.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Ülker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Mart 2011 Pazar

Oyun Stratejisinin Önemi || Fenerbahçe Ulker:84 Beşiktaş CT:92

Haftanın sonucu en merakla beklenen maçında Beşiktaş CT Fenerbahçe Ülker'i deplasmanda 92-84 yenmeyi başararak, olası Play-off eşleşmesinde durumu 0-0'a getirmiş oldu. Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesiyle başlayan çıkış bu maçla da devam etti.Ergin Ataman'lı Beşiktaş CT, Efes Pilsen ve kupa finalinde Fenerbahçe Ülker maçlarındaki yenilgiler dışında 9.maçında 7.galibiyetini aldı. Maç Öncesi Daha çok futbolda karşılaştığımız kamp kültürü ile basketbolda ilk defa bu maç öncesi karşılaştık. Beşiktaş CT, maç öncesi kampa girerek basketbolda kamp kültürünü bir nevi başlatmış oldu. Fenerbahçe Ülker cephesinde ise Mirsad Türkcan'ın sezonu kapamasından sonra bu maçta da Kinsey'in eksikliği önemli eksikliklerdi. Maçın Öyküsü Tabir-i caizse Beşiktaş CT, maça kolay sorudan başlayarak başladı. Sınav boyuncada hep çalıştığı yerden sorular geldi. Yani çok iyi hazırlandığı ve Fenerbahçe Ülker'i çok iyi etüt ettiği daha ilk çeyrekten anlaşılıyordu. Maça her maç olduğu gibi Ogilvy üzerinden ikili oyunlarla başladık. AJ Ogilvy'yi her geçen maç çok daha iyi besliyormuş gibi bir görüntü var. Maçın başında onun üzerinden bulduğumuz 6 sayı ile ilk 3 dakikayı 8-2 önde geçtik. Fenerbahçe Ulker ise maçın başında bir türlü oyuna adapte olamadı. Zorlama dış atışlar ve hücumda istenilen organizasyon sağlanamayınca bu seriye karşılık veremedi. Ancak Beşiktaş CT bu süreçte Marcelus Kemp ve Cevher Özer'in üçlükleri ile bir anda 7-0'lık bir seri yakaladı ve 5. dakikada 16-5 ile 11 sayılık üstünlüğü sağladı.Bu diferansta aslında maç boyunca devam etti diyebiliriz. Ilk 5 dakika içerisinde AJ Ogilvy 8 sayı ile oynarken, Mire Chatman ise 2 sayı 2 ribaund ve 3 asist ile maça yine damga vuracağının habercisi gibiydi. Çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş CT'nın bu rüzgarını biraz olsun dindirmeyi başarsada, son bölüm karşılıklı basketlerle geçildi ve çeyreğide Beşiktaş CT 28-19 önde tamamladı. Ilk Çeyrekten Anektodlar Ilk çeyrekte Beşiktaş CT kullandığı 4 üç sayı denemesinden hepsini sayıya çevirerek skorda bir anda fırlamasının başlıca nedeni oldu. Bununla beraber Serkan Erdoğan ise ilk çeyrek aldığı 3 faulle, maç geneli için endişe yaratsada korkulan olmadı maçıda 3 faulle tamamlamasını bildi. Ikinci çeyrekte ise oyunun momentumu tamamen Beşiktaş CT'nın eline geçti. Çeyreğin başında Mire Chatman ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle farkı 17 sayıya kadar çıkaran Beşiktaş CT, 6/6 üç sayı isabeti ile de Fenerbahçe Ülker'i savunmada çözümsüz bıraktı. Skor 36-19'a geldikten sonra Fenerbahçe Ülker hücumda Marko Tomas önderliğinde yavaş yavaş toparlanarak hücumda daha etkin oynamaya başladı. Beşiktaş CT'da ise rotasyonun hücumda belli bir set düzenine geçmesi zaman alınca Fenerbahce Ulker bu sürecte buldugu 10 sayı ile farkı tek hanelere kadar indirdi. Ancak devrenin sonunda yeniden toparlanan Beşiktaş CT, devreyi de 51-38 önde tamamladı. Ikinci Çeyrekten Anektodlar Ikinci çeyrekte Fenerbahçe Ülker'de efsane oyuncu Sarunas Jasikevicius'un tecrübesi ile nasıl takımını oyunda tuttuğunu gördük. Ikinci çeyrekte attığı 12 sayının yanı sıra çeyrek genelinde hücumda takımı frenleyen, acele şut kullanmalarını izin vermeyen isimdi. Açıkcası şöyle bir maçta Jasikevicius'un da eski günlerinden kesitler sunması oyun seyiri açısından ayrı bir güzellikti. Ikinci yarıda ise, Fenerbahçe Ülker oyunun temposunu düşürerek Beşiktaş CT'yı durdurmayı başardı. Düşük tempoda oynanan ikinci yarıda, Beşiktaş CT ilk 5 dakikalık dilimde ilk saha içi isabetini Cevher Özer'in üçlüğü ile buldu. Bu süreçte Fenerbahçe Ülker'de farkı yeniden tek hanelere kadar indirsede yine yakalayamadı. Ve ikinci yarıya damgasını vuran isim Serkan Erdoğan ve maça genel olarak damgasını vuran isim Mire Chatman'dan gelen üçlüklerle fark yeniden 15 sayıya kadar çıktı. Çeyreğin bitmesine 3 dakika kala skor 65-50'ye geldi. O ana