Besiktas Cola Turka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Besiktas Cola Turka etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Şubat 2011 Pazar
The Magnificent Three Vol. 2
Türkiye Kupası yarı finalinde MP Trabzonspor ile başlayan The Magnificent Three etkisi yani Serkan Erdoğan,Marcelus Kemp ve Mire Chatman'ın inanılmaz performansı bugün Bornova maçı ile devam etti. Daha ilk çeyrekte yanılmıyorsam bu sezonki en yüksek skorlu ilk çeyreğini geçiren takımda Marcelus Kemp 16 sayı ve Serkan ise 11 sayı ile oynadılar. Ilk çeyrek itibari ile Marcelus Kemp 4/4 3PT isabeti ile Serkan ise 4/4 2PT isabeti ile oynayarak daha ilk çeyrekten maçı alıp götürdüler.
13 Şubat 2011 Pazar
Türkiye Kupasında 100 Yıllık Derbi Finali
Bir tarafta, son yılların en iyi organizasyonunu oluşturan Fenerbahçe Ülker, diğer tarafta ise yeniden yapılanan Beşiktaş CT. Bu sezon 26. düzenlenecek olan Türkiye Kupasında Beşiktaş CT 2 kez final oynamasına rağmen, kupayı hiç müzesine götüremedi. ( Bir de şu 39 sene olayı vardı dimi, merak ediyorum acaba 1973-1992 yılları arasında Türkiye Kupasını kimler kazandı?)
Teknik Analiz
- Fenerbahçe Ulker Hücumları
1) Ömer Onan Endeskli Esnek Hücum
Fenerbahçe Ülker'in en çok kullandığı hücum setlerinin başında, yukarıda çizilmiş set geliyor. Bu hücum setini genellikle Ömer Onan ve Emir Preldzic üzerinden oynuyorlar. Bu hücum setininin başarılı sonuçlanması için, oyuncuların hareketli top alması gerekir. Ukic ile başlayan hücum setinde; öncelikle sol dip çizgide pozisyonunu alan Marko Tomas, Ukic'in hareket alana geçip topu alıyor. Ardından dışarı koşu yapan Kaya Peker'de aldığı pas sonrasında, oyunun yönünü değiştirip, kendisine doğru gelen Ömer Onan'a topu geçiriyor ve perdeleme yaparakta Ömer Onan'ın savunmasından kurtulmasını sağlayıp, boş şut imkanı doğuyor.
2) Emir Preldzic Endeksli Hücumlar
Neven Spahija'nın gelmesi ile, Euroleague'in en önemli genç yeteneklerinden biri konumuna gelen Emir Preldzic, bugünkü maçta da benim en çekindiğim isimlerin başında geliyor. Emir Preldzic ile en sık kullanılan setlerden biri; uzunun perdesi sonrası, yüksek postdan içeriye doğru penetre ederek attığı basketler. Ömer Onan'da olduğu gibi Emir Preldzic'in de atlet özelliklerinden yararlanılması bu setin kullanabilirliğini arttırıyor. Pozisyonun başında yapılan uzun - kısa paslaşmasından sonra, dikey koşu yaparak savunmacısından kurtulup kendine boş koridor alanı yaratan Emir Preldzic, pozisyonuda ya turniye yada şut olarak sonlandırıyor.
Türk statüsünde de oynayan Emir Preldzic için, bir diğer önemli set ise; içeriye penetreleri sonrası rakip savunmalarının düzeni bozması olarak değerlendirebiliriz. Özellikle Preldzic, bize çok büyük eşleşme problemi yaratacağı düşünüyorum. Bakalım Emir Preldzic'in etkinliğine bir çare bulabilecekmiyiz ?
- Beşiktaş CT Hücumları
1) AJ Ogilvy Üzerinden Hücum Çeşitliliği
Açıkcası AJ Ogilvy'yi maç içerisinden bu kadar iyi besleyebileceğimizi tahmin etmiyordum. Ama Ergin Ataman, AJ Ogilvy'i inanılmaz etkin kullanıyor. Yukarıda çizilen hücum setini son maçta sıkca görmüşsünüzdür. Setin süresi 4 ile 6 saniye arasında sürüyor. Mire Chatman hızlı bir şekilde topla yarı sahayı geçip, hiç bekletmeden sola doğru koşu yapıyor. O sırada Serhat'da hızlı bir şekilde ortaya doğru koşu yapıp pası alıyor. Son olarak da Serhat, pası alır almaz yüksek postda hazır kıta bekleyen Ogilvy'e topu indiriyor ve Ogilvy'de hızlı olmasının avantajı ile basketi buluyor.
AJ Ogilvy üzerinden oynanan bir diğer oyun ise, kısaların içeriye penetre ettiklerinde, yardıma oyuncu geldiği anda topu ya direk Ogilvy ile buluşturuyorlar yada topu çevirip yine sonunda Ogilvy ile seti bitiriyorlar.
Ogilvy'yi etkin kullandığımız bir diğer oyun ise ikili oyunlar. Özellikle yüksek postda şut tehditide olması büyük bir avantaj sağlıyor.
2) The Magnificent Three ( Kemp - Chatman - Serkan)
Son Trabzonspor maçına damga vuran bu muhteşem üçlü için ayrı bir parantez açmak gerekir. Dikkat ettiyseniz bu üç oyuncudan biri, savunmacısı ile bire bire kaldığında, takım hep farklı pozisyonlar aldı ve oyuncusuna göre de farklı hareket alanı yarattı. Içeriye penetre eden oyuncunun önemini sıkca belirtmiştim ve Kemp transferi ile takımın ne kadar önemli bir eksikliği giderdiğini Trabzonspor maçı ile gördük.
Tahmin
Iki takım arasındaki zayıf halkalara veya oyuncu değerlendirmesine girmek istemedim. Çünkü gerçekten iki takım arasında bayağı bir fark var. Fenerbahçe Ülker, Beko Basketbol Liginin çok çok üstünde bir takım. Kısacası finalin keyfini çıkarmaya bakalım. Doğal olarak mantığım Fenerbahce Ulker kazanır desede gönlümden tabi Beşiktaş geçiyor. Hatta ilk defa gönlümden skor tahmini bile yapmak geçiyor. Direk skor tahminimi veriyorum =) Beşiktaş CT: 77 Fenerbahce Ulker:73
12 Şubat 2011 Cumartesi
Finalin Adı: Besiktas CT - Fenerbahce Ulker
5 Ocak 2011 Çarşamba
Beşiktaş'ta Ikinci Ergin Ataman Dönemi
Bugün alınan kararla birlikte görevden alınan Burak Bıyıktay'ın yerine Ergin Ataman getirildi. Ergin Ataman çoğu zaman kendi blogumda da bahsetmişimdir benim için Türk topraklarında yetişmiş en iyi basketbol antrenörüdür. Kariyerinin belki de dönüm noktası 1998 yılında Amerika da Stanford Universitesinde bulunması ile gerçekleşti. Italya kariyerinde ise Siena'da bir ilki gerçekleştirerek 2001-2002 yılında Saporta kupasını kazandı. O döneme kadar hiçbir Türk antrenör yurt dışında çalıştırdığı takımlar da Avrupa Kupası düzeyinde kupa kazanmamıştı. Belki de Ergin Ataman isminin bu kadar prestij kazanmasının adının yanına Winner kelimesinin gelmesinin tek nedeni de takımınından her ne koşulda olursa olsun maksimum verim almayı başarmasıdır. Parke üzerinde ki olabilecek gelişmelere daha sonra gelicem ancak Ergin Ataman'ın çalıştırdığı takımlar da ki başarıları neden CSKA'nın bile ilk gündemine gelen bir koç olduğunu gösteriyor;
- Siena ile Saporta Kupası ve bir sonra ki sezon EL'de Final Four
- Efes Pilsen ile Final Four ve EL'de üçüncülük
- Ulkerspor ile Euroleague de ilk 8 @ O dönemde bu başarı Ulkerspor tarihinin Avrupa'da ki en büyük başarısıydı.
- Beşiktaş CT ile Uleb Cup'da ilk 8 ve normal sezonu lider tamamlanması.
- Son Efes Pilsen kariyerinin ilk yılında ise Fenerbahçe Ülker'e karşı final serisinde 4 maç üste üste kazanarak Efes Pilsen ile şampiyonluk.
Ergin Ataman bu başarıları ile winner bir koç olmayı başardı. Her gittiği takımı en az iki, üç adım ileri taşıdı. Tam bir sistem koçu diyebiliriz. Bu kadar değişik klupte çalışıp da bu kadar başarılı olan başka yerli koç hatırlamıyorum. Milli Takımı hiç çalıştırmadı ama bana göre yerliler arasında Milli Takımı en çok hakeden koçtur.
