.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ersan Adem Gülüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ersan Adem Gülüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Ekim 2015 Cuma

Ersan'ın kararsızlığı

Ersan'ın, özellikle cepheden gelişen ataklarda aldığı pozisyonlara dair uzun süredir bir takıntım var, emin değilim belki de "takıntı" olduğu için haha çok gözüme batıyordur ama dünkü maçta yediğimiz golde gene benzer bir sıkıntı yaşandığı için not düşeyim dedim.

Öncelikle golün videosu, altında da çalışmazsa pozisyonun görüntüsü:


Lokomotiv Moscow vs Besiktas 1-0 (22.10... by kartochi



Pozisyonda Niasse sağdan bindirirken Maicon'la eşleşmiş olan Ersan, basketbolda penetreyi engellemek isteyen savunmacıymışçasına geri geri gelip Maicon ile arasındaki mesafeyi özenle koruyor. Sorun şu ki, zaten daha çalım atma şansı yok Maicon'un. Yani o alanda yapacağı şey ya tek vuruş, ya kısa kontrol ve şut. Örneğin arkasında İsmail'in aldığı pozisyona bakarsak, video boyunca rakibin önünü kapatmaya uğraşıyor ve başarılı oluyor.

Ersan'ın aldığı pozisyonu açıklamak için Atiba'nın varlığını kullanabiliriz. Yani belki "Atiba nasıl olsa o pas açısını kapatıyor, ben de geride kalayım" diye düşünmüş olabilir fakat dediğim gibi bu ilk defa olan bir şey değil, maalesef ayrıntıyla hatırlamadığım için başka görüntü koyamıyorum. Ersan belki de ilk hamle gücüne fazlasıyla güveniyor ve o yüzden böyle bir mesafe alıyor fakat cezasahası içinde, hele ki o fiziğiyle alması gereken pozisyon rakibi rahatsız eden bir pozisyon olmalı.

Şöyle formüle edebiliriz. Ersan aldığı pozisyonla, pas isabetli olduğu anda rakibin topa hakim olması olasılığını neredeyse %100'e çıkarıyor. Bu noktada güvendiği şey, rakibin olası şutunu bloke edeceği. Fakat Tolga'nın da direk dibinde beklediğini düşünürsek, rakibe alt direğe bariz bir şut imkanı tanıyor. Her oyuncu o vurulu yapamaz belki ama Maicon yaptı. Halbuki rakibe yapışsa, Maicon arkaya doğru kaçsa ve Ersan yakalayamasa bile Tolga da topu takip ediyor olacağı için kurtarış yapma olasılığı da var. Her halükarda Tolga'nın topu bloklama olasılığı Ersan'ın bloklamasından daha yüksek:

Paint terk ama idare edin.

Ersan'ın sene başına kıyasla yükselen bir grafiği var, kabul fakat bazen Milosevic ne kadar kötü olabilir ki diye düşünmeden de edemiyorum.
27 Ağustos 2013 Salı

Sol Bek Üzerine Fikirler

Futbolcu, bir değerdir. Değerin yüksekliği, düşüklüğü elbette tartışılır ama elde hangi değer varsa, o değeri parlatmak, ondan alınabilecek en yüksek katkıyı almak da teknik direktörün esas görevlerinden biridir.

Ersan Adem Gülüm, Beşiktaş'ın kadrosunda aktif rotasyonda kullanabileceği 20'ye yakın oyuncudan biri. Esas bölgesi stoper, sıkıştığında da sol bekte kullanabiliyorsun. İsmail oynadığında farklı katkılar bekliyorsun, Ersan oynadığında farklı katkılar bekliyorsun.