kadar Beşiktaş CT 11/16 üç sayı isabeti ile oynamayı başardı. Çeyreğin son 3 dakikasında ise Fenerbahçe Ulker savunmada ekstra performans sergileyip baskılı oynayınca farkı yeniden tek hanelere indirdi. Son çeyreğe ise 71-63'lük skorla 8 sayı farkla girmeyi başardı. Üçüncü Çeyrekten Anektodlar Uçüncü çeyrekte Fenerbahçe Ülker tecrübesi ile de oyunu biraz olsun dengelemeyi başardı. Ancak ne zaman geri dönüş yapsa hep cevap veren Serkan Erdoğan oldu. Serkan Erdoğan üçüncü çeyrekte yanlış hatırlamıyorsam son 3 dakikada bulduğu 8 sayı ile oyunun momentumunun Fenerbahçe Ülker'e geçmesini engelledi. Son çeyreğe Fenerbahçe Ülker, Ömer Onan'ın üçlüğü ile girerek farkı uzun bir aradan sonra 5 sayıya kadar indirdi. Beşiktaş CT'da ise kenarda dinlenmek için oturan Mire Chatman'ın yerine giren Cüneyt Erden bir türlü oyuna katılamayınca Mustafa Abi değişikliği geldi. Iyi bir hava yakalayan Fenerbahce Ulker oyunun momentumunu da tam eline alıyorken bu değişiklik oyunun kaderini değiştirdi. Mustafa Abi, her ne kadar hücumda 2 şut üst üste kaçırsada savunmada Ukic'i çok iyi savunarak yeniden Fenerbahçe Ulker'in hücumda tıkanmasını sağladı. Tam o sırada yine Serkan Erdoğan'dan gelen üçlük ile de oyunun kontrolu yeniden Beşiktaş CT'nın eline geçmiş oldu. Son 7 dakika 76-68 Beşiktaş CT üstünlüğü ile geçilirken, Fenerbahçe Ülker bu dakikadan itibaren tam saha baskıya geçip daha sonra set savunmasını alan savunması ile yapmayı tercih etti. Bu tercih maç boyuncada devam etti. Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'ten gelen üçlüklerle skor 79-70'e geldi.Son 5 dakika da (özellikle not aldım) sahada inanılmaz hazır bir takım vardı. Uzun zamandır bu kadar iyi bir takım olamamıştık. Son 5 dakikaya Chatman-Kemp-Serkan-Ogilvy-Cevher beşiyle giren Beşiktaş CT, Fenerbahçe Ülker'in tam saha baskı ve alan savunmasına karşı çok iyi hücum etti. Maçın geri kalan kısmında Mire Chatman'ın önderliğinde farkı da koruyarak salondan 91-84 galip ayrılan taraf Beşiktaş CT oldu. Maçtan Anektodlar Beşiktaş CT maç genelinde sadece 3 oyuncusu serbest atış kullandı. Yine maç genelinde ilk beş oyuncuları 14 sayı ve üzerinde oynadılar.Benchden sadece 9 sayı bulabildik. Fenerbahçe Ülker'de ise ilk yarıda 51 sayı yemesi bir yana sadece 6 faul yapmıştı. Serkan Erdoğan ilk çeyrekte 3 faul yapıp maçıda 3 faulle bitirmesi önemliydi. Beşiktaş CT neredeyse hücumlarının 3'de 2 sini 24 saniyelik hücum süresinin ilk 15 saniyesi dolmadan kullandı. Son olarakta bulduğumuz üçlük yüzdesi maçı getirsede, atılan üçlüklerin birçoğu hazırlanmış boş üçlüklerdi. Maçın Kırılma Anı Maçın kırılma anı; Son çeyrekte Fenerbahçe Ülker tam oyunu dengelemişken Mustafa Abi'nin Ukic'e çaldırdığı hücum faul ve daha sonra gelen Serkan Erdoğan'ın üçlüğü maçın hiç kuşkusuz kırılma anıydı. Çünkü bu basket ile beraber Fenerbahçe Ulker'in de direnci düşmüş oldu. Maçın Oyuncusu Mire Chatman bu takımın yıllardır vazgeçilmez bir oyuncusuydu. Ancak hep birşeyler eksik kalıyordu. Ergin Ataman'ın gelmesiyle de o eksikler tamamlandı. Maestro Mire Chatman önderliğinde tam bir yerli lider oyuncu Serkan Erdoğan ve çok iyi tamamlayıcı Marcelus Kemp ile beraber takım iyi bir hava yakaladı. Özellikle AJ Ogilvy'i de çok iyi beslediğimiz düşünülürse iyi bir ana rotasyon yakaladık. Mire Chatman elimde olsa formasını emekli ettirip heykelini Akatlar Salonunun oraya diktiririm ancak Marcelus Kemp ve Serkan Erdoğan'ın takıma dahil olmasından bu yana tek bir isim söyleme gönlüm razı olmuyor; The Magnificent Three Vol.1 The Magnificent Three Vol.2 The Magnificent Three Vol.3 Son olarak Ergin Ataman'ın bu ülke topraklarının yetiştirdiği en iyi basketbol koçu olduğunu bir kez daha gördüm. Bu galibiyet ve Ergin Ataman'ın varlığı gelecek sezonki sponsor anlaşması içinde güzel bir referans oldu. Ergin Ataman, basketbol branşı olarak önümüzdeki yıllara umutla bakmamı sağlıyor. Winner koç , winner oyuncular ve yakında winner bir takım olacağımızı düşünüyorum. Şu anda yukarıdaki hiçbir takım birbirinden üstün değil. Herşeyi playofflardaki performanslar belirleyecek.
19 Kasım 2010 Cuma