Bardağın biraz da boş tarafından bakalım isterseniz; Ilk Beşiktaş CT döneminde başarıda ki en büyük pay hiçkuşkusuz ki ona ait. Oyuncuların paralarının ödenmediği haberleri çıktığı dönemde takımı bir arada tuttu ve her olumsuzluk da bir çözüm bulmayı da başarmıştı belki de bu yaklaşımı kendine olan saygınlığını da çok arttırdı. Şahsen o dönemde her maçtan sonra sohbetlerde inşallah uzun dönem Beşiktaş CT da devam eder derdim. Ancak şartlar istenildiği gibi oluşmadığı için Beşiktaş CT'dan ayrıldı. Işte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Efes Pilsen'in başına geçtikten sonra kendisi ile beraber Sinan Güler, Preston Shumpert,Kaya Peker ve yardımcı antrenor Ufuk Sarıca'yı da yanında götürmesi bir kısım Beşiktaş taraftarları açısından hem hayal kırıklığı hem de sevginin artık azalmasına neden olmuştu. Ancak Beşiktaş taraftarlarının unuttuğu bişey vardı; bu oyuncular zaten Efes Pilsen'e gitmeseydi başka bir takıma da gidebilirlerdi. Mesela Preston Shumpert o dönemde Unics Kazan ve Ureal Great tarafından ısrarla isteniyordu.
Ergin Ataman bi nevi basketbolun Jose Mourinho'su gibi (taraftarların ona karşı sempatisi açısından). Çünkü hangi takıma giderse gitsin rakip taraftarların pek sempatisini kazanamıyor açıkcası bu konuyu Ergin Ataman da Efes Pilsen'den ayrıldıktan sonra onla yapılan röportajda farklı bir soru sorulsada onun başarıya giden prensiplerini çok güzel özetliyor;
Ergin Ataman çalışma prensiplerini ön planda tutan biri. Buna ister geçimsiz deyin, ya da disiplinden taviz vermeyen biri deyin. Çünkü başarının, disiplinin sonucunda geldiğini düşünüyorum. Kulüp başkanıysa ben de kulüp antrenörüyüm. İnsanların makamlarına elbette saygı duyarım ama baş antrenör bensem bütün kararları benim almam gerekir. O kararları benim almadığım zaman sorunlar başlar. Ve Efes’te de o sorunlar başlamıştı.
Parke dışından yavaş yavaş parke üzerine geçecek olursak; Öncelikle, Ergin Ataman daha önce de Beşiktaş CT'yı çalıştırdığı için bu organizasyona yabancılık çekmeyecek. Ergin Ataman takımlarında görülen en belirgin özellik takım da ki bütün oyunculardan maksimum verimi almayı başarmasıdır. Hücum sistemleri arasında 4 kısalı düzeni ise çoğu zaman ona artı olarak geri dönmüştür. Beşiktaş CT'da Shumpert ile Efes Pilsen ise hem Shumpert hem de Nachbar ile oyunda bir anda lehlerine büyük bir diferans yakalayabiliyordu. Daha önce analizini yaptığımız için son Akatlar da oynanan Beşiktaş CT - Efes Pilsen maçını ele alalım; Maç içerisinde çok büyük etki sağlayan iki önemli hamle vardı.
Bunlardan ilki daha ilk çeyrekte Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı yememizdi. Ergin Hoca'nın en çok sıkıntı çekeceği konuların başında uzun rotasyonu yer alıyor. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığının dahi olmaması hücumda etkin bir rol de biçilse savunma da etkisizliğinden dolayı istenilen verimi alabilmesi şu an için zor gözüküyor. Fedor Likholitov'un ameliyat olduğunu düşünürsek elde sadece Ismail Cevik ve Cevher Özer kalıyor.Şu anda konuşulan ve büyük bi aksilik olmazsa anlaştığımız söylenen Dragicevic ise; mücadelesi ve basketbol bilgisi ile şu uzuna ihtiyac olduğu dönemde ilaç gibi gelecektir.
Ve Ergin Ataman'ın belki de hücum sistemleri arasında çok büyük verim aldığı 4 kısa ile oluşturduğu değişik hücum varyasyonları. Son olarak Nachbar ve Shumpert'i kullanarak oluşturduğu bu düzende Beşiktaş CT için bu düzene uyabilecek en uygun isim Ignerski olarak duruyor. Aslında Cevher Özer'i de bu düzen içerisinde koyabiliriz ancak eskisi gibi ayakları hızlı olmadığı için yani artık tam bir pota altı oyuncusu olduğu için Ignerski 4 kısalı düzende daha bir ön plana çıkacak gibi. Peki daha önceleri Shumpert'den veya Nachbar'dan oyun içinde aldığı katkıyı Ignerski'den alabilir mi ? Işte bu sorunun cevabını bende çok merak ediyorum. Ergin Hoca eğer Ignerski'den de istediği katkıyı alabilirse; Ergin Ataman'ın oyun içerisinde ki etkinliğinin meyvelerini toplamaya en yakın zamanda bağlayacağız demektir.
Artık ne olursa olsun Ergin Ataman ile yeni bir dönem başlıyor;
Dün de bu konu tartışılmıştı, takıma bakıyoruz; Mire Chatman kadro dışı, Cuneyt Erden sakat, Bekir Yarangüme formsuz. Serhat Cetin son macın hemen basında sakatlandı. Mustafa Abi son maça kadar hiç yoktu neredeyse. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığı dahi yok. Fedor Likholitov da ameliyat oldu. Ignerski bana göre çok iyi bir takımda iyi bir mismatch veya rakibin savunma direncini veya düzenini bozabilecek rol oyuncusu olabilir. Ismail Cevik, belki de ondan beklenilen katkıyı en iyi sekilde verebilen tek oyuncu. Cevher Ozer, yerliler arasında fark yaratması beklenen bir oyuncu. Ne olursa olsun son zamanlarda istikrarsız bir goruntu cizse de belli bir cizginin üzerine çoğu maç çıkabilecek seviyede bir oyuncu. Ve Allen Iverson işte böyle kurulu!!! bir düzende takıma alışmaya çalışıyor.
Şimdiden 5 mağlubiyetin var, haftaya Efes Pilsen deplasmanına gidiyorsun ve önemlisi de istediği yerli transfer yapabilecek durumda da değilsin. Işte Ergin Ataman böyle büyük bir taşın altına elini soktu. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Umarım bugünden itibaren Ergin Ataman ile Beşiktaş Basketbol Branşında hazırlanan projeler yerine getirilip yıllar sonra beklenen başarıya odaklı belli bir organizasyon sistemi kurulur.
Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay'ın hiçbir zaman unutamayacağım sözü ile yazıyı noktalayalım; Spor Mutlu Insanların Işidir.
Asisttime tarafından yazılmıştır.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Ergin Ataman | 52
Yorum
2 Ocak 2011 Pazar
Iyiler Mutlaka Kazanır
Etiketler:Besiktas Cola Turka,Galatasaray Cafe Crown,Tbl | 16
Yorum
31 Aralık 2010 Cuma
Emeği Geçenlere Teşekkür Ederim
Tofaş yenilgisinden sonra bazı radikal kararlar alınması bekleniyordu ancak böyle bir olayı da hiç kimse tahmin dahi edemezdi. Mire Chatman belki de bugüne kadar Beşiktaş CT forması giymiş en değerli yabancılarından biri. Ne yalan söyleyeyim, Allen Iverson ilk geldiğinde açıkçası çok heyecanlıydım ancak şu an itibariyle takımdan bir taraftar olarak tamamen soğumuş durumdayım.
- Eskiden yenilsek de yensek de bir oyun karakterimiz vardı. Bu basketbol seyri açısından doyurucu oluyordu.
- Şimdi parke üzerinde şahsen bir basketbolsever olarak seyir zevki bile alamıyorum. Bir oyun karakterimiz bile yok gibi.
- Fark diferanslarında birçok kez verilen geri dönüşler.
- Zaten her halükârda hücum ribaundı veriyoruz.
Oyak Renault maçında@ verilen 17 hücum ribaundı || aldığımız 4
Hemofarm maçında @verilen 13 hücum ribaundı || aldığımız 9
Fenerbahçe Ulker maçında @verilen 15 hücum ribaundı || aldığımız 8
Gottingen maçında @ verilen 14 hücum ribaundı || aldığımız 8
M.P. Trabzonspor @ verilen 22 hücum ribaundı || aldığımız 9
Olin Edirne @ verilen 8 hücum ribaundı || aldığımız 7
Antalya BŞB. @ verilen 10 hücum ribaundı || aldığımız 11
P.Karşıyaka @ verilen 9 hücum ribaundı || aldığımız 19
Tofaş @ verilen 19 hücum ribaundı || aldığımız 13
Son olarak da hafta içi çok kötü oynayarak kaybedilen Tofaş maçından sonra Chatman'ın da bugün kadro dışı kalması birçok soru işareti ve hayal kırıklığını da beraberinde getirdi.
Öncelikle bugün yapılan açıklama ile başlayalım;
Kulübümüzün maddi tüm vecibelerini yerine getirmesine karşın, iki kez antrenmana çıkmayan ve takım içinde disiplinsiz hareketlerde bulunan Mire Chatman, Coach Burak Bıyıktay tarafından süresiz olarak kadro dışı bırakılmıştır.
Chatman ile ilgili nihai karar Yönetim Kurulumuz tarafından verilecektir.
Kamuoyunun bilgilerine saygılarımızla sunarız."
Beşiktaş JK- Mire Chatman çok değil daha geçen gün Hemofarm deplasmanında 43 sayı 7 ribaund 3 top çalma 3 asistlik istatistik yakalayarak takımın en değerli oyuncularından biri olduğunu tekrardan gösterdi.
