dünya kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Temmuz 2010 Pazartesi
Andres Iniesta
"Muhtemelen tarihte dünya kupası oynamış hiçbir futbolcu, o kupayı onun kadar hak etmemiştir."
Porsgemsheniark
Etiketler:Andres Iniesta,dünya kupası,İlhan Mansız,Tathar | 12
Yorum
4 Temmuz 2010 Pazar
Dünya Kupası'na Bir Bakış
Başlığa önce "genel bakış" yazacaktım, sonra düşündüm o kadar kapsamlı yazacak halde değilim, o "bir bakış" yamukluğunun sebebi budur. Aklıma geleni yazacağım, maksat en heyecanlı haftaya girerken bir post bulunması.
Burada zaten futbola bakışımı defalarca belirttim, ama yeri gelmişken bir daha söyleyeyim. Benim için "defansif/ofansif futbol" ayrımı yoktur. Benim için "antifutbol, negatif futbol, pozitif futbol" falan da genelgeçer tanımından farklılaşır. Ben, sahaya baktığımda, buradan 11 arkadaş toplasak oynayacağımız, davranacağımız şekilden farklı işler yapan takımlar görmek isterim. Ben, haddini bilerek top oynayan, gaz ve motivasyondan ziyade teknik taktikle iş yapan takımları severim. Ben, sahaya yerleştiğinde geometrik olarak mantıklı duran takımları severim. Benim için "takım olmak", "bireysel beceri"den daha önemlidir.
Şu yukarıdaki paragraftan bu post'un "taraf"ını ve kupanın geri kalanında hangi takımı desteklediğimi anlamışsınızdır zaten, o yüzden kısa kısa anlatalım meramımızı.
- Anelka adamımsın. Fransa'nın düştüğü duruma sevinmeyen var mıydı merak ediyorum.
- Nijerya kadar mental olgunluğa erişmemiş bir takım görmedim ben şu kupada. İnanılmazlardı.
- Kamerun Nijerya ile kapışır mentalite sorunlarında.
- ABD kupanın en iyi takımlarındandı benim için. Keza Gana. Şu takımlara biraz daha teknik enjekte etsek şu an yarı final maçı yapıyorlardı.
- Gana demişken, Gyan'ın dramının şokundan uzun süre kurtulamadım. Büyük yazık oldu.
- Dram demişken, Suarez'in elle oynadığı pozisyona "etik" geyiği yapan arkadaşlara birkaç sorum var. Vlaoviç'i indirmedi diye Alpay'a söverken etik neredeydi? Elenen Gana yerine İtalya/Fransa olsaydı gene "etik" der miydiniz? Bu "etik" denen nanenin sınırları nerede çizilir? Gole giden adamı düşüren kaleci etiğin neresinde kalır mesela?
- Japonlar Nankatsu FC kıvamına gelmiş. Bir tek Hyuga'ları eksik. Drogba'yı Japon yapsınlar.
- İtalya... Şu takım turnuvanın en "pozitif" toplarından birini oynamaya çalışıp gene "defansif oynuyoğlağ" geyiklerine maruz kaldı ya daha ne diyeyim. Cannavaro büyük hayal kırıklığı idi.
- Brezilya ve Portekiz'den nefret ediyorum. Fildişi Sahili'ne tüm sempatim bitti. Brezilya - Fildişi Sahili maçı, turnuvanın oynanan en rezil maçıydı.
- Kamerun - Danimarka maçı da oynanan en "halı saha" maçtı, böyle olacaksa "pozitif futbol" olmaz olsun.
- İspanya'nın bir derdi var. Villa'yı çıkar, bizim bildiğimiz İspanya'nın esamesi okunmaz.
- Villa demişken, Forlan'ı da es geçmeyelim. Tek başına takım sırtlıyorlar (her ne kadar hoşuma gitmese de bu takdir etmeyeceğim anlamına gelmez.)
- Şili'yi bu deneysel yaklaşımından dolayı kutlarım. Ben bu kadar kaotik, ama bir o kadar da sistemli bir hücum anlayışı daha hayatım boyunca izlemem herhalde.
- Maradona tüm Arjantin halkının önünde Zanetti ve Cambiasso'nun ayaklarını yıkasın.
Aklıma gelen bunlar, yorumlarda geyiğin dibine vururuz zaten.
Önemli ekleme: Zaten huyum değildir de, bundan sonra Hüseyin Göçek ve Bünyamin Gezer gibi rüştünü (!) ispatlamış hakemler haricinde TFF hakemlerine laf edersem iki olsun.
