.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Fortis Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fortis Türkiye Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Mayıs 2009 Çarşamba

Toraman ve Kupa Töreni

Fener'i yenmiş kupayı almışız, atılan her golden sonra kendi şahsım adına evde brutal vokalin en nadide örneklerini sunmuşum, (John Tardy ömrün uzun olsun) ohh deyip kupa törenin tadını çıkartayım dedim ve ayaklarımı uzattım başladım izlemeye... Maçı Lig Tv'den izleyenler bilir, maçı Fatih Terim yorumladı. Yorumları hakkında bir şeyler demeye gerek yok zaten, kendisini az çok tanıyoruz ama esas bomba kupa töreni sırasında geldi. Herkes ödülünü almaya gelirken sonradan öğrendiğimize göre Toraman sakatlığı nedeniyle törene katılamadı. İşte bu arada Terim, Melih Şendil'e şunları söyler "İbrahim Toraman'ı göremedim, yok galiba!" Ben de evden cevabı yapıştırırım; "Hocam sen zaten Toraman'ı ne zaman gördün ki?"

16 Mayıs 2009 Cumartesi

asitine kurban

gerek blogda gerek sözlükte gerek ntvspor'da yenilsen de yensen de programımızda şu meşhur asitli asitsiz kola muhabbetini açan bendim. orda da burda da çokça tartıştık ve ben kupa finalinde fenerbahçe'ye karşı olası bir mağlubiyetin bu sene gelecek şampiyonluğun tadını kaçıracağını üstüne basa basa vurguladım. çarşamba geceki muhteşem maçtan bu yana bir türlü yazmak kısmet olmadı ama işte şimdi bağıra bağıra haykıra haykıra yazıyorum. hem ezeli rakibini sahada ezerek 4 gollü bir zafer yaşatan, hem büyük maçlardaki olumsuz havayı tam da önündeki kritik g.saray maçı öncesi dağıtan tüm oyuncularımıza teşekkür edip ekliyorum. olm nasıl bir asitlendirmektir öyle kolayı, boğazımızı yaktı tadından içilmedi:)
13 Mayıs 2009 Çarşamba

Kupa Finaline Dair Notlar

- İbrahim Üzülmez'in, Ekrem'in, stoperlerin çoğunlukla adam adama oynadığı bir maçta bu kadar az gol yiyorsak; başta kaleci Hakan olmak üzere, açılan boşlukları dolduran Yusuf'a, Holosko'ya, Ernst'e ve Cisse'ye özel teşekkür şarttır.
- Hücüm elemanları bu kadar ekstra kondisyon ve konsantrasyon ile oynarsa kalan 3 maçta, ne averaj ne puan endişesi kalır. Gökhan Zan'ın muhtemelen yapacağı bir hatayı da kaparız böylece.
- Holosko'nun derdi eşinin hamileliği imiş.
- 3. golden sonra bütün yönetim kurulu ayakta golu kutlarken kös kös oturan Levent Erdoğan'a bir kez daha kıl oldum. Kendisinin takımı sabote eden açıklamalarını biliyoruz zaten ama, gole sevinmeyecek kadar basiretsiz olduğunu hiç düşünmemiştim.
- Fatih Terim Fenerbahçe'ye yüklü bahis oynamış. "Uğur Boral maalesef defansın arkasına sarkamadı." "Ali Bilgin maalesef zıplayamamış.(Bobo'nun 2. golünde)" beyanlarının yanısıra, gollerden sonra büründüğü sessizlik de dikkat çekiciydi. Ya da bu işin esprili kısmının haricinde, kendisinde Milli Takım oyuncularını kendi kulübünün oyuncuları gibi sahiplenme sendromu olabilir ki, benim düşündüğüm bu. Yalnız Emre'ye karşşı soğuktu bugün, ilginç.
- Şampiyonluk golü kondisyonerimiz Stefano Marrone'ye yakışır.
- Tello, yeterli ya da yetersiz, Delgado'nun yaptığı işin 10 mislini yapar. Delgado'nun takıma bir daha girmemesi, en azından bu sene için, ki kalan maçlarda taktik de değiştirmeyeceğimize göre, çok hayırlı olacaktır.
- Nobre'yi özlemişiz.
- Skor 4-1 iken dahi penaltı kararına itiraz eden futbolcularımızı canı gönülden kutluyorum. Ayrıca üfürükten bir penaltı kararıyla Lugano'nun kafa atma olasılığını bir nebze azaltan Bünyamin Gezer'i de bu hakemlik başarısından ötürü kutluyorum.
 
