.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
9 Ocak 2011 Pazar

Şanssızlık || Efes Pilsen:85 Beşiktaş CT:83

Hafta içinde yaşanan koç değişikliğinden sonra herkesin aklındaki ilk soru; Ergin Ataman'ın takımda nasıl bir etki yaratacağı idi. Sonuçta insanların alışkanlıklarından vazgeçmesi hiç de kolay değildi. Maça trafik dolayısı ile geç girmek zorunda kaldım ve yerime oturur oturmaz salonda bir anda 'sonunda be' gibi rahatlama söylemlerini işitince hemen gözlerim skorboard a gitti ve Efes Pilsen'in maça 6-0 lık seri ile başladığını gördüm. Ilk çeyrek boyunca iki takım da çok rahat basketler buldu. Aslında bakarsak Beşiktaş CT neyse de Efes Pilsen de savunmada çok yumuşak bir takımdı ve Ergin Ataman bunu çok iyi kullandı. Ergin Hoca'nın takıma ilk aşıladığı şey kesinlikle özgüven olmuş. Ilk yarıda tüm takım neredeyse hep AJ Ogilvy'nin üzerinden oynadı ve pota altında çok iyi beslediler. AJ Ogilvy her zamanki gibi oyunun tek yönünde çok iyi performans sergilerken savunmada ise sıkça kullandığım bir tabir olacak ama savunma yapma alışkanlığını hala kazanamadığını gösterdi. (Oyunun tek yönünü diyoruz ama o son periyotta kaçırdığı basket yok mu altı pasta boş kaleye kaçırmak gibi birşey; biraz yukarıdan çıkarsa belki maçı almıştık) Maçta ilk 15 dakikayı 25-38 önde geçerken savunma hariç herşey harika gidiyordu. Şimdi diyeceksin; abi 15 dakikada Efes Pilsen gibi bir takıma 25 sayı şansı vermişiz hala savunma diyorsun. Ilk yarı sonunda sohbet ettiğimiz arkadaşlara da ifade etmiştim, maç içerisinde not etme şansı bulamadım ancak Efes Pilsen'in ilk yarıdaki kaçırdıkları şutların bazıları boş atış bazıları da doğru hücumlar sonucu kaçan şutlardı. Yani hücum düzenlerini bir türlü bozamamıştık. Ilk yarıda dikkat çeken bir diğer isim ise Allen Iverson'dı. ( Tabi son periyodu ayrı tutuyorum; rotasyondan dolayı dinlendirme fırsatı da bulunamadığı için fiziksel olarak çok yoruldu) Allen Iverson Türkiye'ye geldiğinden bu yana NBA salonlarına en yakın salonlardan birinde ilk defa oynuyordu. Bu kadar güzel salonda oynama zevki de sanırım onun için maç başında çok farklı bir heyecan yaratmış ki ilk yarı da basketbolseverlere güzel bir resital sundu. NBA yıllarından kalma crossoverlar mı dersin yoksa basket ile sonuçlandırdığı fadeawayler mi... En önemlisi hem Ogilvy'yi hem de Cevher'i sık sık oyunda tutması ile takıma verdiği katkılardı. Oyunun iki yönünde de maksimum verim sağlayan ve bu yenilgide en çok adına üzüldüğüm isim ise Cevher Ozer oldu. Bence bugünki maçta Beşiktaş CT forması ile en iyi kişisel performansını sergiledi. Oyunun savunma kısmında hiçbir zaman direnci düşmeyen Cevher, oyunun hücum kısmında da çok etkin rol oynadı. Tabii bunda en büyük etken de hücumdaki opsiyonların artması diyebiliriz. Ergin Ataman'ın aşıladığı özgüvenden sonra takımda dikkat çeken bir diğer nokta ise hücumdaki opsiyonların artması idi. Oyunun genelinde de bu gözüktü. Hep hücum çeşitliliği dengeli dağıldı. Daha önce bahsettiğimiz Allen Iverson Sonrası Hücum Set Opsiyonları yazısında anlatılan özel kişiye özel taktiksel opsiyonları sanki ileride daha çok izleyecek gibiyiz. Ikinci yarı ile beraber Efes Pilsen, Kerem Gönlüm'ün fiziksel üstünlüğünden ve oyun zekasından yararlanarak çoğu hücumda topu boyalı alana indirdi. Başta ikili oyunlar olmak üzere Lakersvari üçgen hücumları ile de savunmanın düzenini bozmayı başardılar. Hatta bir ara hücumda hep doğru adamları topla buluşturdular. Çok klişe bir söz olacak ama pek hakemleri konuşmayı sevmeyen bir yapım vardır. Çünkü basketbolda kararlar o kadar saniyelik süreçte veriliyor ki bazen hata yapmaları da çok olası olabiliyor. Ancak bugün çalınan öyle düdükler vardı ki; yakaladığımız fark diferansında çoğu kez yakalanmamıza neden oldu. Şimdi tek tek pozisyonları sayıp da yazının canına okumak istemiyorum =) Tek bir pozisyondan bahsedeceğim -o da yine maçı kaybetmemize neden olan bir düdük oldu-; Mustafa Abi'ye çalınan karşılıklı teknik faul düdüğü. Çalınan teknik faul ile Mustafa Abi 4. faulunu almış oldu. Son iki maçtır çok üst düzey savunma performansı sergileyen Mustafa Abi'nin rotasyona girmesine neden oldu. Oysa ki Mustafa Abi o ana kadar sadece savunmada değil hücumda da hem Chatman hem Allen Iverson'a top getirmede yardımcı oluyordu. Rakiplerin kısalarına tam saha baskı yapması da Efes Pilsen'in hücumda istedikleri yapmasını zorlaştırıyordu. Bu kadar başa baş giden bir maçta çalınan bu düdük de Ergin Hoca'nın oyun planlarının bozulmasına neden oldu. Savunmada Nachbar ve Kerem Gönlüm'e bir türlü çözüm bulunamaması ve son periyotta yapılan çok basit top kayıpları ile fark diferansı yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Rotasyon yetersizliğinden dolayı pota altı savunmasında bir türlü istenilen seviyeye gelemedik. Bu da doğal olarak Ergin Ataman'ın savunmada elini kolunu bağladı. Bu sezonki Galatasaray CC - Fenerbahce Ulker maçında izleyenlerin dikkatini çekmiştir; Preston Shumpert gibi hareketli, kendi şutunu yaratabilen ve zaman zaman 4 numara oynayan oyuncuları savunmak için en iyi seçim ondan daha hareketli bir oyuncuyu karşısına koymaktan geçiyor. Fenerbahce Ulker de maç içerisinde bu seçimi yapmış, ondan daha hareketli olan Emir Preldzic'i alarak bir nebze de olsa Preston Shumpert'in etkinliğini azaltmayı düşünmüş ve bunda da başarılı olmuştu. Şimdi benche baktığımızda Nachbar'ı savunabilecek en iyi oyuncu Ignerski olarak duruyordu onun da ne kadar etkin savunabildiğini maç içerisinde gördük. Kerem Gönlüm'ün etkinliği ise çok normal belki Fedor olsaydı bi nebze durdurabilirdi. Maçın sonlarına doğru gelirsek gerçekten kötü oynadık diyebiliriz. Kötü şut tercihlerinden tutup da yapılan top kayıplarına kadar bir türlü son çeyrekte oyuna ortak olamadık. Tabii bunda en büyük etken ise; Ergin Hoca'nın birbaşka çaresiz bırakan konu olan rotasyon eksikliği oldu. Sonuçta Efes Pilsen'e karşı 7 kişilik rotasyon ile oynamak (Chatman:32 Iverson:35 Bekir Yarangüme:33) ve maç boyunca aynı çizgide performansını sürdürmek çok zordu ve ne yazık ki fiziksel düşüş de maç sonuna yansıdı. Maçın sonunda kaçan serbest atışlardan sonra Kerem Tunçeri'in de son hücumda yaptığı şut tercihinin olumsuz sonuçlanması ile maç uzatmaya gitti. Uzatma dakikalarında da aynen yukarıda bahsettiğim fiziksel olarak yorgunluk devam etti ancak ne olursa olsun son topa kadar skor da tutunmayı başardık. Ancak Chatman'ın akılalmaz faul tercihi ile maçı kaybettik. Şimdi süreden haberi yoktu da desem öyle bişey mümkün değil çünkü son topu kendi oynadı gözü hep süredeydi. Sadece şutu engellemeyi düşüncesi oldu desem o da değil bana göre bariz faul yapıyor pozisyonda. (Maçın tekrarını izlemedim sadece salondaki ekrandan pozisyonun tekrarını izleme şansını buldum) Faulden sonra da Nachbar'ın ikinci faulu kaçıramaması da ilginç anektodlardan biri idi bence. Şansız bir şekilde yenildik. Ancak ben Ergin Ataman'ın zamana ihtiyacı olduğunu ve uzun vadede başarılı olabileceğine inanıyorum. Öncelikle Nachbar gibi Shumpert gibi hareketli uzunları savunabilecek ve en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var. Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara. Ogilvy'nin savundukları son 3 maçtır neredeyse kariyer rekorları kırıyorlar. Belki bu pozisyon döndüğünde Fedor ile doldurulabilir veya Dudley-Michael Wright vb. yerli uzun ile 4-5 de yerli rotasyona ekleme yapıp rotasyon genişletilebilir. Bir de ek olarak kesinlikle hareketli bir 3 numara eksiğimiz olduğunu dusunuyorum. Gerçekleşecek takviyelerin takıma katkıları ile bu sezonu kurtarabiliriz. Önümüzdeki sezon ne olacağı hiç belli olmaz; bakarsınız Euroleague elemesinde 2 takım oynar.

