.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efes Pilsen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Şubat 2011 Perşembe

Kupaya Iki Kala Beşiktaş Cola Turka

Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanan Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçında Beşiktaş CT, savunmanın ön plana çıktığı maçta Efes Pilsen'i son saniyede AJ Ogilvy'nin basketi ile 57-55 yenmeyi başardı ve final için çok büyük bir engelide aşmış oldu. Iki takımda düşük skorlu geçen maçta iki devrede en az ikişer defa 5+ farklı seriler yakaladı ve her seferinde bu farklar eridi. Maçın sonuna kadar büyük bir çekişmeye sahne olan maçta; Efes Pilsen'in Türkiye Beko Basketbol Liginde ki yabancı rotasyon etkisi , Beşiktaş CT'nın da Ergin Ataman faktörü maçın gidişatında etkin rol oynadı. Maç Öncesi Açıkcası bu maçı izleyebilmek için neler çektim, bir ben bilirim. Turnuvanın ilk gününün en önemli maçını saat 18.00'e koymak ne kadar doğru bir tercih olduğunu, düzenleyenlerde reyting oranlarını görünce anlamıştır. Maç öncesi ilk olarak Flip Murray'nin Wisinewski'nin yerine kadroya alındığı haberi,ardından da bugüne kadar bütün kariyer rekorlarını Beşiktaş CT'ya karşı kıran Bostjan Nachbar'ın dışarda kaldığı haberi geldi. Ergin Ataman'ın takımın başına gelmesi ile Türkiye Kupası için artan umutlarım bu gelişmelerden sonra daha da arttı. Maçın Öyküsü Alelacele şekilde maçı izlemek için yer taraması çalışmam sonunda başarı ile sonuçlandı ve maçın ikinci çeyreğine yetişebildim. Bu nedenle ilk çeyrek ile alakalı söyleyebileceğim tek şey; Efes Pilsen'in 17-10 önde tamamlası olur. Ikinci çeyreğin başında, iki takımda birbirlerine ne kadar iyi etüt ettiğini gördük. Efes Pilsen'in ikinci çeyrek ile beraber yabancı rotasyonunun etkinliği azalmaya başladı. Çünkü Efes Pilsen için Türkiye Liginde en zayıf halkalardan biri olan yabancı rotasyonunun önemi bu çeyrekte kendini gösterdi. Beşiktaş CT'da ise Ignerski belirsizliği yaşanıyordu. Yeni transferlerden sonra sanki daha rolü belirlenmemiş gibiydi. Savunmaların ön plana çıktığı ikinci çeyrekte, ilk 4.30 dakika 21-12 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile geçildi. Efes Pilsen'in maça iyi başlamasınında etkisiyle, Beşiktaş CT'nın maça ortak olmasına izin vermiyordu. Ergin Ataman'ın daha önce Erkan Veyseloğlu ve Nachbar üzerinden oynadığı dip çizgiden oynanan hücum setini bu seferde Serhat Çetin endekli oynaması ile fark 6 sayıya indi. Hemen akabinde Perasovic'in molası geldi. Mola sonrası, Ergin Ataman'ın yeni Shumpert'ini buldu söylemimizi doğrular nitelikte bir hamle geldi ve Kemp 4 numaraya çekildi. Marcelus Kemp'de koçunu yanıltmadı ve mola sonrası bulduğu üçlük isabeti ile skoru 23-18'e getirdi. Oyunun momentumu yavaş yavaş dengelenirken bir de Perasovic'e teknik faul çalınması sonucu, devrenin bitimine 02.30 kala skoru 23-22'ye getirerek farkı 1 sayıya kadar indirdik. Beşiktaş CT 3 dakikalık süreçte 10-2'lik seri ile oyunuda dengeledi. Ancak ilk yarının sonuna doğru Efes Pilsen'den gelen Sinan Güler hamlesi tekrardan fark diferansının artmasına neden oldu. Sinan Güler, önce Beşiktaş CT topu oyuna sokarken kaptığı top, ardından Chatman'a tam sahada baskı ve 1.30 dakikalık süreçte bulduğu 5 sayı ile Efes Pilsen'in 7-0'lık seri yakalamasında başrol oynadı ve skor da 30-22'ye geldi. Devre ise karşılıklı basketlerle 32-24 Efes Pilsen'in üstünlüğü ile sona erdi. Ikinci yarıya geçmeden önce maç öncesi yaptığım analize göz atmanızı rica ediyorum. Ikinci yarıyada, ikinci çeyreğin başında olduğu gibi Efes Pilsen, yine hızlı bir giriş yaparak 6-0'lık seri yakaladı. Özellikle Chatman alternatifsiz olduğu için onun üzerinden başlatılan tam saha baskı planıda ilk dakikalarda tuttu ve Efes Pilsen ilk dakikayı 36-24 önde geçti. Bu seriye Beşiktaş CT'da seri ile karşılık verdi.Efes Pilsen serisine Ignerski'nin üçlüğü ile son veren Beşiktaş CT, Chatman'ın 4, Ogilvy'nin de 2 sayısı ile 9-0'lık seri yakaladı ve 05.35 kala skor 36-33'e geldi. Oyunun kopma anıda bu süreç içerisinde yaşandı. Iyi bir hava yakalayan Beşiktaş CT karşısında Efes Pilsen, önce Sinan Güler'i bir numaraya çekti. Ardından Ender Arslan'ın oyuna girmesi ile Ender, Sinan, Roberts, Kerem Gönlüm, Murray beşine dönerek arayışlarını sürdürdü.Ancak bu süreçte hücumda bir türlü bekleneni veremediler.