Rodrigo Tabata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rodrigo Tabata etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Şubat 2011 Pazartesi
Siyah Beyaz Kırmızı
Yeri gelir, kırmızı kart gören oyuncuyu "Başka şansı yoktu" der, savunursun. Ya da maç zaten kaybedilmiştir, "Yenilgiyi, çaresizliği sindiremedi"ye verirsin... Ama şu aşağıdakilerin hiç biri öyle değil.
16.10.2010 Beşiktaş 2 Manisaspor 3 (Tabata)
10.12.2010 Eskişehir 2 Beşiktaş 0 (Guti)
30.01.2011 İBB 2 Beşiktaş 1 (Aurelio)
20.02.2011 Beşiktaş 2 FB 4 (Ferrari)
19 Ocak 2011 Çarşamba
Giden Değil, Kalandır Terkeden...
Profesyonel kariyerinize 1999 yılında başlamışsınız. 2003 yılına kadar sırasıyla Paulista, Sao Bento, Santo Andre, Ferroviario, Inter de Limeira, Treze, Gremio-PB, Ceara, XV de Piracibaba, America-RN, Campinense PB takımlarında forma giymişsiniz. 2004-2005 sezonunu Goias, 2006-2008 sezonlarını da Santos FC takımlarında tamamlamışsınız. Sonra Gaziantepspor'un kancasına takılmış, 2008 yılında Türkiye / Gaziantep'in yolunu tutmuşsunuz. 27 maçta attığınız 12 gol, sizi Beşiktaş'a getirmiş... 2011 yılında Newcastle United'a gitseniz "geç keşfedilmiş oyuncu" sınıfına da gireceksiniz ama maalesef durum öyle değil...
Tabata'nın transferinden bir gün öncesi... Ajanslar Tabata Beşiktaş'ta haberini yeni geçiyorlar. Tabata'nın masadaki menajerine sorulan soru net;
- Bonservise ne kadar ödenecek? 4-4,5 var mı?
- Yok, o kadar yok...
Sonrası malum.
Yıldırım Demirören'le İbrahim Kızıl arasındaki ilişkinin karanlık noktaları devreye giriyor ve işin şekli değişiyor. Tabata dahil, olan biteni anlayan yok...
Tabata transferinin borsaya bildirilen hali şu şekilde oluyor;
''Gaziantepspor Kulübü futbolcusu Rodrigo Tabata'nın transferi konusunda kendisi ve kulübü ile anlaşmaya varılarak 3 yıllık (2011-2012 sezon sonuna kadar) sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme karşılığında futbolcuya 2009-2010 sezonu için 1 milyon 400 bin Avro, 2010-2011 sezonu için 1 milyon 500 Avro, 2011-2012 sezonu için ise 1 milyon 600 Avro ücret ödenecektir''
Dönemin teknik direktörü Mustafa Denizli bile etrafa anlamsız anlamsız bakıyor. Sezon içerisindeki tercihleriyle de Tabata transferiyle ilgili şaşkınlığını ortaya koyuyor.... Geçenlerde Sergen Yalçın çıkıyor, "Antep Beşiktaş'tan 1 kuruş almadı" diyor... Aldı, almadı derken, iyice Arap saçı...
Kendini en rahat şekilde ifade edebilen kesim ise; taraftar. Oysa yönetim açısından Tabata meselesinde "Git" emri ile, "Gider misin?" sorusu arasındaki fark, yaklaşık bir kaç milyon euro. Onlar taraftar kadar rahat olamıyorlar hiç şüphesiz.
Sözleşmesinde gördüğümüz kadarıyla Tabata'nın Beşiktaş'tan alacağı 2.350 milyon Avro var. 1 milyon 600 bin Avro gelecek seneden, 1 milyon 500 bin Avro'nun yarısı da bu sene ligin 2. yarısından. Tabii ki burası Türkiye ve Tabata'nın bi 750 bin Avro da geçmişten alacağı olsa etti sana; 3 milyon Avro.