TBL || Beşiktaş CT - Fenerbahce Ulker @ NBA TV (Bant Yayını)



Beşiktaş Cola Turka Arena
21 Kasım 2010
Spormax ||15.30

NBA TV || 22.30 (Bant Yayını)


Allen Iverson transferinin getirileri devam ediyor. Son dakika inanılmaz bir olay gercekleşti Nba Tv haftasonu oynanacak Beşiktaş CT - Fenerbahce Ulker maçını banttan verecek. Maçı da Chris Webber'in yorumlayacağı açıklandı.
2 Ağustos 2010 Pazartesi

Kendim İçin İstiyorsam Namerdim, Tamamen Milli Menfaat

Emir Preldzic Türk Milli basketbol takımında oynatılacağı gerekçesiyle Türk yapılır. Sonra problemler çıkar, Sloven basketbol federasyonu yetiştirme ücreti talep eder. Türk basketbol federasyonu kabul eder / reddeder derken Milli takım sporcuları arasında Preldzic'in Türk yapılması hakkında problemler çıkar...

Gözüken o ki, Preldzic Dünya şampiyonasında milli takımın formasını giymeyecek. Bir daha da hiç giymeyecek.

Sonuç: Fenerbahçe yabancı kontenjanını +1 açıp inanılmaz bir avantaj sağlamış oldu.

Şehrin karşı yakasındaki "Sarı - Kırmızı" durur mu? Onlar da hemen yeni transferleri Preston Shumpert'ın Türkleştirilmesi için başvuruda bulundu...

Mesele Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe meselesi değil...

Kural tanımazcılığın, işi kılıfına uydurmacılığın en güzel örnekleri bunlar. "Milli takımda oynatacağız" diye bir oyuncuyu Türk yapıp, alt yapısını da hazırlamayıp "En kötü Fenerbahçe'ye yarar" diye bir karar alıyorsunuz. Her şey tahmin edildiği gibi gerçekleşiyor ve yine tek kazançlı Fenerbahçe oluyor.

Ağlamayana meme yok. Fener'e kıyak geçildi ya, aynısından Galatasaray da istiyor. Hakkıdır lakin sadece Galatasaray'ın hakkı değildir.

Şimdi birazdan gelip, Mert Nobre ama... diye cümleler kurarlar. Biz ona da karşıyız. Lakin sorularımız baki;

Madem Türk Milli takımında oynayacak futbolcu, basketbolcu arıyorsunuz. Bula bula Marco Aurelio ile Emir Preldzic'i mi seçiyorsunuz? Yok canım, kandırmayın bizleri.

