.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

Mali Durum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mali Durum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Aralık 2010 Cumartesi

N'apacak Bu UEFA Kriterleri?

2012 yılı yaklaşırken ismini çok daha fazla duymaya başlayacağımız bir olgu bu "UEFA Kriterleri" denen şey. An itibariyle bir mitolojik kahraman gibi duyulmakta zira kimsenin hakkında teknik bir bilgisi yok.

I. Giriş ve Prosedür


Haziran 2010 yılında tam hali yayınlanan belgenin adı "UEFA Kulüp Lisanslama ve Finansal Fair Play Düzenlemeleri". Kendisi öyle 3-5 kriter değil, tam 85 sayfalık bir doküman. Bunun içinde bir çok eskiden gelen düzenleme var iken, üzerine yeni maddeler de eklendi, ki esas gündemde olan bu. Bu kitapçığı şimdiye kadar Türkiye'de kaç kulüp avukatı okudu bilmiyorum -ki bizim hukuk bürosu daha hangi oyuncunun oynayıp oynamayacağını bilmezken pek de umutlu değilim kendi açımızdan-, ama geçiş süreci olarak adlandırılan 2.5 yılın ilki geride kalmak üzere.

Öncelikle prosedürün nasıl çalışacağını açıklayalım: UEFA, üye oluşumlarına denetleme yetkisi verecek (yani TFF), TFF denetlemesini yaptıktan sonra raporu UEFA'ya yollayacak, UEFA da bu raporu gözden geçirip onaylayacak ya da reddedecek. Yani Platini eliyle teker teker gidip bütün ülkelerdeki bütün kulüpleri denetlemiyor, beklendiği gibi çok başlı bir mekanizma var. O yüzden de bu çarkın dişlileri döner iken arada mutlaka uygun yağlamalar yapılacaktır.

II. Finansal Kriterler


Bu yeni kriterlerin en çok dikkat çeken tarafı mali düzenlemeler idi. Yeni getirilen mali kriterler için ön şart, IFAC standartlarına uyan bağımsız bir denetim şirketi tarafından denetim raporunun oluşturulması. Bizim halıhazırdaki şirketimiz İtimat YMM, TÜRMOB üyesi olduğundan bu şartı yerine getirir durumda. O yüzden mevcut şartlarda lisans alabiliyorsak, değişen koşullarda da lisans alabilmemiz kuvvetle muhtemel olacaktır.

Peki ne bu mali kriterler? Birincisi, kulüplerin hiçbir vadesi dolmuş borcu olmamalı. Bizim sene başında yaptığımız uzun vadeli kredi alarak kısa vadeli borçları kapatma hamlemizin bir açıklaması da bu durum olabilir o yüzden. Yalnız bu vadesi dolmuş borç kısmının birçok ayağı var. Mesela kulüplerin diğer kulüplere ve futbolculara hiçbir vadesi dolmuş borcu olmaması gerekiyor ki, bizim bu konuda sicilimiz kabarık, geçen yıl Baki Mercimek bile parasını almak için icra davası açmıştı.

Başka bir mali kriter de kulübün gelecekteki finansalları ile ilgili. Örneğin bir kulübün negatif özsermayesi var ise bu ciddi bir sorun teşkil etmekte, ki bizim negatif özsermayemizin durumu malum, -63 milyon lirada idi en son. Gene bu açıdan baktığımızda, gelir gider tablomuzdaki pozisyonumuz 2010 yılında 2009 yılına kıyasla daha kötü durumdaydı, ki bu da ileriye yönelik endişe maddesi altında sorun yaratabilecek bir pozisyon.

Gelelim kar-zarar dengesi maddesine. 2012 kriterlerine göre bir kulübün ilgili geliri, ilgili giderinden az olamaz. Burada önemli olan kelime ilgili (relevant), zira klasik kâr-zarar tablosundan farklılık gösterebilecek yerleri var. Bu maddede ilgili gelirler bilet gelirleri, sponsorluk ve reklam gelirleri, yayın hakları, ticari faaliyetler, diğer faaliyet gelirleri, oyuncunun değeri fazlasına satılmasından doğan gelirler ve finansal gelirler olarak tanımlanırken, ilgili giderler satış giderleri, çalışan giderleri, diğer faaliyet giderleri, oyuncunun değerinin altında satılmasından doğan gider, finansal giderler ve temettü olarak tanımlanmakta. Bu kâr-zarar tablosuna parasal değeri olmayan hiçbir şey girmemekte.

Kulüpleri kısa vadede kurtaracak en önemli kalem yayın hakları, zira çok ciddi paralar alınacak Digitürk'ün yatırımı sayesinde. Bu sene başında ödenen abartı meblağ, UEFA kriterleri ile de ilişkilendirilebilir bu yüzden isteyence. Gene yukarıdaki açıklamalara göre Tabata'yı bedava satmamız demek ciddi anlamda bir zarar etmemiz demek oluyor. Burada biraz muhasebecilerin yeteneğine bakacak işler sanırım.

UEFA'nın bu kâr-zarar dengesinde koyduğu sınır 5 milyon Euro, yani bir kulüp en fazla 5 milyon Euro dönem zararı gösterebilir. Fakat bu zararın özkaynak yahut diğer yatırımcılar tarafından kapatılabileceği gösterilirse bu izin 2014 yılına kadar 45 milyon Euro, sonrasında ise 30 milyon Euro'ya kadar çıkabilir. Bizim mevcut yapıda böyle bir avantajımız yok, ama dediğim gibi, maharet biraz da muhasebecilere ve denetçilere kalıyor bu durumda.

