.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Michael Fink etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Michael Fink etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Şubat 2011 Perşembe

Almanlara Sınır Olmasın

Türk futbolunda yabancı kısıtlaması yıllardır tartışılıyor. 3 yabancı, 5 yabancı, 6 yabancı, 6+2 yabancı, 6+2+2 yabancı... İngiltere'deki gibi milli takım kıstası, İtalya'daki gibi non-eu sınırlaması...

Konu hakkında söylenmeyen, yazılmayan fikir kalmadı diye düşünülüyorsa yanılıyorsunuz.

Almanlar sınıra tabi olmasın! Çok net.
İş disiplinleri, profesyonellikleri, takım oyununa yatkınlıkları, yeneteklerini maksimum düzeyde kullanma ve geliştirme istekleri, sorunsuz yapıları, maliyet/performans oranları...

Bir ülke futbolu, gelişmek istiyorsa, bu değerleri ithal etmek kadar mantıklı başka bir girişimde bulunabilir mi?

Benim isteğim olacak iş değil tabi. Lakin Türk toplumu gibi yetenek bağımlısı bir toplumda, ilah yaptığı adamın Sergen Yalçın olduğu şu dönemde, Roberto Hilbert'in şu performansı bizim uzak olduğumuz bir çok değeri öyle güzel parlatıyor ki...
Belki başkaları gibi pas atamıyorlar, belki onların adını formasının arkasına yazdıran yok, belki bu sene hiç Hilbert ürünü satılmamış bile olabilir, dışarıdan bakıldığında sempatik değiller, belki tribünü ayağa kaldırmaktan yoksunlar, belki yeni doğan çocuklar onlara bakıp Beşiktaşlı olmazlar...

Biz hala İbrahim Akın'ın yeteneğinden bahsederken onlar çalışıyorlar...

Ve hep unutuyoruz;
Bu onların oyunu!

Oysa takımınızda bir kaç Alman olduğunda hemen anlıyorsunuz, bu oyunda neden hep Almanların kazandığını...
14 Ocak 2011 Cuma

Michael Fink Üzerine

Bernd Schuster'in Manisa maçı 11'ine baktığınızda dikkat çeken bir detay görüyordunuz. Takımın dinamosu Fabian Ernst'in yedek oluşu... Zaten Schuster de maçtan sonra açıklamasında Ernst'in yedek kulübesinde oluşunun kendisini nasıl keyiflendirdiğinden bahsetti. Ernst - Schuster ilişkisi yer yer Ancelotti - Kaka Leite ilişkisine yakınsıyor. Bir çok futbol adamı Kaka'nın posasının Madrid'e gönderildiğinden bahseder...

Şüphesiz yedek kulübesinde de böyle bir kalitenin oturması bir teknik direktör için büyük bir kazanç. Gerçi Ernst'in yerine oynayan Aurelio ve Guti yeni transfer edilmiş değiller ama olsun...

Bu şartlar altında Fink'in Beşiktaş'ın 2010-2011 sezonunda ne kadar efektif kullanıldığını sorgulamamız gerekiyor. Eğer Ernst'i yedek kulübesinde oturtamayacak kadar dar bir rotasyona sahipseniz, bu demeçten alınması gereken ilk isim Ernst'in yedeği olan Michael Fink olur.

Fink 2010-2011 sezonunun ilk yarısında toplam 8 maçta forma giymiş. Bu 8 maçın iki tanesinde 90. dakikada zaman geçirmek adına oyuna alınmış. O maçları hariç bırakırsak, Fink sezonun ilk yarısında ortalama ayda bir forma giyme şansı bulmuş.

Sorulması gereken soru şu; Michael Fink gerçekten bu kalitenin oyuncusu mu? Fabian Ernst yorgun veya sakatsa Fink'i oynatmak için çok düşünür müsünüz? Fink Beşiktaş'ta gerçekten bir teknik direktörün oynatmaktan imtina edeceği bir performans göstermiş midir?

Cevapları esasında çok açık. Fink Türkiye standartlarında oynatmak için elin korkak alıştırılacağı bir oyuncu değil. Geçmiş dönemde Fabian Ernst'in de önüne çıkan performansları İnönü Stadyumu'nun çimlerine işlenmiştir.Tanımadığımız, bilmediğimiz bir oyuncu olsa yeriz de, Fink öyle değil.

Durum bu iken, Fink'i gönderip Fernandes'i almak -hiç şüphesiz kalite yatırımıdır - ancak kadro derinliğine katkı sağlamaz. Fink'i her kadronun, her maçın bir parçası olarak konumlandırmak dururken, kadronun 10. yabancısı yapıp aydan aya faydalanmak Schuster'in eksi hanesine yazılır. Ernst'i posası çıkana kadar oynatmak gibi...
26 Temmuz 2010 Pazartesi

Orta Sahanın Ortası

LigTV'nin websitesinde bir haber yayınlandı Beşiktaş'tan gidecek oyunculara dair. Liste şu: Fink, Holosko, Delgado.

Doğrudur, yanlıştır zaman gösterir lakin ben bir yeri anlamadım, onu size sorayım dedim.