Çeyreğin bitmesine 02.30 kala Ogilvy'nin basketi ile Beşiktaş CT 39-38 ile maçta ilk defa öne geçmiş oldu. Efes Pilsen, 3. çeyreğin ilk dakikasından sonra geçen 6.30 dakikada sadece 2 sayı bulabildi. Bu süreçte Beşiktaş CT ise 15-2'lik seri ile ilk kez öne geçmeyi başardı. Bu serinin yakalanmasındaki en önemli faktörler ise; kısaların hücumda AJ Ogilvy'yi çok iyi beslemesi ve takımın kısalarının özellikle son 3 dakikada topu getirerek Mire Chatman'ı çok iyi dinlendirmesi olarak değerlendirebiliriz. Periyodun sonunda yine Ogilvy üzerinden oynanan oyun ile son çeyreğe 44-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile girildi. Harika geçen 3.periyotda tek olumsuzluk ise Mustafa Abi ve Serhat Çetin'in 4'er faul almasıydı. Son çeyrekte ise Maestro Chatmania başroldeydi. Inanilmaz bir son çeyrek oynadı. Bu üst düzey performans,belki maçı kazandıran basketi atan AJ Ogilvy'nin arkasında kalmış gibi gözüksede, şu son çeyrekte gösterdiği performanstan sonra, artık Chatman'ın yeri benim için üst düzey değil, tarif edemeyeceğim bambaşka bir noktaya ulaştı. Mire Chatman, son çeyreğin ilk 4 dakikasında 3 top çalma 3 ribaund ve 2 sayılık performansı ile önemli bir giriş yaparak oyununun momentumunun tamamen Beşiktaş CT'nin eline geçmesini sağladı ve ilk 04.45 'lik dilim 46-42 Beşiktaş CT'nın üstünlüğü ile geçildi. Efes Pilsen ise üçüncü çeyrekte,hücumda yaşadığı sıkıntıları yaşamaya devam etti ve bu süreçte basket bulamadı. Mire Chatman'ın etkili performansından sonra Efes Pilsen molası geldi. Mola dönüşü 04.20 kala Cevher Özer'den gelen üçlük isabeti ile Beşiktaş CT 49-44 öne geçti. Bu skor Beşiktaş CT'ın maç içerisinde yakaladığı en yüksek farktı. Son 4 dakikaya girilirken; Efes Pilsen en kritik hücumda Thornton endeksli hücum setini tercih etti. Bu hücumda Thornton'a yapılan sportmenlik dışı faul ile Efes Pilsen yeniden oyuna ortak olma şansını yakaladı. Bu dakikadan sonra Efes Pilsen savunmada kolay sayı şansı vermezken Cevher Özer'in çok önemli üçlüğü ile son 2 dakikaya Beşiktaş CT 55-49 önde girdi. Efes Pilsen ise bu baskete, Lawrance Robert'in üst üste bulduğu iki üçlük ile karşılık verdi ve son 7 saniyeye 55-55 beraberlikle girildi. Son top ise büyük bir heyecana sahne oldu demek isterdim ama Sports Tv saolsun o heyecanı farklı heyecanlara çevirdi. Sports Tv bildiğin son hücumu direk ekrana yansıttı. Bir zoom yapmadıkları kaldı. Belki Efes Pilsen'in o sıra mola alma hakkı kalmamıştı ama ya olsaydı ve görevlilerden biri hücumu ekranda görseydi ne olacaktı peki? Iki heyecanın beraber yaşandığı son topta sıkca bahsettiğimiz ve artık Beşiktaş CT'nın en güvenilir hücum seti olan AJ Ogilvy üzerinden oynanan başarılı oyun ile Beşiktaş CT salondan 57-55 galip ayrıldı. Maçın Kırılma Anı Maçın kırılma anı, ikinci yarının ilk dakikası diyebiliriz. Skor tam 36-24 Efes Pilsen lehine gelmişken, Beşiktaş CT'nın yakaladığı seri ve Efes Pilsen rotasyonunda yaşanan belirsizlik, oyuna yeniden Beşiktaş CT'nın ortak olmasını sağladı. Maçın Hatası Maçın son 30 saniyesinde, Beşiktaş CT 3 sayı farkla önde iken ve yanlış hatırlamıyorsam faul hakkıda dolmamışken, faul yapılmaması çok büyük bir tercih hatasıydı. Eğer Roberts'in üçlüğünden sonra Kerem Tunçeri son hücumda basketi bulabilseydi. Belki şu anda bu pozisyonu tartışıyor olacaktık. Maçın Kader Anı Maçın kader anı, hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in son hücumunda Kerem Tunçeri'nin kaçırdığı üç sayılık şuttu. Top potaya doğru yönelirken sanırım birçok Beşiktaş taraftarı ekrana dahi bakamamıştır. Maçın Oyuncusu Mire Chatman, en az AJ Ogilvy kadar maçın oyuncusu olmayı haketti. Özellikle son çeyrekteki performansı uzun yıllar unutulmayacak bir performanstı. Fotoğraflar: http://www.tbf.org.tr/
8 Şubat 2011 Salı

