Şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şike etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2013 Pazartesi
Beşiktaş'ın cezası onandı
Tahkim Avrupa'dan 1 sene men cezamızı, ve dolayısıyla şike yaptığımızı onadı. Şu noktadan sonra söylenecek şey çok az.
CAS'a başvuru yapılacak, ancak bu sadece maddî tazminat için olacak. Seneye Avrupa'da kesinlikle yokuz.
Bu bir fırsat olabilir mi? Takıma ekstra motivasyon sağlayabilir (bir şeyler kanıtlama, olumsuzluğu kullanma), teknik heyetin yükünü azaltabilir mi (mücadele edilecek alanın azalması)? Olası, fakat tam tersi de olası (hedefsizlik)
"Ya 3 hafta önce Serdal Adalı başkan seçilmiş olsaydı?" sorusunu da düşünebiliriz biraz moral bulmak için, nasıl olacaksa artık.
CAS'a başvuru yapılacak, ancak bu sadece maddî tazminat için olacak. Seneye Avrupa'da kesinlikle yokuz.
Bu bir fırsat olabilir mi? Takıma ekstra motivasyon sağlayabilir (bir şeyler kanıtlama, olumsuzluğu kullanma), teknik heyetin yükünü azaltabilir mi (mücadele edilecek alanın azalması)? Olası, fakat tam tersi de olası (hedefsizlik)
"Ya 3 hafta önce Serdal Adalı başkan seçilmiş olsaydı?" sorusunu da düşünebiliriz biraz moral bulmak için, nasıl olacaksa artık.
23 Mayıs 2013 Perşembe
Serdal Adalı hk. notlar
Serdal Adalı Beşiktaş başkanlığına adaylığını koymayı düşünüyormuş. Hakkıdır, koysun tabii.
Yalnız unutulmaması gereken bazı şeyler var:
- Serdal Adalı, şike davasından 1 yıl 3 ay hapis cezası almıştır. Karar şu an temyiz sürecinde, fakat kendisi halihazırda hükümlüdür. Karar Yargıtay'da onanırsa, muhtemelen tutuklu geçirdiği süre göz önüne alınacak ve daha fazla hapis yatmayacaktır, lakin seçildiği takdirde Beşiktaş kulübünün başında "şike yapmak"tan hükümlü bir başkan olacaktır. Hukukî açıdan bu durumun sebep olacağı prestij kaybını öngörmek zor değildir.
- Hukukî boyutu bir yana bırakırsak, Serdal Adalı Şike İddianamesi'nin 363-370 sayfaları arasındaki konuşmalara ve delillere dair tatmin edici bir açıklamada bulunmamıştır.
- Kendisinin başkan adaylığı için su daha Kasım 2012 tarihinde ısındırılmaya başlanmıştır. Haberde imzası olan muhabir İsmail Er'dir. Adaylığı için medyada dile getirilen "son zamanlardaki eleştiriler", "kulübün sıkıntıları", "camianın talebi" vs.nin cila amacıyla kullanılan söylemler olması ihtimali gayet mümkündür..
- Bu yılın Ocak ayında, Serdal Adalı'nın "aldığı" Quaresma transferi için İnter'e bonservis bedelinin ödenmediği iddiaları gündeme gelmiştir. Bu konuda yeni bir gelişme olmamıştır, lakin olası bir adaylık durumunda bu iddialar da sorgulanmalıdır.
- Beşiktaş'ın bugün bağlarını koparmak için uğraştığı, zamanında çoğunluk bardağın dolu tarafından baksa da bugün "bataklık" olarak tabir etmenin haksızlık olmayacağı Mendes dönemi de kendisinin Futbol Şubesi Sorumlusu olduğu dönemde başlamıştır. Adaylığı halinde kendisinin "vizyonu" tekrar bir Mendes işbirliği öngörüyor mu, bu dönemdeki Sidnei, Julio Alves vs. gibi transferlerin arka planı ne, bunlar açıklanmalıdır.