İşte 2010 yılı Türkiyesi ve Türk sporu.
27 Aralık 2009 Pazar

Tecrube = Tanjevic

Maç öncesi korktuğum birkaç konu vardı, bunlardan biri Fenerbahçe'nin alan savunmasına karşı ne kadar çok zorlandığı bilinmesine rağmen alan savunmasına geçilmemesi idi, maç boyunca da ne yazık ki Serhat bir numara oynarken bile hiç denemedik. Bir diğer konu ise; Koç tecrubesi. Burak Bıyıktay ilk defa sıfırdan kendi kurduğu bir takım ile sezona başlıyordu.Bu maçta maçın en kritik anlarında Tanjevic'in hamlelerine karşı cevap veremedi. Özellikle son periyot da yaptığı hamleler ne yazık ki yenilgiyi getirdi. Besiktas maça Newley'in yokluğunda klasik ilk beşi Chatman-Engin-Muratcan-Baxter-Cevher ile çıktı. Maça iki takımda pota altından oynayarak basladı. Iki takımın da amacı kısıtlı olan uzun rotasyonlarını faul problemlerine sokup ilerliyen dakikalar da oyunu içeriye yığacaklardı. Bunu Besiktas ilk ceyrek de bir nebze olsun başardı. Ilk 3 dakika da Chatman'ı Mrsic ile savunan Fenerbahce, Chatman'ın oyuna direk ısınması ile beklendiği gibi Omer Onan ile savunmaya başladı. Maç da Chatman'ı 2 numarada başlaması da Chatman'ın oyun genelinde direncini düşmemesini sağlayacaktı. Ilk beş dakika geçildiğinde ise Oguz Savas ve Mrsic 2.faulunu alarak kenara geldi Fenerbahce cephesinde Kinsey'in harika hucum performansı ile bir anda skorda öne fırladı.Aynı şekilde Muratcan Guler'de Besiktas adına ust uste buldugu basketleri ile Besiktas'ın skorda öne geçmesini sağladı. Ilk çeyrek bittiğinde oyun temposu ve skor Besiktas'ın istediği gibi devam ediyordu. 2. çeyrek te ise kalite farkı ortaya cıktı. Gordan Giricek ve Emir Preldzic hamlesi farkın bir anda farkın artmasına sebep oldu. Ozellikle Emir Preldzic'in Fletcher karşısında hucumda önemli katkılar yapması Besiktas'ın pota altı savunmasının bir nebze olsun direncinin dusmesine neden oldu ki o sırada Giricek'in de üst üste basketleri ile skor 38-30 a geldi. Bu fark devrenin sonuna kadar karşılıklı basketlerde devam etti. Ilk yarı sonunda da Fenerbahce'nin 54-45 lik üstünlüğü vardı. 2.yarı da ise tamamen Tanjevic Show vardı. Takımına resmen hamleleri ile galibiyeti getirdi. Ilk hamle 2.yarının başında geldi. Hücumları Semih Erden üzerinden oynattı bunun başlıca iki nedeni vardı birincisi Rasim veya Preldzic'in Cevher'i dışarı çekerek Baxter'a karşı olan boy avantajı idi. Ve ikincisi ise ilk defa uygulattığı bir hücum sistemi idi 5 dışarda hücum. Semih'i de dışarı çekerek Kinsey gibi veya ara ara Giricek gibi oyuncuların içeriye dalışları bu hücum sistemi oyunun belli bölümlerinde çok iyi katkı verdi. Fenerbahce ilk beş dakika da hücum da Semih endeksli hücumlar da başarılı oldu ve skorda Beşiktaş'ın yaklaşmasına izin vermedi.Ta ki Semih Erden 3.faulunu alana kadar.Semih Erden 3.faulunu alıp oyundan çıkmak zorunda kalınca guardsız oynayan Fenerbahce'ye karşı Beşiktaş 68-67 öne geçmeyi başarıyordu. Ancak 2 milyon euroluk Giricek bireysel kalitesi ile skor da tekrardan takımını öne geçirdi. 3. periyodun sonlarına doğru özellikle Baxter ve Chatman'ın inanılmaz gayretleri ile son bir dakika da oyun psikolojik açıdan da dengelendi. Son bir dakika da Baxter'a çalınan teknik faul takımın düzenini bir nebze olsun bozsa da son periyoda bir sayı farkla 74-73 önde giren taraf Beşiktaş'dı. Son çeyrek de Tanjevic'in belki de maçı koparan hamlesi geldi. Belli ki Tanjevic bu maçı kafasında bayağı oynamıştı. 4. periyodun başında Fenerbahce 4 şutor ile sahada idi. Ve bunun da karşılığını kısa sürede aldı skorda 87-79 öne fırladı. Ancak Tanjevic bu hamleleri yaparken Burak Hoca da herkesi şaşırtan hamleler yaptı. Farkın açılması süresince maçın en kritik dakikalarında önce Engin'i ardından da Chatman'ı kenara aldı. Eğer dinlendirmek için aldıysa bunu maçın en kritik dakikalarında yapması kısa ve net bir biçimde yenilgiyi getirdi. Takım tam düzeni oturmuş öne geçmişken takımın en kritik pozisyonunda oynayan ve oyunu çok iyi yönlendiren oyuncuların çıkması takımın ritmini bozdu. Tam o sırada Beşiktaş'ın molası geldi ve mola sonrası Muratcan Güler'in bir blok ve bir top kapması ile oyunda tekrardan dengeyi yakaladık ki Fenerbahce'nin molası geldi. Bu mola sırasında herkes bu savunma direnci ile maçı uzatmaya götürebileceğine hatta galibiyete bir nebze olsun inanmıştı ki ; mola sonrası ilginç biçimde Muratcan Güler'in oyundan çıktığını gördük. Tanjevic'in hamlelerine karşı Burak Bıyıktay'dan önce Engin sonra Chatman şimdi de Muratcan Guler değişikleri hayretler içerisinde bıraktı ki zaten Muratcan değişikliği ile hemen mola sonrası savunduğu kişi Kinsey'in önce bir hucum ribaundı ve gelen üçlük sonra da attığı basket ile son 3 dakika da skor tekrardan 94-83 e geldi. Maçın sonuna doğru da karşılıklı basketlerle 100-92 lik skorla kazanabileceğimiz maçı kaybetmiş olduk. Ve ikinci hedef maçımızdan da yenilgi ile ayrıldık.

