1 Mart 2025 Cumartesi
SL 26 Beşiktaş - B. Kayserispor
Etiketler:Kayserispor,SL 2024
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...5 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...8 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...10 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...10 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-
299 Yorum:
«En Eski ‹Eski 201 – 299 / 299 Yeni› En yeni»abraham, jurasek, svensson, paulista, rashica ;o(((((
besiktas heyecan verdi. umarim kocaeli macinda tribun dolar.
dolarsa kesin aliriz. gs deplasmana da ustteki 5 isimden herhangi biri ilk 11de olmazsa bi beraberlik cikar en az sanki.
goztepe deplasmandan ders almali takim.
bilal, rafa, abraham, orkun, cerny, jurasek ile guclu deplasmana cikamazsin. cikarsin ama su an degil. senol gunes de oguzhan, tolgay ile sampiyon oldu ama defans oturmustu. forvet oturmustu. once defans su an, once pres. biz 3.'luk beklenen bir takimiz. her mac sampiyonluk maci oneminde olmali. besiktas degiliz, lig 3.su favorisiyiz. yoksa icimizden besiktas'i kimse alamaz.
@koşu mesafesi
Dostum yanlış anlama ama seni okurken yapay zeka değerlendirmeleri okuyormuş gibi hissediyorum:))
Bugün ligin kırılma maçlarından biri Alanya-gs oynanacak. Alanya hamur kıvamındaki ligde görece sert takımlardan biri. Gs bunu da kolay yener veya hakemle falan işi götürürse TOKİ arenada yenildiğimiz anda sezon bizim için biter.
Biz çok daha iyi oynayıp yenildik Alanya’ya. Bu nasıl bir bal ben anlamıyorum 30 yıldır bitmedi.
Beşiktaş'ın ligdeki deplasman mağlubiyetleri (puan kayıpları) için Göztepe normal ama Alanya ekstra oldu diyorlardı.
Bu akşam Alanyaspor'un da nasıl bir takım olduğunu gördük. GS karşısında özellikle ikinci yarı rakibini sahadan sildi. Tek kale oynadı. Kaçırdığı goller özete sığmaz o derece. Ama GS yine 1-0 galip geldi orası başka mesele. Yani GS'nin şampiyonlar ligi maçları öncesi sonrası böyle dalgalanmalar olacaksa ligin altından daha çok sular akar. Haa iki hafta sonraki GS-BJK maçına kesinlikle yabancı hakem çağrısı yapmalı Beşiktaş. Başka takımların ne talepleri kabul görüyor. Geçen sene benzeri de yapıldı. Beşiktaş resmi yetkilileri ve taraftarı sürekli bu konuyu gündemde tutmalı. Yoksa geçmiş olsun (birden fazla tecrübeyle sabit).
Yine “beyin jimnastiği” zamanı;
(Bu tabirin bjk ile bir bestede veya sloganda hiç kullanılıp kullanılmadığını merak ettim)
Sergen hocanın 3 sezonu var; ligden kopmuş takımla 1, şampiyonlukta 1, ligden kopan ve çözüm üretemediği takımla 1.
Alanya maçında ilkine, Göztepe maçında üçüncüsüne, Başakşehir maçında ise ikincisine benzer bir takım izledik.
Referanslar atıflar doğal olarak zor da olsa şampiyon kadroya: Ersin/Rosier-Vida-Wellinton-NSakala/Josef-Atiba-Mensah/Larin-Aboubakar-Ghezzal
Mensah’ta verim düşünce orada depresyondaki Adem de denendi ama ilginç şekilde Atiba sürpriz şekilde başarıyla 10 numara oynadı bir ara. Tabii Mensah ile puan farkı yapılmıştı. Mensah her Anadolu takımı hocasının hayali delici 10 numara. Pasla değil kendi giden. İşte buradan bağlayacağım;
Mensah yerine Rafa Silva var elde şimdi. Aynı görev ve pozisyonda gol rekoru kırabilir.
Ersin yerinde duruyor önünde de ahtapot musun örümcek misin var.
Rosier yok ama üç farklı tip bek alternatifi var.
Djalo = Montero Felix=Welinton Paulista=Vida Emirhan=2021 Necip
NSakala yerine Jurasek profil farklı ama 4 sene daha olgun Rıdvan var.
Josef=Ndidi
Atiba=Orkun (gerektiğinde 10 numara da oynayacak Atiba gibi Rafa’sız denklemde)
Rafa > Mensah + Ljajic
Ghezzal=Cerny
Larin=Abraham
Aboubakar=Bilal
İşte burada müdahale lazım. Yeni Larin Bilal değil Abraham olmalı. Çünkü çok net olarak ondan beklenen Trabzonspor’daki Onuachu gibi oynaması ama öyle değil. Abraham’ı sol açığa atıp Bilal’i santrforda denemenin zamanı geldi. Lazy Larin arka direk Larin’e dönüştüyse stoperlerin arasında kaybolan Abraham da sol açıkta yeni bir kariyer başlatabilir. Hem hava toplarında sağ beke üstünlük kuracaktır.
Kocaelispor maçı yaklaşıyor. Yeni ilk 11 merak konusu.
Bir tarafta Sergen hoca scout ekibine sallamışken diğer tarafta transfere zaman yetmedi diyen başkan.
Kadro çok yenilendi ama mühendisliği epey dengesiz yapılmış. Bu akşamki Kocaelispor maçına bile sakat Ege ve Salih’ten yoksun çıkacak takım. Yani tek ortasaha yedeği Kartal.
Ricardo kiralanmayabilirdi. Gerçi resmi maçta 1 dakika bile izleyemedik. Ama devre arası bu takım acilinden orta alana takviye ister.
Bu transferler nasıl yapılır? U-23 olacak. Başkan mı Sergen mi Serkan mı Scout şefi mi seçecek isimleri? Ya da Rashica veya Svensson gönderilip yabancı transfer kotası arttırılmaya mı çalışılacak?
Futbol haber siteleri stoper tandemi için Felix-Emirhan olabilir diyor. Djalo geçen seneki sorun çözülsün diye alındı? Nedir problem? Ali Ece iki solak stoper olmaz diye çıldırmadı mı? Gerçi önce akşamki kadroyu görmek lazım.
Bakalım Sergen hoca scout ekibine sallamaya devam edecek mi? Ortasahadaki alternatifsizlik hariç pek bahanesi kalmadı yalnız. Yok bu transferleri kim yaptı yok bu kadro beni de yer falan dönemleri geçti. Burası Beşiktaş bahaneye yer yok.
Bir pozisyonda eksiğin varsa takımı ona göre kurgulayacaksın. Aksi halde ben ne anladım teknik direktörlükten, taktiksel yönetimden?
Demiştim hoca Paulista’yı görmek istedi diye. Bir daha bence mecbur kalmadıkça tercih etmeyecek.
Ayrıca Felix’in Emirhan’dan iyi olduğunu düşünüyorum. Ama hocayı da anlıyorum.
Cerny de biraz çok tahmin edilebilir bir oyuncu. Umarım Cengiz toparlar çünkü daha fazlası lazım.
Abraham sakar Şakir gibi top oynuyor. Onuachu azmanını kaçırdık yazık oldu.
Aynen. Geriden çıkmakta çok zorlandık. Mert’in ayağı kürek gibi maşallah. Uzun atamıyor. Orkun iyi oynuyor ama oraya baskı gelince kenardan çıkabilmemiz lazım. Cerny oyun kurulumunda pek yok. Ceza sahası içi aksiyonlarını da ben beğenmedim. Beklediğimiz oyuncu değil bence. Jota’yı veya Cengiz’i erkenden görsek keşke.
Umarım 2-0dan sonraki kötü oyunun sebebi akılların derbide olmasıdır. Yoksa TOKİ arenada çok üzer bizi hormonlu takım.
Teknik deha Sergen hoca ve maçtaki pozisyonlara tepki vermeyip şarkılarla kendini eğlendiren müthiş taraftarlar sayesinde ilk 10 dakikada kopan maça ortak oldu Kocaelispor. Maçın sonuna kadar 2-1 gitti maç. Bir ıskaya, bir hataya bakardı 2-2 olması. OGS geriye yaslanıp geçiş oynayınca kötü, Sergen hoca yapınca iyi mi?
Abraham’ın sakatlanması hayırlı olmuştur belki derbi öncesi. Çünkü o fizikle hayal edilen “Onuachu” performansı ama gösterdiği performans uzun Oğuzhan. Her rakip yıkıp geçiyor, hava topu desen Rafa kadar neredeyse.
Şimdi sırada derbi var. Bu işler belli olmaz.
TOKİ arena patates tarlasına dönmüş. Gsli oyuncularda ingilizleri bile futbola küstürecek kadar çirkefleşmişler. Derbi tam bir futbol şöleni olacaktır.
Derbide orta sahanın alternatifsizliği başımızı yakmaz umarım. Orkun'la ndidi'yi ikame edecek tek bir oyuncu yok kulübede. Oyundan düşecek olurlarsa işimiz çok zor. Gs'de sara, toreira, ilkay, lemina hatta Berkan var. Bu bölgeyi böyle boş bırakan Adalı yönetimi ne düşündü acaba!
Bu maçta istisnai şekilde set oyunu oynamayı düşünmüyoruzdur umarım, akıllı bir geçiş oyunuyla gol ya da goller bulursak panikleyecek rakip karşısında inisiyatifi ele alabiliriz.
Gs’nin taktiksel esnekliği teknik yönetimleri kaynaklı çok kısıtlı, en klasik farklı yaptıkları iş uç forveti gösterip diğer oyuncularıyla sarkmalar yapmak. Bunu eski usul yapıyorlar, golcünün arkasındaki kanatlar ve orta alan birinci dalga, sonrasında Torreira, Lemina ve bekleri ile skora yönelik ikinci dalga. Burada orta alana büyük iş düşecek, defansif olarak Ndidi’ye ve hücum yönünde geçiş oyununda Orkun’a. Ben olsam, Tammy oynayabilecek durumda olsa dahi 4-6-0 çıkıp orta uçta Rafa ile gol kovalardım. Hem Rafa’nın defansı yok, hem de El Bilal ve Cerny ile birlikte müthiş bir geçiş oyunu izletebilirler. Böylece Kartal Kayra da orta alana ekstra bir destek olur.
Yok illa klasik oyunumuzu oynayacaksak ve golcü El Bilal olacaksa, Cengiz yerine mücadeleci Jota iyi bir tercih olabilir, zira Cengiz’in 20 dakikada dili dışarı çıkabilir. Hamle oyuncusu olaraksa her zaman iş yapabilir fakat. Tammy olursa hoca zaten El Bilal’i sola koyacak.
Emirhan geçen sezon Osimhen’i çok iyi savunmuştu, yanında Djalo olması gerekliliği zaten tartışılmaz. Defans meziyetleri olarak bu maç Jurasek’i ve Gökhan’ı çok zorlayabilir. Taylan ve Rıdvan’dan en az biri düşünülmeli.
İstisnai şekilde derken, ifade hatası olmuş. Set oyunu oynuyoruz, istisnai şekilde geçiş oynarız umarım yazmak istemiştim.
Seyrantepe deplasmanı 11’i;
Mert/Gökhan-Djalo-Emirhan-Jurasek/Ndidi-Orkun-Rafa/Cerny-Abraham-Bilal
Sergen hoca Kocaelispor maçı 11’ini bozmamış, Okan hoca da Liverpool 11’ini bozmamış.
Singo ve Bilal eşleşmeleri seyir zevkine dönüşebilir. Beşiktaş geri dörtlüsünün üçünün ilk derbisi. Toplamda 8 oyuncu ilk kez derbiye çıkıyor Beşiktaş formasıyla… Avantaj mı dezavantaj mı bilemiyorum.
Seyrantepe’de taraftar baskısının maç yönetimlerine etki etmesiyle birlikte maçı adeta GS’li oyuncuların ve yedek kulübesinin yönetmesi tehlikesi olasılığı gerçekleşmez umarız. Futbolun önplanda olduğu bir derbi izleme temennisiyle…
Yanlış işlerle 3 puan kaçtı, yazık. Öte yandan son pozisyonda Jurasek'e sevgiler gönderen bir ben değilimdir sanırım. Önünde yanında kimse yok alan açık, topu orada ayağından açmayı nasıl becerebildin be bilader. Kumaş bu kadar işte.
Oyuncu kalitemiz yetmedi galibiyete. Sergen ileri çıkın diyor bizim çapsızlar korkudan gidemiyor. Gökhan, jurasec, toure, ndidi çok vasat oyuncular. Yalnız cengiz beni şaşırttı. Oyuna girdikten sonra harika işler yaptı. Rafa'ya verdiği pas mükemmeldi. En çok Cengiz’in çabasına üzüldüm.
Gs evinde Liverpool’u yenince oyuncular çok çekinmiş maçtan. Henüz bir özgüven de yok takımda, ki normal. Orkun sadece farklı bir oyuncu, bunu gördük. Bu takımın lideri.
Kırmızı kart bizim işimizi çok zorlaştırdı. 2-0 olsa maç bizimdi maç. Bu takımın oyunu ilerde çok adamla oynamaya müsait bir pas kalitesi ve arkada güven veren bir dörtlüsü yok. Bence Sergen doğru oynattı takımı.
Torreira çok ekstra birşey yaptı, Ndidi büyük bir hata yaptı. Bu kadar.
Deplasmanda Gs 1-1. İyi skor. Devam. Çok kafaya takmamak lazım, rakip 10 kişi bilme ne diye. Onun etkisi negatif oldu bizim için.
2nci yarı golu yemek için elimizden geleni yaptık. Hoca eliyle ileri ileri yapmak dışında bizimle beraber izledi maçı. Burasi Beşiktaş demekle olmuyor bazi isler.
Daha erken müdahale edilmesi gerekiyordu. Gecen hafta Jota iyiydi bu hafta niye Rachica?? Ndidi 10 dakika sekerek oynadi ve mecbur kalincaya kadar cikarmadik. Abraham 2nci yari neredeyse yoktu. Gol Ndidiye yazar ama Mertte berbat bir pas atti. Oyuncunun dolu tarafina dogru terse cevrilmesi zor bir top atti ve patladik.
Yediğimiz gole dikkat ettim. Djalo Mert'e eliyle Ndidi'yi işaret edince Mert oraya doğru sert bir pas atıyor. Sonrası malum.
Yalnız o maskeli köpek İnönü’ye gelirse ağlayarak çıkmalı ordan.
