.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Marpione etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marpione etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2011 Perşembe

Simao Almeida Fernandes

Bu üçlü bir şekilde birlikte gelip takıma katıldıkları için beraber değerlendirmek istiyorum. Bu başlığı da aynı Schuster başlığı gibi uzun vadeli kullanabiliriz. Benim favorim elbetteki Simao. Bu adam bizde hem iş yapacak hem de iz bırakacak. Eskiden o garip göğsünü öne çıkarıp poposunu arkaya iterek vücudun üst kısmını belden 20-30 derece öne eğimli koşusunu saçma bulurdum ama şimdi o bile güzel görünüyor. Fena kanım ısındı. Almeida beklediğimden iyi. İki maçta iki ayrı model oynadı. Güzel olan ikisinde de rahat pozisyon bulmasıydı. Bence biraz çekingenlik var ama bir kaç maça geçecek gibi. Guti, Quaresma ve Simao gibi adamlar kendisini beslerken ikinci yarıda ligde 10 gol atamazsa başarısız sayarım. Herkes söylediği için klişe oldu ama attıracak gibi de görünüyor. İlk önyargım geçti. Fernandes de açıkçası beni hem heyecanlandırdı hem de umutlandırdı oynadığı sürelerde. Büyük bir ihtimalle onu diğerlerinden az izleyeceğiz ama bence oyuna girdiği her maça ayrı bir heyecan ve tad getirecek. O sutlardan bir kaçı mutlaka girecek ve biz zevkten dört köşe olacağız. Dün Onur o son şutu başarılı bir şekilde çıkartamasaydı bugünün kahramanıydı, kıl payı kaçırdı.
25 Ocak 2011 Salı

Teşekkürler


Kazma vurulacak olan bir nesilin ömrü, diğerinin gençliğidir. Coşkudur, kavgadır, mücadeledir, hüzündür, başarıdır beton ve demirden öte. 20 sene önceki maçtan hatırlanan bir goldür, kulakları çınlatan tezahürat sesidir, son dakikada kaçan pozisyonun acısıdır, isyandır, sevinçten kime sarılacağını şaşırmaktır, ayazdır.

O stadın ruhunu bu taraftar verdiği için yenisinde de aynı keyfi oluşturacağımızdan şüphem yok. Benimkisi sadece gidene saygı, sevgi. Teşekkür ederim, bana çok güzel anılar verdin.
11 Şubat 2010 Perşembe

Bir sen eksiktin..

"Beşiktaş’tan teklif gelirse yeniden görev alır mısınız" yönündeki soruya Engin, "Teklif almaya gerek yok. Ben istediğim zaman Beşiktaş’ta görev alırım. Zaten Beşiktaş’taki görevimi de kendim bırakmıştım. Şu an için Yıldırım Demirören’i dışarıdan destekliyorum" yanıtını verdi.
4 Ekim 2009 Pazar

Beşiktaş Kongre Üyeleri Taraftarı Ne Ölçüde Temsil Ediyor?

Şimdilerde aklıma takılan mevzu budur. Kulubün kongrelerinde oy veren insanlar taraftarın tümünü temsil eden bir kitle midir? O kongrelerde tribünün ve kalabalıkların fikirleri ne kadar temsil edilebiliyor? Neye göre seçiliyorlar? Kimi temsil ediyorlar?
Ben bilmiyorum, bilenler eteklerindeki taşları dökerlerse sevinirim. Bir de Demirören'in seçildiği kongreyi basan adamların olduğu bir haberin videosu vardı. Dün tribünlerdeki olaylar üzerine bunları da hatırlamak iyi gelir. Bulabilen linklerse sevinirim.
Bu adi virüsü vücuttan atmak için tribünde el sallamaktan daha hazırlıklı olmak gerek. Tribünün onayını alamayan başkan bu takımın başında duramaz. O onayı şiddetle aldırmak isteyenler bu kongreyi de basabilir. Aynı rezaletler devam edebilir. O güne kadar hangi mikropla mücadele edildiğini bir ortaya koyalım ki insanlar kimin ne olduğunu iyi görmüş olsunlar.
24 Eylül 2009 Perşembe

