.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

eksibesiktas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eksibesiktas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Eylül 2016 Perşembe

EkSi Besiktas Transferlere Nasil Bakiyor ?

Milli takim arasini blog olarak iyi degerlendirmeyi basardik ve yaptigimiz anket ile transferin nabizini tuttuk . Sira aslinda cok enteresan cikarimlar yapabilecegimiz sonuclari gormeye geldi . Lafi fazla uzatmadan sizi sonuclar kismina alalim :

1.Transferlerden Memnun muyuz ?

Bu soruyu 232 katilimcinin 223'u yanitlamis .Anladigim kadariyla cekimser arkadaslar var . Zoraki olarak Evet veya Hayir isaretlemis arkadalar da olabilir bu baglamda gecerliligi tartismali da olsa Evet diyenlerin buyuk bir ustunlugu oldugundan oturu genel olarak memnuniyetimizi dile getirmek icin yeterli done var .

2.Yanlis Transfer Olduguna Inandiginiz Bir Oyuncu Var mi ?

Bu soru ilginc bir sekilde sadece 107 kisi tarafindan yanitlanmis . Bu da cogunlugumuzun yanlis oyuncu transferi olmadigina inandigini gosteriyor . Bununla birlikte oy veren 107 kisinin listesinde en cok adi bulunan isim 45 ile Vincent Aboubakar . Muhtemelen Gaziantep macinda attigi gol fikirleri etkilemis zira bu oylarin cogu anketi baslattigimiz gun gelmisti .

3.Fikret Orman'in Imza Toreninde Yaptigi Aciklamalardan Tatmin Oldunuz mu ?

Bir baska ilginc sonuc bu sorudan cikmis . Cevap veren 220 kisinin %65'i aciklamalardan memnun . Aciklamalarin en dikkat cekici yani kuskusuz neden stoper alamadik ve Aboubakar'in bonservisi ile transfer edilmesi basliklariydi ki bu basliklar ayni zamanda anketin yorum bolumunde en cok tartisilan konulardi . Bu sonucun cikmis olmasi tartismanin taraflari disinda cogunlugun stoper olayini anlamlandiramadigini fakat kabul ettigini , Aboubakar transferinde ise bekleyip gormeyi tercih ettigini varsayiyorum.


4.Takimin Gecen Seneye Gore Uzerine Koydugunu Dusunuyor muyuz ?

Ilginc sonuclar devam ediyor . 229 kisinin cevap verdigi bu soruda %71 gibi ezici bir oranla cogunlugumuz takimin gecen seneye gore daha iyi oldugunu dusunuyor . Buna ragmen gecen sene 75 gol atan takimin daha fazla ataip atamayacagi uzerine yogun bir tartisma dondu . Daha iyi bir takim olmak elbette daha fazla gol atmak icin direkt oalrak olcu olmayabilir lakin benim bakis acima gore takimdaki gelisim gol adedini rahatlikla arttirabilecek kalibrede.


5.Sizce hangi bolgeye kesinlikle oyuncu alinmaliydi ?


Bu soru dogal olarak en az surprize acik olan soruydu . Kaleci ve Stoper secenekleri en fazla isaretlenen secenekler olsa da %62.5 lik ezici oraniyla Stoper transferi hepimizin ana beklentisiymis . Diger sonuclarla birlikte yorumlandiginda , cok da ihtiyacimiz yok ama olsa iyi olurdu gibi bir sonuc cikartilabilir belki de tamamen benim uydurmasyon yorumum da olabilir , bu konuda degerlendirmeyi size birakiyorum .

6.Ekonomik Olarak Basarili Bir Is Cikarildigini Dusunuyor muyuz ?


FFP acisindan en kritik sezonumuzu gecirdigimiz bu donemde takimin kilit olarak nitelenebilecek 3 oyuncusu takimdan ayrilmisken tarftari memnun edebilecek kadar iyi transferler yapip uzerine kasaya ekstra para koydugunuz zaman bu sorunun cevabinin hayir olmasi zaten dusunulemezdi .



7.Sizce Uefa Listesi Disinda Kalmasi Gereken Isimler Kimlerdi ? 


Bu konuda da Senol Hoca ile tamamen ayni fikirde olmamiz  hocnain taraftar nezdindeki kredisi acisindan da onemli . 


8.Sizce Besiktas'in Kadrosu CL grubundan cikmaya yeterli mi 


Bir baska surpriz sonuc bu sorudan cikmis . Cevap veren 227 kisinin %63.4'u gruptan cikabilecek kadar guclu bir kadromuz oldugunu dusunuyor . 5. soruda vardigim yarginin temel sebebi aslinda bu sorudan cikan yanitlardi . Mevcut stoper 4'lusunun CL grubundan bizi cikarabilecek olduguna inaniyorsak stoperlerin yetersizliginin buyuk bir engel olmadigini dusunuyoruz demektir. Optimistlik iyidir .


8.Gidenlerden En Cok Kimi Arariz 


Bu soruya gelen cevaplar , 2. soru ile ortusuyor . Cogunlukla ozleyecegimiz isim %77.2 lik oy oraniyla Gomez olarak belirlenmis . Bu bagladam takimin digre bolgelerindeki deger artisinin bu eksikligi giderecegi fikri hakim gibi gorunse de ozellikle liderlik ozelligi ve winner karakteri sebebiyle Gomez'in yerini doldurmanin zor olacagini dusunenlere hak vermemek elde degil .


9.Besiktas'in Transferlerde Gec Kalmasinin Sebebi Sizce Nedir 
En basa bas sonuclarin ciktigi soru bu olmus . FFP ve Gomez&Sosa siklarini sadece 1 oy ayiririyor . Takipcilerimiz  Gomez&Sosa'nin beklenmesinin hem kalip kalmamalari acisindan hem de bu oyunculardan gelecek bonservis bedellerinin onumuze yeni secenekler koymasi ve hareket alani acmasi bakimindan onemli gormus .



Genel olarak butun sorular bir arada dusunuldugunde iyi bir transfer donemi gecirdimize inanalarimiz cogunlukta . Hem finansal hem nitelik hem de nicelik acisindan gecen seneye gore daha iyi bir takim olddugumuze inanmak icin elimizde yeterli veri var . Sampiyonlar Ligi'nde basarili olacagimiza inananlarin sayisi da bir hayli fazla . Bu baglamda FEDA sonrasi Besiktas'in yukselisi en azindan kagit uzerinde devam ediyor gibi gorunuyor . Umarim sene sonunda bu sonuclardan cikan olumlu hava  kupalarla taclanir .


10 Ağustos 2016 Çarşamba

Geleneksel EkşiBeşiktaş Fantasy Premier League 2. Sezon



Sevgili blog ahalisi , geçen sezon ilkini gerceklestirmis oldugumuz fantasy premier league ligimizin 2. sezonu ile yola devam ediyoruz . Bu sene sezon icerisinde daha fazla bilgilendirme yapmaya calisacagim . Bakarsiniz bu kez kazanan arkadasa bir kucuk surpriz de yapariz . Herkese basarilar .

Takim Kurma icin son tarih 13 Agustos .

Fantasy Premier League  Lig kodumuz :

1954588-471989

1954588-471989
10 Mart 2011 Perşembe

Size Her Yol Trabzon'du!

Besiktas Yönetim Kurulu'nun akıl tutulmasi sebebi belli oldu:

Kanarya Gribi!

