.

.
Ekşi Beşiktaş. Powered by Blogger.

.

.
24 Temmuz 2016 Pazar

2016-17 Yaz Transfer Dönemi Gelenler - Gidenler

O kadar olağanüstü günlerden geçiyoruz ki transfer muhabbeti çevirecek ne enerjimiz ne isteğimiz kaldı . Mevcut gelişmelerin futbol üzerindeki yansımaları da etkisini göstermeye başladı . Özellikle Beşiktaş gündemden en fazla etkilenen takım gibi görünüyor zira 2 tane stratejik oyuncusunu ülkenin politik gündeminde gerçekleşen hadiselerin etkisiyle ülkeden ayrılma kararı almış durumda. İşin can sıkıcı noktası FFP dahilinde zaten oldukça limitli bir kaynağa sahip olan kulübün önüne  aynı sebeplerden ötürü yerlerini doldurabilecek seviyedeki isimlerin de ülkeye gelmeye sıcak bakmaması engeli önümüzde dağ gibi yükseliyor . Bütün transfer stratejisi Mario Gomez 'in olası Dortmund transferi ve Milan'ın Beşiktaş'ın istediği parayı vermesine kalmış durumda . Zira Gökhan'dan gelen 3 m € dışında herhangi bir gelirimiz yok . Marcelo'nun 1.5-2m arası olduğu söylenen satın alma opsiyonu kullandığına göre net olara kulübün transfere ayırabileceği para şu anda 1-1.5 m € + Uefa'Nın izin verdiği oran kadar .  Yani önce Fiorentina Gomez'i Beşiktaş'ın da istediği biçimde satacak , Milan Beşiktaş'ın istediği rakamlara çıkacak , listedeki alternatif oyuncularla temas kurulacak , oyuncular ülkeye gelmeye ikna edilecek vsvs . Sıkıntılı günlerin bizi beklediği açık .


GELENLER :

Marcelo Guedes
Gökhan Gönül
Fabri
Adriano
Aras Özbiliz

GİDENLER :

Gökhan Töre
Mario Gomez
Jose Sosa
İsmail Köybaşı
Günay Güvenç
Pedro Franco
Alexis Delgado
Serdar Kurtuluş

Anket :

PS : Cogunluk ayni oyunculari farkli pozisyonda isaretlememe konusunda buyuk ozen gostermis tesekkurler . 

12 Temmuz 2016 Salı

Yuvarlak Masa Sohbeti: Gökhan Töre (ve diğer gelişmeler?)

Not: Gökhan Töre'nin kiralanmasının resmîleşmesi üzerine birkaç blog yazarı toplanıp görüşlerimizi yazalım dedik, fakat ona yetişene kadar İsmail ve Sosa haberleri çıktı. Gündemi kaçırmamak olmaz, o kadar sohbet ettik onu da yazmamak olmaz. Bir itiraz gelene -ya da burası edit'lenene kadar- İsmail konusunda sevinçli/nötr, Sosa konusunda ise üzüntülü olduğunu varsayın buradaki yazarların.

Öncelikle şartlardan bağımsız düşünelim: Gökhan Töre'nin takımdan gönderilmesi doğru bir karar mı?

semioticus: Töre mental olarak güçlü bir oyuncu değil. Bunu hem geçmişte yaşadığı olaylar, hem de sezon içinde dalgalanan performansı gösteriyor. Ben oyuncuların vücut diline önem veren bir insan olarak Töre'den ekseriyetle çok olumlu sinyaller almadım. Yönetimin bizden daha fazla şeyler bildiğini de düşünerek Töre'nin gönderilmesine karşı değilim. Mesela Bilic'i de severdim, ama Beşiktaş'ı kafada bitirdiği bizi çalıştırdığı son sezonun ortasından sonra belli olmuştu, hatta bu minvalde bir şeyler yazmıştım.

