Ekşi Beşiktaş. Powered by Blogger.
17 Eylül 2014 Çarşamba

AL C1 / Beşiktaş - Asteras Tripolis


Perşembe / 20:00 / Miroslav Zelinka (ÇEK) / Star TV

Hakem hakkında bilgi: Zelinka daha önce hiçbir maçımızı yönetmemiş. Kırmızı kart ve penaltı konusunda ziyadesiyle eli sıkı, ev sahibi takıma karşı çok daha toleranslı bir hakem.

Sakatlığı bulunan oyuncular: Ersan Gülüm.


15 Eylül 2014 Pazartesi

Maç Raporu: Beşiktaş 1 - 1 Çaykur Rizespor



En iyi üç: Atiba, Pedro Franco, Olcay.

En kötü üç: Motta, Cenk Tosun, Mustafa.

Slaven Bilic5.7
Beşiktaş (genel)4.8
Rakip (genel)4.3
Hüseyin Göçek1.9
Tolga5.6
Ersan5.4
Pedro6.2
Motta3.4
İsmail5.1
Veli5.3
Atiba6.3
Olcay6.2
Gökhan5.3
Mustafa4.8
Cenk Tosun4.7
Sivok5.3
Kerim5.2
Necip5.0
Notlar:

* Motta'nın kötü gidişi sürüyor ve herkes bunun farkında. Artık sol bek İsmail, sağ bek Necip hamlesini görmeliyiz sanki.
* Normalde oyuna sonradan dahil olan oyuncuların puanları daha düşük olur ama bu maçta öyle olmadı. Bu da hamlelerin isabetine dair bir şeyler söylüyor.
* Atiba gerçekten istikrar abidesi olmaya devam ediyor. Oğuzhan ve Sosa dönünce kesilecek isimler muhtemelen Veli ve Mustafa Pektemek olacak, fakat Bilic'in Futbol Aktüel'de de dediği gibi bu sene 1-2 oyuncunun sürekli değiştiği bir rotasyon anlayışı göreceğiz.
* Kerim'in şimdiye kadar izlediğim en faydalı oyunuydu. Bu demek değil ki potansiyelini buldu yahut çok iyi bir oyun oynadı, fakat savruk karakterini, bu tür "kilit açma" durumlarında kullanabiliriz sanırım.
* Mustafa ile Cenk'in rollerinin çakışması, ikisinin de vasat altı puan alması demek oldu. İkisini bir arada geniş alanda kullanmak mümkün, fakat böyle sıkışık alanda oynadığımız zaman rollerinin çok iyi tanımlanması gerek.
* Maç sonrası yorumlarda tartışma olmuştu fakat Tolga'nın aldığı not çok da aşağıda değil.
* Ben Bilic'in daha yüksek puan alabileceğini düşünmüştüm; şu kadro seçeneğiyle gayet geçerli bir oyun planı yaptı ve de ev sahibi/deplasman muhabbetinin kalmadığı bu sezonda -teşekkürler Passolig!- yenilen saçma gole karşın bir puan aldı. Oyuna müdahaleleri de yerindeydi, Pektemek - Cenk tercihini de maçtan önce kimse eleştirmezdi.
* Oğuzhan-Ba-Sosa üçlüsünün hiçbirinin olmadığı bir maç daha izlemeyelim lütfen bu sene.
11 Eylül 2014 Perşembe

STSL2 / Beşiktaş - Çaykur Rizespor


15 Eylül Pazartesi / 20:00 / Hüseyin Göçek

Hakem hakkında bilgi: Hüseyin Göçek'in, 2012 yılındaki tarihî saçmalık Süper Final'deki olaylı maçtan beri yönettiği ilk Beşiktaş maçı olacak bu. 2.5 sene sonra nasıl bir performans göreceğimiz merak konusu.

Sakatlığı bulunan oyuncular: Sivok, Oğuzhan, Gökhan, Sosa, Demba Ba.