- Yeri geldi takım için Avrupa kupalarında hayati önem arz eden Goettingen maçında sakat sakat oynadı.
- Gün geldi takımdaki yabancılar kaçarken o takımında kalmayı tercih etti.
- Hatta gelecek sezon Türk olacağını da bilmesine rağmen sezon başında 2 senelik sözleşme imzaladı.
- Ve bu şartlar altında 2 senedir takımda olan Mire Chatman ne oldu da tavrı değişti nasıl küstürüldü çok merak ediyorum.
Peki Asvel yenilgisi sonrası Ogilvy'nin twitter üzerinden verdiği mesaja bir bakalım isterseniz;
Haberde verilen metin aynen şu şekilde;
Beşiktaş, Asvel deplasmanında da klasik bir yenilgi aldı. Siyah-Beyazlılar önde götürdükleri maçı son dakikalarda kaybetti. 2.13'lük Avustralyalı pivot da twittera sarılıp, takım arkadaşlarını ve koç Burak Bıyıktay'ı topa tuttu. İngilizce 'bullshit. We lost on the back of some selfish ass plays. Everyone just playing for themselves. Same reason we lose every game' diyen yazan Ogilvy, 'Saçmalık. Bencil b.ktan oyunlarla kaybediyoruz. Herkes kendisi için oynuyor. Tüm maçları aynı sebepten kaybediyoruz' diyerek takım arkadaşlarını hedef aldı. Burak Bıyıktay ise twitter eleştirilerinden 'Give me a piece of paper and a pen and I'll give you a play by play of how this shit will end' yani 'Bana bir kalem ve kağıt verin, bu işin nasıl biteceğini adım adım gösteriyim' mesajıyla aldı.
Yanlış hatırlamıyorsam bu açıklamalarından sonra Ogilvy'ye herhangi bir disiplin cezası verilmemişti.
Bunu belki de sıkça söylüyorum ancak söyleme gereği de hissediyorum, çünkü gerçekten üzülüyorum; Burak Hoca'nın iyi niyetinden kimsenin şüphesi yok. Sezon başında hem Beşiktaş camiası hem de taraftarlar Burak Bıyıktay'ı çok seviyorlardı. Beşiktaş camiası içinde herhangi bir görevde bulunması herkesi de mutlu eder. Ama koç kariyeri olarak üzülerek belirtmeliyim ki hayal kırıklığı yarattı. Ne yazık ki bu son yaşanan Tofaş yenilgisi ile beraber sözlükte olsun forumlarda olsun sitelerde olsun bu sevginin gitgide azaldığını görüyorum.
Özellikle hafta başından bu yana ardı ardına çıkan haberler ve takımın Tofaş maçındaki performansı ve son olarak yaşanan kadro dışı olayı; yaşananları artık aklım almıyor. Başta da belirttiğim gibi takımdan tamamen soğumuş durumdayım. Şahsen maçları artık izlememe kararı aldım. Bu kararı almamda da emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Etiketler:Besiktas Cola Turka,Mire Chatman | 15
Yorum
14 Aralık 2010 Salı
Chatmania
43 sayı 7 ribaund 3 top çalma 3 asist
Chatman, Hemofarm deplasmanında sanki basketbol oyunlarında ki easy modu seçip oynuyormuş gibi bir performans sergiledi. Emin olmamakla beraber sanırım skor açısından en iyi Eurocup performansı olması gerek. Ne diyelim böyle bir performans sonrası alınan yenilgi, gerçekten yazık oldu. Peki maçı hakkettik mi derseniz bence maçı değilde gruptan çıkmayı haketmiyoruz.
Etiketler:Besiktas Cola Turka,Eurocup,Mire Chatman | 17
Yorum
10 Ekim 2010 Pazar
Beşiktaş CT 2011
Türkiye adına her anlamda harika geçen Dünya Basketbol Şampiyonasından sonra sezon öncesi en ciddi turnuva olan Türkiye Kupasın'da bugün rakibimiz Galatasaray'dı. Aslında kura şansızlığımız devam etmiş ve Türkiye Kupasında ilk torba haricinde diğer tüm torbaların en iyi takımları bu grupta eşleşmişti. Dünya Şampiyonasından sonra belki de her takım artık çıtayı bir kademe daha yükseltmek için sezon öncesi farklı hamlelerde bulunmaya çalışıyordu. Galatasaray, Türkiye'nin bana göre Aydın Örs'den sonra yetiştirdiği en iyi basketbol koçu olan Oktay Mahmudi'yi takımın başına getirerek takıma önemli bir katkı da bulundu. Telekom ise sezon öncesi planlamasından vazgeçip yeniden paraya kıyarak yabancılarını değiştirme yoluna gittiler. Bununla beraber Beşiktaş'da her sezon yaşanan maddi istikrarsızlıktan ötürü dağılan takıma önemli bir iki katkı ile sezona girmeyi planlıyordu ki Allen Iverson heyecanı sardı bütün taraftarları.
Allen Iverson'da ki son gelişme de biraz hayalkırıklığı yaşatabilir. Yahoo'nun Nba yazarı Adrin Wojnarowski'ye göre şu an için Allen Iverson'ın Beşiktaş'ın sözleşmesine karşılık önerdiği şartlardan birinden ötürü anlaşma sağlanamamış durumda. Sozlesme de kabul edilmediği söylenen şart ise; disiplin cezası alması durumunda sözleşme bedelinin sadece yüzde 1’lik kısmını ödeyeceği şartı. Bakalım Iverson'ın akıbeti ne olacak ...
Maça geçecek olursak öncelikle şunu belirtmeden geçemeyecem; Beşiktaş'da Ignerski aşısı tutmamış gibi. Maça Chatman-M.Abi-Ignerski-Fedor ve Cevher beşiyle başladık. Burak Hoca geçen sezon ki gibi bu sezon da yüksek tempoda oynatıyor takımını. Ilk beş dakikada ilk göze çarpan gelişme Chatman'ın ikili oyunları oldu. Bu sezon Chatman'ın eskisi gibi düzensiz şekilde içeriye dalışlarını nadir izleyecez gibi çünkü Chatman hemen hemen her pozisyonda uzunların ona yarattığı alanlara penetre ederek potaya gitti. Ilk beş dakika da özellikle dışarıdan da çok yüzdeli oynayınca skor bir anda 18-8 'e geldi ve bu fark oyunun büyük bir bölümünde bize avantaj sağladı. Galatasaray'da özellikle ilk çeyrek de Rancik'in ribaundlara hiç konsantre olmaması da bize çoğu hucümda ikinci şansları yakalamamızı sağladı. Bir de ek olarak dikkatimi çeken olay ise Galatasaray'ın ilk çeyrekte genellikle yüksek postdan oynamasıydı. Ikinci çeyrekte de genellikle karşılıklı basketlerle ile geçildi. Burak Hoca'nın Ogilvy'i içerde çok etkin kullanması da Burak Hoca'nın başarısı olarak saymalıyız. Hemen hemen her pozisyonda eskiden M.Wright ile oynadığımız yüksek post ve dairenin hemen dışında geriye çekilerek guardlar ile oynanan ikili oyunları bu maçta Ogilvy ile oynadık. Ogilvy'nin yanında pasör, sırtı dönük oynayabilen kaliteli bir beş numara ile takıma çok rahat seviye atlatabilirler.
Ikinci yarı da ise iki takımda bir nebze olsun savunma da vites yükselterek başladılar. Haluk Yıldırım'ın da oyunda etkinliğini arttırması ile salonda bir anda herkes eski Ulker havasını solmaya başladı. Aynı dönemin oyuncuları Haluk-Tutku-Cuneyt-Bekir ve aynı jenerasyondan Mustafa Abi'yi de sayarsak bugün salonda belki eski günler sıkca yad edilmişti. Periyodun sonuna doğru Beşiktaş'da zorlama atışlar başlayınca skor bir anda eridi ve son periyoda iki sayı farkla 66-64 girildi. Son çeyrekte ise Chatman oyuna damgasını vurdu. Ve skorda Chatman'ın önderliğinde fark tekrardan açıldı. Chatman'a Cevher de eşlik edince sahadan 89-80 Beşiktaş'ın üstünlüğü ile tamamlandı. Yeni transferlere göz atacak olursak;
Ignerski; yeni transferler gerçekleştiği zaman biraz araştırma fırsatım olmuştu. Aslında birçok soru işareti arkasında bırakarak transfer gerçekleşti. Çunku Devin Smith,Luke Jackson derken biraz acele ile yapılmış bir transfer gibi duruyordu. Bugün ilk kez canlı izleme şansı buldum Ignerski'yi ve tam tahmin ettiğim gibi bir oyuncu tam bir soru işareti. Ne 3 ne de 4 numara. Ne savunmacı ne de hücumcu bide ayakları da biraz ağır gibi geldi bana. Rol oyuncusu olamaz sadece rotasyon oyuncusu olabilir. Ancak bu takımın yabancılarının kesinlikle rol oyuncusu olması gerekir. Bu nedenle Burak Hocanın fazla üzerinde durmayacağını ve kısa bir süre içerisinde bir yabancı değişikliğine gideceğini düşünüyorum.
