.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

John Terry etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
John Terry etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Eylül 2010 Çarşamba

Arkadaşının Tuttuğu Eli Tutanın Eli Kırılsın

Buz gibi bir geceydi... Takımım berbat gitmekteydi. Bir gece öncesinde meteroloji her zaman yaptığı gibi uyarmaktaydı, ancak bu kez çok ciddi ve iddialılardı. Bir sonraki gün için saat 19.00 sıralarında hava sıcaklığının 10 dereceden birden düşüp -7 civarında seyredeceğini belirtiyorlardı. Sahaya çıkan Trabzonspor'da hedefimizde tek adam vardı, Fatih Tekke. Birkaç ay önce bahis mafyasıyla yaşadığı sorunlar ortaya çıkmış, "Abdest alayım öyle kafama sıkın" dediği basında yer almış olan Fatih'in, havaalanındaki aramada bavulunda silah bulunmuştu. Beşiktaş berbat gidiyor demiştim ya, hayattan o kadar sıkılmıştık ki dilimizde tek istek vardı: "Kurtar bu hayattan Fatih Tekke vur bizi." ve "Fatih Tekke ateş etseneeee..." Karadenizli'yim ben, Bafralı'yım. Karadeniz insanı silaha düşkündür, ben bırakın elime almayı ve ateş etmeyi, görüntüsünden dahi ürkerim silahın. Çünkü ancak bir canlıyı öldürmek için ateş alır silah. Sesinden bile tırsarım, benden yüzlerce metre uzakta patlasa yere yatasım gelir. Ve koskoca Trabzonspor'un kaptanının çantasında, bir lig karşılaşmasında oynamak üzere geldiği havaalanında silah bulunur... "Hiçbir Türk arkadan vurmaz" diye pankart açtık, Fatih Tekke'nin bizi vurmasını istememizden 1,5 yıl sonra. Beşiktaş forması giyen bir futbolcuya, maç çıkışı otoparkta önce rakip takımdan bir futbolcu, sonrasında rakip takımın stadında idari görevli olarak çalışmakta olan ve saldırısından az sonra Başkanları Aziz Yıldırım'a durumu özetlerken görüntülenen bir adam Ricardinho'ya saldırdı. Sevmezdim Ricardinho'yu. Kaçak güreşir, tekmeye ayağını uzatma, şut çekmez, dikine oynamaz ve yüksek oranlı pas yüzdesinden dolayı haksız şekilde övülürdü. Penaltıdan attığı gollerde dahi tüm takımı geride bırakıp kapalının önünde tek başına sevinirdi. 2006-07'de İnönü'de B.B. Ankaraspor'a karşı oynadığımız son maçta vuruşunu Hakan Arıkan çelmiş, Nobre boş kaleye yuvarlamıştı. Ricardinho, Nobre'nin kendine koşmasını dahi beklemeden kapalıya koşup golü tek başına sahiplenmişti. Hiç sevmezdim. Tahrik etmiş olabilir. Hatta ağır sövmüş de olabilir Ricardinho. Aurelio'nun tek falsosu bu da olabilir. Hiçbiri, xsporlu bir futbolcunun benim takımımın amblemini üstünde taşıyan futbolcuya, okuldaki zorba öğrencilerin okul çıkışı saldırmaları gibi otoparkta saldırıya uğramasını açıklayamaz. Ve bahsettiğim kupa maçından sonra İnönü'deki ilk Fenerbahçe maçında kapalının göbeğinde devasa bir Ricardinho posteri ile beraber "Hiçbir Türk arkadan vurmaz" pankartı açıldıysa, Fatih Tekke'nin karşıkonulmaz silah tutkusu onu Trabzonspor akreditifiyle geldiği havaalanında silahla yakalattıysa, biz de bu olayın üstüne hesapsızca gittiysek, bu 2 adamın Beşiktaş forması giymelerine razı olmuyor benim gönlüm. Jokond bir transfer toteminde bulunmuştu. Bu da benim totemim olsun. Neyse ki henüz kulübümüze aleni biçimde küfür eden futbolcuları almadık henüz, birilerinden görüp yapmayız umarım. Ama taraftarımızın uğraştığı, dokundurduğu, iğnelediği 2 futbolcu, 1 hafta arayla Beşiktaş'a transfer oldu. Madem öyle, transfer totemi hakkımı kullanarak İnönü'deki ilk maç olan Ankaragücü maçında, her ne kadar gündemden düşmüş ve bizi ilgilendirmiyor olsa da pankartımı açacağım; "Arkadaşının Tuttuğu Eli Tutanın Eli Kırılsın..."

Ara