7 Ocak 2011 Cuma
Efes Pilsen Maçı 45 Lira
Efes Pilsen ülkemiz basketbolunun çok çok önemli bir figürü. Her ne kadar yıllarca müessese kulüplerinin ülke basketboluna ne kattıklarını sorsam ve eleştirsem de, Beşiktaş'ın bu halini gördükten sonra, "en azından bir kulüp disiplinleri var" diyebileceğim bir spor kulübü. Çeşitli yasalarla ülkeden kaçıp gitmesi istenmeyecek kadar değerli bir kulüp.
Ancak kulüp, son yıllarda anlamsız bir seyirci düşmanlığı içerisine girdi. Bilet değerini 1 TL'ye kadar çekip yine sıkıntı yaşayan Efes Pilsen. Beşiktaş maçında 45 TL'ye itelediği biletin sahibini yarın 1 TL'den maçına davet etmeyecekmiş gibi...
Efes Pilsen gibi bir kulüpsünüz, yıllardır ilk okullardan çocukları maça getirtip bayrak sallatmak dışında hiç bir girişiminiz olmamış, elinizdeki tek seyirci potansiyelini de çok da önemli olmayan bir lig maçı için kaybediyorsunuz.
Efes Pilsen taraftar bulmanın, salonunu doldurmanın, Beşiktaş & Fenerbahçe & Galatasaray taraftarına yatırım yapıp, onların gönüllerini kazanmaktan geçtiğini yıllardır farkedemedi. Hala bu tip maçları 3. sınıf Galatasaray - Fenerbahçe maçı zihniyetiyle algılayıp fiyat politikası belirliyorlar.
Efes Pilsen gibi sportif başarıdan öte, marka değerini yatırım yapan bir müessesenin salonlarda bulunan binlerce sporseveri "rakip" değil, "müşteri" olarak addetmemesi ne büyük bir hayal kırıklığıdır...
Efes Pilsen bu maçı kazansa, sene sonunda şampiyon olsa ne olur... Beşiktaş taraftarı maça gelip takımına destek verse ne değişir... Efes Pilsen, kağıt üzerinde rakibi gibi görünen Fenerbahçe'yle esasında rakip değil. Çünkü hitap edeceği bir kendi taraftarı yok. Salonda Efes Pilsen şarkısı çalındığında hedef kitle -maalesef- Fenerbahçe seyircisi.
Bir müessese kulübünün temel meselesi salon kapılarının sonuna kadar açılması değil midir?
Cumartesi günü çok da uygun bir saatte, uygun bir salonda, eşimi alıp güzel bir basketbol maçı seyretme şansım vardı. Bilet fiyatını öğrendiğim dakika itibariyle Efes Pilsen tarafından kaybedildim. Bu kayıp, benden gelecek 45 Liranın kaybından çok daha büyük oysa ki.
Farkındalar mı acaba?
Ancak kulüp, son yıllarda anlamsız bir seyirci düşmanlığı içerisine girdi. Bilet değerini 1 TL'ye kadar çekip yine sıkıntı yaşayan Efes Pilsen. Beşiktaş maçında 45 TL'ye itelediği biletin sahibini yarın 1 TL'den maçına davet etmeyecekmiş gibi...
Efes Pilsen gibi bir kulüpsünüz, yıllardır ilk okullardan çocukları maça getirtip bayrak sallatmak dışında hiç bir girişiminiz olmamış, elinizdeki tek seyirci potansiyelini de çok da önemli olmayan bir lig maçı için kaybediyorsunuz.
Efes Pilsen taraftar bulmanın, salonunu doldurmanın, Beşiktaş & Fenerbahçe & Galatasaray taraftarına yatırım yapıp, onların gönüllerini kazanmaktan geçtiğini yıllardır farkedemedi. Hala bu tip maçları 3. sınıf Galatasaray - Fenerbahçe maçı zihniyetiyle algılayıp fiyat politikası belirliyorlar.
Efes Pilsen gibi sportif başarıdan öte, marka değerini yatırım yapan bir müessesenin salonlarda bulunan binlerce sporseveri "rakip" değil, "müşteri" olarak addetmemesi ne büyük bir hayal kırıklığıdır...
Efes Pilsen bu maçı kazansa, sene sonunda şampiyon olsa ne olur... Beşiktaş taraftarı maça gelip takımına destek verse ne değişir... Efes Pilsen, kağıt üzerinde rakibi gibi görünen Fenerbahçe'yle esasında rakip değil. Çünkü hitap edeceği bir kendi taraftarı yok. Salonda Efes Pilsen şarkısı çalındığında hedef kitle -maalesef- Fenerbahçe seyircisi.
Bir müessese kulübünün temel meselesi salon kapılarının sonuna kadar açılması değil midir?
Cumartesi günü çok da uygun bir saatte, uygun bir salonda, eşimi alıp güzel bir basketbol maçı seyretme şansım vardı. Bilet fiyatını öğrendiğim dakika itibariyle Efes Pilsen tarafından kaybedildim. Bu kayıp, benden gelecek 45 Liranın kaybından çok daha büyük oysa ki.
Farkındalar mı acaba?
Etiketler:Efes Pilsen,Gürcan Ulusoy | 21
Yorum
Fabian Ernst! Fabian Ernst! Oley Oley Oley!
Etiketler:Fabian Ernst,semioticus,Shelbyl | 29
Yorum
Seçmece Arama Öbekleri Serisi #1
Bu konsept internet dünyasının bize sunduğu en güzel nimetlerden birisi. Giriyorsun bakıyorsun insanlar hangi arama sözcüklerini kullanarak senin blog'una gelmişler, sonuç leziz oluyor.