Ogilvy; ise sezona damga vurabilecek potansiyele ve yeteneğe sahip bir oyuncu. Yüksek post da inanılmaz istikrarlı atıyor. Ve aynı zamanda yeterli sertliğe de sahip. Sözleşmesi 2 senelik olsa da seneye Euroleague takımlarından birine rahatlıkla gideceğini düşünüyorum. Ogilvy'nin yanına kesinlikle çok bir beş numara transfer edilebilirse takım boyalı alanda önemli üstünlük sağlar.
Bekir Yarangüme,Serhat Çetin, Cüneyt Erden,Mustafa Abi; Cüneyt Erden'in takıma dahil olması hem Chatman adına hem de rakiplerin iki kısaya dönüp alan savunmasına geçtiğinde karşı yapıcağımız hamlelerde önemli rol oynayacak. Bir diğer yeni transfer Serhat Çetin ise uzun süredir basketbola bir nevi hasret olmasından dolayı bir durgunluk içerisinde. Açıkcası Serhat da rotasyon dışında kalacak gibi duruyor. Keşke Erkan Veyseloğlu veya Murat Kaya ikilisinden birini sezon öncesi takıma dahil edebilseydik. Mustafa Abi ise Haluk Yıldırım'ın yerini rahatlıkla doldurabileceğine inanıyorum. Ve takıma çok önemli maçlarda tecrübesi ile önemli katkılar verecektir. Bekir Yarangüme ise her sezon belli bir istikrarı yakalayan ve o çizginin altına pek düşmeyen bir oyuncu. Ancak ne olursa olsun Bekir ile de sezon bitmez. Ignerski'nin belli bir çizgiye ulaşması beklenirse o bölge de sezon boyunca aksaklıklar yaşabiliriz.
Son olarak yukarıda da bahsettiğim gibi; Allen Iverson transferi büyük bir ihtimal gerçekleşmeyecek. Ignerski'nin yerine 3, 4 oynayabilen Woods tarzı bir oyuncu ile beraber pasör ve sırtı dönük oynayabilen iyi bir beş numara ile bu takım sonuna kadar götürebilir. Tabi ki maddi açıdan aksaklıklar yaşanmazsa.
8 Mayıs 2010 Cumartesi
Beşiktaş - Efes Pilsen Serisi
Bir tarafta Euroleague'de şansız şekilde elendikten sonra hazırlık maçları ile çarşamba, pazar maç oynarak playofflara hazırlanan ve son 11 maçın 9 unu 20+ sayı farkla kazanan normal sezon lideri Efes Pilsen, diğer tarafta ise sezon başından bu yana olumsuzluklarla boğuşan Beşiktaş. Birde Efes Pilsen'in seriye 1-0 önde başlayacağını da düşünürsek serinin mutlak favorisi Efes Pilsen olduğu aşikar. Efes Pilsen çeyrek finalde Erdemirspor'u rahat bir seri sonunda 3-0'la geçerken Beşiktaş ise ligin kalburustu takımlarından ve deplasmanda 6 senedir yenemediği Türk Telekom'u bir sezonda 3 kez yenerek seriyi 3-1 geçmeyi başardı. Serinin yıldızı ise maddi sıkıntılardan ötürü takımdan ayrılmaktan son anda vazgecen Brad Newley idi. Okay Karacan'ın Newley hakkında ki görüşü herşeyi özetler nitelikte;
İtalya'da Beşiktaş'ta tahsil edemediğinden fazlasını alacakken, kariyerine ihanet etmeyen, bir adım öne çıkmak için iki adım geriye giden, işine odaklanan Newley'e bizim verebileceğimiz tek ödül alkış olur.
Efes Pilsen cephesinde ise Erdemirspor serisinde kadro derinliği de göz önüne alındığında hemen hemen her oyuncudan maksimum verim alınabilmiş.
Serinin En Kritik Oyuncuları
Beşiktaş açısından serinin en kritik oyuncusu çeyrek finalde Türk Telekom karşısında gösterdiği performans ile hiç kuşkusuz Brad Newley olacaktır. Newley özellikle ikinci ve üçüncü maçta tam Naumoski vari oyunu ile tek başına maçı götüren isimdi. Anlatılanlara göre saatlerce özel antreman ve şut çalışması yapıyormuş umarım bu çalışmanın karşılığını Efes Pilsen maçında da kat ve kat alır. Ikinci ve üçüncü maçta Newley üzerinden oynanan sıkca gördüğümüz 2 ayrı hücum sistemi vardı. Biri bildiğimiz Aydın Örs'un Naumoski üzerinden oynattığı uzunların birini kenara diğerini de dışarıya çekerek boyalı alanı boşaltıp Newley'i içeriye penetreler ile ya boş alanı iyi bir şekilde kullanmısı sağlamak ya da içeriye penetre edildiğinde ikili sıkıştırmaya gelindiğinde boş adamı bulmak. Newley bu oyunu Türk Telekom serisinde çok iyi başardı. Bir diğer hücum sistemi ise Newley - Fedor Likholitov ikili oyunları. Fedor boyuna göre fundamentalı çok iyi düzeyde ve ribaund sezgisi de yüksek düzeyde olan bir oyuncu. Daha çok Fedor içeriye gömüldüğünde ikili oyun sırasında ona ikili sıkıştırma geliyor o sırada Newley kendini hemen köşelere atıp üçlük pozisyonunda bekliyor. Artık ondan sonra herşey Fedor'un pas yeteneğine kalıyor.
Efes Pilsen cephesinde ise serinin kritik oyuncusu olabilecek o kadar çok oyuncu var ki. Son maçta 6.yabancı olduğu için oynamayan Mario Kasun'un maliyeti takımın maliyetinin yarısıdır belkide. Efes Pilsen'de geçtiğimiz maçlara bakıldığında bir oyuncunun performansı dikkat çekiyor. O da Bostjan Nachbar. Nachbar sezon içerisinde sezonun en yüksek skoruna iki maçta ulaşmış. Bunlarda Beşiktaş maçlarında 20 sayılık performanslar. Özellikle Akatlar'da ki performansı hala akıllarda. O gün neredeyse ne attıysa girmişti. Zaten Nachbar'ın öyle yüksek isabet oranını bir o maçta görmüştüm bir de Türk Milli Takımı'na karşı geçen sene Avrupa Şampiyonası'nda gördüm. Hiç kuşkusuz serinin de en kritik oyuncularından biri olacaktır. Yine büyük bi ihtimal Nachbar-Cevher eşleşmesi görebiliriz. Nachbar, Cevher'e göre ayakları cok daha hızlı olduğu için Cevher'i dışarı çektiğinde ya çok rahat faul alıyor ya da Cevher'i rahat geçebiliyor. Bunun için maç içerisinde ara ara kesinlikle alan savunmasına geçilmeli. Çunku Efes Pilsen bir hava yakaladığında, ne olduğunu anlamadan bi bakmışsın fark bir anda 15 oluvermiş. Alan savunmasının önemi de burda ortaya çıkıyor. Bi nebze olsa da hucum ritmlerini bozmak.
Zayıf Halkalar
Beşiktaş'ın yine en büyük handikabı pota altı rotasyonunda olacaktır. Nasıl Türk Telekom serisinde Likholitov'u yıpratarak hemen 4 faul aldırıp ardından oyunu pota altına yıktılarsa, Efes Pilsen'de maçın başında pota altından oynarak uzunlarımızı erken faul problemlerine sokmak isteyeceklerdir. Kasun-Kaya-Nachbar-Ermal ve hatta Ergin Ataman'ın oyun koparan 4 kısa düzeninde Shumpert böyle bir pota altı rotasyonuna karşı baş etmek imkansız gibi duruyor. Bu nedenle hem Cevher hem de Likholitov erken oyundan düşmemeleri gerekir.
Efes Pilsen cephesinde ise, lig maçlarını ölçü alırsak herhangi bir zayıf halkası gözükmüyor. Çünkü kadro o kadar geniş ki benchde muhakkak bir eksiklik yani oyunda bir delik olduğunda o deliği kapatacak bir oyuncu cıkıveriyor. Bu nedenle Euroleague maçlarını ölçü alırsak, Efes Pilsen'i yenen takımlar öncelikle tam saha baskı uygulamasını sıkca yapıyorlardı. Cunku Efes Pilsen'e sadece 10-15 saniye arası hücum etme şansı veriyorlardı. Ancak Beşiktaş'ın kısıtlı rotasyonunu da düşündüğümüzde tam saha baskıdan dolayı fiziksel olarak oyundan erken düşebilirler. Ama ne olursa olsun Efes Pilsen'in yenmenin birinci şartı tam saha baskıdan geçiyor. Bir diğer etken ise Alan savunması. Özellikle Igor Rakocevic oyunda olduğu zamanlar da geçilebilecek alan savunmasında kaçabilecek şutlar hemen takımı demoralize edebiliyor. Istanbul'da ki Olympiakos maçını gözünüz önüne getirin; resmen Rakocevic uzerinden tüm takım demoralize oldu.
