Bir futbol takımı düşünün... İçerisinde bulunan tüm bireyler aynı anda aynı şeyi düşünüyorlar... Atılan pas, atıldığı oyuncuda hangi akıbete uğrayacak tüm takım hakim. Topa sahip oyuncu set hücumunun kendine düşen pasını mı yapacak, yoksa ters top mu atacak hepsi takımdaşları tarafından biliyor... Yani bahsettiğim şey, takımdaki 11 oyuncunun tamamına aynı beyni yerleştirmek ve olacakları izlemek...
Şüphesiz futbol sadece beyin işi değil. Mental değerler ve fiziksel yeterlilik ve kalibiyet işi aynı zamanda. Kimi Nobre ve Hilbert gibi doğru şeyleri düşünüp kalibiyet noksanı oldukları için uygulayamıyor, kimi Yusuf gibi beyni ayaklarına hükmetmiyor, kiminde de Tabata gibi yanlış tercihler "hata" denen olguya yol açıyor...
Pas atacaktım neden koşmuyorsun...
Neden biriniz ortaya girmedi?
Neden ileri vurdun?
Bunlar aynı anda aynı şeyi düşünmeyen takımdaşların saha içi repliklerinden bazıları... Yetenekle ilintili değil. X noktasından baktığında o hareket doğru, Y noktasından baktığında aynı hareket yanlış. Neden ileri vurdun diyen futbolcu, topun başına geçtiğinde belki kendisi de ileri vuracak. İşte o noktada psikoloji de işin içine giriyor hiç şüphesiz. Ön plana çıkma isteği, başarıdan pay almanın hazzı, en büyük payı almanın mücadelesi... Hem de takım arkadaşınla olan mücadele...
Zaten bu parametrelerin birlikteliği, 11 tane aynı beynin montesiyle birleştiğinde ortaya Barcelona çıkıyor... O yüzden Barcelona'ya aynı düşünme pratiğinde, aynı yetenekte ama 2 adet "mutsuz" adam koy, Barcelona bugünkü oyununun yanına yaklaşamayacaktır. O adamların mutsuzluklarından kaynaklanan tercih farklılıkları tüm takımı etkileyecektir.
O zaman sorumuz şu olmalı. Mental değerler, fiziksel yeterlilik ve kabiliyet belli bir noktada insanın kendi limitleriyle sınırlandığında, sahadaki oyuncuların aynı anda aynı şeyi düşünebilmesi, başarıya giden yolda daha uzun ancak çok daha garantili bir yol değil midir?
Örneğin Roberto Hilbert, sahada 10 adet Roberto Hilbert beyniyle beraber oynasa, o "vasat" pas yeteneğiyle sadece basit paslar yaparak çok başarılı hücum aksiyonları içerisinde olamaz mı?
Peki esas noktaya gelelim. 11 tane Roberto Hilbert beynini nasıl bir araya getireceksin? Şüphesiz burada bahsedilen, tıbbi bir işlem değil. Neticede, futbolda karşılığı ve uygulamaları olan bir sistemden bahsediyorum.
Barcelona Real Madrid'i 5-0 yendikten sonra Guardiola'nın "bu başarı 15 yıllık çalışmanın ürünü" derken bahsettiği şey, biraz da buydu. Zira siz dünyanın en iyi oyuncularını bir araya da toplasanız 11 adamın aynı anda aynı şeyi düşünüp uygulaması karşısında çaresizsiniz. Zira o melekeyi kazanmak, dünyanın en iyi oyuncularını bir araya toplamaktan çok daha zor. Zira önünüze aşılmaz bir engel geliyor; zaman.
Real Madrid'in bugünkü Barcelona takımının saha içi uyumuna erişebilmesi için tahmini bir 7 sene bir arada oynamış olması lazım. "Bugünden başlasalar" diyeceksin, 7 sene sonra takımın yarısı futbolu bırakmış olacak. Oysa Barcelona'nın 7 sene sonrası çok net. Futbolu bırakmış Xavi'nin yerine altyapılarından gelmiş Fabregas oynuyor olacak. Süreç ve tedavi o kadar açık ki... İşte bu yüzden vasat Almanlar, Arjantin'i sürklase edebiliyorlar ya...
Takımdaki oyuncular tek bir tornadan çıkmış gibi futbol eğitimlerini almış olacaklar, üst yapıya geldiklerinde alt yapıda aldıkları eğitimin üzerine koyarak gelecekler. Bizim eğitim sistemimizde her hoca "benden önce öğrendiğiniz her şeyi unutun" der, ne garip. Oyuncular uzun yıllar bir arada oynayacaklar. Nerede hangi kararı vermeleri gerektiği hem altyapıdan üstyapıya her kademede ezberletilecek, hem de bireysel aklın dışında, bir takım aklı oluşturulacak...
Peki Beşiktaş gibi orta ölçekli bir spor kulübünün tercihi hangi yönde olmalı?
Oynanılan lig seviyesinin üzerinde oyuncular transfer ederek fark yaratmak mı, yoksa kollektif aklın yeşermesi için gereken zaman, kadro istikrarı ve planlaması üzerinde durmak mı?
100 insandan sadece birinde olan dehayı aramak mı, yoksa 99'unun aynı anda aynı şeyi düşünüp uygulamasını sağlamak mı?
Mesele bu sorunun doğru yanıtını bulmak değil. Mesele, bu yola girmemiş, girme planı olmayan bir futbol takımının 15 sene sonra bugünden ne kadar uzakta olabileceğini öngörebilmekte...
Beşiktaş'ın 11 Ricardo Quaresma alabilecek, o 11 Quaresma'yı da aynı dönemde alabilecek mali gücü, tarihin hiçbir döneminde olmadı.
Oysa sahada 10 adet Hilbert yaratabilirseniz, sonra isterseniz Quaresma'yı da krema olarak üzerine atabilirsiniz...