1. "bjk rapid vien maç saat kaçta kardaş" - Abi Google makine ya, insan değil, bu kadar samimi olmaya da gelmez ayrıca.
2. "beşiktaşlıların pkk bayrağı açtığı video" - Aslında bu arama öbeğinden yola çıkılıp ciddi ciddi bir sosyolojik irdeleme yapılması gerekir, ama şimdilik "liseli" deyip geçelim.
3. "camın kırılma anı" - Muhtemelen Gökhan Zan'a yönlendirildi buradan. Abi artık o Galatasaray'da, onun için borges'e falan gideceksin.
4. "bernd schuster kameramanlar seyini goster" - Aslında düşününce, hani o malum fotoğrafı bundan daha isabetli bir şekilde aramanın yolu yok. Ama gene de okuyunca komik geliyor. Türkiye medyası çok yaşa.
5. "100,futbol,başkan,demir,ören" - Demir ve Ören iki ayrı kişiymiş la? Bir dakika, bu durumda borcumuz iki katına mı çıkıyor?
6. "pascal nouma maçta pipisini açtıgı an" - Pipi sorgulamalarının bu blog'a gelmesini geçtim, şunu eklemek lazım: Nouma maçta pipisini açmadığı halde infial oldu, açsa neler olurdu bilmiyorum. Bence şöyle aranabilir o an: nouma tombala
7. "spor organizasyonları niye yapılır" - Harbiden ya?
8. "istikrar ne demek" - Bu sorunun cevabı Beşiktaş blogunda olamaz abi, pardon, Google bir halt etmiş kızma.
9. "14 takımlı elemeli kusurlu fikstür" - O kadar kusur kadı kızında da var be hocam, sen iki takım daha ekle de kafan rahat etsin.
10. "adnan polat tek rakibimiz kasimpasa dir haber1903" - Buna ek yorumum yok, sadece güldüm.
1. "bjk rapid vien maç saat kaçta kardaş" - Abi Google makine ya, insan değil, bu kadar samimi olmaya da gelmez ayrıca.
2. "beşiktaşlıların pkk bayrağı açtığı video" - Aslında bu arama öbeğinden yola çıkılıp ciddi ciddi bir sosyolojik irdeleme yapılması gerekir, ama şimdilik "liseli" deyip geçelim.
3. "camın kırılma anı" - Muhtemelen Gökhan Zan'a yönlendirildi buradan. Abi artık o Galatasaray'da, onun için borges'e falan gideceksin.
4. "bernd schuster kameramanlar seyini goster" - Aslında düşününce, hani o malum fotoğrafı bundan daha isabetli bir şekilde aramanın yolu yok. Ama gene de okuyunca komik geliyor. Türkiye medyası çok yaşa.
5. "100,futbol,başkan,demir,ören" - Demir ve Ören iki ayrı kişiymiş la? Bir dakika, bu durumda borcumuz iki katına mı çıkıyor?
6. "pascal nouma maçta pipisini açtıgı an" - Pipi sorgulamalarının bu blog'a gelmesini geçtim, şunu eklemek lazım: Nouma maçta pipisini açmadığı halde infial oldu, açsa neler olurdu bilmiyorum. Bence şöyle aranabilir o an: nouma tombala
7. "spor organizasyonları niye yapılır" - Harbiden ya?
8. "istikrar ne demek" - Bu sorunun cevabı Beşiktaş blogunda olamaz abi, pardon, Google bir halt etmiş kızma.
9. "14 takımlı elemeli kusurlu fikstür" - O kadar kusur kadı kızında da var be hocam, sen iki takım daha ekle de kafan rahat etsin.
10. "adnan polat tek rakibimiz kasimpasa dir haber1903" - Buna ek yorumum yok, sadece güldüm.
Etiketler:Seçmece Arama Öbekleri Serisi,semioticus,Shelbyl | 6
Yorum
5 Ocak 2011 Çarşamba
Beşiktaş'ta Ikinci Ergin Ataman Dönemi
Bugün alınan kararla birlikte görevden alınan Burak Bıyıktay'ın yerine Ergin Ataman getirildi. Ergin Ataman çoğu zaman kendi blogumda da bahsetmişimdir benim için Türk topraklarında yetişmiş en iyi basketbol antrenörüdür. Kariyerinin belki de dönüm noktası 1998 yılında Amerika da Stanford Universitesinde bulunması ile gerçekleşti. Italya kariyerinde ise Siena'da bir ilki gerçekleştirerek 2001-2002 yılında Saporta kupasını kazandı. O döneme kadar hiçbir Türk antrenör yurt dışında çalıştırdığı takımlar da Avrupa Kupası düzeyinde kupa kazanmamıştı. Belki de Ergin Ataman isminin bu kadar prestij kazanmasının adının yanına Winner kelimesinin gelmesinin tek nedeni de takımınından her ne koşulda olursa olsun maksimum verim almayı başarmasıdır. Parke üzerinde ki olabilecek gelişmelere daha sonra gelicem ancak Ergin Ataman'ın çalıştırdığı takımlar da ki başarıları neden CSKA'nın bile ilk gündemine gelen bir koç olduğunu gösteriyor;
- Siena ile Saporta Kupası ve bir sonra ki sezon EL'de Final Four
- Efes Pilsen ile Final Four ve EL'de üçüncülük
- Ulkerspor ile Euroleague de ilk 8 @ O dönemde bu başarı Ulkerspor tarihinin Avrupa'da ki en büyük başarısıydı.
