Pes Etmek Yok!
Fikstürümüz çok daha zorlu olabilir, puan olarak geride olabiliriz, Anadolu'dan şampiyon çıkması fikri pompalanıyor olabilir, Anadolu'dan bir şampiyon çıkacaksa Beşiktaş'la çekiştiği bir sezonda çıkacağını da hepimiz biliyor olabiliriz...
Ama,
Pes etmeyeceğiz!
Tüm maçlarınızı kazanalım, şampiyon olamayacaksak öyle olmayalım.
O sene bu sene, bu takım o takım...
Mustafa Denizli'nin Oyun Planı Üzerine
Michael Fink'te İşlem Tamam
Sözleşme Süresi: 3 Yıl
Ödenecek Rakam Yıllık 1,5 Euro
http://www.ntvmsnbc.com/id/24960293/
Daha önce söylediğim gibi Fink hakkındaki enteresan bilgileri Beautiful Freak'ten bekliyoruz. Zaten saolsun Fink'le ilgili söylenebilecek çoğu şeyi şuradan Borges söylemiş. Şimdi kalkıp öyledir böyledir diye yazacak halimiz yok.
O bilgilerden edindiğim izlenim; Almanya'nın kalburüstü takımlarında daimi yedek olarak oturacak bir oyuncu olduğu. Kariyer gelişimi de zaten bunu söylüyor.
Bence bu transfere şöyle bakmak lazım; Beşiktaş futbol takımı Edouard Cisse'yle sözleşme yenilemeyip ondan daha iyi bir oyuncu almıyor. Bu transfer daha çok takımın ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gibi geliyor. Ortasahada Alman ekolünün hüküm sürdüğü bir Beşiktaş...
Yani bu transfer, Beşiktaş'ı oradan alıp buraya koyacak bir transfer asla değil. Sözleşmeleri bittiği için aynı şartlara sahip, kalite olarak birbirine yakın iki oyuncudan ( Fink / Cisse ) Beşiktaş'ın oyun ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gelmiştir.
Şimdi buradan kalkıp 1. santraforu Nobre olan takım Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir sorusuna dönüp, ortasahasında Fink olan, vizyonu yabancı transfer olarak Fink'i getirmek olan bir Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir soruları elbette sorulabilir ve hepsi anlamlı olur. Tabii ki arada ciddi bir fark da mevcut zira Nobre yabancı kontenjanını işgal etmiyor, Fink ediyor. Bugün Ronaldinho'yla Kaka'yı getirsen bile Üzülmez'den daha iyi sol bek yoksa yine onla oynayacaksın.
Edouard Cisse'nin yıllarca Fink'ten daha önemli takımlarda oynamış olması, Şampiyonlar Ligi tecrübesine sahip olması ve uyumlu bir karakter olması ise can sıkıcı bir başka nokta.
Neticede Beşiktaş Fink transferini gerçekleştirerek hedeflerinin ne olduğunu az çok ortaya koydu. Bu hedefler beni tatmin etmez. Önümüzdeki sene de Galatasaray deplasmanında bir çok yorumcunun, "Beşiktaş yetenekleri kısıtlı takım, arada kalite farkı var" yorumu yapacak olmaları can sıkıcı. Bu bağlamda Fink transferini bir artı değer olarak görmemekte fayda var. Buradan çıkacak en olumlu fikir, Denizli'nin -aynı kalitenin oyuncuları olsalar da- kendi istediği oyuncu grubuyla çalışmasına olanak sağlanmasıdır.
Zlatan İbrahimovic
Kendisinin Nevio Scala döneminde Beşiktaş tarafından takip edildiğini, Scala'ya sunulduğunu, Scala tarafından reddedildiğini, elini çabuk tutan Ajax tarafından 7,5 milyon euroya transfer edildiğini biliyor muydunuz?
Peki sizce İbrahimovic o tarihte Beşiktaş'a gelmiş olsaydı yine bu konuma gelebilir miydi?