Gol Torreira’ya yazar. Ndidi’ye zor top geldi, daha iyi kontrol etmeliydi ama o hamle gerçekten baya ekstra birşey.
Bir de bu maç geçen sene içerdeki maçın aynısı değil mi? Orada da 1-0’ı bulmuştuk. Gs 10 kişi kalmıştı. 10 kişiye karşı daha kötü oynamıştık. Torreira acayip bir golle 1-1 yapmıştı. Sonra bir karambolden gol çıkarmıştık. Bugün de pozisyon bulduk, Rafa çok net kaçırdı.
1. Hata: GS 10 kişi kalıp stoper tandemi bozulduğunda hücum etmeyip 2. yarı baştan plan yapmalarına fırsat vermek.
2. Hata: 1-0’a yatarak maçı bitirebileceğini zannetmek.
3. Hata: 1-1 olduktan sonra 2-1 yapmak için risk almamak.
GS’ye ilk puan kaybını yaptırdın ama erteleme Konya deplasmanını kayıpsız atlatsan bile 6 puan geridesin. Bu maç bu kadar eline gelmişken ve farkı 3 puana indirmen gerekirken sadece garantici davranıp durumu idare ettin.
Gelelim değişikliklere; bu takımın tüm yaz uğraştığı sol kanat yıldız transferi diye alınan ve de üstelik geçen hafta gol atan Jota Silva 1 dk süre alamıyor ama oyuna kim giriyor? Rashica.
Abraham korkuluğa döndü ikinci yarı. Yapsana 4-6-0 veya Bilal santrforlu diziliş. Beleşten gol attı diye fazlaca oyunda kaldı.
Ndidi 90 dakika tamamlayamayan bir profil ise devre arası acil transfer lüzumu var.
Bir stoper tandemi hayalim var; Djalo ve sağlıklı bir Paulista…
Dünkü maçta, ligin bonservis rekoru sahibi bir forvetseniz kırmızı kart dokunulmazlığınızın olduğunu gördük. Jurasek’e tekme/çelme ardından Emirhan’ın boğazını/çenesini sıkma işi totalde bir sarı kart ile cezalandırıldı.
Geçen Orkun’a niyet okuyarak kırmızı verenler vardı yani ne bileyim…
Gelelim Sergen hocaya. Her maçtan sonra benden önce yapılmış transferler lafları sıktı artık. Sağ beki sen aldırdın, kaleciyi daha önce sen aldırdın, sen geldikten sonra üç kanat alındı (hani şu GVB ve OGS’ye ısrarla alınmayan). Abraham’a, Bilal’e, Orkun’a, Ndidi’ye hayır mı diyecektin mesela? Daha önce gelme durumun olduğunda bu takım beni de yer demeyip gelseydin belki tüm transferleri sen yapardın.
Dünkü derbide de çok silahlı bir hücum hattı karşısında bocaladı GS. Cerny bir tarafta Bilal bir tarafta ortada Rafa, arkalarında Orkun. Şöyle bir bolluğu en son hangi hocasına verdi Beşiktaş? Elinde daha Jota Silva var gidip Rashica sokuyorsun oyuna.
O eski travmatik kadro neredeyse full değişti. Artık bu Beşiktaş şampiyonluğa oynayamaz masalını iki gün daha anlatırsın üçüncü gün artık kimse dinlemez. Zaten lig kulvarın var sadece. Orta sahan eksikse Devrim gibi altyapıdan destek al. Sahi Devrim nerelerde?
Beşiktaş'ın oyuncudan ziyade öz güven transferine ve düşünce yapısını baştan inşa etmeye ihtiyacı olduğunu gördük.
Büyük bir takımın teknik direktörü için maç öncesi ya da maç sırasında nihai skorun yansımaları üzerinden plan yapmak kadar tehlikeli bir şey yok. Nihai skor demiyorum, büyük takım ya da değil her td skoru düşünür, hatta bunun üzerine teknik taktik her neyse plan ya da planlar da yapabilir, ama sonucun yansımaları üzerine plan yapıyorsa orada inisiyatifi baştan kaybetmiş demektir.
Güncel örnek üzerinden, çünkü bu şekilde Gs maçındaki beraberliğin mevcut şartlarda iyi olduğunu düşünüp takımın vizyonunu küçültür ve bu ister istemez futbolculara da yansır. Çoğu kişi bu konuyu doğrudan diyaloglar üzerinden yorumlar, ancak profesyonel futbolcular lise takımında oynayan çocuklar değil. Teknik yönetimin her hamlesinin amacını az veya çok kavrarlar ve bu da onları etkiler. Bunun en iyi örneklerinden biri Klopp’dur. Winner özelliğini, çok bildiğimiz bir formatta olduğu gibi “aslanlarım, koçlarım” türünden söylemlerle değil, bizzat taktik işleriyle ve oyunu yönlendirmesiyle oyuncularına çok etkin bir şekilde yansıtabilmiştir.
Şimdi çevremdeki Beşiktaşlıların çoğu diyor ki, Sergen geriye yaslanın demedi, hatta maç içinde eliyle koluyla sürekli ileri diye çırpındı. Yapılan ilk değişiklik 66.dakikada yapılıyor, rakibin kırmızısı üzerinden 32 dakika geçmiş ve toplam 4 değişikliğin üçü aynı bölgenin alternatifleri olarak yapılıyor. Kalan bir tanesinde de Tammy sakatlanmasa ki o da 83.dakikada, belki o da yapılmayacak. Şimdi buradan anladığımız şu, maça dokunuş yapılabilecek bir alan yok, maksimum bu. Peki öyle mi, elbette hayır.
10 kişi kalmış bir rakibe yapabileceğin en büyük kötülük bunu onların derinden hissetmesini sağlamaktır. Bunu da oyunu değiştirerek yaparsın. Bu şekilde üstüne de gelemez ki madem derdin skoru korumaksa al işte sana çözüm. OGS bununla Gs maçını kazandı ama diyelim madem 4-6-0 sevmiyorsun, çıkar yalı kazığı gibi dolanan Tammy’yi, koy El Bilal’i oraya, onun yerine de Jota’yı al olsun bitsin. Rashica gibi etliye sütlüye bulaşmayan ve Beşiktaş takımı kadar Gs’nin de bu yönünü bildiği adamla mı onların gerisini rahatsız eder ve çıkmalarını engellersin yoksa dağınık oynasa da hızlı ve dalış işlerini yapabilen Jota’yla mı. Bana göre kırmızıdan sonra daha ideali Tammy-Kartal Kayra değişikliği olurdu, hem Ndidi rahatlardı, hem kaleni daha sağlama alırdın, hem de ileri üçlünün geçiş oyununa çok uygun olmasıyla gol ya da goller bulabilirdin. Gerinden eminsen ve Jota’yı istemiyorsan başka olasılıklar da var, al Cengiz’i Tammy’nin yerine, çek Cerny’yi ortaya vs vs. Tammy iyi gününde olsa bile geçiş oyuncusu değil eli ayağı dolaşıyor adamın, ki kötüydü zaten.
İşin özeti, Sergen’in önce kendi psikolojisini bu işlere göre hazırlaması ve oturtması lazım. Taraftar bunu görürse anlar ki takım başarısız olsa da elinden geleni oynuyor ama işte şu eksik bu yok, sonuçta olamıyor. Çok daha önemlisini söyleyeyim, işte bu şekilde kulüp de gerçekten neyimiz var neyimiz eksik, ileride ne yapılması ve hangi hamlelerin atılması gerekli, görür ve otobanda savrulmadan yol alabiliriz.
Öncelikle hocayı 11’e 11 oyunda rakibi deplasmanda kilitlediği, skoru ve oyunu aldığını kabul edelim. Bu bir başarıdır. Son yirmi senede bu deplasmanda 2 galibiyet 2 beraberliğimiz vardı bu üçüncü oldu.
Rakip 10 kişi kalmışken neden oyun anlayışımızı değiştirmedik sorusundan önce rakibin kendi kendine 10 kişi kalmadığını, onu bu hale sokan durumun bizim oyunumuzla alakalı olduğunu idrak etmek lazım.
Eksik rakibi niye yormadık? Niye fiziksel üstünlük kurmadık? Bunlar güzel sorular. Birden fazla sebebi var. En başta Rafa profil olarak bu kapalı savunmaya karşı etkili bir oyuncu değil. Atamadığı paslar, ölü alanlara girip kısa pas trafiğine yardımcı olmaması Beşiktaş için kilit açmayı imkansız hale getiriyor.
Üstünde, geriden oyun kurabilen ve uzun top atabilen stoper eksikliği hücum anlamında kısırlaştırıyor bu takımı. Geçen seneden gelen yapısal bir eksiklik bu. Belki Orkun bir ölçüde yardımcı olsa da tek başına çözemeyeceği açık. Rafa’yı sahte dokuz yaparak çözülebilecek birşey değil çünkü bu takımın rotasyonda 6-8 ihtiyacı var. Demir Ege neyse de Kartal gibi hareketsiz oyuncunun yapacağı iş değil hiç.
Üstüne bir de beklerimiz ağır, birebirde adam geçemiyorlar, son çizgiye inemiyorlar. Son saniyedeki pozisyonu hatırlayın, bu takım nasıl öyle hücum yapacak? Psikolojiden önce yetenek ve atletizm sorunu var. Herşeye rağmen, rakibin kısırlaştırdığı maçta Rafayla çok net pozisyon bulmadık mı? Atacaksın abi, deplasmanda derbi öyle kazanılır. Bence hocalık pek bir durum yok. Benim beklentim 11’e 11 yarım saatte fazlasıyla karşılandı. Sonrasında iyi oynamayacağımızı biliyordum. O da büyük oranda yapısal. Yine de kazanmalıydık. Hocadan çok oyunculara yazar. Bireysel hatayla gol yedik. Atamadık.
Şimdi konu bence Beşiktaş’ın olumlu bir oyunla öne geçmesi ve rakibe kırmızı kart aldırması değil. Teknik yönetim bir önceki maçın kadrosunu sahaya sürmüş -ki olabilir demek ki Sergen beğenmiş- ve maçın ilk yarısında önemli bir avantaj yakalanmış. İnisiyatif alınmayabilir, o zaman mevcut duruma yani gidişata bakılır. Sonrasında olan biteni görmek için 50 küsür dakika geçiyorsa ve bu avantajı kullanmak için ciddi bir hamle yapılmıyorsa bunun anlamı benim adım hıdır elimden gelen budur demektir. Deniliyor ki oyuncular mental çöküşte; sahada yeni gelmiş 7 oyuncu var, kenarda da yine yeni gelmiş iki hücumcu var ve sen bunlardan birini 67.dakikada oyuna alıyorsun, golü yedikten sonra ama aynı bölgedeki oyuncunu değiştirmek için. Nedeniyse klasik yerli hoca mantığı, olur da şapkadan tavşan çıkarırsa. Aynı anda sarı kartından tırstığın Emirhan’ı Uduokhai ile değiştiriyorsun. Devamında gol dışında sahada etkisiz Tammy sakatlandı diye Rashica’yı 83’de oyuna alıyorsun, kısıtlı yeteneğinin üstüne mental olarak casper’a dönmüş elemanı. Bu değişiklikte taktiksel bir çaba yok olsa o kadar beklemezsin, şut mut atar vs. yine tavşan umudu. Bir oyuncu değiştirme hakkın daha var ama onu takıma yeni katılmış hücumcun için kullanmıyorsun çünkü derdin tavşan çıkmıyorsa 1-1’le çıkmak, Jota takım oyuncusu Rashica kadar sihir beklenmiyor.
Bu tabloya göre Fatmagül formatında şöyle diyeyim: o halde OGS’nin suçu neydi.
Jota’yı Kocaeli maçında gördükten sonra Rashica’yı tercih ederdim ben de. Çok aman aman bir fark yok.
Bir de hocanın gerçekten Tammy’yi çıkarıp Kartal’ı oyuna aldığını düşünün ve maç 1-1 bitmiş olsun. Burası yıkılırdı. Aynı şeyleri söyler, korkak hoca forvet çıkardı filan derdi insanlar. Şimdi de bunu yapmadığı için mantalitesi yetersiz oldu. Hindsight 20/20.
OGS’nin suçu zaten derbilerden puan alamaması olmadı hiçbir zaman. Sergenden de birşey görmedik henüz ama hafif bir ışık var sadece. Bazı maçlarda bölüm bölüm iyi şeyler var.
Ama Gs maçı eleştirileri biraz ayarsız. Zaten eleştirenlere bakın Serdar Ali Çelikler, Demirkol, bilmem ne. Ne kadar dinazor varsa aynı şeyleri söylüyor papağan gibi.
Neyse, yine de burda yazılanlara daha fazla saygı duyuyorum, söylemiş olayım. Agree to disagree.
Eğer gelişme olursa bu takımın ilk yarıda kalan 10 maçtan 8 galibiyet 1 beraberlik 1 mağlubiyet gibi bir sonuç çıkarması lazım. Değilse siz haklısınız. Göreceğiz ne olacağını (pun intended).
Hazır milli maç arasındayken bazı konulara değinmek gerek;
“Gider alırım” başkan öyle derinlikli bir kadro kurmuş ki Avrupa maçı dahi olmayan Beşiktaş, sıradaki lig maçına santrfor yedeği olmadan çıkacak. Bilal en az iki hafta yok deniyor.
Gelelim taa şimdiden ara transfer haberlerine; “Sergen hoca yapacak” “Sergen hoca tek yetkili olmak istiyor” minvalinde medya haberleri başladı.
Zaten maç sonu scout’a sallaması elde var bir. Ama soruyorum; Sergen hocanın ne derece dünya futbolu bilgisi var da u-23 iki tane yabancı bulup alacak da yaraya merhem olacak? Mesela Taylan’ı kadroya bile almıyor. Oyuncu yerli statüsüne geçti ve 6 milyonluk bir yatırım. Bir nevi Beşiktaş’ın geleceği. Gökhan cezalıyken veya erteleme maçında sağbekte kapıdan dönen Svensson mu olacak Taylan mı?
Alman menşeli ve scout ekibi önerdi diye mi veto yiyor Taylan? Veteran Necip’in girdiği kadroya alınmaz mı Taylan?