- Beşiktaş CT ile Uleb Cup'da ilk 8 ve normal sezonu lider tamamlanması.
- Son Efes Pilsen kariyerinin ilk yılında ise Fenerbahçe Ülker'e karşı final serisinde 4 maç üste üste kazanarak Efes Pilsen ile şampiyonluk.
Ergin Ataman bu başarıları ile winner bir koç olmayı başardı. Her gittiği takımı en az iki, üç adım ileri taşıdı. Tam bir sistem koçu diyebiliriz. Bu kadar değişik klupte çalışıp da bu kadar başarılı olan başka yerli koç hatırlamıyorum. Milli Takımı hiç çalıştırmadı ama bana göre yerliler arasında Milli Takımı en çok hakeden koçtur.
Bardağın biraz da boş tarafından bakalım isterseniz; Ilk Beşiktaş CT döneminde başarıda ki en büyük pay hiçkuşkusuz ki ona ait. Oyuncuların paralarının ödenmediği haberleri çıktığı dönemde takımı bir arada tuttu ve her olumsuzluk da bir çözüm bulmayı da başarmıştı belki de bu yaklaşımı kendine olan saygınlığını da çok arttırdı. Şahsen o dönemde her maçtan sonra sohbetlerde inşallah uzun dönem Beşiktaş CT da devam eder derdim. Ancak şartlar istenildiği gibi oluşmadığı için Beşiktaş CT'dan ayrıldı. Işte ne olduysa o dönemden sonra oldu. Efes Pilsen'in başına geçtikten sonra kendisi ile beraber Sinan Güler, Preston Shumpert,Kaya Peker ve yardımcı antrenor Ufuk Sarıca'yı da yanında götürmesi bir kısım Beşiktaş taraftarları açısından hem hayal kırıklığı hem de sevginin artık azalmasına neden olmuştu. Ancak Beşiktaş taraftarlarının unuttuğu bişey vardı; bu oyuncular zaten Efes Pilsen'e gitmeseydi başka bir takıma da gidebilirlerdi. Mesela Preston Shumpert o dönemde Unics Kazan ve Ureal Great tarafından ısrarla isteniyordu.
Ergin Ataman bi nevi basketbolun Jose Mourinho'su gibi (taraftarların ona karşı sempatisi açısından). Çünkü hangi takıma giderse gitsin rakip taraftarların pek sempatisini kazanamıyor açıkcası bu konuyu Ergin Ataman da Efes Pilsen'den ayrıldıktan sonra onla yapılan röportajda farklı bir soru sorulsada onun başarıya giden prensiplerini çok güzel özetliyor;
Ergin Ataman çalışma prensiplerini ön planda tutan biri. Buna ister geçimsiz deyin, ya da disiplinden taviz vermeyen biri deyin. Çünkü başarının, disiplinin sonucunda geldiğini düşünüyorum. Kulüp başkanıysa ben de kulüp antrenörüyüm. İnsanların makamlarına elbette saygı duyarım ama baş antrenör bensem bütün kararları benim almam gerekir. O kararları benim almadığım zaman sorunlar başlar. Ve Efes’te de o sorunlar başlamıştı.
Parke dışından yavaş yavaş parke üzerine geçecek olursak; Öncelikle, Ergin Ataman daha önce de Beşiktaş CT'yı çalıştırdığı için bu organizasyona yabancılık çekmeyecek. Ergin Ataman takımlarında görülen en belirgin özellik takım da ki bütün oyunculardan maksimum verimi almayı başarmasıdır. Hücum sistemleri arasında 4 kısalı düzeni ise çoğu zaman ona artı olarak geri dönmüştür. Beşiktaş CT'da Shumpert ile Efes Pilsen ise hem Shumpert hem de Nachbar ile oyunda bir anda lehlerine büyük bir diferans yakalayabiliyordu. Daha önce analizini yaptığımız için son Akatlar da oynanan Beşiktaş CT - Efes Pilsen maçını ele alalım; Maç içerisinde çok büyük etki sağlayan iki önemli hamle vardı.
Bunlardan ilki daha ilk çeyrekte Kerem-Kasun ve Thornton-Kaya ikili oyunları ile birbirinin kopyası en az 10 sayı yememizdi. Ergin Hoca'nın en çok sıkıntı çekeceği konuların başında uzun rotasyonu yer alıyor. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığının dahi olmaması hücumda etkin bir rol de biçilse savunma da etkisizliğinden dolayı istenilen verimi alabilmesi şu an için zor gözüküyor. Fedor Likholitov'un ameliyat olduğunu düşünürsek elde sadece Ismail Cevik ve Cevher Özer kalıyor.Şu anda konuşulan ve büyük bi aksilik olmazsa anlaştığımız söylenen Dragicevic ise; mücadelesi ve basketbol bilgisi ile şu uzuna ihtiyac olduğu dönemde ilaç gibi gelecektir.
Ve Ergin Ataman'ın belki de hücum sistemleri arasında çok büyük verim aldığı 4 kısa ile oluşturduğu değişik hücum varyasyonları. Son olarak Nachbar ve Shumpert'i kullanarak oluşturduğu bu düzende Beşiktaş CT için bu düzene uyabilecek en uygun isim Ignerski olarak duruyor. Aslında Cevher Özer'i de bu düzen içerisinde koyabiliriz ancak eskisi gibi ayakları hızlı olmadığı için yani artık tam bir pota altı oyuncusu olduğu için Ignerski 4 kısalı düzende daha bir ön plana çıkacak gibi. Peki daha önceleri Shumpert'den veya Nachbar'dan oyun içinde aldığı katkıyı Ignerski'den alabilir mi ? Işte bu sorunun cevabını bende çok merak ediyorum. Ergin Hoca eğer Ignerski'den de istediği katkıyı alabilirse; Ergin Ataman'ın oyun içerisinde ki etkinliğinin meyvelerini toplamaya en yakın zamanda bağlayacağız demektir.
