Ekşi Beşiktaş. Powered by Blogger.
31 Ocak 2015 Cumartesi

STSL18 / Beşiktaş - Mersin İdman Yurdu

Tarih: 01 Şubat 2015 Pazar

Saat: 16:00

Stadyum: Ankara Yenikent Asaş

Hakem Hakkında Bilgi: Mete Kalkavan (Beşiktaş/Mersin Karnesi : 8 maç 5g 1b 2m/ 13 maç 3g 5b 5m) 

Sakatlığı Bulunan Oyuncular: Tomas Sivok , Mustafa Pektemek, Cenk Tosun , Atiba Hutchinson

Mersin İ.Y.'nu Tanıyalım: 

http://www.transfermerkez.com/2015/01/devre-raporu-mersin-idmanyurdu.html

Mersin'in son 3 deplasman maçı : 

Galatasaray  3-2
Fenerbahçe  1-0
Başakşehir   2-2
30 Ocak 2015 Cuma

2014/2015 ve 2015/2016 Oyuncu Maaşları


En son yenilenen 5 sözleşme ile birlikte maaş tablosu, parantez içindeki milli takımda oynama sayılarıyla birlikte "bin euro" cinsinden aşağıda(Bu sezon kiralık gönderilen oyuncuların gelecek sezon da aynı şartlarda kiralık gönderileceği varsayılarak):


14/1515/16
Tolga Zengin (9)12501300
Cenk Gönen (2)548900
Günay Güvenç (0)175175



Ersan Gülüm (6)7501200
Pedro Franco (2)750500
Alexander Milosevic (2)425500
Atınç Nukan (0)
250
Tomas Sivok (48)1400



Ramon Motta (0)12001100
Serdar Kurtuluş (6)900950
İsmail Köybaşı (13)694731
Daniel Opare (17)313



Jose Sosa (19)15001550
Veli Kavlak (31)6001400
Oğuzhan Özyakup (10)12001300
Tolgay Arslan (0)6501300
Necip Uysal (1)900900
Atiba Hutchinson (68)1000



Gökhan Töre (22)14001500
Olcay Şahan (16)12001300
Kerim Frei (4)10001050
Uğur Boral (12)700



Demba Ba (21)32003200
Cenk Tosun (1)17001450
Mustafa Pektemek (12)10051400



Sezer Öztürk (0)500500
Ömer Şişmanoğlu (0)00
Gökhan Süzen (0)275275
Muhammed Demirci (0)00
Sinan Kurumuş (0)146164
Filip Holosko (63)550
Michael Eneramo (11)500



TOPLAM2643124895

Oyun planımız gözönüne alındığında 3 kaleci, 4 stoper, 4 bek, 6 ortasaha, 4 açık, 3 forvetten oluşan 24 kişi, üzerine eklenecek altyapı oyuncularıyla birlikte bana göre nicelik olarak ideal bir kadrodur. Şu anda +Sivok da olmak üzere bu sayıya sahibiz. Bu 24 kişilik formülü koruyacak şekilde; Opare(625), Atiba(1000) ve Uğur(700)'un mevcut sözleşmeleri gelecek sezon da aynı ücretlerle devam ediyor olsaydı gelecek sezon toplamı 27220 olacaktı.

Not: Maçbaşı ücretleri dahil edilmedi ve bir kaç istisna dışında bütün oyuncuların maçbaşı ücreti 10 bin euro. Demba Ba'nın her devre 6 lig maçı oynaması koşuluyla alacağı 350 bin euro'lar dahil. Cenk Gönen, İsmail Köybaşı, Mustafa Pektemek ve Sinan Kurumuş'un sözleşmeleri hesaplanırken 1 Türk Lirası 0.37 Euro olarak alındı.

29 Ocak 2015 Perşembe

Maç Raporu: Gençlerbirliği 0 - 2 Beşiktaş


Goller: Demba Ba, Olcay Şahan
En iyi üç: Kerim Frei, Demba Ba, Gökhan Töre
En kötü üç: Oğuzhan Özyakup, İsmail Köybaşı, Ramon Motta

Karne:

Slaven Bilic7.3
Beşiktaş6.8
Gençlerbirliği4.7
Mustafa Kamil Abitoğlu3.7


Tolga Zengin6.9
Ersan Gülüm5.9
Pedro Franco (90')5.9
Ramon Motta5.4
Serdar Kurtuluş7.2
Atiba Hutchinson7.2
Necip Uysal6.6
Oğuzhan Özyakup (63')4.5
Olcay Şahan (90')7.1
Gökhan Töre (89')7.4
Demba Ba7.8


Kerim Frei (63')8.3
İsmail Köybaşı (89')4.9
Atınç Nukan (90')5.9

25 Ocak 2015 Pazar

Ahmet , Beşiktaş'ı Terket ! Kusura Bakma Ama Kabahatin Çoğu Sende Kardeşim ...


