Ekşi Beşiktaş. Powered by Blogger.
17 Aralık 2014 Çarşamba

Blogda yeni dönem


Merhabalar herkese,

Bu blog başladığında, tek derdimiz o zamanın baskın futbol tartışma ortamı olan Ekşisözlük'teki dalgalanmalardan (ergen muhabbeti de diyebiliriz) kaçıp Beşiktaş konuşmaktı. Beşiktaş'ı konuşurken futbolu konuşmaktı da tabii amaç. En baştaki yorumları ve post'lardaki amatör tonu gidip okuyabilirsiniz, ben geçenlerde bindim o nostalji trenine... Gel zaman git zaman blog büyüdü, nasıl oldu biz de anlamadık, büyüdü ve yıllar boyu anlamakta zorlandığım "marka" mevzuunun bizzat bir örneğini yaşar oldum. Troll'üyle, farklı takım taraftarlarıyla, acayip bir platform oluşturduk ve çok zevkliydi her şey. O zamanlar Türkiye'de büyüyen bir spor blog'u kültürü de vardı ve hakikaten futbolun nasıl konuşulduğunu değiştirebileceğimizi dahi sanmıştık.

Şimdi kronolojik sırasına bakmak istemedim tekrar o günlere kapılmamak için, ama tabii ki sürekli olmadı o dinamik herkesin bildiği gibi. Seçimleri gene Demirören'in kazanması; başarısızlıkla sonuçlanan, birçok platformda tepki gördüğümüz hatta tehdite kadar varan işlerin yaşandığı Demirören protestosu; Türkiye'de Blogger'ın yasaklanması; Twitter'ın icat olunması; Demirören'in son döneminde taraftarın yaşadığı sarsıntının bloga yansıması derken epey bir dinamizm kaybettik. Üzerine şike davası geldi, Demirören TFF başkanı oldu... Blog'un adeta ruhu kalmıştı burada sadece ama gene arada konuşuyorduk futbol çünkü blogu yaşam destek ünitesinde iken ziyaret eden ve yorum bırakan okurlar oldu ki hakikaten ben hâlâ daha inanmakta zorluk çekiyorum bu güne kadar geldiğimize.

İbrahim Altınsay ve yeni yönetim kurulu ile bir silkindik, sonra malûm seçimler ve gene umutsuzluk gibi bir döngü başlayacaktı ki Önder Özen ve Slaven Bilic'in attığı tohumlarla Beşiktaş'ın, o bizim blogu ilk açtığımız dönemdeki heyecanını dahi misliyle katlayacak bir dönemine şahit olurken bulduk kendimizi. Blogda yıllardır yazdığımız finansal tablo eleştirileri, transfer plansızlığı, yönetim basiretsizliği vs. hepsini düzeltme yolunda ilerliyor Beşiktaş. Türkiye'de bu yolun sonuna varılabilir mi, kestirmek güç ama benim bu blog'a yazmaya başladığımdaki beklentilerimi karşılayabilecek potansiyelde bir Beşiktaş izliyorum 1.5 yıldır.

İşte zurnanın zırt dediği yer de bu. İzliyorum izlemesine, ama artık yorulmuşum. Ne maç post'larını açabiliyorum zamanında, ne Karne değerlendirmelerini istediğim rutinde yapabiliyorum. Gürcan, ki beautiful freak ile kurmuştu bu blogu, o da yoruldu diğer yazar arkadaşlarla birlikte. Kafamızda kurduklarımızı yapamadık, ama işin komiği tarih bizi oraya sürükleyince de yorgun düştük.

O yüzden, sizin de defalarca dile getirdiğiniz gibi, taze kana ihtiyaç var. Çünkü bu bloga, bu ortama dair yapabileceğimiz minimum şey devamını sağlamak. Buraya gelip yorum bırakan arkadaşların yorumlarının daha gündemde, daha güncel olmasını sağlayacak insanları bulmak. Beşiktaş haberlerini derleyip toparlayacak, yeni fikirler verecek yazarlarla şu ortamın kendine has albenisini sürdürebilmek. Kimbilir, belki mevcut yazarlara da yeni bir dinamizm sağlar bu.

Buraya kadar işin duygusal kısmıydı, şimdi teknik kısma geçeyim:

Bloga yazar almak işinin kendine has zorlukları var. Burayı ayakta tutan herkesi yazar yapmak en hakkaniyetli tutum belki ama bu sefer herkesin yazdığı, kimsenin okumadığı bir yere dönüşme riski de barındırıyor. Birden bir sürü yazar almak o yüzden en optimum davranış değil. Yazarların isimlerini koyup anket yapsak, bu sefer aklımıza gelmeyen isimlere haksızlık. Belli bir kota belirleyip anket sonuçlarına göre davransak bu sefer de aşırı mekanik bir süreç yaratmış olacağız zira internet ortamında yapılan anketlerin sağlığı malûm.