Artık ne olursa olsun Ergin Ataman ile yeni bir dönem başlıyor;
Dün de bu konu tartışılmıştı, takıma bakıyoruz; Mire Chatman kadro dışı, Cuneyt Erden sakat, Bekir Yarangüme formsuz. Serhat Cetin son macın hemen basında sakatlandı. Mustafa Abi son maça kadar hiç yoktu neredeyse. A.J. Ogilvy'nin savunma yapma alışkanlığı dahi yok. Fedor Likholitov da ameliyat oldu. Ignerski bana göre çok iyi bir takımda iyi bir mismatch veya rakibin savunma direncini veya düzenini bozabilecek rol oyuncusu olabilir. Ismail Cevik, belki de ondan beklenilen katkıyı en iyi sekilde verebilen tek oyuncu. Cevher Ozer, yerliler arasında fark yaratması beklenen bir oyuncu. Ne olursa olsun son zamanlarda istikrarsız bir goruntu cizse de belli bir cizginin üzerine çoğu maç çıkabilecek seviyede bir oyuncu. Ve Allen Iverson işte böyle kurulu!!! bir düzende takıma alışmaya çalışıyor.
Şimdiden 5 mağlubiyetin var, haftaya Efes Pilsen deplasmanına gidiyorsun ve önemlisi de istediği yerli transfer yapabilecek durumda da değilsin. Işte Ergin Ataman böyle büyük bir taşın altına elini soktu. Beşiktaş camiasına hayırlı olsun. Umarım bugünden itibaren Ergin Ataman ile Beşiktaş Basketbol Branşında hazırlanan projeler yerine getirilip yıllar sonra beklenen başarıya odaklı belli bir organizasyon sistemi kurulur.
Son olarak eski koçumuz Burak Bıyıktay'ın hiçbir zaman unutamayacağım sözü ile yazıyı noktalayalım; Spor Mutlu Insanların Işidir.
Asisttime tarafından yazılmıştır.
Etiketler:asist time,Besiktas Cola Turka,Ergin Ataman | 52
Yorum
Karşılıksız Çek; Tomas Zapotocny
Etiketler:Sparta Prag,Tomas Zapotocny | 28
Yorum
Semt Takımı Beşiktaş
51 Puan Fenomeni başlığında Beşiktaş'ın özüne, beslendiği kanallara dair bir takım tartışmalar yaşanmış. Çok da verimli bir tartışma olmuş. Topu oradan alıp burada devam edelim.
Bu yazıda bazı sorular soracağım, hep beraber tartışacağız. Çünkü çok boyutlu.
Yıllardır kulaklarımızın aşina olduğu bir söz vardır; "Beşiktaş semt takımıdır. Beşiktaş'ı semtinden ayırırsanız yaşam damarlarını kesmiş olursunuz..."
Sorumuz "Beşiktaş semt takımı mıdır" değil! Şüphesiz biraz öyledir. Bazısına biraz fazla öyledir, bazısına biraz az. Lakin öyledir. Peki bunun anlamı nedir?
Beşiktaş gibi bir takım, coğrafi temellerle desteklenebilir mi? Semt takımı olgusu, Trabzon - Trabzonspor ilişkisinin bir benzeri midir?
Beşiktaş kendini oluşturan ve var eden değerleri kendi semtinde bulmuştur. Günümüz Türkiye'sinde izlemesi gereken strateji ne olmalıdır?
Adana'da, Frankfurt'ta, Stockholm'de yaşayan ve bırakın Beşiktaş'ı, İstanbul'u bile görmemiş vatandaşımız eksik Beşiktaşlı mıdır?
Özetle, Beşiktaş'ı tutmak, sevmek coğrafi nedenlere mi , yoksa Zimbabwe'deki adamın bile anlayabileceği, hissedebileceği, onay veya red verebileceği insani değerlere mi dayanır?
Bu yazıda bazı sorular soracağım, hep beraber tartışacağız. Çünkü çok boyutlu.
Yıllardır kulaklarımızın aşina olduğu bir söz vardır; "Beşiktaş semt takımıdır. Beşiktaş'ı semtinden ayırırsanız yaşam damarlarını kesmiş olursunuz..."
Sorumuz "Beşiktaş semt takımı mıdır" değil! Şüphesiz biraz öyledir. Bazısına biraz fazla öyledir, bazısına biraz az. Lakin öyledir. Peki bunun anlamı nedir?
Beşiktaş gibi bir takım, coğrafi temellerle desteklenebilir mi? Semt takımı olgusu, Trabzon - Trabzonspor ilişkisinin bir benzeri midir?
Beşiktaş kendini oluşturan ve var eden değerleri kendi semtinde bulmuştur. Günümüz Türkiye'sinde izlemesi gereken strateji ne olmalıdır?
Adana'da, Frankfurt'ta, Stockholm'de yaşayan ve bırakın Beşiktaş'ı, İstanbul'u bile görmemiş vatandaşımız eksik Beşiktaşlı mıdır?