Övünç: Töre 3 sene önce Beşiktaş'a katıldığında henüz profesyonel seviyede gol atamamış potansiyelli bir oyuncuydu. 3 senenin sonunda geldiği noktaya baktığınızda gelişim bariz lakin bu gelişim bizim ondan beklediğimiz seviyelerde mi bu tartışma konusu.

Geçtiğimiz sezon sonu adı ciddi biçimde Atletico ile anılırken, oyuncu parlatma uzmanı Şenol Güneş'in elinde hiç mesafe kat edememiş olması, tek taliplisinin kendisinin potansiyelini yakından gören Biliç oluşu farklı şekillerde değerlendirilebilir. Benim şahsi kanaatim Gökhan'ın Beşiktaş ve memleket sınırları dahilinde kendi potansiyelinin limitlerine ulaşma ihtimalinin artık oldukça zayıf olduğu. Gökhan 'ın tavanı şu an olduğu noktadan daha yüksek ve bu limiti zorlama konusunda Şenol Hoca bile yeterli olamıyorsa kafa olarak da Gökhan'ın BJK kariyeri bitme noktasına gelmiş demektir.

fitneci: Gökhan iki senedir şampiyonluk mücadelesine neredeyse hiç katkıda bulunmadı. Bu sene sadece Galatasaray maçı akıllarda kaldı. Maçkolikten istatistiklere bakıyorum 4 gol 6 asist. 2 puan GS maçından (attığı golle), 2 puan 3-2'lik FB maçından (yaptığı asistle) 1 puan da 1-1'lik Gençlerbirliği maçından (attığı golle) kazandırmış. İleri 3'lüde oynayan bir futbolcunun katkısı 24 maçta 5 puandan fazla olmalı.

Bu sene araya sakatlık şu bu girdi eyvallah ama benim asıl kızgınlığım 2014-2015'ten kalma. Koca bir ikinci yarı yattı ve geliyor dediğimiz şampiyonluk gitti. Bir futbolcuya 13 milyon Euro fiyat biçiliyorsa maçları tutup koparacak arkadaş.

Ha yetenek derseniz, yeteneğini asla tartışmam.


Kiralandığı şartlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

semioticus: Bence daha az paraya şimdiden satmak yerine potansiyel satın alma ücretini düşünüp kiralamak makûl bir hamle. Gökhan bu sene kafası rahatlamış bir şekilde potansiyeline ulaşırsa West Ham zaten 13 milyon (ya da ne kadarsa) verir alır. Diyelim Gökhan iyi oynamadı, kendine pazar yaratamadı; o zaman "demek ki sorun bende" deyip Beşiktaş'a geri döndüğünde daha şevkle çalışması mümkün. Diyelim Beşiktaş'a da geri dönmeyi çok istemiyor ve sözleşmesi bitince çekip gidecek, eh o takdirde de şimdiden biraz gelir elde etmiş olmanın hiçbir dezavantajı olamaz.

Övünç: Telaffuz edilen kiralama bedeli neredeyse oyuncuyu satın aldığımız fiyata denk. İngiltere'de geçireceği vasat üstü bir sezon sonunda kendisini A sınıfı takımlara taşıyabilecekken, Beşiktaş'ın bir üst seviyeye çıkmasını sağlayacak transferlerin kapısını da aralayabilir.

fitneci: Mental açıdan sağlam olsaydı 23 milyon Euro da eder ama bu saatten sonra mental ilerleme kaydeder mi tereddütlüyüm. Bunu en iyi değerlendirecek kişi, onu antrenmana çıkaran Şenol Hoca. Bu kafayla İngiltere'de coşması ve 13 milyona satılması zor ama umut edelim de öyle olsun. Ben 10 milyona satıp kurtulalım diyordum ama kiralık için 3 milyon euro da fena değil.