3 milyon Avro bir cepte. Diğer cepte de henüz Tabata'yı göndermeden aldığın Manuel Fernandes. Tabata gitmeden veya parasını cebinde görmeden federasyona kaydettiremediğin Manuel Fernandes...
"Anlaşma karşılığında Valencia Kulübüne 985.845.Euro, oyuncuya ise sezon sonuna kadar 100.000.Euro ödenecektir."
Şimdi başa dönelim. Gaziantepspor transferinizin gerçekleştiği gün, kariyerinizin tepe noktalarından birini yaşamış kalibrede ve kalitede bir oyuncusunuz. Sonra iki başkanın kendi aralarındaki bir anlaşma çerçevesinde hayalini bile kuramayacağınız bir takıma gelmişsiniz. Muhtemelen kariyerinizin ilk 10 senesinde toplam 1 milyon 500 bin Avro kazanmadınız. Bu sizin için gerçek bir talih kuşu...
Bundesliga, Premier League, Serie A hedefiniz ve kapasiteniz yok, Beşiktaş sizin Real Madrid'iniz ve yaşınız artık 30 olmuş ise...
"Gider misin?" sorusunun yanıtı sizce ne olmalıydı?
"Gitmem!" cevabı, bir ahlaki eksiklik olarak kabul edilebilir mi?
Tabata'nın transferinden bir gün öncesi... Ajanslar Tabata Beşiktaş'ta haberini yeni geçiyorlar. Tabata'nın masadaki menajerine sorulan soru net;
- Bonservise ne kadar ödenecek? 4-4,5 var mı?
- Yok, o kadar yok...
Sonrası malum.
Yıldırım Demirören'le İbrahim Kızıl arasındaki ilişkinin karanlık noktaları devreye giriyor ve işin şekli değişiyor. Tabata dahil, olan biteni anlayan yok...
Tabata transferinin borsaya bildirilen hali şu şekilde oluyor;
''Gaziantepspor Kulübü futbolcusu Rodrigo Tabata'nın transferi konusunda kendisi ve kulübü ile anlaşmaya varılarak 3 yıllık (2011-2012 sezon sonuna kadar) sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme karşılığında futbolcuya 2009-2010 sezonu için 1 milyon 400 bin Avro, 2010-2011 sezonu için 1 milyon 500 Avro, 2011-2012 sezonu için ise 1 milyon 600 Avro ücret ödenecektir''
Dönemin teknik direktörü Mustafa Denizli bile etrafa anlamsız anlamsız bakıyor. Sezon içerisindeki tercihleriyle de Tabata transferiyle ilgili şaşkınlığını ortaya koyuyor.... Geçenlerde Sergen Yalçın çıkıyor, "Antep Beşiktaş'tan 1 kuruş almadı" diyor... Aldı, almadı derken, iyice Arap saçı...
Kendini en rahat şekilde ifade edebilen kesim ise; taraftar. Oysa yönetim açısından Tabata meselesinde "Git" emri ile, "Gider misin?" sorusu arasındaki fark, yaklaşık bir kaç milyon euro. Onlar taraftar kadar rahat olamıyorlar hiç şüphesiz.
Sözleşmesinde gördüğümüz kadarıyla Tabata'nın Beşiktaş'tan alacağı 2.350 milyon Avro var. 1 milyon 600 bin Avro gelecek seneden, 1 milyon 500 bin Avro'nun yarısı da bu sene ligin 2. yarısından. Tabii ki burası Türkiye ve Tabata'nın bi 750 bin Avro da geçmişten alacağı olsa etti sana; 3 milyon Avro.
3 milyon Avro bir cepte. Diğer cepte de henüz Tabata'yı göndermeden aldığın Manuel Fernandes. Tabata gitmeden veya parasını cebinde görmeden federasyona kaydettiremediğin Manuel Fernandes...
"Anlaşma karşılığında Valencia Kulübüne 985.845.Euro, oyuncuya ise sezon sonuna kadar 100.000.Euro ödenecektir."