Aziz Yıldırım, G.Saray-Beşiktaş derbisiyle birlikte artık olayların yeni bir noktaya geldiğini belirterek, "Burada F.Bahçe ve Trabzonspor mağdur olmuştur. Devleti, sporla ilgili birimlerini ve federasyonu göreve çağırıyorum. Ali Aydın bu hataları neden yaptığını, eğer bu hataları kendisine yaptıranlar varsa bunları açıklasın. Federasyon kalan 6 maç için garanti versin" dedi. Nisan 2004 Açıklamaların tamamı burada. Sezon sonu Fenerbahçe şampiyon, Trabzonspor ikinci


KISA adı 'FeDeR' olan F.Bahçeliler Derneği, Trabzon-G.Saray maçının hakemi Yunus Yıldırım'a tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, "Emre'ye takanlar, nedense Keita'yı fark edemiyorlar. Sabri, Burak'ı düşürüyor. Baros ile Caner kart sınırında. Caner topu elle alıyor, kart yok. Baros hakemi protesto için topa vuruyor. Adı Lugano olsa kart görecek ama kart yok. Hakem katliamları sürüyor" denildi. Mart 2010

Neee ? Trabzonspor'un hakkını korumak mı ? Zzzz ...
25 Şubat 2011 Cuma

Yakışmadı Necip !

Şu maçı yürekten isteyen, elinden gelenin en iyisini sahaya koymaya çalışan, varıyla yoğuyla çabalayan, skora rağmen bir dakika pes etmeyen ve ayakta kalan bir sen vardın Necip. Ne ilk maçın skorunu büyütmüştün gözünde, ne de -belki de ilk defa karşılaştığın- dondurucu soğuğu. Tam konsantre bir sen vardın.
İlk düdükle beraber yüzünden okunan inanç, dakikalar ilerledikçe oyununla da 10 adım öne çıkardı seni. Yazı-turadan başka ikili mücadele kazanamayanların yanında, ‘dik’ durdun Necip. Top kaptın, top taşıdın, top dağıttın, biraz umut kalsa o topu yerdin de biliyorum.
Ama yetmez Necip
Arkadaşlarının sana ayak uyduramadığı bir ortamda, ilk gördüğün ayağa sallamadın ya; işte, o an teptin kahramanlığı Necip. 10 kazmayla bu işler yürümez deyip, s..rim oynayacağınız topu diyemedin ya, gram yürek yokmuş lan sende! Bırakacaksın oğlum bunları kendi kaderlerine, terk edeceksin, ne halleri varsa görecekler. Kalabalığa kalmadan da alacaksın duşunu.
Yapabildin mi ?
- Hayır ...
Bir an gerçekten şu maçı istediğini sanmıştım be Necip
Yakışmadı !
16 Şubat 2011 Çarşamba

Beşiktaş ''muhtemel'' 11'i

Maçtan önce gerek yazılı gerek görsel medyada muhtemel 11’lere dair 1001 çeşit kadro kuruluyor. Biz de adet yerini bulsun diyerekten maçtan 1 gece önce Kiev maçının 11’ini açıklıyoruz. (patlamazsak iyi!) Geçtiğimiz haftalarda resmi sitedeki antrenman fotoğraflarına bakarak Buca maçının 11’inin çıkarılabileceğine değinmiştim. Tabii bu ilk deneyimimiz olduğu için antrenman fotoğraflarının geçerliliği olup olmadığını test etme fırsatımız olmamıştı. Resmi sitede turlarken, Kiev maçının taktik antrenmanını yine fotoğraflanmış bir şekilde gördüm. Fotoğrafın üzerine tıklayıp büyük haliyle ‘’yelekli’’ isimleri inceleyecek olursak; En soldan, sağa doğru ilerleyelim Yelekliler: (As kadro) Rüştü’nün önünde dizinin üstüne çöken;Lotto kramponlarından çözdüğümüz Bobo Sırtı dönük ikiliden; kafasında siyah bandana olan Nobre Nobre’nin yanındaki bereli Quaresma Sırtı dönük sarışın Guti (zor oldu tanımak) Hakan Arıkan’ın sağındaki İsmail İsmail’in yanındaki bereli, 27 numara şortlu Ferrari Ferrari’nin sağındaki Aurelio Aurelio’nun yanındaki, yüzü görünmüyor ama o turuncu kramponların sahibi Sivok Hakan’ın karşısındaki Hilbert Hilbert ile Hakan’ın arasında dikkatli bakılması halinde kel kafasının sadece bir kısmı beliren ama bacaklarının beyazlığından yakayı ele veren Ernst. Tüm bunların ışığında Kiev maçının ilk 11'i; Hilbert-Sivok-Ferrari-İsmail/Ernst-Aurelio-Guti/Quaresma-Nobre-Bobo
24 Ocak 2011 Pazartesi

Resmi Site ve Ayrıntılar

Resmi siteyi takip edenler bilir, ‘’ Cola Turca ile Antreman Günlüğü ‘’ başlığı altında takımın o günkü tüm çalışmalarına dair bilgiler, idmana ait 5-6 fotoğrafla harmanlanıp yayınlanıyor. Ne olup bittiğini, takımın ve sakatlıkların son durumunu en güvenilir kaynaktan takip etmek güzel elbette, hele ki benim gibi takım içi birlik beraberliği yansıtan pozları görüp de gaza gelme potansiyeliniz yüksekse, resmi site bu konuda bulunmaz nimet. Gelgelelim tüm bu güzelliklerin sıkıntı yaratacağını düşündüğüm yönleri de yok değil; aşağıdaki haber ve fotoğraf Perşembe gününe ait. (Buca maçının 1 gün öncesi) Futbol takımımız, Bucaspor maçının hazırlıklarını sabah yaptığı antrenmanla tamamladı. Basına kapalı yapılan antrenman yaklaşık 1.5 saat sürdü. Takım halinde ısınma koşuları sonrası pas ve dar alan çalışmaları yapan siyah-beyazlılarımız, Bucaspor maçının son taktik çalışmasının yer aldığı çift kale maç ile antrenmanı tamamladı.
Bobo’nun pembe antreman formasını yeni giymesinden yola çıkarsak, fotoğraf muhtemelen Schuster’in takımı ikiye ayırdığı bölümde çekilmiş. (Henüz giymemiş olanlar da olabilir.) Görüldüğü üzere pembeliler: Bobo, Ernst, Necip, Fernandes, Ali Kuçik, Ersan, Onur Bayramoğlu, Ekrem ve Doğukan. Yani A2 oyuncuları ve sakatlıktan yeni çıkan Ekrem’i saymazsak Buca maçının yedek kulübesi çıkıyor karşımıza. (Ersan, Sivok’un maç günü sakatlanmasıyla 11’de şans buldu, yoksa o da resimdeki gibi yedek takımda düşünülüyordu.) Tek bir kareden kesin kanılara varmak ne derece kabul edilir bilmiyorum, ama basına kapalı idman ve taktik çalışmalara ait fotoğraf seçimlerinde daha dikkatli olunması gerekiyor, hele ki rakibin uykularını kaçıracak bol alternatifli bir kadronuz varsa ve bugünün Beşiktaş'ında tercih edilecek ya da kenarda bekletilecek tek bir yabancının bile oyun anlayışınıza yönelik belirgin ipuçları vereceği düşünülüyorsa.
18 Ocak 2011 Salı

Nobre 2011'in Aktivasyon Kodu Quaresmagutisimaoalmeida mı ?