Savunma vs. Hücum

Bu hafta oynanacak Fenerbahce Ulker - Beşiktas Cola Turka maçı belki de bu sezonun en ilginç maçlarından birine sahne olacak. Fenerbahce'nin cezası bitiyor ve bu sezon ilk seyircili maçına bizim karşımızda çıkıyor. Diğer bir ilk ise Abdi Ipekci Spor Salonunun Kısa Kulvar Avrupa Havuz Şampiyonasından sonra ilk lig maçına kapılarını açıyor olması. Abdi Ipekci'de ki mücadele de bir tarafta ligin en az sayı yiyen takımı diğer tarafta ise ligin en skorer takımı karşı karşıya gelecek. Fenerbahce özellikle Telekom maçında da sıkca görüldüğü gibi rakiplerine kolay kolay ikili oyun şansı vermiyor. Bunu aynı zamanda Milli Takım'da da bariz şekilde görmüştük. Bogdan Tanjevic'in savunma sisteminde her zaman kilit oyuncular yer aldı. Milli Takım ilk yıllarda Fatih Solak'ı daha sonraları da Ömer Aşık'ı bu sistemde önemli roller verdi. Ama hafta sonu oynanacak maçta Ömer Aşık'ın olmaması belki de uzun yıllar sonra uzun rotasyonunda Fenerbahce ile başa baş bir mucadele edeceğimiz anlamına geliyor. Şu an için boyalı alanda sadece Oguz Savas ve Semih Erden ile etkili olmaya çalışacaklar. Hem Rasim hem de Preldzic de bu pozisyona ara ara kaysalarda daha cok dışardan oynayan oyuncular olduğundan Cevher Özer karşısında hem savunma da hem hucumda ustunluk sağlayacaklarını dusunmuyorum. Ama unutulmaması gereken bişey var o da tüm kısa oyuncuların uzun oyunculara yardıma gitmesidir. Geçen sene final serisinin 3. maçında Efes Pilsen ilk yarı boyunca pota altında üstünlük kuracağına inanıp nerede ise butun oyunları pota altında oynamıştı. Ama ilk yarı bittiğinde Ergin Ataman skorboard'a baktığında o pota altın da üstünlük kurduğun rakibin kısalarının hem savunma da hem de hucumda ki hareketli yardımlaşmalarından ötürü 37-28 lik skorla geride olduğu görüyordu. Ve belki de şampiyonluğu getiren serinin 2-0 dan 4-2'ye gelmesini sağlayan hamleyi gercekleştirdi Ergin Ataman, o da "Içeri de oynayamıyorsak artık dışardan oynanan oyun ve en önemlisi Adam Adama savunmadan vazgecip Alan Savunması gecilmesi." işte bu iki hamle Efes Pilsen'e geçen sezon şampiyonluğu getirdi. Peki bu hamleyi yapan başka bir takım hatırlıyormusun tabi ki Avrupa Basketbol Şampiyonasın da Slovenya takımı idi. Oyun ne zaman sıkışsa hem Efes Pilsen hem de Slovenya Milli Takımı'da Bogdan Tanjevic'in savunma sistemini bu iki hamle ile geçebilmeyi başardı. Yavaş yavaş maça geçecek olursak, Beşiktaş adına en kritik oyuncu tabiki Mire Chatman. Istediği zaman karşısında hangi guard olursa olsun çok rahat üstünlük kurabilecek bir oyuncu. Bu sefer karşısında sert savunmalara karşı direnci hemen düşebilen Green olacaktır. Hucumda ise Chatman'ı büyük bir ihtimal Ömer Onan ve Kinsey savunacaktır. Tarrence Kinsey gibi bir oyuncum olsun asla savunma da ve hucum da o pozisyonda endişe etmem. Kinsey çok beğendiğim oyunculardan biridir; savunması da hucumu da hep belli bir çizgide istikrarlı şekilde devam etmekte. Belki de Hido Cleveland'ı elemese idi şu anda Quicken Loans Arena 'da benchden kombinesi ile LeBron James ve Shaq'ı birlikte izliyor olabilirdi. Ama Engin Atsur'un varlığı işte bu nokta önem kazanıyor. Chatman'ın oyundan düştüğü anlarda aynı düzeyde makina işlemeye devam edecektir. Fenerbahce özellikle