Yalnız unutulmaması gereken bazı şeyler var:
- Serdal Adalı, şike davasından 1 yıl 3 ay hapis cezası almıştır. Karar şu an temyiz sürecinde, fakat kendisi halihazırda hükümlüdür. Karar Yargıtay'da onanırsa, muhtemelen tutuklu geçirdiği süre göz önüne alınacak ve daha fazla hapis yatmayacaktır, lakin seçildiği takdirde Beşiktaş kulübünün başında "şike yapmak"tan hükümlü bir başkan olacaktır. Hukukî açıdan bu durumun sebep olacağı prestij kaybını öngörmek zor değildir.
- Hukukî boyutu bir yana bırakırsak, Serdal Adalı Şike İddianamesi'nin 363-370 sayfaları arasındaki konuşmalara ve delillere dair tatmin edici bir açıklamada bulunmamıştır.
- Kendisinin başkan adaylığı için su daha Kasım 2012 tarihinde ısındırılmaya başlanmıştır. Haberde imzası olan muhabir İsmail Er'dir. Adaylığı için medyada dile getirilen "son zamanlardaki eleştiriler", "kulübün sıkıntıları", "camianın talebi" vs.nin cila amacıyla kullanılan söylemler olması ihtimali gayet mümkündür..
- Bu yılın Ocak ayında, Serdal Adalı'nın "aldığı" Quaresma transferi için İnter'e bonservis bedelinin ödenmediği iddiaları gündeme gelmiştir. Bu konuda yeni bir gelişme olmamıştır, lakin olası bir adaylık durumunda bu iddialar da sorgulanmalıdır.
- Beşiktaş'ın bugün bağlarını koparmak için uğraştığı, zamanında çoğunluk bardağın dolu tarafından baksa da bugün "bataklık" olarak tabir etmenin haksızlık olmayacağı Mendes dönemi de kendisinin Futbol Şubesi Sorumlusu olduğu dönemde başlamıştır. Adaylığı halinde kendisinin "vizyonu" tekrar bir Mendes işbirliği öngörüyor mu, bu dönemdeki Sidnei, Julio Alves vs. gibi transferlerin arka planı ne, bunlar açıklanmalıdır.
Etiketler:Başkan,Jorge Mendes,Ricardo Quaresma,Seçim,semioticus,serdal adalı,Shelbyl,Şike | 7
Yorum
2 Temmuz 2012 Pazartesi
Şike Davası Sonlandı
Türkiye'deki her olayda mutlaka insanların etrafında siyah ve beyaz olarak kümelendiği bir gri alan mevcut oluyor aslında da, bu şike davası kadar her kanaatin 3-5 ama ile desteklenmesi gereken bir vakaya uzun zamandır şahit olmamıştım ben.
Öncelikle şunu belirtmek şart: Türkiye'de hiçbir zaman bu tür siyasi olan/algılanan davalarda yargı mekanizması doğru dürüst işlemedi. Şike davası ne ilk, ne de son. 12 Eylül'den sonra oluşturulmuş kurumsal yapıda, DGM'lerle, TMK'larla, ÖYM'lerle, Anayasa Mahkemeleriyle binbir garipliğe tanık olduk. O yüzden, herhangi bir dava sonucuna itibar etmemeyi seçen herkesi anlayışla karşılarım.
Şike davası da yürütülüş açısından şaibeliydi. Telefon konuşmaları haricinde doğru düzgün bir delil sunulamadı. Para transferi gibi konularda bir iz bulunamadı. Savcının iddianamesi olduka teorik düzeyde kaldı. Sanki esas yargılamayı kamu gözünde yapmak misyonu varmışçasına, basın yoluyla bir itibarsızlaştırma yoluna gidildi (diğer davalarda da yer yer olduğu gibi) Beşiktaş açısından baktığımızda, ben Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu'nun şike yaptığına dair ciddi bir emare de göremedim, bulan varsa yorumlara eklesin.