Sivas’ta başlayıp, Yozgat Akdağmadeni Askerlik Şubesi’nde (toplam 6 askerle, öğrenci evinden hallice bir ortamda) devam eden vatani görevimi 17 Ocak tarihinde tamamlamış olmanın verdiği dayanılmaz keyifle tekrardan merhaba. Askerlik anısı dinlemekten zerre haz etmeyen biri olarak, kimseye bu işkenceyi yapmayacağıma dair kendi kendime söz vermiştim. Hoş, postun asıl konusunun Nobre olduğu fark edilince, işkencenin sadece şeklini değiştirmişsin diyenler olacaktır ya neyse … Kadıköy deplasmanı dışındaki 16 lig maçını kaçırmış biri olarak takıma ve saha içine dair söyleyebileceğim güncel notlar sınırlı, o yüzden –yaşlılık belirtisi göstermeyişinden de güç alarak- yeni transferler ve geçmiş veriler ışığında Nobre’yi nasıl daha verimli ve sevimli bir arkadaş haline dönüştürebiliriz ve hangi durumlarda kullanabiliriz bunları değerlendirelim. Nihayetinde kalacağı ve hatırı sayılır derecede forma bulacağı aşikâr. Evvela şunun altını bir çizelim; Nobre hiçbir zaman savunma arkasına sarkan, kaleci ile karşı karşıya yüksek gol yüzdesi tutturan ve bu yönü ile ön plana çıkan bir isim olmamıştır, (tabii bu demek değildir ki bu tip golleri yok) Hatta söz konusu Alex olduğu vakit o yere göğe sığdırılamayan muazzam ara pasları bile Nobre ile oynadığı dönemlerde her daim geri planda kalmıştır (ama gelgelelim Nobre'nin başarılarında aslan payı da sürekli Alex'e mâl edilmeye çalışılmıştır, ki daha 2 sezon öncesine kadar bile Nobre’nin verimsizliği tartışılırken Alex ismi telaffuz edilir haldeydi.) F.bahçe ve Beşiktaş formasıyla attığı golleri hatırlayacak olursak kanat ortaları, rakip ceza alanına yığılan oyunlar ve karambollerde üretken olduğunu rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Nobre'nin 17 gollük parmak ısırtan performansı ve o dönemin asist dağılımı da tüm bunları doğrular niteliktedir. 2005-2006 sezonunda Nobre'nin attığı gollerde başrol oynayan isimlere baktığımızda, evet Alex 17 golün 4'üne doğrudan ve en fazla etki eden isim olmuştur, ama bu 4 asistin 3 tanesi duran top 1 tanesi de kanat ortasıdır. Kanat ortası demişken, benim nazarımda Nobre'nin kafa şutları Carew ve Almeida'dan da daha etkili ve öldürücüdür, zira darbeli kafa vurabilme yeteneği, sert ve kavisli olmayan kenar toplarını etkin bir şekilde değerlendirip, istediği gibi yönlendirmesini sağladığı gibi daha yükselirken dahi diğer isimlere oranla farklı bir heyecan ve beklenti uyandırabiliyor. (ama işte 2 ayağı 1 kafa etmiyor) Neyse, Penche’den Onurlu’nun vakti zamanında çıkarmış olduğu istatistikler tabloyu biraz daha netleştirmeye yardımcı olacaktır. Nobre’nin o sezon geri kalan 13 golünün asist dağılımı; Appiah: 3 asist, 2 tane defans arkasına atılan top ( 1 tanesi meşhur Rize'de eliyle aldığı top) 1 tane de kanat ortası. Anelka: 2 asist, 1 tane defans arkasına atılan top, 1 tane de Holosko'nun Nobre'ye attırdığı türden boş kaleye bırakılan top Tuncay: 2 asist, 2 tane Holosko'nun Nobre'ye attırdığı türden boş kaleye bırakılan top Yozgatlı: 2 asist, 2 tane kanat ortası Semih: 1 asist, 1 tane indirilen hava topu Aurelio: 1 asist, 1 tane kanat ortası Kalan 2 golünü de defanstan ve kaleciden seken topları tamamlayarak atmış. Bunların dışında bir de Nobre'nin yarım devrede attığı 10 + gol vardır ki; o zamanlar Alex bırakın Nobre'yi beslemeyi, F.bahçe için yolu gözlenen ve spor sayfalarını besleyen bir adam konumundaydı. Uzun lafın kısası; Nobre'nin başarılarında ortada Alex’in sağladığı katkıdan ziyade takımın geri kalan isimlerinin sağlamış olduğu katkı ve hücum varyasyonlarının Nobre’ye uygunluğu ile alakalı bir durum var.(dı) Bu bağlamda 2.yarıda Nobre'den ne beklemeliyiz, ne alabiliriz ?
3 Ocak 2011 Pazartesi

Gündüz Tekin Onay

Söz konusu Türk futboluna gerçekten bir şeyler verebilmek ise, Teknik Direktörleri ''Gündüz Tekin ve diğerleri'' şeklinde ikiye ayırmak sanırım yanlış olmaz. Türk sporuna ‘’katkıların’’ ve spor medyasına kazandırdığın pırıl pırıl bir Beşiktaşlı için sonsuz teşekkürler. Futbolumuzun proje adamını, aramızdan ayrılışının 3. yıldönümünde rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz. Ruhun şad, mekanın cennet olsun Gündüz Hoca ...
11 Ağustos 2010 Çarşamba

İzmir'den Kalkıyor Tren, Fren Yapması İçin Henüz Çok Erken

5'inci P. Eğt. Tug. K.lığı SİVAS Usta birliği: Yozgat - Akdağmadeni Askerlik Şubesi EkşiBeşiktaş grubunun İzmir Bölge Müdürü, yani bizim Eser Gökulu, vatani görevini yapmak için ayın 12'sini bekliyor. Baktı daha Genelkurmay başkanı falan belli değil, bu boşluktan yararlanıp aradan askerliği çıkarayım dedi büyük ihtimal ama hesap edemedi Beşiktaş'ın en janjanlı sezonunun, bu sene olabileceğini. Gerçi sorun değil. Askerimiz için çoğu birlikte Lig Tv mevcut bulunuyor. Artık Eser orada, binlerce asker arkadaşı ile maçları izler, kah sevinir, kah üzülür, kah bazı maç saatleri nöbete denk gelir, yazıcıya sinir olur, kah komutanın canı sıkılır, televizyon odası kapanır. Bunlar yaşanan şeyler askerde, uydurmuyoruz... Sonra da bir bakmışsınız, askerlik bitmiş. Fakat unutmamak lazım, asıl askerlik o zaman başlar bittabi... Her neyse, daha nereye gideceği belli değil ama, biz Eserciğimiz'i bir mani ile uğurlayalım. İzmirden kalkıyor tren, fren yapması için henüz çok erken. torunumuz askere gidiyor, alkışlamayan ya ibnedir, ya götveren.... (Maninin kendisi de küfürlü, bana kızmayın. Askerde yaşanıyor böyle şeyler maalesef) *
Eser Gökulu:
Şu postu ve yorumları okuyup, inceden inceye uğurlandığımı görmesem muhtemelen hala daha gideceğime falan inanmazdım. Dolayısıyla uykudan uyandırıp, askerlik psikolojisine soktuğunuz için sanırım teşekkür etmeyelim. ( Hoş, orada bu psikoloji daha çok değişecektir ya neyse ) :) Hep söylediğim bir şey var; benim 26 yıllık yaşam dilimimde aldığım en doğru karar Beşiktaş ve Beşiktaşlı olmaktır. Nitekim son 2 günümde yaşadıklarım ve gördüğüm destek de ‘’neden?’’ sorusunun en güzel karşılıklarından biri olsa gerek. Trafiği felç eden uğurlamalara inat, oluşturduğunuz bu güzel konvoy ve iyi dilekleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum. Sivas'ta ne denli bir tecrübe ve ne tip sıkıntılar yaşayacağımı tam olarak kestiremesem de az çok tahmin edebiliyorum, ama en büyük endişemin ne olduğunu da sanırım itiraf etmeyelim. Link
- M.Denizli mode on - 18.hafta görüşürüz.
- M.Denizli mode off -
1 Ağustos 2010 Pazar

Dedikodu Yarışması Sonuçlandı

Temmuz ayında gerçekleştirdiğimiz dedikodu yarışması sonuçlandı. 50'den fazla kişi harikulade yaratıcılıklarını konuşturarak, enfes transfer haberleriyle yarışmamızı şenlendirdi. Hepsi birbirinden güzel olsa da birini seçmek gerekiyordu ve biz de Manu'nun haberini birinci seçtik.

İşte o haber:

"Beşiktaş'ın son bombası !!!

Beşiktaş, Paraguay milli takımının yıldızı Larissa Riquelme ile 5 yıllığına sözleşme imzaladı.