Serinin Düğümü
Beşiktaş açısından serinin düğümü yukarıda da biraz bahsettiğim gibi tam saha baskıdan geçiyor. Efes Pilsen Kerem Tunceri önderliğinde hem çok iyi şutorlere hem de çok iyi uzun rotasyonuna sahipler. Bu nedenle Kerem ne kadar az süre topla oynarsa hucumları o kadar fazla aksar. Tam saha baskı sayesinde Efes Pilsen'e 10 veya 15 saniye arası hucum yaptırırsan hücumda ister istemez bir telaş oluşabilir. Hücumda ise Beşiktaş için tabir-i caizse her top altın değerinde olacaktır. Brad Newley'nin hücum performansı takımın hücumda en belirgin unsur olacaktır. Telekom serisinde bize Naumoski'yi hatırlatan Newley şimdi de Efes Pilsen'lilere eski günleri yad ettirebilecek mi bekleyip göreceğiz artık ..
Takvim
09 Mayıs Pazar || Efes Pilsen - Beşiktaş
12 Mayıs Carsamba || Beşiktaş - Efes Pilsen
14 Mayıs Cuma || Beşiktaş - Efes Pilsen **
17 Mayıs Pazartesi || Efes Pilsen - Beşiktaş **
Seri Tahmini
Efes Pilsen seride 1-0 önde başlamanın yanında hem kadro derinliği ve koçu hem de tecrübesi ile serinin doğal olarak mutlak favorisi konumunda. Haluk Yıldırım'ın maç sonu röportajı ve maddi açıdan çıkan olumsuz haberlerden sonra da ilk mac herşeyi belirleyecek gibi duruyor. Ilk maçı kaybedersek seri 3-0 biter. Ancak olurda ilk maçta bir sürpriz yaşanırsa Akatlar'da Efes Pilsen 2 maç ust uste kazanamaz. Bu nedenle seri son maça kalır. Tahminim ise ne yazık ki ilk olasılıkdan yana; 3-0 Efes Pilsen.
Serinin Düğümü
Beşiktaş açısından serinin düğümü yukarıda da biraz bahsettiğim gibi tam saha baskıdan geçiyor. Efes Pilsen Kerem Tunceri önderliğinde hem çok iyi şutorlere hem de çok iyi uzun rotasyonuna sahipler. Bu nedenle Kerem ne kadar az süre topla oynarsa hucumları o kadar fazla aksar. Tam saha baskı sayesinde Efes Pilsen'e 10 veya 15 saniye arası hucum yaptırırsan hücumda ister istemez bir telaş oluşabilir. Hücumda ise Beşiktaş için tabir-i caizse her top altın değerinde olacaktır. Brad Newley'nin hücum performansı takımın hücumda en belirgin unsur olacaktır. Telekom serisinde bize Naumoski'yi hatırlatan Newley şimdi de Efes Pilsen'lilere eski günleri yad ettirebilecek mi bekleyip göreceğiz artık ..
Takvim
09 Mayıs Pazar || Efes Pilsen - Beşiktaş
12 Mayıs Carsamba || Beşiktaş - Efes Pilsen
14 Mayıs Cuma || Beşiktaş - Efes Pilsen **
17 Mayıs Pazartesi || Efes Pilsen - Beşiktaş **
Seri Tahmini
Efes Pilsen seride 1-0 önde başlamanın yanında hem kadro derinliği ve koçu hem de tecrübesi ile serinin doğal olarak mutlak favorisi konumunda. Haluk Yıldırım'ın maç sonu röportajı ve maddi açıdan çıkan olumsuz haberlerden sonra da ilk mac herşeyi belirleyecek gibi duruyor. Ilk maçı kaybedersek seri 3-0 biter. Ancak olurda ilk maçta bir sürpriz yaşanırsa Akatlar'da Efes Pilsen 2 maç ust uste kazanamaz. Bu nedenle seri son maça kalır. Tahminim ise ne yazık ki ilk olasılıkdan yana; 3-0 Efes Pilsen.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Efes Pilsen,Tbl | 18
Yorum
4 Mayıs 2010 Salı
TBL Ceyrek Final Serisi || Beşiktaş 3-1 Türk Telekom
İkinci çeyreğin sonunda rüzgarı arkasına alan Türk Telekom, ikinci yarının başında da Mallet ve Bekir'in sayıları ile farkı 3 sayıya kadar indirdi. Bu sırada pota altında Fedor Likholitov 2. dakika da 4. faulünü alınca kenara gelmek zorunda kaldı. Beşiktaş ikinci yarının ilk beş dakikası sadece 4 sayı bulunca 16 sayılık fark bir anda eridi ve Türk Telekom 45-42 öne geçti. Beşiktaş ikinci yarıda ister istemez Türk Telekom'un yüksek temposuna ayak uydurmak zorunda kaldı ancak bu süreçte fark eriyince tekrardan Naumoski Newley'i bire bir bırakarak içeri penetreler ile maça ortak olmak istediler. Ve bunu da başardılar. Newley'in üst üste bulduğu sayılar ile skor önce 50-50 eşitlendi. 3. periyodun sonlarına doğru skorda 10 sayı bulmuş Newley'ye Cevher de katılınca 3. periyot 59-53 Beşiktaş lehine sonuçlandı.
Son çeyrekte ise bir nevi 3. çeyreğin kopyası yaşandı. Cevher'in yine harika hareketli halde savunmacısından kurtularak attığı üçlük ile skor 64-60'a geldi. Ve bu dakikadan sonra Türk Telekom 4 kısaya döndü, bu hamle de işe yaradı. Maçın bitmesine 5 dakika kala 66-65 tekrardan öne geçtiler. Maçta Beşiktaş tekrardan ivme yakalamışken, belki de serinin kaderini etkileyecek bir teknik faul çalındı. Erşan Kartal'ın belki de her maç en 10 kez şahit olduğumuz bir pozisyona çaldığı teknik faul ile 4 serbest atış bir de kenardan topu oyuna sokan Telekom 70-69'luk skorla tekrar öne gecti. Ama bu düdük takıma olumsuz olarak değil de olumlu olarak yansıdı ve maçın yıldızı Newley zor poziyonda bulduğu inanılmaz bir basket bir de basket faulu ile son 1.15 saniye kala 73-72 tekrardan Beşiktaş'ın öne geçmesini sağladı. Moral açıdan çöken Telekom'un son dakikada yaptğı yanlış şut tercihleri ile de maç Beşiktaş'ın lehine 80-76 sonuçlandı. İlk maçta nerede ise ne attığını sokan Wilson ise bu maçı sadece 2 sayı ile bitirebildi.
3. Maç
Seride 2-1 geriye düşen ev sahibi takım, 3. maçın başında inanılmaz konsantre gözüktü. Özellikle ilk maçın yıldızı Wilson ve Davis ile 12-5 lik bir seri ile maça başlayan Türk Telekom beşinci dakikaya 19-10 luk bir farkla girdi. Ama Türk Telekom ilk iki maçta olduğu gibi yine yüksek tempoda dış atışlara bağlı bir hücum sistemini benimsemişti. Neredeyse potayı gören şutunu kullanıyordu. Beşiktaş ise ilk maçta olduğu gibi bir türlü dış savunmayı belirli bir düzeye çekemedi. Türk Telekom'un bu yüksek yüzdesi periyot sonuna dek devam etti, ve periyodu 30-16 gibi yüksek bir skorla tamamladı. Ilk çeyrekte Türk Telekom 9/6 üç sayılık isabet ile oynarak belki de bir rekora imza attı. Beşiktaş açısında da en hayal kırıklığı yaratan istatistik ribaundlardı. Türk Telekom 14 ribaund almışken Beşiktaş ilk çeyrek sadece 5 ribaund alabildi.
Felaket geçen ilk çeyrekten sonra Beşiktaş ikinci çeyreğe de tutuk başladı. İlk 4 dakika geçildiğinde 14 sayılık fark değişmedi ve Türk Telekom 39 -25 önde geçti. Yalnız ilginç olan ise bu süreçte iki takım 3 pozisyon üst üste üçlük dış şut tercihlerinde bulundular ve iki takımda bu tercihlerinden yararlanamadılar. Maç boyunca hücumda bir türlü ısınamayan Newley ve Cevher biraz hareketlenince devrenin bitmesine 2 dakika kala fark 10 sayıya indi. (41-31) Bu kadar kötü geçen ilk 2 çeyreğin sonunda Cevher'in skora katkısı ile ilk çeyrek 44-36 Türk Telekom'un lehine sonuçlandı.
Üçüncü çeyreğe ise yine Newley -Cevher ortaklığına Likholitov da katıldı. Ve Fedor Likholitov'un hem savunmada hem de hücumdaki gayreti ile skor ilk 5 dakikada bir sayıya kadar indi. Bu sırada Türk Telekom yanlış şut tercihlerine devam edince pota altından Likholitov (fundamental'ı bu kadar yüksek ve ayakları da bu kadar hızlı bir uzun resmen pota altında basketbol dersi verdi) dış bölgede Cevher ve takımın lideri Newley ile takım bir anda öne fırladı. Ve tempoyu da arttırarak son 2 dakikaya 4 sayı önde girmelerini sağladı. Newley 3. periyotta bulduğu 14 sayı ile takımını sırtlarken Beşiktaş da periyodu 63-61 önde tamamladı.