Leş kargaları

Daha önceleri bu tartışmalar döndüğünde insanlara biraz daha makul olunması gerektiğini, mevzunun sırf bir takıma düşmanlık olmadığını, genel olarak o sıralar kim düşmüse basının onun üzerine çullandığını yazmıştım.
Eh şu sıralar düşen biz olduğumuza göre çullanacakları da biz olacaktık tabii ki. Şimdi bakın şu haberlere :
Farrari sahada değil gecelerde hızlı (yazım hatası onların)
"Beşiktaş taraftarının bir türlü ısınamadığı Matteo Ferrari konuşuluyor.. Ancak futboluyla değil yeni sevgilisiyle gündemde.
Beşiktaş'ın yıldız futbolcusu Matteo Ferrari, yeni sevgilisiyle ilk kez görüntülendi Beşiktaş'ın İtalya'dan transfer ettiği Matteo Ferrari, Türkiye'ye gelirken ünlü TV yıldızı nişanlısı Aida Yespica ile yollarını ayırmıştı."
Kim ısınamamış? kim bu haberi "iyi niyetle" ve "bilgi sahibi olarak" yazabilir ki? bunu yazmak için ya bu sezon bir tane bile beşiktaş maçını izlememiş, stada gitmemiş olmanız lazım, ya da amacınız pislik yapmak, Beşiktaş'a zarar vermek.
Bir diğeri, Geldiğime pişmanım :
"Villarreal'den Beşiktaş'a geri dönen Nihat Kahveci, açık konuştu. Tecrübeli futbolcu, siyah-beyazlı takıma tekrar katılmış olmaktan memnun değil.
Nihat Kahveci'nin bu sözleri, Beşiktaşlıları kızdıracak. Sezon başında Villarreal'den Başkan Yıldırım Demirören'in yoğun çabalarına cevap vererek Beşiktaş'a geri dönen millî futbolcu, aldığı karardan pişman.
Gazete Telegol'ün haberine göre Nihat, yenilgiyle sonuçlanan Kayserispor maçının ardından yakın arkadaşlarıyla biraraya gelerek bazı itiraflarda bulundu.
Nihat'ın, "Beşiktaş'a döndüğüm için şu an çok pişmanım. İspanya'da kalsaydım bu sıkıntıları yaşamazdım" dediği kaydediliyor."

Eee nedir bu? Bir kere gazete telegol nedir? Necidir bilen yazsın lütfen. 3-5 tane adamın kurduğu bir internet gazetesi falan mıdır? Nihat'ı hiç mi tanımıyoruz biz? Aranızda bunları başkalarına bile bile söyleyeceğine inanan var mı?

Nedir olay? Beşiktaş bu sene düştü, vuralım da vuralım. diğerlerine dokunamıyoruz çünkü başarılılar. Öyleyse oturalım masa başında ne kadar saçma bile olsa haber üretelim.

Haber de haber olsa. Ne muhabirin adı var ne başka bir şey. Uydur uydur yaz.

Leş kargaları hiç bir fırsatı kaçırmıyor.