24 Yorum:

matiasemilio dedi ki...

harika bi analiz olmuş,ellerine sağlık hocam..
*chatmanın faulü hakkaten şok ediciydi..şanssız lakin umut vadeden bir maçtı benim için..

enorton dedi ki...

Ellerine sağlık öncellikle harika bir yazı olmuş. Maçın ikinci yarısını izleyebildim. Cevher gerçekten süperdi. Ergin hoca senin de bahsettiğin üzere çok kısa zamanda bazı şeyleri değiştirmiş. Ancak bu takımda deyim yerindeyse sene başından beri bir cenabetlik var. Bu tabir için çok özür diliyorum ama inanın açıklayacak başka bir kelime bulamıyorum.

Sen başından beri oynadığımız Avrupa maçlarında da Türkiye ligi maçlarında da çok traji komik maçlar oynadık. Geçen hafta 10-15 sayı geriden gelip maçı berabere getiriyoruz ama son sn de Iverson gereksiz bir faul yapıp maçı GS ye hediye ediyor. Bu hafta 10-15 sayı öndeyiz ama maç berabere geliyor bu sefer de Chatman son saniyede faul yapıp maçı efese hediye ediyor.

Geçen hafta çoğunluk genelde Burak hocayı suçlamıştı, 1 sayı eklendiğini oyuncularına anlatmadığı için. O sırada hakemle Oktay Mahmudinin tartışmalarını görmeyen, kafasını kaldrıp tabelaya bakmayan Iverson'u pek suçlayan yoktu. Hoca yetersizdi, gitmeliydi ve gitti. Ama görünen şuki Beşiktaşta sorun çok başka. Hoca falan en sonlarda kalır. Tabiki ben sizin kadar basketbol takip eden biri değilim ancak dışardan bakan sıradan bir izleyici olarak Beşiktaş'ta çok farklı sorunların yaşandığını düşünüyorum.

oyuncuların kafası maçta değil. Geçen haftaya göre iverson daha konstreydi bu sefer, ayakları birbirne dolaşmadı ama bu sefer de Chatman ın kafası maçta değildi. Bu oyunculara önce psikolojik destek şart bence.

