.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
6 Mayıs 2010 Perşembe

Quaresma Üzerine...

Bir kulüp düşünün, çalışanlarının, sporcularının maaşlarını ödeyemeyecek durumda olsun. Bu borçları nedeniyle Avrupa kupalarına katılım hakkının elinden alınıp alınmayacağı haberlere konu olsun. Şampiyonlar Ligi'nde hüsran yaşasın, Türkiye Kupası'nda erken elensin, ligde kopsun gitsin... Dünya ekonomilerinde kriz dönemleri her zaman olmuştur. Koskoca şirketler bu dönemlerde kendilerine kısa ve orta vadeli "özel" stratejiler koymuşlardır. Bazıları kontrollü küçülmüşlerdir, bazıları da kriz dönemlerini diğerlerinden farklı bir strateji izleyerek büyümenin planlarını yapmışlardır. Beşiktaş'ın o kadar borcu varken Quaresma'ya gitmesi, bu bağlamda eleştiri odağı olmayabilir. Bu kadar borcum var ve benim bu borçları mevcut gelirlerle ödemem mümkün değil. Ya küçülürüm ya da büyürüm. Kriz dönemini atlatmanın yollarından biri de yatırım yapmak olabilir. Quaresma transferi de bence bu şekilde değerlendirilmeli. Beşiktaş değer kaybediyor ve bu değer kaybına risk alarak, yatırım yaparak cevap veriyor. Bu bir tercihtir en nihayetinde. Lakin olay çok boyutlu. Öncelikle sporcunun oyuncu kalitesine bakalım. Ricardo Quaresma takım oyunu, takım disiplini, takım stratejisi, bireysel taktik gibi kavramlar üzerinden her defasında sınıfta kalmış bir oyuncu. Pas vermesi gereken yerde çalım atar, şut çekmesi gereken yerde çalım atar, çalım atması gereken yerde çalım atar... Yani bu adam maçın gidişatına göre, oyunun gidişatına göre pozisyon almaz. En kritik anda bile en umursamaz hareketi yapabilir, en gergin anda bile en rahat futbolcu olabilir. Bu özellik hem olumlu, hem de olumsuz sonuçları içerisinde barındırır. Sergen kadar umursamaz olacaksınız ama Sparta Prag maçında herkesin eli titrerken topu Ronaldo'nun kafasına nişanlayacaksınız... Ricardo Quaresma dünya futbolunda artık "demode" addedilen futbolcu sınıfındadır. Tıpkı başka özelliklerinden ötürü Fabian Ernst gibi. Hiç şüphesiz, Fabian Ernst te Ricardo Quaresma da Türkiye'de takıma sınıf atlatırlar. Ernst Almanya'da oyunun tek tarafını oynayabilmekle eleştirilirken Türkiye'de "olmayan" tarafıyla takımının önemli hücum silahı olabilir. Çünkü burası Türkiye ve burada futbol Avrupa'dan farklı değerler üzerinden oynanıyor. Bizim ligimizin gol kralı Ariza Makukula Avrupa'nın yine "demode" kabul ettiği oyunculardan biri. Zaten Cristiano Ronaldo ile Ricardo Quaresma arasındaki fark ta birinin modern futbola adapte olabilmesi, diğerinin olamaması kadar... Abdel-Kader Keita örneğin. Keita'nın bir hareketinden o oyuncunun Lyon'a neden gittiğini anlayabiliyorsunuz. Keita o hareketinin ardından öyle bir iş yapıyor ki Lyon başkanının "15 Milyon euroya aldım, 8 milyon euroya sattım ve kar ettim" sözünün nedenini anlıyorsunuz. Quaresma da Keita gibi bir oyuncu. Size hayal gücünüzün sınırıyla vaad ediyor ancak iş efektifliğe gelince Barcelona, İnter, Chelsea gibi takımlarda forma yüzü göremiyor. Kabul, bu takımlar dünyanın en iyi takımları, ancak oyuncunun bize transfer olurkenki genel kalitesini değerlendirirken kafamızın kenarında bulunması gereken bir bilgidir en nihayetinde. Ricardo Quaresma'ya tek bir transfer öznesi olarak olumsuz bakmam. Lakin bu transfer sürecinde çok ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığım kesim var; Taraftar. Bugün Hentbol takımının maaşlarını ödemek için harekete geçen taraftar grupları var. Çözümü kendilerinde bulmuşlar. Oysa o sporculara yetecek parayı zaten veriyoruz! Yıllarca paralı başkan diyenlere karşı çıktık. Dedik ki; "Bizim paralı başkana değil, parayı yönetecek başkana ihtiyacımız var". İşte paralı başkanların bizi getirdiği nokta bu; Hentbol takımının maaşını Forza Beşiktaş'tan toplayacaklarmış... Yarın futbol takımının maaşını da Ekşi Beşiktaş'tan toplarız. Başkan Ronaldo'yu izlemeye gider. Borsaya bildirir. Bizim paramızla bize sükse yapar. Yarın Quaresma'yı koluna takıp geldiğinde "Büyük başkan" olur. Tüm hataları silinir. Salı günü basketbol takımımızın kaptanı Haluk Yıldırım haykırıyor; "Destek bekliyoruz. Sorunlarla uğraşıyoruz ve hala çözülmüş değiller!" Beşiktaş sanki köy takımı. Kaptanı televizyondan yardım diliyor. Bunu dert eden, buna isyan eden yok. Herkes elin portekizlisinin, futbolunu "parayla" satın alabileceğin değerine tapınma halinde. Bugün 8 milyon euroyu Inter kulübüne ödeyebilen her kulüp, maaşını da denkleştirirse Quaresma'yı transfer edebilir oysa ki. Quaresma'larla başarılı olunacak olsaydı bu sene Galatasaray Bursaspor'un arkasında kalmazdı. Senenin özeti budur, gözümüzün önünde ama biz yine de aynı numarayı afiyetle yiyiyoruz. Sonunda bizim de bir yıldızımız olacakmış. Hep söylüyorum ve söylemeye de devam edeceğim; Yıldız oyuncu isteyen şehrin karşı yakasındaki takımı tutabilir. Beşiktaş'ı Quaresma'lar tanımlamaz. Beşiktaş'ı kim tanımlar sorusuna da uygun cevabı kendiniz verin. En azından Beşiktaş tarihini okumuş olursunuz... Hentbol takımınun göğüs reklamına Forza Beşiktaş yazdıracaklarmış. Helal olsun, en azından iyi niyetli bir girişim. Benden de yönetime bir öneri; Hentbol takımının formasına Quaresma'nın resmini yerleştirsinler. Çok forma satarlar!