Haydi Hayırlı Olsun...
***BJKAS***
BESIKTAS FUTBOL YATIRIMLARI SANAYI VE TICARET A.S.'NDEN GELEN YAZI:
KONU: SIRKETIMIZ PROFESYONEL FUTBOLCULARINDAN MERT NOBRE ILE ARAMIZDAKI MEVCUT SOZLESMENIN UZATILMASI HUSUSUNDA MUTABAKATA VARILMIS OLUP, SOZLESME DETAYLARININ NETLESMESI SONRASINDA AYRINTILI ACIKLAMA YAPILACAKTIR.
Beautiful Freak'in de dediği gibi, Nobre'siz bir gelecek sezon planlaması biraz yamuk oluyordu. Bugün itibariyle hepimizin ortak olduğu bir husus varsa o da Bobo'nun sezon sonu gideceğidir. Bakın gitmelidir demiyorum, gidecektir diyorum. Çünkü Nobre'yle sözleşme yenilendi ve Nobre sakat olmadığı her maç 11'de çıktı. Yine yedek kalacak bir Bobo'nun kendisi dahil hiç bir yere hayrı olmadığı ortaya çıktığına göre bu evlilikte ısrar etmenin gereği yok.
Bobo'daki tek sıkıntı iyiden iyiye formdan düşmüş olması. Bu, satış konusunda yönetimi zorlayacaktır.
Mustafa Denizli bir yandan bu sezonu götürürken diğer yandan gelecek sezonun planlamasını yapmakla meşgul. Fink'in transferi büyük oranda bittiğine göre önümüzdeki sezon Sivok stoper olarak görev yapacak. Ernst savunmanın önünde Cisse görevinde, Fink ise şimdiki Ernst görevinde olacak. Nobre'yle sözleşme yenilendiğine göre ileri uçta oynacak 2 forvet alternatifinden biri olacağı kesin. Bu şartlarda 2. isim Batuhan olur mu olmaz mı zaman gösterecek. Başkanın açıklamalarından Batuhan'a güvenilmediği ortaya çıkıyor. O vakit Nobre'yle değişmeli oynayacak bir forvet arayışı içinde olunacağı aşikar. Diyeceksiniz ki madem öyle Bobo kalsın. Bobo'nun kalıp faydalı olmak gibi bir gayesi var mı emin değilim. Hem şampiyon olunduktan sonra buradaki misyonunu tamamladığını düşünmesi de olası.
Neticede Nobre ismi bir takım için tek başına bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak Nobre'nin Beşiktaş'taki konumuna bakarsanız Nobre'nin saha içinde bir birleştirici etki yaptığını kolaylıkla görebilirsiniz. Bu açıdan bakıldığında bile Nobre hamlesi çok olumlu bir hamledir.
Sözleşme yenileme hadisesinin gelişimi açısından Nobre sanki bu takıma yeni transfer oluyor. Gitgide azalan umutlar, Bobo'nun gideceğinin az çok anlaşılır olması gelecek sezon için bizleri kaygılandırıyordu.
Nobre'nin sözleşme yenileme hususunda ciddi bir girişimde bulunduğu ve bu şekilde orta noktaya gelindiği söyleniyor. Eğer bu gerçekse - ki ortaya çıkar bir kaç güne - sevincimiz biraz daha artar...
Bu arada, biri iyileştirsin artık şu adamı, yoksa biz de onun gibi fıtık olacağız bu gidişle...
Bu Yürüyüş Ya Siyaha Ya Beyaza...
Beşiktaş stabil şekilde istekli futbol oynuyor uzun yıllardır... Sergen, Tümer ve bitik renkli büyük eskileri gittiğinden beri bu iş böyle... Ertuğrul Sağlam'la ya da Tigana'yla maç içinde kırılganlık da gösteren bu istekli futbol Mustafa Denizli'yle birlikte sayıca eksik kalmadıkça sekmeden her maça yansır oldu.