cochise: Madem Premier League hem paranın bol olduğu hem de Şampiyonlar Ligi'nde bizde yapacağından çok iyi vitrinli bir yere kiralıyoruz opsiyonsuz ya da daha yüksek opsiyonlu yapabilirdik. Bence zaten vitrin yapamayacak da (ya kös kös döner ya da ara ara oynar 7-8'e satarız) ya tutarsa dicez madem, tuttuğu takdirde olacak şeyi daha iyi kullanabilirdik. Türkiye'den bir oyuncuya verilecek en yüksek para bu kadar olur eyvallah ama West Ham'da harika bir sezon geçirecek adamın ederi birden 20 oluverir.

semioticus: Bizimle oynadığı 6 ŞL maçında yapabileceği piyasa ile Premier League'de oynadığı maçlarda yapabileceği piyasa arasında çok ciddi fark görmüyorum ben. Bu objektif ve ölçülebilir bir değerlendirme değil tabii ki.

Gökhan'ın yeri nasıl doldurulabilir?

Övünç: Bu soru Beşiktaş'ın Gökhan'ın eksikliğini kapatmaya ihtiyacı var mı sorusunun gölgesinde kalıyor bana göre. Kendisinin kadrodaki yeri ve rolü düşünüldüğünde şampiyonluk yolundaki etkisi diğer kilit oyuncuların oldukça gerisindeydi. Bu noktada ayrılık taraftar gözünden bakıldığında da daha sancısız gerçekleşebilir .

Gökhan'ın yetenekleri elbette her takım her sistem içerisine bir şekilde entegre olup fayda sağlayabilecek düzeyde: özellikle sırtı dönük sakladığı toplar ve takımı ileri taşımadaki kabiliyeti müthiş de olsa Beşiktaş'ın akışkanlıktan ve hızlı düşünüp uygulamadan beslenen hücumunun içerisinde benzer bir kimliğe sahip Quaresma ile kombo olarak takımın kendi kimliğini kaybetmesine yol açıyor olmaları büyük sıkıntı. Kerim, Aras, Olcay, Quaresma dörtlüsü kalite olarak Gökhan'ın ayarında değiller ve olası bir başarısızlık, Gomez'in gönlünü eyleme noktasında takımın zayıflıyor oluşu başımızı biraz ağrıtacaktır elbet.

semioticus: Portekiz millî takımındaki performansına da bakınca Quaresma sezona yeterince iyi girecek gibi duruyor. (Evet en büyük Quaresma sevmeyenlerden biriyken adam beni bu sene ikna etti, atış serbest :) )
6 Temmuz 2016 Çarşamba

2015-2016 Sezonunun Değerlendirilmesi: Futbolcular (1. Bölüm)


cochise: Bir yıl sonu değerlendirmesiyle daha karşınızdayım. Önce atılan ve yenilen gollere bakmıştık. Şimdi de bireysel performans ve katkılara bakacağız. Tamam transfer konuşmayı çok seviyoruz ama arada geçmişe de bakalım ve hiç değilse tarihe bir not daha düşelim istedim. Bir süre sonra transfer postunu tekrar üste alacağız. Geçen yıl bu Ekşi Beşiktaş'ta verilen puanlar üzerine bir değerlendirme yapmıştım.  Bu yıl biraz daha farklı bir çalışma yaptım. İki tablo hazırladım. Birincisi oyuncuların bireysel performansı üzerine. Tabloda oynadıkları süre ve kartlarının yanı sıra o oyuncu sahadayken takımın kazandığı puan, attığı ve yediği gol üzerine. NBA'deki "on/off court" istatistiği gibi. Kimi spor sitesinde maç başına aldığı puan gibi rakamlar var ama bunlar oynadığı dakikadan bağımsız olarak yer aldığı maç ve maçın sonucu alarak değerlendiriliyor. Ancak aşağıdaki tabloda sadece o oyuncunu oynadığı süredeki maç sonucu ele alınıyor. Örneğin A oyuncu maçtan çıkarken 2-0 yenik durumdaysak ve yerine B girdikten sonra skor 2-2 olduysa; A, maçı 2-0 kaybetmiş B, 2-0 kazanmış gibi değerlendirildi. Bu istatistiğin en önemli sorunu maçlarda çok az süreler almış oyuncuları değerlendirmede gerçekçi olmayan sonuçlar verebilmesi. Burada da Kerim ve Cenk'in sonuçlarına bu pencereden bakabiliriz. 