Etiketler:dünya kupası,semioticus,Shelbyl | 22
Yorum
13 Haziran 2010 Pazar
Almanya 4 - 0 Avustralya
I. Maç Öncesi
shelbyl: Borges varken bize laf düşmez aslında, o yüzden kısa keseceğim. Almanya'nın en büyük soru işareti ortasaha ikilisinin nasıl oluşacağı ve nasıl bir performans göstereceği idi. Bu soru işaretinin çözüme ulaşacağı, ve de kupanın favorilerinden birinin seyri defterinin az çok dürüleceği bir karşılaşma olacak.
Avustralya'nın en büyük olayı taş gibi orta sahaları. Bresciano, Grella, Cahill, Emerton, Culina. Lakin Viduka sonrası bir forvet yetersizliği, Avustralya'nın kupa geleceğini karartmakta.
Almanların yaratıcı isimleri Özil ve Marin sayesinde bir şekilde gol atacağını, Avustralya'nın ise karşılık veremeyeceğini düşünüyorum. Ama mücadele seven futbol izleyicisi zevk alacaktır bu maçtan.
II. Maç Sonrası
shelbyl: Daha maç bitmedi ama ben şimdiden diyeyim diyeceğimi: Löw çok büyük hoca. Yani bu kadar soru işaretli Almanya'yı, kağıt üstünde oldukça dirençli gözüken Avustralya karşısında böyle bir futbolla sonuca ulaştırmak başarıdır. Hoş, Löw'e biraz da Schweinsteiger'den bir CM yaratan van Gaal asist yapmış oluyor, ama gene de...
Bu maçla ilgili de başka ne denir bilmiyorum. Ama Avustralya'ya üzüldüm, sempatik bir takımdı gözümde, fena oldu.
Etiketler:Almanya,Avustralya,dünya kupası | 8
Yorum
Sırbistan 0 - 1 Gana
I. Maç Öncesi
shelbyl: Turnuvanın benim açımdan en ilgi çekici maçlarından birisi bu. İki adet çok başarılı genç jenerasyon yakalamış takımın mücadelesi, eminim ki en çok zevk veren karşılaşmalardan birisi olacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken isimleri saymaya kalksam iki takımın ilk 11'ini yazmam gerekecek, o yüzden hiç o mevzuya girmiyorum bile.
Benim için ibre Sırbistan'dan yana, zira geçen kupanın sürprizi Gana en önemli adamlarından Essiensiz ve Appiah'ın yanında da kocaman bir soru işareti var. Kronik forvet hattı problemleri de cabası.
Şüphe götürmez bir şey güzel maç olacağı. İzleyin, izlettirin.
II. Maç Sonrası
shelbyl: İddaa kuponunu falan unuttum, şu maçı Sırbistan kazansa cidden üzülecektim. Sırbistanlılar futbol adına ortaya hiçbir şey koyamadılar açıkçası. Konsantrasyon eksikliği ile açıklanır sanırım bu ya da bilmediğimiz başka bir sorun var, ama hiçbir Sırbistanlı oyuncunun bu maçı kazanmak için en ufak isteği, azmi vs. gösterdiğini söyleyemeyiz. Basit hatalar da (kırmızı kart, elle müdahale ve penaltı) cabası, sanırsın ki Sırbistanlılar Gana'nın galibiyetine oynamışlar.
Gana'nın forvetsizliği devam ediyor. Ben bu kadar daha yeteneksiz ve de aynı anda bencil forvet elemanlarını daha bir arada görmedim. Bir tek Gyan Asamoah var ki o da zaten penaltı golünü attı. Gana teknik direktörüne tavsiyem forvet oyuncularına "takım çalışması" yaptırması. Birbirlerine karpuz atsınlar falan mesela.
Gana defansı sağlam durdu, ama maçın genelinde yıldızlaştı diyeceğimiz bir oyuncu yok. Kingson'ın dramıyla bir daha yüzleştik, elemana yazık ya, niye takım bulamıyor bu adam?
Almanya ve Avustralya'nın olduğu bir grupta Sırbistan işini imkansız derecesine getirmiş bulundu. Ama bu kadar rezil bir performanstan sonra kesinlikle yakınmaya hakları yok.
Bir Afrikalı takım kapıyı araladı, kısmet diğerlerinin başına.