Bizim ülkemizde ofansif bek seviliyor. Şöyle bir hafızanızı tazelerseniz, görüyorsunuz ki, aslında bek olmayan bir çok oyuncuyu da, bu ofansif katkı nedeniyle bek olarak kullanıyoruz. Oysa dünya futbolunda stoper kılıklı bekler de çokça kullanılıyor. Örneğin, Fenerbahçe'nin yeni transferi Michal Kadlec stoper kılıklı bir bek. Gelip oynadığı iki maçtan sonra "bu adam bek değil", "bu adam stoper" diyebiliyoruz. Çünkü bizim öyle bir bek tanımımız yok. Kadlec yıllardır Bundesliga'da, Leverkusen gibi saygın bir kulüpte bu şekilde görev yapıyor olsa bile. Avrupa'daki en önemli örneği de, bana göre Branislav Ivanovic.

Stoper kılıklı bek kullanmanın, ofansif dezavantajlarının yanı sıra bazı avantajı var, doğal olarak. Bir kere savunma hattınızı kağıt üzerinde güçlendiriyorsunuz. Bununla birlikte, bir uzun oyuncu daha kullanarak, duran toplarda +1 yaratıyorsunuz. Fernandes gibi duran top kullanan bir oyuncunun varlığında, +1 çok önemli bir avantaj. Sivok'la eşleşecek rakip stoper, belki Ersan'la eşleşmek zorunda kalıyor... Duran toplarda ciddi bir fiziksel üstünlük kuruyorsunuz. Türkiye'de çok önemli.

Şimdi gelelim, kadro planlaması meselesine. Beşiktaş'ın tercih ettiği iki stoper var. Julien Escude ve Tomas Sivok. Bu oyuncuların yokluğunda, arkada bekleyen bir de Pedro Franco var. Belli ki Beşiktaş yönetimi, stoperi iki yabancıyla geçmeye karar vermiş. Yarın bir gün yabancı kısıtlaması nedeniyle stoperde bir Türk oynatılması zor görünüyor çünkü o tercihte hem Escude'yi, hem de Franco'yu rotasyon dışına itmiş olacaksınız. Bu oyuncuların arkalarında İbrahim Toraman var. Şu ana kadar hangi bölgede alternatif ürettiğini çözemesek de, tanıdığımız, bildiğimiz bir oyuncu. Bir de Ersan var. Dolayısıyla, Beşiktaş'ın elinde 5 adet stoper var. Bunların kadro içindeki ağırlıklarına göre sıralaması;

1- Tomas Sivok
2- Julien Escude
3- Pedro Franco
4- Ersan Adem Gülüm
5- İbrahim Toraman

Eldeki stoper fazlalığından söz etmek çok mümkün. Misal, İbrahim Toraman sadece stoper alternatifi olarak değerlendirilse, sezonda 5 maç oynar mı? Oynamaz.

Bunun doğal sonucu olarak, Beşiktaş elindeki 4. ve 5. stoperlerini beklere yama olarak tercih ediyor. Çok mantıklı ve bence olması gereken...

Beşiktaş bugünlerde gidip bir ofansif sol bek alma uğraşında. İsmail'in sakatlıktan dönüş sürecinde, o bölgeyi yamayacak bir geçici çözüm. İsmail dönemeyebilir. Lakin dönebilir de. Dönemeyebilme ihtimali üzerine strateji geliştirilmez. Sen önlemini alırsın, dönemezse hamleni yaparsın. Çünkü hamleni baştan yaparsan, İsmail'e futbola geri dönme şansı da bırakmıyorsun. Bek yetişmeyen ülkede İsmail'i bir kalemde silecek bir konumda değiliz.

Dolayısıyla, buraya bir geçici çözüm bulana kadar Ersan sol bek oynayacak. Oynamalı zaten. Bu kadar yatırım yaptığın, ümit beslediğin bir oyuncun varsa sol bek veya stoper... Oynatacaksın. Çünkü stoperde oynama ve zinde kalma ihtimali yok.