Transfere odaklanmak için erken değil mi? Kazanmaya yakın olduğun GS’yi yenemedin ve müteakip maçlarda puan kaybı lüksünü bitirdin. Devre arasına kadar her maçın kritik. Yarın Abraham’a bir şey olsa hangi formatla çıkacaksın sahaya? 4-6-0 hiç uzak değil gibi. OGS de denemiş kısa vadede verim almıştı. Ama Sergen hocanın pek deney hevesi yok. Mesela Göztepe maçı bile bile lades oldu. Ortasaha zaten ancak Ndidi-Orkun aynı anda sahadaysa tam randıman verebiliyor. Ege de sakat Salih de.
Devrim hamlesi beğenildi ve alkışlandı. Benzer cesaret hamlelerini orta saha ve santrfor pozisyonu için de bekliyor taraftar. Semih kirada ama Hekimoğlu süre alsın. 6 numarada Necip oynayacağına altyapıdan yeni bir çocuk forma giysin.
Futbol tuhaf bir oyun. Bazen de ilginç tesadüfler ortaya çıkıyor.
Beşiktaş’ın santrfor alternatifi yokken Konyaspor Umut Nayir ve Muleka’yı beraber oynatarak ilginç bir ritim yakaladı. Mesela bu iki isimden biri neden Beşiktaş kadrosunda değil diye sormak lazım. Gerçi Semih’i kiraya veren zihniyet u-21’de röveşata atınca ne düşünmüştür orası da merak konusu.
Gelelim bugünkü gündüz maçına (17:00). Reklam gelirini veya maç yayını yapan mekanların politikasını bilemem ama haftasonu maçı dediğin en geç bu saatte başlamalı. 20:00 maçları çok geç oluyor.
Konyaspor-Kocaelispor maçında Muleka-Umut Nayir’e karşı Tayfur Bingöl mücadele ediyor. Tayfur da Beşiktaş’tan neden gönderildiği meçhul bir isim daha. İlk 11 olmasa da kulübe için çok net bir alternatif idi. Ama futboldan anlamayan taraftar bir kere taksa size yeter zaten.
Sergen hocanın Gençlerbirliği 11’i;
Mert/Svensson-Djalo-Emirhan-Rıdvan/Ndidi-Orkun-Rafa/Cerny-Abraham-Cengiz şeklinde.
Taylan’ın suçu scout transferi olmak mı?
Jurasek’in suçu 90 dk GS sağ kanadını savunup bir pozisyonda topu ayağından açmak mı?
Jota’nın suçu girdiği ilk iç saha maçında 2 gol (biri ofsayt) atmak mı?
Bakalım Sergen hoca “milli ara”da takıma neler katabilmiş?
Bence devre arası transfer filan yapmaya gerek yok. Böyle gidelim. Sezon sonu bakarız. Bu takımdan ve hocadan birşey olmaz. Cengiz'i oynatmak için Cerny'yi sola attık. Sol bekte keyfi Rıdvan, sağ bekte zorunlu Svenson değişikliği. 4 yeni oyuncu/mevki. Yeni yeni birbirine alışmaya çalışan bir oyuncu grubu için zorlayıcı bir durum.
Bu arada Taylan'a hoca niye taktı. Oynadığı zamanlarda iyi işler yapmıştı. Svenson inadı niye?
Pozisyon yok, keyif yok. Oyuna müdahaleler tırt. Mesela herkesin şikayetçi olduğu Rashica niye Jota'nın önünde. Rakip iyi kapandığı zaman niye Rafa'da ısrar ediyoruz? Koşturamadığımız zaman adam takım oyununda sorun.
Zaten ilk golü nasıl yedik? Saha yerleşiminde Rafa forvet. Mustafa sol açık. Mustafa sol açık olmadığı için forvet ezberiyle adamı takip etmiyor. Bir kanat oyuncusu o adamı takip ederdi. Sonuç ihale jurasek'e kaldı.
Diğer sorun madem Cengiz maçı bitiremeyecek hamle oyuncusu olarak kullanalım toparlayıncaya kadar. Yorgun rakibe karşı daha etkili olur. En güçlü zamanında rakipte güçlü oluyor. Sokalım 60ta yorgun rakibe karşı saldırsın.
Son sözde Mert'e. Gelen top gol oluyor. maçın son anında Gençlerbirlği topu uzaklaştırdı bizim yarı sahaya kadar. Adam piyasada yok. Kale içinde bekliyordu herhalde. Orkun 40 metre geri koşup topu aldı. sonra maç bitti. Ersin oynasın. O batırsın o zaman
Bilgili sonrası Beşiktaş yönetimlerinin en büyük hatası işler iyi gitsin ya da kötü gitsin, sesi en çok çıkan taraftarın gazına göre hareket etmesi oldu. Bilgili de büyük hatalar yaptı ama Büyük Başkan Seba sonrası aldığı taraftar rüzgarının etkisiyle bu konuda nispeten daha dik durabilmişti. Orman dönemini de ikiye ayırmak lazım, o da toplam süresinin ikinci yarısında bu cendereye girmişti. Bence bu tesadüf değil, tam da internetin yaygınlaşmasına denk geliyor bunlar.
Yapılması gereken futbolumuzun genel kıt haline uygun bir anlayışla devam etmek değil, ileriki yılları düşünerek iş yapmaktı. Mevcut yönetim yine genel geçer işlere yöneldi ve Sergen’i getirdi. Sergen tıpkı Okan gibi tek oyun şablonuna takıntılı ve bunu da esneme payı çok az şekilde yapıyor. Günümüz futbol dünyasında bu haliyle yer alabilecek lükse sahip td sayısı iki elin parmakları kadar. Henüz oyun anlayışındaki eksikliklere girmeden bunu söylüyorum, zaten o az sayıdaki grubun içinde yer alsa bile bu kez de futbolcuların kalite seviyesi devreye girecek vs.
Kafasındaki düşünsel şablona göre kadro kuruyor ve çok muhtemelen bunu takım iskeleti formatında yapmaya uğraşıyor. Buna göre de bir sıralama var, performansı ne olursa olsun öncelik isimli veya şapkadan tavşan çıkarabilecek oyuncularda, sonra takımda eski olduğu için az çok tanıdığı ve sözünü dinleyecek oyuncular, sonra da genç dahi olsa yine takımda daha eski olanlar.
Burada şunu görüyoruz, takım iskeleti taktik bir formasyondan öte, skora etki edeceğini düşündüğü isimler ve lafını dinletebileceği oyuncular üzerine kurulmaya çalışılıyor. Bu tarz tarator futbol anlayışı uzun yıllar önce ligimizde iş yapmıştı, ancak futbol çok değişti. Gerçi yakın dönemde şampiyon olduğumuzda da istisnai şekilde bunu işletti, o zaman da sahnede Aboubakar ve Ghezzal vardı, tabii en önemli faktör ligin seviyesinin çok kötü olmasıydı ve bu oyuncularla fark yapabilmişti. Fakat dediğim gibi bu istisnaydı ve öyle de kaldı.
Bundan sonra ne olur, pek bir şey olmaz. En iyi hedef ikincilik, sezon sonundaysa üçüncü veya 4. sırayı alırız diye tahmin ediyorum. Kulübün başına güçlü ve vizyoner bir başkanın geçmesine ve günü kurtarmak yerine taraftar ve medya baskısını da göğüsleyerek ileriye dönük akıllı işler yapmasına kadar da böyle devam eder.
“Taylan Bulut planlarınızda yer almıyor mu?”
Sergen Yalçın: "Taylan çok genç bir oyuncu. Sonuca göre hareket etmemek lazım. Kayserispor maçında da Svensson'la oynadık, o zaman böyle bir soru sormadınız. İşler kötü gittiği zaman doğal olarak oynamayan oyuncular gündeme gelir. Taylan daha çok genç, ileride oynayacak süreyi bulur. Şu an biz Gökhan ve Svensson'la gidiyoruz."
Birisi kendisine Taylan'ın statü gereği o maçın kadrosuna alınamadığını söylesin, faydalı olur.
Gördüğüm en büyük hayal kırıklıklarından biriydi sonuç. Maçı oturup tekrar izledim çünkü nasıl oldu yenildik anlamadım, maçın hissi hiç o değildi.
Oyun her zamanki gibiydi. Kocaeli ç, Eyüp, Başakşehir maçı gibi zorlansak da alacağımızı düşünüyordum. Bloklar arasını daraltan rakibe karşı yine zorlandık.
Aslında iki blok arasına girdiğimiz her pozisyonda gol şansı yarattık. İlk golde kenardan Mustafa gayet iyi getirdi topu. Rıdvandan aldı verdi, tekrar aldı, Orkun’la bu sefer trafiğe girdi, Orkun boşlukta Rafa’yı buldu, Rafa doğru topu oynadı. 80 metre yerden pasla getirdik topu. 52’de Orkun bloklar arasında topu aldı döndü yine Rafaya verdi. Rafa bu sefer önü kapalıyken ve sağda Cengiz bomboşken saçma bir şut attı. 60’ta yine benzer bir pozisyonda yine çok erken şut denedi. Bunu yapabiliyoruz ama sürekli yapamıyoruz. Çünkü o pası geriden sadece Orkun atabiliyor ama aynı zamanda o bölgede topu alıp dönmesi gereken oyuncu da Orkun çünkü Rafa sekiz gibi oynamıyor aslında 10 gibi de oynamıyor, ikinci forvet gibi daha çok.
Neticede geriden çıkamıyoruz, belki ilerde Rıdvan yapar ama o da fiziksel olarak iyi değil. Svensson’la zaten imkansız. Cengizin olduğu taraftan hiç oyun kuramamış olmamız da bu yüzden.
Rafa’ya ek olarak Abraham da kesinlikle yanlış tercih, ne kendi pozisyonunu hazırlayabiliyor ne de takım oyununa katkısı var. Bitiricliği de şüpheli. Rafa ve Abrahamın kaptırdığı topların dönüşünde Ndidi ve Orkun 60-70 metrelik bir alanı savunmak zorunda kalmaya başladı 70-75 civarı. O sırada Sergen müdahale etmek istedi doğal olarak. Rashica hamlesine kızanlar olmuş ama orada Svensson’un hatasında maç 75’te 1-1 olabilirdi, Rashica’nın defansif katkısı çok net gözüküyor maçta.
Rakibin hiçbirşey yapmadığı bir maçta durup dururken gol yedik. Ve iki golde de iletişim aslında sorun. İlk golde mesela savunma yerleşimi sorunlu. Jurasek mecburen içerde konumlandı çünkü savunma kayma yapması gereken yerde yapmadı. Gerideki 4 oyuncunun hiçbiri konuşmuyor, o sende bu bende diye. Aynı zamanda Jurasek yanındaki devasa boşluğu görüp Mustafa’yı çağırmıyor, Mustafa da topu izliyor. İster santrfor ol, ister kaleci ol, en temel şeylerden birisi duran topta nasıl çevre kontrolü yapmazsın. Halısahada olsa kavga çıkarır insanlar. İkinci golde geriye 5 kişi koşup iki kişiyi savunamıyoruz çünkü yine iletişim yok. Herkes topa gidiyor, Rafa da savunacakmış gibi geri koşup son anda bırakıyor rakibini. Açıkçası biraz laubali işler.
Bunlar oyundaki temel sorunların üstüne takım olma beraber oynama anlamında sorunlar. Sergen kadrodaki sorunları çözemez belki ama bu tarz şeyleri şimdiye kadar halletmiş olması lazımdı. Bu takım hala ilk defa bir araya gelmiş oyuncular gibi sahada. Kabul edilebilir değil.
Maçta GB yerine çok değil ortanın bir tık üstü seviye bir takım olsaydı ikinci yarı Mustafa ve Jurasek’in olduğu taraftan maden bulup hezimet yaşatabilirdi. Sonuçta rakip bu maça kadar 8 maçta 7 gol atabilmiş. Mustafa’nın 45 dk defansif müdahalesi istatistiksel olarak “0”. Deneyip başarısız olma değil, yok. Cerny ilk yarıda 2 başarılı defansif müdahale yapmış (2/2) mesela.
İlk yarıya girmiyorum, onu avans yazayım. Şimdi maçta 45-71.dakika arası şöyle ilginç bir hücum hattı var; henüz 90 dakikayı çıkaramayan Cengiz, alan bilgisi ve hızı sınırlı, ne nokta ne de pivot santrafor Tammy, maçta kopukluklar yaşamaya başlamış Rafa ve kanat için oldukça ağır, birebirde adam geçemeyen Mustafa. 47’de hasbelkader bir gol atınca devamında da bu adamlarla gol beklentisine girdik. Ama bu tablo ile GB karşısında bile olamadı. 71’de Cengiz’i çıkarınca kimi oyuna aldı, Rashica’yı. Böylece rakibi fiziki baskıyla geride tutabilme şansı da koca bir “zero” oldu. Birisi hocaya defansın hücum hattında başladığını söylesin.
Takıntılı ve statik olmayan bir td ne yapardı. Cengiz’i pili bittiği anda çıkarırdı, max 60.dk. Kenarda Rashica dışında Jota var, Devrim var, gidip kanat olarak Mustafa’yı almazdı. Cerny çok başarılı değildi ama bunda Cengiz için sola atılmasının da payı büyük. Ya Cengiz’i çıkarıp Cerny’yi sağa atarak bu iki yedekten birini sola alırdı, ya da Cerny illa oyundan çıkacaksa ikisi birden oyuna sokardı. Mustafa da bariz Tammy’nin yerine girerdi.
Taylan henüz hazır değil(miş). Hem de Gökhan sarı kart cezalısı olduğu halde takımda sağ bek yedeği yokken bile maç kadrosunda değil. Svensson’un ikinci goldeki asisti de hocaya yazsın o halde.
Tavşanlar şapkadan çıkmayı bekliyor fakat. Bu maçta bir türlü çıkamadılar ama sonraki maçlarda inşallah.
Ben gol haricinde rakibin Mustafa üzerinden aksiyonunu hatırlamıyorum. Cerny haftalardır berbat oynuyor, şimdi kabahatli Cengiz mi oldu? Cengiz oynadığı her maçta net katkı veriyor. Beyi beğenmiyoruz, daha iyi bir alternatif mi var? Sergen’in adamı olması mı suçu? Rashica’yla Jota arasında mesela ne fark var? Veya Devrim olsa ne olacak yani? Gerçekten oyuncu tercihleriyle değişecek birşey olduğuna inanıyor musunuz?