Lafı çok dolandırmadan, sadece somut verileri anlatarak, bu kısa dönemi biraz özetlemek istiyorum.

2 hafta önce, aralıklarla yazdığım 2 farklı yazıda 6 maçlık sıkı bir fikstürden bahsetmiştim. İşte bu fikstürden 5 yenilgi ve maç başına 20.4 sayılık farkla, ne yurtta ne de cihanda yüzümüz gülemeden çıkmış bulunuyoruz.

Ne yanlış gitti, neyi başaramadık, bütçemiz ne kadarına elverişli gibi çokça mevzu türetip beyin fırtınası yaparak, kağıt üzerinde "bugün Beşiktaş için ne kadar beyin hücremle vedalaştım" romantikliği yapar, kendimizce mazeretler üretir, yanlış temeller üzerine inşa edilmiş bu binanın artık iyice yan yatmaya başladığını görmezden gelebiliriz ama ortadaki veriler o kadar somut, çatlaklar o kadar büyük ki artık sıva ile kapanacak, güçlendirme ile çözülecek noktayı geçmiş durumda. Beşiktaş İntegral Forex resmi olarak "kentsel dönüşüm" kapsamına girmiş bulunuyor arkadaşlar.

Tek tek istatistik yazmak istemiyorum zira ortalmaya vurduğunuzda çıkan rakamlar tek maçın etkileri olmaktan bir hayli ırak zaten.

Oyunu şut üzerinden dönen bir takımın 3'lük yüzdesi bu periyotta %32 ki kullanılan 3 sayılık ortalması ise maç başına 24.3. Yine bu periyotta Beşiktaş'ın rakibinden fazla ribaunt alabildiği tek maç, serinin galibiyetle noktalanan tek ayağı olan Neptunas maçı. İşin can yakan kısmı ise asistlerde. Beşiktaş'ın 20 asistle oynanan Paris deplasmanını çıkardığınızda bu seride 11.4 asist ortalaması ile oynadığını görüyoruz. Euroleague'in en berbat takımlarından Sassari'de bu oran 15.7 iken, ligimizin denk bütçeli takımlarından Pınar Karşıyaka'da 18,1, Banvit'te 20,8 , gruptaki rakiplerimizden Paris'in 18,46 ve işin kötüsü sezonun bu periyottan öncesinde Beşiktaş İF'nin 17,4.

Şimdi bu veriler maçları izlemeyenler için yorumlaması hayal güçlerinin sınırları kadar geniş bir alan sunabilirken, maçları takip edenler için Kazan'da 2 dubleye denk gelecek kadar hüzünlendiren, insanın canını acıtan veriler. Bu verilere baktığınızda biliyorsunuz ki, rakip sizi pota altında ezmiş, über formsuz Lofton neredeyse maç başına 8'i el üstü olmak üzere 10 üçlük denemiş ve 2 tanesini sokabilmiş, takım hücumda son derece statik olduğu için sürekli birebirlere kalarak zorlama atışlar denemiş, bu sebeple asist sayısı düştüğü gibi rakibin ribaunt üstünlüğü artmış ve beraberinde kolay / hızlı sayılar yemişsinizdir.

Bunlar hayal etmek veya canlı şahit olmak değil sıkıntı aslına baktığınızda. Asıl sıkıntını bunun rutine dönüşmesinde yaşıyoruz.

Periyodun başlangıç noktası 1 sayıyla son topta kaybettiğimiz Efes maçı. Sezon boyu oynadığımız averaj oyunu orada da ortaya koyduk, alabilirdik de fakat bu kez Lofton'ın orta saha son saniyesi girmedi.