Lonny Baxter'ı ısındırmamak için bazen tam saha baskı bazen ikili yardımlar ile top aldırmamaya çalışacaklardır. Maçın ilk çeyreğinde Baxter eğer gününde olursa ve Oğuz'u faul problemine sokabilirse savunma da Fenerbahce'nin direncini en az 2-3 seviye aşağı indirebilir. Bu nokta da Cevher'e önemli rol düşüyor şahsi kanaatim Cevher'in çoğu pozisyonda dışarıya Semih'i çekmeli çunku Cevher, Semih'e göre bariz biçimde hız avantajı var zaten Semih'in en büyük dezavantajı savunma da ayaklarının yavaşlığı. Bu nedenle maçın başında Cevher ve Baxter, Oğuz ve Semih'e üstüklük kurmamaları için hiçbir neden yok. Buyük bir ihtimal iki takımda çift guard sistemi ile oynayacaklardır. Ama çift guard oynamaları iki takım için de farklı nedenlere dayanıyor; Kinsey-Greer veya Mrsic - Omer rotasyonlarını irdelersek neden Fenerbahce'nin en az sayı yiyen takımı olduğu anlayabiliriz. Hem Kinsey hem de Ömer Onan ligimizin en kaliteli dış savunmacıları. Diğer isim ise zaten Sinan Guler. Işte bu oyun sistemi yukarıda ki tez ile uyuşmuyor. Tanjevic'i yenen takımların ortak hamlesi neydi dışardan oynamak işte bu savunma rotasyonu sayesinde Fenerbahce'in yenilgi sayısı sadece iki. Bizim açımızdan değerlendirdiğimizde ise Newley'in yokluğu bu rotasyon içerisinde en büyük eksiklik. Engin - Chatman ikilisi de bence ligimizin en iyi guard ikililerinden biridir. Birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar. Ama Fenerbahce'ye karşı Newley'in yokluğunda Haluk Yıldırım ve ara ara Kerem Ozkan şans bulacaktır. Ikisi de hucumda guvenilir eller degil. Oyun sıkıştığı anlarda eğer ki dışardan bir skorer çıkaramazsak Chatman'ın eline bakmaya başlarız ve korktugumuz basımıza gelir çunku Chatman tek başına Fenerbahce'ye karşı baş edemez. Burak Hoca pek zone savunma yaptırmayı sevmiyor. Ama bu maçta özellikle rakibin kaybettiği maçlara da baktığımızda kesinlikle gerekli. Cunku Bogdan Tanjevic cok tecrubeli bir koç eğer maçın başında Baxter ve Cevher ikilisi ile pota altında üstünlük sağlarsak 4 zone 1 adam adama savunmaya geçecektir. Yani Chatman'ı rakip alanda adam adama savunup diğer 4 oyuncuya alan savunması yaptıracaktır. Bunun da bir örneğini gormustuk o da yine Avrupa Basketbol Şampiyonasında Ispanya'ya karşı idi. Gasol kardeşler ve Garbajosa'ya karsı Tanjevic yine tecrubesi ile B planına geçip Rucky Rubio'yu bazen Kerem bazen de Sinan ile adam adama oynatıp diğer 4 oyuncuya alan savunması yaptırmıştı ve bu hamle işe yarayıp bize tarihi bir zafer yaşatmıştı. Bogdan Tanjevic bugüne kadar bütün hamlelere karşı bir hamlesi oldu tabi oyuncu kaliteleri baz alınarak ama yenildiği maçlarda tek ortak yan yapılan alan savunmalarına karşı performansları idi. Ikiye Uc alan savunmasına karşı Fenerbahce'nin zorlanacağını dusunuyorum. Cunku ne Semih'in orta mesafe şutu var ne de Oguz Savas'ın pas yeteneği var. Topu içerden yönlendirmek veya Semih'e alan yaratmak pek avantajlarına gelmeyecektir. Işte bu nokta da Preldzic ve Giricek'in gostereceği performans cok onemli. Atarlarsa çok büyük problem olur ama şutlar girmezse onların yavas yavas direnclerinin düşmesine neden olacaktır. Maç içinde 3 kritik nokta ele alınmalı; Alan Savunması, Chatman ve tabiki Ribaundlar ...
18 Haziran 2009 Perşembe