"ortaalanın ortasında Schuster'den geçerli not alamayan Delgado'nun bonservisiyle beraber"

Schuster, Delgado'nun ortaalanın ortasında o haliyle ne yapmasını bekliyordu? Delgado'nun orada denenip Tabata'nın denenmemesinin sebebi nedir? Bu takımda Guti'nin yedeği Delgado ve Tabata ise ve bunlardan birisi gidecekse, bu mevkiideki preformansları niye göz önüne alınmaz? Ortaalanın ortasında oynayacak olan isim Schuster'in kafasında kimdir? Orada yaz dönemi boyunca Delgado ve Fink'ten daha iyi performans gösteren bir isim olmuş mudur, olmuşsa biz niye görmedik?

Belki LigTV o cümleciği laf olsun diye kurdu, lakin eğer cidden böyle anlatıldıysa durum... benim kafam karıştı.
24 Eylül 2009 Perşembe

Malumu İlam

NTV Spor yazmış... İçeriden haberdir, ya da spekülasyondur bilemiyoruz. Ancak beklendiği gibi oldu ve Delgado'nun dönüşü Fink'in gidişine sebep olacak beklentisi pompalanmaya başladı...
Bir ay önceki anketin sonucu aşağıdaki gibi... Öte yandan Jessie'nin yaptığı listede de Fink en üst sırada yer tutuyordu... Çok net iddia ediyorum, bonservisi elinde gelen adam Fink değil Ernst olsaydı, yol gösterilecek olan oydu. Tıpkı denemeden, takımla hiç bir kimya oluşturamadan gönderilen Seriç gibi...
Fink gidince, şampiyon kadrodan neler kaybettiğimizi bir kez daha düşünelim... Marsilya'da geçen hafta gol de bulan Cisse'nin gidişine karşılık alınan Fink gidecek... Kleberson'un tek başına oynadığı ve yıldığı orta saha modeline, seneler öncesine gülerek baktığımız o Kayseri'deki orta saha modeline dönüş yapacağız. Karanlık çağ... Delgado, Tello, Ernst ve Tabata... Muazzam bir orta saha değil mi? Ricardinho, Delgado, Serdar Özkan orta sahasından az hallice! İyi uykular Beşiktaş...
25 Nisan 2009 Cumartesi

Michael Fink'te İşlem Tamam

Sözleşme Süresi: 3 Yıl Ödenecek Rakam Yıllık 1,5 Euro http://www.ntvmsnbc.com/id/24960293/ Daha önce söylediğim gibi Fink hakkındaki enteresan bilgileri Beautiful Freak'ten bekliyoruz. Zaten saolsun Fink'le ilgili söylenebilecek çoğu şeyi şuradan Borges söylemiş. Şimdi kalkıp öyledir böyledir diye yazacak halimiz yok. O bilgilerden edindiğim izlenim; Almanya'nın kalburüstü takımlarında daimi yedek olarak oturacak bir oyuncu olduğu. Kariyer gelişimi de zaten bunu söylüyor. Bence bu transfere şöyle bakmak lazım; Beşiktaş futbol takımı Edouard Cisse'yle sözleşme yenilemeyip ondan daha iyi bir oyuncu almıyor. Bu transfer daha çok takımın ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gibi geliyor. Ortasahada Alman ekolünün hüküm sürdüğü bir Beşiktaş... Yani bu transfer, Beşiktaş'ı oradan alıp buraya koyacak bir transfer asla değil. Sözleşmeleri bittiği için aynı şartlara sahip, kalite olarak birbirine yakın iki oyuncudan ( Fink / Cisse ) Beşiktaş'ın oyun ruhunu değiştirmeye yönelik bir hamle gelmiştir. Şimdi buradan kalkıp 1. santraforu Nobre olan takım Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir sorusuna dönüp, ortasahasında Fink olan, vizyonu yabancı transfer olarak Fink'i getirmek olan bir Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi'nde ne yapabilir soruları elbette sorulabilir ve hepsi anlamlı olur. Tabii ki arada ciddi bir fark da mevcut zira Nobre yabancı kontenjanını işgal etmiyor, Fink ediyor. Bugün Ronaldinho'yla Kaka'yı getirsen bile Üzülmez'den daha iyi sol bek yoksa yine onla oynayacaksın. Edouard Cisse'nin yıllarca Fink'ten daha önemli takımlarda oynamış olması, Şampiyonlar Ligi tecrübesine sahip olması ve uyumlu bir karakter olması ise can sıkıcı bir başka nokta. Neticede Beşiktaş Fink transferini gerçekleştirerek hedeflerinin ne olduğunu az çok ortaya koydu. Bu hedefler beni tatmin etmez. Önümüzdeki sene de Galatasaray deplasmanında bir çok yorumcunun, "Beşiktaş yetenekleri kısıtlı takım, arada kalite farkı var" yorumu yapacak olmaları can sıkıcı. Bu bağlamda Fink transferini bir artı değer olarak görmemekte fayda var. Buradan çıkacak en olumlu fikir, Denizli'nin -aynı kalitenin oyuncuları olsalar da- kendi istediği oyuncu grubuyla çalışmasına olanak sağlanmasıdır.

Ara