İşin bundan sonrasında ise problemler başladı. Karşıyaka maçında alınan yenilgiyi, eforlu Efes maçının üzerinden 48 saat bile geçmemiş olmasına veya Karşıyaka'nın akıllara ziyan yüzdelerine bağlayıp bu kazayı unutabilirdik. Fakat Beşiktaş o noktadan sonra o kadar keskin bir düşüş gösterdi ki sahadaki takımın sezon sonu draft'ına tanking yaptığını söyleyebilirdiniz.

Evet Beşiktaş'ın bu kadar yükselen grafiğinin düşmesi anormal değil, evet rotasyon çok dar ve sakatlıklar çok can sıkıcı ama bu kadar kırılgan, bu kadar çabuk pes eden bir takım olmamızın sebeplerini bunlara bağlamak kolaycılık olur.

John Holland ve Chris Lofton'ın artık katlanılmaz hale gelen formsuzlukları, Kerem'in öngörülebilir olması gerekirken hiçbir B planı olmadığını gördüğümüz uzun süreli sakatlıkları, Engin'in tek başına mücadele etmekten sahada adım atacak hali kalmaz duruma gelmesi, oyuncuların son derece düşük motivasyonu (burada örnekleri kazandığımız Neptunas maçından vereceğim, 4. çeyrekte üstüste 3 defa ikili sıkıştırmadan top kaybettik, ardından 2 defa Engin, 2 defa Broekhoff top sürerken üzerlerinde baskı yokken topu ellerinden kaçırdılar), hücumdaki statiklik sorunu gibi onlarca etken bu işin içinde başka bir sorun olduğunu gösteriyor.

İşte Ahmet Kandemir burada okların çevrildiği nokta çok net bir biçimde.

Beşiktaş çok iyi giderken bile maçları izldeğinizde o zorlama havayı sezebiliyorsunuz. Kabul Lofton zaten bu işleri yapıp ekstralar soksun diye orada ama adam tek pozisyon hazırlamadan sürekli el üstülerle işte bu kadar kazanabilirsiniz. Doğru bir hücum planınız olmadığında, ortaya yeteri kadar atletizm koyamadığınızda, bunları belli seviyelerde yapabilen her takım size tokadı basar. Basamıyorsa bu sizin sağladığınız değil, kendilerinin sağlayamadığı bir şeydir.

Beşiktaş belki de ligin rolleri en oturmuş takımlarından biri olmasına rağmen haftalardır yeni bir set hücumu görememiz enteresan değil mi ? Takımın penetreci bir Guard'ı olmamasının sıkıntısını sürekli yaşamıyor mu? Ligin belki de en iyi ikili oyun oynayan 3-4 guardından ikisine sahipken Beşiktaş kaç tane Pick'n Roll yapıyor ? Bir takımın en çok kullandığı hücum setlerinden biri nasıl Kenan Bajramovic gibi tank ağırlığındaki bir uzunun yüksek posttan fake üstü drive'ı ya da şutu olabilir ki (Neyse ki Kenan Başgan bu konuda fena değil son zamanlarda) ? Rakibini geçme ihtimali çok çok düşük olan, bir adım geriye sonra kaldırıp 3'lük çaktığı artık her oyuncu tarafından ezbere bilinen Lofton'a inatla aynı birebirleri oynatıp şutu atamadığı zamanlarda sürekli birinin elinde patlattığı toplar neden?

Beşiktaş'ın hücum setleri berbat ve son derece tahmin edilebilir. Takım çok kırılgan durumda, 1-2 dakikada 10 sayılık seriler yiyebiliyor. Kırılma zamanlarında topa baskı yediğinde hep aynı hataları yapıyor. 4 ekstra pas yaptığı hücumda bile şutu el üzerinden bulabiliyor. Bu hareketsizlik seviyesini yorgunluğa bağlayamazsınız. Burada bir antrenman eksikliği, bir motivasyonsuzluk, bir hazırlıksız olma durumu olduğu aşikar.

Beşiktaş kadrosu, şu periyodu böylesine aciz bir şekilde geçecek kadar kötü bir kadro değil. Ahmet Kandemir iyi bir Beşiktaşlı fakat yetersiz bir basketbol koçu. Çok çok iyi bir scout olabilirsiniz ama sahaya 5 yabancı oyuncu ile çıkıp İngilizce bilmeden bu işi götüremezsiniz. Beşiktaş'ın bütçesi ölçeğinde başarısız olduğunu iddaa edebilmek için aklınızı peynir ekmek ile yemiş olmanız gerekir ammavelakin konu Beşiktaş olduğunda skor teferruattır. Sahada ortaya koyduğumuz şeydir bizi farklı kılan. Mücadelemizdir, pes etmeyişimizdir.