Transferi Paraguay milli takımı Güney Afrika'da kampta iken bitiren Serdar Adalı ''Her türlü pozisyona kolaylıkla uyum sağlayabilen, joker bir oyuncuyu takımımıza kazandırdık, rakip takımın dikkatini dağıtan, çok çılgın bir stile sahip oyunucu transfer ettik'' dedi.

Taraftarlar arasında infiale yol açan transfer haberi ile birlikte kombine kartların hepsi tükendi.

Ancak Yıldırım Demirören'in ''Basında çıkan uygunsuz fotoları yüzünden, transferi durdurma aşamasındayız'' demesi şüphe yaratsa da Riquelme'nin internet sitesine tıklanma rekorları kırdıran taraftarların, sevgi sözcükleri sarfetmelerine engel olamadı."

Manu, gösterdiği bu başarıyla yarışmamızda birinci olarak "Ekşibeşiktaş Tişörtü" kazandı. En kısa sürede eksibesiktas@gmail.com adresine iletişim ve adres bilgilerini göndermesi durumunda hediyeyi kendisine ulaştıracağız. Ekşibeşiktaş yarışmaları yeni sezonda da tam gaz devam edecek!
25 Temmuz 2010 Pazar

Yıldız Diye İnleyen Tribünler, Pekala Gökhan İçin de İnler

Beşiktaş 21 Haziran'da başladığı İsviçre'deki kamp çalışmalarını tamamlayarak dün akşam saatlerinde yurda döndü. Kamp boyunca 5 hazırlık maçı oynayan Siyah–Beyazlı ekip, 3 gün izin yaptıktan sonra 17 Temmuz Pazartesi gününden itibaren Fulya'da çalışmalarını sürdürecek. Teknik heyet kadroda revizyona hazırlanırken, Scala ideal 11'i açıklayacak. 14 Temmuz 2000 Tıpkı bugün olduğu gibi o zamanlar da takımlarımızın sezon öncesi kamplarına gurbetçilerimiz yoğun ilgi gösterip, futbolculardan imza almak, onlarla fotoğraf çektirmek için adeta yarışıyorlardı. İşte, o gurbetçilerden birine biraz dikkatli baktığımız vakit, bizleri tanıdık bir yüz karşılıyor. Evet, İsviçre kampını yakınen takip eden bu kardeşimiz, her ne kadar ilk bakışta Tabata’yı andırsa da, kendisi Gökhan İnler’den başkası değildir. Esasında bu kadar geçmişe gitmeye de gerek yok, zira kendi resmi sitesinden de çocuk yaşlarda Beşiktaşlı olduğunu şu sözlerle ifade etmiş '' when I was little I was a Besiktas fan. Now I'm focusing fully on my club Udinese Calcio. '' Aslında bu kadar teferruatlı bir girizgaha gerek yoktu. Belki Gökhan gerçekten Beşiktaşlı, belki de her gurbetçi gibi yaşadığı yere bir Türk takımı gelince coşayazmış. Asıl derdim konuyu önce Fink'e, oradan da Türk pasaportlu orta saha oyuncularının en iyilerinden biri olan Gökhan İnler'e bağlamak. Malumunuz kontejan problemi yüzünden Fink'in gönderilmesi bu aralar gündemi fazlasıyla meşgul etmekte. Bir çılgınlık edip, gönderdiğimiz vakit de yerini dolduracak isimler, yapabilecekleri sınırlı olan ve taraftar nezdinde kredisi tükenen Uğur, potansiyeli büyük yaşı küçük Necip ve üst üste 3 sezon aynı çizgide devam edip (50 maç oynayacağımız bir sezonda) 30+ maç kaldırabileceğine pek ihtimal vermediğim Ernst. Günümüz futbolunda maç kazandıran ve kaybettiren en önemli bölgenin orta saha olduğu defalarca kez kanıtlanmışken, mevcut isimler ile üç kulvarda bu yükün taşınamayacağı apaçık ortadayken, çift yönlü bir yerli orta saha oyuncusuna herkesten fazla ihtiyaç duyarken ve isimleri ortada dolaşan yıldız futbolcular için yaratılan bir kaynak varken, bu tip fantezilere hiç girmeden Gökhan İnler gibi Serie A’da kendini kanıtlamış, gerek kontejan gerekse de oyun anlamında Beşiktaş’ı rahatlatacak ve işimizi şansa bırakmayacak bir orta saha oyuncusu için kullanılamaz mı o kaynak ? Pekala kullanılabilir, hatta kullanılmalıdır. İsteyenin bir yüzü, vermeyenin ...
23 Temmuz 2010 Cuma

Delga Do Re Mi ..