Deniyor ki, Ersan çok aksıyor. Ersan'ın aksaması, sol bekliğinden mi, yoksa temel futbol bilgisi eksikliğinden mi? Ersan geçen yılın tamamında aksadı. Sol bek de oynamıyordu üstelik... Beşiktaş'ın elindeki malzeme bugün için bu. Malzeme kalitesi bugünden yarına arttırılamayacağına göre, hem bu değerleri kullanacaksın hem de zaman içinde kaliteyi arttırmaya çalışacaksın.

Futbol, bütünleşik bir oyun. Fenerbahçe - Arsenal maçının 30. dakikasında stoper Koscielny sakatlanıp çıkınca, o ana kadar sağ bekte oynamakta olan Bacary Sagna stopere geçti. Lakin futbol anlamında hiç bir şey değişmedi. Çünkü o takım, bütünleşik oynamayı öğrenmiş bir takım hüvviyetindeydi. Oyuncuların görevleri var ve o görevleri yerine getirmeleri, kendilerine çizilmiş çizgiler içinde kalmaları yeterli oluyordu.

Futbolu böyle bir bütün halinde görüp değerlendiğinizde, Ersan'ın da sol bekte idare edebileceğini fark edebiliyorsunuz. Beşiktaş, Trabzon ve Kayseri Erciyes maçlarını Ersan'ın sol bekliğiyle geçti. Geçer zaten... Takım kalitesi buna müsait. Kayseri Erciyes'in sol bekinde 35'lik Ekrem Ekşioğlu, sağ bekinde de Gençlerbirliği'nde orta saha oyuncusu olarak bildiğimiz Cem Can vardı da ondan... Olur bunlar, Türkiye liginin kalitesi bu. Kendimizi seneye Uefa kupasını alacakmış gibi konumlandırmayalım derim.

Diyeceksin ki, yarın Galatasaray, Fenerbahçe gibi deplasmanlara gittiğinde Ersan sıkıntı yaratır. Doğru yaratır. Lakin o seviyede de takımda tek sıkıntı yaratan oyuncumuz Ersan olmaz, bunu da kabul edelim. Şimdi isim vermeyeyim...

Futbola biraz daha bütünleşik bakmak lazım bence. Takımın toplam kalitesine daha fazla odaklanmak gibi... Bireye değil, daha çok takıma! Beşiktaş iyi bir sol bek alırsa, elbette gücüne güç katar. Lakin Beşiktaş'ın sahadaki bütün defolarını da Ersan'ın üzerine atmak bana doğru gelmiyor.

Beşiktaş'ın elinde bu oyuncular var, bunlar oynayacak. Oynadıkça, daha iyi oynayacaklar, daha bütünlüklü olabildiklerinde de daha iyi gözükecekler.

Satın almak, tüketmek kolaydır. Basarsın parayı, alırsın. Beşiktaş yıllardır böyle yapıyor. Oysa sporun, futbolun belki de en önemli güzelliklerinden biri üretmektir. Her sorunu, satın alarak çözmeye çalışmak, bunun tek yol olduğunu söylemek, benim futbola veya hayata bakış açıma ters geliyor.

Futbol, 11 bireyin adlarını yan yana yazabileceğimiz bir oyun değil. Futbol, takım oyunu. Biz önce o takım bütünlüğünün ne kadar sağlanabildiğine bakalım, sonra o takımı oluşturan bireyleri değerlendirelim. Ersan, Beşiktaş'ın toplam kalitesinin çok altında bir oyuncu değil. Öyle olsa başkası oynardı zaten.

Yarın yeni satın alınan o gıcır gıcır bekimiz sakatlanırsa, el mahkum yine Ersan oynayacak. O da oynar, bu da oynar arkadaşlar. Önemli olan "takım" ın ne yaptığı...  O sol bek gelirse, Beşiktaş'ın uçacağını ummadan izlemek lazım. Kaldı ki ne Holebas, ne de Büttner gelip bu takımın en iyi oyuncusu olmayacaklar...