Takıma gösterilmeyen tepkinin Ahmet Kandemir'e gösterilmesi, aradaki sinerjinin ve güvenin koptuğunun işareti olduğu kadar, taraftarların takıma inancının da bir göstergesi.

Bu kan değişkliğine artık net biçimde ihtiyacımız var.

STSL17 / Gençlerbirliği - Beşiktaş


Tarih: 26 Ocak 2015 Pazartesi
Saat: 20:00

Stadyum: Ankara 19 Mayıs

Hakem Hakkında Bilgi: Mustafa Kamil Abitoğlu.

Sakatlığı Bulunan Oyuncular: Cenk Gönen, Tomas Sivok, Veli Kavlak, Jose Sosa, Mustafa Pektemek, Cenk Tosun

Durumu Şüpheli Oyuncular: Gökhan Töre

Gençlerbirliği'ni Tanıyalım:
http://www.transfermerkez.com/2015/01/devre-raporu-genclerbirligi.html
http://www.yarisaha.com/genclerbirliginin-altyapi-zaferi/

20 Ocak 2015 Salı

Opare ve Transfer Meselesi Üzerine

Ben çok ciddi bir Football Manager müptelasıyım. 15 yıldır falan düzenli olarak oynarım. Hatta bilgisayarda başka oyun falan da oynamam. Canım oyun oynamak isterse, FM oynarım. Dolayısıyla, futboldaki transfer işlerini FM'den öğrendiğimi inkar edecek değilim. Dolayısıyla, yanlış öğrenmişim. Son 4-5 senede daha fazla derinlemesine bakmaya çalıştım ve olayların "approach to sign" dan ibaret olmadığını anladım.

Bir kere sporcuların birer insan olduğunu farkettim. Hayalleri, duyguları, hedefleri olan, hepimizin hayatındaki iniş-çıkışları yaşadığı gibi, iniş-çıkışlar yaşayan insanlar. Hayatlarımızı FM datalarına aktarsak, ne kadar saçma sonuçlar çıkacaksa, FM'den hareketle spor dünyasına bakmak da o kadar saçma sonuçlar doğuruyor.

Gelelim Opare meselesine. Bundan 4 sene evvel, Opare'yle ilgili bir post atmıştım. FM2011'de wonderkid'lerden biriydi. Sonra gerçekteki halini merak ettim. Yazılar okudum, youtube'da videolarını izledim. Ara ara da kariyer gelişimini takip ettim.

Bu çocuk 2011 yılında, dünyanın en potansiyelli bek oyuncularından biriydi. Real Madrid, Liege, Porto derken, bugün artık dünyanın en potansiyelli oyuncularından biri değil. Çok açık ki değil. Zaten öyle olsa şu an transferi gerçeklemiyor olurdu.

Porto'da forma giyememiş olması konuşuluyor. Konuları hep yanlış bakış açılarıyla değerlendiriyoruz bana göre. Porto'da forma giyse zaten sana niye gelsin bu bir. Beşiktaş hangi ekonomik güce sahip ki, gitsin Porto'nun oynayan oyuncusunu alsın bu da iki. Porto'nun oyuncu sattığı kulüplere baksanıza; Real Madrid, Barcelona, Chelsea, Milan, Atletico Madrid falan. Beşiktaş'ın orada ne işi var yahu? Beşiktaş alsa alsa, Porto'nun 2. sınıf oyuncularını alabilir. Kaldı ki, o 2. sınıf oyuncuların Beşiktaş'ta oynamayacağı nereden çıktı? Bizde oynayanlar ortada işte; Serdar Kurtuluş, Necip Uysal, Motta, İsmail Köybaşı falan... Ukrayna'daki iç savaştan dolayı Jose Sosa'yı, Chelsea'de oynamayan, Katar'dan önce biraz daha futbol oynamak isteyen Demba Ba'yı aldın da havaya mı girdin?

