Geçmiş Olsun Rıdvan
TSL / Beşiktaş - Manisaspor Maçı
Quaresma Üzerine... 2
- Bu sene kaç defa Akatlar'a gittin de konuşuyorsun?
- Hentbol takımı maçlarını nerede oynuyor sahi?
- Quaresma Fener'e taktığında nasıl da sevineceksin...
Blog Ödülleri 2010
Beşiktaş'ın Büyüklüğü
Quaresma Üzerine...
İlyas'la Hıdır Kavuştu Fenerbahçe Kupa'ya Kavuşamadı
Hatırladığım en eski Türkiye Kupası finalimiz 92-93 yılına ait. Şampiyonlukta kapıştığımız Galatasaray ile Türkiye Kupası'nda da final oynamış, Sami Yen'deki 1-0'lık mağlubiyetin rövanşında İnönü'de 2-0 mağlup duruma düşmüş, çok kasıp 2 gol atsak da yetirememiştik.
Bir sonraki sezon Milne döneminin sonu olmuş, lige havlu atınca kupaya tutunmuştuk ki kupaya tutunma deyimi de dağarcığıma o zaman eklenmişti. 93-94'te çeyrek finalde Fenerbahçe, yarı finalde Trabzonspor ve nihayet finalde Galatasaray'ı geçip almıştık kupayı, sağından da solundan da bakılsa bana göre tarihin en hakedilmiş Türkiye Kupası'dır bu kupa.
Toschack'ın ilk senesi, Scala dönemiyle beraber ligde gördüğüm en kötü finali yapıyorduk. O sezon yine "kupaya tutunmuş", Şifo'nun unutulmaz röveşatasıyla öne geçtiğimiz maçta Galatasaray'ı penaltılarda elemiştik. İnce detay, Fevzi Hagi'nin penaltısını çıkarmıştı. Ligi 6. kapattığımız sezonda gelen Türkiye Kupası belki de Toschack'ı bir sonraki sezona taşıdı.
5'ine şahit olduğum, 8 kez kazandığımız Türkiye Kupası bugün az daha anlamını kaybediyordu. Bütün anlamını Fenerbahçe'nin uzun yıllardır kazanamamış olmasından alan Türkiye Kupası'na Fenerbahçe, Hızır'la İlyas'ın kavuştuğu günde yine kavuşamadı. Kupanın anlamını sürdürmeye en az 1 sene daha edeceği bugün resmileşti. Ha keza Fenerbahçe bu sene ne CL ne UEFA kupasını kazanabildiğinden ötürü, iş bu 2 kupa da anlamlarına anlam katmaya devam ettiler.
Bu duruma, yalnıca Fenerbahçeliler'in, Fenerbahçe yönetimi ve camiasının narsistliği değildir sebep. Yıllardır Fenerbahçe hariç herhangi bir takım kupayı aldığında sevinen zihniyet, kupanın anlamının değişmesine, Fenerbahçe narsisizminden daha büyük sebeptir. İşim nedeniyle alakasız bir plazada aldım maç sonucunun haberini. Futbol topunu görseler bomba zannedecek, tribüne geldiğinde koltuk numarasını arayacak insanları bir neşedir aldı gitti. Anında birbirlerine "Kupayı gören son Fenerli" adı altında mağara adamlarının fotoğraflarını "forwardlamaya" başladılar. Artık tiksindiğim o fotoğrafı, aklı evvelin teki bana da forward etti, saatlerdir beklediğim datayı yollamayan adam önceliği o sanat eserine verdi.
Kaç satır yazdım, halen "Büyük takımlar kazandıkları kupaları cilalayıp parlatırlar, küçük takımlar sattıkları formaları konuşurlar" demedik ki lafın aslı böyle de değildi sanırım. Bahsettiğim Fenerbahçe narsizizmi, birebir olarak Fenerbahçe düşmanlığından beslenmekte. Fenerbahçe düşmanlığının tapınağı olan Türkiye Kupası, yani Kupa 2, yani Avrupa'ya en kolay açılan kapı da bu bağnaz düşmanlığa araç olmakta. 5 kez kazandığımıza şahit olduğum, her kazandığımızda gerçek anlamda mutlu olduğum bu kupaya yapılan bu ayıp benim içime sinmemekte. Dahası; Ercan Saatçi tarzı güzide spor yazarlarının "Bu kupayı kıymetli kılan Fenerbahçe'nin yıllardır almamasıdır" benzeri cümleleri etmesinin amacı kupanın anlamını boşaltmak değil, Fenerbahçe düşmanlığını ve buna paralel popüleritesini artırmaktır.