Sergen’e yazacak şeyler çok ama işte Mustafa yerine Devrim olsaydı bilmem ne komik yahu. Marjinal fark var veya yok. Jota dediğiniz adam Forest’ta doğru düzgün oynayamayan oyuncu. Ben ne özelliği var anlamadım. Rashica tu kaka ediliyor senede net 10 gol katkısı var, o da Norwichte düzenli oynuyordu. Bir fark yok bu oyuncular arasında. Bunlar Sergen’in çözebileceği şeyler değil. Kadro bu.
Çözmesi gereken savunmadaki işler, o ikinci golü biz nasıl yiyoruz takım olarak, orada faul yapmamak bir kere çok saçma.
Yada işte mesela Tammy batırıyor, çıkar sahte 9 oynayalım, zaten kenarda Mustafa var. Orta sahayı niye tutmadık mesela 10 dakika kala.
Neyse ya Sergen’in savunmak değil zaten niyetim de öyle boktan bir takım kurduk ki yine işin içinden çıkamıyoruz. Hocanın da takım üzerinde bir izi yok.
Blog Mart’ta havlu attı, Beşiktaş bugün mü atacak? Erteleme Konya deplasmanı buram buram puan kaybı kokuyor.
Belki mantıklı ama Sergen hoca diğer hocalar kadar eleştirilmiyor ya da yarım ağız eleştiriliyor.
En isabetli yorumu Serdar Ali Çelikler yapmış. Osimhen diye bir futbolcuyu Türkiye’ye gelince öğrenen (burayı ben ekleyeyim; Hollandalı 8 numara Cerny’ye bayılıp Cengiz için feda eden) bir hocaya transferde tüm yetkiyi mi verecekler şimdi? Edirne’den ötesinde beraberliği var mı Sergen hocanın?
Sergen gelsin diyenlerin bir kısmı niye eleştiriye döndü anlatayım;
-Devrim’i sahaya atıp performans alıp sonra unuttuğu için.
-Rashica’yı rotasyonda Jota’nın önüne koyduğu için.
-Taylan’ı yoklukta dahi yok saydığı için.
-Kadro kalitesi ve maliyeti Anadolu takımlarını 10’a katlamasına rağmen hala takımdan ve oyunculardan şikayet ettiği için.
-Çok kredisi varmış gibi Terim veya Güneş havalarına girip scout ekibine soğuk savaş ilan ettiği için.
Transfer beceriksizliği ayrı bir konu başkanın ama futbol takımı için çok doğru bir modeldi aslında Sergen hocanın Dünya futboluna hakim profesyonel bir ekiple desteklenmesi. Ama Sergen hoca sanki 10 maç üst üste kazanmış gibi futbol organizasyonundaki tek patron olma işine soyunmuş.
Pandemideki şampiyonluk mazide kaldı. Eldeki oyunculara sarılıp bunu şu transfer etti bunu bu getirmiş demeden olumlu sonuçlar alabilmeli ki yarın transfer döneminde patron olma kredisi kazanabilsin.
Bugün eksik kadrodaki tercihleri de merakla bekliyoruz.
Konyaspor maçı 11’i;
Kalede Ersin, sağ bekte Taylan, Paulista-Emirhan tandemi, sol bekte Rıdvan.
Orta sahada ideal üçlü Ndidi-Orkun-Rafa.
Devrim yeniden 11’de, Rashica da var.
Santrforda formsuz ama aidiyetli Abraham forma giyecek.
Yedek kadroya bakmayın. İlk 11 işi çözdü çözdü yoksa işler yaş.
Gençlerbirliği mağlubiyetinin faturası eski Kaptan Mert’e kesilmiş. Taylan konusu ise inat yapılmadığını gösteriyor. Ancak çok kritik bir deplasman.
Muleka ve Umut kendini göstermek isteyecek. Vaktinde çift solak stoper oynatan Sergen hocanın Muleka ve Umut’un hava tehdidine rağmen Felix’i yedek bırakması enteresan. Sol bek kısa, stoperler 1.85 ve 1.88. Taylan sırf bu yüzden tercih edilmiş olabilir.
Beşiktaş için zor maç.
Beşiktaş’ın topla oynamadığı, geride beklediği, bir duran topla öne geçip kazandığı maç oldu. Sanki takımın başında Sergen hoca yok da geçiş oyunu hocaları varmış gibi. Gerçi geçiş de yoktu, geride bekleyiş vardı.
Sergen hocam bir maç kazandı ya maç sonu yine scoutluk işleri işaret etti. Yeni ekip kuracaklarmış hem devre arası hem yaz için. Yabancılarla çalışmak alerji yapıyor galiba.
Optimist moda göre bakılacak olursa;
İçerde Gençler galibiyeti ve deplasmanda Konya beraberliği kabul edilebilir bir fikstür olurdu. Şimdi sadece 1 puan fark etti.
Tekrar hatırlatalım; sen öyle yakaladığın GS’yi yenmeye cesaret edemediğin için şampiyonluk şarkılarını o maçta kaybettin zaten. 6 puan fark 3’e inebilirdi. 6 puanı da Sergen hocanın deneme yanılmaları açtı ama olsun sezonun ihalesini OGS’ye yıkarlar zaten. Takımı sezon başında kuramayan başkana da laf söylemezler.
Maçtaki oyunu, puan durumunu bırakalım da Beşiktaş’ın iptal edilen üçüncü golünü konuşalım. Böyle bir gol iptali nerede görülmüş?
Rakip takımlar dışında Federasyon, MHK, yayıncı kuruluş vb niye Beşiktaş’ın hesaba katması gereken faktörler olsun? Ne alaka?
Maçta konuşulacak bir olay yok, geriye yaslanıp ileriye uzun salınımlar şeklinde atılan toplarla oynanan bir oyun var ve bunlardan üç tanesi sonuca etki etti. Üçüncü golün iptali full komedi. O el iptal gerekçesiyse benim hatırladığım bu sezon iki kabak gibi penaltımız yenmiş oluyor. Hakemin hali Ersin’e gösterdiği sarı karttan ve Konya lehine keskelalaka çaldığı faullerden belliydi zaten. Önceki maçlarda lehimize olan son derece kritik pozisyonları, ki buna ofsayt çizgisi çekmek dahil es geçen yayıncı kuruluşun ikinci gol öncesi Orkun’un rakipten topu söküp aldığı ve hakemin doğru şekilde faul vermediği pozisyonu peş peşe 3 defa göstermesi ise skandal bana göre.
Sergen’in Rafa’yı çıkarma hamlesi doğruyken Mustafa’yı sol kanatta ısrarı gereksizce yanlıştı. Bu çocuğun öncelikle maç içi kondisyon ritmi sorunu var. İlaveten adam geçme özelliği yok ve çok gereksizce faul yapıyor. İlla kazanılacaksa tek yeri golcü bölgesi. O bölgede de geliştirmesi gereken konular var orası ayrı ama en azından orada ışığı belki yakalayabilir.
Emirhan’ın defansı gittikçe parlıyor, stoper olarak pozisyon bilgisini bu yaşta geliştirebilmesi çok zorken bunu yapabilmesi ilginç. Kaleciliğini çok iyi görmesem de son dönemki Mert’ten sonra Ersin’in doğru zamanda doğru işler yapmasına sevindim. Sabredeceksek ona edelim.
Scout işleri konusunda çoğunluğun atladığı bir konu var. Malum bütçemiz belli. Futbolu vasat üstü elin oğlu buraya ya gençken parlayıp üst liglere gitmek için ya da emekliliğine iyi parayla hazırlanmak için gelir. İlk gruptan birilerini bulsanız da son 3 yılda 5. teknik direktörü tedavülde olan ve futbolcu sirkülasyonu inanılmaz boyutlara ulaşan bir kulübe gel-mez. Yani muhtemelen Graf bulmasına buluyordur da gelmezler işte kardeşim. Ancak bildiği ve/veya güvenebileceği bir teknik ekip olur, belki o zaman. Bunu Sergen eleştirisi olarak demiyorum, işin doğası bu.
Sergen hoca dün Rafa’yı erkenden oyundan çıkararak sanki Rafa’lı ortasahayla oyunu tutamıyorum demeye getirdi.
Bu ayarda bir yıldızdan vazgeçemezsin. Gedson’un pas kalitesini beğenmeyenler şimdi onun dinamizmini arıyor. Masuaku’nun defansını beğenmeyenler ise şimdi onun soldan hücum kurmasını özlüyor.
Rafa gol-asist katkısıyla santrfor dışındaki oyuncular arasında büyük bir silah. Peki çözüm ne olabilir?
Orkun-Ndidi ikilisi dünkü gibi Salih veya Kartal ya da Ege ile üçlenebilir. Bu durumda Rafa santrfor veya sağ forvet veya sol forvet oynayacak.
Sahada eski Rafa yok. Oyuna katkı yok bazen skorda var. İlk geldiğinde zorluyordu toplu topsuz deliciydi ama TV programlarında verilen talimatlarla ayağını eline verme tadında faullerle durdurulmaya başlanınca Rafa da vazgeçti. İsteksizliğini veya zorlamayışını buna bağlıyorum. Ya sezonu kapatacaktı ya da biraz ikili mücadeleden ve toptan kaçacaktı. Faullerin cezası düşük, sezonu kapatmalı sakatlık riski yüksekti.
İlginçtir başka oyunculara, Osimhen’e falan faul yapın vurun yıkın diye talimat gelmedi TV’lerden. Hani o da ligin üzerindeymiş ya. Ancak faulle durdurursunuz talimatı yerine uğraşmayın atacak tabii modunda tavsiyeler geçildi…
Gelelim Rafalı ortasahaya çareye; Baklava 4-4-2
Ersin/Taylan(Gökhan veya Rashica)
Djalo(Paulista)
Emirhan
Rıdvan(Jurasek)/
Ndidi
Orkun
Cerny
Rafa/
Abraham
Toure
Sergen hocam için Cerny’yi 8 numara yapıp sağ içe yazdım. Orkun sol iç. Geride Ndidi, en ileride ama Abraham ve Bilal’in arkasında Rafa.
NKoudou tipi kanat mevcut olmadığına göre baklava denenebilir. Gedson kalsaydı daha rahat olurdu tabii.
Rafa’yı Fener istiyormuş. Cengiz artı Fred’e karşılık versek olur bence. Orkun’a yaptığımız yatırımı daha da anlamlı kılar.
Gedson’u kim arıyor? Bu orta sahayı Ndidi Gedson veya Gedson Orkun şeklinde hayal etmek bile korkunç.
Biz bu kel öldü sırma saçlı oldu konusunda komik bir kitleyiz. Jurasek’in çok kötü bir futbolcu olması, Masuaku’nun doğru oyuncu olmadığı gerçeğini değiştirmiyor. Biz daha iyisini getirsin istiyorduk yönetim, onlar daha kötüsünü getirdi. Gidip şimdi dizleri bitmiş 60 dakikalık Masuakuya ağıt mı yakalım?
Necipli ortasahasıyla Beşiktaş’ı sahada zor durumlara sokan Göztepe, erken öne geçtiği Seyrantepe deplasmanından puansız ayrıldı. Tartışmalı bir kararla 10 kişi kalan Göztepe de GS’den puan almayı başaramadı. Ligde BJK de olmasa hayal edin tabloyu. GS sıkışınca Osimhen-Icardi ikilisini oynatabiliyor. Aboubakar-Immobile veya Immobile-Abraham ikilisi fazla gelen Beşiktaş futbol aklı buradan dersler çıkarsın. Zararına oyuncu gönderen veya yıldızları idare edemeyen bu ligde başarıyı zor yakalar.
Üst sıradakiler galibiyetler alırken fark açılmasın diye Kasımpaşa karşısında Beşiktaş. Rafa sakat.
Ersin/Gökhan-Djalo-Emirhan-Rıdvan/Ndidi-Orkun-Cerny/Cengiz-Abraham-Bilal
Rafa’yı çıkarmaya bayılan hocaya Rafa’sız oynama şansı. Bakalım nasıl bir Beşiktaş izletecek bizlere?
Bir de şu havlu atma muhabbetini bırakmak lazım. Başkan çok konuda eleştirilir ama transferde yaş konusunda çok istikrarlı bir tablo çizdi. Emirhan-Djalo tandemi tutarsa 10 yıla yakın götürür. Taylan-Rıdvan genç bekler. Ndidi 5, Orkun 10 sene oynar yaşları itibarıyla. Hekimoğlu, Kartal, Ege, Semih, Ersin, Devrim gibi genç oyuncular da var. Bu kadronun üzerine gidilmeli.
Semih’ten sonra Tayfur’dan röveşata golü. Sonra kadro alternatifsiz oluyor. Futbol aklı, kadro planlaması, oyuncu yönetimi önemli!!!
golden sonra yine yatti takim. kasimpasa cok diri gorunuyor sergen hocam bey.
Bence kötü değildik golden sonra. Cerny Rafa’dan daha çok sekiz. Ama Abraham inanılmaz kötü bir forvet. Ben ne ise yarıyor sahada anlamıyorum. Immobile’nin bile iyi yaptığı birşey vardı, en azından ligin ilk bölümünde. Biz yöne beğenmediğimiz oyuncuyu gönderip daha kötüsüne daha çok para vermeyi başardık.
hoca elestirisi bir yana mac 1-0 ve penalti kullaniyorsun. 2-0 yap bitir abi iste. abraham'a diyecek sozum yok, anlayacagini sanmam. ridvan futbolu birakmis. ersin gencken baska bir spora yonelebilir.
Filip Holosko 2007 yılında Beşiktaş’a Manisaspor'dan geldi. Arada bir yarım sezon, bir de tam sezon kiralık gitmişliği var fakat sonuçta 2015 yılına kadar takımda kaldı. Taraftar ilk sezonlar hızını ve hırsını beğenirdi ama sonrasında sakarlıkları ve topu rakip defansın üzerine atarak geçirmeye çalışması türünden hareketleri nedeniyle bir an önce gitmesini bekledi. O zamanların transfer sezonlarının bilindik “Holosko + bir miktar para” söylemi de buradan çıkmıştı.
Niye mi yazdım, şimdi o Holosko’yu getir, bu kadronun içinden geçip vazgeçilmezi olur.
İyi bir hafta diliyorum.
Not: Halen 41 yaşında Çekya 6. Liiginde Uvaly takımında “siyaz-beyazlı” formayı terletmekte.
Yaklaşık 3 xg’den 1 gol atabildik. Bu istatistikte sene başından beri rakiplere bariz üstünlük kuramadığımız tek maç Göztepe maçı. Onu da açık ara kaybettik.