29 Yorum:

kingbettor dedi ki...

quaresma daki görüşlerinin çoğuna katılıyorum ama takımda o kadar yeteneksiz futbolcu var ki quaresma gibi yetenekli futbolcu görmek istiyor taraftar.Ama bencede quaresma tipinde oyuncular bizim takıma gitmez.Yazının özellikle şu cümlelerine katılmamak elde değil ''Yıldız oyuncu isteyen şehrin karşı yakasındaki takımı tutabilir. Beşiktaş'ı Quaresma'lar tanımlamaz.'' Beşiktaş'ı kim tanımlar sorusuna da uygun cevap bence gattuso gibi takımı için savaşan takımı için canını dişine takan futbolucu tipi tanımlar.Çünkü biz yıldız futbolcularla değil kanının son damlasına kadar savaşan futbolcuların yıldız yaptığı bir takımla başarıya ulaşırız.

07GENÇLİK dedi ki...

ah işte bu sadece göz boyama transferi olayları yakmıyor mu bizi kim izlemiş bu adamı hoca onay vermiş mi forvet olayı ne olacak bjk nin yada bir sürü kiralık yabancı ne olacak zaten +2 dolmuş durumda Türk futbolu böyle ilerlemez futbolumuz ancak bazı blog yazarları gibi yönlü düşünen akıllı insanlarla büyür gelişir.Gerçi yöneticilerinde kafası çalışıyorda biz zaten alışıgız zarar gösterip şirketleri büyütüp geliştirmeye acaba takımlarımıza yapılan da bu olmasın .başarılar

RuFF dedi ki...