STTK / Beşiktaş CT - Efes Pilsen Eşleşmesi


Bu sezon Kayseri Kadir Has Spor Salonunda oynanacak Spor Toto Türkiye Kupasında yine alışılagelmiş bir eşleşme bizleri bekliyor olacak. Bir tarafta; Euroleague'de son dönemin en formda takımı Efes Pilsen, diğer tarafta ise yapılan koç değişikliği ve takviyeler sonrası tabir-i caizse yeniden yapılanan Beşiktaş CT. Eşleşmenin analizine geçmeden önce takımlardaki son gelişmeleri verelim; Beşiktaş CT'da yeni transfer Marcelus Kemp Kayseri'de takımla ilk idmanına çıktı. Bununla beraber bir başka yeni transfer Serkan Erdoğan'da Türkiye Kupasında ilk kez Beşiktaş CT formasını giyecek. Sakatlığı bulunan Fedor Likholitov ise takıma geri dönüyor. Hüseyin Beşok'u da sayarsak takım yeni görüntüsü ile ilk kez Efes Pilsen karşısında görücüye çıkacak. Efes Pilsen cephesinde ise Ender Arslan'ın 24 Ocak'ta yaşamış olduğu bir sakatlığı vardı ve 10 gün dinlendirileceği ifade edilmişti. Hazır olup olmadığı hakkında net bir bilgiye ulaşamadım.