Alanya, Gb mağlubiyet, Gs Kpaşa beraberlik. Olacak şey değil yani. Takımda acayip bir kırılganlık var. Özgüven sorunu var. Ama bitiricilik de çok kötü. Skor alamadan oyunu geliştirmemize imkan yok. Forvet bu yüzden çok önemli. Yine karavana atmışız transferde. Keşke devre arası filan Abrahamdan çıkabilsek.
Zirve ile puan farkını 9’a düşürme fırsatıyla Fenerbahçe’yi ağırlayan Beşiktaş’ta, Sergen hoca farklı bir 11 sahaya sürüyor:
Ersin/Gökhan-Paulista-Emirhan-Rıdvan/Ndidi-Orkun-Rafa/Cerny-Bilal-Cengiz
Nihayet Abraham yedeğe çekilmiş. Bir de böyle deneyin bakalım.
Orkun'un aşırı motivasyonu bir çuval inciri berbat etti. Bence ilk golü de tribün yedirtti. Asensio'nun kafaya attıkları nesne bizim konsantrasyonumuzu bozdu.
2nci yarı Tedesco Taliscayı sokunca yine oyun 10a 10 olmuştu ki Rashicayı sokarak yine 1 kişi eksik kaldık. Biraz rakibi kızdıracak adam lazım. Omuz vuracak adam lazım. Jota lazım ama Sergen onu hiç düşünmüyor.
Bence bugün Sergen kriz yönetiminde sınıfta kaldı ve mağlubiyetten ziyade oyunun akışında ciddi pay sahibi.
Bir takım on kişi kalarak 2-0 önde olduğu maçı nasıl kazanabilir? Oyunu yavaşlatır, soğutur, pas yapar, rakibi sinirlendirir, salakça şeyler yapmaz, altıpasın içinde beklemez.
Orkun suçlu tamam, ki biraz da şanssız. Ama Sergen’in hoca olarak takımı o anda ayakta tutması, acilen B planına geçmesi lazım. Bu kriz yönetimidir. Bu belki kenarda en çok hareketli olup, oyuncuların odaklanmasına yardımcı olacağın maç ve sen kendini kulübeden attırıyorsun.
İki derbide de A planı tamam. Ama devamında oyuna müdahale ve kenar yönetimi olmadı.
Taraftar da takıma paralel gerçekten seviye düşürüyor. Ona da parantez açmak lazım. Sadece kulüp yönetiminde değil sorun.
Beşiktaş tam aradığı hücum hattını bulmuşken Orkun’un hatası geldi. İncirler olana kadar kalsaydı bari.
Sergen hocanın kafasında Larin-Aboubakar modeli var. Onu Bilal-Abraham ile yeniden denemeye çalıştı ama Bilal’in oynayacağı yer 9 numara, Abraham’ın sol forvet olmalı ikisi beraber oynayacak ise. Dün Bilal yerine alıştı ama kırmızı kart dengeleri bozunca yine sola gelmek zorunda kaldı.
Bir de Sergen hocadaki büyük sorun şu; bir sezon şampiyon olup hem de Terim’i geride bırakınca Beşiktaş’ın Terim’i triplerine girmesi. Avrupa’da hiç yoksun, geçen şampiyonluk sonrası kötü gidişi engellemeyedin. Çözüm bulamıyorum dedin ama hiçbir şey denemedin. Ne oyuncuları ne yerlerini değiştirdin mesela.
Bu gelişinde de iki maç üst üste kazanmadan ben devre arası scout ekibini baştan kurayım moduna girdin. Beşiktaş’ın adeta futbol direktörü yetkileri istiyorsun.
Peki neyine güvenerek?
Kaptanı ve teknik direktörü tarafından yalnız bırakılan takıma, sonra da taraftarı sırt çevirdi.
Yine de bir şekilde 80'e kadar bir şekilde maçta kaldık. Yediğimiz golden önce Rafa evelemese öne de geçecektik. Çok da iyi ve güzel bir pozisyondu. O aralarda El Bilal ve Rafa'nın yakınlaşması bize güzel sekanslar getirdi. Bence takım (benim fikrim bu yönde) bir şekilde kendi başına maça tutundu. Duran fişi çekti. Gerçekten son yılların en travmatik mağlubiyetlerinden biri oldu. Üstelik telafi edeceğimiz bir mecra da kalmadı. Gelecek hafta ne bileyim bir Ajax maçı olsa da 3-0 kazansak bi özgüven tazelesek, o da yok. Bi tek trabzon maçı var, biraz heyecanlanacak.
Orkun için de en kötü senaryo oldu. Sezonun kalanında 5-6 haftalık skor üretme serileri filan yakalamalı ki bu yediği haltı bi nebze unuttursun. 5 haftada bir karagümrük'e kornerden yapacağı asistle hiç bir bir şey kanıtlayamaz.
Sergen de bu kadar fazla tepkiye gelemez, yakındır "ben çözemiyorum" demeci.
Beşiktaş’ta acilen yapılması gerekenler;
Sergen hocaya sorulacak: Günlük değil uzun vadeli düşünecek misin? Seninle uzun soluklu plan yapabilir miyiz yapamaz mıyız? Diye.
Sonra bu sezon şu kadro oynatılıp önümüzdeki sezona düşük yaş ortalamalı hazır bir takım bırakılacak:
Ersin/Taylan-Djalo-Emirhan-Rıdvan/Ege(Ndidi)-Kartal(Orkun)-Rafa/Cerny-Bilal-Jota
Tutmaz mı?
Yıllardır Kasım’da havlu atan bir Beşiktaş var.
Bu sezon hakemlerle başlayan bahis soruşturmasının derinleştiği ve bazı kulüp başkanlarının da gözaltına alındığı haberleri geçiliyor.
Bakalım bu sefer hangi futbol figürü;
“Bu ateş üflemekle sönmez!” çıkışı yapacak?
Şimdilik medya ve sosyal medya konuya underrated muamele ediyor. Bu kısmı tuhaf.
Merkezde Cerny ile oyunun Rafa’dan daha iyi olması çok net değil mi? Bence net 9.5, sahte dokuzuncu dizilişten başka bir şekilde oynamak mümkün değil Rafa varken.
Sergen hocanın Jota Silva inadı devam ediyor. Santrfor özellikli kanadın var inadına kullanmıyorsun. Bak gördün mü bitirişi?
Abraham bu takımda birinci santrfor olamaz. Boy var hava topu yok. Fener maçındaki gibi Bilal ortada başlamalıydı. İkisi beraber oynayacaksa Abraham’ı sola atın.
Hele maç tamamlayamayan Salih’i Kartal ve Ege’nin önüne koymak nasıl bir mantıktır?
Birilerince başlatılan Rafa’yı yeme tezgahı var o net. Bugün gazetelerdeki haberler de buna işaret ediyor. Kim yönlendiriyor kim yemeye çalışıyor orasını bilemem. Ama şaşırmam. Biz bu filmi defalarca görmüştük. Daha sonra kurgusal haberler de devam edebilir. Tesistekilerin üzerine işedilerle, bu zaten körlerle, saç ektirdilerle çok sayıda yabancı oyuncunun gönderilme yolunun yapıldığını okuduk, izledik. Açın bakın Rafa’nın oynadığı geçmiş pozisyonlara: adamı forvet arkası yapmam diyorsanız sağ açık ya da sol açık olabiliyor. Bu Rafa mevzusunun altında başka işler var gibi?
Bu takım bu performansı gösterecek kadar kötü bir takım değil. Transferleri geç ve eksik yapan yönetim + kendini dev aynasında gören bir teknik adam + farklı bir frekanstaki scout ekibiyle işin sonu nereye varır bilinmez.
Hele iş “onun transferi”, “bunun oyuncusu” noktasına geldiyse bu gidişat yine düzelmez.
Bahis soruşturması gündeme oturdu. Onun yorumunu ve futbol dünyasına olası etkilerinin analizini başkaları yapsın.
Beşiktaş özelinde esas Rafa Silva gündemine odaklanalım. Şaka maka derken cidden Rafa Silva hakkında itibarsızlaştırma furyası aldı başını gidiyor:
- Kontratında salonda çalışmaz maddesi var. Hiç salonda çalışmadı. Çağırınca da gelmedi(ler)
-Sergen varsa Rafa yok Rafa varsa Sergen yok(lar)
-Futbol oynamak istemiyor(lar)
VB daha yığınla saçmalık!
Bu saçmalık furyasına ses çıkarmayan taraftar/futbolsever kim varsa karar versin: Beşiktaşlı mı Sergensporlu mu?
Elinizi vicdanınıza koyun: Şu “Sergen hoca”nın “Rafa” gibi bir yıldızı silebilecek/(medya tabiriyle yiyebilecek) lüksü var mı?
Beşiktaş’ta yıldız oyuncu kotası mı var? Sonra kadro kaliteniz fenerin ve gs’nin çok gerisinde diye ağıt yakarsınız…
Az sıklıklayorum yazan arkadaşlar da yorumlasın aksi yönde fikirleri bile olsa…
Düşünsene, adam harcamaya değil de kadroda üstüne koymaya odaklanılsaydı bu sezon şöyle bir takım olabilirdi;
Mert/Rosier-Vida-Colley-Masuaku/Gedson-Orkun-Rafa/Nkoudu-Aboubakar-Cerny
Emre/Taylan-Serdar-Emirhan-Rıdvan/Ndidi-Musrati-Cengiz/Larin-Immobile-Bilal (yedekler)
Kulüpteki son birkaç günlük Rafa süreci tam bir kaos. Aslında nasıl kötü yönetildiğinin de açık bir göstergesi. Koskoca 122 yıllık kulübün başkanıyla hocası basının önüne çıkıp öyle ya da böyle hala sözleşmesi devam eden futbolcularını şikayet ediyor ve olan bitenden anladığımız sorunun kökü yeni de değil.
Haftalar önce yazmıştım, çözüm transfer üstüne transfer yapmak değil, zaten tonla borca karşın kaynak da yok, sıfırı tükettik. Artık şapkayı öne koyup yerlisiyle yabancısıyla gençlerden oluşacak uzun vadeli bir kadro ve sistem planlamasına gitmek gerekiyor. Sergen bu iş için doğru isim değil. Artık kim olur bilemem ama Sergen değil.
Daha bu takıma kiralık gitmiş ve dönecek Al Musrati, Onana, Amir, Muci, Joao Mario, Can Keleş var. Yandı gülüm keten helva.
Bu arada scout ekibinden John Vik'i göndermişiz. Sergen scout istemiyordu ama Graf için henüz maça yememiş anlaşılan Vik'i göndermişler. Gerçi bu haldeki bir kulübe geleceği parlak bir genç gelmez zaten, her an yeni bir tüy dikiyoruz maşallah.
Sergen bize N'Sakala getir.
Rafa tarafından gelen açıklamalara bakınca bence yönetim haklı. Takım başarısız oldu yönetim değişti ben ekimde gidiyorum filan ne demek ya. Böyle senin kulübünü aşağılık gören oyunculara gerek yok.
İyi idare edemedi yönetim ayrı konu. Ama o açıklamaların izahı yok.
fm26'dan notlar:
*rafa silva, 5. hafta asistanlar tarafindan transfer listesine konsun denildi. sebebi pas oyununa katilmamasi.
*taylan 2. yari ligin en iyisi oldu.
*toure, her mac en erken yorulan oluyor.
*orkun harika, ndidi vasat.
*abraham, bir var bir yok.
*cerny, asistci
*jota, golcu.
*defanslarin hepsi vasat. emirhan, udokhai, paulista, djalo arasinda kimi oynatsan fark yaramiyor.
*jurasek iyi
*kaleci transferi yaptim.
guncel gundemle ilgili yorumum: rafa, sergen, adali gitsin.
bu ruh halinde kimseyi oynamaya ikna edemezsin,
Öğle vakti başkanla teknik direktör basının karşısına geçip Rafa krizinde bizde kabahat yok minvalinde top çevirdikten sonra gece Rafa tarafından açıklama destanı geldi;
"Beşiktaş yetkilileri tarafından, sporcu Rafa Silva ve temsil ajansı (Onsoccer) 'nın onurunu ve profesyonelliğini etkileyen yanlış bilgiler dile getirildiğinden, mevcut durumu açıklığa kavuşturmak zorundayız:
1. Rafa Silva'nın Beşiktaş'taki mevcut durumdan memnun olmadığı ve bu nedenle, katılmayı kabul ettiği projeyle ilgili kendisine yüklenen beklentilerden (ligde şampiyonluk için mücadele etmek ve Avrupa kupalarında olumlu sonuçlar almak) derin bir hayal kırıklığı duyduğu doğrudur.
2. Kulüpte yaşanan istikrarsızlık, yönetimdeki değişiklikler ve birkaç kez yapılan teknik direktör değişikliği, sonuç alamamaktan duyduğu hayal kırıklığına rağmen, her zaman örnek bir profesyonel olmayı sürdüren sporcunun hayal kırıklığını daha da artırmaktadır. Bu durum, taraftarların ona her zaman gösterdiği ve göstermeye devam ettiği büyük sevgiyle de kolayca kanıtlanabilir.
3. Beşiktaş'ı kabul etme kararı, Rafa Silva'nın kararıydı. Oysa kamuoyunun da bildiği gibi, diğer Türk kulüplerini seçme ve Suudi Arabistan, Katar ve hatta bazı Avrupa liglerinin en güçlü kulüpleriyle serbestçe sözleşme imzalama fırsatı vardı. Bunu yaptı çünkü en başından beri Beşiktaş projesine ve vaat edilen her şeye inandı.
4. Ancak gerçeklik, oyuncuya sunulan projeyle uyuşmadı. Her şey en iyi şekilde başlamıştı (2024'te Süper Kupa zaferi), ancak Rafa Silva'nın Beşiktaş'ı seçmesinde belirleyici olan varsayımlardan sapmalar hızla ortaya çıkmaya başladı.
5. Rafa için mesele hiçbir zaman maddi değildi, çünkü öyle olsaydı Beşiktaş'ı seçmezdi.
6. Hayal kırıklığını daha da kötüleştiren şey, sporcunun, kendisini ne yazık ki göz ardı eden Başkan Serdal Adalı'nın “Joao Mario ayrıldıktan sonra Rafa kimseyle konuşmadı ve takım arkadaşlarından çok kendi köpeğiyle daha fazla zaman geçirdi” şeklindeki açıklamalarından olumsuz bir şekilde etkilendiğini saklamamasıdır.