TABLO 1 - Bireysel Performanslar

Oynadığı Maç / Dakika
Sarı Kart (Kırmızı Kart)
Sahadayken alınan puan ortalaması*
Sahadayken ortalama skor
Tolga
30 / 2.655
1
2,43
2,3-1





Alexis
10 /    844
2
2
2,1-1,4
Beck
32 / 2.798
4
2,28
2,15-0,93
Ersan
14 / 1.260
5
2,64
2,57-0,85
İsmail
27 / 2.338
3
2,37
2,07-0,93
Marcelo
14 / 1.260
2
2,21
2-1,14
Rhodolfo
18 / 1.547
3
2,27
2,27-1
Tosic
15 / 1.270
3
2,33
2,13-0,93
Tosiç (stoper)
  7 /     630
2
2,57
1,85-0,42





Gökhan Töre
24 / 1.455
2
2,08
1,62-0,62
Atiba
34 / 3.003
-
2,35
2,17-0,97
Kerim Frei
23 /    712
-
1,78
0,82-0,43
Necip
29 / 1.215
7
1,48
0,87-0,45
Oğuzhan
31 / 2.554
8
2,35
2,12-0,90
Olcay
33 / 2.082
4
1,78
1,69-0,87
Quaresma
26 / 1.701
9 (2)
1,92
1,30-0,73
Sosa
31 / 2.483
2
2,12
1,64-0,87





Cenk Tosun
29 /     693
2
1,72
0,82-0,34
Mario Gomez
33 / 2.700
3
2,12
2-0,93
TOPLAM
(2014/2015)

61 (2)
66 (10)
2,32
2,02
2,20-1,02
1,61-0,94

semioticus: Bu analiz modelinin temel bir eksiği, yedekten giren oyunculara "sahadayken ortalama skor" (SOS) kategorisinde haksızlık yapması, bir de basketboldaki gibi farklı rotasyonlar çok olmadığı için özellikte yedekten giren oyuncuların performansını birbirine benzetmesi. Fakat bu gibi eksikleri bir yana koyarsak bize söylediği bir şeyler var:

* Kerim, Cenk ve Necip'in SOS datası aşağı yukarı aynı olmasına rağmen Necip'in "sahadayken alınan puan ortalaması" (SAPO)  diğer ikisine kıyasla düşük. Necip gibi ekseriyetle "skor tutma" için oyuna giren oyuncunun skor tutmaya ofansif oyunculardan daha az katkı yapmış olması enteresan.

*Aslında burada takımın değişen karakterinin de payı var. Geçen sezon ile bu sezon arasında yenilen gol miktarında ciddi bir değişme yokken attığımız gol %37.5 oranında artıyor. Beşiktaş takımı öne geçtiği anda skor tutmak istiyorsa ofansif oynamaya devam edecek. Öbür işi beceremiyoruz biz.

*Oynadığı maç sayısı daha az olduğu için istatistiki anomali ihtimali daha fazla olsa da Tosiç'in stoper performansının altını çizmek lâzım. Hem SAPO, hem de SOS açısından bakınca en üst düzey performansı veren oyuncu. Kendi kalesine attığı goller yüzünden sezona ciddi bir yafta ile başlasa da sezonu iyi tamamladı ve hatta 2. yarı yaşadığımız stoper rotasyonunda son çaremiz olup şampiyonlukta da pay sahibi oldu.