Etiketler:dünya kupası,Gana,Sırbistan | 9
Yorum
Cezayir 0 - 1 Slovenya
I. Maç Öncesi
shelbyl: Hava güzel olduğu takdirde kimsenin iplemeyeceği maçlardan birisi daha. İngiltere ve ABD'nin domine etmesi beklenen grupta ekstra faktör olmaya çalışacak iki takımın mücadelesi.
Cezayir, Kerimlerinden keramet bekleyecek bugün. (Bu esprinin telif hakkı bana aittir, Star gazetesinde falan görürsem bozuşuruz.) Karim Matmour ve Karim Ziani takımın yıldızları. Slovenya ise İtalyan tezgahından geçmiş defansı, kalecisi Handanovic ve forvetteki tecrübeli Novakovic ile ön plana çıkıyor.
Bundan gayrı ne desem boş. Beraberlik diye bağıran bir başka maç bu. Ama illa biri kazansın isterseniz, benim gönlüm Rusya ve Çek Cumhuriyeti gibi iki ekibi saf dışı edebilmiş Slovenya'dan yana olacaktır.
eser gökulu: Nedense bu tip maçlar bana çok daha ilgi çekici geliyor. Sonuçta şu grup maçları dışında bir daha Cezayir'i canlı izleme fırsatım olur mu cidden bilmiyorum ama bulmuşken de burun kırın edip izlemeyeceksek kendi adıma söyleyeyim, futbola ihanet etmiş olurum.
Zaten Dünya Kupası’nı bu denli güzel ve farklı kılan da Cezayir, Yeni Zelanda, Honduras hatta Kore gibi ekiplerin varlığı değildir midir ? O yüzdendir ki böylesi renkleri ve heyecanları yakalamışken, öğle vakti de olsa, temposuz geçmeye aday da olsa, eşi dostu kırıp deli gibi koşmalı peşinden.
Her ne kadar kuponum ''Slovenya yenilmez'' diyorsa da, son 3 yılın Afrika şampiyonu Mısır’ı saf dışı bırakıp da bu noktalara gelmiş olmaları Cezayir'e saygı duymak adına fazlasıyla yeterli bir sebep.
Onun dışında Fifa'nın yeni kural değişikliği ile Fransa Genç Milli takım oyuncularıyla harmanlanmış olmaları da şüphesiz ki Cezayir'e farklı bir hava katacaktır, ama işte eski havalarını bilmediğimiz için bu konuya ilişkin bir maç sonu değerlendirmesi de namümkün.
Etiketler:Cezayir,dünya kupası,Slovenya | 9
Yorum
12 Haziran 2010 Cumartesi
İngiltere 1 - 1 ABD
I. Maç Öncesi
Bu maça taraflı gözle bakacağım, baştan söyleyeyim. Bir, İngilizleri sevmem. İki, ikametgâh sebebiyle ABD'nin kazanmasını isterim.
Şimdi herşeyden önce şunu kenara koymak lazım; Capello büyük adam. Lakin İngiltere'nin gene de neden bu kadar gaza geldiğini/getirildiğini anlamış değilim, zira bana ellerinde çok da fazla bir şey yok gibi geliyor. Sakatlıklardan sonra 3-4-3, 3-5-2 söylentileri falan da dolaşıyor etrafta, o yüzden ilginç bir İngiltere izleyeceğimiz kesin. Zaten İngiltere için noatsamisa'yı takip edin, bana laf düşmez.
ABD'ye gelince, normalde insanlar "ABD mi, n'apacak olm onlar?" derdi, lakin hem bizimle oynadıkları hazırlık maçı, hem Konfederasyon Kupası, hem de geçmiş performansları bir fikir verir sanırım ne kadar sürprize meyilli bir takım oldukları bahsinde. Dempsey, Bradley, Altidore, Onyewu, Bocanegra vs. hepsi bilinen adamlar zaten.
Bu maçın adamı Landon Donovan olur diyorum ben. Beraberlik ise hiç ama hiç şaşırtmaz.
jokond: Shelbyl haklı olarak çemkirince birkaç kelime de ben ekleyeyim dedim. Bir tarafta Sömürgeci İngiliz Krallığı, diğer tarafta Emperyalizmin beşiği ABD. Nacizane whoever wins we lose. Yaşasın turuncular, yaşasın Hollanda!
II. Maç Sonrası
shelbyl: İlk defa bir maçın sonucunu kesin doğru tahmin edebildiğim için bu maçın önemi ayrı olacak. (ruff efendi, hani anlamıyorduk futboldan? :)) Bu maçın önemli olacağı başka bir insan varsa o da herhalde Green'dir. Abi n'aptın sen?