7. Rafa, en başından beri taraftarların kendisine gösterdiği tüm destek ve sevgiyi takdir ediyor ve minnettar. Üstelik bu destek ve sevgi hala devam ediyor. Bugün basın toplantısında söylenenlerin aksine, Rafa hiçbir zaman kendisini üstün görmedi; her zaman, her koşulda ve her an antrenmanlarda, kamplarda ve maçlarda kulübü saygıyla karşıladı. Bu arada, bu tutumu temsil ettiği tüm kulüplerde her zaman sergilemiştir.
8. Ancak gerçek şu ki, mevcut durumda, şimdiye kadar her zaman yaptığı gibi görevini yerine getirmeye devam edemeyeceğini hissetti ve (Ekim ayında) kulübe ayrılmak istediğini bildirerek, her iki taraf için de dengeli bir çözüm bulunmasını istedi.
9. Kulüp başkanı, futbol direktörü ve benim de oyuncu temsilcisi olarak katıldığım bir toplantıda Rafa, öfke dolu bir ses tonuyla, bu durumu uzatmaktansa kariyerini sonlandırmanın daha iyi olabileceğini itiraf etti. Bu, bir öfke patlamasından başka bir şey değildi. Şüpheye yer bırakmamak için, Rafa kariyerine devam edecek ve bu durum toplantı sırasında hemen netleştirildi.
10. Oyuncunun, taraftarların kendisine olan büyük sevgisini takdir ettiği ve bu nedenle de Beşiktaş dışında Türkiye'de başka hiçbir kulübü temsil edemeyeceğini garanti ettiği vurgulanmalıdır.
…”
Devamı;
“…
11. O günden bu yana yapılan görüşmelerde, Rafa Silva veya menajerinin hiçbir zaman tehditlerde bulunmadığının çok açık bir şekilde belirtilmesi gerekir. Böyle bir şeyin olduğu kesinlikle yanlıştır. Bu, sporcunun doğasında yoktur.
12. Beşiktaş'a bedelsiz transfer olan Rafa, kulübün ayrılmasını kabul etmesi halinde sözleşmesi kapsamında sahip olacağı tüm haklarından feragat ettiğini baştan açıkça belirtmiştir.
13. Sözleşme yürürlükte olduğu için, Rafa ve menajeri bariz bir gerçeği kabul ediyorlar: sözleşmenin feshedilmesi için her iki tarafın mutabakatı gerekiyor. Ve bunu, hiçbir tarafın zarar görmeyeceği bir çerçeve içinde yapmayı planlıyorlar.
14. Beşiktaş ise, bedelsiz transferle transfer edilen, şu anda 32 yaşında ve sözleşmesinin bitmesine bir buçuk yıl kalan bir oyuncu için 15 milyon euro ödemeyi kabul etmeyeceğini açıkça belirtmiştir.
15. Kulüp Direktörü (Sayın Tuğkan Keçecioglu) ile şahsen yaptığım tüm görüşmelerde, samimiyet ve saygı her zaman ön planda oldu ve sporcunun durumuna anlayış gösterildiğini fark ettim.
16. Bir menajer olarak benim görevim, tüm tarafları tatmin edecek çözümler bulmak, ama her şeyden önce Rafa Silva'nın çıkarlarını korumaktı, ki o sadece bir müşteri değil, aynı zamanda uzun süredir arkadaşımdır.
17. Ne yazık ki, son günlerde Rafa Silva'yı kamuoyuna bir tavır almaya “zorlamak” amacıyla, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan birçok versiyon kamuoyuna açıklanmıştır. Onu tanıyanlar, onun asla böyle bir şey yapmayacağını bilir. Konuşmak istememesi, golleri kutlamaması ve hatta şaşırtıcı bir şekilde gülümsememesi dahil, onu yıpratmak için her şey kullanıldı. Bu arada, kamuya açık fotoğraflarda bunun aksini görmek kolaydır.
18. Bu noktaya geldiğimize göre, temel mesele bir çözüm bulmaktır ve herkesin iyiliği için biz de buna kararlıyız. Gerçekler: Rafa kariyerini sonlandırmayacak, Beşiktaş ile sözleşmesi devam ettiği sürece diğer kulüplerin tekliflerini dinlemek istemiyor ve son gününe kadar kulübe saygı duyacak.
19. Onsoccer ve Rafa, bu nedenle sağduyuya ve ortak çıkarları karşılayacak bir yol aramaya çağrı yaptı. Ancak, bizim tarafımızdan herhangi bir şantaj veya tehdit yapılmadığından ve yapılmayacağından eminiz.
20. Rafa, sözleşmesi yürürlükte olduğu sürece profesyonel bir oyuncu olarak tüm sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmeye her zaman hazırdır.
21. Rafa Silva, Beşiktaş taraftarlarını seviyor ve ne olursa olsun, ne kadar yalan yayılırsa yayılsın, bu duygu asla değişmeyecek."
MADDE MADDE ANALİZ:
1. Rafa Silva'nın Beşiktaş'taki mevcut durumdan derin bir hayal kırıklığı duyduğu (Başarısızlık varsa onun da bir parçası Rafa değil mi?)
2. Kulüpte yaşanan istikrarsızlık, (GVB, geçici hoca, OGS, Sergen; bir sezonda iki hoca çok anormal değil yarıştan kopunca, Avrupa’da düşük bütçeli takıma elenince vs)(Yine Rafa sorunun parçası)
3. Beşiktaş'ı kabul etme kararı, Rafa Silva'nın kararıydı. Beşiktaş projesine ve vaat edilen her şeye inandı. (Yine parçası + imza parası? + Beşiktaş seviyesinde rekor maaş?)
4. Ancak gerçeklik, oyuncuya sunulan projeyle uyuşmadı. (Projeyi yansıtacak olan Rafa?)
5. Rafa için mesele hiçbir zaman maddi değildi, çünkü öyle olsaydı Beşiktaş'ı seçmezdi. (İmza parası + çok yüksek maaş ??)
6.Başkan Serdal Adalı'nın “Joao Mario ayrıldıktan sonra Rafa kimseyle konuşmadı ve takım arkadaşlarından çok kendi köpeğiyle daha fazla zaman geçirdi” şeklindeki açıklamaları ( futbol yöneticilerinin iletişim acemiliği örnek bilmem kaç)
7. Rafa, en başından beri taraftarların (klasik taraftarı arkaya alma stratejisi)
8. (Ekim ayında) kulübe ayrılmak istediğini bildirerek, (sorunun başlangıç tarihi nedir???)
9. Futbolu bırakırım blöfünün altı boş
10. Fenere Cimboma gitmem korkmayın
11. Tehdit değil pazarlık yaptık
12. Beşiktaş'a bedelsiz transfer olan ??? (İmza parası yok muymuş?) Giderse neyden feragat edecek?
13. Anlaşmamız gerektiğini biliyoruz
14. Futbolumun son deminde o bonservis çok
15. Kulüp Direktörüne övgü? Niye madde ne gereği var?
16. Rafa arkadaşım. Profesyonellik düşük.
17. Gülerken görenler var.
18. Bonservis beklemeyin, biz bize fesh edelim. Sonrası ben bakarım.
19. Orta yol bulalım abiler.
20. Mecbur antremana da çıkıcam, oynatırsanız maça da…
21. Taraftara şirinlik.
Bu maddeler Rafa krizinde Rafa destekçilerinin sayısını hatırı sayılır şekilde azaltmıştır. Ama krizin Sergen hoca döneminde patlaması da konuyla ilgili şüpheleri arttırıyor ve özellikle bu minvalde hiç madde yok, tuhaf.
Konunun geldiği noktanın absürtlüğü, taraftarın hala bu krizde kim haklı kim haklı değil noktasında kalmasında. Bu doğrudan kulüp yönetimine yazar. Ne diyek Mahmut mu diyek.
Rafa mutsuz ve gitmek mi istiyor, içerde konuşursun, ikna edemezsen yapacak bir şey yok diyerek gönderirsin. Bonservis alabilmek tabii önemli, ama ben şu bu kulübü istemiyorum derse de tuzluk gibi kalırsın, neticede it takes two to tango. Bu durumda inatlaşırsan takımda tutarsın, o zaman da işe yaramayan bir çöp haline geleceği için sözleşme bitene kadar 10 küsür milyonu boşa takır takır yatırırsın. Beşiktaş iş bilmezler yüzünden maalesef bu konuda oldukça deneyimli, her defasında başa sarıp sarıp aynı filmi izlemeye gerek var mı. Ha, zaten hazretin menajeriyle uyguladığı plandaki cüretkarlık da bu son dönemki abuk örneklerden kaynaklanıyor. Bence çok önceden gitmeyi kafaya koymuştu, geleli baya olan Jota ile bile tek bir ortak karesi olmadı tipin.
Rafa asimetrik bir oyuncu, böyle olmasa bu yetenekle zaten şimdiye üst liglerde bir kulüpte olurdu. Yine de ciddi takım oyunu oynayan bir kulüpte 10 kişinin yanına +1 yazsan çok yararlı olabilecek bir hücumcu. Fakat mevcut kadromuzdaki yeknesak kaos oyun stilinde verebileceği maks bu. OGS gibi Kuzey Avrupa ekolünün orta yerinde duran bir td bile kadro yapısının fecaatinden dolayı onun serbest gezen halleriyle sorun yaşamadı. Burada şartların getirdiği bir paradoks var, iyi işleyen bir takımda çok üst seviyeye çıkabilecek bir oyuncu, tersine kaos futbolu oynayan zayıf bir ekipte o asimetrik haliyle bu defa kurtarıcı rolüne soyunduruldu. Bunlar Rafa için savunma değil, mevcut resim bu. Şimdi bu paradoksun üzerine bir de Sergen’in oyun anlayışını ekleyince ortalık tam bir muammaya döndü.
Özet olarak bu saatten sonra cacık olmayacağı için bonservisli ya da bonservissiz kendisine yeni kariyerinde başarılar dileriz. Arap ligine gitmek istemeyip Benfica’ya döneceği için Morinyo ile çalışır artık. Yalnız Benfica bu işlerden bayağı kazançlı çıktı. Neticede futbol 11 kişiyle oynanan ve sonunda hep Portekizlilerin cukkayı cebe indirdiği bir oyundur.
Basit bir matematik yapalım. Rafa’nın yıllık ücreti 6m, yani sözleşmesinin sonuna kadar 10m’dan fazla alacağı para var, devre arasına kadar kalsa 9m eder. Benfica’dan alacağı kemiksiz anca 2m’dur. Yani parasını verip kenarda oturturuz futbol hayatını bitiririz lafları işe yaramaz, zira 2m ile hesaplarsak 4,5 yıllık parasını ödeyeceğiz anlamına geliyor, bu da 37’ye merdiven dayamasına kadar olan miktar demek. Futbol hayatı bitse bile 1,5 yıl sonra eyt’li halde emekli olacak. Bunun yerine karşılıklı anlaşıp asgari 9m’dan kurtulmak en akıllıca iş. Benfica’ya döneceği için burada başka kulüpte oynamayacağı hamasetini de rahatlıkla yapabiliyor, bunun için bir madde de koyabiliriz yani.
Vay be. Bir yanda kafasına göre karakter atan bir Silva, diğer tarafta bireysel antrenörünü kendi imkanlarıyla İstanbul’a getiren diğer Silva. Filmlerde güzel ama sevgiyi sadece elde etme sanan zengin ve şımarık kız ile fakir ama içten seven naif kızın hikayesi gibi oldu. Gerçi Sergen ikinciyi de oynatmıyor :)
Rafa krizinin perde arkası hala muamma. Ancak Rafa’nın patolojik bulgusuz ağrıları devam ederse taraftar nezdinde itibarı giderek azalacak gibi görünüyor.
Şu anki tabloda yönetim ve teknik direktör ihaleyi üstlerinden atmış gözükse de rakip takımlardaki nice oyuncu ve kriz yönetimi düşünülünce eksik yapılan bir şeyler mi var sorusu hep akılları kurcalayacaktır.
Devre arasına giderken teknik ekip tarafından istenilen transferlerin anlamlı olabilmesi için 9 puan farkın biraz kapanması, olmadı açılmaması gerekiyor…
Çok çetin bir maç yaklaşıyor: Geçen sezon üçüncülüğü söküp alan ve Avrupa’da dolu dizgin giden Samsunspor.
Haftaya derbi var. Bu hafta GS zorlansa da kazanmış. Sen evinde Samsunspor’u ağırlıyorsun ve Sergen hoca aynı şeyi deneyip farklı sonuç almaya çalışıyor yine…
Abraham pivot santrfor oynayamıyor. Toplar geri dönüyor. Tesadüfen FB derbisinde Bilal ile başlayıp farklı bir sekans yakaladın ama Orkun atılınca Bilal yine kanada hapsoldu.
Formda bir Jota var ve yedek. İnatla Abraham’dan devam ediliyor.
Sergen hocanın taktisyenliği sıfıra yakın. Şampiyonluk sonrası sezonda da kötü gidişatı çözememişti. Çünkü farklı bir şey denememişti. Aynı oyuncular aynı pozisyonlarda aynı sıkışan oyun.
Bu “futbol aklı” daha 4 transfer yaptıracak muhtemelen devre arasında…
Ne desek boş. Baskıyı kurup öne geçtikten sonra bu tarz bir baskı yemek ve buna müdahale edememek büyük başarı.
Penaltidaki katkisina ragmen Cengiz ve Salih 2nci yari 10 dakikada sonra yok oldular. Ama Salih 80 dakika sahada kaldi ve isliklanarak çıktı. Isliklanmasi gereken Cerny'yi cikarip onu sahada tutan hocamiz ama cezayi topcu cekiyor. O kadar manasiz oyuncu degistirdik ki en son Ndidi forvet arkasi oynuyordu.
Rafa mevzusu hizlica cozulmeli. Gidecekse minimum zararla yollanmali. Gerekirse Orkun 10 numara oynar. Ayrica Kesinlikle Sergen hocaya transfer filan yaptirilmamali.
Gelen üç transfer penceresi diyor giden üç transfer penceresi diyor. Ligin yükselen yıldızı Samsunspor maçına çıkan 11’e bir bakalım. Pencere üstüne pencereler geçmiş elde ne var;
Ersin: 4 sene önce Casillas hikayesinden müzmin yedeğe dönen.
Gökhan: Düşük bütçeli pragmatik transfer. Yedeğine 6 milyon yatırım yapılmış oldu.
Paulista: Sakatlık geçmişli kariyerli yaşlı stoper.
Emirhan: Milli takım havuzunda.