Teknik Analiz

- Efes Pilsen Hücumları

1) Ikili Oyunlar (Kerem Gönlüm - L.Roberts endeksli)

Efes Pilsen bu sezon pick and roll düzeni çok iyi benimsemiş durumda. Özellikle Kerem Gönlüm üzerinden hücumda çok etkili oluyorlar. Ikili oyun sırasında, Lawrance Roberts'in de atletiklik özelliğini kullanarak, Kerem Gönlüm, Lawrance Roberts ikilisinden biri kendini yüksek posta atıyor. Diğeri ise içeriye penetre ediyor. Bu sayede hem rakip savunmanın düzenini bozabiliyorsun hemde miss match avantajını sağlamış oluyorsun. Aşağıda paylaştığım video ile bu hücum düzeninin savunma örneğini görebilirsiniz;



Bu savunmada görüldüğü gibi Marcin Gortat, kısa süre içerisinde yardıma giden Lewis'in adamının pas kanallarına giriyor ve top yüksek posta geldiğinde ise hemen pozisyonunu alıyor. Son Euroleague maçlarını izleyenler daha net hatırlayacaktır ki Kerem Gönlüm bu sistem içerisinde bayağı verimli oynadı.

2) Hareketli Esnek Hücum (Bootsy Thornton Endeksli)

Son yıllarda bu hücumu başarı ile oynayan az takım görmüştüm. Ancak Perasovic, hücumda çarkları öyle bir işletiyor ki hayran kalmamak elde değil. Bu hücumu daha önce sadece Euroleague'de oynadıkları maçlarda gördüm. Ama son Real Madrid maçında bu set görülmeye değerdi. Biraz da hücum setinden bahsetmek gerekirse; hücum süresince herkesin eline top değiyor. En önemlisi ise herkes hareketli top alıyor. Bu sayede kendi pas kanallarını kendi yaratıyorlar ve sonunda yüksek posta inen Thornton veya Nachbar bu seti bitiriyor. Anlattığım hücumu aşağıdaki videodan daha iyi süzebilirsiniz.




3) Içeriye Penetre Ederek (Kısa Oyuncular)

Efes Pilsen'in belki de en iyi yaptığı hücum düzeni, kısaların içeriye penetre ederek sağladıkları hücum çeşitlilikleri diyebiliriz. Bu düzenin savunmasını da video üzerinden anlatalım;




Bu hücum düzenini de bozmanın tek olaslığı, ayakları hızlı hareketli bir uzuna sahip olmaktan geçiyor. Yardım savunması ile rakibin hareket alanını kapattığın sürece başarılı olabilirsin. Bu da hiçte kolay değil. Videoda da görüldüğü gibi 3 ayrı penetre imkanıda, hareket alanı kapatıldığı için gerçekleştirilemedi.


- Beşiktaş CT Hücumları

Ergin Ataman'ın takımın başına geçmesi, transferlerin yeni tamamlanması ve yeni takımında ilk kez bu maçta seyirci karşısına çıkacak olması, hücum anlamında sağlıklı bir teknik analiz yapmayı imkansız hale getiriyor. Ancak Serkan Erdoğan ve Marcelus Kemp'in takıma katılması çok farklı hücum çeşitliliği sağlayacaktır. Ergin Ataman'ın gelmesi ile hem savunmada hemde hücumda inanılmaz bir performans sergileyen Cevher Özer'in yeni takviyelerle artan performansının daha da arttacağını düşünüyorum. Ergin Ataman'ın gelmesi ile bambaşka bir havaya bürünen diğer bir oyuncu ise AJ Ogilvy;

1) AJ Ogilvy'nin Boyalı Alanda Beslenmesi

Ergin Ataman takımın başına geçtikten sonra ilk göze çarpan gelişme; Ogilvy'nin hücumda çok iyi beslenmesi gibi duruyor. Kısalar Ogilvy'yi doğru yerde topla buluşturduğu sürece hücumda oyuncudan maksimum katkıyı alabiliyorlar. Yeter ki Efes Pilsen pas kanallarını kapatmasın;




Zayıf Halkalar

Efes Pilsen belkide son iki yılın en formda dönemini geçiriyor. Ancak unutulan bir nokta var; o da yabancı rotasyonunun etkinliği. Efes Pilsen'in başarısındaki en büyük etken yabancı rotasyonunun verimliliğidir. Efes Pilsen'in şu anda kadrosunda 8 yabancı (Wisinewski - Rakocevic - Roberts - Nachbar - Thornton - Vujcic - Radulijca - Murray) yer almakta ve bununla beraber Wisinewski'de rotasyon dahilinde Ender Arslan'ın önünde yer alıyor. Kupa maçında Murray - Radulijca ile beraber Wisinewski'nin dışarda kalmasını bekliyorum. Eğer Ender Arslan hazır durumda değilse piyango farklı bir yabancıya da çıkabilir.