Oyuncunun oturup bir maçını izlemiş değilim, çünkü Belçika ligini takip ediyor değilim. Real Madrid Castilla, Standart Liege, Porto B kariyerinin küçümsenecek hangi noktası var, benim meselem o. Demba Ba Chelsea'de kaç kere oynamış, Töre Chelsea'de kaç kere oynamış, Oğuzhan Arsenal'de kaç dakika forma giymiş? Atiba'nın tüm kariyerinde forma giydiği takımları bir yazsana. Pedro Franco kaç kere milli oldu? Milosevic İsveç tandeminin kaçıncı oyuncusu? Serdar ve İsmail bizim Milli takımın neresinde? Tolga neresinde? Veli Kavlak Avusturya'nın ne kadar önemli oyuncusu? Son 20 yılın en kötü Milli takımında Olcay Şahan'ın ağırlığı nedir?

Hayır, Beşiktaş ekonomik olarak çok güçlü, gidip "olmuş" veya "kesin olacak" futbolcu alabilecek ekonomiye sahip de, cimrilik ediyor sanki. Bu paraya, atsan atsan zar atarsın.

Futbolda çeşitli transfer stratejiler var. Bu stratejilerden biri de, oyuncuyu dipteyken almak. Eğer analizini doğru yaptıysan, oyuncuya inandıysan, oyuncu kariyerinin en dip noktasındayken nokta atışı yapar ve alırsın. Dünyada binlerce oyuncu vardır ki, doğru kulüp - doğru zaman eşleşmesini yaptığı anda bir anda kariyerinde tırmanışa geçsin. Bunu düzenli olarak kovalayan kulüpler var ve Beşiktaş da onlardan biri olmak durumunda.

Yabancı sınırı kalktı diye, 11 tane Katar öncesi Demba Ba mı alınacak sandınız, anlamadım ki? Sezon başında o kadar hayali kurulan Eto'o Everton'a gitmişti. Everton son 5-6 yılın en kötü dönemini geçiriyor ki, hemen devre arasında Sampdoria'ya sepetlemeye çalışıyorlar. Yılda da 1.5 M Euro alacağı söyleniyor. Eskaza Türkiye'ye gelseydi, bizim o burnu büyük, kendini Kaf Dağının Ardında gören spor kültürümüzde yıllık 3-4 Milyon Euro'yu çakacaklardı bize. Sonra bütün Eto'o cular biz ettik, sen etme diye dolanacaktınız.

Daniel Opare'yi -goygoy- dışında tanımam etmem. Makul bir maaşla 6 aylık kiralanması iyi iş olur. Çünkü yabancı sınırı hemen bugün kalkmış değil. Sağdan sola takımı sayarsanız bir yerden dolarken, diğer yerden boşalan bir takımımız var. Öyle geri dörtlünün tamamını yabancı yapmak falan, FM'de bile editör hilesiyle mümkün olabiliyor. Serdar'la rekabet edecek, o rekabetten de galip ayrılırsa, Beşiktaş'ın sezon sonu sözleşme imzalayabileceği bir kiralık formül, çok başarılı bir iştir. Takımında oynayan, hazır, tecrübeli ve maliyeti de uygun bir sağ bek var idiyse ve almadılarsa o ayrı mesele. Lakin kriterler birbiriyle çelişiyor.

Daniel Opare transferi, beni gelecek için umutlandırıyor. Katar'dan önceki son durak olacağıma, Porto'nun seçtiği ama bazı sebeplerden o düzeye çıkamamış oyuncuları takip etmek, Beşiktaş'ın genel stratejisi olmalı. Opare başarılı olur, olmaz bilemem. Onu Fikret Demirer açıklar zaten. Kaldı ki, yazının başında değindiğim gibi, bunlar insan. Ülkeye uyum sağlayamaz, takımdaki arkadaşlık ortamı içine adapte olamaz, oyun sistemine adapte olamaz... Tam tersi de geçerli. İşte onun tahminini yapmak, onun peşinde koşmaktır yönetimin görevi. Gidişat doğru ama sonuç doğru mu, onu izleyeceğiz zaten. Yanlış atış da basket olabilir ama basketbolda temel mesele doğru atışı yapmaktır. Milosevic de, Opare de doğru atışlar... Girer veya girmez bilemeyiz. Top havada süzülürken yapacak bir şey yoktur zaten.
12 Ocak 2015 Pazartesi