Beşiktaş sona doğru yaklaşıyor yavaş yavaş.
Öyle bir zaman gelicekki Y.D ye oy atanlar kafalarını taşlara vuracaklar "Keşke Murat Aksu 'ya oy verseydik" diye

Jessie dedi ki...

@Ruff iyimser yaklaşmışsın. onların umurunda olduğunu sanmıyorum. gerçi sen benden daha içindesin, daha iyi bilirsin.

Pamukk dedi ki...

çok güzel yazmışsın eline sağlık.

bi tarafta haluk kaptanlar fedakarca didinerek çalışarak yarı finale çıkmış ama hala sorunları var

bi tarafta hentbol takımı

kimbilir bilmediğimiz daha başka hangi amatör şubemiz

futbol takımına aylardır para ödenmiyor verilen senetler
vsvs

varken ben quaresma ya da X bi isim transferine ssevinemem arkadaş. içim elvermez. böyle düşünenleri de çoğunlukta sanmıştım ama yanıldım.

sözleşme uzatmaya yanaşmayanlara gider yapmasıı biliyo ama yönetim. quaresmaya gelince para çöpten geliyo heralde.

ne desek boş.

küme düşelim dibi bulalım deyişim ondan. o zaman düşerler belki bu pislikler yakamızdan

Pamukk dedi ki...

işte bu yüzden yarın manisa maçına bi tarafım gitmek istemiyo
duymak istemiyorum quaresma tezahüratları

sozcelykk dedi ki...

quaresmaya aktarılmasa aynı para başka bir oyuncunun bonservis bedeline yahut nihat nobre bobo ernst ferrari nin yıllık ücretine gidecek

başlık ismi quaresma üzerine değil de beşiktaın yönetim anlayışı üzerine olsaymış daha iyi olurmuş

çünkü burdan quaresma ya art niyet varmış gibi gözüküyo

pas vermesi gerekirken şut çeken şut çeknmesi gerekirken pas veren bi oyuncu diye quaresmayı yermek manasız sonuçta şu anda ne pas verebilecek ne şut çekebilecek ne de orta yapabilecek bi oyuncumuz var

alper dedi ki...

nerden bakarsan bak elinde patlayacak bir yazı.gol atması gereken yerde (yıllık 2,5 milyon alıp) koca sezon yatan,gol atması gereken yerde orta sahada topu kaval kemiği ile istop edebilmek için kendi ile boğuşup şekilden şekile giren adamlar( nobre) ile kendini ve beşiktaşı tanımlayanların Quresma transferi veya onla ilgilenilmesi ile bile ufukları paramparça olur.Zira onlar için Beşiktaş semt takımıdır.biz manisalılar Beşiktaşı tutmasak bile olur onlar için.çünkü onlaırn kafasındaki beşiktaş tanımına uymayabiliriz.ve bunlaır yazanlar büyük düşünen ileri düşünen ismet sahibi insan olur bizler ise endüstriyel futbol köpeği.herhalde etrafında butik-forma satma espirisi çok tutmuş ve tutulmuş olacakki blogun üstüne yazının altına bu konu ile ilgili bir kaç şey eklemeden de yazı tamamlanmış olmuyor.sanki hentbolcünün hentbolü parayla değil başka bişeyle satın alınıyor.deniz baykal zihniyetinin tipik bir örneği benim olsun küçük olsun üzerine sadece ben laf söyleyim arzusu isteği.ulan bizim takımda öyle topçular var ki hepsi kalas ama çok yürekli adamlar deyip sahte orgazm peşinde koşmalar.gs liler cuma çıkışı cami önünd emendil açıp para toplamya çıktı bu kadar haber olmaıd yav bu ülkede.ne batması.beşiktaş batmaz.nobre ile yetinip boboyu satın quresmayı almayın diyen zihniyetle batar.bu takımın stoperi ferrari ise sol açığı quaresma olmalıdır.

bu satırların yazarı post yazarından quaresma gelirs ebne beşiktaşı bırakırım temalı bir yazıd abeklemektedir.nasılsa bırakıldığını ve dönüldüğünü görmeye alışmıştır.