3 sezon önce; Fenerbahçe'yi yarı finalde elemiş, benim gördüğüm en sönük finali Kayseri Erciyes'le oynayıp ite kaka kupayı almıştık. Yarı final 2. maçında Nobre'nin golünden sonra telefonumun susmamasını sağlayan arkadaşlarımın büyük çoğunluğu finali izlememişti. Oysa ki biz Fenerbahçe'yi, sadece ve sadece o kupayı alabilmek için elemiştik.
Başlığı görenler, büyük ihtimaller okuyacakları yazıyı bu bloga yakıştıramayacaklarını, kralından bir goygoyla karşılaşacaklarını düşünmüşlerdir. Hayalkırıklığına uğrattıysam affola; umarım gelecek seneye kupayı 9. kez alırız, onun haricinde Kupa 2'yle ilgili hiçbir temennim yok...
(Bir de cümlelerde düşüklük neyin varsa tekrar affola, gece 1'de çıkılan mesaiden sonra yazılmış bir yazıdır.)
Deplasman Tribünü / Manisa
Bu sezon olarak dikkate alırsak staddaki seyirci sayısı önceki yıllara göre daha az. Bunda çeşitli faktörler mevcut; yönetim ve şehir arasındaki kopukluk, sponsor grupla yaşanan ayrılık sonrası şehrin önde gelen isimlerinin Manisaspor'a yeterince destek olamaması ve her camiada olan sudan veya ciddi sebeplerden ötürü bazı kesimlerin tribünden soğuması. Bu kısımları çok uzatmaya gerek yok.
Manisa tribününe gelen deplasman taraftarları için durumun nasıl olcağı konusuna gelince; yukarıda belirttiğimiz son durumların da etksiyle Manisa Türkiye’deki en rahat ziyaret edilebilecek deplasmanlardan biridir –şahsi kannatime göre olması gereken de bu olmalıdır- ve 1160 koltuk kapasiteli kısımda yaklaşık 900 – 1000 kişi civarında bir gurupla maç izlenebilir. Şehirde çok faza taşkınlık çıkartan bir taraftar grubu olunmazsa rahat bir şekilde yenilip içilebilir, stad etrafında da oldukça sorunsuz bir biçimde gezilebilir, hatta oturup tribün sohbetleri bile edilebilir. Tabii ki her şehirde ve stadda olduğu gibi bunun istisnaları da olabilmektedir.
Manisa’da İstanbul takımları yaygın bir şekilde hala destekleniyor demiştik, kişisel gözlemime göre burada açık ara Fenerbahçe desteği göze çarpmaktadır. Manisa’da desteklenen İstanbul takımlarını destekleyen sayısına yönelik bir oranlama yapmak gerekirse de;
F.Bahçe %40
Beşiktaş %30
G.Saray %30
şeklinde bir oran vermemiz mümkün. Tekrar hatırlatmakta fayda var; bu yüzdeler, bu takımları destekleyen kişiler üzerinden hesaplanmıştır tüm Manisa nüfusu üzerinden değil. Bir de İzmir ile olan sınır yakınlığı sebebiyle o ildeki destekçiler ve öğrenci oluşumlarının tribün desteği konusunda oldukça etkili bir rol oynadıkları gerçeğinin de atlanmaması gerek.
Manisaspor taraftarının Beşiktaş'a ve taraftarına bakış açısı diğer istanbul takımlarından çok farklı değil ancak tribün oluşumu ve son zamanlardaki popülerlik ve duruşu yüzünden saygı duyulduğunu da belirtebiliriz. Aynı zamanda daha önce iki takım arasında Manisa’da oynanmış olan maçlarda da herhangi bir problem yaşanmamış olması da bundaki etkin olan nedenlerden.
Olayın futbol yönüne de değinecek olursak; Manisaspor’da dikkat edilmesi gereken bir futbolcu var. Transfer komitesinin her şeyiyle 200.000 euroya mal ettiği Josh Simpson. Anadolu takımlarını çok fazla izleyemeyenlerin atladığı bir futbolcu olan Simpson, sakatlanmazsa muhtemeldir ki sezon sonunda üst sıraları hedefleyen bir takıma satılacaktır. Ve Manisaspor gibi takımların ve onların başarı bekleyen taraftarlarının bekleyişleri diğer bir yıldızı yetiştirene veya 'bulana' kadar devam edecektir. İlgilenenler için ayrıca; Josh Simpson . Diğer yandan genç oyunculardan Yiğit İncedemir , Yiğit Gökoğlan ve herkesin tanıdığı Mehmet Nas’a da parantez açmak gerek.