Özetle, Beşiktaş'ı tutmak, sevmek coğrafi nedenlere mi , yoksa Zimbabwe'deki adamın bile anlayabileceği, hissedebileceği, onay veya red verebileceği insani değerlere mi dayanır?
Etiketler:Gürcan Ulusoy | 35
Yorum
4 Ocak 2011 Salı
51 Puan Fenomeni
Beşiktaş sezon başında Guti ve Quaresma'yı transfer ettiğinde yer yerinden oynamıştı. Bu kadar kariyerli ve yıldız oyuncunun başına Schuster getirilmiş, Ernstli, Sivoklu, Bobolu kadro durdurulamaz olmuştu. Ligin tozunu atacak, tüm kupaları silip süpürecek ve rakipleri ezip geçecektik. Olması gereken buydu, basın gazı böyle veriyordu. Schuster'e öyle bir kadro verilmişti ki, yaşanan her puan kaybı onun yeteneksizliği ve başarısızlığı olacaktı artık. Ama işler beklendiği gibi gitmedi. Uyum sorunu, bitmek bilmeyen sakatlıklar, Schuster'in saha içi ve dışı bazı hataları, oyuncuların maç içinde yaptıkları basit hatalar vs derken ilk yarıyı liderin 14 puan gerisinde kapadık. Schuster bazı çooook bilmiş futbol yorumcuları tarafından hedef tahtasına kondu, olur olmaz eleştirildi, hatta hakarete varan yorumlara maruz kaldı.
Başkan duruma el attı. Kadroyu daha da güçlendirmek için düğmeye bastı ve Simao, Almeida, Fernandez transferleriyle Schuster'e ilk yarıdakinden daha iyi, 14 yabancılı bir kadro teslim etti. Sezon başında kurulan takım için "silip süpürmesi gerek, herkesi ezip geçmeli" diyen adamlar da yeniden ortaya çıkıverdiler. Trabzonspor ve Bursaspor kadroları ve yönetimleri üzerinden reyting getirecek polemik yaratamamanın, Galatasaray'ın ligden koptuğunun ilan edilmesinin, Fenerbahçe'nin kısmen dengeli gitmesinin üzüntüsüyle 51 puan fenomenini ortaya attılar. Onlara göre Beşiktaş artık uzay takımıydı, ligdeki tüm rakiplerinden açık ara üstün bir kadroya sahipti, alınan adamlar kadroya girdiği anda 40 yıldır burdaymışçasına oynayacaktı ve Beşiktaş 51 puana ulaşacaktı. Ulaşmalıydı. Aksi halde Schuster, kuyruğuna teneke bağlanıp gönderilmeliydi.
Planlarının alt yapısı şu cümlelerle örülüyordu; "Milne'in 3 yıl şampiyon olduğu ve önüne geleni ezdiği Metin, Ali, Feyyazlı kadrosu da, Mustafa Denizli'nin 19 yıl sonra çifte kupa kazandığı kadro da, Schuster'e sunulan kadro kalitesinin yarısı bile değildi." Takım kurulduğu gibi takır takır top oynayacak, uyum falan sorunları zaten yaşanmayacak, 14 yabancıdan 6'sı sıfır hatayla seçilecek, takım hiç sakatlık falan yaşamayacak, oyunculara yapılan ödemelerde aksaklıklar yaşandığında bu takıma negatif biçimde yansımayacak, Beşiktaş'ın önündeki rakiplerinin tamamı puanları kaybedecek ve Beşiktaş aradaki farkı kapatıp şampiyonluğa koşacak. Böyle olmazsa ne mi olur, bakın bu olur; "BEŞİKTAŞ 14 puan farkı kapatamazsa, şampiyon olamazsa, faturanın gideceği tek adres ama gerçekten tek adres var; O da Teknik Direktör Schuster."
Taraftar olarak bizler 17'de 17 bekleyebiliriz takımımızdan, bunu canı gönülden de isteriz. Bunu düşlerken futbolun bazı gerçeklerini göz ardı da edebiliriz hatta, kimse çıkıp bizden hesap sormaz. Ama ulusal basında yazılar yazan, televizyonlarda programlar hazırlayan, öğle yemeklerini yöneticilerle, akşam yemeklerini futbolcularla yiyen basın mensuplarının yukarıdaki satırları yazmasının tek bir anlamı olabilir; Schuster'in omuzlarına yük bindirmek. Sana böyle bir kadro verildi ama sen 17 maçta 51 puan "bile" alamadın diyebilmek için, en başta "fatura sana kesilir sonra" demek gerekir. Şimdi onlar sözlerini söylüyor, yaşanacak ilk puan kaybında ne yazacaklarını tahmin etmek de zor değil. Beceriksiz Schuster, Schuster istifa, taraftarın sabrı taştı vs. manşetleri havalarda uçuşacak, Beşiktaş bu adamların yeni reyting kapısı olacak, yaratılan kavga ve kaos ortamında onlar kazanacak biz kaybedeceğiz. Bunlar yıllardır var olma ve prim yapma taktikleri. Biz bu filmi daha önce çok gördük. Gün takımın arkasında durma günüdür. Ne hocanın ne de futbolcuların bu adamlara yem edilmeyeceğini ilan etmenin, sabır göstermenin ve Beşiktaş'ın sahada oynayacağı oyunu, göstereceği mücadeleyi alkışlama günüdür. Şimdiden söyleyeyim; Size bu takımdan ekmek yok ağalar...