*Rhodolfo ve Marcelo ikilisinin SAPO değerinin en düşük iki stoper olması, birlikte oynadıkları 30 küsur dakikada sergiledikleri gayet umut verici performans ile ciddi bir çelişki oluşturuyor. Diğer değişkenlere de bakmak lâzım (rakiplerin zorluk derecesi vs.) ama anket yapsak sezonun en iyi iki defans oyuncusu çıkacak oyuncular (bir sonraki post için spoiler) sahadayken en çok golü yiyoruz ve düşük puanı alıyoruz. Burada rakamları bırakıp göz testine inanmayı seçiyorum ama şu bilgi bir kenarda dursun.

*Atiba-Oğuzhan-Sosa-Gomez omurgasını SAPO değerleri de destekliyor. Öte yandan SOS puanına Beşiktaş adına en çok katkıyı yapan oyuncunun Atiba olması da enteresan. Görünmez kahraman demeyelim zira iyi övdük sezon boyu ama gerçekten ortasahada böyle bir toparlayıcı oyuncunun olması günümüz futbolunda aşırı önemli.

*Analizdeki datalarla alâkası yok ama toplu görünce insan şaşırıyor: Bütün sezon boyunca iki defa kırmızı kart görmüşüz, ki ikisi de Quaresma'nın aptallığı sebebiyle. Geçen sene gördüğümüz 10 kırmızı kart ile inanılmaz bir kontrast. Hakemlerin art niyeti vs. tabii ki konuşulur, ama böyle dominant futbol oynadığında ve takdirleri arkana topladığında hakemlerin sana olan önyargılarını da kırıp sahada daha dik duruyorsun.

Arkası pek yakında...
31 Mayıs 2016 Salı

2016/17 Yaz Transfer Dönemi "Robinyo KarTal'da "

Bu Resim Delirdiğimiz günleri hatırlatmak , "Allah düşürmesin kardeş" demek için burada ! Nerelerden geldiğimizi unutmamamız için bir hatırlatma aracı .


7 Sene sonra gelen şampiyonluk getirdiği mutluluk kadar araladığı kapı ve sağladığı imkanlar dahilinde yeni bir Metin-Ali-Feyyaz dönemini müjdeliyor adeta .

Elimizde tabiri caizse taş gibi bir takım , hem eğitmen hem yarışmacı bir teknik direktör , 3 senede çok büyük tecürbeler edinmiş bir yönetim ve herşeyden önemlisi EVİMİZ var . Bunun yanında 3 sene önce geçtiğimiz yollardan yeni yeni geçmeye başlayan rakiplerimiz de cabası . Bu saatten sonra son 3 senedir yaptığımız doğruları üzerine koyarak devam ettirebildiğimiz takdirde yeni bir hegamonya kurmamamız için hiç bir neden göremiyorum .

Hepimiz için sezonun kendisi kadar belki de daha heyecanlı kısmını açıyorum :

Gelenler :

Gidenler :

Dedikodular :

Kaleci : Steve Mandanda , Fabri , Salvatore Sirigu

Defans : Nicolas N'koulou , Kamil Glik , Martin Skrtel , Serdar Aziz , Christian Ansaldi , Emmanuel Mas , Gökhan Gönül , Gustavo Gomez , Luis Ibanez

Orta Saha : Emre Mor , Hatem Ben Arfa , Arjen Robben , Maciej Rybus , Donis Advijaj

Forvet : -

Onemli Not :

Gecen sene Avrupa'ya kayit kisminda yasadigimiz yerli uretim futbolcu kotasi sebebiyle Gokhan Gonul ve Serdar Aziz ile ilgilendigimizi sanirim cogunluk unutmus .

UEFA A listesinde 8 kisilik bir yerli oyuncu kontenjani var. Bizim kadroda Necip , Tolga , Serdar , Ismail , Mustafa Pektemek disinda yerli kontenjanina uyan adam olmadigindan dolayi sampiyonlar ligi kadrosu icin alternatif olusturabilmek buyuk bir sikinti haline donusuyor . Zaten ayni nedenle Ismail ve Tolga'nin kontratlari uzatiliyor . Uzatmiyorsan ya 19 kisilik kadroyla gireceksin CL'ye yada transfer yapacaksin . Bu baglamda en azindan milli seviyeye yukselmis adamlari kadroda tutmak biraz daha makul hale geliyor.