Bu sezon genel de iyi futbol oynayan ama karşılığını alamayan bir Manisa izleyeceğiz bu maçta ve diğer maçlarda biz, içeride de çok fazla puan kaybı yaşandığı için bu maç gerçekten de çok önemli bir hal aldı bizim için. Mesut Bakkal’ın takım içindeki sorunlara yaklaşımının da çok etkili olmadığını düşündüğümden bu maçta alınabilecek en iyi skorun beraberlik olacağı beklentisi var tarafımızda. Sezer’in birkaç haftadır yarattığı huzursuluk süresiz kadro dışı sonucunu doğurdu. Bu sezon kendisinden çok destek sağlayamasak da önemli bir futbolcu kaybı yaşamıştır Manisaspor. Ayrıca, Bakkal’ın ileri uçta Isaac Promise’ye uzun zamandır şans vermemesi işin o ucunda da bir problem olduğunu göstermekte. Yaser Yıldız’ın ağır kalması ve Ergin Keleş’in takım oyunu oynayamaması sonucu Manisaspor gol yememeye çalışan bir takım görüntüsünden öteye geçemiyor.
Manisa’dan aktarabileceğimiz şeyler bu kadar. Biraz aceleye gelmiş bir yazı oldu, bu noktada sürç-ü yazı ettiysek affola. Eksibesiktas’a da bu gayretli ve güzel uygulamayı devreye aldığı için ayrıca bizlere de böyle bir imkan sağlamasından ötürü sonsuz şükranlarımızı sunarız.
tarzanlar.net adına;
Ekşi Sözlük'ten
tayyarcevat
12. Yabancı Futbolcumuz Hayırlı Olsun!
TBL Ceyrek Final Serisi || Beşiktaş 3-1 Türk Telekom
İkinci çeyreğin sonunda rüzgarı arkasına alan Türk Telekom, ikinci yarının başında da Mallet ve Bekir'in sayıları ile farkı 3 sayıya kadar indirdi. Bu sırada pota altında Fedor Likholitov 2. dakika da 4. faulünü alınca kenara gelmek zorunda kaldı. Beşiktaş ikinci yarının ilk beş dakikası sadece 4 sayı bulunca 16 sayılık fark bir anda eridi ve Türk Telekom 45-42 öne geçti. Beşiktaş ikinci yarıda ister istemez Türk Telekom'un yüksek temposuna ayak uydurmak zorunda kaldı ancak bu süreçte fark eriyince tekrardan Naumoski Newley'i bire bir bırakarak içeri penetreler ile maça ortak olmak istediler. Ve bunu da başardılar. Newley'in üst üste bulduğu sayılar ile skor önce 50-50 eşitlendi. 3. periyodun sonlarına doğru skorda 10 sayı bulmuş Newley'ye Cevher de katılınca 3. periyot 59-53 Beşiktaş lehine sonuçlandı.
Son çeyrekte ise bir nevi 3. çeyreğin kopyası yaşandı. Cevher'in yine harika hareketli halde savunmacısından kurtularak attığı üçlük ile skor 64-60'a geldi. Ve bu dakikadan sonra Türk Telekom 4 kısaya döndü, bu hamle de işe yaradı. Maçın bitmesine 5 dakika kala 66-65 tekrardan öne geçtiler. Maçta Beşiktaş tekrardan ivme yakalamışken, belki de serinin kaderini etkileyecek bir teknik faul çalındı. Erşan Kartal'ın belki de her maç en 10 kez şahit olduğumuz bir pozisyona çaldığı teknik faul ile 4 serbest atış bir de kenardan topu oyuna sokan Telekom 70-69'luk skorla tekrar öne gecti. Ama bu düdük takıma olumsuz olarak değil de olumlu olarak yansıdı ve maçın yıldızı Newley zor poziyonda bulduğu inanılmaz bir basket bir de basket faulu ile son 1.15 saniye kala 73-72 tekrardan Beşiktaş'ın öne geçmesini sağladı. Moral açıdan çöken Telekom'un son dakikada yaptğı yanlış şut tercihleri ile de maç Beşiktaş'ın lehine 80-76 sonuçlandı. İlk maçta nerede ise ne attığını sokan Wilson ise bu maçı sadece 2 sayı ile bitirebildi.
3. Maç
Seride 2-1 geriye düşen ev sahibi takım, 3. maçın başında inanılmaz konsantre gözüktü. Özellikle ilk maçın yıldızı Wilson ve Davis ile 12-5 lik bir seri ile maça başlayan Türk Telekom beşinci dakikaya 19-10 luk bir farkla girdi. Ama Türk Telekom ilk iki maçta olduğu gibi yine yüksek tempoda dış atışlara bağlı bir hücum sistemini benimsemişti. Neredeyse potayı gören şutunu kullanıyordu. Beşiktaş ise ilk maçta olduğu gibi bir türlü dış savunmayı belirli bir düzeye çekemedi. Türk Telekom'un bu yüksek yüzdesi periyot sonuna dek devam etti, ve periyodu 30-16 gibi yüksek bir skorla tamamladı. Ilk çeyrekte Türk Telekom 9/6 üç sayılık isabet ile oynarak belki de bir rekora imza attı. Beşiktaş açısında da en hayal kırıklığı yaratan istatistik ribaundlardı. Türk Telekom 14 ribaund almışken Beşiktaş ilk çeyrek sadece 5 ribaund alabildi.