Son üç aydır, ligin konjonktürü işleri Beşiktaş için yoluna koydu. Kaybedilen 8 puan çok sıkıntı yaratmadı, nitekim rakipler hep daha fazlasını kaybetti ve "Ya tamam ya devam" maçları sıkıntı yaratmadan Mayıs'a kadar ötelendi...
Pazar günü ise, Beşiktaş'ı üç ihtimalli çok kritik bir deplasman bekliyor. Bu ligin gerçek deplasmanlarından biri Eskişehir. Geçen sene zar zor bulduğum Numaralı biletiyle İnönü'nün nasıl da hakkını verdiklerini karşıdan izleme şansı bulmuştum. İlk yarıdaki maç Beşiktaş'ın ve Tello'nun çok iyi oynadığı maçlar arasına girdiğinden, çok fazla seslerini duyamadık. Ama bugünlerde yaşadıkları sıkıntıları da göz önüne alırsak; taraftarıyla ve iştahlı futbolcularıyla maça sonuna kadar asılacaklardır.
Beşiktaş ideal kadrosuyla ve sıradanlaşmış iştahıyla oynarsa, ligin nisbeten dişli Eskişehirspor'unu maçın başında kalesinin önüne yığıp, golü erken dakikalara sıkıştırabilir. Ancak Youla'nın savrukluğuna rağmen süratli deparları ve olası bir kilitlenmiş, boşa harcanmış ve önde bitirilememiş ilk yarı Beşiktaş'ı sıkıntıya sokacaktır ve maçı sıkıştıracaktır... Sivasspor'un muhtemel puan kaybı sonrası ikinci defa ıskalanacak liderlik ve maçın ardından gelecek Galatasaray galibiyeti haberi, Fenerbahçe derbisini yine "ya tamam ya devam" kıvamına getirebilir...
Açıkçası, Denizli'nin takıma kat ettirdiği şampiyonluk iştahı maratonu sonrasında taraftara aşıladığı müthiş güven tartışılmaz... Yine taktik anlamda başarısı yıllardır tartışılan Denizli'nin ilk aylarında daha çok karşılaştığımız stabil olmayan takım taktiği ise taraftarı maç içi tedirginliklere itiyor maalesef... İnönü'de alınamayan liderlik ben ve benim gibi düşünen nisbeten kötümser taraftarları maalesef huzursuz ediyor. Daha kötüsü bu haftaki sonuçlar neticesinde kazanamayan bir Beşiktaş'ın Galatasaray'ı yarışın içine çekme ihtimali... 33. haftada oynanacak böyle bir şampiyonluk maçını elbette Digiturk ve bu işten servet kaldırmış Türk medyası heyecanla bekleyecektir, bizim için ise 2003 Mayıs'ındaki 5 puanlık farkla girilmiş bir derbiden başka kabul edilebilir bir durum yok 33. hafta için...
FTK. Yarı Final 2.Maçı: Beşiktaş 1-2 Ankaraspor
Stat: BJK İnönüHakem: Hüseyin Göçek, Bülent Gökçü, Alpaslan Dedeş, Serkan Çıkan.
Beşiktaş: Hakan Arıkan, Serdar Kurtuluş, Cisse, Gökhan Zan, Delgado (Dk.66 Tello), Bobo, Ekrem Dağ, İbrahim Üzülmez, Holosko, Fabian Ernst, Yusuf Şimşek (Dk 66 Uğur İnceman).
Yedekler: Rüştü Reçber, Tello, Sivok, Uğur İnceman, Erkan Zengin, Aydın Karabulut, Serdar Özkan.
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Ankaraspor: Senecky, Ediz, Mehmet Çakır, Roguy Meye, Theo (Dk.46 Murat Tosun), Ömer, Erhan, Hürriyet, Adem (Dk. 85 Mehmet Özdemir), Ramazan, Umut (Dk.73 Neca)
Yedekler: Ramazan, Baki Mercimek, Murat Tosun, Anıl, Neca, Murat Akyüz, Mehmet Özdemir.