Başkan duruma el attı. Kadroyu daha da güçlendirmek için düğmeye bastı ve Simao, Almeida, Fernandez transferleriyle Schuster'e ilk yarıdakinden daha iyi, 14 yabancılı bir kadro teslim etti. Sezon başında kurulan takım için "silip süpürmesi gerek, herkesi ezip geçmeli" diyen adamlar da yeniden ortaya çıkıverdiler. Trabzonspor ve Bursaspor kadroları ve yönetimleri üzerinden reyting getirecek polemik yaratamamanın, Galatasaray'ın ligden koptuğunun ilan edilmesinin, Fenerbahçe'nin kısmen dengeli gitmesinin üzüntüsüyle 51 puan fenomenini ortaya attılar. Onlara göre Beşiktaş artık uzay takımıydı, ligdeki tüm rakiplerinden açık ara üstün bir kadroya sahipti, alınan adamlar kadroya girdiği anda 40 yıldır burdaymışçasına oynayacaktı ve Beşiktaş 51 puana ulaşacaktı. Ulaşmalıydı. Aksi halde Schuster, kuyruğuna teneke bağlanıp gönderilmeliydi.
Planlarının alt yapısı şu cümlelerle örülüyordu; "Milne'in 3 yıl şampiyon olduğu ve önüne geleni ezdiği Metin, Ali, Feyyazlı kadrosu da, Mustafa Denizli'nin 19 yıl sonra çifte kupa kazandığı kadro da, Schuster'e sunulan kadro kalitesinin yarısı bile değildi." Takım kurulduğu gibi takır takır top oynayacak, uyum falan sorunları zaten yaşanmayacak, 14 yabancıdan 6'sı sıfır hatayla seçilecek, takım hiç sakatlık falan yaşamayacak, oyunculara yapılan ödemelerde aksaklıklar yaşandığında bu takıma negatif biçimde yansımayacak, Beşiktaş'ın önündeki rakiplerinin tamamı puanları kaybedecek ve Beşiktaş aradaki farkı kapatıp şampiyonluğa koşacak. Böyle olmazsa ne mi olur, bakın bu olur; "BEŞİKTAŞ 14 puan farkı kapatamazsa, şampiyon olamazsa, faturanın gideceği tek adres ama gerçekten tek adres var; O da Teknik Direktör Schuster."
Taraftar olarak bizler 17'de 17 bekleyebiliriz takımımızdan, bunu canı gönülden de isteriz. Bunu düşlerken futbolun bazı gerçeklerini göz ardı da edebiliriz hatta, kimse çıkıp bizden hesap sormaz. Ama ulusal basında yazılar yazan, televizyonlarda programlar hazırlayan, öğle yemeklerini yöneticilerle, akşam yemeklerini futbolcularla yiyen basın mensuplarının yukarıdaki satırları yazmasının tek bir anlamı olabilir; Schuster'in omuzlarına yük bindirmek. Sana böyle bir kadro verildi ama sen 17 maçta 51 puan "bile" alamadın diyebilmek için, en başta "fatura sana kesilir sonra" demek gerekir. Şimdi onlar sözlerini söylüyor, yaşanacak ilk puan kaybında ne yazacaklarını tahmin etmek de zor değil. Beceriksiz Schuster, Schuster istifa, taraftarın sabrı taştı vs. manşetleri havalarda uçuşacak, Beşiktaş bu adamların yeni reyting kapısı olacak, yaratılan kavga ve kaos ortamında onlar kazanacak biz kaybedeceğiz. Bunlar yıllardır var olma ve prim yapma taktikleri. Biz bu filmi daha önce çok gördük. Gün takımın arkasında durma günüdür. Ne hocanın ne de futbolcuların bu adamlara yem edilmeyeceğini ilan etmenin, sabır göstermenin ve Beşiktaş'ın sahada oynayacağı oyunu, göstereceği mücadeleyi alkışlama günüdür. Şimdiden söyleyeyim; Size bu takımdan ekmek yok ağalar...
Burak Bıyıktay Görevden Alındı
Beklenen oldu, Burak hoca görevinden alındı.
Kendisinin iyi koç olmakla uzaktan yakından alakası yoktu. Zaten yönetimin isteğiyle menajerlikten koçluğa geçiş yapmıştı. Oyuncular paralarını almadığında, huzursuzluk çıktığında arabuluculuk görevini daha içeriden yapabilsin diye. O da kendisine verilen bu görevi başarıyla yerine getirdi. Bu nedenle "Iverson'u oynatamadı, Oglivy'den yararlanamadı" eleştirilerinin son derece yersiz olduğunu düşünüyorum. Orada oluş nedeni, bu adamları basketbol aklı içerisinde oynatmak değil, bir arada tutmaktı. Elinden geldiğince bunu da başardı.
Beşiktaş basketbol takımında hiç bir yapısal veya ekonomik gelişme olmamasına rağmen, Türkiye'deki yabancıları alt alta dizsen mevcut kapasite itibariyle 15. sırada olabilecek olan Iverson geldi diye birden koçluk yeteneği sorgulanmaya başladı. Takım Oglivy'den Cevher'e, Mustafa Abi'den Iverson'a sanki büyük bir potansiyel taşıyormuş gibi, Burak Bıyıktay'ın bu ağırlığı taşıyamadığını söylediler. Beşiktaş 3 sezon boyunca Burak Bıyıktay'la neydi ki, Iverson geldi diye yetersiz addedilebilsin...
Bu düzen böyle işler.