O yüzden şu yöntem en iyisi olacak gibi: Aşağıya eklediğim anket formuna yeni yazar olarak görmek istediğiniz isimleri ekleyin, yazar olmak istiyorsanız da kendi isminiz, iletişim bilginizi (Twitter, e-mail vs. fark etmez, bilgiler gizli kalacak ama ulaşılabilecek bir şey olsun yeter) ve de en çok yazmak istediğiniz/yazabileceğiniz alanı ve yazma sıklığı tahmininizi ekleyin. Bu form "sonuçları açıklanacak" nitelikte bir form olmadığı için bir anket olmayacak, fakat bize ne kadar yeni yazar görülmek isteniyor, hangi isimler ön plana çıkmış, hangi konularda katkı alabiliriz, bizim hatırladığımız/hatırlamadığımız kimler var gibi bir "danışma" fonksiyonu görecek. Yeni katılan yazar arkadaşların katkı düzeyine göre de oradan sürekli bir dinamik yaratmak mümkün olacak, yani diyelim bu hafta iki kişi aldık ama baktık gene bir yerde eksiğimiz var, bir iki kişiye daha soracağız vs. Böylece "çok sayıda yazarı olan ama kimsenin yazmadığı atıl bir blog" olmaktan çıkacağız hayırlısıyla, çünkü öteki türlü yürümediğini gördük.

Dediğim gibi bu "şu kadar yazar aldık, bunlar seçildi, blogun devir teslimi tamamlandı" gibi bir mutlak süreçten ziyade "gene aynı şekilde yazıp çizmeye devam ediyoruz ama maç başlıkları, önemli haberler, enteresan yorumlar eksik kalmıyor" gibi dinamik bir süreç olsun. Darılmaca gücenmece olmasın, blog'u yaşam destek ünitesinden çıkaralım.

Umarım derdimizi anlatabilmişimdir. Görüşlerinizi/katkılarınızı bekliyoruz.

Tekrar blog'u bugünlere getiren her yorumcuya ayrı ayrı teşekkür ederiz gerçekten. Buraya kadar gelmişken devam edelim bari. Çünkü galiba "bu sene o sene, o takım bu takım". Öyle olmasa bile bu takım güzel takım.



AL C6 / Beşiktaş - Tottenham

Perşembe / 20:00 / Stefan Johannesson (İSV)

Hakem hakkında bilgi: Kart konusunda ortalamanın üstünde tercih yapan, yaklaşık 6 maçta bir penaltı noktasını gösteren bir hakem. Geçen sezon Totttenham'ın Anzhi'yi 4-1 mağlup ettiği bir maçı yönetmiş, bizim maçımızı hiç yönetmemiş. Avrupa'da bir türlü klasman atlayamamış bir hakem, vasat bir yönetim şaşırtıcı olmaz.

Sakatlığı bulunan oyuncular: Tomas Sivok, Mustafa Pektemek, Uğur Boral, Demba Ba, Oğuzhan Özyakup, Veli Kavlak, Cenk Gönen.

Cezalı oyuncular: Atiba Hutchinson.
6 Aralık 2014 Cumartesi

STSL12 / Beşiktaş - Trabzonspor


Pazar / 19:00 / Mete Kalkavan

Hakem hakkında bilgi: Geçen sene aldığı ortalama üstü puanlardan sonra, bu seneki yönettiği ilk Beşiktaş maçındaki performansı çok da beğenilmemişti (Sivasspor'u 3-2 yendiğimiz maç) Beşiktaşlılık hafızasında açıkça olumsuz anlara tekabül etmeyen bir isim gene de kendisi.

Sakatlığı bulunan oyuncular: Cenk Gönen, Sivok, Uğur Boral.
2 Aralık 2014 Salı

Maç Raporları: Fenerbahçe, FK Partizan, Başakşehir, Kasımpaşa, Asteras Tripolis.

8. HAFTA: BEŞİKTAŞ 0 - 2 FENERBAHÇE

En iyi üç: Atiba, Demba Ba, Sosa.
En kötü üç: Necip, Motta, Ersan.

Kısa notlar:

*Bülent Yıldırım'ın berbat yönetimi, Karne tarihinin en kötü hakem puanını alması anlamına gelmiş.

*Necip'in goldeki hatası ve genel sağ bek vasat altı performansının en kötü örneği bu maç. Diğer defansif oyuncuların hâli de -Sivok hariç- iç açıcı değil.

*Herkesin artık hemfikir olduğu Atiba-Sosa-Ba omurgası da, yenilgide dahi şekillenmeye başlamış.


AVRUPA LİGİ 4.HAFTA: BEŞİKTAŞ 2 - 1 FK PARTİZAN

En iyi üç: Gökhan, Demba Ba, Atiba.
En kötü üç: Necip, Olcay, Mustafa.

Kısa notlar:

*Skoru tutamama hastalığımızın bir başka göstergesi maç. Oyuna sonradan dahil olan oyuncuların en düşük puanları alması tesadüfî olmasa gerek.

*Gökhan'ın Fenerbahçe maçı sonrası ilk 11'e döndüğü maçta en iyi oyuncu olması, hücum organizasyonu için önemini gösteriyor.

