.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Murat Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murat Aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Şubat 2010 Pazartesi

Aksu Nerede Kaybetti?

Gelin öncelikle işin matematiğine bakalım; Yıldırım Demirören: 4506 Murat Aksu: 2837 Oy Kullanma Hakkı Olan Kongre Üyesi Sayısı: 12800 Kullanılan Oy Sayısı: 7500 Kullanılmayan Oy Sayısı: 5300 Kullanılmayan oy sahipleri kendi aralarında bir aday çıkarsalar kazanacak çoğunluktalar. 2000 TL ödüyorsunuz, aidatlarınızı yatırıyorsunuz ve oy vermeye gelmiyorsunuz. Bu kulüp için fikir yürüten her insanın ilk odaklanması gereken nokta burasıdır. Levent Erdoğan'ın söylediğine göre derneklerin çok büyük kısmı kongreye katıldılar. Öyleyse 5300 rakamı içerisinde dernekler bulunmamakta. Bunu not edelim. Seçim sonuçları taraftar için hiç şüphesiz hayal kırıklığıdır. Lakin Murat Aksu için çok ciddi bir yenilgidir. Bunu sadece kongre yapısıyla açıklayamayız. Murat Aksu Başarısız Bir Seçim Süreci Geçirmiştir! Kendisini desteklemek isteyen kitleleri de hayal kırıklığına uğratmıştır. Muhalif olan, muhalefet yapan kişinin bir derdi vardır. Söyleyecek sözü vardır. Susarak, zamana bırakarak, oluruna bırakarak muhalefet yapılmaz. Soruyorum! Murat Aksu neden Ntvspor'a çıkmamıştır? Yıldırım Demirören'in çıkmama kararı anlaşılabilir ancak Aksu'nun çıkmamasının hiç bir mantıklı sebebi olamaz. Murat Aksu neden seçim konuşması yapmayı tercih etmemiştir? Yoksa Murat Aksu seçime kısa süre kala "kazanmamak" üzerine mi oynamıştır? Bu işin içinde bizim bilemediğimiz bir şeyler mi vardır? Yoksa biz başından beri tek adaylı bir seçim süreci mi yaşadık?
---
Şimdi size soruyorum; Yıldırım Demirören'in karşısına çıkmış bir başkan adayı olun. Yıldırım Demirören'in temel stratejisi kongre üyelerini onore edecek şekilde kurgulanmış olsun. Yıldırım Demirören'in taraftarlara yönelik tek bir hamlesi olmuş mudur? Bunun karşısında sizin sözünüz ne olurdu? Şüphesiz Aksu'nun stratejisini izlemezdiniz. Kongre üyelerinin sayısını artıracağım diyerek mevcut kongreden oy bekleyen zihniyet maalesef dünyanın her yerinde kaybetmeye mahkumdur (bkz. yazının sonu). Bir seçime giriyorsanız o seçimin şartlarına uyarsınız. Eğer kongre yapısı bozuk ise o mücadeleyi kongrede vermezsiniz. Nasıl Yıldırım Demirören taraftara karşı aday olmuşsa Aksu da kongreye karşı aday olmuştur. Yıldırım Demirören Beşiktaş'ın sahipleri olarak kongre üyelerini gösterirken, Aksu taraftarı göstermiştir. Lakin oyu taraftar vermemiştir ki? Dünyanın hiç bir yerinde gücü elinde bulunduran kitleler o gücü paylaşmak istemez. Kongre üyelik ücretlerinin aşağıya çekileceğini beyan eden zihniyet mevcut kongre şartlarında kaybetmeye mahkumdur. Bunu planlayamayan zihniyetin Beşiktaş'ı nasıl yöneteceği de soru işaretidir. Ben kişisel olarak Yıldırım Demirören'e değil, Murat Aksu'ya kızgınım. Bu şekilde bir strateji izleyip kazanması mümkün değildi ve stratejisinin sonucunu da adil şekilde aldı. Bugün "satılmış kongre üyeleri" diyecek idiyseniz, İbrahim Altınsay gibi o kongreye girmeyecektiniz. Çözümü başka mecralarda arayacaktınız. Çıkacaktınız, her şeyi bir bir açıklayacaktınız. Şu dernek 3 ay önce bunu demişti, şimdi bunu diyor diyecektiniz. Siz televizyona bile doğru dürüst çıkmadınız.
---
Bugün dünya üzerinde Beşiktaş başkanlık seçiminin bu şekilde sonuçlanacağı tek yer Akatlar Spor Salonuydu... Şans bu ya, kongre de orada yapılmıştı...
29 Ocak 2010 Cuma