10 Eylül 2014 Çarşamba

Slaven Bilic ve Futbol Aktüel programı

Bütün programı izlemek isteyenler bu link'ten yararlanabilirler. Geniş özeti vermem gerekirse:

*Beşiktaş şampiyonluğun favorisi mi sorusuna güzel bir cevap verdi: Şampiyonluk için tabii ki mücadele edeceğiz, bunu garanti edemeyiz ama her maç mücadele edeceğimizi garanti edebiliriz gibi mealen. Takımın psikolojik hazırlığının nasıl yapılacağını, "önce bu maç" disiplininin süreceğini gösteriyor. Tabii teori illa pratiğe yansımaz, fakat teorinin isabeti dahi önemli geçen seneki mental düşüşü düşünürsek. "Bu sene iyi başladık, ama geçen sene daha iyi başlamıştık." dedi. Takımın ayaklarını yere bastırmak istiyor, "maç maç düşünmeliyiz" mantalitesini oturtmak istiyor.

*Kadronun geçen sene daha geniş olduğunu kabul etti, fakat bu sene daha dengeli olduğunu vurguladı ve bunun bir plan dahilinde olduğunu belirtti. Geçen sene mesela Eneramo'nun performansının nasıl gittikçe düştüğünü örnek verdi. Bu sene mümkün mertebe rotasyon yapılacağını söyledi, Mersin karşısında Sivok ve Cenk tercihlerini böyle açıkladı. Genelde Türkiye'de rotasyon denince akla "kupa maçında yedekleri haldır huldur oynatmak" gelir ama böyle iki-üç değişiklik ile herkesin optimum yükleneceği bir anlayışa gidilecek rakibe göre belli ki.

*"Neden Trabzonspor Pazar oynuyor da, biz Pazartesi oynuyoruz?" sorusuyla, durumun farkında olduğunu da gösterdi.

*Türkiye'nin çok duygusal bir ülke olduğunu, derbi maçlarından sonra takımın toparlanamadığını bahsetti. Rotasyon planlamasını, 20 oyuncuyu hazır tutma hesabını bu açıdan da açıklıyor. Gerçi "bir sağ bekim daha olsun isterdim" diyerek mesajı tekrar verdi ama "30 tane oyuncumuz olsun, oynatmadan paralarını verelim mutlu olsunlar olmaz, biz Manchester City değiliz"(mealen) diyerek nasıl bir seçim yaptığını anlattı.

*"Manchester United stoperlerinin hepsi sakatlanınca Carrick'i oraya koydu, kaybetti ama gidip o yüzden iki stoper daha almadılar" manasına gelen destekleyici bir açıklama da getirdi sağ bek konusuna. Serdar, Necip, İsmail var, Atiba var, hadi hepsi sakatlandı, Veli var, Sivok var dedi. Yukarıdaki rotasyon mantığı ile uyuşuyor bu düşünce yapısı. Kulübün finansı vurgusunu da tekrar tekrar yaparak "bu kadar ekmekle bu kadar köfte yeriz" dedi.

*Serdar geçen sene Galatasaray maçındaki hatasının etkisinden uzun süre kurtulamamış. Bilic Serdar'ı yetersiz bulmuyor, çalışma disiplinini seviyor fakat psikolojik olarak hazır olmadığını da belirtiyor. Serdar kesinlikle rotasyon dışında değil ama. Lâkin Serdar'ı kesinlikle önlibero olarak düşünmüyor, bu da ortasaha için kesiciliğe değil pas dağıtımına daha çok önem verdiğini gösteriyor bence.

*"Savunmaya çalışırsınız, golü satın alırsınız." ilkesinden bahsetti. Bu sene forvete yatırım bu yüzden yapılmış, yani Bilic "ben bu takıma savunma yapmayı öğreteceğim ama kaliteli ayaklar kaliteli hücumu getirecek" diyor. İngiltere'den de şu sözü örnek verdi: "Forvetlerin 50 golü aşamazsa şampiyon olamazsın, 20 golü aşamazsa küme düşersin."

*Sosa'yı taktiğe göre dört hücum bölgesinde de kullanacak. Duran topları kullanacak bir başka da ayak, özellikle şut kısırlığımıza çare olmasını bekliyoruz gibi. Oğuzhan-Olcay-Gökhan-Kerim-Sosa 5'lisinden 3'ünü seçip kullanacağız gibi bir izlenim aldım ben. Henüz hazır değil, "kurtarıcı" da değil ve hazır olunca rotasyona girecek.