Teknik Direktör: Aykut Kocaman
Goller: Holosko (Dk.35)Meye (Dk.22), Ömer Aysan (Dk.81) Ankaraspor
Sarı Kart: Senecky (Dk.90+3) Ankaraspor
Anket
İki Resim Arasındaki 7 Fark
Fatih Terim ve Mustafa Denizli. Türk futbol tarihinin şu ana dek en başarılı iki teknik direktörü. Hatta aralarında ilginç bir rekabet de vardır ki, Fatih Terim Türkiye'yi ilk defa Avrupa Şampiyonasına götürmüş, akabinde Mustafa Denizli Türkiye'yi Avrupa Şampiyonasında ilk defa çeyrek finale çıkarmış, en sonunda da Fatih Terim Türkiye'yi Avrupa Şampiyonasında ilk defa yarı finale çıkarmıştır. Bu hesaba göre, bir sonraki turnuvada Denizli finali, ondan sonraki turnuvada da Terim kupayı Türkiye'ye getirmelidir de konumuz o değil. Konumuz iki teknik direktörü V.Ö. misali karşılaştırmak. Bakalım iki kurt hocanın arasındaki 7 farka:
1)
Mustafa Denizli kızları meşhur İzmir'de doğmuştur,
Fatih Terim, adliyesi meşhur Adana'da doğmuştur.
2)
Mustafa Denizli gecelerin adamıdır,
Fatih Terim evinin adamıdır.
3)
Mustafa Denizli gönül adamıdır, sevdi mi gönülden sever, sildi mi gönülden siler,
Fatih Terim ciğer adamıdır, sevdi mi can ciğer kuzu sarması olur, sildi mi ciğeri söker.
4)
Mustafa Denizli güler,
Fatih Terim kaş çatar.
5)
Mustafa Denizli'nin kısa bir Almanya macerası olmuştur,
Fatih Terim'in kısa bir İtalya macerası olmuştur,
6)
Mustafa Denizli amigodan uçan kafa yemiştir,
Fatih Terim başkandan tekme yemiştir.
7)
Mustafa Denizli hep Beşiktaş'lı olduğunu iddia eder,
Fatih Terim'in hep Beşiktaş'lı olduğu iddia edilir.
Bursaspor Antremanları
Mustafa Denizli büyük bir taktik deha olduğu için değil, futbolcunun kumaşından anlaması ve sosyal zekasının yüksekliği sayesinde yöneticlerle-futbolcularla-basınla kurduğu ilişki sayesinde başarılı olan bir teknik direktör. İlk geldiğinden beri, mevcut şartlardaki en iyi teknik direktör olduğundan kuşkum yoktu ancak şu orta saha ezberinin durup dururken, sürpriz bir şekilde bozulması da artık gereğinden fazla kafamızı bulandırıyor. Tam herşey oturdu derken, bir de bakıyoruz ki silbaştan, herşeye sıfırdan başlıyoruz. İşte Bursaspor maçında orta ikilideki Ernst-Delgado seçimi de yine bunu hatırlatır cinsten. Delgado'nun sene boyunca rakip kaleden uzak kullanılması mevzusu zaten ayrı bir tartışma konusu ancak, bir önceki hafta sakatlığından dolayı doğru dürüst idmana çıkmamış, bu hafta ise tam iyileşti derken ayağını burktuğu için yine çift kale maçlara katılmadan haftayı geçirmiş Delgado'nun, Bursaspor gibi, Mustafa Denizli'nin "çok iyi pas trafiği olan bir takım" diye nitelendirdiği bir takıma karşı orta sahada kurbanlık kuzu gibi onbirde çıkarılması hiçbir mantıkla açıklanamaz ne yazık ki.. İşte aşağıda da geçen hafta Bursaspor maçından önce takımımızın yaptığı çalışmalar:
13.04.2009 13:22
Futbol Takımımız, iki günlük iznin ardından Bursaspor ile oynayacağı karşılaşmanın hazırlıklarına başladı. Basına açık yapılan antrenman 1.5 saat sürdü. İdmana izinli olan Fabian Ernst ile sol kasığında ağrısı olan Rüştü Reçber katılmadı.