Neo Wan dedi ki...

biraz ayran ve tahtırevan meselesi oldu bu iş

occasion dedi ki...

@alper e katıldığım noktalar var.

beşiktaş semtinin havasını bilmem, orda büyümedim, solumadım.ama beşiktaş jimnastik kulübünün aşığıyım. amerikadaki veya vandaki bjk li ile semttte oturan bjk li arasında bir fark yoktur, taraftarlık açısından.

bjk bu semt takıntılı kafalara kaldığı sürece ve de bizden de bir lyon olsun bir porto olsun diye öykündüğü sürece asla araftan kurtulamaz. ne başarılı olur ne de değerler dediğimiz ilkelere sadık kalarak dik durabilir.

bu lokal düşüncelerden kurtulmak lazım. bana göre yd de lokal düşüneceli, taklitçi öykünen bir başkandır. fb ye öykünür mesela. ama lyon porto olalım arsenal olalım demek de öykünmektir hatta olmayacağını bile bile ütopik hayaller kurmaktır.

burası türkiye, takım da beşiktaş. yeryüzünün her yerinde taraftarı var.

yıldız oyuncu düşmanlığı apaçık bjk düşmanlığıdır. vasatlardan bıktık. 100. yılda şampiyon olurken, mansızın, giuntinin, zagonun, nouma nın formalarını giyip tur atanlar, şimdi yıldız düşmanı kesildiler.

hep milne dönemi örnek veirlir. ama o zaman yıldızımız yoktur denilir. onlar geride kaldı. seksenlerle doksanlarla avunarak yaşnamaz. kaldı ki yerli o zamanın yerli oyuncuları yıldızdı. diğer iki takımın oyuncularının üstündeydi. bir ara milli takım defansının recep-gökhan-alpay-mutlu dan kurulduğunu hatırlarım.

her neyse. pragmatik düşünmek gerekir. gs başarılı olmuştur avrupada. hagi ile popescu ve taffarel ile. fb şl de çeyrek final oynarken kadrosu çok iyiydi. ama bize hep vasatları layık görürler. klestov,ohen, neyine yetmez senin tabi. sonra da elenirsin sıradan bir ukrayana takımına.

yıldız oyuncu gelmelidir bjk ye. yerliler de yıldız olmalıdır.
bjk beşiktaş semtinden ibaret değildir. yeryüzünün takımıdır.

yuki the zorba dedi ki...

Jessie, semtçi olmusun sen! Saskinliktan kafam durdu, niye yazmadin bi yerlere semtçi oldum diye...

sozcelykk dedi ki...

jessie guzmanovic ernst ferrari ve A2 ile beşiktaşı şampiyon yapacak

ama batuhanı nasıl adam eder onu bilemiyorum :)

Mutlu dedi ki...

benim yazıdan anladığım yıldız oyuncuya karşı olunduğu değil, takımın ana direğinin mücadele tabanlı, altyapını yemiş, hırslı oyunculardan kurulu olması gerektiği.

takımda yıldız oyuncular elbet olacaktır, ancak takımın kimliği yıldız oyuncular değildir. Semt vurgusu değil ki bu, lokal düşünmek te değil. Büyüme isteği içinde, kötü birer Fenerbahçe - Galatasaray kopyası olmak istememek. Adamlar en azından yıllardır böyle. Bizim dayanağımız farklı olmalı ki varolabilelim.

Öte yandan maaşlar ödenmezken kısmında Erdoğan Demirören in sözleri aklıma geldi: binlerce sporcuyu besliyor benim oğlum. Padişahım çok yaşa.

ian dedi ki...

son haftalarda arkadaş ortamında olsun, internet ortamında olsun beşiktaş konuşulan her yerde futbol takımının bu yazı transfer yapmadan geçirmesi gerektiğini savundum. benimle aynı fikirde olan insan sayısı bir elin parmakları kadar olmamıştır.

taraftarın genelinde bir beklenti var. saygı duyarım fikirlerine ama bence boş beklentiler.

yap stadını, borçlarını erit, yabancıların kontratları bitsin, emektarlara jübile yap, sonra yine yap transferini.

neyse burada hepimiz aynı gemideyiz. kötümser hava yaratmayı da sevmiyorum. sonumuz hayrola.

bu arada jessie, ben yazılarını takip ediyorum. bence beşiktaş'ın ne yapması gerektiğine dair de fikir ortaya koymak gerek. şu aşamada ne yapılırsa yapılsın eleştirecekmiş gibi bir havan var bence.

daha geçenlerde "beşiktaş bu sene revizyon yapmalıdır" tarzı bir yorumunu okumuştum. revizyon parayla oluyor malumun, altyapıya da pek sıcak bakmıyorsun sanırım. nasıl olcek bu işler?