Şimdi başa dönelim. Gaziantepspor transferinizin gerçekleştiği gün, kariyerinizin tepe noktalarından birini yaşamış kalibrede ve kalitede bir oyuncusunuz. Sonra iki başkanın kendi aralarındaki bir anlaşma çerçevesinde hayalini bile kuramayacağınız bir takıma gelmişsiniz. Muhtemelen kariyerinizin ilk 10 senesinde toplam 1 milyon 500 bin Avro kazanmadınız. Bu sizin için gerçek bir talih kuşu...
Bundesliga, Premier League, Serie A hedefiniz ve kapasiteniz yok, Beşiktaş sizin Real Madrid'iniz ve yaşınız artık 30 olmuş ise...
"Gider misin?" sorusunun yanıtı sizce ne olmalıydı?
"Gitmem!" cevabı, bir ahlaki eksiklik olarak kabul edilebilir mi?
Etiketler:Gürcan Ulusoy,Rodrigo Tabata | 15
Yorum
17 Ağustos 2010 Salı
Son Reçete
Bu maçtan çıkarılacak iki ders var benim gözümde, ikincisi daha önemli:
- Hilbert sağ açıkta bu formuyla oynadığı sürece sağ bek sorunu yaşanmaz. Sağ bekte Toraman yoksa, Ekrem - Hilbert ikilisi ideal verimi sağlayacaktır. Toraman gelince Hilbert kesilebilir, lakin Toraman'ın olmadığı bir sağ tarafta Ekrem ve Hilbert benim gözümde ideal ikilidir.
Ha, "ne biçim bu adam Hilbert ya, hiç işe yaramaz" diyenleri pistlerde görmek isteriz. Adam defansa yardımı geçtim, tribündeki Osman Abi'ye dahi yardım etti gidip. Holosko'nun bir sene boyunca yapmadığı içe çapraz koşuları da yaptı gayet.
- Tabata bu takımın fersah fersah gerisindedir, herkesin performansının arttığı bir maçta bile kendini gösterememektedir. Kendisi kiralık, bonservisiyle, iadeli taahhütlü vs., nasıl oluyorsa olsun yollanmalı; Fink bu takıma geri dönmelidir. Transfer o noktada noktalanmalıdır.
Tabata'nın Guti ve Delgado'yu yedeklediği bir takımda Ernst ve Necip'in yedeğinin olmaması skandal olacaktır. Özellikle de her maç 70. dakikadan sonra defansın dili sarkarken...
Etiketler:Roberto Hilbert,Rodrigo Tabata,semioticus,Shelbyl | 48
Yorum
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Orta Sahanın Ortası
LigTV'nin websitesinde bir haber yayınlandı Beşiktaş'tan gidecek oyunculara dair. Liste şu: Fink, Holosko, Delgado.
Doğrudur, yanlıştır zaman gösterir lakin ben bir yeri anlamadım, onu size sorayım dedim.
"ortaalanın ortasında Schuster'den geçerli not alamayan Delgado'nun bonservisiyle beraber"
Schuster, Delgado'nun ortaalanın ortasında o haliyle ne yapmasını bekliyordu? Delgado'nun orada denenip Tabata'nın denenmemesinin sebebi nedir? Bu takımda Guti'nin yedeği Delgado ve Tabata ise ve bunlardan birisi gidecekse, bu mevkiideki preformansları niye göz önüne alınmaz? Ortaalanın ortasında oynayacak olan isim Schuster'in kafasında kimdir? Orada yaz dönemi boyunca Delgado ve Fink'ten daha iyi performans gösteren bir isim olmuş mudur, olmuşsa biz niye görmedik?
Belki LigTV o cümleciği laf olsun diye kurdu, lakin eğer cidden böyle anlatıldıysa durum... benim kafam karıştı.
