.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

İbrahim Akın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İbrahim Akın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Mayıs 2011 Çarşamba

Gelecek Senenin Takımı

"Gelecek sezon transfer düşünmüyoruz. Bobo ve Ernst ile sözleşme imzalarsak gelecek yıl transfer yapmayı düşünmüyoruz. Hocamız çok memnun. Çok güzel bir ekip oluşturduk. Bu sezon tabii ki şampiyonluğu kovalayacağız. Ama önümüzdeki sezonun takımını koruyoruz. Bobo ile sözleşme uzatmazsak muhakkak yerine birisini alacağız"

Yıldırım Demirören

---

6 ay önce bugünün takımını kuranlar, bugün de bir sonraki senenin takımını kurmakla mı meşguller?

Hani bu takımın transfere ihtiyacı yoktu?

Yok diyen ben değilim, onlardı yahu...
12 Mayıs 2009 Salı

İbrahim Akın Fenerbahçe Yolunda

Düşmanımın başına diye bir laf vardır ya, o hesap. İnanabiliyor musunuz, Fenerbahçe gitti ciddi ciddi Burak Yılmaz'ı transfer etti. Şaka falan değil, bir de bazı maçlarda kurtarıcı olarak falan oyuna aldı, şans verdi. Şimdi de İbrahim Akın'ın peşindeler. Allahım hayallerim gerçek oluyor. Bir sonraki sezon da Serdar Özkan'ı alırlar, transfer harekatları sonlanır... Ama yok, Fenerbahçe tedavi edici camiadır. İbrahim Akın'a Beşiktaş'takinin aksine daha profesyonel bir eğitim ve gelişim şansı verebilirler. Evet...
24 Şubat 2009 Salı

Okan Koç - İbrahim Akın - Sinan Kaloğlu - Burak Yılmaz - Serdar Özkan

Teknik direktör tercihlerini bazen anlamak hiç te kolay olmuyor. Mantıklı bir neden arıyorsun bulamıyorsun... Örneğin Burak Yılmaz ve İbrahim Akın... Bu oyuncular gönderildikleri güne kadar 11'de çıktılar. Burak Yılmaz devre arasından bir önceki hayati Porto deplasmanında 11 oyuncusuydu. İbrahim Akın da sonradan girmişti. Keşke Ertuğrul Sağlam'ı karşımıza alabilsek te sorsak, ne bekliyordu Burak ve İbrahim'den? Son 2-3 senede ne vermişlerdi ki bu maçta da yer almayı hak etmişlerdi? Madem gönderileceklerdi, madem bir memnuniyetsizlik vardı neden durmadan oynatıldılar? Madem oynatıldılar o zaman neden gönderildiler? Burak Yılmaz'ın oynadığı takımda yedek kalan oyuncu takımda tutulurken nasıl olurdu da gönderilen kişi o "yedek" değil de Burak Yılmaz oluyordu? Bunları anlamak gerçekten çok güç. Bir futbolcuyu kazanmak için illa onu her maç oynatmak gerekmez. İşte büyük teknik direktörlük te böyle olur zaten; oynatacağın zamanı iyi bilerek. Yoksa kötü oynayacağını bile bile o oyuncuyu sahaya süren teknik direktörler insana dair nosyonlarını biraz yitirmişlerdir gibi geliyor... Mircea Lucescu, Jean Tigana, Ertuğrul Sağlam, Mustafa Denizli... Peki bu teknik direktörlerin hepsi mi suçlu? Elbette bu yargıya varmak ta mümkün değil. Ama hepimizin gördüğünü görememiş te olamazlar. Burak Yılmaz'dan futbolcu olmayacağını anlamak için teknik direktör de olmaya gerek yoktu aslında. İbrahim Akın'ın sahaya çıkmasının futbol değerlerine yapılmış bir ihanet olduğunu bizden iyi bilmesi gerekirdi dönemin teknik direktörlerinin. Şimdiki aktörümüz de Serdar Özkan. Verimlilik açısından Burak Yılmaz-İbrahim Akın seviyesinde gidiyor. Takıma verdiği zarar, katkıdan daha büyük. Serdar Özkan'ın yaptığı şut/pas tercihlerinde takım arkadaşlarının tepkilerine dikkatlice bakarsanız Serdar Özkan'ın takım içindeki konumunu daha iyi tahlil edebiliyorsunuz. Ben Serdar'ın takım arkadaşlarınca sevildiğini düşünmüyorum. Ben futbolcu olsam kesin antrenmanda falan kavga ederdim kendisiyle. Şu durumda ise en çok üzüldüğüm futbolcu Fabian Ernst. Serdar Özkan'ın hareketlerini anlamlandırmaya çalışırken oldukça zorlandığını, kendini uzaylı gibi hissettiğini düşünüyorum. Neticede kurulu bir makina gibi çalışan bir beyinle ne yapacağını kendisinin bile bilmediği bir beyin aynı takımda aynı amaç uğruna mücadele ediyorlar. Şimdi Mustafa Denizli'ye sormak lazım. Serdar Özkan'ı durmadan oynatarak ona iyilik mi ettiğini düşünüyorsun diye. Serdar Özkan'ın hangi faydasını görüyorsun da oynatmaya devam ediyorsun diye. O oynasın diye oynamayan oyuncuların hiç mi hakkı yok diye... Sormak lazım bunları. Ama kendi klasik, çok şey söyleyip aslında hiç bir şey söylemeyen üslubuyla Serdar'ın iyi futbolcu olduğunu, kötü de oynamadığını söyleyecektir. Taa ki kötü bir sonuç alınana kadar. İşte o zaman da daha önce Ertuğrul Sağlam'ın yaptığı gibi bir anda arkasını dönecektir. Satın gitsin diyecektir Serdar Özkan için. Bundan önce hep böyle oldu. Bütün maçlarda görev ver, vermediğin maçlarda sonradan sok. Kurtarıcı olarak oyuna al. Kötü oynamasına rağmen ısrar et. Sonra bir gün gelsin Bank Asya Ligi'nde X takıma kiralandığını okuyalım. Olacak şey tamamen bu. Benim sorum 2 sene önceki sorumla aynı; Madem oynatıyorsunuz, o zaman neden satıyorsunuz? Madem satacaksınız o zaman niye oynatıyorsunuz? Şu haliyle Serdar Özkan'ı oynatmak ona iyilik etmek mi sanıyorsunuz?

Ara