Rıdvan: Avrupa’dan dönenler furyasından.
Ndidi: Sadece kesici 6 numara. Musrati’nin çeyreği kadar top kullanamıyor.
Salih: Sezon başı unutulmuştu. Kartal ve Ege’nin dahi yedeğiydi.
Cerny: Pozisyonunda oynatılmıyor.
Bilal: Pozisyonunda oynatılmıyor.
Abraham: Elin forveti topu yiyor bu pek bir narin.
Cengiz: Sergen hocanın gurme zevki. Fenerde kadroya giremiyordu.
Fitboldan çok iyi anlayan taraftarımızın istemezük diyerek orada burada sosyal medyada salladığı ve 2m avroya giden Taremi halen Yunan liginde 7 maçta 6 gol ve 1 asist yapmış ama bizim elimizde 15m luk kazık Tammy var. Taremi elbette çok ideal bir golcü değil, fakat tam bizim lig içindi. Sırtı dönük oynayabilen ve fizik gücünü kullanabilen bir oyuncu.
Yine opsiyon bile koymadan 4 yıllık imza atmışız bir de. Bu yıl 6m, gelecek yıl 6,5m, son iki senesinde de her yıl 7m alacak tipitip. Düşen haberlere göre yönetim devre arası teklif gelirse satabilirmiş. Kim bu paraları verir bu adama yav. Her sene tekrarlanan fecaat işler, tıpkısının aynısı. Düşünebiliyor musunuz, bu adam bizden toplamda 26,5m avro kaldırıp 32 yaşında gidecek, muhtemelen Ipswich ya da Derby gibi bir takıma ülkesine dönecek.
Dünya çapında yılın charity kurumu seçilmemiz lazım, açık ve net.
33’lük 35’lik yıldız almayıp 28 yaş ve altı transfer politikası oluşturan yönetimin bonservis icraatlarına bakalım; (veriler transfermarkt)
Arroyo 5.67 (8 ile satış 2,33 kâr)
Ricardo 1.94
Ndidi 8
Cerny 6
Taylan 6
Felix 5
Djalo 3.5
Bilal 3 (kiralama) opsiyon 15 (gol 15)
Rıdvan 2.9
Jota 2.5 (kiralama) opsiyon 17
Abraham 2+13
Joao Mario 2
Gökhan 1.5 (yaşı istisna örnek)
Orkun 30
Jurasek (kiralama) opsiyon 8
Cengiz (kiralama) opsiyon 6
Şimdi en başta ara transfer faciası denen (genç oyuncuların oynatılmaması dolayısıyla) durumun finansal açıdan yük değil hatta kâr getirdiğini görüyoruz.
Yaz transferlerinden de geçen yönetimin sözleşmelerini (Felix ve Mario) çıkarsak; 78.4
78.4 ile kurulan yeni bir takım ve yine Kasım’da havlu.
Haa kimisi diyebilir; rakibimiz o paraya tek adam alıyor. Aslında Orkun ve Abraham’ı çıkınca kalan 33.4 diğer 10 oyuncu için harcanmış.
Ama sadede gelirsek bu kadar para harcayıp bu kadar başarısızlık lüksü yoktur. Geç transferler ve futbol aklı belirsizliği yine çok şey kaybettirmiştir.
Beşiktaş, Karagümrük’ü 2-0 ile geçti. Yedeğe çekilen Abraham’ın yerine santrfor oynayan Bilal de onun gibi yokları oynadı (hava topu indirmeleri hariç) taa ki oyuncu değişiklikleriyle pozisyonu değişip Cengiz’in asistinde golü atana kadar.
Cengiz’i yeniden ligin yıldızı yapma misyonuyla oynayan takım, bugün kaçan penaltının ardından zorlandı ancak bilmem kaçıncı maç sonra öne geçip puan kaybetme klasiği bu kez gerçekleşmedi ve 3 puan kazanıldı.
Cerny de 10 numara olarak oyunda pek yoktu. Orkun ise kırmızı kartı affetirmek için bugün çok üst düzey oynadı. Jota ise süre buldukça atmaya devam ediyor. Portekizli Olcay Şahan benzetmesi hırsı ve kaleyi düşünmesi açısından oturuyor.
Ancak Beşiktaş’ın orta sahası Ndidi, Orkun ve üçüncü bir oyuncu ile yeterince akışkan ve birbirini tamamlayıcı değil. En başta bunu çözmek lazım transferde. Ndidi bir Aurelio değil olsa olsa bir Saidou. Bu tip 6 numara ile de şampiyon olunuyordu ama 15-20 sene önce. Gedson’u çıkardığınız orta saha tarla gibi boşluklar veriyor.
Toksik taraftar kitlesi ve sosyal medyaya oynayan bazı yorumcu figürleri Jurasek’e takmıştı. Bu maçtan sonra da maçı izlemeseler dahi yazıp çizerler söylerler bir şeyler. Tam bir hücumcu takım sol beki. Kullanabilene…
Sergen hoca ve ezberlerine alıştık. Anlaşılan taktikle dizilişle bir şey değiştireceğine inanmıyor. Cengiz’im çözer maçı kafasında. Ya da golü de ben mi atayım kafasında.
Naçizane kayıtlara geçsin diye hatalarını veya hataya dahi tenezzül etmediği konuları not edelim. Başkan büyük beşiktaşlı, hoca büyük beşiktaşlı lafa gelince… Yıllardır Beşiktaş maçı izleyen gurmeler de Beşiktaşlı, bu taraftarlar da (ergen ve toksikler hariç) aynı şeyleri defalarca yazdılar, söylediler…
- Pandemi şampiyonluğundan kaynaklı eski yıldız futbolculukla birleşik bir ego var ki bazen birleştirici güç oluyordu, işler kötü gidince çok göze batıyor
-X oyuncu bende yok çıkışlarının ardından kadroyu optimum kullanamadığı hissiyatı
-Çabalamadan ihaleyi scout ekibine bırakma eğilimi
-Transfer sezonuna aylar varken eldeki oyuncuları medyanın önüne atması
-Zaten kaotik ortamdaki camiada ağzına geleni söyleyerek çarpan etkeni yapması
-Üst üste puan kaybetse bile aynı oyun, aynı diziliş ve aynı oyuncularda ısrar etmesi
-Yarıştan koptuktan sonra deneye deneye milletin en başında dilinde tüy biten sonuca gelebilmesi (örn. Necip > Salih > Demir Ege)
Bugünkü maçta sakatlanıp çıkacağını gurme Beşiktaşlıların anladığı Paulista’yı devre arasında çıkarmaması ve ikinci yarı soğuk şekilde Djalo’yu sahaya atması. Bu sezonun stoper transferi Djalo’yu oynatmayıp sürekli sakatlanan Paulista ile Beşiktaş’ın geleceğini kurmaya çalışması.
Kendi oynattığı genç kanat Devrim’i 80 küsürde oyuna sokmayıp hala o dakikada girecek Rashica’dan bir şeyler beklemesi.
Belki her maçı kazanamam ama ben o oyunu oynatırım deyip o oyunu bir türlü oynatamaması.
Almanya u-20 oyuncusu ve 6 milyonluk yatırım sağ bek yerine sürekli Kayserispor sağ bekini oynatması. Taylan’a dakika bile vermemesi.
Futbolcu havuzu bilgisi dar olmasına rağmen ara transfere bel bağlaması.
Sadece Rachica saplantisindan sebep bile Sergen hoca kovulmali. 10 kisi oynamamiza ragmen epey pozisyon bulduk. Seyirci yuzunden Juraseki oyuna sokamadik. Tamamen populist isler bunlar
Kolay olan; şu maçta (BJK-Antepspor) hocayı, yönetimi ve oyuncuları yermek. Ama seyir zevki 10 numara bir maçtı. Beşiktaş bu sezon maçı koparamıyor. Öne geçse tutamıyor. Ya da bugünkü gibi 1-1 iken 10 tane pozisyon bulup sonra geriye düşüyor ve beraberliği zor kurtarıyor… Diyebiliriz; … fakat …
Jota Silva gol vuruşu yaparken ceza sahasında middle kick yiyor (başka bir spora döndü olay) VAR oyna devam diyor. Oyuncu sakatlanıp devam edemiyor. Sonra soran olursa Beşiktaş kasımda havlu Osimen abi makas açıldı abi.. goygoyları yapılıyor. Bu hafta Samsun’un son dakika penaltısı verilmiyor Beşiktaş’ın Ayhan Akman’a verilmeyen penaltıyı hatırlatan penaltısı verilmiyor vee puan farkı yeniden açılıp 11 oluyor.
Bu hafta aksi durumlarda fark 7 puana düşebilirdi. Tamam Sergen’in takımında bir olmamışlık bir eksiklik var ama bugünkü önde baskı büyük takım oyunuydu. Penaltılar verilmeye başlanırsa veya bu takıma bir leblebici bulunursa işler biraz dönebilir belki…
Dünkü maç özelinde değil 15 hafta genelinde yönetim ve hoca eleştirisini de buraya bırakalım;
Beğenmeyip gönderdiğin Muci’nin üst üste maç çözdüğü Trabzonspor’dan daha 15. haftada 9 puan fark yiyorsan
“Eski yönetim kimleri almış” “scout ekibini görüyorsunuz” “3 transfer dönemi lazım” gibi lafları taraftara yediremezsiniz!
Mesele oyuncuların kötülüğü değil, sizin oynatamayışınız.
Haftaya Trabzon deplasmanı var. Rakibin en tehlikeli oyuncusu Muci olacak. Beşiktaş’ta Rafa kadroda olur mu muamma. 15. haftada 9 puan fark. Fıkra bu kadar…
Fener maçından sonra Trabzon maçıyla da artık Sergen’in hocalığının iflası açık seçik ortaya çıkmıştır.
10 kişi kalınca Anadolu takımı bile değil 3. lig takımıymış gibi tek kale defans yapmak Beşiktaş’ın kodlarıyla uyuşmuyor.
Rakipler nasıl olsa atamaz ben de skora yatarımın iflası ortaya çıktı ama ders alacağını sanmam.
Sergen’in teknik direktörlüğü neredeyse yok hükmünde. Kenarda izliyor sadece. Bunla gelecek mi inşa edilecek?
Aman aman aman. Bu “futbol aklı”na bir de 5-6 transfer yaptırılacak deniyor Ocak’ta. Orta sıra takımına döndürürler bu kafayla Beşiktaş’ı.
Diğer taraftan, derbilerde Bilic dönemine dönüldü. Kırmızı karta bu kadar yatkın bir takım olmamalı bu Beşiktaş. Bilal cımbızla seçilip atılmış olsa da Orkun da atılabilirdi öncesinde. Gerçi maçın başındaki ters sarı kartla Beşiktaş’ın ayarı bozuldu ama bu kadar da olmaz.
Taraftarlığı kenara bırakırsan çok keyifli maçtı. Özellikle ilk yarı.
2nci yari Liverpool maci gibi oldu. Altipasa mahkum olduk ve çözüm uretemedik. Ne desek boş. Ilk plan sol bek Emirhan hamlesine ragmen iyi. Ama bu sefer de Toure bizi yaktı. Orkun da az daha attiriyordu kendini ilk dakikadan. 2 santim ile kurtardi.
Emirhan Djalo pozisyon degisikligi Trabzonun soldan akmasini sagladi. Madem sari kart sebebiyle Emirhani stopere almak zorunda kalacagiz. Cikarsaydik. 93te Sikan kensini yere atsa penalti.
3 golde de yan topu merkeze uzaklastiriyoruz. Tamamen sakarlik ve is bilmezlik.
Beşiktaş ilk yarının son maçında Rizespor karşısında. Abraham da çıkınca Devrim girdi ilk 45’in sonunda.
Kalede Ersin, sol bekte Rıdvan, sağ bekte Almanya u-20 Taylan, ortada Kartal, Ege ve hasta Beşiktaşlı Orkun. Şimdi ileride Devrim.
Sergen şu kadroyla yapılanacağım dese kimse itiraz etmez, 2 sene de bekler. Ama aylardır verilen mesajlar farklı.
Bakalım Beşiktaş altyapısı 2. yarı neler yapacak?
Sergen hoca nihayet kendini devre arasına atabildi. Gelsin şimdi “o sorunları çözecek” transferler. Devre arasında 5-6 transfer bekliyoruz. Burada Sergen hocanın transfer vizyonundan ziyade Serkan Reçber’in TV’deki söylemlerine ve çalıştığı kulüpte getirdiği oyunculara güvenmek gerekiyor olabilir.
Bir taraftan da Rafa meselesi var. Geldiği sezon tekmelerle yıldırılan ve rakip stoperlere hedef gösterilen ancak buna rağmen yüksek istatistik yapan bu oyuncuya ne oldu? Bu sezona da yüksek istatistikle başlamıştı hem. Tabii şimdi taraftar desteği de tersine döndü. Ama Quaresma’nın ilk gönderilişine benziyor itibarsızlaştırma olarak. Belki de kusurlu kendisidir ya da hiç kusuru yoktur, bu nokta muamma kalacak gibi.
Salı günü kupada derbi var. Oyunu yükselen Fenerbahçe’ye karşı Sergen hoca neler yapabilecek bakalım?
Sergen hoca Salih, Devrim, Jurasek ve Gökhan ile başlayıp Kartal ve Ege’yle bitirdiği kupa maçını 2-1 kazandı. Cerny’nin şık golleri ve Kadıköy golcüsü olması Fenerbahçe maçına damga vurdu.
Derbi galibiyetiyle kendini devre arasına atan Sergen hoca 8-10 puan daha fazla toplamış olabileceklerini söyledi. Kusur kimde hocada mı oyuncuların bireysel hatalarında mı yoksa hakem kararlarında mı?
Beşiktaş önce hakem işini çözmeye çalışmalı, sonra transfere yönelmeli. Genel gidişata bakarsan kimsenin aleyhine çalınmayan düdükler uzun zamandır Beşiktaş’ın aleyhine çalınıyor. Kulüp, kararlarda standart rica ederek hakem işini çözmeli.
Yabancı kontenjanında açılacak yeni boşluklarla devre arası çılgın bir transfer dönemi de izleyebiliriz.
Son olarak Fenerbahçe deplasmanından bazı notlar;
Mert neden bir anda yedeğe düştü? Üstelik 2026 dünya kupası play-off’u kapıdayken…
Kartal ve Ege neden Salih’in arkasında? Zamanında Ersin ve Rıdvan’ı oynatan kişi şimdi niye elde ortasaha yokken dahi Türkiye ve Portekiz liglerinde banko oynamış bu gençlere güvenmiyor?