Son çeyrekte çok telaşlı ve stres içerisinde olan bir Türk Telekom izledik. Nerede ise savunmayı sadece göstermelik yapan ve hemen topu alıp hücumu düşünen telaşlı bir takım görüntüsündeydiler. Gerci 2. maçta da aynı görüntüdeydiler ama bu maçta daha belirgindi. Son çeyrekte önce pota altında Likholitov ile üstünlük sağlayan Beşiktaş akabinde Newley'in basket faulu ile artık Telekom yavaş yavaş sezonu kapatmak üzereydi. Maçı bitiren pozisyon ise Türk Telekom'dan geldi. Soner Şentürk'un son 3 dakikada önce bomboş kaçırdığı turnike ve daha sonra boyalı alanda kaçırdığı basket ile Türk Telekom da kazanma inancını yitirdi ama maçı bitiren yine Newley oldu. Son dakikalarda bulduğu basketler ile hem maçı hem de seriyi getiren oyuncu oldu.
Serinin Yıldızı
Özellikle bu seri ile çok büyük gelişim gösteren, bana son 2 maçta içerde bulduğu boşluklar ile bir nevi Naumoski'yi hatırlatan Brad Newley hiç kuşkusuz serinin de yıldızıydı.
Brad Newley seri boyunca 22.6 sayı 4 ribaund 3 asist ortalamaları ile mücadele etti.
Serinin Hayal Kırıklığı
Serinin bence en büyük hayal kırıklığı Türk Telekom koçu Merih Çakıroğlu'ydu. Türk Telekom'da seri boyunca hem savunmada hem de hücumda çok dağınık görüntü vardı. Özellikle hücumda acele atılmış çok fazla yanlış şut tercihleri serinin kaybedilmesinde başrol oynadı.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Tbl,Türk Telekom | 4
Yorum
11 Mart 2010 Perşembe
Ceza Belli Oldu Sıra Yönetimde !
Mire Chatman'ın merakla beklenen cezası belli oldu. Disiplin Kurulu'nun açıkladığı karara göre Mire Chatman'a tedbir tarihi 16.02.2010'dan başlamak üzere 3 ay hak mahrumiyeti cezası verildi. Açıkcası yasaklı maddenin içeriği açıklanmadan önce çok ağır bir ceza bekliyordum. Açıklanan ceza ilerisi için de ilginç biçimde emsal teşkil edecek. Şimdi sıra ise yönetimde, Her ne kadar yaptığı yanlış da olsa Chatman en zor anında bu takımı yanlız bırakmadı. Gecen sezon Maccabi'nin ısrarlı tutumuna rağmen takımdan ayrılmayarak burada mutlu olduğunu her seferinde dile getirmişti. Yönetimin herkesi şaşırtması dileğiyle ...
Mire Chatman hakkında alınan detaylı karar açıklamasını buradan okuyabilirsiniz.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Mire Chatman | 34
Yorum
16 Şubat 2010 Salı
Chatman'la Buraya Kadar
Etiketler:asisttime,Besiktas Cola Turka,Mire Chatman | 45
Yorum
27 Aralık 2009 Pazar
Savunma vs. Hücum
Bu hafta oynanacak Fenerbahce Ulker - Beşiktas Cola Turka maçı belki de bu sezonun en ilginç maçlarından birine sahne olacak. Fenerbahce'nin cezası bitiyor ve bu sezon ilk seyircili maçına bizim karşımızda çıkıyor. Diğer bir ilk ise Abdi Ipekci Spor Salonunun Kısa Kulvar Avrupa Havuz Şampiyonasından sonra ilk lig maçına kapılarını açıyor olması.
Abdi Ipekci'de ki mücadele de bir tarafta ligin en az sayı yiyen takımı diğer tarafta ise ligin en skorer takımı karşı karşıya gelecek. Fenerbahce özellikle Telekom maçında da sıkca görüldüğü gibi rakiplerine kolay kolay ikili oyun şansı vermiyor. Bunu aynı zamanda Milli Takım'da da bariz şekilde görmüştük. Bogdan Tanjevic'in savunma sisteminde her zaman kilit oyuncular yer aldı. Milli Takım ilk yıllarda Fatih Solak'ı daha sonraları da Ömer Aşık'ı bu sistemde önemli roller verdi. Ama hafta sonu oynanacak maçta Ömer Aşık'ın olmaması belki de uzun yıllar sonra uzun rotasyonunda Fenerbahce ile başa baş bir mucadele edeceğimiz anlamına geliyor. Şu an için boyalı alanda sadece Oguz Savas ve Semih Erden ile etkili olmaya çalışacaklar. Hem Rasim hem de Preldzic de bu pozisyona ara ara kaysalarda daha cok dışardan oynayan oyuncular olduğundan Cevher Özer karşısında hem savunma da hem hucumda ustunluk sağlayacaklarını dusunmuyorum.
Ama unutulmaması gereken bişey var o da tüm kısa oyuncuların uzun oyunculara yardıma gitmesidir. Geçen sene final serisinin 3. maçında Efes Pilsen ilk yarı boyunca pota altında üstünlük kuracağına inanıp nerede ise butun oyunları pota altında oynamıştı. Ama ilk yarı bittiğinde Ergin Ataman skorboard'a baktığında o pota altın da üstünlük kurduğun rakibin kısalarının hem savunma da hem de hucumda ki hareketli yardımlaşmalarından ötürü 37-28 lik skorla geride olduğu görüyordu. Ve belki de şampiyonluğu getiren serinin 2-0 dan 4-2'ye gelmesini sağlayan hamleyi gercekleştirdi Ergin Ataman, o da "Içeri de oynayamıyorsak artık dışardan oynanan oyun ve en önemlisi Adam Adama savunmadan vazgecip Alan Savunması gecilmesi." işte bu iki hamle Efes Pilsen'e geçen sezon şampiyonluğu getirdi. Peki bu hamleyi yapan başka bir takım hatırlıyormusun tabi ki Avrupa Basketbol Şampiyonasın da Slovenya takımı idi. Oyun ne zaman sıkışsa hem Efes Pilsen hem de Slovenya Milli Takımı'da Bogdan Tanjevic'in savunma sistemini bu iki hamle ile geçebilmeyi başardı.
Yavaş yavaş maça geçecek olursak, Beşiktaş adına en kritik oyuncu tabiki Mire Chatman. Istediği zaman karşısında hangi guard olursa olsun çok rahat üstünlük kurabilecek bir oyuncu. Bu sefer karşısında sert savunmalara karşı direnci hemen düşebilen Green olacaktır. Hucumda ise Chatman'ı büyük bir ihtimal Ömer Onan ve Kinsey savunacaktır. Tarrence Kinsey gibi bir oyuncum olsun asla savunma da ve hucum da o pozisyonda endişe etmem. Kinsey çok beğendiğim oyunculardan biridir; savunması da hucumu da hep belli bir çizgide istikrarlı şekilde devam etmekte. Belki de Hido Cleveland'ı elemese idi şu anda Quicken Loans Arena 'da benchden kombinesi ile LeBron James ve Shaq'ı birlikte izliyor olabilirdi. Ama Engin Atsur'un varlığı işte bu nokta önem kazanıyor. Chatman'ın oyundan düştüğü anlarda aynı düzeyde makina işlemeye devam edecektir.
Fenerbahce özellikle Lonny Baxter'ı ısındırmamak için bazen tam saha baskı bazen ikili yardımlar ile top aldırmamaya çalışacaklardır. Maçın ilk çeyreğinde Baxter eğer gününde olursa ve Oğuz'u faul problemine sokabilirse savunma da Fenerbahce'nin direncini en az 2-3 seviye aşağı indirebilir. Bu nokta da Cevher'e önemli rol düşüyor şahsi kanaatim Cevher'in çoğu pozisyonda dışarıya Semih'i çekmeli çunku Cevher, Semih'e göre bariz biçimde hız avantajı var zaten Semih'in en büyük dezavantajı savunma da ayaklarının yavaşlığı. Bu nedenle maçın başında Cevher ve Baxter, Oğuz ve Semih'e üstüklük kurmamaları için hiçbir neden yok.
Buyük bir ihtimal iki takımda çift guard sistemi ile oynayacaklardır. Ama çift guard oynamaları iki takım için de farklı nedenlere dayanıyor; Kinsey-Greer veya Mrsic - Omer rotasyonlarını irdelersek neden Fenerbahce'nin en az sayı yiyen takımı olduğu anlayabiliriz. Hem Kinsey hem de Ömer Onan ligimizin en kaliteli dış savunmacıları. Diğer isim ise zaten Sinan Guler. Işte bu oyun sistemi yukarıda ki tez ile uyuşmuyor. Tanjevic'i yenen takımların ortak hamlesi neydi dışardan oynamak işte bu savunma rotasyonu sayesinde Fenerbahce'in yenilgi sayısı sadece iki. Bizim açımızdan değerlendirdiğimizde ise Newley'in yokluğu bu rotasyon içerisinde en büyük eksiklik. Engin - Chatman ikilisi de bence ligimizin en iyi guard ikililerinden biridir. Birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar. Ama Fenerbahce'ye karşı Newley'in yokluğunda Haluk Yıldırım ve ara ara Kerem Ozkan şans bulacaktır. Ikisi de hucumda guvenilir eller degil. Oyun sıkıştığı anlarda eğer ki dışardan bir skorer çıkaramazsak Chatman'ın eline bakmaya başlarız ve korktugumuz basımıza gelir çunku Chatman tek başına Fenerbahce'ye karşı baş edemez.