Tabii hukuki yargılama ile vicdani yargılama bambaşka mevzular. Tayfur Havutçu'nun bütün bu süreçteki vurdumduymazlığı -Serdal Adalı'nın tam tersine- beni yeterince sinir etmiş ve Beşiktaş'ın Hiçbir Şeyi Tayfur Havutçu başlığıyla da özetlemiştim zaten bu rahatsızlığımı.
Şimdi ne olacak, bilinmez. Ama çok üzücü bir netice var ki, Beşiktaş'ın adı tamamen menajer-yönetici işgüzarlığından ötürü bir şike skandalıyla anılacak, hüküm verildi. Yargıtay da onaylarsa -ki bu süreç uzun sürecektir-, böyle bir kara sayfamız olacak. Ben rahatlamak için bunu Sinan Engin - Alaattin Çakıcı - Sedat Peker üçgeninde dönen işlerin diyeti olarak görüyorum mesela.
İşin en üzücü yanı ise, bütün bu süreç sonunda "evet, Türk futbolu daha temiz artık" diyemememiz. Tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi, iyi bir çıkış noktasından alakasız yerlere gelindi şüphesi, kimi aktörlerin tutarsız biçimde ceza alması/cezasız kalması vs. beni rahatlatmaktan öte futboldan daha da soğuttu.
Hakkımızda hayırlısı.
Öncelikle şunu belirtmek şart: Türkiye'de hiçbir zaman bu tür siyasi olan/algılanan davalarda yargı mekanizması doğru dürüst işlemedi. Şike davası ne ilk, ne de son. 12 Eylül'den sonra oluşturulmuş kurumsal yapıda, DGM'lerle, TMK'larla, ÖYM'lerle, Anayasa Mahkemeleriyle binbir garipliğe tanık olduk. O yüzden, herhangi bir dava sonucuna itibar etmemeyi seçen herkesi anlayışla karşılarım.
Şike davası da yürütülüş açısından şaibeliydi. Telefon konuşmaları haricinde doğru düzgün bir delil sunulamadı. Para transferi gibi konularda bir iz bulunamadı. Savcının iddianamesi olduka teorik düzeyde kaldı. Sanki esas yargılamayı kamu gözünde yapmak misyonu varmışçasına, basın yoluyla bir itibarsızlaştırma yoluna gidildi (diğer davalarda da yer yer olduğu gibi) Beşiktaş açısından baktığımızda, ben Serdal Adalı ve Tayfur Havutçu'nun şike yaptığına dair ciddi bir emare de göremedim, bulan varsa yorumlara eklesin.
Tabii hukuki yargılama ile vicdani yargılama bambaşka mevzular. Tayfur Havutçu'nun bütün bu süreçteki vurdumduymazlığı -Serdal Adalı'nın tam tersine- beni yeterince sinir etmiş ve Beşiktaş'ın Hiçbir Şeyi Tayfur Havutçu başlığıyla da özetlemiştim zaten bu rahatsızlığımı.
Şimdi ne olacak, bilinmez. Ama çok üzücü bir netice var ki, Beşiktaş'ın adı tamamen menajer-yönetici işgüzarlığından ötürü bir şike skandalıyla anılacak, hüküm verildi. Yargıtay da onaylarsa -ki bu süreç uzun sürecektir-, böyle bir kara sayfamız olacak. Ben rahatlamak için bunu Sinan Engin - Alaattin Çakıcı - Sedat Peker üçgeninde dönen işlerin diyeti olarak görüyorum mesela.
İşin en üzücü yanı ise, bütün bu süreç sonunda "evet, Türk futbolu daha temiz artık" diyemememiz. Tıpkı Ergenekon sürecinde olduğu gibi, iyi bir çıkış noktasından alakasız yerlere gelindi şüphesi, kimi aktörlerin tutarsız biçimde ceza alması/cezasız kalması vs. beni rahatlatmaktan öte futboldan daha da soğuttu.
Hakkımızda hayırlısı.