Çok uzatmaya gerek yok, ABD çok basit bir oyun planı ile çıkmamıştı sahaya; kontrolü elden bırakmayıp hızlı forvetlerine atılacak uzun paslara güveniyordu. İngiltere ise bildiğin İngiltere, lakin sakatlıkların belini fazlasıyla büktüğü aşikar.
Bu maçın benim gözümde iki adamı var: İlki Howard. Başarılı bir performans sergilemesinde İngiliz forvetlerin de payı vardı tabii, ama gene de kurtarış kurtarıştır. Ama bence maçın esas adamı Cherundolo idi. Sağ bekte hem çok sağlam durdu, hem de cılız hücum aksiyonlarına elinden geldiğince destek vermeye çalıştı.
Etiketler:Abd,dünya kupası,İngiltere | 19
Yorum
Arjantin 1 - 0 Nijerya
I. Maç Öncesi
shelbyl: Bu maçı izleyecek birçok insanın gözünde iki önemi vardır zannımca: Maradona'nın ilk sınavı olması ve Messi'nin "adam olsa Arjantin'i de ihya eder ehue" ithamlarına cevap verme şansı. Bunun yanısıra, Arjantin sempatizanı birçok Türkiyeli futbol seyircisi de mevcut benim internet ortamında gözlemlediğim kadarıyla.
Açıkçası Arjantin'in bu açılış maçında şansı da yaver gitti diyebiliriz, çünkü Nijerya'nın en önemli silahı Obi Mikel sakatlığa kurban gitti. Fakat bu Nijerya'nın hafife alınacak bir kadrosu olduğu anlamına gelmez: Kumaşı iyi Martins, Nijerya'nın Milla'sı olma hedefindeki Kanu, Taiwo, Utaka, Odemwingie... Tabii Arjantin'in hücum gücü bunu fazlasıyla kontra edecek nitelikte, buraya isim yazmaya bile gerek görmüyorum.
Benim tahminim, iki adet daha çok hücum güçleriyle ön plana çıkan takımın mücadelesinin, kupanın şu ana kadarki temposu en yüksek mücadelesine yol vereceği. Gol sayısını Enyeama ve Pozo belirler. (Bu arada Pozo ismine itirazım var benim. Arjantin takımının kalecisinin uzun ve karizmatik bir ismi olur hocam: Abbondanzieri, Goycochea, Cavallero falana alıştık biz. Pozo ne?)
II. Maç Sonrası
shelbyl: Beklediğim kadar yüksek tempolu olmasa da, arada "Ooo" dedirten bir maç oldu, güzel oldu. Nijerya'nın kupadaki misyonu, bir takıma patlayıp onu mat etmek olacak sanırım. Eğer bu Kore olursa ilerlerler, yoksa Yunanistan ile prestij maçında şov yaparlar. Arjantin ise ayaklarını yere sağlam basmaya çalışıyor, ki bence böyle bir Arjantin 2006 model Arjantin'den çok daha başarılı olacaktır. (ekleme: şampiyonluk değil tabii burada başarı dediğimiz) Messi'nin her ne kadar bitiricilik eksikliği olsa da, "etkisiz oynuyor" eleştirilerine şimdilik yanıt verdiğini söyleyebiliriz.
Oyunculara gelirsek: Enyeama öngördüğüm gibi maçın skorunu belirleyen adam oldu, kritik kurtarışlara imza attı. Eğer tüm Nijeryalı kalecilerin İsrail'de olmasının özel bir sebebi yoksa, seneye başka bir ligde izleyebiliriz kendisini. Taiwo'nun o şutu girse kahraman olurdu, girmedi, üstüne üstlük pozisyon sonrası sakatlandı da. Odemwingie tam bir Afrikalı forvet; yetenekli lakin bencil ve kontrolsüz. Kaita Gaziantepspor'a ya da Gençlerbirliği'ne transfer olacak fizik ve kalitede, seneye Türkiye'de görürsek şaşırmayalım.
Jonas futbolu bıraktıktan sonra iş bulamazsa WWE kendisini seve seve kabul edecektir. Lakabı da "El Toro Argentino" olur. O da aslında averaj bir takımda iş yapacak bir sağ bek, Newcastle küme düştüğünde peşine düşülebilirmiş, gerçi bilmediğim başka bir sebebi de olabilir bunun.