Etiketler:Matias Delgado,Michael Fink,Rodrigo Tabata,semioticus,Shelbyl | 7
Yorum
29 Ocak 2010 Cuma
Tabata vs Rıza Çalımbay
Ara transfer dönemi 1 Şubat Pazartesi günü saat 17:00’de bitiyor, ama sayılı günler kalmış olmasına rağmen kimin gidip, kimin kalacağına dair henüz net bir açıklama gelmiş değil; hal böyle olunca bize de komplo teorileri kalıyor. Nedense bu denli sessiz kalınmasının salt kongre süreci ve heyecanı ile açıklanması bana pek inandırıcı gelmiyor, ama gönderilecek ismin kongreye etki edeceği de çok net ! Evet, Demirören’i en fazla yaralayacak isim Tabata olarak yorumlanıyor, zaten bir başka isim düşünülüyor olsaydı muhtemelen bugüne dek çoktan gözden çıkarıldı.
Kongre sonrasında ara transfer için 24 saatten az bir zaman kalacak olmasını, önceden planlanmış-programlanmış, sözleri verilmiş ve sadece imzaya kalmış bir transfer izleyebileceğimiz şeklinde yorumlamaktan başka bir şey yapamıyorum.
Diğer yandan Rıza hoca da haftalardır ‘’ille de Tabata’yı isterim’’ diye tutturmuş vaziyette; buna karşın bizden de bir olumlu ya da olumsuz yanıt gelmiş değil. Keza Eskişehirspor hâlâ daha Tabata’ya yer açabilecek kontejan boşluğuna sahip.
Ama işte talimatname bu transferin gerçekleşme ihtimali bulunmadığını yukarıda çok net bir biçimde izah etmiş. ‘’Beşiktaş yönetimi ve teknik direktörü bundan haberdar mı?’’ derseniz, açıkçası emin değilim; en azından Rıza hoca verdiği demeçler ve Tabata isteği ile bu hataya düştüğünü açıkça gözler önüne sermiştir. Beşiktaş cephesinden Tabata haberlerine ilişkin bilgilendirici bir açıklama yapılmaması ve Rıza hocanın da nabız yoklama seanslarında uyarılmamış olması Tabata konulu ikinci bir son dakika fiyaskosu ihtimalini güçlendiriyor.
Bir başka örneği de burada.
Etiketler:Eskişehirspor,Rodrigo Tabata | 4
Yorum
10 Aralık 2009 Perşembe
18 Milyon Yüros
7 Eylül 2009 Pazartesi
Tabata'yı Sevmek ya da Beşiktaş'ı Sevmek...
"Sevinmek için sevmedik"... Ne kadar kolay söylemesi değil mi? Pankart'a yazması da maksimum 100-150 Lira... O da kolay...
Oysa bu sevgiyi aksiyonda göstermek farklı. Orası kesin... Şu da kesin, bunu söyleyeni de söylemeyeni de Beşiktaş'ı tutuyor işte. Şampiyon olamayınca bırakmıyor Beşiktaş'ı, maç başına gol ortalaması 0,1'e düşünce bırakacak mı? Hayır. Gönlünde, kenarda köşede sevecek işte... Yuhalasa da sevecek, ben ona yuhaladığı için kıl olsam da sevecek.
Diyeceğim o ki, takım tutmak tamamen duygusal bir kavram çoğu vakit, hele o tribüne Özsahrayıceditspor maçına, Nouma'ya takılıp hayatla kafa bulmaya bile giden adam için on kat daha duygusal... Rekabetle beslense de duygusal işte... Ben kombinemin fiyatını 5 katına çıkardığında nasıl küstümse bu takıma, Samsun'a o maçı kaybettiğinde dönüverdim, kendi tribünüme olmasa da o kalenin arkasına... Kaybettikçe daha da delirip, döndüm, bağırdım çağırdım... Her zamankinden çok, her zamankinden yüksek sesle bağırdım... Demek ki Beşiktaş'ı seviyorum, sadece kazandığı için ya da sadece güzel futbol oynadığı için, yetenekli olduğu için ve tabii ki şampiyon olduğu için de değil... Bin sebep de olabilir bir tane de... En yakın dostum, "Ulan bu yaşımda takım değiştirecek halim yok, ama bugün takım tutmaya başlasam Beşiktaşlı olurdum" dediği için de seviyorum ben bu kulübü mesela... Sırf siyah beyaz olduğu için de sevebilirim, kim bilir?