*Genel olarak sistemlerin öldüğünü, maç başında diziliş ve takım savunması haricinde çok önemli olmadığını düşünüyor. İki forvetle oynayıp rakip kaleye gidemeyen, 5-4-1 dizilip baskı kuran takım olur diyor. Gçeen sene tek forvete sadık kalmamızın sebebi biraz da Almeida imiş, fakat Bilic'in favori sistemi -seçmek zorundaysa- 4-4-2.

*Demba Ba'nın sakatlığı sıradan bir sakatlık, önümüzdeki günlerde takımla çalışmaya başlayacak.

*Avrupa Ligi'nde gruptan çıkmayı hedefliyoruz doğal olarak, ama bu hedefin düşüklüğü "ayakları yere basan" takım olma dürtüsünden ileri geliyor. Fakat Beşiktaş'ın bu seneki önceliği kesinlikle ligde şampiyonluk.

*Sakatlıkların birincil sebebi, gerek tesislerdeki, gerek Atatürk Olimpiyat Stadı'ndaki saha koşulları. Cumartesi birinci antrenman sahamızda çalışmaya başlayacağız ama genel olarak koşullar kötü.

*Atınç ile Ümit Karaal böyle çalışmaya devam ederlerse çok iyi oyuncular olacaklar diyor Bilic. A2 takımı ile yaptığımız karşılaşmada gençlerin performansını da beğenmiş. Forvet Furkan'ın ismini saydı mesela. Gençlerin oluşturacağı bir çekirdek üzerine takım kurma fikri (günümüz Barcelonası, 90'ların Manchester United'ı) çok hoşuna gidiyor tabii ki, fakat gençler iyi değilse de bu iş olmaz diyecek kadar realist.

*Muhammed Demirci'nin potansiyelini beğeniyor, fakat mental olarak gelişim göstermesini bekliyor çünkü geçen sene sezon başladığında "kilitlenmiş" gibiymiş. Musa Muhammed konusunda takımla çalışmadan kararını vermek, kesin konuşmak istemiyor. "Genç oyuncu oynamak zorunda, oynamazsa yaşlı oyuncu olur" diyerek oyunculara ya oynama fırsatı vereceğini, ya da kiralık göndereceğini belirtti. İyi oynamayan genci, sırf genç oynatmak için oynatmayacak.

*"Kazandığınız son maç kadar iyisinizdir." Beşiktaş ile ilgili geleceğine dair iddialı konuşmak istemedi, bu konuda Ali Ece'nin ısrarlı sorularına karşın.

*Önder Özen'in ayrılma sebebi ben değilim, oyuncular konusunda inişli çıkışlı bir ilişkimiz oldu fakat kişisel olarak aramız çok iyi dedi. Özen'in oyuncu tercihleri konusunda söyledikleri -akla Eneramo vs. geliyor- ile bu sözlerin paralelliği dikkat çekici.

*Program boyunca üç defa "inşallah" demesi de gülümsetti.
28 Ağustos 2014 Perşembe

180 dakika büyük oynamak


Kademeli savunma. Akıllı oyun. Defansta mantıklı pas yapacak, oyun kurmaya çalışacak özgüven. Rakibi, Arsenal'i iki maçta da 10 kişi bıraktıracak bir psikolojik üstünlük. Her şey var ama işte rakip Arsenal olunca, bir anlık konsantrasyon kaybının domino taşı gibi etkiler yaratıp kademeyi bozması ile gol yiyebiliyorsun. Dem Baba da gününde olmayınca, o topu içeri ittiremiyorsun kuyruğuna kadar gelmişken.

Geçen maç sonrası şöyle demiştim:
Beşiktaş'ın bir Avrupa maçında bu denli büyük oynadığı sezon 2003-2004 idi. "Büyük" kelimesini özellikle tercih ediyorum, zira şansın yaver gider, "iyi" oynarsın ama bu takım bu akşam hem fiziği ile (belki son 10 dakika istisna olsun), hem de ekseriyetle aklı ile büyük oynadı.