Jessie dedi ki...

Besiktas'in ilk hedefi kulup catisi aldinda olanz tum
personelin maaslarini alabilmesini saglsmaktir. Once bu gerceklessin, sonra holosko gider quaresma gelir onu konusuruz. Haluk tv'de haykirirken quaresma hayali kurmak bana igrenc geluyor. Ise yaramayan adamlarin elden cikarilmasi da bir yapilanmadir. Necip, ismail, ridvan'in kazanilmasi illa altyapici olmayi gerektirmez. Bu adamlar onlarin yerine oynayanlar kadar iyi futbolcular gun itibariyle. Bahsettigim. Rustuyu yollayip korcan'i, bobo'yu yollayip ali kucik'i oynatmak degil.

ian dedi ki...

söylediklerine katılıyorum. yaptığın revizyon tanımı şimdi daha iyi oturdu kafamda. ben gidenler-gelenler yapısında bir revizyon istediğini düşünmüştüm, yanılmışım.

"işe yaramayan" oyuncuları göndermek makul bir çözüm olabilir, ancak tazminatlar falan derken bir miktar zarar da olacaktır. ben kontratlarını tamamlamalarını tercih ederim. o oyuncuları para ile satabileceğimizi düşünmüyorum. örnek veriyim; nobre.

işe yarayıp yaramama ölçümünü yaparken dakika, istatistik, oyuna katkı vesaire şeylere bakmak lazım. kişisel beğenilere göre değil bence.

ismail ve rıdvan zaten transfer edilen oyuncular. para verildi bu oyunculara. necip ile aynı kategoride değerlendirmemek gerek. "altyapıcı" başka şey, "genç oyuncu manyaklığı" başka şey. bu üç oyuncu elbette ki kazanılmalı. burası kesin.

neyse, yazının ilk hedefi, kulubün çalışanlarının maaşlarını alması imiş. o konuda beşiktaş'ı seven mantıklı insanların çoğu hemfikirdir zaten.

ben sonuç olarak; eldeki en büyük gider kalemi olan futbol takımına yeni harcama yapmama; gerekirse mevcut harcamaları kısma (işe yaramayanlar), ve kaynakları kulubün borçlarını ve yükümlülüklerini yerine getirmede kullanma fikrine vardım. umarım doğru anlamışımdır.

he bi de ben ali kuçik'i koyarım bobo'nun yanına, yarın mesela.

Jessie dedi ki...

koyulur elbet. iddiasız maç netcede.

ama ankaragücü deplasmanında necip'in skandal oyununu da kabullenmek gerek.

ben kabullenirim ama taraftar kabullenmiyor maalesef.

bi gün önce necip diyenler ertesi gün küfrediyor.

necip uysal beşiktaş'ta "futbolcu" olacak ise seneye - bu yerli kıtlığında- 11'de olmalı. o zaman ernst yada fink'ten birinden feragat gerekecek.

yok fink ernst kontratlarını beşiktaş'ta tamamlayacaksa necip diye de bir futbolcu olmayacak.

bunun tercihini yapmak lazım.

ben iki tercihe de saygılıyım. yeter ki tutarlı olunsun.

gnyz dedi ki...