Neyse, girizgah üstteki gibi neticede. Asıl anlatmak istediğime geleyim. Futbolcuyu sevmek de böyle bir şey... İlla iyi futbolcu olmak zorunda değil, sevilmek için. İyi futbolcu olmak da yetmeyebilir, aynı şekilde; misal İbrahimoviç...
Dönelim Beşiktaş'a... Ben Tabata'yı futbolcu olarak beğeniyorum fakat bu durum o adamı sevmem için yeterli bir sebep değil şimdilik. Ekstra bir şeyler sunmalı... Holosko'yu, örneğin, kafasız buluyorum çoğu zaman... Kafasız buluyorum ama çok da seviyorum adamı. O sahaya baktığımda yaptığı işten en çok keyif alan adam olduğunu düşünüyorum... Maç boyu eğilip eğilip, çoraplarını düzelttikçe geriliyorum, daha önce de dediğim gibi sinek cama vurur misali, rakip savunmaya çarpa çarpa top kaybettikçe deliriyorum ama seviyorum adamı... Örneğin Nouma... Bu adamı bir sürü insan manyaklıkları için seviyor! Tezahüratı güzel diye seven de var, yakışıklı ve piç diye seven milyon tane kız da var! Ben futbolculuğunu seviyor(d)um. Büyük futbolcu, büyük yetenek olduğundan hala da seviyorum. Henry'nin, Trezeguet'nin, Anelka'nın jenerasyonuna denk gelmese döneminin en büyük Fransız forveti olabilecek kadar yetenekli olduğunu biliyorum, defalarca da canlı tanık oldum... Attığı 70 metrelik isabetli pasları hatırladıkça gülümsüyorum, daha çok seviyorum. Kimi futbolcuyu iyi futbolcu olduğu için seviyor insan, kimi adamı da sırf seveceğinden seviyor... Daha bize o kritik golü atmadan sevmedi mi Fenerliler kazma Kezman'ı? Çok iyi futbolcu mu Kezman?
Geleceğim yer şu, ben Yusuf geldiğinde her yerde söylendim; her yerde sövdüm herkese... Yusuf'un tek şansı vardı, çok iyi futbol oynamak. Başka hiç bir türlü sevemeyecekti bu tribün de adamı. Böyle şanssız, böyle kısmetsiz şekilde geldi adam... Bugün, ben Yusuf'un büyük hayranıyım, en önemli sebebi de kendisi. Bunu yaratacak kadar büyük etki yaratmak önemli hüner...
Tabata sempatik görüntüsü ve iyi futbolculuğuna rağmen, ağır antipatiyle geldi Beşiktaş'a... Demirören - Kızıl ilişkisi, kulüpten bardaktan boşanan yağmur gibi akıtılan paralar, yükseltilmiş beklentiler, rakiplerin iyi başlangıcı derken adam Yusuf'tan da büyük yükle çıkıyor yola... Yusuf'un önünde 18 lig maçı vardı, kupa maçları da bonus olmak üzere... Tabata için ise 3 günde çıkılacak iki maç var bu sevgiyi kazanmak için! Aksi takdirde işi zor...
Tabata'ya reçeteyi hemen yazalım öyleyse; 16 Eylül sabahına Beşiktaş 4 puanla uyanırsa, çok sevilirsin, 3'er puan yazmışsa her iki maça, üç günde Tümer Metin'in 5 senede yakalayamadığı sevgiyi yakalarsın... İki beraberlik ya da sadece bir Manchester galibiyeti de işini görür... Ancak bunların dışındaki sonuçlarda hep bir şeyler eksik olacak Tabata! Eksik olanları doldurmak için, iki kulvarda da bu dümeni doğrultmak zorundasın... Onu daha geçen sene izledik, iki sene üst üste aynı film oynamıyor memleketimde...
Etiketler:Rodrigo Tabata,Yuki The Zorba | 35
Yorum
Kaydol:
Kayıtlar
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-