Beşiktaş Chatman / Iverson ikileminde bugünkü performans değil, şan / şöhret / ün tercihini yapmıştır. Bunu yadırgamam, başka hesaplar vardır. Lakin, bu tercihi yapıyorsanız Burak Bıyıktay'ı neden gönderiyorsunuz? Bugünkü basketbol takımından bir beklentiniz mi var yoksa? Beşiktaşımız Fenerbahçe ve Galatasaray'ı yenecekti de bir Burak Bıyıktay yüzünden mi yenemedi? Yenseydi ne olacaktı ayıptır sorması...
Iverson gelir, Chatman gider, Bıyıktay gider... Zira Beşiktaş dünya takımı olma yolunda adımlar atmaktadır. Burak Bıyıktay bunu kaldıramaz. Beşiktaş'ın mevcut kadrosunun ve mevcut yapısal problemlerinin çözümü Burak Bıyıktay'ı yollamaksa amenna.
Hadi kariyerli bir koç bulun bakalım Beşiktaş'ın başına. Maaş düzensizliğini hallederim diyebilecek. Ergin Ataman geldi çözemedi, onun sezonunda 1001 skandal yaşanmadı mı? Kaya Peker İtalya'da neler yaptı unutan var mı? Hakan Demir döneminde bir basketbolcumuz (Mario Austin) sahadan sahaya sallanan son saniye topu eline düşünce istatistik tutan kişilere koşuyordu "bana 1 ribaund daha yazın" diye... Takım 15 sayı geride oysa ki.
Gariptir, futbol takımında Schuster'e sahip çıkanlar "adamın eline bu kadro verildi, o ne yapsın" diyenler Burak hocanın ipini daha Iverson'un oynadığı ilk maçta çektiler.
Hadi bulun bakalım, kimi bulacaksınız yerine...
http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/11/birazdan.html
Kendisinin iyi koç olmakla uzaktan yakından alakası yoktu. Zaten yönetimin isteğiyle menajerlikten koçluğa geçiş yapmıştı. Oyuncular paralarını almadığında, huzursuzluk çıktığında arabuluculuk görevini daha içeriden yapabilsin diye. O da kendisine verilen bu görevi başarıyla yerine getirdi. Bu nedenle "Iverson'u oynatamadı, Oglivy'den yararlanamadı" eleştirilerinin son derece yersiz olduğunu düşünüyorum. Orada oluş nedeni, bu adamları basketbol aklı içerisinde oynatmak değil, bir arada tutmaktı. Elinden geldiğince bunu da başardı.
Beşiktaş basketbol takımında hiç bir yapısal veya ekonomik gelişme olmamasına rağmen, Türkiye'deki yabancıları alt alta dizsen mevcut kapasite itibariyle 15. sırada olabilecek olan Iverson geldi diye birden koçluk yeteneği sorgulanmaya başladı. Takım Oglivy'den Cevher'e, Mustafa Abi'den Iverson'a sanki büyük bir potansiyel taşıyormuş gibi, Burak Bıyıktay'ın bu ağırlığı taşıyamadığını söylediler. Beşiktaş 3 sezon boyunca Burak Bıyıktay'la neydi ki, Iverson geldi diye yetersiz addedilebilsin...
Bu düzen böyle işler.
Beşiktaş Chatman / Iverson ikileminde bugünkü performans değil, şan / şöhret / ün tercihini yapmıştır. Bunu yadırgamam, başka hesaplar vardır. Lakin, bu tercihi yapıyorsanız Burak Bıyıktay'ı neden gönderiyorsunuz? Bugünkü basketbol takımından bir beklentiniz mi var yoksa? Beşiktaşımız Fenerbahçe ve Galatasaray'ı yenecekti de bir Burak Bıyıktay yüzünden mi yenemedi? Yenseydi ne olacaktı ayıptır sorması...
Iverson gelir, Chatman gider, Bıyıktay gider... Zira Beşiktaş dünya takımı olma yolunda adımlar atmaktadır. Burak Bıyıktay bunu kaldıramaz. Beşiktaş'ın mevcut kadrosunun ve mevcut yapısal problemlerinin çözümü Burak Bıyıktay'ı yollamaksa amenna.
Hadi kariyerli bir koç bulun bakalım Beşiktaş'ın başına. Maaş düzensizliğini hallederim diyebilecek. Ergin Ataman geldi çözemedi, onun sezonunda 1001 skandal yaşanmadı mı? Kaya Peker İtalya'da neler yaptı unutan var mı? Hakan Demir döneminde bir basketbolcumuz (Mario Austin) sahadan sahaya sallanan son saniye topu eline düşünce istatistik tutan kişilere koşuyordu "bana 1 ribaund daha yazın" diye... Takım 15 sayı geride oysa ki.
Gariptir, futbol takımında Schuster'e sahip çıkanlar "adamın eline bu kadro verildi, o ne yapsın" diyenler Burak hocanın ipini daha Iverson'un oynadığı ilk maçta çektiler.
Hadi bulun bakalım, kimi bulacaksınız yerine...
http://eksibesiktas.blogspot.com/2010/11/birazdan.html
3 Ocak 2011 Pazartesi
Gündüz Tekin Onay
Söz konusu Türk futboluna gerçekten bir şeyler verebilmek ise, Teknik Direktörleri ''Gündüz Tekin ve diğerleri'' şeklinde ikiye ayırmak sanırım yanlış olmaz. Türk sporuna ‘’katkıların’’ ve spor medyasına kazandırdığın pırıl pırıl bir Beşiktaşlı için sonsuz teşekkürler. Futbolumuzun proje adamını, aramızdan ayrılışının 3. yıldönümünde rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz.
Ruhun şad, mekanın cennet olsun Gündüz Hoca ...