Veli - Atiba'yı Bozmak

Biz futbolu dizilişler üzerinden anlatırız; 4-4-2 , 3-5-2, 4-2-3-1, 4-1-2-3 gibi. Bu dizilimler oyuncuların saha içindeki pozisyonlarını ifade ederler. Tek başlarına pek bir anlamları yoktur. Bunun üzerine, o her bir oyuncunun bireysel taktiği de işin içine girer. Misal, 4-4-2 taktiğinde iki kenar oyuncusu, farklı görev tanımlarına sahip olabilirler. Sağ kenar oyuncusu çizgiye paralel oynarken, sol kenar oyuncusu içe kateden tipte seçilebilir. Bunların hepsi farklı sonuçlar doğurabilir. Baktığında 4-4-2 dersin yine de.

Lakin bunlar da yetmez, bir de teknik direktörün oyun stratejisi vardır. O formasyonu, hangi stratejiyle birleştireceği önemlidir. Bazen tek forvetle ama çok adamla hücum edersin, bazen de önde iki forvet bırakır geriyi 8 kişiyle sağlama alırsın. Ön alan baskısını 10 metre önde yaparsan farklı sonuçlar doğurur, 5 metre arkada yaparsan bambaşka sonuçlar. Hızlı ve tempolu oyunun ihtiyaç duyduğu oyuncu tipi farklıyken, yavaş ve topa sahip olmayı amaçlayan bir futbol tarzı, başka gereksinimler doğurur ve oyuncu tipleri talep eder. Hangi formasyonun, hangi oyuncu tiplerinin ve hangi stratejinin izleneceği ise, teknik direktörün maharetine girer. Hatırlayın, bir sezon önceki en iyi stoper Matteo Ferrari, bir sezon sonra Schuster'le ıskartaya çıkmıştı. 4-4-2'de fiyasko hazırlık maçları geçiren Zago-Ronaldo 3-5-2'de harika birer partner olmuşlardı.

Peki Bilic'in Beşiktaş'ı Bunların neresinde?

Beşiktaş, ön alan ve merkezde yaptığı baskıyla topu kazanıp, orada 3-4 pasla gol arayan bir futbol takımı. Genellikle 4-2-3-1 formasyonunu tercih ediyor. Temposu ve dikine oyun arzusuyla, Premier Lig tarzı bir havası var. Zaten bu sene en iyi futbollarını onlara karşı oynadığını da unutmak mümkün değil.

Bu oyun düşüncesinin ihtiyaç duyduğu oyuncu tipi, top kazanma kabiliyeti yüksek, tempolu, disiplinli oyuncu tipi. Zaten Veli ve Atiba'yı Beşiktaş'ta bu kadar parlatan şey de bu. Tavuk - Yumurta misali; Bu oyun ancak bu iki oyuncuyla oynanır. Bu iki oyuncuyla oynasan oynasan, ancak böyle bir şey oynarsın.

Bilic, kendi anlattığı üzere, katı kuralları, değişmez prensipleri olan bir insan tiplemesi değil. Yine kendi anlattığına göre, demokrat, tartışmacı, doğrunun ne olduğu konusunda kuşkucu. Dolayısıyla, Bilic ilelebet ön alan baskısı üzerinden kendini tanımlayacak diye bir şey söyleyemeyiz. Lakin bu strateji bir gün değişecekse, bu bir günde olmayacak.

Twitter'da kime sorsan başka bir transfer düşüncesi var. Bazısı stoper diyordu (geldi), bazısı sağ bek diyor. Bazısı da merkez orta sahada box to box denilen oyuncu tiplemesi ihtiyacından bahsediyor. Bu box to box tipleme, zaten öyle bir tipleme ki, bir orta saha oyuncusunda aranılan ne özellik varsa, hepsini kendinde barındırıyor. Veli gibi koşacak, mücadele edecek, Oğuzhan gibi de oyun vizyonu alacak, pas yapacak... Dünyada, o tiplemeye ihtiyaç duymayan takım bulman zaten mümkün değil.

O zaman şu soruları sormak gerekecek.

Veli - Atiba ikilisini bozup, oraya bir box to box yerleştirmek demek, temel stratejinin belli oranda değişmesi demek. Çünkü mevcut sistemi hiç bozmadan, işletebilecek adamın seviyesi Manchester City falan. Bugün gitsen - ulaşılması daha kolay anlamında söylüyorum - Mikel Arteta'yı getirsen bile Veli - Atiba gibi ön alan baskısı yapamazsın.