Aynısını bir daha diyorum. İngiliz spikerlere "Arsenal verilmeyen penaltılara dua etsin" (mealen) dedirten, savaşan, direnen, hata yaptığı an telafi etmeyi başaran bir takım var, ve bunu Avrupa arenasında yapıyor. Evet, Manchester'ı deplasmanda yenen, Kupa 2'de turlar atlayan Beşiktaşlar gördük ama yıllardır böyle bir Beşiktaş izleyeceğimi hayal dahi edemezdim. Bu bozulmazsa, mental olarak zaten parçası olduğumuz Şampiyonlar Ligi'ne seneye elimizi kolumuzu sallayarak gideriz; bu sene de Avrupa Ligi'nde Nisan ayını görürüz.

Bir adet yaratıcı ayak olsa, Veli %100 ile oynayabilse, Pektemek'in ayağının ayarı kaçmamış olsa... Keşkeleri saymak, yaratmak kolay. Fakat bir Avrupa maçından sonra verilmeyen penaltıya kahrolmak yerine "helal olsun bu takıma" dedirtecek kadar büyük oynamaya paha biçilemez işte. (Portekiz'den yediğimiz kazıklar listesine Pedro Prançao'yu (düzeltme: Pedro Proença, Prançao nereden çıktı fikrim yok) da ekledik gerçi, etti 6)

Takımın neye sahip olduğu, ne ile bir tık üste çıkacağı artık bariz bir şekilde gözükmekte. Yönetim bilançoya baksın, hamlesini yapsın ama bu takımı bozmak pahasına işler yapılmasın. Sahadaki takımın dili bülbül gibi şakıyor.
26 Ağustos 2014 Salı

ŞL-PO / Arsenal - Beşiktaş


Çarşamba / 21:45 / Pedro Proença (POR)

Hakem hakkında bilgi: Proença, dünyanın aktif en tecrübeli hakemlerinden birisi. Daha önce Şampiyonlar Ligi'nde ve Avrupa Şampiyonası'nda final yönetmiş olması, UEFA'nın bu maçı ciddiye aldığını gösteriyor herhalde. Proença'nın Beşiktaş karnesi ise çok iyi değil: Standard Liege ile 1-1 berabere kaldığımız (10 sarı kart var bu maçta), Dinamo Kiev'e ise 4-1 mağlup olduğumuz maçlarda düdük çalmış. Arsenal'in ise daha önce maçını yönetmemiş.

Sarı kartlar konusunda ortalamanın üstünde bir hakem (3.77/maç), fakat kırmızı kart (0.16/maç) konusunda o kadar cömert değil. Penaltı kararı vermeden sıkıntı yaşamasa da (0.23/maç), en son Dünya Kupası'nda yönettiği Hollanda - Meksika maçından sonra yaşanan tartışmalar, bu maçtaki takdir haklarına yansıyabilir.

Durumu şüpheli oyuncular: Necip Uysal.
20 Ağustos 2014 Çarşamba

Arsenal'le oynadığını unutmak

Photo credit: EPA
Normalde bu başlığın altını dolduracak cümleler şu bağlamda olurdu: "Bir an rakibimizin Arsenal olduğunu unuttuk, 2 dakikada 2 gol attılar, haydi geçmiş olsun." Yalnız bu başlığın öznesi takım değil, taraftar. Herkes adına konuşmak istemem ama, ben rakibin Arsenal olduğunu, hele ikinci yarıda hiç ama hiç hatırlamadım.

Herhangi bir Türkiye takımı, Arsenal ile maç yapıyorsa, ve maçın sonunda topla oynama oranları %54-%46 Türkiye takımının lehine ise iki şey düşünülür: "Herhalde Arsenal erken goller bulup rölantiye aldı", "ilk maçtaki skor avantajını düşündüler". Halbuki daha ilk 10 dakikada maçı rölantiye aldıracak hücumlar bizden geldi. Ba'nın 6. saniyedeki şutu zaten "ayağınızı denk alın" mesajını gayet açıkça verdi rakibe. O hareketi çoğunluk düşünebilir, daha az bir yüzdesi de yapabilir ama Ba gibi şutu hani 90'a nişanlayamaz onu yaparken.