Hiç kuşkusuz Efes Pilsen'in en zayıf halkası, Igor Rakocevic'in savunmadaki varlığı olsa gerek. Özellikle Eurolague maçlarında bunu daha net gördük. Rakipler birçok kez Igor Rakocevic'in savunduğu oyuncu üzerinden oynadılar ve bunun sonucunda çoğu kezde başarılı oldular. Nba'de Atlanta maçlarında sıkca gördüğümüz Mike Biby endeksli miss-match hücumlarını bizde Rakocevic üzerinden deneyebiliriz. Efes Pilsen'in bunun dışında pek bir zayıf noktası da gözükmüyor. Çünkü hem Thornton hem de Roberts savunmada neredeyse bütün delikleri kapatıyorlar.

Beşiktaş CT'da ise bu sezon sıkca dillendirdiğimiz ribaund sıkıntısını giderebilmiş değil. Fedor Likholitov'un dönmesi ile bir nebze olsun katkı verecek olsada, Roberts ve Kerem Gönlüm'ün varlığı birde Thornton'ında ribaundlardaki aktifliği büyük sıkıntı yaratacak gibi. Zaten pota altında büyük bir üstünlüğü olan Efes Pilsen, bir de ribaundlarda önemli üstünlük sağlarsa maçta önemli bir fark yaratabilir.

Bununla beraber bir diğer önemli sıkıntı ise Mire Chatman'ın 1 numarada tek opsiyon olacak olması. Özellikle Sinan Güler ile tam saha baskı karşısında çok zorlanacağını düşündüğüm Chatman'ın alternatifsiz olması maç genelinde sıkıntı yaratacaktır.

Eşleşmenin En Kritik Oyuncuları

Açıkcası şöyle bir gerçek var ki, Efes Pilsen kadrosunda şu oyuncu oyuna damgasını vuramaz diyebileceğimiz neredeyse hiçbir oyuncu yok. Bence son üç sezondur Avrupa'nın en iyi üç numarası olan Bootsy Thornton ve Bostjan Nachbar'ın olumlu veya olumsuz oyuna katkıları, paralel olarak takımına yansıyacaktır. Özellikle Nachbar'ın Beşiktaş CT'ya karşı performansları hala gözümün önünde. Geçen sezon oynanan ilk maçta 20 dakikada 20 sayı 10 ribaund, ikinci maçta ise 30 dakikada yine 20 sayı 4 ribaundlık performans sergileyek kariyer rekorlarını kırdı. Bu sezonki lig maçında da pek birşey değişmedi. 30 dakika süre aldığı maçta 21 sayı 8 ribaund ile yine sayı ve ribaund kategorilerinde kariyer rekorlarını kırdı. Ust üste bu kadar iyi performanslar tesadüf olmasa gerek. Beşiktaş CT kesinlikle Nachbar'ın ritm bulmasına izin vermemeli.


Beşiktaş CT için ise şu zamanda sadece bir isimden bahsedebiliriz o da Ergin Ataman. Belkide yeni kadrosu ile maçı en az 3 kere kafasında oynamıştır. Kime hangi rolü vereceğini, rakibi nasıl durduracağını yani yeni rotasyonu ile bu maçta nasıl oynayacağını sadece o biliyor.

Tahmin

Efes Pilsen ile Türkiye Kupasında son dört yılda bu üçüncü eşleşmemiz oluyor. Bu sefer kazananın final yolu diğer eşleşmelere göre daha kolay olacak. Beşiktaş CT şu anda tam bir kapalı kutu diyebiliriz. Yeni oyuncuları ilk defa görücüye çıkıyor. Efes Pilsen ise yabancı rotasyonuna endeksli bir takım. Sonuçta Efes Pilsen'i de kimse eski koçu Ergin Ataman'dan daha iyi analiz edemez. Ergin Ataman'a güveniyorum ve bu eşleşmeden umutluyum. Pota altında ezilmezsek ve Efes Pilsen de abartı yüzde ile dışardan oynamazsa,maçın sonuna kadar oyunda kalabiliriz. Beşiktaş CT'nın kazanması belki sürpriz olarak nitelendirilebilir ama bu sürprizi gerçekleştireceğimize inanıyorum. ( Beşiktaş CT: %51 Efes Pilsen:%49)


9 Ocak 2011 Pazar

Şanssızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83

Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık) Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık. Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı. Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz. Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu. Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi. Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti. Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence. Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.
7 Ocak 2011 Cuma

Efes Pilsen Maçı 45 Lira

Efes Pilsen ülkemiz basketbolunun çok çok önemli bir figürü. Her ne kadar yıllarca müessese kulüplerinin ülke basketboluna ne kattıklarını sorsam ve eleştirsem de, Beşiktaş'ın bu halini gördükten sonra, "en azından bir kulüp disiplinleri var" diyebileceğim bir spor kulübü. Çeşitli yasalarla ülkeden kaçıp gitmesi istenmeyecek kadar değerli bir kulüp.

Ancak kulüp, son yıllarda anlamsız bir seyirci düşmanlığı içerisine girdi. Bilet değerini 1 TL'ye kadar çekip yine sıkıntı yaşayan Efes Pilsen. Beşiktaş maçında 45 TL'ye itelediği biletin sahibini yarın 1 TL'den maçına davet etmeyecekmiş gibi...

Efes Pilsen gibi bir kulüpsünüz, yıllardır ilk okullardan çocukları maça getirtip bayrak sallatmak dışında hiç bir girişiminiz olmamış, elinizdeki tek seyirci potansiyelini de çok da önemli olmayan bir lig maçı için kaybediyorsunuz.

Efes Pilsen taraftar bulmanın, salonunu doldurmanın, Beşiktaş & Fenerbahçe & Galatasaray taraftarına yatırım yapıp, onların gönüllerini kazanmaktan geçtiğini yıllardır farkedemedi. Hala bu tip maçları 3. sınıf Galatasaray - Fenerbahçe maçı zihniyetiyle algılayıp fiyat politikası belirliyorlar.