Turgay Demirel

Biz bu abiyi Galatasaray'lı bilirdik ama son yaşananlar ve yazılıp çizilenler gösteriyor ki o da eski Galatasaray'lılardan (bkz:Emre Belozoğlu). Beşiktaş klübünün istemediği ve desteklemediği bir adamdı ama diğer klüplerimizden gayet büyük destekler alarak yoluna devam etti. Hatta Beşiktaş Cola Turka şube direktörü Hasan Bozkurter zamanında kendisi için epey ağır laflar etmişti.
Şu anda Türk basketbolunun geldiği yere bakıyorum da; böyle bir lig, böyle bir Milli Takım başka hangi Avrupa ülkesinde var acaba? Ülker'in sponsor olduğu üç takım Beko Basketbol Ligi'nde, Efes Pilsen yavrusu Daruşşafaka ile aynı ligde. Milli takımın hocası Fenerbahçe Ülker'in de hocası ve genç oyuncular Tanjevic ve Demirel'le Fenerbahçe'ye gelmeleri için ikna ediliyor. Alpella diye bir takımdan sezonun ortasında en değerli oyuncuları apar topar Fenerbahçe Ülker'e getiriliyor. Başka bir ülkede bunlar yaşansa kıyamet kopar diyeceğim ama zaten yaşanması mümkün değil.
İimdi seneye Beko Basketbol Ligi başlayacak ve biz burada takımımızla ilgili birşeyler yazmaya çalışıcaz (Tabi yönetim konuşulacak bir takım bırakırsa). İyi de balık baştan kokar misali (Artık kokmak ta değil, çürümüş resmen) başkanı bu olan ligin nesini yazacağız?
Ben kendi namıma Turgay Demirel'e e-mail atıp istifasını istiyeceğim. Lakin ülkemizde yeri geldiğinde istifa etmenin bir erdem olduğunu bilen insan sayısı galiba çok az.
1 Mart 2009 Pazar

Beşiktaş Cola Turka:110 - Fenerbahçe Ülker:95

Basketbol takımımız, ezeli rakibimiz Fenerbahçe Cola Turka'yı -bence- rahat bir oyunla farklı bir skorla devirdi. Koç değişikliği takımımıza olumlu yansımış gözüktü. Baxter, Cevher ve Chatman'ın ofansif olarak iyi günlerinde olmaları maçı bize getirdi. Muratcan, Haluk, Mims, Adem, Mehmet, Wesson gibi oyuncular da bu oyunculara eşlik ettiler. Aslında fena takımımız yok. Seyirci böyle olduktan sonra bu takım kendi sahasında Türkiye Ligi'nde her maçta favoridir. Ha, yenilir yener önemli değil ancak kazanmak için gerekli potansiyeli vardır. Beşiktaş kulübü -aslında hiç yapamadığı- sürekliliği ve disiplini basketbol branşında sürdürebilirse bu braşın tekrar El-Amin'li günlere dönmemesi için bir neden yok. Basketçilere teşekkürler. Fenerbahçe'yi yenmek çok zevkli bir olay. Keşke maç ta daha çekişmeli olabilseydi...
6 Şubat 2009 Cuma

Gökhan Emreciksin! Peki ya Bolu'cuksun?

Gökhan Boluspor'dan Ankaragücü'ne transfer olurken sözleşmesine bir de madde koyuluyor. Gökhan patlama yapar da 1 milyon eurodan daha yüksek bir bedelle transfer yaparsa, bu satışın yarısı Boluspor kulübüne ödenecektir diye. Sezon ortası geliyor, Fenerbahçe Gökhan'la ilgilenmeye başlıyor. Neticesinde de hem Gökhan'la hem de Ankaragücü'yle anlaşıyorlar. Lakin Ankaragücü, Boluspor'a gidecek parayı takıyor kafaya. Ne yapsam ne etsem... Hemen bir formül bulunuyor. Gökhan, Ankaragücü kulübüyle sözleşmesini feshediyor. Serbest kalıyor. Neticesinde gidip Fenerbahçe kulübüne 4,5 yıllık sözleşmesini imzalıyor. Sözleşme feshine Ankaragücü hiç ses çıkarmıyor. Neden? İddialar o ki, zaten sözleşme feshini Ankaragücü istiyor. Transfer bedeli Ankaragücü kasasına giriyor ama dışarıdan giriyor. Dolayısıyla Boluspor, Gökhan Emreciksin bonservisi elindeyken, yani serbestken transfer olduğu için hiç bir hak iddia edemiyor. Buna benzer bir işlemi, daha profesyonel şekilde Lyon yapmıştı. Beşiktaş kulübü John Carew'in sözleşmesine aynı maddeyi koymuştu. Ancak Fransızlar da akıllı, Carew'le Baros'u takas etmişlerdi. Böylelikle Beşiktaş kulübünün kasasına 5 kuruş girmemişti. Carew'le Baros takas mı edilirmiş diyeceksiniz. Carew 6 milyon euro ise, Baros 4'tür. Ama Lyon Carew'i satmak istediğinde kasasına 3 milyon euro girecekse 4 milyon euroluk Baros'u takasla alması, kendi adına avantajlıdır... Boluspor başkanı; "Elimizde protokol var. Federasyona yazı yazdık. Ankaragücü ve Boluspor arasında yapılan sözleşmeyi federasyona bildirdik. Önemli olan bunu böyle değil de iyi niyetli çözmek. Fenerbahçe Kulübü vermiş olduğu bedeli en iyi şekilde bildirir, Ankaragücü Kulübü'yle de oturup anlaşmaya çalışırız. Kulüplerin mahkemelik olması doğru değil. Biz bunu istemiyoruz. Karşılıklı iyi niyet çevresinde bunu çözmek istiyoruz. Ama bu parada, boluspor Kulübü'nün de hakkı vardır. Yapılan bu protokol çerçevesinde her iki tarafta anlaşır, iyi niyetle sonuçlanır"
20 Ocak 2009 Salı