Almis olmak icin adam almak yerine Gokhan Gonul gibi en azindan bir katki vermesi beklenen oyuncularin alinmasi son derece dogal . Maalesef oyuncular da bu durumun farkinda olduklari icin maliyetlerin olaganin uzerine cikmasi normal . Man City Sterling'e 70 milyonu sadeceyetenekten vermedi. Butun parlayan Ingilizlerin acayip paralara bir yerlere gidiyor olmasi bu olayin dogal bir sonucu .


30 Mayıs 2016 Pazartesi

EkşiBeşiktaş Fantasy Premier League




Sevgili blog ahalisi , geçenlerde Transfer sezonu başlıklı postta konu ile ilgili bir ufak PS yapmıştım fakat yazıyı okumuş olanlar sanırım görmediler , o sebeple bir kez daha ayrı bir başlıkta paylaşmak istedim . Hem safları sıklaştırmak , hem biraz Beşiktaş ile bozduğumuz kafaları dağtımak için bir alternatif . Premier League'in başlamasına 3 gün var , hala katılabilirsiniz.

Fantasy Premier League  Lig kodumuz : 446109-113053


Blogumuzun ilk sosyal aktivetesi olma özelliğini taşıyan Fantasy Premier League'miz de sonuçlandı. Şampiyon Buğra Özer'e tebriklerimizi iletiyoruz .



26 Mayıs 2016 Perşembe

2015-2016 Sezonu Attığımız ve Yediğimiz Gollerin Değerlendirmesi


İlk yarı bittiğinde attığımız ve yediğimiz golleri ele almak üzere bir çalışma yapmıştım. 2.Yarı sonunda da tüm lig maç özetlerimizi tekrar izledim. Ve yine bahsettiğim çalışmada olduğu gibi belirli bir çerçevede golleri sınıflandırdım. Yine ilk yarıda olduğu gibi gollerde ‘kadraj’a giren oyuncuları belirledim.

Attığımız Goller

İlk tablomuz, attığımız gollerin niteliğiyle ilgili. İlk yarıda olduğu gibi duran top gollerimizdeki geçmişe göre olan gelişme devam etmiş. Aslında genel olarak attığımız gollerin niteliği bir kaç kategori dışında pek değişmemiş. İlk değişiklik 7 gol daha az atmış olmamız ve buna rağmen rakip sahada kapılarak atılan gollerin iki kat artması. İkincisi ise rakip yerleşikken atılan gollerin yarı yarıya azalması. Bu iki veriyi rakiplerin bizi daha iyi tanıması, daha çok kapanmaları ve bizim alternatif çözüm bulmamız ile açıklıyorum. Yine de bu tabloda gelecek sene için en dikkat etmemiz gereken husus, yerleşik rakibe atılan gollerdeki azalma olmalı. Zaten toplamda 7 gollük bir azalma var. Kaynak da belli. Gollerle ilgili asıl sevindirici olan ise her şekilde gol atıyor olmamız. Kalıplara kolay sığmayan önlem alınması zor bir takım olmamızı sağlıyor bu özellik.



İlk yarı
2. Yarı
Toplam Gol

Duran Top (orta ve sonrası)
5
5
10
Duran Top (doğrudan)
2
2
4
Rakip sahada kapılan top
3
6
9
Kendi sahamızda kapılan top ile hızlı çıkış
5
6
11
Kendi sahamızdan hızlı/paslarla çıkış (aut, taç, faul vb. sonrası)
7
6
13
Rakip yerleşikken / olgun atak
19
9
28
Toplam
41
34
75
* Penaltı duran top olarak değerlendirilmemiştir. Penaltıyı oluşturan pozisyonun niteliği değerlendirmeye alınmıştır.