Efes Pilsen gibi sportif başarıdan öte, marka değerini yatırım yapan bir müessesenin salonlarda bulunan binlerce sporseveri "rakip" değil, "müşteri" olarak addetmemesi ne büyük bir hayal kırıklığıdır...

Efes Pilsen bu maçı kazansa, sene sonunda şampiyon olsa ne olur... Beşiktaş taraftarı maça gelip takımına destek verse ne değişir... Efes Pilsen, kağıt üzerinde rakibi gibi görünen Fenerbahçe'yle esasında rakip değil. Çünkü hitap edeceği bir kendi taraftarı yok. Salonda Efes Pilsen şarkısı çalındığında hedef kitle -maalesef- Fenerbahçe seyircisi.

Bir müessese kulübünün temel meselesi salon kapılarının sonuna kadar açılması değil midir?

Cumartesi günü çok da uygun bir saatte, uygun bir salonda, eşimi alıp güzel bir basketbol maçı seyretme şansım vardı. Bilet fiyatını öğrendiğim dakika itibariyle Efes Pilsen tarafından kaybedildim. Bu kayıp, benden gelecek 45 Liranın kaybından çok daha büyük oysa ki.

Farkındalar mı acaba?
8 Mayıs 2010 Cumartesi

Beşiktaş - Efes Pilsen Serisi

Bir tarafta Euroleague'de şansız şekilde elendikten sonra hazırlık maçları ile çarşamba, pazar maç oynarak playofflara hazırlanan ve son 11 maçın 9 unu 20+ sayı farkla kazanan normal sezon lideri Efes Pilsen, diğer tarafta ise sezon başından bu yana olumsuzluklarla boğuşan Beşiktaş. Birde Efes Pilsen'in seriye 1-0 önde başlayacağını da düşünürsek serinin mutlak favorisi Efes Pilsen olduğu aşikar. Efes Pilsen çeyrek finalde Erdemirspor'u rahat bir seri sonunda 3-0'la geçerken Beşiktaş ise ligin kalburustu takımlarından ve deplasmanda 6 senedir yenemediği Türk Telekom'u bir sezonda 3 kez yenerek seriyi 3-1 geçmeyi başardı. Serinin yıldızı ise maddi sıkıntılardan ötürü takımdan ayrılmaktan son anda vazgecen Brad Newley idi. Okay Karacan'ın Newley hakkında ki görüşü herşeyi özetler nitelikte; İtalya'da Beşiktaş'ta tahsil edemediğinden fazlasını alacakken, kariyerine ihanet etmeyen, bir adım öne çıkmak için iki adım geriye giden, işine odaklanan Newley'e bizim verebileceğimiz tek ödül alkış olur. Efes Pilsen cephesinde ise Erdemirspor serisinde kadro derinliği de göz önüne alındığında hemen hemen her oyuncudan maksimum verim alınabilmiş. Serinin En Kritik Oyuncuları Beşiktaş açısından serinin en kritik oyuncusu çeyrek finalde Türk Telekom karşısında gösterdiği performans ile hiç kuşkusuz Brad Newley olacaktır. Newley özellikle ikinci ve üçüncü maçta tam Naumoski vari oyunu ile tek başına maçı götüren isimdi. Anlatılanlara göre saatlerce özel antreman ve şut çalışması yapıyormuş umarım bu çalışmanın karşılığını Efes Pilsen maçında da kat ve kat alır. Ikinci ve üçüncü maçta Newley üzerinden oynanan sıkca gördüğümüz 2 ayrı hücum sistemi vardı. Biri bildiğimiz Aydın Örs'un Naumoski üzerinden oynattığı uzunların birini kenara diğerini de dışarıya çekerek boyalı alanı boşaltıp Newley'i içeriye penetreler ile ya boş alanı iyi bir şekilde kullanmısı sağlamak ya da içeriye penetre edildiğinde ikili sıkıştırmaya gelindiğinde boş adamı bulmak. Newley bu oyunu Türk Telekom serisinde çok iyi başardı. Bir diğer hücum sistemi ise Newley - Fedor Likholitov ikili oyunları. Fedor boyuna göre fundamentalı çok iyi düzeyde ve ribaund sezgisi de yüksek düzeyde olan bir oyuncu. Daha çok Fedor içeriye gömüldüğünde ikili oyun sırasında ona ikili sıkıştırma geliyor o sırada Newley kendini hemen köşelere atıp üçlük pozisyonunda bekliyor. Artık ondan sonra herşey Fedor'un pas yeteneğine kalıyor. Efes Pilsen cephesinde ise serinin kritik oyuncusu olabilecek o kadar çok oyuncu var ki. Son maçta 6.yabancı olduğu için oynamayan Mario Kasun'un maliyeti takımın maliyetinin yarısıdır belkide. Efes Pilsen'de geçtiğimiz maçlara bakıldığında bir oyuncunun performansı dikkat çekiyor. O da Bostjan Nachbar. Nachbar sezon içerisinde sezonun en yüksek skoruna iki maçta ulaşmış. Bunlarda Beşiktaş maçlarında 20 sayılık performanslar. Özellikle Akatlar'da ki performansı hala akıllarda. O gün neredeyse ne attıysa girmişti. Zaten Nachbar'ın öyle yüksek isabet oranını bir o maçta görmüştüm bir de Türk Milli Takımı'na karşı geçen sene Avrupa Şampiyonası'nda gördüm. Hiç kuşkusuz serinin de en kritik oyuncularından biri olacaktır. Yine büyük bi ihtimal Nachbar-Cevher eşleşmesi görebiliriz. Nachbar, Cevher'e göre ayakları cok daha hızlı olduğu için Cevher'i dışarı çektiğinde ya çok rahat faul alıyor ya da Cevher'i rahat geçebiliyor. Bunun için maç içerisinde ara ara kesinlikle alan savunmasına geçilmeli. Çunku Efes Pilsen bir hava yakaladığında, ne olduğunu anlamadan bi bakmışsın fark bir anda 15 oluvermiş. Alan savunmasının önemi de burda ortaya çıkıyor. Bi nebze olsa da hucum ritmlerini bozmak. Zayıf Halkalar Beşiktaş'ın yine en büyük handikabı pota altı rotasyonunda olacaktır. Nasıl Türk Telekom serisinde Likholitov'u yıpratarak hemen 4 faul aldırıp ardından oyunu pota altına yıktılarsa, Efes Pilsen'de maçın başında pota altından oynarak uzunlarımızı erken faul problemlerine sokmak isteyeceklerdir. Kasun-Kaya-Nachbar-Ermal ve hatta Ergin Ataman'ın oyun koparan 4 kısa düzeninde Shumpert böyle bir pota altı rotasyonuna karşı baş etmek imkansız gibi duruyor. Bu nedenle hem Cevher hem de Likholitov erken oyundan düşmemeleri gerekir. Efes Pilsen cephesinde ise, lig maçlarını ölçü alırsak herhangi bir zayıf halkası gözükmüyor. Çünkü kadro o kadar geniş ki benchde muhakkak bir eksiklik yani oyunda bir delik olduğunda o deliği kapatacak bir oyuncu cıkıveriyor. Bu nedenle Euroleague maçlarını ölçü alırsak, Efes Pilsen'i yenen takımlar öncelikle tam saha baskı uygulamasını sıkca yapıyorlardı. Cunku Efes Pilsen'e sadece 10-15 saniye arası hücum etme şansı veriyorlardı. Ancak Beşiktaş'ın kısıtlı rotasyonunu da düşündüğümüzde tam saha baskıdan dolayı fiziksel olarak oyundan erken düşebilirler. Ama ne olursa olsun Efes Pilsen'in yenmenin birinci şartı tam saha baskıdan geçiyor. Bir diğer etken ise Alan savunması. Özellikle Igor Rakocevic oyunda olduğu zamanlar da geçilebilecek alan savunmasında kaçabilecek şutlar hemen takımı demoralize edebiliyor. Istanbul'da ki Olympiakos maçını gözünüz önüne getirin; resmen Rakocevic uzerinden tüm takım demoralize oldu. Serinin Düğümü Beşiktaş açısından serinin düğümü yukarıda da biraz bahsettiğim gibi tam saha baskıdan geçiyor. Efes Pilsen Kerem Tunceri önderliğinde hem çok iyi şutorlere hem de çok iyi uzun rotasyonuna sahipler. Bu nedenle Kerem ne kadar az süre topla oynarsa hucumları o kadar fazla aksar. Tam saha baskı sayesinde Efes Pilsen'e 10 veya 15 saniye arası hucum yaptırırsan hücumda ister istemez bir telaş oluşabilir. Hücumda ise Beşiktaş için tabir-i caizse her top altın değerinde olacaktır. Brad Newley'nin hücum performansı takımın hücumda en belirgin unsur olacaktır. Telekom serisinde bize Naumoski'yi hatırlatan Newley şimdi de Efes Pilsen'lilere eski günleri yad ettirebilecek mi bekleyip göreceğiz artık .. Takvim 09 Mayıs Pazar || Efes Pilsen - Beşiktaş 12 Mayıs Carsamba || Beşiktaş - Efes Pilsen 14 Mayıs Cuma || Beşiktaş - Efes Pilsen ** 17 Mayıs Pazartesi || Efes Pilsen - Beşiktaş ** Seri Tahmini Efes Pilsen seride 1-0 önde başlamanın yanında hem kadro derinliği ve koçu hem de tecrübesi ile serinin doğal olarak mutlak favorisi konumunda. Haluk Yıldırım'ın maç sonu röportajı ve maddi açıdan çıkan olumsuz haberlerden sonra da ilk mac herşeyi belirleyecek gibi duruyor. Ilk maçı kaybedersek seri 3-0 biter. Ancak olurda ilk maçta bir sürpriz yaşanırsa Akatlar'da Efes Pilsen 2 maç ust uste kazanamaz. Bu nedenle seri son maça kalır. Tahminim ise ne yazık ki ilk olasılıkdan yana; 3-0 Efes Pilsen.
15 Kasım 2009 Pazar