*Oğuzhan'ın düşen performansı öncesi son zirvesi bu maç sanırım.



9. HAFTA: BAŞAKŞEHİR 1 - 2 BEŞİKTAŞ

En iyi üç: Kerim, Demba Ba, Sosa.
En kötü üç: Necip, İsmail, Ersan.

Kısa notlar:

*Ba'nın ligdeki itici performansının milâdı niteliğinde bir maç olmasıyla hatırlanacak bu, hele sakin bir pozisyonda yaptığı müthiş vuruş ve attığı gol jeneriklik.

*Kerim'in yükselişini sürdürdüğü ve de formayı kapma yolunda sağlam adımlar attığı bir maçtı ayrıca bu.

*İki mağlubiyet sonrası, Partizan'ın üstüne buradan da galibiyet çıkarmamız, hem Biliç'in, hem de takımın puanını olumlu etkilemiş.



10. HAFTA: BEŞİKTAŞ 2 - 0 KASIMPAŞA

En iyi üç: Demba Ba, Sosa, Necip.
En kötü üç: Motta, Mustafa, Gökhan.

Kısa notlar:

*Motta'nın mental yetersizliğinin açıkça sergilenmesi, puanını ziyadesiyle etkilemiş.

*Necip'in stoperde çıkması çok eleştirilmişken, kendisinden beklenmeyen derece iyi bir performans göstermesi de bu maçın en ilginç noktalarından.

*Takım ve Bilic'in bir önceki haftayla neredeyse aynı puanı alması, Kerim-Olcay-Gökhan üçlüsünün çok yakın puanlar almaları, Sosa ve Ba'nın takımın direksiyonuna geçtiğini göstermesi diğer ilgi çekici noktalar.



AVRUPA LİGİ 5. HAFTA: ASTERAS 2 - 2 BEŞİKTAŞ

En iyi üç: Demba Ba, Sosa, Gökhan.
En kötü üç: Oğuzhan, Atiba, Motta.

Kısa notlar:

*Bu sene Avrupa'da hakemin en kötü yönettiği maç oldu bu. Kendisinin Portekizli olmasına yorum yapamayacağım.

*Atiba'nın gördüğü manasız kartlar, takım savunmasının son dakikalarda çöküşü, Oğuzhan'ın performanssızlığının ayyuka çıkması, Kerim'in takım savunması hataları...

*Karabükspor maçının iyi bir provası olmuş, fakat bir farkına varamamışız maç esnasında.

*Ba-Sosa ikilisinin performansı ise gene takdir edilmiş.

Ara

Yükleniyor...
  • Hocaya İnanan ve İnanmayan Oyuncular - Konyaspor maçı sonrası yazdığım makale çok uzun sürdüğü için bu konuyu ayrı bir yazıda irdelemek istedim. Bir önceki yazımda, Galatasaray'ın Balıkesirspor m...
    1 hafta önce
  • 16 Aralık’ta Biz Bize! - Daha maçın başı, rakibin haldır haldır üstümüze gelişi biraz durulmuşken karardı Olimpiyat! Passobok’un olmaması tribündeki malum sorunları ortadan kaldırm...
    1 hafta önce
  • Severim Seni Beşiktaş - *Ruhum, ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemalidir,* *Ruhum onun, o dışımdaki alemin bende akseden hayalidir.* *Ve aslından en uzak ve aslın...
    1 hafta önce
  • Turnusol - Artık futbol konuşmak için insan seçer oldum. Hali hazırda çok sevdiğim maçı mümkün mertebe yalnız izlemek için mücadele veririm. Maç arkadaşım benim ç...
    1 hafta önce
  • NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...
    2 hafta önce
  • - *NADiR ÇiFTÇi iSKOÇYA´DA TEKRAR DO**Ğ**DU !* Iskocya 1´inci Ligi "Scottish Premiership" ekibi Dundee United FC´de forma giyen 1992 dogumlu Türk forvet N...
    3 hafta önce
  • Ben Ohen’i de Sevdim - Karşındaki insanı, insanları ikna etmek için iki yolun vardır. Birisi sözle, diğeri ise sevgiyle. Sözle ikna etmek bir yetenektir, hatta “retorik” diye...
    5 hafta önce
  • Passolig'li bir maç günü - Passolig kartı sanırım ilk alanlardan biriyim. Çıkar çıkmaz başvurumu yapıp aldım (Dur küfretme, sebebim var). Amacım Hayatım Futbol'a tamamen objektif b...
    2 ay önce
  • Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet göreme...
    3 ay önce
  • 1992: Partizan'ın mucize yılı - Not: Bu yazı Vladimir Stankovic tarafından 10 Nisan 2011 tarihinde kaleme alınmıştır. Avrupa'nın en önemli turnuvasının 53 yıllık tarihi birçok dramatik f...
    5 ay önce
  • Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avus...
    5 ay önce
  • Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-1895
    1 yıl önce
  • Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...
    1 yıl önce
  • ... -
    1 yıl önce