Sonuç olarak Ergin Ataman'ın işi çok zor bence, ama bu işi de en iyi becerebilecek kişi o diye düşünüyorum. Bu arada Cevher müthiş oynadı gerçekten, kendisini tebrik ediyorum. Gözlerinden alev fışkırıyordu sanki, böyle hırslı oyunculara çok ihtiyacımız var.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Su anda takimda ve oyuncularda eksik olan sey taktik disiplin, bunu da Ergin Ataman bir sure sonra takima kazandiracaktir. Yalniz su Chatman'in yaptigi olacak is degil...

tearkan dedi ki...

en önemlisi ribaund toplayabilecek bir uçan kaçan Amerikalı uzuna ihtiyacımız var.

Haislip boşta diye biliyorum ben. :)

Bir diğer çok önemli eksik ise sırtı dönük oynayabilecek ve savunmada belli bir sertlik çizgisi olan bir 5 numara.

Van den Spiegel de boştaydı en son :)

Neyse gece gece bu kadar uçmak yeter. Dragicevic transferinde bile maddi sıkıntılardan bahsediliyorken bunların gelmesine imkan yok. Michael Wright'a gelsin çok bile.

serkan dedi ki...

Yazı için çok teşekkürler asist time..aslında maçtan önce efes'e kaybedicez dense kimsenin itirazı olmazdı ama son bölüme kadar oyun öyle bir gitti ki (burdaki yorumuna da tamamen katılıyorum bizim savunmamız değil efes'in kaçırdıkları daha çok o konuma yöneltti maçı) bu sefer oldu galiba dedik ama o kronik hastalık nüksetti: son dakika sendromları

BJK4EVER dedi ki...

Burak Biyiktay'in Iverson'u 2, hatta bazen 3 oynatmasini cok elestirmistim. Ve gorduk ki Chatman'in olmadigi maclarda Iverson 1 numara ve liderligi cok daha iyi kaldiriyor, dun Chatman girene kadar oyunu Chatman'dan cok cok daha iyi yonlendirdi. Bence Iverson-Chatman kesinlikle birlikte oynamamali, cift guard olunca savunma cok cok dusuyor. Iverson oynamali, 2. guard da yerli birisi olur, Chatman sadece rotasyona girip Iverson'i dinlendirir, en iyisi budur. Iverson-Chatman ikilisi nasil olacak diye kaygilar vardi sezon basinda, maalesef dogruymus onlar. Ote yandan mu maglubiyetler moral bozdugu kadar bizi play-offlar icin de sikintiya sokuyor, maglubiyet sayimiz baya artti ve ilk 3 artik imkansiz gibi, anca 4. olabiliriz belki. Ve direkt rakiplerin tamamina kaybettik, play-offlara buyuk dezavantajla girecegiz, bence sezon gercekten kapandi bizim icin, maksimum yari final ve 3-0/3-1'lik maglubiyet kacinilmaz bence, hatta maksimum ceyrek final bile olabilir.

kafsinkaf dedi ki...

Asist time güzel yazı olmuş tebrik ederim seni.

Beşiktaş cephesinden bakarak takımı güzel inceleyip güzel yorumlamışsın.Aslen Beşiktaşlı olmama rağmen basketbolda Efes Pilsen maçlarına gider Efes'i desteklerim dünde öyle oldu hatta iverson'ın tek başına toplu olduğu resimdede arka planda kendimi görünce bir gülümsemede gelmedi değil :)

Neyse benim söylemek istediğim başka birşey var.Bilet fiyatları gerçekten çok pahalıydı beşiktaş taraftarıda efes'e ayrılan tribünleri doldurmuştu.Eskiden anlatılan iç içe izlenen maçlar gibi birlikte izlendi maç.Yanlız bazı kendini bilmez insanlar Kerem Gönlüm oyundan çıkarken dopingçi tarzı yada efes'li oyunculara küfür etme gibi aptalca işler yaptılar.Baştan başlayan harika heyecanlı maç ve birlikte maç izleme olgusunu aldı götürdü.Bir Beşiktaş'lı olarak kendi renkdaşlarıma yakıştıramadım ben bunu.Hem gelip Efes tribününe otur hemde oturduğun tribünün oyuncusuna küfür et olacak iş değil.Madem böyle davranacaksın git deplasman tribününden al ama olmaz paşamız rahat yerden izleyecek ayrıca küfür edecek.Artık basketbolla futbolun farklı alanlar ve farklı kültürler olduğunun farkına varılması gerek.