Felaket geçen ilk çeyrekten sonra Beşiktaş ikinci çeyreğe de tutuk başladı. İlk 4 dakika geçildiğinde 14 sayılık fark değişmedi ve Türk Telekom 39 -25 önde geçti. Yalnız ilginç olan ise bu süreçte iki takım 3 pozisyon üst üste üçlük dış şut tercihlerinde bulundular ve iki takımda bu tercihlerinden yararlanamadılar. Maç boyunca hücumda bir türlü ısınamayan Newley ve Cevher biraz hareketlenince devrenin bitmesine 2 dakika kala fark 10 sayıya indi. (41-31) Bu kadar kötü geçen ilk 2 çeyreğin sonunda Cevher'in skora katkısı ile ilk çeyrek 44-36 Türk Telekom'un lehine sonuçlandı.
Üçüncü çeyreğe ise yine Newley -Cevher ortaklığına Likholitov da katıldı. Ve Fedor Likholitov'un hem savunmada hem de hücumdaki gayreti ile skor ilk 5 dakikada bir sayıya kadar indi. Bu sırada Türk Telekom yanlış şut tercihlerine devam edince pota altından Likholitov (fundamental'ı bu kadar yüksek ve ayakları da bu kadar hızlı bir uzun resmen pota altında basketbol dersi verdi) dış bölgede Cevher ve takımın lideri Newley ile takım bir anda öne fırladı. Ve tempoyu da arttırarak son 2 dakikaya 4 sayı önde girmelerini sağladı. Newley 3. periyotta bulduğu 14 sayı ile takımını sırtlarken Beşiktaş da periyodu 63-61 önde tamamladı.
Son çeyrekte çok telaşlı ve stres içerisinde olan bir Türk Telekom izledik. Nerede ise savunmayı sadece göstermelik yapan ve hemen topu alıp hücumu düşünen telaşlı bir takım görüntüsündeydiler. Gerci 2. maçta da aynı görüntüdeydiler ama bu maçta daha belirgindi. Son çeyrekte önce pota altında Likholitov ile üstünlük sağlayan Beşiktaş akabinde Newley'in basket faulu ile artık Telekom yavaş yavaş sezonu kapatmak üzereydi. Maçı bitiren pozisyon ise Türk Telekom'dan geldi. Soner Şentürk'un son 3 dakikada önce bomboş kaçırdığı turnike ve daha sonra boyalı alanda kaçırdığı basket ile Türk Telekom da kazanma inancını yitirdi ama maçı bitiren yine Newley oldu. Son dakikalarda bulduğu basketler ile hem maçı hem de seriyi getiren oyuncu oldu.
Serinin Yıldızı
Özellikle bu seri ile çok büyük gelişim gösteren, bana son 2 maçta içerde bulduğu boşluklar ile bir nevi Naumoski'yi hatırlatan Brad Newley hiç kuşkusuz serinin de yıldızıydı.
Brad Newley seri boyunca 22.6 sayı 4 ribaund 3 asist ortalamaları ile mücadele etti.
Serinin Hayal Kırıklığı
Serinin bence en büyük hayal kırıklığı Türk Telekom koçu Merih Çakıroğlu'ydu. Türk Telekom'da seri boyunca hem savunmada hem de hücumda çok dağınık görüntü vardı. Özellikle hücumda acele atılmış çok fazla yanlış şut tercihleri serinin kaybedilmesinde başrol oynadı.
İlk 11 Tahmin Yarışması
Avea'nın sponsorluğunda düzenlediğimiz yarışmada 11’de 11 bilen olmadığı için 1 yaklaşık bilen GOKHAN, salih demir, matias, alper, ulaş, Berat, erdem ve ahmet arasından yaptığımız çekilişte ‘’ Berat ve erdem ‘’ kazanan arkadaşlarımız oldu. Ryuzaki, ynwa, Batu ve Arkhe ise 1’den fazla tahminde bulundukları için 1 yaklaşık bilmelerine rağmen maalesef çekiliş hakkı kazanamadılar. Kazanan arkadaşlar isim ve soyadlarını eksibesiktas@gmail.com a mail atabilirler.
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-