17 Haziran 2009 Çarşamba

Son Şampiyonluk, İstikrar ve Uzun Vadeli Başarı

Şurda Jessie ile kaldığımız yerden devam ediyorum.
Ben bu şampiyonluğu orta vadeli düzenleme için bir şans olarak görüyorum.
Nedir? 2 tane nokta transfer yap, elindeki iskeleti koru. istikrarı ön plana çıkar. Şampiyonlar Ligi'nde 6 maçtan elinden gelen tüm puanları topla. Çıktın gruptan ne ala. Çıkamadın git Avrupa Ligi'ne bir 6-8 maç da orda oynamayı hedefle.
Elindeki kadro+2 ile lige başla. Fakat devre arası için de hazırlıklı ol. Olası bir Avrupa'da bahara kalma durumuna göre bir miktar para harca. Ve tabii ki bir sonraki sene alacağın adamları ara, bul, belirle, mümkünse anlaş.
Ligde de üçüncü olacaksan ol. Ama camiayı dağıtmadan ol. Yani demek istediğim hani şu 3 büyüklerden birinin düzenli olarak şampiyonluk yarışından koptuktan sonra veya da iç çalkalanmadan 5.- 6. olduğu sezonlardan birini geçirme. İstikrarı koru.
Mustafa Denizli ile bu sene çalışacaksan çalış. Yalnız bir sonraki seneye mutlaka birini bul, hazırla. Denizli şu son şampiyonluğu sırf 3 takım egosuyla aldı. Kendi de söylüyor artık heyecanı ve hedefi kalmadığını ama ısrarla kaldı.
Gelen paralarla da hızla borçları kapat. Ödeme dengeni düzelt. Takımdaki maliyetleri belli bir kademede koru.
Başkalarının düştüğü hataya düşme. Galatasaray'ın geçen sene harcadığı paraları düşün. İki Steau maçında çöpe gitti o paralar, sonra sezon ortasında mecburen adam satmaya başladılar. Ya bizim başımıza gelen Metalist maçında?
Kimse kendini kandırmasın. HİÇ BİR Türk takımının bir sene Şampiyonlar Ligi'ne katılmakla o ligde başarılı olma şansı yok. İstersen yarın Van Nistelrooy'u getir, Robben'i getir, Sergio Ramos'u getir, onu bunu getir. Yok öyle bir şans.
Bu ülkeden bir takımın Avrupa'da başarılı olması için gereken minimum süre 3 ila 5 senedir. O da tabii ki o süreçte elindeki iskeleti korur, istikrarı yakalar, takımın kalitesini kademe kademe yukarı taşımayı becerebilirsen. Galatasaray'ın o kupayı nasıl aldığını unutma. Aynı zamanda onların düştüğü mali temeli zayıf olma tuzağına düşme.
Porto gidip o finalleri oynuyorsa biz de oynarız. Ama bu sene şampiyon olduk, bir sürü para saçalım seneye de Şampiyonlar Ligi'ni titretelim demekle olmaz bu işler. O Türk işi düşünmek oluyor. Yanlışlığı 40 kere kanıtlandı. Başarının hızlı geleninden hiç bir hayır göremedik bugüne kadar.
O nedenle sağda solda transfer haberlerinden panik olmaya gerek yok. Zaten bence ortadaki hoşnutsuzluk kimsenin alınmamış olmasından değil yönetimin hala yanlış sularda yüzüyor olmasından kaynaklanıyor. Geminin içindeki onbinler doğru yöne bakabiliyor da dümendeki kaptanın kerterizi yanlış.
Ondan diyorum ki aman "avrupa gazına" gelip de paraları saçmayalım. Yıldız da yıldız diye oluşturulan kamuoyu baskısına gelmeyelim. Elimizdeki kontratları bozmak için daha fazla tazminatlar vermeyelim. İstikrarlı ve düzeni oturmuş bir takıma ve dengeli bir büyümeye destek verelim.
Bu blog çok fena bir yer oldu. Eskiden işe kafa yorardım şimdi her şey yalan. Neyse bu post da söyleyeceklerimin özüdür zaten. Hayırlı seyirler.
16 Ocak 2009 Cuma

Hepimiz Hoşgeldik

Jessie mesaj atmış sözlükten, güzel bir blogumuz var, yazmak isteyenlere kapımız açık diye. Ben de naçizane bir Beşiktaş taraftarı olarak bu daveti kabul ettim. Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilemeden önce kendim hakkında kısa bir özet geçeyim; Simplextablosu nicki ile ekşisözlükte 2002nin sonlarından bu yana entryler girerim. Külliyatın önemli bir kısmını da Beşiktaş ve Beşiktaş ile ilgili konular oluşturur. Futbolun taktik varyasyonlarını tartışmak hiç bana göre olmadı. Ben tribünü hep daha çok sevdim. Tribünlerin dinamiklerini, tezahüratlarını, protestolarını, günahlarını sevaplarını, dostluklarını, düşmanlıklarını kısacası herşeyini bilmek, tartışmak bana daha cazip geldi. Hala da ne zaman maç seyretsem, tribünleri seyredip dinlemekten kimin nerde nasıl oynadığını kaçırırım. Doğma büyüme Bursa'lıyım. 6 yaşımdan itibaren de çocuk aklımın verdiği ani bir kararla Beşiktaş'lı. Tribünle Bursa'da tanıştım. İstanbul'a yerleşmeden önceki iki sene kombine alıp maçlara gidiyordum. Sonra İstanbul ve İnönü'ye kavuşma sezonum nihayet 2008-2009 olarak tarihe kayıt yaptırdı. Burda da yeri geldikçe Beşiktaş'tan, meşhur tribünlerinden, gelen eleştirilerden, övgülerden bahsetmeye çalışırım diye tahmin ediyorum. Hadi bakalım, hepimiz hoşgeldik, hepimiz hoşbulduk. Ha birde bu işin sonu güzel bir "Büyük Beşiktaş Zirvesi"ne giderse de, ne ala!

Ara