Besiktas 84-88 Efes Pilsen

Maçtan önce arkadaşlar ile sohbet ederken en çok değindiğimiz konu Efes Pilsen'in yavaş yavaş oturttuğu 4 kısalı sistem ve bu sistem içerisinde Shumpert ve Nachbar'ın rolleri idi. Maç suprizlerle başladı ilk surpriz salon dışında yaşandı ve ilk defa maça girerken kimlik kontrolu ile karşılaştım! Bu konuyu pek irdelemek istemiyorum çünkü maç içerisinde de takımı etkileyecek yönetim aleyhine çok fazla tepki de vardı. Yani neresinden tutsak artık elimizde kalacak bir konu şahsen iki tarafında bu konuyu abarttığını düşünüyorum. Neyse maça dönecek olursak ikinci büyük surpriz ise Charles Smith'in 6. yabancı olarak kenarda oturmasıydı. Charles Smith'in kenarda oturması demek dışarıdan oynanmayacağının işareti idi. Ve asıl surpriz ise maçın başında yaşandı Efes Pilsen bugüne kadar oynadığı maçlar dışında Besiktas'ı iyi etut edip ilk çeyrek boyunca çift uzunla oynayıp hep içerden oynayarak takımı içeriye gömerek oynadı. Maçın başında oynanılan 2 tane ikili oyunlardan sonra en kötü alan savunmasına geçip içeriye top aldırmayacağımızı düşünüyordum ki Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı gordük ilk çeyrekte. Aslında Baxter ve Cevher gibi hem kuvvetli hem de hareketli uzunlarımıza sahipken bizim oynamamız gereken ikili oyunları hep Efes Pilsen oynadı. Ve Efes Pilsen bir anda oyunda üstünlüğünü ilk çeyrekte göstermiş oldu. Ta ki Kasun'un üçlemesine kadar. Mario Kasun'un üçlemesi ile Efes Pilsen bu kadar ikili oyun yeter diyip Thornton ve Rakocevic'in delici özelliğini kullanarak kısalara yöneldi ve bunda da başarılı olarak oyunu koparmak istediler. Ama ilginç biçimde maç boyunca da bunu yaşadık Efes Pilsen tam oyunu koparıyorum derken hep bir cevabımız vardı. Ilk ceyrekte de cevabımız Baxter'dı. Ilk çeyreğin sonunda inanılmaz bir mücadele vardı. Yunanistan deplasmanından yorgun gelen Efes Pilsen'in bu kadar yüksek tempoda maça başlayacağını da kimse tahmin etmiyordu. Işte boşu boşuna 1.5 - 2 milyon euroluk oyuncular olunmuyor. Yukarıda çizelge de isabet oranları yer almakta. Ilk çeyrekte pota altında Efes Pilsen'in 7 basketi gözükmekte bu da 14 sayı demek ilk yarının skoru ise 20-20 idi. Ikili oyunlara karşı bu kadar pasif savunma yapmamızın nedenini bir turlu anlamadım maç boyunca çünkü bunu Efes Pilsen sıkca denedi ve başarılı da oldu. Aklıma sadece 2 cevap geldi; Ya alan savunmasına hiç çalışmıyor bu takım. Ya da ikili oyunları sıkca oynamadığı için savunma yönüne de bir türlü önlem alamıyorlar. Ikinci çeyrek de ise Efes Pilsen yine maça çok hızlı başladı özellikle Ender'in oyuna girmesi ile Chatman'ı çok fazla yıprattı. Savunma da bu kadar yıpranan Chatman hucumda da pek ekstra oynayamadı. Engin Atsur'un yokluğunda da bir turlu dinlendirme şansı bulamamız da ikinci periyod da sıkca başımızı ağrıttı. 2. periyod da maç geneline yansıyan 2 olay gercekleşti. Bunlardan biri Efes Pilsen artık sayı olarak öne fırladı ve minimum 5 sayı farkta maç boyunca götürmesini bildi. Ve ikinci olay ise bizim serbest atış handikabımızın başlaması. Deplasman olsa bir nebze anlasılır ama sabah akşam idman yaptığın kendi salonunda bu kadar düşük serbest atış yüzdesi ile oynamanın pek bir acıklaması olamaz. Ikinci periyod da Efes Pilsen yine ikili oyunlarla ile 8 sayı buldu. Burak Bıyıktay'dan bir turlu beklenen hamle gelmedi. Herkes kenardan hamleleri bekler oldu; acaba ne zaman Ispanya - Yunanistan macında ki gibi veya Turkiye - Ispanya macında ki ikili oyunlara karşı yapılan ortaya uzun yana 2 hareketli kısa sistemine veya alan savunmasına ne zaman gecicez diye merak ediyordu ki bu sefer de imdadımıza Muratcan Guler'in ustuste bulduğu 5 sayı yetişti. Ve yine tam Efes Pilsen oyunu kopardım derken cevabımız gecikmedi ve devreyi 41-36 yenik kapadık. Ve 2.yarı da çok büyük bir mücadeleye sahne oldu. Bu sefer sahnedi 2 kişi vardı. Biri Bostjan Nachbar ve hakemler. 3. periyoda da Efes Pilsen cok hızlı başladı. Özellikle Efes Pilsen Nachbar ve Thornton ikilisi üzerinden 2 ayrı set oynarak neredeyse periyodu bitirdi; Newley'in ayaklarının yavaslılığını fırsat bilen Thornton hemen hemen her topta içeriye dalarak savunmanın dengesini bozarak bazen cizgiye Shumpert'e pası verip Shumpert'e yapılan uzun yardımını cok iyi kullanıp Nachbar'ı boş yakalayarak buldukları sayılar. Veya yine Thornton ile içeriye dalıp direk Nachbar'a inen toplar. Ve Nachbar'ın bireysel hucüm performansları. Bu dakika'ya bir türlü teknik heyetin ikili oyunlara karşı hamlede bulunmaması fırsat bilen Ergin Ataman Nachbar'ı da çok iyi kullanmasını da bildi. Ergin Ataman gerçekten Türk topraklarından yetişen en iyi basketbol koçu diyebilirim. 3 periyod da skor 58-50 ye geldiğinde oyun yine kopma noktasına geldi ve Efes tam oyunu koparıyorum derken bu sefer de cevap Haluk Yıldırım'dan geldi. Aslından Haluk'un kullandığı top çok yanlıştı ama girince oyun yeniden dengelendi. 3.periyodun sonlarına doğru pota oyun dengelendiğinde 2 ayrı hucum izledik biri Besiktas cephesinde diğeri de Efes Pilsen cephesinde idi. Efes Pilsen yine maç boyunca hep doğru yaptığı işi olan ikili oyunu oynadı ve basketi buldu. Bizde ise serbest atışlarda ki inanılmaz isabetsizliğin yanına 2 olumsuz şey daha eklendi. Biri Cevher Ozer'in performansı diğeri ise hakemlerin çalmadığı düdükler. Son periyot da ise diğer periyotların aksine Besiktas çok iyi başladı. Özellikle içerde Baxter'ın kişisel gayreti dışarıda da oyundan nerede ise hiç çıkmayan Chatman'ın oyunu kontrol altına alması ile ve taraftarın da inanılmaz desteği ile oyuna ortak olmasını bildik. Oyunun son bolumunde ise mücadele cok ust duzeye yukseldi. Oyun son bolumlerinde Efes Pilsen'i 3 defa yakalama şansı elde ettik. Birinde Haluk Yıldırım'ın 2 tane üst üste kaçırdığı üçlükler bir diğeri ise Cevher Ozer'in kacırdığı ucluk pozisyonu ve önemlisi ise maçın son 24 saniyesi idi. Son dakikaya kadar sabah akşam antreman yaptığın potalara serbest atış atmakta zorlanan takım rakibi fark 2 sayı iken hiç sana 24 saniyeyi kullandırır mı ?? Tabi ki kullandırmaz. Cok yanlış bir secimdi Chatman hemen yarı sahayı geçip içeriye dalacaktı en kotu faul alırdı ama hiç yoktan fark indirerek daha fazla sure kazandırabilirdi veya en iyi ihtimalle macı uzatacaktı. Ama ne yazık ki yine maç sonu ve yine taktisel bir hata ve kaybedilen bir maç. Son periyot da yine Nachbar'ın kişisel şovu devam ediyordu. Bu sefer Nachbar'a eşlik eden savunma da Kaya Peker oldu. Cok kritik bir blok ve çok kritik bir pozisyonda topa hamle yaparark topu ölü noktaya uzaklaştırdı. Ve galibiyet de en az Nachbar - Thornton ve Kasun kadar payı vardı. Maçı genel olarak ele aldığımızda ilk söyleyeceğimiz konu bence ne serbest atışlar ne hakemler bu maçın galibi Ergin Ataman'dır. Burak Bıyıktay ilk defa sezona koç olarak başlıyor ve Ergin Ataman gibi tecrübeli bir koç karşısında ilk sınavında (sıfırdan kendi kurduğu sistem ve takımla) başarısızlıkla ayrıldı. Özellikle Efes Pilsen'in uyguladığı her ikili oyun özellikle ilk yarı neredeyse basket ile sonuçlandı. Bir türlü Burak Bıyıktay'dan ikili oyunlara karşı hamle gelmedi. Yenilginin başlıca nedenlerinden biri de serbest atışlar. Böyle bir maçta sabah akşam idman yaptığın kendi evinde %60 ile serbest atış atmak psikolojik olarak da takımın direncini dusurur. Ve son olarak hakem hataları. Aslında bu kadar kotu serbest atış atmasaydık veya son saniyelerde bu maçı alsaydık hakemlere cok fazla yer verecektim. Hakemler inanılmaz hatalar yaptı. Gozumuzun önünde çalınmayan düdükler hele ki son periyod en kritik pozisyon da Shumpert topu elinden kaçırıp tekrar topu yakalayıp topu sürmesine steps çalmayan bir hakemin ya art niyetli olduğunu düşünürüm ya da basketbol bilgisinden şüphe duyarım. Yalnız bu kadar olumsuzluklara rağmen son 24 saniyede maçı çevirecek noktaya gelmemiz de büyük başarıdır. Orada da sana 24 saniyenin tamamını kullandırmazlardı ki kullandırmadılar da çok farklı bir hucum stratejisi belirleseydik şimdi 5 de 5 ile 12.haftaya kadar çok iddialı bir konuma gelebilirdik..
18 Haziran 2009 Perşembe