Neticede güzel maçtı.
Etiketler:Arjantin,dünya kupası,Nijerya | 21
Yorum
Güney Kore 2 - 0 Yunanistan
I. Maç Öncesi
shelbyl: Bu maçı işini gücünü bırakıp izleyecek kimsenin olduğunu pek sanmıyorum açıkçası. İki takım daha önce iki dostluk çaında kariı kariıya gelmişler, Ocak 2006'da 1-1 berabere kalmışlar, Şubat 2007'de de 1-0'lık skorla Koreliler gülmüş. Bu skorların oldukça indikatif olduğunu düşünüyor, ve de maçın berabere ya da tek gollü bir galibiyetle biteceğini öngörüyorum.
Ji Sung Park olursa maçın yıldızı olur. Yunanistan'ın Nikodopoulos sonrası kalecisini çok ama çok merak ediyorum. Bir de ilginç not: Yunanistan daha önce Dünya Kupası'nda hiç gol atamamış (zaten tek 1994'te katılmışlar), şeytanın bacağını kıracakları maç olabilir, gol de Karagounis'ten gelir gelirse.
II. Maç Sonrası
shelbyl: Güney Kore'nin tam anlamıyla domine ettiği bir 65 dakika izledik, sonrasında da Yunanistan "olm topu 60 metreden değil 40 metreden şişirirsek belki daha iyi olur" deyince ve Kore salınca bir 25 dakika da Yunanistan dominasyonu.
Açıkçası izlemeyi dünkü Uruguay - Fransa maçına tercih edeceğim bir maçtı, bunun sebebi de Güney Kore'nin ciddi bir disiplinli ve etkinlikle uyguladığı hücum presi. Bunun yanısıra da cidden efektif bir oyun oynadılar genel anlamda. Şimdi "Kore'nin menajeri Jung-Moo Rehhagel'in Yunanistan'ını çok iyi etüt etmiş" desem saçmalıyor olabilirim, ama hakikaten iş oraya geliyor.
Jung-Moo demişken, Jung-Moo Kore'nin Hiddink öncesi menajeri imiş. Takımı oluştururken fazla isimsiz oyuncu seçtiği için eleştirilmiş ve de ipi çekilmiş başarısız olunca. Fakat o seçtiği "isimsiz" oyuncular şimdi isimli oldular: Park Ji-Sung, Lee Young-Pyo ve Seol Ki-Hyeon gibi. Tabii federasyon da muhtemelen "Olm bu herifin bir bildiği varmış lan?" diyerek adamı yeniden milli takımın başına getirdi.
Bu maç için ben Lee Young-Pyo'ya ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Ji-Sung tabii ki yıldız oldu, golünü attı falan; ama Young-Pyo o klişe tabirle defanstaki "tecrübeli" isimdi hakikaten. Bütün olayı kontrolü altında tuttu, bir yerde sonra özellikle onun jestlerine dikkat ettim hatta. Avrupa görmüş adamın hali başka oluyor tabii. Yunanistan'dan da Seyit Ali İdris'in hakkını yememek lazım, etkili bindirmeler ile Yunanistan'ın son çeyrek dominansında pay sahibi idi.
Neticede Yunanistan'ın işi 1994'te kendisini hacamat eden Arjantin ve Nijerya'ya bu sefer gol atabilmesine kaldı. Bu trivia'yı önümüzdeki günlerde fazlasıyla duyacaksınız, ben şimdiden alıştırayım sizi.
Etiketler:dünya kupası,Güney Kore,yunanistan | 10
Yorum
11 Haziran 2010 Cuma
Uruguay 0 - 0 Fransa
Açıklama: Dünya Kupası boyunca her maçtan önce ve sonra, o maçın saatine ayarlanmış bir maç post'umuz olacak ve de o maça dair blog yazarları görüşlerini ekleyebilecekler. Bu kararı bugün aldığımız için Uruguay - Fransa maçının ön analizi olamayacak, ama bundan sonraki maçlarda bu durum değişecek tabii. Özellikle ABD ve İtalya'nın maçlarını, o ülkelerden size yansıtmaya çalışacağız elimizden geldiğince. Sokak röportajları vs. de gelebilir :P
shelbyl: Elimde olmayan sebeplerden dolayı maçın ancak ikinci yarısına yetişebildim. İzlediğim kısımla ilgili ilk söyleyeceğim şey şudur: O vuvuzelalar tüm çalanların... Hele bir ara kameralar Fransız bir kız gösterdi ki o da vuvuzela çalmaktaydı. Abla hadi Güney Afrikalıların kültürü, senin derdin ne? Bu vesileyle sizleri www.banvuvuzela.com ve de www.fuckvuvuzelas.com adreslerine yönlendirmeyi bir insanlık vazifesi olarak görürüm.