19 Aralık 2009 Cumartesi
Beşiktaş Yabancı Tercihini Yaptı
Beşiktas beşinci ve son yabancı tercihini sıkıntı yaşadığı pozisyonlardan uzun savunmasında Rus oyuncu Fedor Likholitov'dan yana kullandı. Sezon başından bu yana karşılaşılan bütün zorlu maçlarda göze batan eksiklik hiç kuşku yok ki verilen hücum ribaundları idi. Hucum ribaundı diyince aklıma ilk olarak Murat Didin gelir. Kerem Tunceri'li sezonda inanılmaz bir performans sergilerken takım maç sırasında bir anda mola almıştı ve oyun tahtasına büyük harflerle RIBAUND yazarak tek tek tum oyunculara bu tahtayı göstermişti. Gerçekten basketbolda verilen hücum ribaundları çok büyük önem arz ediyor. Hem rakibine bir 24 saniye daha hücum hakkı veriyorsun hem de savunmanın direnci bir seviye daha düşüyor. Bunun en güzel örneğini Efes Pilsen maçında gördük.
Ancak Fedor Likholitov tercihini iki açıdan irdelemek gerekir; Oncelikle hem beşinci yabancı olarak takıma katılması demek ekstra 150 bin dolar demek hem de yaşanan maddi krizi de düşünürsek umarım takımın havası bozulmaz. Fedor Likholitov hiçbir zaman winner oyuncu olmadı her zaman rol oyuncusuydu. Ama takımda savunma yönünde bütün delikleri kapatan görevini en iyi şekilde yerine getiren oyuncuydu. Işte bu nokta da biraz düşünmek gerekir Beşiktas'ın oyun yapısı zaten hızlı hucumlara dayalı göze hoş gelen bir sistem Likholitov'dan savunma da ihtiyaç ne zaman olabilir rakip tempoyu dusurup sete set oynamaya başladığında olabilir peki o zaman sahada kimler olmalı; takımın lideri Chatman, pure sütor diyebileceğimiz Newley ve son olarak da takımda tek sırtı donuk oynayabilecek ve hucumda ise en iyi gucumuz olan Baxter. Ve bench de Fletcher'ın olduğunu düşünürsek rotasyon içerisinde Likholitov cok lüks duruyor. Çunku yerli oyuncularımız çok iyi değil Chatman ve Baxter bu takımın olmazsa olmazları. Ve uzun rotasyonunda 3 yabancı oyuncunun olması da dış oyuncuların da rotasyonda ki istikrarını bozabilir.
Fedor Likholitov kariyerine Rusya'da değil NCAA'de Amerika'da başladı. Virginia Commonwealth 'da NCAA kariyerini geçirdi. Ncaa kariyeri belki de bütün kariyeri ile aynı paralellikte devam etti. Virginia Commonwealth'de 4 sene sonunda 7 sayı 5.4 ribaund istatistikleri tutturdu ki bu istatistikleri sadece 2 sezon geçebildi. (2006/07 sezonu 7.8 sayı 6.3 ribaund ve gecen sezon 10.7 sayı 5.2 ribaund)
Rus oyuncu Fedor Likholitov Avrupa kariyerine ise Ncaa'in arka bahcesi olan Fransa liginde başladı. Ancak Strasbourg seruveni pek uzun sürmeyince Yunanistan'ın Aris takımına transfer oldu. Aris'de 2 sezon geçirirken 16 dakika ortalama ile 5.8 sayı 5 ribaund ortalamaları ile oynadı. Aris'de ki son sezonunda ise hem Yunanistan Kupasını hemde FIBA Champions Cup'ı kazanan takımda yer aldı. Alınan başırılı sonuçlardan sonra Rusya Milli Takımına kadar yükseldi. 2003 ve 2005 Avrupa Şampiyonalarında Rusya Milli Takım kadrosunda yer aldı. Milli Takımda da yine aynı rolu ustlenerek savunmada önemli katkılar vererek kariyerinin en iyi noktasına ulaştıktan sonra Rusya'nın Dinamo Moskova takımına transfer oldu. Rusya'da da 5 sezon boyunca 7 sayı 4.7 ribaund istatikleri ile oynadı. Ve bu sezon ise yeni transfer olduğu Unics Kazan'da sadece 6 maçta 7 dakika ortalama ile oynamıştı.
Fedor Likholitov başta da belirttiğim gibi yerli oyuncularımızın istikrarlı performanslar vermemesinden ötürü başarımız yabancı oyunculara dayalı. Likholitov hamlesi demek rotasyonada değişikliğe gidilmesi demektir. Chatman - Baxter ikilisin özellikle hucumda vazgeçilmez olduğunu dusunursek Newley ve artık pota altında 3. yabancı konumuna gelen, bu zamana kadar da istikrarlı katkı sağlayan Fletcher'in süreleri git gide azalacağını dusunuyorum. Likholitov her ne kadar savunmada cok iyi verim sağlayacagını düşünsem de takımın hem hedefi hem de maddi durumu göz önünde bulunduğunda çok lüks olduğunu düşünüyorum.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Fedor Likholitov,time | 5
Yorum
15 Kasım 2009 Pazar
Besiktas 84-88 Efes Pilsen
Maçtan önce arkadaşlar ile sohbet ederken en çok değindiğimiz konu Efes Pilsen'in yavaş yavaş oturttuğu 4 kısalı sistem ve bu sistem içerisinde Shumpert ve Nachbar'ın rolleri idi. Maç suprizlerle başladı ilk surpriz salon dışında yaşandı ve ilk defa maça girerken kimlik kontrolu ile karşılaştım! Bu konuyu pek irdelemek istemiyorum çünkü maç içerisinde de takımı etkileyecek yönetim aleyhine çok fazla tepki de vardı. Yani neresinden tutsak artık elimizde kalacak bir konu şahsen iki tarafında bu konuyu abarttığını düşünüyorum. Neyse maça dönecek olursak ikinci büyük surpriz ise Charles Smith'in 6. yabancı olarak kenarda oturmasıydı. Charles Smith'in kenarda oturması demek dışarıdan oynanmayacağının işareti idi. Ve asıl surpriz ise maçın başında yaşandı Efes Pilsen bugüne kadar oynadığı maçlar dışında Besiktas'ı iyi etut edip ilk çeyrek boyunca çift uzunla oynayıp hep içerden oynayarak takımı içeriye gömerek oynadı.
Etiketler:asisttime,Besiktas Cola Turka,Efes Pilsen,Tbl | 13
Yorum
10 Kasım 2009 Salı
Spor Mutlu Insanların Isidir || Takım - Yonetim - Taraftar
Öncelikle herkese merhabalar. Açıldığı günden beri beğeniyle takip etmeme rağmen hep birşeyin eksik olduğu hissederdim eksibesiktas'ta. Hani yurt dışına çıktığında ne kadar dolgun maaşın olursa olsun veya ne kadar eğlenirsen eğlen hep bir boşluk hissedersin ya, ben de Beşiktaş adına bu kadar başarılı bir oluşumda basketbolu çok büyük eksik olarak görüyordum ki jessie'nin daveti ile karşılaştım. Herkesin de sıkça dillendirdiği gibi; uzun yıllardır özlediğimiz seviyeli tartışma ortamını sağlayan böyle bir oluşumda yer almak beni çok onore etti.
Biraz da basketboldan bahsetmek gerekirse de, geçtiğimiz hafta salı günü yabancılardan Chatman idmana çıkmamıştı, bugün de gün içerisinde söylenenlere göre takımda ki bütün yerli oyuncular paralarını alamadıkları için idmana çıkmamışlar.
Bir takım düşünün; bugüne kadar Akatlar parkelerinin göremediği en domine en iyi hücum eden yani en güzel basketbolu oynasın. Ligde bütçesinin 2 katı olan ve geçtiğimiz hafta tarihinin en pahalı takımını kuran Efes Pilsen'i yenen takımı daha ilk yarıda basketboldan soğutsun. (20 dk 20 asist 20 fark) İşte bu takım bu hafta içerisinde daha 3. hafta olmuşken ödeme yapılmadığı için bazı oyuncuların idmana çıkmadığı belirtilen takım.
Sponsorluktan gelecek para ile bütçelerini düzenleyen takımın, daha sözleşme imzalayalı 2 ay olmuşken oyuncuların paraları ödenmemesi, işte bu neden bile "yeter" dedirtmeye yetiyor. İnsan ister istemez sormadan da edemiyor tabi; Cola Turka'dan gelen paraları, hücum etmeyi unutmuş futbol takımı mı daha fazla hakediyor ?
Eğer ki sadece futbol endeksli bir kulüp olunmak isteniyorsa da basketbolda Efes Pilsen modeli gibi bütün amatör şubeleri kapatıp sadece futbol kulübü olunsun. Çünkü gerçekten yeter daha 3. haftada çıkan dedikodular, ve gerçekten takımın kimyası ve oluşturulan organizasyon çok üst düzey ve çok iyi oturmuş durumda. Bu takımın da havasını bozabiliyorsanız artık söylenecek tek bir kelime bulamıyorum.
