz 28 gün askerliğe gitmesinin yıpratıcı etkisinden dem vurduk, sekiz yıllık İspanya macerasından sonra adaptasyon sürecinden destek aldık, üst üste yaşadığı sakatlıkların vergisini ödedik. Koskoca bir sezonu bomboş geçen Nihat, yine de ligin son İnönü maçında alkışlarla uğurlandı soyunma odasına.
Schuster'in gelişiyle takımın hücum yapısı tekrar elden geçirildi. Yeni takviyeler, yıldız isimler derken Beşiktaş taş gibi bir takıma dönüştü. Nihat'tan beklentiler artmıştı, bu sefer her şey onun için hazırdı. Hazırlık maçları ve sonrasındaki zayıf rakiplere karşı oynanan eleme maçlarında umutlar yeşermeye de başlamıştı. Gol attı, attırdı derken...
Nihat son iki ayda tekrar hüsrana dönüştü. İspanya'dan geldi hala alışamadı desek Guti'yi ne yapacağız? Bırak sekiz seneyi, hayatı Real Madrid'de geçmiş bir adam futbol kariyerinin son deminde Türkiye'ye Beşiktaş'a geliyor ve sahaya ayak bastığı ilk günden beri resitale imza atıyor. Ortalar, ara paslar, oyunu açan müthiş hareketler, goller, sorumluluk almalar... Quaresma desen ayrı hikaye. Gittiği son üç takımda dibe vurmuş, özgüvenini kaybetmiş, neredeyse altı aydır doğru düzgün maç yapmamış, milli takımla ilişiği kesilmiş bir Quaresma..Beşiktaş'a geldiği ilk günden beri gözümüzün pasını silen, rakibin kanatlarını paramparça eden, muhteşem gollere ve ortalara imza atan bir Quaresma...
Bunları görünce adama sorarlar, ey Nihat neredesin? Beşiktaş'ın çocuğu takımına bunları yapıyorsa onun bunun çocuğu neler yapmaz. Her şey affedilir, formsuzluktur, becerisizliktir, şanssızlıktır geçer gider ama ben kendi adıma bu akşam oynanan Fenerbahçe maçında yaptığı bir hareketi asla unutmayacağım. Sağ açığa doğru önüne atılan topu ne sürdü ne de ortaladı Nihat. Akıl almaz bir ukalalıkla topu havaya şişirdi. Bu hareketi amatör futbolcu yapmaz, formasına saygı duyan hiçbir insan evladı yapmaz. Nihat gel anlat bize ne olursun, bu nasıl Beşiktaş çocuğu olmaktır? Bu nasıl formanın hakkını vermektir? Gülden kale düştü her şey ortaya döküldü Nihat, gel cevap ver...
Etiketler:Jokond,Nihat Kahveci | 41
Yorum
21 Ağustos 2010 Cumartesi
Nihat...
Seni cigerini parcalayacakmiscasina isliklayan kopekler utansin Nihat... Sadece topcu transfer etmedik tabii, bunlari da peydahladik... Sen kendine gel yeter...
Gunahim kadar sevmedigim Delgado'yu da su kadar yuhaladiniz, islikladiniz ya, helal olsun buyuk is basardiniz...
Edit: Haddimi aştığım için özür dilerim arkadaşlar...
Gunahim kadar sevmedigim Delgado'yu da su kadar yuhaladiniz, islikladiniz ya, helal olsun buyuk is basardiniz...
Edit: Haddimi aştığım için özür dilerim arkadaşlar...
Etiketler:Nihat Kahveci,Yuki The Zorba | 81
Yorum
23 Mart 2010 Salı
Sakatlığı Devam Eden Nobre
"Bu arada antrenmana sakatlıkları süren Yusuf ve Nobre ile sağ arka adalesinde ağrıları bulunan Tello katılmadı."
Sezon bitti, Nobre'nin sakatlığı bitmedi...
Sezon sonunda Nihat ve Nobre'ye düşen, sözleşmelerindeki maaşlarından belli oranda feragat etmeleridir. Onlara yakışacak olan da budur...