Birey olmadan takım olmaz ama sadece bireye bakmak da doğru olmaz....




29 Ekim 2012 Pazartesi

Oğuzhan ve Ersan röportajı

Lig TV bu iki genç oyuncuyla röportaj yapmış, bence vaktiniz varsa mutlaka izleyin. Öncelikle çok rahat bir röportaj ve klişe cevaplar vermiyorlar sadece. Bunun haricinde benim dikkatimi çeken birkaç şeyi not düşeyim buraya:

- İkisi de "iki maç iyi oynamakla havaya girilmez" ilkesini benimsemişler. Dışarıda yetişmiş olmanın getirdiği bir avantaj bu. Bu vurguyu röportaj boyunca tekrar tekrar yapıyorlar, duymak mutluluk verici.

- Oğuzhan'ın İbrahim Toraman ile diyaloğu çok iyi. Onun yanında kesici olarak oynamasının çok avantajına olduğunu, Toraman'ın saha içinde konuşarak ve moral vererek katkıda bulunduğunu söylüyor.

- Fiziksel olarak güçlenme konusunda Oğuzhan zaten ekstra çalışmalar yapıyor. Omuz omuzalarda da daha fazla ayakta kalmaya başlamış antrenmanlarda.

- Ersan Avustralya Milli Takımı'nı seçmemesinin sebebi olarak "24 saat uçak yolculuğu, zaten maçtan yorgunsun, bir de o çok yıpratıcı olur" diyor. Bu cevap bile Ersan'ı sevmek için yeterli. "Ben Türkiye'de oynamak istiyorum, zaten ailem Türk, kanım kırmızı" falan demeden, gayet pragmatist ve mantıklı bir cevap veriyor.

Zaten sevdiğim adamları daha da sevdim bu röportaj sonrası. Nazar değmesin.
30 Mayıs 2011 Pazartesi

Ersan'da Problem Olmaz

Beşiktaş, sezon başı Ersan'ın sözleşmesine bonservis bedeli koydurmadığı ve şifai şekilde anlaştığı için hatalı. Lakin, bu tip sözleşmeler sadece yazılı anlaşmalara dayanmaz. Dayansa da pratikte hiç bir anlam ifade etmeyebileceği defalarca görülmüştür.

Beşiktaş, Galatasaray'a "Ersan için devreye girmeyin" demiş ise - öyle gözüküyor - Galatasaray devreye girmez. Kaldı ki, doğrusu da budur. Zira yarın başka futbolcu için aynı şey Galatasaray'ın başına gelebilir.

Görünen o ki Galatasaray Beşiktaş'ı bekliyor. Bu konuda Serdal Adalı / Fatih Terim birlikteliğinden de söz edilebilir.

Galatasaray devreye girmediği sürece Ersan Beşiktaş'a gelir. Zira Fenerbahçe zaten Serdar Kesimal'ı almış durumda.

Bu konuda işin problemli bir hal alması için Beşiktaş ile Galatasaray arasında gergin bir durum oluşması gerekir. Öyle bir durum da söz konusu değil.

Burada efelik yapmak için elinizde koz olmalı. Fenerbahçe / Galatasaray rekabeti gibi. Mehmet Topuz örneğinde olduğu gibi Beşiktaş / Fenerbahçe çekişmesi gibi...

Ben Ersan'ın Beşiktaş'ta kalacağını düşünüyorum. Sadece temenni değil, kişisel fikrim bu.

Anlaşmalarınızı yazılı hale dökmezseniz Beşiktaş gibi hata yaparsınız.

Oysa bazı anlaşmalar da vardır ki, sözleşmenin tüm maddelerini taça atar. Buna da, Beşiktaş'la Galatasaray'ın ortak tavır sergilemesi örnek verilebilir...