İşine gelmeyen iki tane soru sorulduğunda "biz çarşıyı internette kurmadık vay şöyle vay böyle kapatırız kapatacağız" de ondan sonra Hentbol takımına forzabeşiktaşı sponsor yapmaya kalk

Bir taraftan paraları ödenmediği için Hentbol takımına sponsor olmaya kalk ama diğer taraftanda Querasma Querasma diye kıçını yırt. Ne güzel Beşiktaş be

Benimde önerim Manisa maçında sabote etmeyin Quresma'yı alalım diye bağırılsın tam olsun.

ian dedi ki...

jessie bir gün önce necip diyip ertesi gün küfür eden "gerçek bir insan" yoktur bence. internetteki genel yorumlardan bahsediyorsun sanırım. iyi oynayınca seveni konuşur, kötü oynayınca sevmeyeni. bunlar aynı insanlar, aynı zihniyetler değiller.

he ama taraftar içinde çok sabırsız, takıma zarar veren ufak da olsa bir kitle var. özellikle inönü stadını bilenler için söylüyorum :), karşı kapalı tribünler önündeki sıra mesela. ibrahim üzülmez'e sormak lazım.

ernst, fink ve necip birlikte de oynar. 50'ye yakın maç oluyor sezonda. kupada neciple gidersin mesela. verimli bir rotasyon yaparsın, hepsinden de faydalanılabilir.

görkem dedi ki...

öncelikle y.d.den zerre haz etmediğimi söylerek başlıyayım ancak şu postu okuduktan sonra ciddi tutarsızlıklar var söylemeden geçemem.
1.her derbiden sonra beşiktaşta oyunu domine edecek adam eksikliği olduğu onun için de oyunu hep geride kabul ettiğimiz söylendi.bunun ise karşı takımda alex,arda,lincoln gibi yaratıcı oyuncular,bizde ise daha düz oyuncular olmasından kaynaklandığı söylenmişti,hatta bunun bizzat jessie tarafından söylendiğini hatırlıyorum. bu durumdan artık sıkıldığını da dile getirmişti.ee şimdi beşiktaşın yıllardır ihtiyacı olan bölgeye ciddi yaratıcılık getirecek bi oyuncuya karşı çıkılıyor..
2.hentbol takımının maaşlarının ödenmediği söyleniyor ;ama takımın en önemli gelir kalemlerinden biri olan sponsorluk gelirlerine 'yok biz emperyalist düzenin takımı değiliz,halk takımıyız'bilmem ne diyerek karşı çıkılıyor . aynı zamanda fener ve galatasarayın aldığı 5m euroya yakın gelirden vazgeçilecek fakat aynı beşiktaş bunlarla başa baş mücadele edecek ve mümkünse üstün bi oyunla galip gelecek,hepsini bir arada istiyoruz biz.

oldu.

Jessie dedi ki...

her şeyin bir önem derecesi var.

beşiktaş'ın quaresma eksikliği yok demiyorum, bal gibi var. holosko gitmeli, quaresma gelmeli.

ama bundan daha önemli şeyler var.

o da mevcut kulüp personelinin paralarını alabilmeleri. beşiktaş kulübü sadece sporculardan oluşmuyor.

o sporcuların 100'de 1'i kadar maaş alan insanlar var ve onlar bile paralarını alamıyorlar.

olayın futbol yönü başka ekonomik yönü başka.

quaresma'yı alıp bir atılım yapabilirsiniz. tamam bu bir planlama işidir.

ama o duyarlılığı diğer sporcular için de görmek isteriz.

quaresma'yı almayı planlasınlar, bi yandan da haluk yıldırım'ın parasını nasıl vereceklerini planlasınlar.

siz şimdi haluk yıldırım olun. beşiktaş kulübü basketbol branşının tüm çarpık yapısının problemlerini sırtlanmış olun ve televizyonu açık quaresma görün. interneti açın Q7 yazılarını görün.

incinmez misiniz?

benim için haluk yıldırım ricardo quaresma'dan daha önemlidir.

dahası quaresma değil, messi'yi alacak olsalar fikrim değişmez.

beşiktaş sportif olarak atılım yapmalı. ama önceliği bu değil.

lakerda dedi ki...

yahu geçen sene mehmet topuz haberi ilk çıktığında dememişmiydik 5 milyon euro türkiye şartlarında iyi filan hem de yerli oyuncu eksiğimizi kapatır. Olmadı, sonra Ferrari gelince iyi transfer dedik ama 4.5 milyon euro bonservisine bakmadık. Mehmet Demirkol çıktı ordan bu adama bu kadar para verilir mi zapo, zan gönderilip ne farkı var bunlardan dedi biz de kızdık.