Yapmayayım ön alan baskısını! Zorunda mıyım?

Zorunda değilsin ama bu geçiş sence devre arasında yapılacak bir geçiş mi? Tempolu, ön alan baskısıyla futbol oynayan takım, 3 günde pas takımına devşirilebilir mi?

Beşiktaş'ın 2 senedir oynamakta olduğu oyunda, merkez orta sahaya bir virtiöz de koysan, Beşiktaş'ın toplam gücüne - o adamın şan şöhreti kadar - katkı yapmayacaktır. Çünkü takımın geneli, pas yapabilen oyuncular değiller. Önde Töre ve Olcay, arkada Motta ve İsmail'den kurabileceğiniz hayaller belli. Hadi diyelim, takımı makineleştirdiniz, ezbere pas oyunu oynuyorlar, geçişler vs kusursuz. Bunun için gereken zaman, devre arası kampı mıdır?

Bunların hiçbiri değildir elbette.

Beşiktaş 2 sezondur Veli - Atiba'nın ön alan baskısı üzerinden oyunu şekillendirdiyse ve bunu da üzerine koyarak gidiyorsa, o zaman önümüzdeki 6 ayda da izlenmesi gereken strateji budur. Beşiktaş 10 puan geride olsa veya A planını da işletemeyecek halde olsa, amenna.

Gelelim en önemli noktaya;

Peki Veli - Atiba ideal bir ikili midir?

Elbette değildir. Bu iki oyuncudan birinin, topla oynamakta daha maharetli olması, topu dikine iletebilmesi beklenir. Lakin bu, bugünün değil Atiba'nın transfer edildiği günün sorunu. Kaldı ki, devre arasının sorunu hiç değil. Beşiktaş sezon sonunda, Atiba'nın veya Veli'nin yerine bir virtiöz transfer etmeli. O transferle birlikte, sadece ön alan baskısıyla yaşamayan, topu alıp daha güvenle oynayan bir strateji izlemeli.

Matic'in yanındaki Fabregas gibi
Blind'in yanındaki Rooney gibi
Arteta'nın yanındaki Ramsey gibi
Fernandinho'nun yanındaki Toure gibi.
Wanyama'nın yanına Schneiderlin gibi ( Soton örneği biraz Beşiktaş'a benziyor, çift çapa gibiler)

Bakın, Galatasaray maçında -yine- Oğuzhan'ın oyununu beğenilmedi. Hatta izlenen oyun stratejisi noktasında da Bilic topa tutuldu. Oğuzhan'ın merkezde olduğu takımda, Galatasaray'a karşı ön alan baskısını kolay kolay yapamazsın. Yaparsan, arkada Burak'tan her metrede 2 metre fark yemeyecek savunma oyuncularına ihtiyaç duyarsın. Oğuzhan'la en iyi oynayabileceğin şey, pas oyunu oysa ki. Onu da 2 yıldır denemedin zaten. Dolayısıyla evet, Atiba atıldığı an Galatasaray maçındaki şekil belli olmuştu. Elinde Atiba'yı ikame edecek biri yoktu ve yerine oynayan oyuncuyla başka bir oyun oynamak gerekliydi. Bunun için de hazırlığın yoktu. Veli - Oğuzhan'dan da iki bir merkez ikili olabilir oysa ki. Lakin mevcut oyun okumasıyla değil.

Peki Ben Ne Öneriyorum?

Eğer Atiba - Veli'nin as oyuncu olduğu, Oğuzhan ve Necip'in de takviyede bulunduğu orta saha rotasyonu sayısal olarak yetersizse, gider Atiba ve Veli'nin arkasına bir rotasyon oyuncusu alırsın. 2 kırmızı kart dışında ilk devrenin en iyi oyuncuları olan Veli ve Atiba'yı bozmazsın. Zira onları bozman demek, tüm inşanın yıkılması ve yeni bir inşa gereksinimi demek. Beşiktaş'ı anlat dendiğinde, anlattığımız çoğu şey Atiba - Veli üzerinden çünkü. Bir başka oyuncuyla, Beşiktaş'ı nasıl tarif ederiz; o kehanete girer ve devre arasında, liderden 1 puan gerideyken alınması gerekmeyen bir risktir.