Etiketler:semioticus,serdal adalı,Shelbyl,Şike,Tayfur Havutçu | 1 Yorum
31 Ocak 2012 Salı
Beşiktaş'ta İyi Giden Şeyleri Yazalım
Böyle bir şey daha önce de yaptığımızı hatırlıyorum. Ekşi Beşiktaş'ın, Beşiktaş'la ilgili sadece kötü şeylere değindiğini, aslında Beşiktaş'ta iyi giden bir sürü şey olduğunu anlatan bir güruh var. Kendilerine sesleniyorum; buyrun 2011-12 sezonunda iyi giden şeyleri buraya yazın. Bizim kötü gittiğini düşündüğümüz şeyler malum; Demirören'in şike konusunda yanar-döner tavırları, kulübün şikeye bulaşanları aklama çabalarına katkıda bulunması, borçların rekor derecede artması ve bu durumun kulübü Demirören'e bağlılığı daha da artırması, borç bahane edilerek gelecek vaad eden genç Türk futbolcuların Fon'a devredilmeye çalışılması, stat konusunda Fenerbahçe'den, Galatasaray'dan ve hatta Melih Gökçek'ten bile geride kalınması ve ne işse bu konuda tek suçlu olarak Kültür Bakanının görülmesi... Yönetime muhalif taraftarlara takınılan tavırlara değinmeyeceğim.
Mikrofon sizde, buyrun... "Anlamayana davul zurna az" gibisinden geyiklere karnımız tok.
Mikrofon sizde, buyrun... "Anlamayana davul zurna az" gibisinden geyiklere karnımız tok.
Etiketler:2011 - 2012,Beşiktaş,fitneci,Fon,Şike,Yıldırım Demirören | 50
Yorum
5 Temmuz 2011 Salı
Şan ve Şerefe Dair...
Pazar gününe bomba gibi düşen Şike Gözaltılarını biraz geç okuyabildim. Okumaya başladığımda taraftarlar olayı çoktan çözmüş, hayatlarında bir kere görmedikleri insanlara koşulsuz kefil olurken bir yandan da hayatlarında bir kere görmedikleri insanları "Şereften, Onurdan yoksun" olarak nitelendirmeye başlamıştı. Diğer kulüplerde yapılan aramalarda bulunan tek şey "Şeref"miş, bak sen. Birinin anasına bacısına ecdadına türlü laflarla öfke kusmak çok kolay (yetiştiğimiz ortama göre değişmekle birlikte takribi 5 saniyedir) da yediği hiç bir naneyi bilmediğin, kimlerle oturup kalktığı, kimlerle ne tür muhabbetlere girdiği, nereden nasıl para kazandığı hakkında hiç bir fikrin olmayan birine kendini nasıl kefil edersin arkadaş?
Zor günlerinde Fenerbahçeliler'e edecek lafım olamaz, hayat uzun daha bir 20 sene konuşuruz bu olayları... Ama kendi taraftarıma, Galatasaray/Trabzonspor taraftarlarına bakıyorum, Şanlar Şerefler Hakkı Babalar Metin Oktaylar... Arkadaş bu meseleyi kendi çapınızda gurur/ego okşamasına çevirdiniz anladık da siz Allah Aşkına neye kime güveniyorsunuz? Yıldırım Demirören, Serdal Adalı, Ünal Aysal, Adnan Polat, Sadri Şener, Faruk Özak(wikileaks'ten hatırlarız kendisini)... Şandan Şereften bahsederken bu adamların hepsine kefil olduğunuzun farkında mısınız? Zira bu muhabbetleri ederken demek istediğiniz aslında karşı tarafta "Şan ve Şeref"le ilgili sıkıntı olduğudur. Karşı tarafta muhattap olarak kimi gördüğünüzü de madem öyle açıklayın. Bir takım şaibeli insanlar topluluğunun yediği naneler yüzünden Fenerli dostlarıma, anneme, amcama, hayata dair tek umudu tuttuğu takım kalmış garibana, çocuğuna iki gündür olan biteni bir türlü anlatamamış babaya diyeceğiniz bir şeyler mi var? Buyrun deyin. Ne diyorsunuz, kime karşı diyorsunuz ilk önce bunu bi netleştirelim... Eğer muhattabınız bu saydıklarım değilse neden "taraf" olup onurunuz, gururunuzdan dem vuruyorsunuz, onu bir söyleyin. Size mikrofonu kim verdi?