İkinci tablomuz ise kadraja girenler.Verilere bakınca benim ilk dikkati çeken Sosa’nın 2. Yarı akıl almaz performansı olsa gerek. Yine Oğuzhan, Atiba ve Olcay’ın rakamlarındaki azalma da önemli. Özellikle Atiba’nın öne geçilen maçlarda kafaca da çok daha defansif oynadığını tahmin edebiliriz. (Yerleşik ataktaki gollerimizin azalması da Ozzie ve Atiba’nın katkılarının epey azalmasında etkili olmuş olabilir. Tabii tam tersi de geçerli.) Gomez ve Quaresma istikrarlı katkı vermiş. Gökhan’ın katkıları genelde ‘istatistik kağıdına’ da yansımış. Beck ise hücumda tamamen kaybolmuş. İlk yarı tahmin edilenin aksine çok katkı vermişti ama 2. Yarı özetlerde de çok az görülüyor. Savunma göbeğinin değişikliği nedeniyle çok daha defansif oynadığı açık ama yine de düşüş bununla açıklanamayacak kadar büyük. İsmail ise ilk yarının aksine katkı vermiş. Özetle kenar forvetlerin bir tık, beklerin ise bir çok tık fazla katkı vermesi halinde daha da durdurulamaz bir takım oluruz. Ön alan oyuncularında bu potansiyel var. Ama beklerin olacağı bu. Daha iyisini istiyorsak daha iyisini almalıyız..

Kadraja girenler
Önemli Gol* Katkısı
(İlk Yarı+İkinci Yarı=Toplam)
Tüm Gollere Katkı
(İlk Yarı+İkinci Yarı=Toplam)
Sosa            
8+14=22
11+20=31
Oğuzhan                      
12+9=21
21+14=35
Gomez                  
8+10=18
17+18=35
Atiba             
6+6=12
12+6=18
Quaresma        
6+5=11
7+8=15
Cenk          
5+4=9
9+5=14
Olcay              
4+3=7
13+7=20
Gökhan Töre            
5+2=7
11+4=15
Beck        
4+0=4
7+1=8
Rhodolfo    
3
3
Ersan    
3
3
Kerim    
1+2=3
5+2=7
Necip      
2+0=2
5+1=6
Tolga Zengin
1+0=1
1+=1
Tosiç  

1+1=2
İsmail
0+2=2
0+4=4
Alexis
1
1
Marcelo
1
3
Tolgay
1
1
*Önemli Gol: Öne geçiren ya da beraberliği sağlayan goller.

Yediğimiz Goller
Ligin ilk yarısında 18 gol yemiştik. 2. Yarıda da 17 olmuş bu rakam. Tablomuz şu şekilde;

ATAK TİPİ
İlk Yarı
2. Yarı
HATA VB.
İlk Yarı
2. Yarı
Uzun top:
3
1
Şans golü (birine çarpan, yön değiştiren top vb.)
2
1
Kontra Atak:
2
2
Takım/Yerleşim Hatası
4
8
Çıkarken kaptırılan:
3
5
Bireysel Vahim Hata
6
5
Olgun Atak
6
5
İyi uzaklaştırılamayan / savunma arkasına iyi top / hata olmayan
6
4
Yan Top:
4
4





Tablodaki en dikkat çekici husus takım/yerleşim hatasının 2. Yarı iki katına çıkması. Ancak savunma göbeğinin değiştiği ve son haftalara kadar tandemin oturmamış olması düşünüldüğünde anlaşılır bir durum. Uzun toplara daha çok dikkat etmişiz ama çıkarken kaptırılan toplardan yenilen gollerin 2. Yarı 5 toplamda da 8 olması bence kabul edilebilir bir durum değil. Bu rakamlar dışında tıpkı attığımız goller gibi yediğimiz goller de ilk yarıya paralel. Bu paralellikteki bir diğer sorunlu kategori de bireysel vahim hatanın yüksekliği. Durduk yere kaptırılan toplar, ıska geçmeler, olmayan pozisyonlarda penaltı vermeler… Üstelik bunlara yenilen kolay çalımlar gibi kısmi hatalar dahil değil. Ve ortaya çıkan toplam 11 rakamı da hoş değil.