Sezonu bu A planıyla bitiririr, gelecek sezon sınırları genişletilmiş yabancı hakkıyla istiyorsan yeni bir Beşiktaş hayali kurarsın.

Ben zaten bu yabancı serbestisine karşıyım. Çünkü Beşiktaş'ın hızlı veya yavaş, yeterli veya yetersiz ileri doğru bir gidiş vardı. Ülkenin dinamikleri şimdi Beşiktaş'ın inşaatını yıkıp tekrar yapmaya zorlayacak. Yine bir takım hayaller satılacak. O hayallerde spor sayfalarının manşetlerine çıkmak da olacak. 30 yaşını aşmış bir takım tanınan isimler Beşiktaş'a gazlanacak. Ülke futbolunun sorunu tüketim değil, üretim oysa ki. Maxi Pereira'lar, Gökhan İnler'ler, Nigel De Jong'lar bana Yıldırım Demirören hayallerini hatırlatıyor. Sanki hemen bugün şampiyon olmamız lazımmış gibi.

Pak fazla konuda tutucu değilim ama kadro planlaması konusunda tutucu ve bir o kadar da endişeliyim. Bir karar çıkıyor ve bir takımın tüm inşası baştan aşağı değişiyor ya, sanki Beşiktaş 2015'te kurulmuş, hiç bir değer üretmemiş gibi... Dilerim kulübü yönetenler ne medyaya, ne sosyal medyaya kulak asarlar. Bu geçişi, yumuşak atlatmak lazım. Mümkün olduğu kadar da az transfer yapmak lazım. Faturası çok ağır oluyor, çünkü bir ertesi sene gene 6 transfer talep ediliyor.


Ara

Yükleniyor...
  • 31 Ocak'ta Beşiktaş - *31 Ocak 1954 (İstanbul Ligi 10. Hafta Maçı)* Beşiktaş:1 - Adalet:1 *İlk 11*: Ergün Aker, Kamil Üzülme, Vedii Tosuncuk, Eşref Özmenç, Özcan Esinduy, Nusret...
    21 saat önce
  • - * BEŞİKTAŞ´A 3´ÜNCÜ "YETENEKLITURKFUTBOLCU ÖDÜLLÜ" FUTBOLCU: * * TO**LGAY ALİ ARS...
    4 gün önce
  • "Cantona benim hayatımı mahvetti" - *Evet şimdi tekmenin diğer yakası konuşuyor. Matthew Simmons 25 Ocak 1995'de yaşanılan bu olayı bakın nasıl anlatıyor..* *.......* *Matthew Simmons **...
    4 gün önce
  • İletişim Uzmanı Hamzaoğlu - Maç sonu Hamza Hamzaoğlu basın toplantısına katıldı ve açık yüreklilikle önce Burak’tan sonra tüm Galatasaraylılardan özür diledi. Burak’ın ne kadar istekl...
    5 gün önce
  • AÇIKLAYIN ULAN! - AÇIKLAYIN! TFF, MHK, GÖZLEMCİ. BUNU AÇIKLAYIN! HAKEMİN NİYETİ NEDİR, BURDAKİ ŞARTLANMIŞLIK NEDENDİR, AÇIKLAYIN. MEDYA, YORUMCULAR, RIDVAN, ERMAN, ŞANSAL VE...
    4 hafta önce
  • NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...
    1 ay önce
  • Ben Ohen’i de Sevdim - Karşındaki insanı, insanları ikna etmek için iki yolun vardır. Birisi sözle, diğeri ise sevgiyle. Sözle ikna etmek bir yetenektir, hatta “retorik” diye...
    2 ay önce
  • Passolig'li bir maç günü - Passolig kartı sanırım ilk alanlardan biriyim. Çıkar çıkmaz başvurumu yapıp aldım (Dur küfretme, sebebim var). Amacım Hayatım Futbol'a tamamen objektif b...
    4 ay önce
  • Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet göreme...
    5 ay önce
  • 1992: Partizan'ın mucize yılı - Not: Bu yazı Vladimir Stankovic tarafından 10 Nisan 2011 tarihinde kaleme alınmıştır. Avrupa'nın en önemli turnuvasının 53 yıllık tarihi birçok dramatik f...
    6 ay önce
  • Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avus...
    7 ay önce
  • Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-1895
    1 yıl önce
  • Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...
    1 yıl önce
  • ... -
    1 yıl önce