Sarper dedi ki...

solomon filan diye konuşuldu maçta, nedir durumu, napıyor hiç bilmiyorum, bilen varsa bi yorum yapsın

maç keyifli güzel bir maçtı, ergin ataman twitter'da şöyle yazdı:
maçtan önce kazanmamız mucize diyordum, mucize bir şekilde maçı kaybettik.

Ataman, gelir gelmez takıma hücum anlamında katkıda bulunmuş, asist time'ında dediği gibi hücumlar cok dengeli dağıldı

ben çetin yılmaz gibi ogilvy'den ümitliyim, daha 22 yaşında ve avrupa basketbolunu beşiktaş gibi savunma alışkanlığı olmayan bir takımda öğreniyor. ergin ataman'la seviye atlama şansı var ve umarım bunu başarır

BJK4EVER dedi ki...

Eurocup'ta oynayan Hapoel Jerusalem'de oynuyor. Chatman ve Iverson varken Solomon gereksiz bence. Seneye Chatman yerli olursa bence iyi bir alternatif olur tabii.

kma dedi ki...

analiz iyi olmuş da şu maçı tamamen aynı şekilde takımın başında bıyıktay olsaydı analizin anafikri bıyıktayı kötü koçluğu üzerine olurdu.

koç bıyıktay olunca maça koçun açıklarını arayarak bakan gözler, ataman olunca "neleri doğru yaptı" şekline dönüyor.

fitneci dedi ki...

bıyıktay olsa maç sonrası çıkıp chatman kötü iverson yetersiz uzunlar beceriksiz 1 milyona takım kurduk falan derdi heralde. ama pardon chatman kadro dışıydı di mi...

tearkan dedi ki...

chatman maçı kaybettirdi dün hala kadro dışıydı di mi diyerek laf çarpıyorsun.

dün aynı konumda bıyıktay olsa kadro dışı kalmış sonra affedilmiş ne kadar antrenman yaptığı belli olmayan chatman'a o son top nasıl verilir diyecektik ki ben hala diyorum. chatman'ın bu ilk son top saçmalaması da değil üstelik. kupa maçında neredeyse yarı sahadan üçlük sokup efes'in elenmesine engel olmuştu. gottingen maçında yaptıkları daha taze. üstüne dünkü maçta yaptığı saçmalıklar. bir adam son 20 saniye içerisinde önce atış kaçırıp sonra da gider kendi sahasından topu sallayacak adama faul mü yapar? ben olsam nachbar'ın şuta kalkmasını beklerdim. üç atış olurdu o zaman hata yaptı chatman.

ayrıca bıyıktay'ın yapmış olduğu o açıklamaların hangisi yanlış söyler misin? iverson'un kendisine değil mevcut form durumuna yetersiz dedi. ki öyleydi ve hala da öyle. son çeyreği kaldıramadı, yoruldu dün. uzatmada hiç yoktu ortalıklarda. bütçe yetersizdi ki yetersiz olduğunu maaş sıkıntılarının ortaya çıkmasıyla gördük. adam iki yıldır takımın bütün sıkıntısını kahrını çekti, geçen sene o kadar sıkıntıya rağmen yarı final oynattı 'loser' damgası yedi. giderken gıkı çıkmadı ve gider gitmez, sanki onun gitmesini bekliyormuşcasına, takviye yapılacak; hala laf yiyor.

burak hocayı ben de beğenmem; ama kma doğru söylüyor dünkü maçı takımın başında burak hoca varken bu şekilde kaybetsek herkes maç sonu oynayamama hastalığımızdan, iverson varken son topu chatman'ın kullanmasından bahsederdi.

Müfit dedi ki...