Canlı yayınlanan ilk hazırlık maçı ve Vikingur karşılaşmaları göstermiştir ki, şu bilgisayar oyunlarında olduğu gibi Beşiktaş maçlarını da ekran başından tek bir tuşla durdurup, kaldığı yerden devam ettirme şansımız olsaydı, gözü kapalı ve rastgele anlarda yapacağımız pause işlemlerinde Delgado’nun bulunduğu yer, %80’in üzerinde bir oranla ‘’rakip kaleden ziyade’’ Beşiktaş ceza alanına yakın bir noktaya denk gelirdi. Şimdi bunun üzerine kalkıp da bir Delgado değerlendirmesi yapmanın sağlıklı olacağına inanmıyorum, kaldı ki geçmiş dönem deneme-yanılmaları, o mevki için sahip olması gereken pozisyon bilgisinden yoksunluğu, orta alan savunmasını kaldırabilecek dirilikte olmaması (ki bu konuda muadillerinden fazlası var) bugün beğenilmeyen performansın, -eğer bir suçlu aranıyorsa , ki bence çok erken- Delgado’nun değil de Schuster’in ve biraz da Tayfur’un eseri olduğunu ortaya koyuyor. Hazırlık maçlarının ne amaçla yapıldığı, bu maçlarda Teknik Direktörlerin planladıkları, görmek istedikleri ve oyuncuların konsantrasyonları dikkate alındığında Vikingur maçlarındaki kişisel performansları -olumlu ve olumsuz anlamda- Süper Lig ciddiyetiyle merceğe yatırmak yersiz, zira Vikingur’un kalitesi hazırlık maçı yaptığımız takımların bile çok altında. Rakip bu kadar güçsüz ve sıradan olmasına rağmen, Delgado bekleneni veremiyor. İyi de Delgado’dan beklenen nedir ? Vikingur’un kalemize şut dahi atamadığını hesaba katarsak, hücum anlamında bir beklenti içine girildiği sonucu çıkıyor. Peki bugüne kadar rakip kaleye 40-50 metre uzaklıktaki Cisse, Ernst ve Fink’ten rakip orta saha ve defansını ipe dizip de gol ya da asist beklentisi içine girilyor muydu ? Hayır ... Ama işte söz konusu Delgado olduğu vakit, kaleye uzaklığı ve savunma sorumluluğu göz ardı edilip, eleştirmek ve beklentileri yükseltmek adına sırt numarasından güç alınabiliyor. Galatasaray gibi Kewell’ı stopere kaydırmak zorunda kalsaydık, muhtemelen oralardan Bobo’yu beslemesini bekler, gerçekleşmeyince de bu nasıl büyücü falan derdik herhalde. Bu kadar takıntılı olmaya gerek yok; adam Cisse’den, Fink’ten farksız ve Hakan Arıkan’la normal ses tonuyla iletişim kurabilecek bir mesafede oynuyor, ama onlar gibi yana değil de dikine oynamayı hedeflediği vakit -tek maçlık söylemiyorum- özellikle kapanan savunmalara karşı ya top kaybı yapıyor ya da deneyip de geçirdiği toplar, asist ve pozisyon hazırlayıcı pas ile sonuçlanıyor. Bu seviyedeki bir takıma karşı –üstelik bu kadar rahatken- ve Schuster’in Delgado’yu orada ‘’deneme amaçlı’’ oynattığı apaçık ortadayken 3-5 top kaybının lafı edilecekse, bir zahmet atılan 7 golün 3’ündeki pas becerisini de ‘’kasaba manava karşı oynadık’’ sözleriyle geçiştirmektense ‘’hiç alışık olmadığı bir mevkide, rakip kaleden ve futboldan bu denli uzak olmasına rağmen yine de oyuna ve skora olumlu anlamda etki edebiliyor’’ şeklinde değerlendirilsin. Delgado atınca Buca, Rize, Konya, Kasımpaşa, Zürih vs deyip de sol beki yaz okuluna kaldığı için maça çıkamamış bir takıma karşı Tabata, Nihat ve Quaresma göklere çıkarıldığı vakit olmuyor işte. Delgado’nun Vikingur’a karşı hat trick yapması halinde dudak büküp ‘’ gitsin Fener’e atsın da görelim ’’ diyecek 1 milyon kişi bulabilirim. Sahip olduğumuz her top bu kadar kıymetli ve her pas hatası için elde kağıt kalem bekletilirken, Quaresma’nın show amaçlı ve en yakın Beşiktaşlının 1.5 metre uzağına giden rabona’sına 30bin kişi coşkuyla ayağa kalkıp, alkış tutunca bunu anlamlandırmak güç oluyor. Bugüne dek Delgado’ya pozitif yaklaşanlara karşı öne sürülen argümanlar ‘’ o kadar hoca geldi, hepsi mi yanlış yerde oynattı yaææ ‘’ minvalindeydi. Bu yüzden teşekkürlerin en büyüğünü Schuster’e gönderiyorum. Öyle ki, Delgado’yu ‘’ en olmayacak ’’ mevkide oynatmasına rağmen eleştiri okları yine bir şekilde Delgado’ya yöneltiliyor ve ezber kaldığı yerden tam gaz devam ediyor. Hem de bunu 2 sezondur Fink-Ernst / Cisse-Ernst ikilisi bozulmasın diye neredeyse açlık grevi yapacak insanlar yapıyor. ‘’ keşke 2006 Süper Kupa maçında Galatasaray’a karşı oynadığı gibi oynasa da isterse gol ve asist yapmasa … ‘’ İyi güzel de Tigana’nın o günkü oyun anlayışı ve orta saha kurgusunu (Koray-Kleberson-Fahri / Delgado ) kaç kere gördük ? Kaybetmemize rağmen yine Delgado’nun en etkili performanslarından birini gösterdiği (Koray-Kurtuluş-Kleberson / Delgado) Dinamo Bükreş deplasmanı ? veya yine Bobo’yu 2 kere al da at diye beslediği (Koray-Serdar-Cisse / Delgado) Kadıköy deplasmanı ? Delgado’dan sol iç ve ön libero yaratmaya kalkalım, ama Delgado hep o koşan, ısıran, basan 3lü orta sahanın önünde oynadığı gibi oynayıp, tüm meziyetlerini sahaya yansıtsın. Ne güzel İstanbul ... Delgado’nun, Cisse ve Uğur’un önünde gezici forvet rolüne soyunup, 4 maçta 3 gol atarak en verimli başlangıçlardan birini yaptığı sezonda bile rahat batmış olmalı ki, Ertuğrul basın ve medyaya kulak verip, yok oluşun temellerini attı. Akabinde M.Denizli, Delgado’dan sol iç yaratmaya kalkıp Güntekin Onay ve Rıdvan Dilmen'in konuğu olduğu programda Delgado’yu gerçek mevkisinin dışında oynattığını şu sözlerle kabullendi. ‘’ Evet Delgado’yu, Lincoln ve Alex’ten çok farklı bir pozisyonda kullandığım doğru, ama Delgado orada oynamayı öğrenecek, alışacak, alışmalı ...’’ Gelgelelim, Delgado Basel döneminin aksine Beşiktaş’ta rakip kaleden uzakta görevlendirilip, sisteme ayak uydurması beklenen isim olunca en verimsiz performansına tanıklık etmemiz kaçınılmaz oldu. Halbuki orta sahadan ziyade forvet özellikli bir 10 numara olarak kıymeti bilindiği vakit Beşiktaş’ın 3’te 1 bütçesine sahip bir takıma Uefa’da çeyrek final oynatıp (son dakika golü ile yarı finale veda edildi) o sezonu Avrupa’da gol kralı olarak tamamlamıştı. Tıpkı Skibbe ile arzuladığı özgürlüğe kavuşunca fark yaratan Lincoln’ün, Feldkamp ile sisteme ayak uydurması istendiği vakit ‘’problem çocuk’’tan ibaret olması gibi, ki Zico ile Avrupa’da şahlanıp, Aragones ile orta sahaya hapsedilince Şampiyonlar Ligi’nde tek bir maç dahi kazanamayan Alex’li Fenerbahçe’yi de araya sıkıştırabiliriz. (Hatta Alex bu bölgede öylesine verimsizdi ki, Alex’siz alınan 4 gollü Galatasaray galibiyeti ve Alex’siz 1 puanla dönülen Arsenal deplasmanı o dönem bu sistemde Alex’in de yokları oynadığının işaretiydi) Lafın belini kıracak olursak; farklı hocalar, farklı sistemler ve farklı beklentileri bir kenara bırakıyorum, yahu ‘’heh doğruyu buldu’’ dediğimiz adamlar bile Delgado ile okey taşı gibi oynayıp, farklı arayışlara girdi. Sağ kanat, sol iç, ön libero, 2.forvet vs .. Hâl böyleyken ve Delgado bir türlü doğru kodlanamamışken, doğru yerde oynasa dahi doğru oyuncularla desteklenmemişken ve parmak ısırtan performanslarındaki oyun anlayışı ve dizilişte ısrarcı olunamamışken ‘’istikrarsızlıkla’’ suçlanan kişinin sadece Delgado olarak gösterilmesi kendi nazarımda haksızlıktır. ‘’Efendim, Delgado iyi topçuysa çıkıp her yerde oynayacak’’ muhabbeti de dilerim ki en kısa sürede son bulur. Zira bu takımda Sivok’tan ön libero olmaz, Toraman’dan sağ bek olmaz, Bobo’dan sol forvet olmaz, Yusuf’a orta saha emanet edilmez, Ekrem’den forvet yaratılmaz deyip de söz konusu Delgado olduğu vakit ‘’kaliteli topçuysa ön liberoda da oynayacak, sağında solunda önünde arkasında oynayanlara sığınılmayacak’’ demek ayıptır.
Söz konusu Delgado'yu satmak veya sözleşmesini yarım sezon daha dondurmak olduğu vakit ''7 aydır oynamıyor ne vermesini bekliyorsunuz ki, gönderin gitsin !'' deyip de 14 ay aradan sonra ilk resmi maçında beklentileri bu denli yukarı çekmek tutarsızlıktır, komiktir, bilmiyorum daha başka nedir ... Efendim Delgado ne yapar ?
- Etkili şut atar, kendine pozisyon ve şut imkanı yaratır, savunma arkasına top bırakır, bitiriciliği iyidir, dar alanda ve ters kanatta etkindir, içe çalım atar, bire birde adam eksiltip, bunu driplingi ile sürdürür, hızlı düşünür, tek pası hızlı oynar vs ...
Delgado ne yapamaz ?
- İşte, bunları kaleden uzakta ve ön liberoda yapamaz.
Kalmalı mı gitmeli mi ?
- Ben olsam giderdim ...
15 Temmuz 2010 Perşembe