Maça geri dönersek, kötü bir maçtı. Bunu skor 0-0 olduğundan söylemiyorum, bu göz öyle 0-0'lar gördü ki ağızları açık bıraktı. Benim itirazım maçın her dakikasında sahaya yansıyan "Abi al takıl işte" yaklaşımıydı. Bu Domenech denen zibididen teknik direktör haricinde herşey olacağını zaten biliyoruz. Del Bosque'ye "Yeniköy Kasabı" diyebilen bir medyanın olduğu ülkede çalışsın isterdim bu Domenech, herifi ağır depresyona sokardık.
Dünya Kupası'nın ilk kırmızı kartını da gördük ki, bence çift sarı karttan kırmızı kart verilmesi hatalıydı, o hareket, her ne kadar kötü niyetli olmasa da, direkt kırmızı kart olmalıydı.
Ya hakikaten organizasyon falan öveyim diyorum ama çıkmıyor bir şey. Fransa Ribery ile kanatlardan gelmeye çalıştı işte.
Maçın yıldızı benim nazarımda Uruguay'ın üçlü defansıdır, o da "bu devirde üçlü defans mı kaldı hacı?" söyleminin hatırına. Mauricio Victorino, ki kendisi Universidad de Chile takımında top koşturmakta, düşük bonservis bedeliyle muhtemelen bir kulüp değişimi yaşayacaktır kupa sonrasında.
Etiketler:dünya kupası | 1 Yorum
8 Haziran 2010 Salı
20 Yıl Önce...
Karşılarında ise, nedir, nerededir bilmediğimiz bir Kamerun takımı vardı. Arjantin dağıtacaktı besbelli...

Kamerun fantastik oynadı. Makanaky ve Kana Biyik atıldı. François Omam-Biyik maçın tek golünü attı. Arjantin'i 1-0 yendi. Bir fitili ateşledi. Çeyrek finalde İngiltere'ye kaybettiler, yendikleri Arjantin final oynadı.
94'te Nijerya, 2002'de Senegal, 2006'da Gana meşaleyi devam ettirdi. Afrika ateşi sonunda Dünya Kupası'nı Afrika'ya taşıdı.
Böylelikle Ekşi Beşiktaş'ta Dünya Kupası'nın ateşini yakalım! Bir ay "Büyük Beşiktaş'ın Büyük Başkanı"ndan, altı teknik direktör adayından, saçma futbol gündeminden uzaklaşıp, Dünya Kupası'na bakalım...
Cuma olsun, şov başlasın madem...
not: "Böylelikle" diye başlayan paragrafta yer alan bir kelime vurgulanmak istenen Dünya Kupası olgusunun önüne geçmesi sebebiyle değiştirilmiştir, alıcınızın ayarlarıyla oynamayınız.
Etiketler:Arjantin,dünya kupası,Kamerun,molosztash | 18
Yorum
26 Mayıs 2010 Çarşamba
Panini Virtual Sticker Albüm
Çocukluğumdan beri en sevdiğim şey Dünya Kupası'nın efendim Avrupa Şampiyonası'nın olduğu zamanlarda oratya çıkan Panini Çıkartma Kitabı'dır.
Gerçi ailem, "Ne gerek var onlara para vermeye" dediğinden gazetenin verdiği çıkartmalar kadarı ve kitabı dışında hiç koleksiyon yapamadım ya neyse.
İşte benim gibiler için Fifa.com üzerinde Panini, Virtual Sticker Album yapmış.
Her gün 2 adet çıkartma paketi veriyor. (Toplam 10 sticker yani). Bunun dışında bazı stickerlar fifa.com üzerinde gizli. Bazıları için de promo code'la mevcut. (hepsi web üzerinde paylaşlmış zaten)
Eğer ben sticker almakla uğraşamıyorum yahut para mı verilir ona yæ diyorsanız en azından online olarak bu tadı yakalayabilirsiniz.
Collector's Group kurup veya varolanlara katılıp karlarınızı takas edebilirsiniz.
Etiketler:dünya kupası,eksibesiktas,panini | 22
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-

