.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Tathar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tathar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Eylül 2010 Pazar

Üzülmez

İbrahim Üzülmez bu akşam hem sağ bekte hemde Nihat'ın yerine sağ açıkta hatasız oynadı seviyoruz lan seni, şu gözlerim Metin Tekin'i, Ali Gültiken'i, Les Ferdinand'ı, Pascal Nouma'yı canlı izledi sende benim için en az onlar kadar özelsin. Peder bey halen anlatır bana Baba Hakkı'yı, Şeref Görkey'i, Yusuf Tunaoğlu'nu bende torunlarıma seni anlatacağım.
19 Temmuz 2010 Pazartesi

Geçmiş Olsun.

Sevgili Pascal'ımız katıldığı bir televizyon programında 2003 yılında Beşiktaşa'a ikinci gelişinden önce kendisine kanser teşhisi konduğunu çok yoğun bir tedavi sonucu Türkiye'ye geldiğini ve çok zor şartlar altında antreman yaparak büyük fedakarlık sonucu oynayabildiğini söylemiş... Umarım hastalığı nüksetmez ve uzun, sağlıklı bir ömür yaşar.
24 Nisan 2010 Cumartesi

yazık...

Neşe içindeydim, geldim eve ailemle maç izleyim diye, tribünden koro halinde o... ç... Aziz YILDIRIM seslerini duyana dek her şeyde iyi gidiyordu. Kızım soruyor baba ne diye bağırıyorlar diye? ne cevap vereyim? Nedir Allah aşkına bu rezillik, yazık sadece yazık...
Ekleme: Kirlilik olmasın diye ben de diyeceklerimi tathar'ın post'unun altına iliştirmek istedim.
Federasyonun bahçesine çukur kazmak çok akıllı bir protesto biçimi idi, ki hani o hep değindiğimiz Beşiktaş taraftarı unsuruna da yakışır. Bu maça ne yaparsın? Balon hazırlatırsın kinayeli, pankart açarsın vs. Ama gidip de küfür etmek midir protesto, bu mudur tepki? Seviye bu mudur? O.. ç.. deyince hakkını aramış mı oluyorsun?
Hadi diyelim "oyunu kurallarına göre oynuyorsun", sert tepki vermek istiyorsun kinayeli yerine, seçtiğin kelimeler topluluğu bu mudur? Bilmez misin ki Türkiye'de küfür ettiğin anda haklı olsan bile haksız olursun?
Hakikaten yazık...
19 Nisan 2010 Pazartesi

Hoppala Tombala...!

Dün akşam usta yorumcumuz Ömer ÜRÜNDÜL Bilica'yı ve yaptığı hareketi nasıl savunacağını şaşırdı ve Pascal'ı örnek gösterdi. Üzerinden onca zaman geçmiş olayı hatırlaması, hatırlatması enteresan ama işin birde değişik boyutu var o zamanlar çevremdeki hiç bir Fenerli Pascal'ın bu hareketini kendilerine yapılmış olarak algılamamıştı. O zaman soralım sizce Pascal bu hareketi niçin ve kime yaptı?
8 Nisan 2010 Perşembe

And The Oscar Goes To!...

Yaşı benim gibi kemale erenler ne kaleciler gördü; Zalad, Jurkovic, Fatih, Zafer, Adem, Aumann, Asper, Myhre... İlk etapta aklıma gelenler hiçbiri bence onun kadar başarılı ve iz bırakıcı olmadı. Gidişi ve gönderiliş şeklide bir çok Beşiktaşlıyı eminim benim kadar rahatsız etmişTir. O zaman ki olaylar hakkında en güzel yazıyı bence İbrahim ALTINSAY yazmıştır işte o yazıdan; "beni en çok yaralayan Tümer'in ve Sergen'in golden sonra Cordoba'dan hesap sorma şovu oldu. Takım olarak maç kazanıldığını, takım olarak maç kaybedildiğini, kaptanlık bandı takmış bu futbolcular demek ki bilmiyor. Ama Cordoba'nın olgun ve özgüvenli tavrıyla Ümraniye'de takımı bir arada tuttuğunu, gençleri yüreklendirdiğini, zor zamanlarda öne çıkıp herkesi toparladığını bilmemezlik edemezler. Cordoba da Tümer'in auta giden şutlarının, Sergen'in top çevirmesinin hesabını mı sorsaydı yani. Hani Tümer'in dövmesinde "Tanrı'dan başka kimse benden hesap soramaz" yazıyordu. Tümer tanrı mı olmuştu ki, kader birliği yaptığı arkadaşından hesap soruyordu..."
24 Şubat 2010 Çarşamba