Nobre, takımla birlikte koşulara katıldı, topla yapılan çalışmalarda yer almadı. Sivok ise takımla çalıştı, çift kale maçta bulunmadı.
Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli yönetiminde yapılan antrenman takım halinde koşu ile başladı, kısa mesafeli kondisyon çalışmaları ile devam etti. Ekibimiz, 5'e 2 pas çalışmasının ardından iki devreli çift kale maçla idmanı bitirdi.
Takımımız, bugün saat 10.30'da basına kapalı yapacağı idmanla hazırlıklarını sürdürecek.
14.04.2009 12:29
Futbol Takımımız, Bursaspor maçının hazırlıklarını sabah yaptığı idmanla sürdürdü. Basına kapalı yapılan antrenman yaklaşık 1,5 saat sürdü. Sol üst baldırında ağrıları olan ve idmana katılamayan Tello, tedavi oldu.
Fabian Ernst ile İbrahim Üzülmez ise takımdan ayrı özel programları eşliğinde çalıştı.
Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli yönetiminde yapılan antrenman takım halinde koşularla başladı. Tek pas çalışmasının ardından, minik kale maç yapan Siyah-Beyazlılarımız, idmanı sahada kontrollü maçla tamamladı.
Çift kale maçta sol ayak bileği burkulan Delgado, idmanı yarıda bıraktı. Delgado'nun tedavisine hemen başlandı.
Takımımız, yarın (15 Nisan) saat 10.30'da basına kapalı yapacağı idmanla hazırlıklarını sürdürecek.
15.04.2009 13.56
Futbol Takımımız, Bursaspor maçının hazırlıklarını bugün yaptığı antrenmanla sürdürdü. Basına kapalı yapılan çalışma yaklaşık 2 saat sürdü.
Antrenmana sol ayak bileğinde ödem bulunan Delgado, grip olan Yusuf Şimşek ve bel ağrısı çeken Nobre katılmadı. Kulüp Doktorumuz Devrim Urgun, tedavileri süren bu oyuncularımızın hafta sonu oynanacak Bursaspor karşılaşmasına yetiştirilmeye çalışıldığını söyledi.
Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli yönetimindeki antrenman takım halinde koşu ile başladı. 5'e 2 pas çalışması sonrasında çift kale maç yapan Ekibimiz, idmanı salonda yapılan çalışmalarla tamamladı.
Takımımız, yarın (16 Nisan) saat 10.30'da basına kapalı yapacağı idmanla hazırlıklarına devam edecek.
16.04.2009 12:41
Futbol Takımımız, Bursaspor maçının hazırlıklarına bugün yaptığı çalışmayla devam etti. Basına kapalı yapılan ve 1.5 saat süren idmana Siyah Beyazlılarımız toplu koşu halinde başladı. Kısa mesafeli koşularla devam edilen antrenmanda minik kalede maç yapıldı. Bir süre dar alanda pas yapan Ekibimiz son olarak yarım sahadaki çift kale maçla günü tamamladı.
İdmana bel ağrısı devam eden Nobre ve dünkü antrenman sırasında sağ ayağına darbe alan Aydın Karabulut katılmazken Delgado ve Yusuf takımla birlikte çalıştı.
Bu arada soğuk algınlığı bulunan Teknik Direktörümüz Mustafa Denizli antrenmanda Takımımız’ın başındaydı.
Siyah Beyazlılarımız yarın (17 Nisan) saat 10.30’da basına kapalı yapacağı idmanla çalışmalarını sürdürecek.