Bunları niye diyorum, geçen sene bu hareketleri göz ardı edip bu sene tarihinin en önemli transerlerinden birini yapma aşamasında karşı çıkmak sebepsiz muhalefet yapmaya benziyor. Geçen sene herkesin parası ödeniyordu mali tablo süperdi de bu sene mi kötüleşti durum? (Tabata,Nihat'ın parası eleştirilmesini saymıyorum bunları savunan adam yoktur heralde yeryüzünde.)

Kaldı ki ben Jessie'nin nobre'nin imza parasını eleştirdiğini hatırlamıyorum. Nobre üzerinden vurmak istemiyorum, ama bizim oyuncumuza bonservis parası vermek gibi tarihe geçecek bir olay var. Ki bonservisi 2.5 milyon euro eder mi o da ayrı bir konu. Adam Keita'yı, Elano'yu alıyor sen Tabata'yı alıyorsun,Holosko ile oynuyorsun dediğini hatırlarım. Ben de katılıyorum. Ama şimdi Quaresma'nın demode oyuncu olduğunu Keita örneğiyle açıklıyorsun. Quaresma Gs'ye gitse sen x'i alıyosun adam quaresma'yı alıyor mu diyeceksin merak ediyorum. Bobo-Baros karşılaştırılması yapıyor güzel. E tamam da Baros çapında adam ne kadar parayla oynuyor yıllık ne kadar alıyor gsde bunun hesabını yapmıyor. 4.5 milyon euroya geldi çok para değil deme lütfen? Ben de bu para alacaklılara verilsin derim bu mantıkla.

Başarılı olur olmaz, Quaresma'nın gelme ihtimali büyük bir olaydır, küçümsemeyelim. Butik mantığı ne diyorsanız diyin bu krizdeki,düşüşteki bir takım için önemli bir fırsattır. Piyasası vardır, zarar edilse bile nihat'ın yıllık ücretini aşmaz bu zarar. Sadece ekonomik olarak getirisinin yüksek olduğunu düşündüğümden bu riske girerim. Muhtemelen bu transer sponsor aracılığıyla olacaktır zaten. Madem avrupaya bile gidemicek durumda, oyuncularının parasını ödeyemeyen bir kulüp yöneticisi 3 haftadır italyada bulunmaz heralde. Ayrıca şu yıldız muhabbetinin bir şekilde bitmesini sağlayacaktır. Bu da başka bir şeydir.

lakerda dedi ki...

Jessie'nin son yazdığını görmedim, bir çok eleştirimi geri almak durumundayım.

Basketbolun kaderi budur malesef. Necip atıyorum aylık 3000 tl alırken ernst 30000 tl alır. Olay buna benzer,sistematik bir sorundur. Quaresma gelsin gelmesin futbol dışındaki sporlara gösterilen yaklaşım değişmez. Ha gerçekten tercihten öte basketbolculara para ödeyemeyecek kadar kötü durumdaysak dediğim gibi ya sponsorla quaresma alınır ya da bonservisi elinde olan biri gelir. Sözün özü, bence quaresma ile basketbolculara ödenecek para arasında bir bağ yoktur.

Jessie dedi ki...

peki net soru

sizce quaresma 34 lig maçının 28-29'unda oynayacak ve bunun 20'sinde takımının en faydalı oyuncusu olacak kapasitede bir oyuncu mudur?

bence bu adam öyle bir adam da değil.

bu adam keyif adamı.

bu adam beşiktaş 4 hafta kötü gitsin, jo örneğinde olduğu gibi alemci & ehli keyif diye ıslıklanacaktır.

buraya yazdım.

keşke beşiktaş'a alex benzeri bir katkı yapacak olsa.

kadrodaki 25 oyuncudan kalite olarak üstündür. hiç şüphesiz.

peki bizim saha sonuçlarımıza katkıda bulunacak efektiflikte midir?

quaresma çok tehlikeli bir oyuncu. hem rakip için hem bizim için.

dakika 80.

skor 0-0

sol taraftan sol bacağının arkasından sağ ayağıyla orta yapıp ortası bobo'yu bulmadığında edilecek küfürleri, yumruklanacak duvarları duyabiliyorum.

o mental yapısı var mı?
beşiktaş'ı ciddiye alır mı?

ben kuşkuluyum.