Gelelim gollerdeki sorumlulara. İlk yarı bireysel hatalar şu oyunculardan gelmişti; Rhodolfo (2), Tosiç (2), Ersan, Tolga, İsmail ve Günay. Gollerde kadrajda bulunanlar, yani vahim bir hata yapmamış olsalar da belirli bir sorumluluğu bulunanlar ise şu isimlerdi; Rhodolfo (5), Tosiç (2), İsmail (2), Gökhan Töre (2), Motta, Ersan, Beck, Oğuzhan, Atiba. İkinci yarıda ise bireysel hatalar Alexis (2), Tolga (2) ve Marcelo iken kadrajda bulunanlar İsmail (5), Necip (2), Boyko (2), Alexis, Atiba, Beck, Oğuzhan. İsmail ofansta olduğu gibi savunma rakamında da uçmuş! Alexis’in bu kadar az maçta bu kadar skor yapması ‘muazzam’! Kalecileri konuşmaya gerek yok. Yine defansif orta sahalarımızın gollerde pek hata yapmadığını görüyoruz. Onun dışında normal, makul rakamlar.  İlk yarı sonunda şöyle yazmışım;


Sonuç olarak ofansif anlamda bu kadar güçlü bir takım iken ligin en az gol yiyen takımı olmamız beklenmez. Ancak yediğimiz 18 golün niteliğine baktığımızda, takım savunmada yerleşik iken daha dikkatli olarak, bireysel hatalara biraz daha dikkat ederek, topları daha iyi uzaklaştırarak, çıkarken kaptırılan toplara dikkat ederek aynı oyun anlayışıyla daha az gol yiyebiliriz.” 

Hiçbirini yapamamışız. Ne diyelim, gelecek seneye artık bu dilekler.

NOT:  Önceki yazıda bahsetmiştim ama okumamış olanlar için kadraj kavramı ile ne anlatmak istediğimi açıklamak istiyorum. Burada amaç kağıda yansımayan katkıları/hataları hatırlatmak ve bunlara da değerini vermek. Gol, asist, asist öncesi pas, şut pası gibi verilere kimi sitelerden ulaşabiliyor ama göze kolay görünmeyen katkıları görebileceğimiz bir istatistik kaynağı yok. Gol atmaktan başlayıp, tehlikeli yerdeki faulü almak, savunmadan topu kapıp atak başlatmak, asist öncesi pas, hatta ortalığı karıştırarak karambol yaratmak; yediğimiz gollerde çok kolay bir çalım yemek, pozisyon hatası vb. kadraja girme olarak sayılabilir. Üç kusuru var bu kavramın. Birincisi özet görüntülerle sınırlıyım. İkincisi yediğimiz gollerde kaleci ve kadraj ilişkisi sıkıntılı. ‘İyi bir kaleci olsa kurtarırdı’ yaklaşımı çok öznel kalacağı için kalecileri ancak hatalarda koydum. Üçüncüsü her halükarda kişisel değerlendirmeler devreye giriyor olması. Zira benim amacım gol öncesi gelen paslarda sıradan olanı değil de fark yaratan pası vurgulamak. Ancak bu ikisi her zaman kolay ayrılmıyor. Misal, Kayseri maçındaki ilk golde Quresma’dan Sosa’ya atılan pasın fark yarattığı kesin ancak Atiba’nın Quaresma’ya doğru topu taşıması kadrajı hak ediyor mu? Arada kaldığım, emin olamadığım paslardan biri ve nihayetinde yazmadım. Bir başkası yazabilirdi. Yine de bu öznellik başta olmak üzere sınırlılıklara rağmen gerek ‘kadraja girenlerin’ gerekse gollerin niteliğini gösteren tabloların üç aşağı beş yukarı genel resmi iyi bir şekilde vereceğini düşünüyorum.

Ara

Yükleniyor...