Taraftar = Tüketici

Sabah işe gelirken Radyospor dinliyordum bağlananlar başladı yine "kulüp bizim paramızla bizim istediğimizi yapmıyor" diye bakıyorum da artık insanlar taraf olmaktan vazgeçmiş tüketici olmuş. Bunları düşününce daha önce yazdığım bir yazıyı burada paylaşmak istedim; " her kavramın içini boşaltıp posasını çıkartığımız gibi taraftar kavramınında bokunu çıkartmış bulunuyoruz. gülerek izliyorum şu zamanda ki taraftar profilimiz giderek hiper bilinçli tüketiciye dönüşmekte. taraftarımız hoşuna gitmeyen bir konuda görüşünü ifade edecek; - ee bizde formamızı alıyoruz, takımımıza para kazandırmak için üzerimize düşeni yapıyoruz... - kombinelerimizi iade ederiz, dünyanın parasını verdik, biz bunları hak etmiyoruz... - dünyanın parasını verdim dijitük bağlattım, söktürecem valla... - ne gidecem maça dünyanın parası, hem o para cavcav'ın cebine gidiyor... (bu serzeniş daha çok istanbul takımlarını tutan ankara'lı taraftarlarındır.) - yönetim bu formaları geri alsın ya da değiştirsin... (bir sezon önce çok sevdikleri futbolcu rakip takıma gidince) bu böyle uzar gider. türk dil kurumu'nca taraftarın tanımı "sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse" olarak yapılmış, parayı verip düdüğü çalan olarak değil. bilmem anlatabildim mi?"
10 Kasım 2009 Salı

İyi Ki Varsın...

Biraz da öz eleştiri yapalım hak edene hakkını verelim, Shelbyl daha bir kaç gün önce yazdı Futbolcu Değil Eşiği diye... Okuduktan sonra düşündüm direkt olumsuzlukları görmeye ve üzerinde durmaya şartlanmışım neyse değişim şart. Bu adam hayatımda gördüğüm en güzel doğum günü hediyelerinden birini verdi bana. O yüzden diyorum ki "iyi ki varsın!"
6 Kasım 2009 Cuma

Akrep Gibisin Kardeşim





Şiirin tabii ki orijinalini yazmayacağım, kastım da o değil zaten. İki Beşiktaş'lı Ankara'lının doğum günü arasında 1 gün olunca ben ortalama sever bir adam olarak tam ortasında kutlamayı uygun buldum.

Sevgili Beautiful Freak ve Tathar, doğum günleriniz kutlu mutlu olsun. En büyük dileğim yeni yaşınız Demirören'siz geçsin. Amin.
D
4 Kasım 2009 Çarşamba

Kasım Ayından nefret etmek ve büyük maç kazanmak...

2 sene önce Liverpool şimdi de Wolfsburg bunlar nasıl Kasım aylarıdır anlamadım gitti, artık 7 kasım olan doğum günümü kutlamak bile istemiyorum. Ortalık yine toz duman yönetim saçmalamak da sınır tanımıyor herkes mutsuz ve en önemlisi umutsuz... Soruyoruz kendimize bu yönetim ne zaman gidecek? bu takım ne zaman büyük maç kazanacak? Ne zaman 1 golden fazlasını atacak?

Sevinmek ve Delgado'yu özlemek!

Sene 2000 Galatasaray uefa'da iyi işler çıkartıyor, bende çok sevdiğim bir arkadaşımla izliyorum maçları, maçların bir kısmı cine 5 den yayınlanıyor 16 mart 2000 Real Mallorca Galatasaray maçına gidiyoruz Ankara'da siyasal bilgiler fakültesi yanında ki bir cafeye... Herkes yeniliriz diyor sonrası malum şimdilerde Galatasaray'ın kalesini koruyan Leonardo Noeren Franco'nunda müthiş oyununun da katkısıyla Galatasaray tarihi bir zafer elde ediyor... Maçtan çıkıyoruz eve doğru yürümeye başlıyoruz arkadaşımın o sıralar çok sıkıntısı var okulu 1 sene uzatmış ve ailesine bitiriyorum diye yalan söylemiş buda yetmezmiş gibi sevgilisi tarafından terk edilmiş durumda, sigarasından bir fırt çekiyor ve ulan Galatasarayım seviyorum seni, sende olmazsan kim güldürecek yüzümü diyor... Bende bu sıralar çok keyifsizim her şey ters gidiyor iş güç kriz sıkıntı her tarafda ulan bari Beşiktaşım sen güldürseydin yüzümü ama olmadı canın sağolsun hem ne demişdik "biz seni sevinmek için sevmedik" Not: yazıyı okuyunca başlık ne alaka diyenler için özledim keretayı...
18 Ağustos 2009 Salı

Üzülmez, Köybaşı'na karşı!

... ya da gavurların tabiriyle Üzülmez vs. Köybaşı. Antalya maçı sonrası yorumları dinledim, yazılanları okudum, kafama birşey takıldı: yok Bobo şöyleymiş, yok Holosko yedek olur muymuş, bunlar değil derdim. Benim derdim bu maçta İbrahim Üzülmez oynayınca bazı insanların "Milyon dolarlar karşılığında genç oyuncu İsmail Köybaşı’nı ‘kurtarıcı’ olarak transfer eder de, jubile yapayım mı, yapmayayım mı serzenişini ‘jest’ ile aşırttığınız İbrahim Üzülmez’den ‘medet’ umarsanız..." gibi acayip yazı ve düşünceleri. Başkaları yapınca rotasyon biz yapınca "medet ummak"... Güzel iş valla.

Ara