Jessie dedi ki...

keita mı quaresma'mı dersen biraz düşünürüm. ama araya holosko'yu katarsan onu serdar özkan'la mukayese edebilirim ancak.

Jessie dedi ki...

ayrıca basketbolculara para ödeyemeyecek durumda olduğumuz eksik bilgi.

tüm kulüp personeli maddi sıkıntı içerisinde. hem medyadan okuyoruz hem arkadaşlarımız var hem de oyuncuların kendileri söylüyor zaten.

quaresma transferi eğer denizli istiyorsa yapılır. ama ben taraftarı anlamıyorum.

q7 falan... herkes kulübün tüm yapısal problemlerini unuttu quaresma gelecek dertler bitecek moduna girdi.

bu adamlar hakkaten yarın büyük başkan tezahüratı da yaparlar. asıl o içimi acıtıyor.

sozcelykk dedi ki...

kulübün tüm problerini sineye çekmek gibi bir niyeti olan var mı bilmiyorum varsa da yazıklar olsun en az burak hoca kadar haluk yıldırım kadar ben de üzülüyorum ama quaresma transferini direk buraya bağlamak da artniyetli bir yaklaşım gibi geldi bana , zaten ödenen para sponsorlar yardımıyla karşılanacak sırf quaresma tranaferi için araya aktarılacak para yardımıyla yani o parayı biz alalım basketçilerimize verelim önce onlar paralarını alsın demek gibi bi durumumuz söz konusu değil bildiğim kadarıyla.

hakan aksoy un dediği gibi quaresma benim de uykularımı kaçırıyor , dakika 90 da sağ açıktan kopup bize attığı golü de hala dün gibi hatırlıyorum portekizde ali tandoğanın asistini önüne alıp sağ köşeye plaseleyişini de el cezireden izlediğim portekiz ligi maçlarını da

yani 30 maçın kaçında yararlı olacağını kestirmek çok güç çünkü beşiktaş ne bir chelsea ne bir inter ne de bir barca , biz bi karşılaştırma yapacaksak ya lizbon ya da portoyla karşılaştırma yapmalıyız

nobreler tabatalar nihatlar yapamayacağına quaresma yapamasın daha mı kötü ?

serdar özkan penaltı noktası üzerinden topu dışarı nişanlıyor kahroluyoruz serdar özkanın yerinde quaresma olsa ne kaybederiz ?

ben bu adamı izlediğimde sadece ''futbol'' olarak kaybedeceklerimizden çok kazanacaklarımızı görüyorum

Jessie dedi ki...

@sozcelykk yanlış anlama yeni bi post attım. senin yazını şimdi okudum. sanki senin yazın üzerine yazılmış gibi algılanabilir. öyle bir şey yok.

canımı sıkmak için iyi bi yöntem buldum. haber1903'teki haberleri ve haber yorumlarını okuyorum. yetiyor 3 dakika göz gezdirmek.

admin Q7'den haber veeeeer!!!1

barış dedi ki...

galatasarayın şampyion olamamasının sebebi quaresmalar değil ki. takımın yıldız addedilen futbolcularından sadece elano-jo nun kötü performans gösterdiğini söyleyebiliriz. ki elanonun sorunu da bambaşkaydı. quaresmaya benzettiğniz keita mesela çok sorunlu yanları olsa da toplamda yararlı bir adamdır ve her daim takımda olmasını isteyeceğim bir adamdır. yetenekleri boyutunda top oynamıyor ama iyidir yine de. galatasarayın bşarısızlığının tek sebebi ise uyumsuzluk-kötü yönetimdir, hepsi bu. sistem hocası değil de daum-lucescu gibi sonuç odaklı adamlar olsaydı daha başarılı bir sezon geçirirdik o kesin.

Yorum Gönder

Ara