Sizler İçin Vikingur Kampına Girdik

Beşiktaş’ımız Avrupa Ligi’nde Vikingur ile karşılaşmanın tatlı heyecanını yaşarken, bu eşleşme sayesinde canlı izleme fırsatını yakalayacağımız Vikingur kaptanı Niclas Kristiansson Niclasen, Facebook’unun kapılarını biz Ekşibeşiktaş’a açtı. Sorduğumuz sorulara içtenlikle cevap veren Niclas, Türk futbolunun son yıllardaki gelişimini dikkatle izlediğini belirtti ve ekledi: ‘’ Şu an için Vikingur’dan başka bir takımda oynamam söz konusu değil ancak bir gün gerekli şartları oluşturabilirlerse, Beşiktaş’ta oynamayı düşünebilirim. '' Ekşibeşiktaş: Tekrar merhaba Niclas. Fazla yazarı olan bir blog olduğumuz için fazla sorumuz oldu, istediğin kadar soruya yanıt verebilirsin, ama ne kadar çok o kadar iyi (gülerek) Tekrardan teşekkür ederiz, bu seni ve takımını tanımak için büyük bir fırsat. Niclas: Sadece hakkımda saçma bir şey yazmayacağınıza dair söz verin yeter (gülerek) Ekşibeşiktaş: Bir Türk gazetesinde Beşiktaş’ı tuttuğuna dair bir haber yayınlandı. Türk spor medyasının asparagas sicili kabarık olduğundan teyit etmek istiyoruz. Bu doğru mu ? Kura çekiminden önce Beşiktaş hakkında (kulüp, kadro vs.) bir şeyler biliyor muydun? Niclas: Türkiye’de tuttuğum takımın Beşiktaş olduğu doğru. Ama daimi tuttuğum takım Barcelona. Futbolla çok ilgilendiğim için Avrupa’nın önemli kulüpleri hakkına çok şey biliyorum. Geçtiğimiz yıllarda Beşiktaş’ın birçok Şampiyolar Ligi maçını televizyonda izledim, ve taraftarların tutkusu beni inanılmaz etkiledi. Fantastikler! Ekşibeşiktaş: Yine okuduğumuza göre takımınız yarı-profesyonelmiş, hatta marangozunuz falan varmış. Niclas: Doğru, takımımız bir işçi grubu, hiç profesyonel oyuncumuz yok. Mesela ben bir bankanın işletme departmanında çalışıyorum. Takım arkadaşlarım marangoz, elektrikçi, öğrenci, balık fabrikasında işçi falan. Ekşibeşiktaş: Bu durumda futbolun Faroe Adaları’nda diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi bir tutku olmadığını varsayarsak, maçlardan önce kendinizi nasıl hissediyorsunuz ? Nasıl motive oluyorsunuz ? Sağlam bir taraftar kitlenizin olduğunu söyleyebilir misin ? Genel olarak Faroe’de futbolcu olmak nasıl bir his ? Niclas: Futbol buradaki en büyük spor dalı. Ligde 10 kulüp var. Ligin seviyesinin ne kadar yüksek olduğunu söylemek zor, ama bütün oyuncular neredeyse amatör. Beşiktaş gibi bir kulüple oynamanın hayatımızda bir kere karşımıza çıkacak bir fırsat olduğunu biliyoruz, o yüzden inanılmaz motiveyiz. Elimizden geleni yapıp, kulübümüzü ve ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz. (editör notu: Bu dil evrensel demek ki) Ekşibeşiktaş: Genel olarak Faroe kültürü hakkında neler diyebilirsin ? Yemek, müzik, kadınlar falan nasıl (gülerek) ? Niclas: Faroe kültürü İskandinavya’nın geri kalanına çok benzer. Danimarka Krallığı’nın bir parçasıyız, ama kendi dilimizi konuşuyoruz ve kendimizi bağımsız bir ülke olarak görüyoruz. Mutfağımız genelde balık ve etten oluşuyor. Kadınlar çok güzel – hemen hepsi sarışın (gülerek) Ekşibeşiktaş: Faroe Adaları Milli Takımı’nın uluslarası düzeydeki imajı “averaj takımı” olduğu yönünde. Bu sizin için bir motivasyon kaybı oluyor mu ? Sence Faroe Adaları’ndan bir takım, Anorthosis Famagusta’nın yaptığı gibi parlayabilir mi ? Niclas: Biz ulusumuzla gurur duyuyoruz ve milli takım oyuncularımızda kazanmak – ya da en azından iyi bir skor almak için oynuyorlar. Öyle averajla işimiz olmaz. Faroe Adaları yakın zamanda Avusturya ve Litvanya’yı da mağlup etti zaten. Faroe’de oynamak her zaman için zor, çünkü koşullar Avrupa’nın diğer stadyumlarına göre çok farklı. Faroe’ye gelince ne demek istediğimi anlayacaksınız. (editör notu: Arkadaş biraz milliyetçi çıktı ) Ekşibeşiktaş: Beşiktaş Vikingur maçı futbolun evrenselliğin güzel bir örneği. İki farklı kültürden alakasız insanın sahada ikili mücadeleleye girecek olması inanılmaz. Sosyolojik açından nasıl değerlendirirsin bunu? Hazır bahsi geçmişken, daha önce hiç ŞL seviyesinde bir takımla oynamış mıydın? Niclas: Dediğiniz doğru, İstanbul’a en büyük kulüplerden biriyle oynamak için gidiyor olmak muhteşem. Faroe’nin nüfusu 48 bin kişi, Gøta ve Leirvik’te 2 bin kişi var. Bu iki durumun farklılığı muazzam. Ekşibeşiktaş: Avrupa Ligi’nde başarılı olmanın anlamı ne sizin için? Niclas: Beşiktaş’a karşı şansımızın neredeyse sıfır olduğunun farkındayız. O yüzden gol atarsak ya da evimizde berabere kalırsak çok mutlu olup kendimizi başarılı olmuş sayarız. Ekşibeşiktaş: Futbol hayatından ilginç bir anını paylaşır mısın? Niclas: Beşiktaş’la oynayacağımız maçın kariyerimin en parlak anı olacağından eminim. Daha once Avrupa Kupası’nda oynadım, misal Kızılyıldız’a karşı, ama eminim ki bu çok daha zor ve büyük bir maç olacak. Ekşibeşiktaş: Normalde bütün takım kupa törenine katılır ama resimde sadece sen kupayı tutuyorsun. Takım arkadaşların nerede ? Niclas: Buradaki kupanın adı "Løgmanssteypið", Løgmaður bizim devlet başkanımız. Takımın geri kalanı benim sağımda bekliyor. Usüle gore, takım kaptanına kupayı vermeden once devlet başkanı kısa bir konuşma yapıyor, şu Youtube linkinden görebilirsin (gülerek) Ekşibeşiktaş: Beşiktaş taraftarı takımını çılgınca desteklemesi ile biliniyor. 90 dakika boyunca susmadan rakip takımı sindirmeye çalışıyoruz. 30 bin kişi önünde oynamak nasıl bir his olacak, daha once böyle bir tecrüben oldu mu? Niclas: Böyle bir kalabalık önünde oynamak harika olacak Suni Olsen, milli oyuncumuz, yapmıştı bunu daha once bir tek. Bizim seyircimiz ortalama 400 kişi, o yüzden alıştığımızdan çok farkli bir şey bizi bekliyor olacak. Ama büyük ve hayat boyu unutulmaz bir tecrübe olacağı kesin. Ekşibeşiktaş: Futbola nasıl ve niye başladın ? Eğer seçme şansın olsa hangi takımda oynardın ? Niclas: Dediğim gibi futbol Faroe’deki en büyük spor dalı. 6 yaşında başladım ben futbola. Hiç profesyonel futbolcu olma hayalim olmadı – futbol oynuyorum, çünkü oynamayı seviyorum. Umarım ki Beşiktaş maçlarında iyi oynarım da kulüp yönetiminiz bana 1 yıllık profesyonel kontrat önerir. Ekşibeşiktaş: Vikingur takımının oyun stilini bir ekole benzetirsen bu hangisi olur ? Sahada nasıl bir takım görmeyi beklemeliyiz ? Niclas: Bizim stilimiz İskoç stiline yakın. Sert oynuyoruz ve güçlü oyuncularımız var. Beşiktaş bizden teknik, taktik ve kondisyon anlamında daha iyi; o yüzden safları sıklaştırıp mücadele edeceğiz. Gol atmanızı engelleyip kontratak ile vurmaya çalışacağız o yüzden. Ekşibeşiktaş: Premier Ligi 7. bitiren takımın futbolcuları tatil yaparken, siz liginizin şampiyonu olarak daha güçlü bir takıma karşı ön eleme maçı oynuyorsunuz. Bu durumu ve seribaşı sistemini adil buluyor musun ? Niclas: Evet, bence bazı takımların seribaşı olmaları adilce. Bazı ligler diğerlerinden daha güçlü, ve takım bütçeleri de çok farklı. UEFA’nın uyguladığı model bizim için bir sıkıntı yaratmıyor. Ekşibeşiktaş: Bir resminde elinde galiba sigara var. Bu hiç sorun oluyor mu ? Bu soruyu soruyoruz çünkü Türkiye’de bir takım kaptanı sigara içse medya onu linç ederdi. Niclas: Evet, sigara. Resim geçen sene Temmuz ayında çekildi, kupayı kazanmıştık o yüzden kutlamadaydık. Ama ben sigara içmem. Faroe’de istediğimizi yaparız, basın bizimle uğraşmaz. Anlamanız gereken bir şey şu, biz öyle yıldız oyuncu falan değiliz. Beşiktaş gibi bir kulüple oynama lütfu sunulmuş futbol oynayan normal insanlarız sadece. Ekşibeşiktaş: İş, güç arasında zaman ayırdığın için teşekkürler ve bol şans Niclas. Niclas: Ben teşekkür ederim, şansa fazlasıyla ihtiyacımız olacak. (gülerek) * EkşiBeşiktaş özel haberidir, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
28 Haziran 2010 Pazartesi