Etiketler:Mert Nobre,Nihat Kahveci | 15
Yorum
11 Aralık 2009 Cuma
Bekliyoruz...
Bu anı hatırlamayan, resmini gördüğünde "nerdendi?" diye soran var mıdır acaba? Nihat Kahveci'nin Nihat Kahveci olduğu gün, o gün. Şu, kendisinin bile "Neymiş bu eski Nihat" dediği eski Nihat. Yanlış anlaşılmasın, inişleriyle, çıkışlarıyla Nihat her zaman gözdeydi ama sanki o gün bu gözdeliğin, bu eşsizliğin tasdiklendiği gün oldu. Aynı zamanda, formamın arkasına yazdırmaya layık Beşiktaşlıyı da sonunda bulduğum...
O hırsına, o çalışkanlığına, o umuduna, o özgüvenine geri dön Nihat. Bu takım şampiyon olacaksa son sözü sen diyeceksin, diyebilirsin. Eğer şampiyonluk son haftaki son maçtaki son devredeki son dakikadaki gole kalırsa, o golü sen atacaksın.
Sınırsız desteğimizle ve heyecanla bekliyoruz.
Etiketler:eski nihat,fitneci,Nihat Kahveci | 20
Yorum
10 Aralık 2009 Perşembe
18 Milyon Yüros
25 Haziran 2009 Perşembe
Nihat Kahveci Yuvaya Döndü...
Etiketler:Nihat Kahveci | 37
Yorum
12 Haziran 2009 Cuma
Nihat Kahveci?
İspanya'dan Nihat için olumlu haberler var gibi... Peki haber Beşiktaş için ne kadar olumlu? Kafamdan dönüş ihtimalini tamamen sildiğim günlerden bir gün Güntekin Onay'a kaptan kim olsun diye sorduğumuzda, kriterlerini Nihat'ı tarif edercesine sayarken, ve cümlesini Nihat Kahveci'yle bitirirken aniden aklımda canlandı... Sonraki bütün Beşiktaş muhabbetlerimizde bu fikrin savunucusu oldum... Son yıllarda beni en mutlu eden golü dahi yine "O" attı...
Duygusal bakarsak ve herkes benim gibi düşünüyorsa; dönsün tabii de, 4-3-3'ün ön sağında oynayacaksa Nihat, Holosko nerede oynayacak? Jessie bu durumu taktik olarak bir yere koysun, biz de Topuz dışında bir şeyler konuşalım artık...
Etiketler:Nihat Kahveci,Yuki The Zorba | 48
Yorum
10 Haziran 2009 Çarşamba
5+5 Kuralı
Turkcell Super Lig'inde yaygın inanış yabancıları iyi olan takımın başarıya ulaşacağı yönünde. Şu zamana kadar kısmen de olsa doğruluğu ispatlandı bunun ancak artık takımların genelde iyi yabancı futbolcularla çalışması, adı konulmamış başka bir kuralın daha dikkate alınması gerekliliğini doğuruyor. Bu da 5+5 Türk oyuncu kuralı. Yani sahadaki 6 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ve kenardaki 2 yabancıya eşlik edecek 5 Türk ile toplam 18 kişilik kadronun doğru olarak şekillendirilemesi lazım başarı için .
5+5 kuralının zorluğu şurada yatıyor, yabancı futbolcular için elinizde kocaman bir dünya havuzu varken, Türk oyuncular için ise kısıtlı bir havuzdan ancak ederinin üzerinde yüksek bonservis ödemek şartıyla istediğiniz futbolcuyu alabiliyorsunuz. Ki bazen sadece bu bile yetmiyor, rakip takımların topçularını alırsanız taraftarınız o futbolcuyu zor benimsiyor, kişisel ilişkiler nedeniyle bazı kulüplerden futbolcu almanız kolay olmuyor (son gelişmeler gösteriyor ki Kayserispor, Bursaspor), e size de kalan ya altyapınızdan çok iyi topçular çıkarmak ya da ligin alt takımlarının yıldız adayı topçuları ile anlaşmak.