Yarın öbür gün tuttuğunuz takımla ilgili bir şey çıktığında "Biz zaten onları sevmiyorduk. Beşiktaş/galatasaray/Trabzon demek yöneticiler değil, taraftar demektir" diyecekseniz gelin şu muhabbetleri yol yakınken bırakın.
Bırakin ki zamanı (gelirse) geldiğinde konuşmaya yüzünüz olsun.
Etiketler:Aziz Yıldırım,fitneci,şan şeref,Şike | 13
Yorum
3 Temmuz 2011 Pazar
Temiz Eller?
Fenerbahçe Spor Kulubü Başkanı Aziz Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda isim gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 'Organize suç örgütü kurmak, şike ve teşvik primi dağıtmak' suçlamasıyla karşı karşıya kaldığı öğrenildi. (haber linki)
Türkiye futbolunda kirli bir şeylerin olduğunu, bizim aklımızın ermediği işlerin döndüğünü biliyoruz. Neredeyse herkesin aklında bu tür şüpheler varken, Telegol vs. sırf bu muhabbetten yayın hayatına devam edebiliyorken bu konuların yıllarca soruşturulmuyor olması saçmaydı zaten. Aziz Yıldırım gibi nüfuzlu bir adamın göözaltına alınması dahi soruşturmanın ciddiliğini gösterir, buraya kadar olan kısım muhakkak.
Yalnız bu soruşturma, elde hiçbir delil olmadan, sadece şampiyonluk maçlarına dair şüpheler sebebiyle başlamışsa haber metninde belirtildiği gibi, orada bir durup düşünmek gerekir, zira büyük hedeflerle başlayıp hedefine ulaşamayan çok soruşturma gördük son zamanlarda.
Umarım "dostlar alışverişte görsün"den ziyade, Türkiye futboluna son 10 (ve hatta 20) yılda girmiş her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak ve de insanların "şike" takıntısını ortadan kaldıracak nitelikte bir girişim olur bu.
Ucu senin takım benim takım tanımadan herkese dokunsun ve saha içine saha dışından daha çok bakmaya başlayabilelim bu işin sonunda.
Türkiye futbolunda kirli bir şeylerin olduğunu, bizim aklımızın ermediği işlerin döndüğünü biliyoruz. Neredeyse herkesin aklında bu tür şüpheler varken, Telegol vs. sırf bu muhabbetten yayın hayatına devam edebiliyorken bu konuların yıllarca soruşturulmuyor olması saçmaydı zaten. Aziz Yıldırım gibi nüfuzlu bir adamın göözaltına alınması dahi soruşturmanın ciddiliğini gösterir, buraya kadar olan kısım muhakkak.
Yalnız bu soruşturma, elde hiçbir delil olmadan, sadece şampiyonluk maçlarına dair şüpheler sebebiyle başlamışsa haber metninde belirtildiği gibi, orada bir durup düşünmek gerekir, zira büyük hedeflerle başlayıp hedefine ulaşamayan çok soruşturma gördük son zamanlarda.
Umarım "dostlar alışverişte görsün"den ziyade, Türkiye futboluna son 10 (ve hatta 20) yılda girmiş her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak ve de insanların "şike" takıntısını ortadan kaldıracak nitelikte bir girişim olur bu.
Ucu senin takım benim takım tanımadan herkese dokunsun ve saha içine saha dışından daha çok bakmaya başlayabilelim bu işin sonunda.
Etiketler:semioticus,Shelbyl,Şike,Teşvik Primi | 53
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...7 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...12 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-