Evet, Arsenal de tehlikeler yarattı; evet bu maçın anlamını büyütmek handikap yaratır; ama yok arkadaş, Beşiktaş'ın bir Avrupa maçında bu denli büyük oynadığı sezon 2003-2004 idi. "Büyük" kelimesini özellikle tercih ediyorum, zira şansın yaver gider, "iyi" oynarsın ama bu takım bu akşam hem fiziği ile (belki son 10 dakika istisna olsun), hem de ekseriyetle aklı ile büyük oynadı.

Akıl demişken, Motta'nın "89 dakika iyi oynar, 1 dakikada seni çıldırtabilirim" çizgisi sürüyor. İsmail ise çoğunluğun beklediğinden iyi gidiyor. Varsın hücum aksiyonunda yaptığı hatalı tercih şut çekmek olsun, hiç yoktan iyidir.

Veli-Necip-Atiba'nın üçlü kombinasyonlarının varacağı potansiyel belli, fakat böyle ekstra ciğerle oynadıkları zaman o potansiyel bile, en azından mücadele edeceğimiz klasmanlarda, yeterli olacaktır. Oğuzhan'ı merkezde görmek konusunda Gürcan ve sozcelykk ile uzlaşı içindeyiz, fakat o zamanlamayı iyi ayarlamak lazım.

Kerim'in geçen sene neden tercih edilmediğini, bu sene kendisi fırsat buldukça daha iyi anlayacağız gibi duruyor. Bana Muhammed'i hatırlatıyor yaptığı işler ile, ki tamamen mental bir durum olsa gerek bu, zira 20 yaşında henüz. Birebir çalışılırsa, oradan da verim alınabilir.

Feyenoord maçı sonunda mübalağa etmiştim ama, Ba-Pektemek uyumundan bir İlhan-Nouma, olmadı bir Ahmet Dursun-Nouma ilişkisi çıkacak inancım daha da kuvvetlendi.

Şimdi biraz ayakları yere basalım: Bu takımın yaratıcı bir isme ve sağ beke net ihtiyacı var. Ha, olmazsa ne olur? Beşiktaş'ın bu seneki hedefi nedir sorusunun cevabını aramak lazım. Bu takımın belli ki ilk üçteki yeri garanti, ve Avrupa Ligi'nde Çeyrek Final görecek potansiyeli de var. Yapılacak transferlerin marjinal getirisini düşünmek, yorganın boyunu da unutmamak lazım.

Neyse, bu maç, Beşiktaş'ın özgüvenine hem kısa, hem uzun vadede önemli katkılar yaptı muhakkak. Elimizde çok genç ve potansiyelli bir takım var, beraber büyürlerse, tepesinde dolanan akbabalara imkan verilmezse, çok güzel şeyler olabilir.

Sırf bunun heyecanı için de bu sezon her maç takip edilir.
18 Ağustos 2014 Pazartesi

ŞL-PO / Beşiktaş - Arsenal


Salı / 21:45 / Milorad Mazic (SIR)

Hakem hakkında bilgi: Mazic Beşiktaş'ın daha önce karşılaştığı bir isim: 2011-12 sezonunda Dinamo Kiev'e karşı deplasmanda 1-0 kaybettiğimiz maçı yönetmiş. Geçen sene ise Arsenal'in evinde Napoli'ye karşı 2-0 kazandığı maçın hakemi oymuş. Millî maçları takip edenler, kendisini 1-1'lik Türkiye-Macaristan Dünya Kupası elemeleri maçından da hatırlar.

Mazic, kartlar konusunda tıpkı Feyenoord'a karşı oynadığımız rövanç maçının hakemi gibi oldukça cömert: 0.27/mac kırmızı, 4.37/mac sarı kart tercih ediyor. Bir iyi haber, kartlar konusunda ev sahibi takımı daha çok kolluyor.

Durumu şüpheli oyuncular: Atiba Hutchinson, Gökhan Töre.

Ara

Yükleniyor...