- İbrahim'in saatte 38 km hızla giderken çektiği son şut bence jeneriklik. Kendisi düşmedi ama topa vurduktan sonra, o olmadı.
- Brezilya bayrağının Bobo'nun şortunu tamamen kapatıp bir etek görüntüsü vermedi hiç hoş olmadı. Bobo sana diyorum alo!
- Demirören'in kendisini alttan yukarı görüntüleyen kameramana canlı yayında koyduğu posta güldürdü. "Git oğlum gıdım çıkıyor." falan dedi sanırım kendisi.
- Serdar Özkan ile İbrahim Üzülmez'in saçının bu kadar hızlı uzaması, kellik tedavisinde çığır açacak bir fenomen olabilir.
- Kupayı teslim alırken gözler Toraman ve Delgado'yu aradı. Ne olursa olsun orada olmaları güzel olurdu. (Toraman oradaymış, ama göstermedi kendini çok, bilmem nedendir..)
- Sahanın ortasına bayrak dikme girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması Souness'in lanetidir.
- Kolanın asidi geri geldi.
8 Şubat 2009 Pazar

Wishful Thinking

Bunun tam açıklaması bu, evet... Şampiyonluğu kazanacağını düşünmek, istemek ve en sonunda ise inanmak sadece bununla açıklanabilir: "Wishful Thinking" (düşünceyi istekler doğrultusunda şekillendirmek)... Ecnebilerin güzel söz gruplarından... Bizde buna benzeyen temenni etmek var, ama o kendisini keskin şekilde ayırıyor bundan tabii... Örneğin, derseniz ki bu sene %40 zam alacağım, o yüzden gideyim şunu şunu yapayım; bu muhtemelen "Wishful Thinking" dediğimiz kavrama tekabülk edecektir... Nitekim Türkiye şartlarında %40 zam almak herkesin başına gelen bir durum değil! Hayata dair planlarınızı bu doğrultuda yapmaya başladığınız noktada siz kendinizi "whishful thinking"e kaptırdınız demektir... Temenni etmek ise ihtimallerin tam olarak farkında olunan noktadadır... %40 zam almanı temenni ediyorum dediğinizde, bilirsiniz ki bu iş zor... Aynı şekilde, takımınız üç pas yapmaktan acizken, herkesi eze eze şampiyon olacağınızı düşünüyorsanız, yine aynı noktadasınız demektir... Bunu da en iyi açıklayacak şey "Wishful Thinking"... Tabii bu olmadan hayat yaşanılır bir yer olmaktan çıkar, düşünsenize, her şeye objektif ya da karamsar baksanız, nasıl aşık olur, nasıl inatçı şekilde mutluluğu kovalar ve nasıl olur da yaşamaya devam edebilirsiniz? Neyse konumuz Beşiktaş... Ve ben kendi adıma Beşiktaş adına olumlu şekilde düşünme yetimi kaybetmeye başlıyorum, artık olumlu düşüncelerden geçtim, Beşiktaş ile ilgili hayal bile kuramıyorum... Şu anda tek isteğim, kupada Fenerbahçe'yle eşleşip, içerde ve dışarda gerçek anlamda bir heyecan yaşayarak sezonu kapatmak... Çünkü sezonun son kilometrelerine sarkmış derbilere heyecan ve iddia taşıyabileceğimize inanmıyorum, dahası örneğin Fenerbahçe'nin de o maça Şampiyonluk iddiasıyla çıkacağını düşünmüyorum... O tatsız maçlardansa, keyifli bir kupa eşleşmesiyle yürümek, ona bel bağlamak bugün Denizli'ye ve Demirören'e nasıl daha çekici geliyorsa, bana da o kadar çekici geliyor...

Ara