Icerikle ilgili olmayan bir yorumum olacak, sadece bu postla ilgili de degil, kimse alinmazsa sevinirim.
"fark diferansi" kalibi "cesitli varyasyonlar", "show time zamani" ya da "nuans farklar"i gibi ayni anlama gelen bir turkce bir yabanci kelimenin birlikte kullanimi olmus, yanlis anlamayin ama eger bir blog yaziyorsaniz turkcenin daha ozenli kullanilmasi gerekir diye dusunuyorum.
Baska postlarda gordugum ve zaman zaman cartaletenin (her ne kadar buraya yazmasa da arada okuyup yorum yaptigi icin gorecegini dusunuyorum) de kullandigi "verim vermedi" (sanirim cetin yilmaz'dan duydum ilk bu kalibi) ve "hucumsal anlamda" (bu da bulent korkmazin uydurmasi sanirim) da hatali turkce kullanimlarindan.
Anne ilkokul ogretmeni olunca boyle rahatsiz olabiliyor insan, benim gibi bu detaylara takilip huzursuz olan arkadaslarimin cogu ogretmen cocugu :)
Su yukarida yazdigim metinde de hata olabilir, iphonedan yaziyorum, tekrar okumak kasiyor :)
Nacizane...

Ayrıca Asist Time'ın gönderisinde iki adet hatalı ''de'' yazımı mevcut; bulana benden süpriz hediyeler.

önce I3, sonra yeni koçla beraber yeni yapılanma sözleri derken bjk basketbol şubesinden yana ciddi beklentiye girdim, umarım bi şekilde basketbolda istikrarlı başarıyı yakalarız. futboldan beklentin yok mu derseniz yarı başlayıp da biz ilk maçında çıkıp kazanana kadar futbol konusunda kendimi uyuşturdum derim. ama işte basketten yana hislerimde kabarma oldu.

ilk güzel haberi de maaşların ödendiği şeklinde alacağım diyecektim ama kim bu güne kadar -futbolundan körlingine- düzenli maaş yatırmış denir ki diyenin hakkı olur.

shelbyl dedi ki...

Editoryel elestiriler icin tesekkurler.

Blog yazilarinda grup-kontrol sistemi var, yani insanlar birbirlerinin yazilarini okuyor ve de imla hatasi vs. gorurlerse duzeltiyorlar, arada gozden kacan seyler olabilir; insan beser bazen sasar. O konuya ozen gosteriyoruz yani, merak edilmesin :)

asist time dedi ki...

kusura bakmayın yorumlarınızı yeni gördüm;

'koç bıyıktay olunca maça koçun açıklarını arayarak bakan gözler, ataman olunca "neleri doğru yaptı" şekline dönüyor.'

@kma
mevlana güzel demiş; ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakinin anladığı kadardır bu lafı biraz değiştirmek istiyorum; hangi niyetle anlatırsak anlatalım karşıdakinin anladığı niyet önemlidir. 40 yıl düşünsem maç içerisinde aklıma gelmeyecek şeylerle şimdi ilginç şekilde karşı karşıya kalıyorum sağlık olsun ne yapalım.

@tearkan
'chatman maçı kaybettirdi'

Tüm yenilgiyi chatman'a bağlamak bence haksızlık olur. Bu yoruma katılamayacağım.

@Mufit
Aslında çok haklısınız ama bazı ingilizce kelimelerinde Türkçe karşılıklarını anlatmaya kalksak burdan orlando ya kadar yol olur.

Diğer hatalar için de bazen çok hızlı yazıp tekrar okumadan yazıyı attığım oluyor. Sonra tekrardan göz gezdirdiğimde hataları düzeltiyorum ama bu tabi yazı yayınlandıktan sonra olduğu için hatalar olduğu gibi hatırlanıyor.Bundan sonra daha fazla dikkat edip özen göstereceğimden emin olabilirsiniz.Bu konuda shelbyl in de bahsettiği gibi grup-kontrol sistemi içerisinde birçok arkadaş birbirlerine bu konuda yardımcı oluyorlar. Bunun için bende tesekkür ederim.