17.04.2009 14:27
Futbol Takımımız, Bursaspor maçı hazırlıklarına bugün yaptığı antrenmanla devam etti. Basına kapalı gerçekleştirilen idman yaklaşık 1,5 saat sürdü. Antrenmana tedavisine devam edilen Nobre katılmadı.
Isınma ile başlayan idman kısa mesafeli koşularla devam etti. Daha sonra orta alanda tek pas çalışması yapan Takımımız, ayak tenisi oynadı ve yarım sahada taktik ağırlıklı çift kale maçla idmanı tamamladı.
Delgado, Yusuf Şimşek ve Tello çift kale maçta yer almadı.
Doktorumuz Devrim Urgun, bu oyuncularımızın hafif ağrılarının bulunduğunu belirterek, çift kalede riske edilmediklerini ve maça yetiştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Takımımız, yarın (18 Nisan) basına kapalı yapacağı antrenmanla hazırlıklarını tamamlayarak, kampa girecek.
18.04.2009 20:32
Futbol Takımımız, bu akşam yaptığı idmanla Bursaspor maçı hazırlıklarını tamamlayarak, kampa girdi.
BJK Nevzat Demir Tesisleri'ndeki çalışmaya Nobre dışındaki tüm oyuncularımız katıldı.
Isınma hareketlerinin ardından bir süre 5'e 2 pas çalışması yapan Ekibimiz, antrenmanı taktik ağırlıklı çift kale maçla tamamladı.
İdmanın ardından kampa giren Takımımız, maç saatini beklemeye başladı.
Beşiktaş Adının Olduğu Her Yerde "Acaba" Vardır
Acaba bu sene de mi şampiyon olamayacağız? Kimbilir, belki de.. Ancak olamayacaksak, bu sorunun akıllarda yerli yersiz belirmesinin de bunda önemli bir payı olacaktır kuşkusuz. Halbuki hemen geçen sene oynanan, Beşiktaş'ın 1-0 üstünlüğü ile sonlanan Galatasaray maçına gidelim. Maçtan sonra, Galatasaray'ın belki de en zayıf halkası olan Sabri Sarıoğlu ne demiş? "Bu maçın sonucu çok da önemli değil, sonuçta biz şampiyon olacağız." Bunu diyen kurt bir teknik direktör, ortalığı bulandırmaya çalışan bir yönetici değil, sadece bir futbolcu ve kendilerine ne kadar güvendiklerini mağlup oldukları maçtan sonra dahi gösterebiliyor. Aynı şekilde taraftarları da şu içine düştükleri keşmekeşe rağmen, hala umutlular. Adını da koymuşlar, Galatasaray'ın adının olduğu heryerde umut vardır, diyerek çıkmışlar işin içinden. Tabii bu sadece bir söz değil, yaşanan tecrübelerin de bunda payı var ancak ne demiştik, biz bahçemize bakalım.
Bu hafta ligin tepesindeki takımların maçlarını, Trabzonspor hariç, hepsini izledim. Bu ligi hiç seyretmemiş birisine, bu takımlardan hangisi şampiyon olur sorusunu sorsanız, alacağınız yanıt tek olurdu, o da Beşiktaş. Zamanında bu parçalanmış camiayı değil şampiyon yapmak, sadece bir araya getirse bile başarılı adledilmelidir Mustafa Denizli derken, pazar geceki maçtaki tribünleri görünce Denizli'nin bunu başardığı söylemek mümkün. Tribünler sonunda şampiyonluk havasına girmiş, hem de geçen senelerde olmadığı şekilde kenetlenmiş. Ayrıca da ceza almamak için son derece dikkatlilerdi ve hakemin ters kararlarına rağmen sükunetlerini korumayı başardılar. Hakem demişken, çok uzatmadan şunu söylemek lazım. Ben dünkü hakemin iyi niyetine inandım açıkçası, ancak Türk hakemliğinin ne yazık ki en büyük eksiği şu avantaj mevzusunda. İki tip Türk hakemi var, birincisi herşeye düdük çalıp, maçın seyir zevkini öldüren tip hakemler ikincisi de maçı hızlandırayım derken avantaj kuralını dengesiz bir şekilde kullananan hakemler. Deniz Çoban, ikinci tip hakem sınıfına girmeyi başardı dünkü yönetimiyle. Kötü niyetli olmadığını düşünüyorum şahsen ancak oyunu hızlandırayım derken bazı faullere gözünü kapatıp, bazı faulleri vermesi futbolcular tarafından kendisine duyulan güveni azalttı. Cumartesi günkü Sivasspor maçındaki iki rezalet kararın ardından, kendisinin bu yönetimi umarım bizi şampiyon yapmayacaklar diye ağlaşan bazı başkan ve teknik direktörleri az da olsa rahatlatmıştır.
