.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
17 Haziran 2009 Çarşamba

Son Şampiyonluk, İstikrar ve Uzun Vadeli Başarı

Şurda Jessie ile kaldığımız yerden devam ediyorum.
Ben bu şampiyonluğu orta vadeli düzenleme için bir şans olarak görüyorum.
Nedir? 2 tane nokta transfer yap, elindeki iskeleti koru. istikrarı ön plana çıkar. Şampiyonlar Ligi'nde 6 maçtan elinden gelen tüm puanları topla. Çıktın gruptan ne ala. Çıkamadın git Avrupa Ligi'ne bir 6-8 maç da orda oynamayı hedefle.
Elindeki kadro+2 ile lige başla. Fakat devre arası için de hazırlıklı ol. Olası bir Avrupa'da bahara kalma durumuna göre bir miktar para harca. Ve tabii ki bir sonraki sene alacağın adamları ara, bul, belirle, mümkünse anlaş.
Ligde de üçüncü olacaksan ol. Ama camiayı dağıtmadan ol. Yani demek istediğim hani şu 3 büyüklerden birinin düzenli olarak şampiyonluk yarışından koptuktan sonra veya da iç çalkalanmadan 5.- 6. olduğu sezonlardan birini geçirme. İstikrarı koru.
Mustafa Denizli ile bu sene çalışacaksan çalış. Yalnız bir sonraki seneye mutlaka birini bul, hazırla. Denizli şu son şampiyonluğu sırf 3 takım egosuyla aldı. Kendi de söylüyor artık heyecanı ve hedefi kalmadığını ama ısrarla kaldı.
Gelen paralarla da hızla borçları kapat. Ödeme dengeni düzelt. Takımdaki maliyetleri belli bir kademede koru.
Başkalarının düştüğü hataya düşme. Galatasaray'ın geçen sene harcadığı paraları düşün. İki Steau maçında çöpe gitti o paralar, sonra sezon ortasında mecburen adam satmaya başladılar. Ya bizim başımıza gelen Metalist maçında?
Kimse kendini kandırmasın. HİÇ BİR Türk takımının bir sene Şampiyonlar Ligi'ne katılmakla o ligde başarılı olma şansı yok. İstersen yarın Van Nistelrooy'u getir, Robben'i getir, Sergio Ramos'u getir, onu bunu getir. Yok öyle bir şans.
Bu ülkeden bir takımın Avrupa'da başarılı olması için gereken minimum süre 3 ila 5 senedir. O da tabii ki o süreçte elindeki iskeleti korur, istikrarı yakalar, takımın kalitesini kademe kademe yukarı taşımayı becerebilirsen. Galatasaray'ın o kupayı nasıl aldığını unutma. Aynı zamanda onların düştüğü mali temeli zayıf olma tuzağına düşme.
Porto gidip o finalleri oynuyorsa biz de oynarız. Ama bu sene şampiyon olduk, bir sürü para saçalım seneye de Şampiyonlar Ligi'ni titretelim demekle olmaz bu işler. O Türk işi düşünmek oluyor. Yanlışlığı 40 kere kanıtlandı. Başarının hızlı geleninden hiç bir hayır göremedik bugüne kadar.
O nedenle sağda solda transfer haberlerinden panik olmaya gerek yok. Zaten bence ortadaki hoşnutsuzluk kimsenin alınmamış olmasından değil yönetimin hala yanlış sularda yüzüyor olmasından kaynaklanıyor. Geminin içindeki onbinler doğru yöne bakabiliyor da dümendeki kaptanın kerterizi yanlış.
Ondan diyorum ki aman "avrupa gazına" gelip de paraları saçmayalım. Yıldız da yıldız diye oluşturulan kamuoyu baskısına gelmeyelim. Elimizdeki kontratları bozmak için daha fazla tazminatlar vermeyelim. İstikrarlı ve düzeni oturmuş bir takıma ve dengeli bir büyümeye destek verelim.
Bu blog çok fena bir yer oldu. Eskiden işe kafa yorardım şimdi her şey yalan. Neyse bu post da söyleyeceklerimin özüdür zaten. Hayırlı seyirler.

1 Yorum:

aqualung dedi ki...

harika bi yazı olmuş ellerine sağlık.

Yorum Gönder

Ara