@Sarper
'ben çetin yılmaz gibi ogilvy'den ümitliyim, daha 22 yaşında ve avrupa basketbolunu beşiktaş gibi savunma alışkanlığı olmayan bir takımda öğreniyor. ergin ataman'la seviye atlama şansı var ve umarım bunu başarır'

kalbin temizmiş abi ergin hoca da gün içinde twitterdan Ogilvy için takımda en beğendiğim oyunculardan biri olduğunu söyledi.

kma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
kma dedi ki...

@asist time

cevaben bişiler yazmışsın ama anlamadım. metafor kullanmadan direk söyle.

postun başlığında "şanssızlık" kelimesi var. bıyıktayın kaybettiği ve şanssızlık kavramını kullandığın başka post veya yorum var mıdır? 10-12 sayı önde olup maç sonu efesin farkı eritmesi, daha sonra uzatmada da 4 sayı önde olup kaybedilen maç için koç bıyıktay olsaydı "bıyıktayı çaresiz bırakan rotasyon eksikliği" gibi bi cümle kuracak mıydın?

şu postundaki hassasiyet beni yanıltıyor da olabilir tabi:
http://eksibesiktas.blogspot.com/2011/01/iyiler-mutlaka-kazanr.html

basketbol yorumlarını da severim ayrıca.

fitneci dedi ki...

@tearkan

boşuna hikaye anlatma, bıyıktay'ın zamanında chatman'a ne kadar bel bağladığını hepimiz biliyoruz. yeri geldi chatman seke seke maç çıkardı. en son maç kadrodışı kaldı diye mi gözünde yüceldi?? bıyıktay olsaydı ve son hafta chatman kadrodışı kalmasaydı son top gene chatman'ın olacaktı.

benim lafım takım çok kötü, üç kuruşa takım kurduk falan diye ağlayıp sonra efes karşısındaki son saniyeye kadar verilen mücadele sonrası "şimdi bıyıktay olsaydı..." diye yorum yapanlaradır.

tearkan dedi ki...

iyi de söylediklerinin aksine bir şey yazmadım ki hikaye anlatma diyorsun. ben chatman'a bel bağlamazdı demedim aynı durum yaşansa tepkiler farklı olurdu dedim:

'dün aynı konumda bıyıktay olsa kadro dışı kalmış sonra affedilmiş ne kadar antrenman yaptığı belli olmayan chatman'a o son top nasıl verilir diyecektik'

çimento dedi ki...

şanssızlık falan değil resmen ekmek yediği yere ihanet etti chatman
maç satmış olsa bundan daha kötüsünü yapamazdı
aynı salaklığı finale çıktığımız sene ülker yarı finalinde el amin yapmış ama son saniyede mucizevi bir buzzer beater 3lük ile hepimizi ağlatmıştı.
o üçlüğü soktu hatasını telafi etti ama ben olsam sırf bu olay yüzünden dahi chatman'a yol verirdim. hala düşündükçe sinirleniyorum...

Kadir dedi ki...

Chatman bu takıma geldiğinden beri çok fedakarlıklarda bulundu çok 30lu 40lı sayılar attı, sakat sakat oynadı, parasını alamadı ama yine de oynadı.
Bir iki maç sonu bariz hatası var diye ihanet gibi dışlamak gibi kelimeler kullanmak anlamsız !

...

Burak hoca vs Ergin hoca düellosuna gelince.
Bence hangisinin iyi olduğunu anlamak için Akatlarda maçtan önce 11de biter maç yapsınlar ozaman hangisinin daha iyi olduğunu anlarız.

fitneci dedi ki...

valla bambaşka konuları konuşuyoruz gibi oldu, o yüzden uzatmıcam. bıyıktay'ın son çeyrekte kaybettiği maçların ardından herşeyi takımın kötülüğüne bağlamasınaydı asıl lafım, hala da onadır. son çeyreğe 15 sayı farkla önde giriliyorken bile maç kaybedilebiliyorsa (hemofarm mıydı?) ve buna benzer üst üste maçlar olmuşsa biraz da kendine bakacaksın. ben ne yapıyorum diyeceksin.

Yorum Gönder

Ara