Fenerbahçe'den Beşiktaş'a...

Aslında haberciler haberci olsalar, gerçekten bu işi yapsalar malzeme çok ta... Her gazetenin en sevdiği iş Fenerbahçe'den Beşiktaş'a giden oyuncuların listesini çıkarmak. Ortaya bir adet Demirören fotoğrafı koyup etrafını süslemek. Sporu sadece futbol sandıkları için veya sadece futbolla ilgilendikleri için atladıkları çok önemli bir nokta var. Beşiktaş asıl basketbol branşında Fenerbahçe'den oyuncu almıştır. Son olarak Gergena Branzova 'yı almışız mesela. Harun Erdenay'ın eşi. Ondan önce bilindik adıyla, taş hatun Korona Longin Zanze vardı. Gerçi o Fener'den önce de Galatasaray'da oynamıştı. Esmeral Tuncluer 'i unutmak olmaz tabii ki. Şimdi Fenerbahçe forması giyiyor. Ondan önce Beşiktaş'taydı. Ondan önceki takımı ise yine Fenerbahçe'ydi. Ondan önceki de Beşiktaş. Arada Mersin falan... Yani ne siz sorun ne ben söyleyeyim... Tabi Esmeral şehrin karşı yakasına gider de o yakadan bu yakaya bir hatun gelmez mi? Nilay Yigit le Esmeral Tuncluer in takasi başlığında da incelemişim bu konuyu zaten. Sarı-lacivert çoraplı bu doğuştan fener'li kızımız ilk maçında protesto edildi haliyle. Nilay sahaya çıktığında bir grup Beşiktaş taraftarı tribüne geldi, sahaya bir çift sarı lacivert çorap attı ve salondan ayrıldı... Ağladı kız tabi o maçtan sonra, yazık! Tabi bu kadar değil, Müjde Yüksel hadisesi var bir de. Her sene gider gelir o da Beşiktaş'a. Şaziye İvegin, Gülsah Akkaya, Arzu Özyigit, Nazli Güler aklıma gelen diğer Fenerbahçe'liler. Erkek takımı desen bu kadar gel-git yok tabi. Geçtiğimiz senelerde doğuştan Beşiktaş'lı Baris Güney geçmişti şehrin bu yakasına. Aynı sezon Levent Bilgin'i de getirmiştik Barış'ın yanında... Şimdi kadroları oturdu da kimseyi serbest bırakmıyorlar, alamıyoruz. Galatasaray'ın kız takımında ise eski Beşiktaş'lı sayısı göze çarpıyor. Eski kaptan Yasemin Horasan, müthiş şutör Şebnem Kimyacioglu (müthiş güzellik, eheh) ve hayatımın aşkı Tuğba Palazoglu. Özellikle Tuğba inanılmaz bir sporcuydu. Al kaptan yap, sembol yap, idol yap, maskot yap. Gitti hepsi tabi şimdi. Geçtiğimiz sezon play off'larda bakıyorum kadroda yok. Tuğba nerede dedim. "Mali sebeplerle kadro dışı" dediler. "Ben sizin...!" Sezon sonu da topluca Sarı Kırmızı'ya boyandılar... Arkalarından küfür mü edelim göz yaşı mı dökelim? Ben gözyaşı dökerim arkadaş, burada meteliğe kurşun atacağına gitsin orada parasını kazansın. Sporcular parasını alamayacak, ben tribüne gelip En Büyük Beşiktaş diye bağıracağım... Bu ne iki yüzlülüktür be arkadaşım... Medyanın haberi yok tabi bunlardan. Mesela benim de voleyboldaki transferlerden haberim yok. Ama ben kimim? Sıradan bi vatandaş. Bu işten para kazanmıyorum. Ama onlar kazanıyor. İşte sıkıntı burada başlıyor...

Ara