Turgay Demirel

Biz bu abiyi Galatasaray'lı bilirdik ama son yaşananlar ve yazılıp çizilenler gösteriyor ki o da eski Galatasaray'lılardan (bkz:Emre Belozoğlu). Beşiktaş klübünün istemediği ve desteklemediği bir adamdı ama diğer klüplerimizden gayet büyük destekler alarak yoluna devam etti. Hatta Beşiktaş Cola Turka şube direktörü Hasan Bozkurter zamanında kendisi için epey ağır laflar etmişti.
Şu anda Türk basketbolunun geldiği yere bakıyorum da; böyle bir lig, böyle bir Milli Takım başka hangi Avrupa ülkesinde var acaba? Ülker'in sponsor olduğu üç takım Beko Basketbol Ligi'nde, Efes Pilsen yavrusu Daruşşafaka ile aynı ligde. Milli takımın hocası Fenerbahçe Ülker'in de hocası ve genç oyuncular Tanjevic ve Demirel'le Fenerbahçe'ye gelmeleri için ikna ediliyor. Alpella diye bir takımdan sezonun ortasında en değerli oyuncuları apar topar Fenerbahçe Ülker'e getiriliyor. Başka bir ülkede bunlar yaşansa kıyamet kopar diyeceğim ama zaten yaşanması mümkün değil.
İimdi seneye Beko Basketbol Ligi başlayacak ve biz burada takımımızla ilgili birşeyler yazmaya çalışıcaz (Tabi yönetim konuşulacak bir takım bırakırsa). İyi de balık baştan kokar misali (Artık kokmak ta değil, çürümüş resmen) başkanı bu olan ligin nesini yazacağız?
Ben kendi namıma Turgay Demirel'e e-mail atıp istifasını istiyeceğim. Lakin ülkemizde yeri geldiğinde istifa etmenin bir erdem olduğunu bilen insan sayısı galiba çok az.

Ara