Demirören - Guti

'' Guti ile ilgili temasların olup olmaması mühim değil, fakat ‘’doğru olmayan’’ bir resmin Türkiye’de kabul edilmemesinden dolayı Guti ile ilgili bir düşüncemiz yoktur. Her ne kadar bu resimlerin gerçeği yansıtmadığı anlaşılıp, Guti kendi davasını kazansa da Türkiye’de bunun çok speküle edileceğinden korktuğumuz için ve bu da Beşiktaş’a yakışmayacağından Guti ile ilgilenmiyoruz '' Yukarıdaki sözler Yıldırım Demirören’in dün Lig Tv’ye yaptığı açıklamalardan. Açıklamaların tamamı –kendi ağzından - burada. Peşinen bu açıklamaları zerre kadar ciddiye almadığımı belirteyim. Guti’nin söz konusu resimleri neresinden bakarsanız bakın 1.5 - 2 yıllık resimler olmakla beraber, Galatasaray ile anıldığı dönemlerde de Türk basını tarafından ön plana çıkarılan ve bu sayede herkes tarafından bilinen – duyulan - olaylardır. Hal böyleyken, şimdi kalkıp da bu noktada resimleri bahane etmek ve ‘’istemiyoruz, düşünmüyoruz’’ demek bana pek gerçekçi gelmiyor. Ne diyor Demirören ? ‘’her ne kadar bu resimler doğru olmasa da, ki Guti de davasını kazanmış’’ … Şahsi fikrim, burada – Demirören tarafından - alenen bir nabız yoklama ve Guti savunması yapıldığı yönündedir. Hadi diyelim ki sen gerçekten Guti’nin resimlerinden ötürü bu transferden vazgeçme kararı alıyorsun; iyi de neden bunu resimler ortaya çıktığında –veya sen fark ettiğinde- yapmıyorsun da, adamın aklandığı ve resimde öpüştüğü kişinin bir erkek değil de bir bayan olduğu tüm ayrıntılarıyla kamuoyuna yansıtıldığı dönemde yapma gereği duyuyorsun ? Albin ismi resmi siteden yalanlanırken de Guti haberleri, Albin haberlerini sollayıp, '' anlaşıldı '' şeklinde manşetleri süslüyordu, lakin Albin’i yalanlayanlar Guti’ye dair tek kelime etmiyordu, hem de ‘’doğru olmayan’’ resimlerine rağmen. O yüzden artık bu ayakları geçelim, cidden kokmaya başladı diyorum . Tabii yukarıdaki röportajın içinde bir de Robinho değerlendirmesi mevcut. Açıklama aynen şu şekilde: '' Robinho ile ilgili teklifimiz oldu, gelecek cevaba göre değerlendireceğiz. -hem görüşeceksin hem teklif yapacaksın, ama borsaya bildirmeyeceksin?- '' Dön Hilbert'in imza törenine; '' Robinho'yu kim istemez ki ? ama bizim de belirli bir transfer bütçemiz var, şu an için böyle bir düşüncemiz yok, ama bir sponsor bulabilirsek, bu Robinho da olabilir, bir başkası da ... '' Ek olarak; Quaresma gelmek istemiyor, biz de bu defteri kapattık ve vazgeçtik. Bunca yıldır Demirören'i az biraz tanıyabilmişsem eğer ''Guti hayırlı olsun'' demek geliyor içimden ...
26 Mayıs 2010 Çarşamba

Panini Virtual Sticker Albüm

Çocukluğumdan beri en sevdiğim şey Dünya Kupası'nın efendim Avrupa Şampiyonası'nın olduğu zamanlarda oratya çıkan Panini Çıkartma Kitabı'dır. Gerçi ailem, "Ne gerek var onlara para vermeye" dediğinden gazetenin verdiği çıkartmalar kadarı ve kitabı dışında hiç koleksiyon yapamadım ya neyse. İşte benim gibiler için Fifa.com üzerinde Panini, Virtual Sticker Album yapmış.
Her gün 2 adet çıkartma paketi veriyor. (Toplam 10 sticker yani). Bunun dışında bazı stickerlar fifa.com üzerinde gizli. Bazıları için de promo code'la mevcut. (hepsi web üzerinde paylaşlmış zaten) Eğer ben sticker almakla uğraşamıyorum yahut para mı verilir ona yæ diyorsanız en azından online olarak bu tadı yakalayabilirsiniz. Collector's Group kurup veya varolanlara katılıp karlarınızı takas edebilirsiniz.
20 Mayıs 2010 Perşembe

Eleman İlanları - İş Arayanlar

Fotomaç İnsan Kaynaklarının Dikkatine Ad – Soyad : Eser Gökulu Uyruğu: TC Doğum Yeri: İzmir Eğitim: Mevcut yazarlarınızdan tahsillice İş - Kariyer Hedefi: Kısa vadede Passat Nitelikler: İyi bir futbol seyircisiyim, iletişim mezunu değilim, tecrübem de yok ancak Avrupa Ligi kura çekimine seri başı olarak katılacak Beşiktaş’ın, 20.05.10 tarihli ‘’ Rakipler Korkuttu ‘’ haberinizde yer alan Liverpool, Atletico Madrid, Juventus, Manchester City, Psg vb seri başı takımlarla grup maçlarından önce eşleşmeyeceğini bilme özelliğim sayesinde kısa sürede gazetenizde yükselebileceğimi düşünüyorum. Ayrıca araştırmacı bir kişiliğim var, bilmediğim dillerde yapılmış röportajları araştırıp bir şekilde tercüme ediyorum. Örneğin yine 20.05.2010 tarihli ‘’ Bu İtiraflar Olay Yaratacak ‘’ başlıklı - özel haberinizde - yer verdiğiniz Sivok’un açıklamalarında, sözünü ettiğiniz türden Sivok’a ait tek bir açıklama dahi yoktur. Bu ve benzeri konularda ekip çalışması yapıp, bünyenizde çalışan uydurukçu arkadaşlara yardımcı olabileceğime dair inancım tamdır. Tek eksiğim photoshop, transfer dönemlerinde futbolcuların formalarının yarısını sarı kırmızı – diğer yarısını sarı lacivert yapamıyorum, lâkin onu yapacak yeterli elemanınızın olduğunu da biliyorum. İletişim: eksibesiktas@gmail.com Referanslar: Ekşibeşiktaş, Karşıyaka Çarşı İddaa Bayii sahibi Faik Öztorun
16 Mayıs 2010 Pazar