NOT: Beşiktaş'a kapıları kapatmadık. 
6 Nisan 2011 Çarşamba

Ersan Gülüm Keten Helva


Sene başından beri mütemadiyen alın dedik, dinlemediniz.
Daha sakatlandığı an alın dedik, gene dinlemediniz.
Adanaspor ile iyi ilişkileriniz var idi ya, bugün 7 milyon Euro dediler.

Beşiktaş dünya kulübü olursa Ersan ile, Necip ile olacak; Guti ile, Quaresma ile değil. Bunu da daha anlamadınız.

Ben kim neyin fiyatını arttırıyor, işin politikasını bilmem, bilmek de istemem. Zaten ne bıyığı, ne göbeği, ne de siyah takımı severim. İstediğiniz ayak oyunlarını yapabilirsiniz, ama bir şartla:

Bu adam seneye de bu formayı giyecek, o kadar.
25 Şubat 2011 Cuma

Neyi Bekliyorsunuz Arkadaş!

Tabata'yı ederinin bilmem kaç katına transfer etmiş olabilirsiniz.
Zapotocny, Holosko, Delgado gibi skandallara imza atmış olabilirsiniz.
Nobre, Nihat gibi oyunculara fahiş maaşlar ödemiş olabilirsiniz.
Bunların hepsi affedilir, maddi hatadır. 

Duyuyoruz ki, Fenerbahçe Ersan Gülüm için Adanaspor'un kapısını zorlamaya başlamış. 
Zaten yapmasalar aptallık ederlerdi. 

Ersan Gülüm'ü elinizden kaçırırsanız... 
İşte o manevi hata olur ve bedeli de diğerlerine benzemez!
21 Temmuz 2010 Çarşamba

Bi Tutam Ersan Gülüm

Ersan Adem Gülüm, 1987 doğumlu ve “Avustralya kökenli” bir stoper. Kapanma noktasına gelmişken Bayram Akgül'ün başkanlık koltuğuna oturmasından sonra toparlanan, hatta toparlanmak ne kelime, şaha kalkan Adanaspor'un “genç ve gelecek vadeden oyuncu” transferlerinden bir tanesiydi. Ersan Adem Gülüm, eski bir Beşiktaşlı futbolcu olan teknik direktör Kemal Kılıç yönetiminde geçtiğimiz sezon Süper Lig'in kapısından dönen Toros Kaplanları'nın savunmasının göbeğinde oldukça başarılı maçlar çıkardı. Takımın iskeletinin en önemli 3 parçasından biriydi. Beşiktaş'a geldikten sonra sıkça yapılacak “Mexes” benzetmesini bir kenara bırakırsak, zaten sarışın uzun saçlarıyla sahada dikkat çekiyor. Ama kesinlikle “yakışıklı futbolcu” kontenjanından oynamıyor. Geçen sezon “top kullanabilen bir stoper” isteyen Frank Rijkaard'ın talebi doğrultusunda, Galatasaray Adem'in peşine düşmüştü. Çünkü Adem, tam da Hollandalı çalıştırıcının “kalemiydi”. Yani Hakan Balta'dan “yaratmaya” çalıştığı “teknik stoperin” ta kendisiydi. Türkiye'deki ön liberoları geçtik, çoğu oyun kurucuda bile olmayan bir top tekniği var Adem'in. Geriden 40-50 metre çapraz-uzun toplar atabiliyor. Adam geçiyor. sol ayağına çok hakim. Bunun yanı sıra – ki belki de en önemli özelliği bu- oldukça soğukkanlı. Uzun boyuna güvenerek çıktığı hava toplarında da bir stoper için biraz ağır olsa da birebirlerde kendine çok güveniyor. Ve çok süratli olmamasına rağmen pozisyon alma ve yer tutmadaki başarısı nedeniyle çok zor çalım yiyiyor. Sopa yutmuş gibi dimdik duruyor... Beşiktaş'a hayırlı olur... Şerif Ozani Not: Ekşi Beşiktaş ailesi olarak Şerif Ozani'ye teşekkür ederiz...

Ara