Bu yukarıda değindiğim üç italik finansal maddenin yanısıra bir de ek ilgi gerektiren iki durum var:
* Çalışan giderlerinin kulübün toplam gelirinin %70'inden fazla olması. (Ki bizim şu an futbolculara ödediğimiz para 40 Milyon Euro'yu buldu, bu da kritik bir rakam)
* Net borcun toplam gelirin %100'ünden fazla olması. (Bu madde de hesaplama yöntemine göre bizim için çok sorunlu hale gelebilir)

III. Sonuç


Özetle durum budur. Ben açıkçası özkaynakları -63 milyonda olup da batmamayı başaran bir şirketin, bir şekilde bu düzenlemelerden de açık noktaları ve istisnai halleri bulup yırtacağını düşünüyorum, fakat eğer bu kriterler ciddiyetle uygulanırsa Beşiktaş'ın başı ciddi anlamda ağrıyacaktır.
14 Ocak 2010 Perşembe

Dersimiz Muhasebe - Bölüm 1

Efendim, Beşiktaş'ın borcu, ekonomik durumu vs. üzerine seksen tane spekülasyon var, lakin en güzeli İMKB'de yayınlanmış tablolara bakıp durumu incelemek olacaktır. Blog bünyemizde ekonomist ve denetçiler mevcut olduğundan bu işi yapabilecek altyapımız var, o zaman yapalım dedik.
Öncelikle ilgilenen varsa şu link'ten BJKAŞ'nin son yayınlanmış konsolide tablosunu indirsin. Buradaki analiz metin bazlı olacak, excel dosyası koyup gösterme şansımız yok. Bir de yazı çok uzun olacağı için en az iki bölümde yayınlamaya karar verdim: İlk bölüm genel muhasebe bilgileri olacak, sonraki bölümlerde tablodaki birimleri daha ayrıntılı inceleyeceğiz.
Kısım I - Genel Bilgi
Efendim, muhasebenin temel kuralı: Aktif ile pasif dengede olmalıdır. Aktif kalemine bir girdinin mutlaka ya aktif ya da pasif kaleminde de bir karşılığı vardır. Bir şirketin 5 milyon lirası varsa (aktif), bu para gökten zembille inmemiştir, ya kredi/borç alınmıştır, ya da özsermayeden (hissedar payından) geliyordur (pasif). Diyelim mal sattınız ve nakit ile ödeme yapıldı: aktifte nakitiniz artar, fakat mal kaleminin değeri düşer. Diyelim borç aldınız, aktifte nakitiniz artar, ama pasifte de borcunuz artar vs.
Şimdi tablomuza gelelim: Varlıklar ve kaynaklar diye iki bölüm var, aktif ve pasifin farklı bir isimlendirmesi. İlk önce varlıklar: Dönen varlıklar, kısa vadede (genelde 1 yıl) paraya çevrilmesi ya da kullanılması beklenen varlıkların incelendiği kalemdir. Süresi itibariyle çekler, alacaklar vs. bu kaleme girer. Duran varlıklar ise daha uzun süredeki aktifleri tanımlar, bunların içine bina, arazi gibi fiziki olan, ya da telif hakkı, ar-ge gibi fiziki olmayan birimler de girer.
Kaynaklar kısmına geçelim. Yükümlülükler denilen kalem de tıpkı varlıklar gibi, kısa vadeli ve uzun vadeli şekilde ikiye ayrılmakta. Aldığınız kredinin süresine göre kısa vadeli ya da uzun vadeli bir yükümlülük almış olabilirsiniz.
Özkaynaklar ise, terminolojiye uzak bir insanın mantıkla anlamını çıkartamayacağı bir kalem. Özkaynak, bir kurumun idamesi esnasında, sahiplerinin ya da ortaklarının sağladığı kaynaklardır. Diğer bir deyişle, ödenmiş sermaye (hisse senetlerinin nominal değeri), bilanço tarihinde işletmeye yapılmış olan sermaye yatırımları, geçmiş yılların kâr/zararı (dağıtılmamış kâr), hisse senedinin asıl değerinden fazla satılmasıyla elde edilen kâr (sermaye fazlası) gibi kalemleri içinde barındırır. Esas vahim olduğumuz kalem özkaynaklar. Şöyle diyeyim, muhasebe derslerinde "Borç/Özkaynaklar oranı sermaye bazlı sektörlerde 2'den büyük olabilir, ama normalde 0.5-1 arası değerler tercih edilir" diye öğrettiler. Bizim bu oranımız -17, diğer bir deyişle hesaplanamaz durumda. Bu tür bir orana bankalar vs. gider zira işletmesinde inanılmaz bir nakit döngüsü vardır ve bu tüm borçlarını kapatacak niteliktedir. Bizim öyle bir durumumuz da yok. Hisse geri alımı gerçekleşmiş mi, oran nasıl buraya gelmiş, daha detaylı bir inceleme ister; onu da bir sonraki yazıya bırakalım.
İlk izlenim: Durum vahim.

Ara