Bundan önceki haftalarda "kazanan kadro değiştirilmez diye birşeyi kabul etmiyorum" diyen Denizli, hem maça farklı bir sistemle hem de şu an için pek çok insanın üzerinde mutabık kaldığı Cisse ve Ernst ikilisini bozup Cisse yerine hafta boyunca antremanlara katılamayan Delgado ile başlayınca bir başka acaba daha belirdi taraftarın kafasında. Ki o acaba çok geçmedi, bir o direkten, bir bu direkten dönen topla kendisini iyice hissettirdi ancak bu direklerden direk beğen pozisyonunun ardından bir de Yenal'ın kafa vuruşu ile gole yaklaşan Bursapsor bir daha da gole yaklaşamadı. Hem de İbrahim Toraman'ın takımını 10 kişi bırakmasına rağmen. Hele ikinci yarı Beşiktaş kontrollü bir şekilde kendi sahasında rakibini bekleyip, her çıkışında neredeyse pozisyon buldu ancak sonuçta iki taraf da sıfıra sıfır elde var bir diyerek maçtan ayrıldı. Maçın en dikkat çeken futbolcuları herzamanki gibi Ernst ve Sivok'tu. Arkada bu kadar istikrarlı iki adamın bir tanesi keşke ön tarafta da olsaydı, Beşiktaş için herşey daha kolay olurdu. Tabi bu iki ismin dışında İbrahim Üzülmez de şaşırtıcı bir biçimde hücuma destek sağlayarak oldukça başarılıydı. Hele sağdan gelen ortaya volemsi vuruşu da gol olsaydı, 40 yaşına kadar sol kanatta kalmayı garantileyebilirdi.Futbol "Taraftarlarla" Güzeldir
Sivok'un Kullanılış Biçimi
Beşiktaş'ın Zayıf Halkaları / Güçlü Halkaları
- Rüştü Reçber
- İbrahim Üzülmez
- Edouard Cisse
- Rodrigo Tello
- Filip Holosko
- Matias Delgado
- Da Silva Bobo
- İbrahim Toraman
- Tomas Sivok
- Fabian Ernst
- Ekrem Dağ
- Yusuf Şimşek
- Mert Nobre
NTV Spor'da Taraftarın Sesi: "Yenilsen de Yensen de"
Bugün itibariyle NTV Spor'da 18.30'da yeni bir program start alıyor. Yenilsen de Yensen de... Beş taraftar, Bağış Erten ve Banu Yelkovan yönetiminde takımlarının durumunu, taraftarın ruh halini, stadyumlarda konuşup, bloglarında yazdıklarını artık NTV Spor ekranında tartışmaya başlıyorlar. Programda ben de dahil olmak üzere, yedi kişilik Beşiktaş kadrosu olarak ilk beş çıkmak üzere hazır kıta bekliyoruz... Bugün Fenerbahçe, yarın Galatasaray ve Çarşamba günü de Beşiktaş programları sahne alıyor...