İki Resim Arasındaki Bir Fark

Sahne I:
Genelde Orhan Yıldırım'ın yazılarını ciddiye almam, zira kendisi ya masa başında sallıyordur, ya da "emir büyük yerden geldiği" için ısmarlama bir şeyler yazmıştır. Bu da zannımca ısmarlama yazı kategorisine girer. Kendisi Serdar Adalı ile görüşmüş (görüşmüş derken, Orhan Yıldırım'a diğer Yıldırım'dan talimat gelmiştir "bu minvalde bir şeyler yaz" diye.), yeni yönetimin güçlü ismi şunları söylemiş:
“Messi’yse Messi, Ronaldo’ysa Ronaldo... Maliyeti önemli değil. Tabii ki bu oyuncular olmayabilir ama tüm dünyada yankı uyandıracak iki dünya yıldızı alacağız. Bizim için maliyet artık sorun olmayacak. Taraftarımızın bu yönde rahatsızlığı var. Rakiplerimiz iyi oyuncular alıyor. Ama biz onlardan çok daha üstün iki transfer yapacağız. Taraftarımız ile kulüp arasındaki soğukluğu noktalayacağız. Tribünlerimiz takımıyla gurur duyacak.
Aksu'nun yönetim listesinde bulunan, Microsoft genel müdürlüğü de yapmış Emre Berkin ile bir röportaj yapılıyor. Kendisi diyor ki:
"Ben iyi bir futbol seyircisiyim ve iyi bir taraftarım. Ama benim çok iyi transfer yapacağımı söylemem, atmasyon bir beyanat olur. Bizim yapacağımız profesyonel bir yapı getirip, bir transfer komitesi kurup, sorumluluk ve belli bir bütçe verip, bu bütçe içerisinde operasyonu sürdürmektir. Anlık kararlarla transfer yapılmamalı. Herkes yanlış yapabilir ama bariz yanlış yapılmamalı. Mesela Tabata transferi ağızlara sakız oldu. Bu, onun için de kötü. Çünkü 8 milyon Euro onun cebine de gitmiyor. Bunun yanlış olduğunu anlamak için futbol ilahı olmaya gerek yok."
************************************************************************************
Oy vereceğiniz anlayışı siz seçiniz, ben karışmam, benim işim bildirmek. Elçiye zeval olmaz.

Soru Sormak

Bu çok önemli olmasına karşın çoğunlukla imtina ettiğimiz bir eylem. Çünkü hepimiz herşeyi biliyoruz. Hatta o konu hakkında hiçbir şey okumamışsak, daha da çok biliyoruz. Mesela güvendiğimiz gazeteci bir laf ediyor, bizi manipüle ediyor, iki dakika Google kullansak bulacağız ama, gerek yok, zaten bizim düşüncemize yakın bir şey demiş, o zaman kesin doğruyu söylüyordur. Bir siyasetçi bir şey demiş, o zaman kesin doğrudur, adam gibi adam zaten. (Bu lafın getirdiklerine hiç girmiyorum zaten.) Bir işadamı bir şey demiş, bir hukukçu, bunlar kesin otorite; söylediklerinde en temel mantık hatası olsa bile "Onlar kadar mı bileceksin?"
Bu bakış açısının tıkandığı iki nokta oluyor. Birincisi, iki otorite (mesela iki hukukçu) aynı konu hakkında farklı şeyler diyebilir. Bu durumda insan "sevdiğinden" taraf tutuyor. İkincisi de, dünyanın gelişiminin fikrisabitlikle ve de tartışmasız biat duygusuyla sağlanmayacağı. En basitinden, dünya hala düzdü böyle olsaydı.
Fazla dağıtmak istemiyorum konuyu, diyeceğim net. Birisi size bir şey söylüyorsa, lütfen, hemen üzerine atlamayın. Birazcık teknolojinin bilgiye ulaşılabilirliğinden yararlanın. Mesela biri "Kulübün borcu X lira" demişse, bunun sağlamasını başka birinden yapmayın; açın mali tablolar orada, bakın. "X de zamanında bunu bunu demişti" derlerse, gidin, Milliyet'in 50 yıllık arşivi açık, Google nerelere gidiyor, girin iki tane anahtar kelime, bakın.
Şu kongre öncesi, lütfen, ama lütfen, "Aksu zaten şeriatçıymış", "Demirören zaten tüpçü" deyip de sıyrılmayın içinden. Sorun, bu kulüp son 6 yılda nasıl yönetildi? Sorun, kulübün özkaynakları 45 milyondan nasıl -15 milyona indi? Sorun, kulübün finansal kötülüğünü düzeltecek hamleleri kim vaat ediyor? Sorun, şimdiye kadar vaat edilenlerin yüzde kaçı gerçekleşmiş? Sorun, kulübün borcunun hızlı artışının sebebi ne? Sorun, gelirlerin geleceği nasıl gözüküyor? Belki nefretiniz ve önyargılarınız sizi doğru karara yöneltebilir, ama siz gene de doğru soruları bir sorun.
Oyunuzu atmadan önce "Abi bunun hakkında bunu dediler diye bu oyu kullanıyorum, ama bir bakmadım lan doğru muydu acaba?" deyiverin. Bunu şu -umarım- sevdiğiniz kulübünüz için bir kez yapın. Başka da isteğim yok sizden.
26 Ocak 2010 Salı