Etiketler:eksibesiktas,Gündüz Tekin Onay | 9
Yorum
Baba Bana Kulüp Al
Bugün Beşiktaş Portekizli yeni transferleriyle sözleşme imzaladı. Fernandes, Simao, Almeida resmen Beşiktaş'ın oyuncusu oldular. Hayırlı uğurlu olsun diyelim. Kalitelerine dair bir şey söylemek anlamsız. Muhakkak ki takıma da katkı yapacaklardır.
İmza töreni televizyondan canlı yayınlandı biliyorsunuz. Heyecanla geçtik tv'nin başına, yeni transferleri görelim, ne söyleyecekler dinleyelim diye oturduk koltuğa ama törenin yıldızı yine sayın başkanımız Yıldırım Demirören oldu. Küçük oğlunu da imza törenine getiren Demirören oldukça keyifliydi. Bir ara ortalıkta dolaşan çocuğunu gösterip "İstikbalin başkanı" bile dedi. Herkes güldü geçti bu espriye ama aslında bir gerçekten bahsediyordu başkan.
Yapılan seçimlerde tüm sandıklardan galip olarak çıkıyor, kulübün kendisine borcu olmuş 93 trilyon, başkanlığı kaybettiğimin ertesi günü paramı geri alırım demekten hiç geri durmuyor, kulübün toplam borcu olan 320 trilyonu hesaba katan hangi Beşiktaşlı bu maddi yükün altına girmek ister bilinmez. Tüm bu verileri alt alta okuduğumuzda uzun süre devam edecek olan bir Demirören hanedanı yaşanabilir Beşiktaş'ta. Başkana olan borçlar bu hızla artmaya devam ederse, kimse de küçük Demirören'e "Kulüp babanın malı mı kardeşim?" diye soramaz. Çünkü çok yakında o da olacak gibi duruyor.
51 Puancılar Buraya!
"Beşiktaş bu kadroyla 51 alır"ı ciddi ciddi kaç kişi diyor diye merak edip bu anketi koydum. Daha sonra "ben ne tembel adammışım, böyle blog yazarı olunmaz" deyip araştırmacılığa soyundum. İşte size 2002-2003 yılından bu zamana Türkiye Süper Ligindeki 2. yarı performansları:(Şampiyon+Beşiktaş)
2002-2003: Şampiyon Beşiktaş 44, 2.Galatasaray 41
2003-2004: Şampiyon Fenerbahçe 41, 3. Beşiktaş 19 (cem papila effect)
2004-2005: Şampiyon Fenerbahçe 37, 4. Beşiktaş 40
2005-2006: Şampiyon Galatasaray 42, 3. Beşiktaş 29
2006-2007: Şampiyon Fenerbahçe 33, 2. Beşiktaş 32
2007-2008: Şampiyon Galatasaray 44, 3. Beşiktaş 39 (bkz: aşağıdaki yorumlar)
2008-2009: Şampiyon Beşiktaş 40, 2. Sivasspor 29
2009-2010 Şampiyon Bursaspor 40, 4. Beşiktaş 32
Cem Papila'yı çıkartınca Beşiktaş ortalaması 37 ediyor. En iyi performans 44, en kötüsü 29...
| 56
Yorum
2 Ocak 2011 Pazar
Iyiler Mutlaka Kazanır
Etiketler:Besiktas Cola Turka,Galatasaray Cafe Crown,Tbl | 16
Yorum
2011
2010 zor oldu. Zaten sürekli kavga gürültü ile çarkı dönen bir ülkedeyiz, o yüzden terelellilik hepimizin şeceresinde var, ama Beşiktaş özelinde de işler iyi değildi. Başkanlık seçimleri ile sallanarak başladığımız bir yılda, kaybedilen hedefler, yarı-şaibeli bir hoca değişimi, transfer ve zihniyet olarak geçmiş hatalardan arınma çabası, Schuster'in uyum süreci falan derken rahat nefes alamadık. 2009'un bize miras bıraktığı iyimserlik çabuk çekti elini ve bütün seneyi dengesizleşerek geçirdik. Bu dengesizlik birey bazından bize de yansıdı: Umudunu taze tutmak isteyenlerle, umut beslemekten yorulanlar değişik konularda ciddi tartışmalar içine girdiler, yeri geldi fikir ayrılıkları büyüdü, kişiselleşti, çığ oldu, ama devre arasıyla bir sakinleştik. (Gerçi bu sefer de fon muhabbeti, Chatman, sporda şiddet falan çıktı başımıza, Beşiktaşlı'nın derdi bitmez.)
Neticede 2011'e girdik. 2011'den dileğim, saha dışı faktörleri minimize etmemiz, ve en sonunda Beşiktaş'a olan sevgimizin yansımasını sahada oyun bazında görmemiz.
Ben restart attım makineye, darısı sizin başınıza. Bu nispeten olumlu halet-i ruhiyeden Ocak ortasında çıkarsam kızmak yok ama.
Yeni yılınız kutlu olsun.
Neticede 2011'e girdik. 2011'den dileğim, saha dışı faktörleri minimize etmemiz, ve en sonunda Beşiktaş'a olan sevgimizin yansımasını sahada oyun bazında görmemiz.
Ben restart attım makineye, darısı sizin başınıza. Bu nispeten olumlu halet-i ruhiyeden Ocak ortasında çıkarsam kızmak yok ama.
Yeni yılınız kutlu olsun.
Etiketler:semioticus,Shelbyl,Yeni Yıl | 2
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-