Şimdi üç büyük takımın altı yabancısının da çok iyi olduğunu varsayarak, bu isimlere sırıtmadan eşlik edebilecek Türk oyuncularına göz atalım.
Galatasaray: Servet, Mehmet Topal, Arda, Hakan Balta, Ayhan Akman
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu, Semih Şentürk
Beşiktaş: Rüştü, Toraman, Ekrem Dağ, Nobre
Görüldüğü üzere ilk 11 anlamında en şanslı takım Galatasaray, yani onların işi bize göre kolay, eğer doğru bir planlama ve kurgu ile bu Türklerin çevresi iyi yabancılarla çevrilirse pek sorunları kalmaz.
Aynı şekilde Fenerbahçe de Gökhan Gönül gibi Avrupa kalitesine çok yakın bir topçuyu bünyesinde barındırıyor, Emre Belözoğlu gibi herşeye rağmen marka olmuş bir isme sahip, diğer oyuncuları da milli takım oyuncuları en nihayetinde.
Fakat Beşiktaş'a dönecek olursak, altı yabancıya eşlik eden her isim tartışmalı esasında. İçlerinde milli takımda oynayan bir tek Rüştü var ki o da pek çok kişinin artık eski çevikliğinde olmadığı için eleştirdiği bir kaleci. Aynı şekilde Toraman, Ekrem Dağ, Nobre gibi isimlerin de üzerinde kimsenin uzlaştığını zannetmiyorum.
İş bu yüzden ki Mehmet Topuz transferi Beşiktaş için önemli, ancak gelinen nokta gösteriyor ki bu konuda fazla umutlu olmamak lazım. En azından şu an için gelecek sene planlarında Mehmet Topuz yokmuş gibi davranmak gerekli. Peki geriye kalan yıldız kıvamındaki, Türk pasaportlu futbolcular kim bir bakalım?
Nihat Kahveci: Alınan son bilgilere göre satılık listesine konulmuş. Şu an için Beşiktaş'ın ele alması gereken ilk isim olmalı.
Caner Erkin: Takımı CSKA Moskova ile anlaşma sağlanamadı henüz.
Fatih Tekke: Mevkisi itibariyle sadece uçta oynayabilceği için çok da kadro derinliği oluşturamayacak bir isim.
Gökdeniz Karadeniz: Transferi gerçekleşse bile geçmişte karışmış olduğu iddaa işleri nedeniyle, hiçbir Beşiktaşlı'nın sıcak bakacağı bir transfer olmaz.
Mehmet Aurelio: Ricardinho ile kavgasından sonra Beşiktaş ile flörtü çok olası gelmiyor.
Özer Hurmacı: Melih Gökçek'in bonservisini Fenerbahçe'ye değil de Beşiktaş'a vermesi pek olası görünmüyor.
Piyasadaki kalburüstü futbolcuların durumu bu. Ne yazık ki Beşiktaş açısından çok iç açıcı bir tablo yok. Bu yüzden Mehmet Topuz transferi önemliydi ancak, benim aklıma gelen şu ki, madem bu transferde bu kadar hukuki konularda açık arandı, madem bazı siyasi makamlardan yardım istendi, o zaman tüm bunların dışında başka bir şık da, eldeki yabancı futbolculardan birinin Türk pasaportuna kavuşturulması olabilir. Eldeki yabancılarımıza bakarsak şu an için;
Zapo, Sivok, Ernst, Fink, Delgado, Tello, Bobo, Holosko... İçlerinde en uzun süreli Türkiye'de olanlar, Bobo, Holosko ve Delgado. Bobo ve Holosko milli takım formaları giydikleri için belki Türk olmaları çok kolay değildir, bilemiyorum mevzuatın ne olduğunu tam olarak ancak, hem yaşı itibariyle hem de milli takımda forma giymemesi itibariyle geriye kalan tek isim Metin Delgado oluyor. Belki yabancı olarak beklentileri karşılayamadı şu ana dek ancak sonuçta bir Türk olarak kadro derinliğine büyük katkı sağlaması muhtemeldir.
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-