Yazacak Bir Şey Yok...

Bir süredir içimden yazmak gelmiyor arkadaşlar. Yazmayı bırak okuyamıyorum bile Beşiktaş'la ilgili hiçbir şeyi. Dünyanın en yaratıcı taraftar kitlelerinden birine sahip bir kulübün yönetimi paralar ve kulislerden başka hiçbir şeyle alakası olmayan insanlarla kuşatılmış. Bir gün bir yönetime saydıran adamlar ertesi gün yönetime destek veriyorlar. Bir ay kadar önce gideceğinden emin olduğum yönetimin gideceğinden artık emin değilim, bu tabanı belli olmayan, bulunduğu kabın şeklini alan insanlar yüzünden. Hafta sonunu bekliyorum. Kongreden çıkacak sonucu bekliyorum. Olur da Yıldırım Demirören seçilirse nasıl olacak, yazacak ne bulacağım, geleceğe dair ne umut besleyeceğim bilemiyorum. Korkarım heyecan namına hiçbir şey kalmayacak bende... Bu soğuk ortamda Konya Şeker maçına gidip de " Yıldırım gidince / dertler bitecek / her yer inleyecek / 'Kurtulduk' diye " diye bağıran güzel insanlara çok teşekkür ediyorum. 22 bin kongre üyesinden en az 11 bin'inin Yıldırım Demirören, Levent Erdoğan, Metin Keçeli gibi olmamasını diliyorum. Bir şeyi merak ediyorum sadece. Başkanlığın getirisi nedir de insan kendisine edilen küfürlere, bunca sinir ve strese rağmen o koltukta oturmaya bu kadar meraklı olur? Ola ki seçildin, son 4-5 ay gibi 3 yıl daha nasıl geçer? Neyse, bu soruların cevabını almamaya razıyım. Sen yeter ki git de.

Murat Aksu Adaylığını Açıkladı

http://www.ntvmsnbc.com/id/25010571/ Bu sanırım Hikmet Çetin'in de aday olmayacağını gösteriyor. Çünkü Murat Aksu onun yanında yer alacağını söylemişti. Bunun yanında, Çetin'in adaylığında da bağımsız olarak, Metin Keçeli; 'yakın bir zamanda Rahmi Koç-Seba görüşmesi yapılacak, Murat Aksu onu beklesin, ordan çıkacak karar önemlidir' demişti. Belli ki Aksu bunu beklemedi. Peki Seba-Koç görüşmesinden yeni ve sürpriz bir aday çıkarsa Demirören'e karşı bölünmüş iki aday mı çıkacak? İbretlik bir görüntü olur. Veya seçime yakın bir zaman kala bu iki aday listelerini tek bir isimde birleştirerek daha da güçlü girebilir seçime, hatta bu planlanmış bile olabilir. Son ihtimal de onursal başkanın Aksu'yu desteklemesi. (ps. desteklemek demişken, Levent Erdoğan'ın şu kongrede desteği kazanılması gereken ilk isim olması ne ilginç değil mi? Kolay mı başkana dümdüz gidip yönetimde kalmak.. gözünü sevdiğim dernekleri) Sonuçta, Murat Aksu ilk ve şimdilik tek adayımız. Hayırlısı olsun.

Ara