Telekom maçına geçecek olursak ki geçecek fazla bişey yok ilk yarı zaten oyun koptu. Yukarıda da belirttiğim gibi Akatlar parkeleri boyle bir basketbol görmedi. İnanılmaz hücum setleri her plana karşı hazırlanmış savunma kurguları basta Burak Bıyıktay'a tesekkur ediyorum çünkü bu takımın ritmi bozulmazsa aynen bugun ki gibi; ilk 10 dk da 40 dk lık basketbol seyir zevkini bize tattıracak.
Ve taraftarlar, cumartesi günü bi yakınımızın cenazesi oldugu icin ben de maça gidemedim ve macı televizyondan izledim. Salonu gorunce gercekten hayal kırıklığına ugradım. Acaba taraftarlar neyi bekliyor veya şöyle sorayım Besiktaslılık acaba gerçekten Besiktas sevgisi mi ? Yoksa Fenerbahçe ve benzeri takımların nefreti mi ??
Normal bir taraftar izlediği spor branşından seyir zevki almak ister oyle değil mi, o seyri de ozel oyuncular sağlar. Türkiye'ye gelmiş Naumoski ve Mula'dan sonra en yetenekli ve en iyi guard ! olan Mire Chatman'ı izlemeyi ben şahsen butun Besiktas futbol takımına ve hatta Nba'den Milwaukee -Minnesota - Indiana gibi takımları izlemeye tercih ederim. El Amin gibi savunma yapmayan mucadele etmeyen bir oyuncuya tabiri caizse tapan bir taraftar grubu Chatman için semtte heykelini dikmesi gerekir. Sadece özellikleri bile baksanız bu oyuncunun ne kadar özel bir oyuncu oldugunu anlayabilirsiniz. Bu Chatman Calderon'u bile keser.
Başka bir neden ne olabilir diye dusundugumuzde aklımıza ikinci olarak da bilet fiyatları geliyor. Yahu 7,5 lira ya. Hergun kumbaraya birer lira atsanız haftasonu rahat rahat maçınızı izlersiniz. Boyle bir takımı izlemenin degeri 7,5 lira, en düşük bir sinema bileti bile 8 lira.
Onumuzde ki hafta Efes Pilsen maçı var. Ve haftaya da bu guzel basketbol devam edeceğini dusunuyorum. Efes Pilsen maçı Besiktas taraftarı için milad olsun. Cunku bunu biz daha onceleri sıkca basardık. Arkadaslar, dostlar ve butun Besiktas taraftarları hatırlarmısınız bilmiyorum 2 sezon once Fenerbahce maçında eski kartalbasket yeni besiktasbasket de ki arkadaslarımız ve abilerimiz ile beraber bütün karşı tribünü kaplayan buyuk bir pankart yaptırmıştık. Oyle bir ortam vardı ki salon da insanın duygulanmaması içten bile değildi öyle bir atmosfer de degil Efes Pilsen Euroleague'nin belli başlı kalbur takımları dışında diğer takımlar bile zor çıkar.
O zaman gelin hep beraber birlik olup şampiyonlugun en iddialı takımı olan Besiktas basketbol takımına destek olalım. Inanın 2-3 maç duzenli gelseniz daha sonra artık hafta sonu gelse de basketbol maçımızı izleyelim diye heyecanlanmaya baslayacaksınız.
Son olarak Burak Bıyıktay'ın bence yılın sozu olabilecek cumlesi ile bitirelim; Spor Mutlu Insanların Isidir. Taraftar gelip basketbol takımına destek olursa yonetim de takımın maaşlarını zamanında oderse bu takım sezon sonu 34 senelik bir özlemi giderebilecek seviye de ve o denli iyi bir kimyaya sahip ....
Haydi Taraftarlar Zamanı Geldi; Remzin Kartalları gibi Manileri Yen Aş, Layıktır Bu Vasıflar Sana Ey Şanlı Beşiktaş. Basketbol'un başıboş bırakılacak bir branş olmadığını ispatlama zamanı ..
Bir takım düşünün; bugüne kadar Akatlar parkelerinin göremediği en domine en iyi hücum eden yani en güzel basketbolu oynasın. Ligde bütçesinin 2 katı olan ve geçtiğimiz hafta tarihinin en pahalı takımını kuran Efes Pilsen'i yenen takımı daha ilk yarıda basketboldan soğutsun. (20 dk 20 asist 20 fark) İşte bu takım bu hafta içerisinde daha 3. hafta olmuşken ödeme yapılmadığı için bazı oyuncuların idmana çıkmadığı belirtilen takım.
Sponsorluktan gelecek para ile bütçelerini düzenleyen takımın, daha sözleşme imzalayalı 2 ay olmuşken oyuncuların paraları ödenmemesi, işte bu neden bile "yeter" dedirtmeye yetiyor. İnsan ister istemez sormadan da edemiyor tabi; Cola Turka'dan gelen paraları, hücum etmeyi unutmuş futbol takımı mı daha fazla hakediyor ?
Eğer ki sadece futbol endeksli bir kulüp olunmak isteniyorsa da basketbolda Efes Pilsen modeli gibi bütün amatör şubeleri kapatıp sadece futbol kulübü olunsun. Çünkü gerçekten yeter daha 3. haftada çıkan dedikodular, ve gerçekten takımın kimyası ve oluşturulan organizasyon çok üst düzey ve çok iyi oturmuş durumda. Bu takımın da havasını bozabiliyorsanız artık söylenecek tek bir kelime bulamıyorum.
Telekom maçına geçecek olursak ki geçecek fazla bişey yok ilk yarı zaten oyun koptu. Yukarıda da belirttiğim gibi Akatlar parkeleri boyle bir basketbol görmedi. İnanılmaz hücum setleri her plana karşı hazırlanmış savunma kurguları basta Burak Bıyıktay'a tesekkur ediyorum çünkü bu takımın ritmi bozulmazsa aynen bugun ki gibi; ilk 10 dk da 40 dk lık basketbol seyir zevkini bize tattıracak.
Ve taraftarlar, cumartesi günü bi yakınımızın cenazesi oldugu icin ben de maça gidemedim ve macı televizyondan izledim. Salonu gorunce gercekten hayal kırıklığına ugradım. Acaba taraftarlar neyi bekliyor veya şöyle sorayım Besiktaslılık acaba gerçekten Besiktas sevgisi mi ? Yoksa Fenerbahçe ve benzeri takımların nefreti mi ??
Normal bir taraftar izlediği spor branşından seyir zevki almak ister oyle değil mi, o seyri de ozel oyuncular sağlar. Türkiye'ye gelmiş Naumoski ve Mula'dan sonra en yetenekli ve en iyi guard ! olan Mire Chatman'ı izlemeyi ben şahsen butun Besiktas futbol takımına ve hatta Nba'den Milwaukee -Minnesota - Indiana gibi takımları izlemeye tercih ederim. El Amin gibi savunma yapmayan mucadele etmeyen bir oyuncuya tabiri caizse tapan bir taraftar grubu Chatman için semtte heykelini dikmesi gerekir. Sadece özellikleri bile baksanız bu oyuncunun ne kadar özel bir oyuncu oldugunu anlayabilirsiniz. Bu Chatman Calderon'u bile keser.
Başka bir neden ne olabilir diye dusundugumuzde aklımıza ikinci olarak da bilet fiyatları geliyor. Yahu 7,5 lira ya. Hergun kumbaraya birer lira atsanız haftasonu rahat rahat maçınızı izlersiniz. Boyle bir takımı izlemenin degeri 7,5 lira, en düşük bir sinema bileti bile 8 lira.
Onumuzde ki hafta Efes Pilsen maçı var. Ve haftaya da bu guzel basketbol devam edeceğini dusunuyorum. Efes Pilsen maçı Besiktas taraftarı için milad olsun. Cunku bunu biz daha onceleri sıkca basardık. Arkadaslar, dostlar ve butun Besiktas taraftarları hatırlarmısınız bilmiyorum 2 sezon once Fenerbahce maçında eski kartalbasket yeni besiktasbasket de ki arkadaslarımız ve abilerimiz ile beraber bütün karşı tribünü kaplayan buyuk bir pankart yaptırmıştık. Oyle bir ortam vardı ki salon da insanın duygulanmaması içten bile değildi öyle bir atmosfer de degil Efes Pilsen Euroleague'nin belli başlı kalbur takımları dışında diğer takımlar bile zor çıkar.
O zaman gelin hep beraber birlik olup şampiyonlugun en iddialı takımı olan Besiktas basketbol takımına destek olalım. Inanın 2-3 maç duzenli gelseniz daha sonra artık hafta sonu gelse de basketbol maçımızı izleyelim diye heyecanlanmaya baslayacaksınız.
Son olarak Burak Bıyıktay'ın bence yılın sozu olabilecek cumlesi ile bitirelim; Spor Mutlu Insanların Isidir. Taraftar gelip basketbol takımına destek olursa yonetim de takımın maaşlarını zamanında oderse bu takım sezon sonu 34 senelik bir özlemi giderebilecek seviye de ve o denli iyi bir kimyaya sahip ....
Haydi Taraftarlar Zamanı Geldi; Remzin Kartalları gibi Manileri Yen Aş, Layıktır Bu Vasıflar Sana Ey Şanlı Beşiktaş. Basketbol'un başıboş bırakılacak bir branş olmadığını ispatlama zamanı ..
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Burak Bıyıktay | 20
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...13 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-