Yedi kişilik kadromuzda, sözlükten Jessie, Raul Gonzalez ve ben; blog camiasından Papa Bouba Diop'tan Bianconeri, Şairler Parkı'ndan Marmara, Gol Atan Kaleye'den Mustafa ve Eurosport'tan Onur var...
Not: Fotoğraf kenardan izlediğimiz Galatasaray programından... Yoksa Beşiktaş kadrosunda sarı-kırmızı giyinenler yok :)
İbrahim Toraman ve Güven Problemi...
Şapkadan çıkan tavşan...
Bizim jenerasyonun Sermet Erkin'le de pek arası yoktu. Normaldir, bu devirde ilüzyon dediğin şeyin gizli saklısı kalmadı. Her şeyi herkes biliyor...
Futbolun da çok basit gerçekleri var. Beşiktaş son on maçında hangi maçlarına akıllara yatkın kadrolarla, daha doğrusu hangi maçına Delgado'suz çıkmışsa, kazanmış... Kazanmak önemli tabii, ama daha önemlisi, bu maçlarda oyunu domine etmiş, futbolunu rakiba kabullendirmiş, eze eze oynamış... Nedir bu şapkadan çıkan tavşan? Futbolun bugününü bilmeyen yok. Bu bloga yolu düşen herkes kenarından kıyısından Avrupa Ligi de izliyordur. Onu da geçtim, Türkiye Ligi maçlarını izlese o da yeter... Eskişehirspor'u, hatta abartıyorum, Hacettepespor'u bile izleyen hiç kimse artık Delgado şu takımı böyle oynatır diyemez. Futbolcu olduğunu tartışıyorum artık. Güiza için Fenerbahçe'yle dalga geçiyoruz, Delgado'nun çaprazdan attığı üç-dört gol için, no-look pasları için hastası olan sevgili dostlar, Delgado'yu Avrupa liglerinde izlediğiniz herhangi bir maçta düşünebiliyor musunuz? Bütün 90 dakikada üç tane can alıcı pas atsa ne olur? Takımın rakibe mahkum, rakip bu adamın üzerine üzerine gelip, yaldır yaldır futbol oynarken, Delgado senin takımında hat-trick yapsa ne olur? Kendisi için harcanılan paranın farkında mısınız?
Neticede, bu adam bizzat kendisi de artık aldı cebimizden bir ton parayı... Yapacak bir şey yok... Kendisini izlediğim herhangi bir ligin herhangi bir takımının onbirine bile yazamıyorum. En önemlisi, Dolmabahçe'de benim Delgado'yla kaybettiğim üç sene, hoş görerek bekleyerek geçirdiğim üç sene geri gelmeyecek... Sporting Lisbon'un sol bekinin etkinliğinin onda birini bile yapamayan Delgado'dan neyi bekleyelim? Ya olursalarla Delgado'ya bel bağlanır mı? Senelerdir olmayan bu sene mi olacak? Lanet olsun...
Sonuç şu; Denizli'nin takıma kat ettirdiği yolun yarısını bile geçemeyen Delgado'dan yüz yıl daha hayır gelmez Beşiktaş'a... Kulübe Ocak ayı itibariyle transferi yapan Ülker tarafından sokulmuş kazık da hayırlı olsun tabii...
Neticede, şapkadan Delgado çıktıkça, istediği kadar kritik top kessin, ayağına gelen her topu hurra ileri diken Gökhan Zan arz-ı endam ettikçe biz yine bağıracağız... "Ne zaman 'şampiyonuz' diye bağırsak, kursağımızda kalıyor..." Kimyası oturmuş, en önemlisi futbolu bütün güzellikleriyle oynamaya başlamış Beşiktaş adeta sabote edildikçe, daha da çok bağırırız...
???
TSL. 28.Hafta Besiktas 0-0 Bursaspor
Hak Mahrumiyeti Nedir?
Anket
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-