Oh Be

Bir çocuk düşünün, 12 yaşında ablasını, 18 yaşında babasını kaybetsin Bir çocuk düşünün, G.saray’ın yoğun isteğine rağmen o yaşta 3 otobüs değiştirip Beşiktaş idmanlarına gitsin Bir futbolcu düşünün, Takaslarda kullanılmak istendiğinde ‘’beni Beşiktaş’tan ayırmayın, gerekirse 2.lige kiralayın ama yine de Beşiktaş’tan koparmayın’’ diye gözyaşı döksün. Bir futbolcu düşünün, Beşiktaş’ın şampiyonluğuna tanıklık etmenin, milyon dolarlara bedel olduğunu söyleyecek kadar taraftar olsun. Bir futbolcu düşünün, Hayalini kurduğu şampiyonluk kutlamasında bırakın tribüne çağırılmayı, en mutlu günümüzde protestolara maruz kalsın. Bir futbolcu düşünün, Yeni Açık önünde ısınırken pet şişe, Klubede otururken ana bacı küfür yesin. Bir futbolcu düşünün, Oyuna girerken yuhalansın, her topla temasında ‘’bak şimdi kaybedecek’’ psikolojisiyle takip edilip, Her buluşmasında homurdanıp, her çıkışında yerin dibine sokulsun. Bir futbolcu düşünün, Aylarca yüzüne bakılmayıp, en kritik maçlarda sahaya sürülerek istikrarsızlıkla suçlansın. Bir futbol takımı düşünün, Kanat sorunu 1.500 km’den fark edilmesine rağmen elindeki tek safkan kanat adamının yüzüne bakmasın. Belki de hocası o'nu koruma psikolojisine bürünsün ... Bir futbolcu düşünün, Bir maçta –kendi becerisiyle- takımın santraforlarından fazla pozisyona girmesine ve ‘’en çok isteyen’’ olmasına karşın, o gün ruh gibi gezinenlerden fazla tepki toplayıp, aylar geçmesine rağmen hep Sami Yen performansı ile anılsın. Bir futbolcu düşünün, Şu takımda en düşük maaşı alanlardan biri olmasına karşın attığı her adım, yaptığı her hareket batsın. Bir futbolcu düşünün, Son 2 yılda kazanılmak adına tribünden gram destek görmesin. Bir insan evladı düşünün, Şu hayatta belki de doyamadan kaybettiği en değerli varlıklarına 2 metre mesafeden küfür işitip, sonrasında ‘’taraftara karşılık verdi’’ suçlamalarıyla çarmığa gerilsin. Bir futbolcu düşünün, ‘’ya kaybedersem – ya kaptırırsam’’ endişesini iliklerine kadar hissedip, kendini en güvende hissetmesi gereken ortamda top oynamaktan korkar hale gelsin ... Bir taraftar düşünün,
Tüm bu düşmanlığa rağmen Serdar'dan bir şey isteme ve bekleme hakkını kendinde bulsun. Bir futbolcu düşünün, Ya da artık boş verin ... Necipleri, Muhammedleri kaçar adım uzaklaştırmamak adına neler yapabiliriz
Bunları düşünün .. Yıllardır Beşiktaş'ı takip ediyoruz, ama ben hatırlamıyorum ki bir Beşiktaş futbolcusu bu kadar baskı, küfür ve hakaretlere maruz kalsın -pozisyon özürlü takımda sırf gol kaçırdığı için asılsın- ve her şeye rağmen dayansın, sabretsin, ağzını açıp tek kelime etmesin. Kendi hataları olmadı mı ? Elbette oldu, ki ben kafasının çok iyi çalıştığına hiçbir zaman inanmadım -hatta bu saatten sonra iki cihan bir araya gelse dahi yeni bir başlangıç yapma ve barışma şansı olmadığına inanlardanım- ama işte şu çocuğun kovmaktan beter edilip, resmen defol git denmesine ve şu tablo altında bile ''paragöz'' ilan edilmesini, biz imzaya yanaştık ama o istemedi denilmesini kabullenemiyorum. Yukarıda Allah var, ben biliyor ve inanıyorum ki sen çok severdin Beşiktaş'ı. Kendi adıma ''verdiğin ve vermek isteyip de veremediğin'' her şey için teşekkürler Serdar.
Emin ol biz değil, sen kurtuldun.
11 Mayıs 2010 Salı

Batuhan Eskişehir'de

Hafızamı biraz zorluyorum da her yaz transfer döneminde Jancker, Koller, Lokvenc, Kovacevic hatta Jankauskas tarzı adamları, kimi dönem ‘’ artık yaşı geçti’’ mazeretleri, kimi dönem de yüksek maliyetleri sebebiyle kadromuza dahil edememiş, lâkin hep ‘’keşke bu tip bir santraformuz’’ olsun diye iç geçirmiş, yolunu gözlemiştik. Bir Carew kolay mı geldi ? Gelinen noktada Beşiktaş'a belki 50, belki 100 yılda bir nasip olacak Batuhan gibi önemli ve yetenekli bir ''değeri'' 2 milyon euro karşılığında ‘’yeter artık uğraştığımız’’ diyerek Eskişehir’e sattık. Hem de hiç oynatmadan, şans vermeden ve ısrar etmeden ! Dahası çocuk denilecek yaşta olduğunu unutup, o'nu anlamadan, dinlemeden. Halbuki çok doğaldı yaşıtlarına oranla burnunun havada olması ve yanlış tercihler yapması; zira diğerlerinden üstün, farklı ve fazlasıyla popülerdi, bunu kaldırması, dengelemesi o yaşta '' tek başına '' kolay değildi; daha da önemlisi bu acı tecrübeleri şimdiden tatmasıydı gelecek adına herkesi umutlandıran. Zira yaşadı ve gördü, yanlış olduğunu öğrendi, çokca da burnu sürttü. Bu klubün bünyesinde çalışıp da milyon dolarları cebine indiriyorsa birileri, benim değerlerimi korumak, eğitmek ve milyonlarca Beşiktaşlının önüne sunma görevini de yerine getirmek ZORUNDAYDI ! Ne onlar üşenecekti, ne de Batuhan gocunacaktı zira bu sürecin sonunda Beşiktaş ve Batuhan kazanacaktı. ama her zaman olduğu gibi bu sefer de kolayı seçtik ... Şu çocuğu geçen hafta Serie A’da Roma - Cagliari maçında izlesek, bırakın gol atıp, asist yapmasını ‘’lan 19 yaşında kule gibi bir santrafor var, bizim yönetim neden böyle genç adamları araştırıp bulamıyor’’ diyerekten forumlarda transfer komitesine üfürmeye başlar, sonra da bir başkası gelip ‘’haklısın dostum, biz ancak 32 yaşına geldikten sonra eşini ikna edebilirsek getirebiliriz’’ falan derdi. ama artık diyecek bir söz de kalmadı ... 35'lik Yusuf'u kaptırmayalım diye 2 ay önceden bağladık, o'ndan yana sıkıntı yok.
8 Nisan 2010 Perşembe

Trabzonspor Maçına 2 Adet Eski Açık Bileti

Avea'nın sponsporluğunda maç bileti vermeye devam ediyoruz. Bugün saat 12:30 ve 21:00'de sorulacak sorulara doğru yanıt vermeniz yeterli. Talihliler cuma saat 17:00'ye kadar Mecidiyeköy Türk Telekom Genel Müdürlüğü binasına gidip kimliklerini ibraz ederek biletlerini alabilecekler. İyi Şanslar...

Ara