Rashica’nın neden oynadığı belli. Bir teknik direktör, defansa yardım eden hatta potansiyel gol önleyen hücum oyuncusuna bayılmasın da ne yapsın?
Maçta oynasa da Jurasek, stoper rotasyonundan çıkarılan Felix ve kadroda düşünülmeyen Svensson gidici gibi. Rafa meselesi var. Bir de 2 tane açık genç yabancı kontenjanı var.
6 transfer görebiliriz devre arası. Aman… aman… Mümkünse çoğunu kiralık yapın. Bir enkaz daha çıkmasın ortaya…
Türk antrenörlerin takıntısı tecrübeli oyuncu(en az 25 yaş), fizikli orta saha ve defansa yardıma gelen kanatlardır. Bu 3lünün kırıldığı noktalar genelde işlerin çok kötü gittiği veya alternatif oyuncu kalmadığı zamanlardır.
Mesela Ersin, Karius berbat oynamasa forma filan bulamazdı. Zaten Mert transferi sonrası 1-2 hata yapınca kulübeye hapsedildi ve 3 senesi heba edildi.
Sergen hoca da bu konularda ister istemez zaafiyet gösteriyor. O yüzden kritik maçlarda Salih bir anda kadroya giriyor. Gökhan Sazdağı'dan ve Cengiz'den vazgeçemiyor. Rachica ile maçlara çıkıyor.
Mesela Kartal'ı fiziksel olarak yetersiz buluyor kesinlikle ama Kartal senelerdir alt ligde 25-30 maç ilk 11 oynayan bir çocuk. Fizik olarak yetersiz olsa oralarda paramparça ederlerdi.
Rachica defansa yardıma çok geliyor ama topu ileride tutamıyor. Çalım atamıyor saçma sapan ortalar kesiyor. Ama farketmez hemen ilk 11. Keza Cengiz. İlk yarılar çok iyi ama son maçlarda 2ci yarı veya 60dan sonra kayboluyor. Yetmiyor gücü. O zaman yedekten atmak lazım oyuna ama illa onu kazanacağız.
Abraham oynatılmak istenen oyuncusu değil. Bu adamı ceza sahasında tekte buluşturacaksin topla. O zaman daha etkili olur. Yoksa sırtı dönük al ver yaptırırsan bu ülkenin stoperleri parçalar onu. Yandan etkili orta ve iyi bir plan lazım.
Bence bu kafa devam edecekse transfere filan gerek yok. Gereksiz masraf olacak.
Milli takımın gururu Mert ile Beşiktaş’ın eleştirilse de yıllarca her teknik direktör tarafından tercih edilen ismi Necip’e bu yapılan ve yapılış şekli oldu mu şimdi?
Son hoca OGS dahi Necip için neler neler söylemişti. Ama kadro neşterine bu isimlerden başlandı, üstelik daha yeni sözleşmesi uzatılmışken. Başkan aynı başkan demek ki kadro planlamasında ipler tamamen Sergen hocaya veriliyor.
Bu olay üzerinden Rafa meselesini tekrar okuyup gel de tüm suçu Rafa’ya at! Bilmem kaç hocayla sorun yaşamayan Rafa bir anda köprüleri attı? Ya da o kadar hocayla çalışan ve örnek gösterilen Necip, sakatlık dönüşü sezon başı o bölgeye hazırlanan Ege ve Kartal varken (yıllardır stoperleşmesine rağmen) ortasaha oynatılıp Göztepe maçında zor duruma sokuldu. Sonra sezon sonu beklenmeden istenmeyen adam ilan edildi. Kaleci Mert de muhtemelen kapış kapış gidecek.
Bu arada genel kurulda harcanan transfer paraları tabloda gösterilmiş. Eleştirilen hatta fiili saldırıya uğrayan eski yönetimin harcadığı paralar var ama alınan iki kupa var. Bu yönetim iki transfer sezonunda ne başarmış ki şimdi yine kadroyu baştan kurup borcu katlayacak hamlelerden kaçınabilecek? Yarım sezonda hedef ne ki 5-6 transferden bahsediliyor? Sorun gerçekten oyuncu kalitesi mi ve transferle çözülecek mi?
İşte taraftar saha sonuçlarıyla duyamadığı heyecanı transfer haberleriyle duysun hesabı. O transferlerin performans vereceği hayaliyle. Kadroya fazla! gelen Muci gibi Semih de kiralıkken döktürmeye başladı. Ama sorarsanız? sorun oyuncu kalitesi/kalitesizliği…
Millet Süper Kupa oynarken Beşiktaş kadro yapılanmasına başlasın. O yok bu yok, bakalım onda kimler varmış??
Çok önce yazdığımı bir daha yazayım. Beşiktaş’ın tek kurtuluşu var, o da çağdaş futbolu bilen, altyapıyla cebelleşmeyen, genç ve makul maliyetli isimlerden kurulu bir kadroyu takım haline getirebilecek bir td. İki yıl mı olur üç yıl mı, artık ne kadar gerekirse. Aklımdaki isim Terzic.
Yoksa bu dolap beygiri haline gelen kısır döngü içinde lige kasım aylarında havlu atmaya ve 500 milyon doları aşan borcu katlayıp arşa çıkarmaya devam ederiz. Görünen köy google maps istemez.
Takım kampta. Transferle ilgili konuşan; ne kimsenin hayal edemeyeceği oyuncuları gider alırımcı başkan ne de geldiğinden beri transfer konuşan teknik direktör! Gidişat izahı ihalesi asbaşkana kalmış. Açıklamaların özeti:
2+2 (2’si genç yabancı) = 4 yabancı transfer edilecek.
Mevkiler; stoper, sol bek, hem 6 hem 8 oynayabilen orta saha. Sonradan kaleciyi de ilave etti.
Fırsat transferi olursa; (birileri daha giderse fırsatlar gelişirse) santrfor, sağ kanat veya sol kanat da alınabilirmiş.
Alınacak oyuncular; yaşı nispeten genç, takımlarında oynayan! oyuncular olacakmış.
Ekonomi önemliymiş ama bahse konu pakette sorun yok gibi bir intiba oluştu.
Paulista’nın beklenmedik ayrılığı şartları değiştirdi. Svensson ve Jurasek ile birlikte 5 yabancı kontenjanı açılıyor. Bu şimdilik en az 5 yabancı transferi anlamına gelirken haftaya lig başlıyor!!!
Gider alırımcı başkan ve 3 transfer penceresi teknik adam bu sıralar sessiz iken taraftarı teskin görevi bu kez de koordinatör Serkan Reçber’e düşmüş. “ Bambaşka bir takım geliyor. Hem oyun olarak, hem duygu olarak, hem de coşku olarak. Biz ara değil ana oyuncu istiyoruz”
Lig haftaya başlıyor. Elde var sıfır. Hatta eksi -5. İki kadro dışı, üç fesih. Gelen oyuncu var mı? Milli takım kalecisini Fenere verip Cengiz’in bonservisinden sembolik indirim mi alabiliyorsun? Yaman pazarlık olmuş gibi.
Kayserispor maçında stoperde kim oynayacak? Rakibinin kaleci rotasyonu Ederson-Mert iken sen Ersin’in önüne kimi alacaksın? Transferleri şubat ayına sarkıtıp zirveden tamamen kopmak mı amaç? Bu futbol aklı, bu takımı Avrupa kupalarına götüremezse bir bedeli olmalı!
Jurasek ile sözleşmenin sona ermesiyle birlikte son durum;
Beşiktaş’ın sözleşmeli yabancı oyuncuları:
Rafa(eski yönetimin sükseli transferi, gitmek istiyor)
Jota(aylarca aranan sol kanat diye alındı, oynayınca goller attı ama yedeğe demir attırıldı)
Felix(Golcü stoper Colley’yi beğenmeyenler aldı, şimdi yedek stoper konumunda)
Djalo(Bu yönetim aldı, Paulista gitmese 11’deki yeri tartışmalıydı)
Ndidi(Musrati’yi kullanamayanlar savaşçı 6 diye diye bunu getirdi)
Rashica(Eskiden yadigar defansif açık)
Cerny(Cengiz inadıyla pozisyonundan edildi ama yılmadı kendini kabul ettirdi)
Bilal(Sol açık oynatılan santrfor)
Abraham(Yüksek maliyetli golcülüğü tartışmalı santrfor)
Şimdiki yönetim, eski yönetimden 3 yabancı bırakmış. Biri kriz, diğeri yedek stoper, Rashica ise hocanın gözüne girdi. Yani geri kalan 6 oyuncu kendi dönemlerinin transferi. Ndidi, Cerny, Bilal 11’de sırıtmıyor. Abraham eleştiriliyor. Djalo ve Jota ilk 11’e girerlerse yokluktan girecekler hocanın geçmiş tercihleri dikkate alındığında…
Yani özetle suçu veya başarısızlığı kimseye atma şansı kalmadı yönetimin! Aynı şekilde sezon başından beri lig yarışında tüm puanları kendi kaybeden (OGS puan kaybetmeden gönderildi) teknik direktörün bahanesi kalmadığı gibi…
2 gün sonra kupa maçı, hafta sonu lig maçları. 1 kadro dışı, 1 kadro krizi, 4 fesih ile 6 oyuncu kaybedilmiş. Kadroya katılan oyuncu 0, sıfır, SIFIR!
5 kontenjana transferler yapılırsa ne zaman takımla bütünleşebilecek muamma. O malum transferler yapılamazsa Adalı yönetimi, uçaklar inerse geldiğinden beri transfer isteyen Sergen hoca zor bir sınav verecek.
Transferler gelmezse yeni feda dönemi kararlaştırıldı ama nedendir bilinmez ilan edilmedi anlamı çıkar. Ersin ve Rıdvan’a güvenen Sergen hocaya para da yok baskı da yok diyerek;
Ersin/Taylan-Djalo-Emirhan-Rıdvan/Kartal-Ege-Orkun/Devrim-Bilal-Cerny oynat ve geleceğin takımını inşa edelim denmiş olsa taraftar itiraz mı eder?
Memlekette futbola bakış açımızla bir şeyi anlamamakta direniyoruz. Şu oyuncu çok iyi bu oyuncu vasat, o oyuncu yıldız olur ötekinden cacık olmaz gibi konular 90’larda bitti. Doğru düzgün çağdaş bir oyun oynatan bir td bu tarz antik değerlendirmeleri tek başına yapmıyor. Oyun anlayışına göre aklında kuracağı kadro için doğru adamı bulması en ön sırada.
Demir Ege için Braga ısrarcıymış ve anlaşmaya yakınlarmış. E malum transfer baskısı var ama para yok, kesin gidecek. Demir Ege neden önemliydi, biz dahil ligimizin tüm takımlarını kanser gibi ele geçiren bu yukarıdaki eskimiş ve sönmüş anlayışı değiştirebilecek bir teknik yönetim gelseydi ilk 11’e yazılması kesindi. Elbette şu anki kaos futbolunda epi topu 3 bireysel kriterle değerlendirilince hemen “vasat” işaretlemesine maruz kaldı. Gitmesi kendisi için en iyisi, bu saçma sapan kısır döngüde yok olurdu zaten.
Lig takımlarımızın Avrupa karnesi ortada. Bu futbol tarihinin tozlu sayfalarında kalmış oyuncu aparıp gelişiyle fark yapmasını bekleme işlerinden ne zaman vazgeçeceğiz bilinmez. Eskiden menajerlerle kebap masalarında transfer işlerini bitirirdi, şimdi video konferanslar yapılıp görüşülüyor, sonra da uçakla gidilip aynı uçakla getiriliyor. Ancak şekil değişti diye olayın özü değişmedi. Ana, bu da tutmadı ama yenisini 6 ay sonraya alırız nasılsa.
harika olur.
Beşiktaş’ın doğal rakiplerine bakalım;
İkinci yarının ilk maçında puan kaybeden GS taraftarı takımları halihazırda liderken “yönetim istifa” diye bağırarak isyan ediyor.
FB şampiyonluk yarışında olmak için Fred, Alvarez, İsmail gibi oyuncuların yanına oyuncu transfer edip ayağının tozuyla oynatıp süper kupa alıyor. Yetmiyor Kante peşinde koşuyor.
Beşiktaş ne yapıyor? Transfer penceresi açıkken oynanacak 9 puanlık maçları riske atıyor. Oyuncu gönderiyor ama yeni oyuncu almıyor. Hocası geldiğinden beri transfer istiyor. Yöneticisinin kampa yetişecek dediği transferleri, başkanı yetiştirsek ne olacak diyor. Hocası, transferler gelecek sezonun diyor yani bu sezondan beklenti yok?!? Ama ona buna 10 milyon üstü bonservislerden bahsediliyor? Bir de Dünya’da 1 kaleci 1 stoper 1 solbek kalmış gibi; takımı kiralık kontenjanı açarsa diye takımı göndermeyi kabul ederse diye takımı yerine adam alırsa diye üç oyuncunun transferi bekleniyor?
Hem yüksek bonservis ve devre arası hem de hedef gelecek sezon? Burada bir tuhaflık var.
Beşiktaş taraftarı fedaya da okey ama kulübün iletişim konusunda ciddi destek alması lazım. Kısa vadeli plan, orta vadeli plan ve uzun vadeli plan ne? Plan yoksa ve hedef gelecek sezon ise niye devre arası piyasa yüksekken Dünya’da kalan son 3 futbolcu transfer edilmek isteniyor?
Anlayabilen bize de anlatsın…
Blog Beşiktaş-Kayserispor maçında takılı kalmıştı, döndük dolaştık 2026 yılında yine bir Beşiktaş-Kayserispor maç önüne geldik.
Beşiktaş bu hale nasıl düştü ve taraftar nasıl bu kadar tepkisiz oldu anlamak güç. İkinci devreye sallanarak giren ve puan kaybeden lider durumda bir takım var. Ona yaklaşan rakipler var. Bugün kazanırsa zirveyle farkı 11'e indirecek bir Beşiktaş var. Ama Beşiktaş'tan artı hamle yok. Varsa hep eksi hamleler var.
Ndidi'nin Afrika'dan sakat dönüşü sürpriz olmadığı gibi transfer haberleri çıkan Demir Ege de maç öncesi hastalanmış. Djalo cezalıydı zaten. Bakalım akşama kimler kalmış kadroda;
Ersin/Uduokhai-Emirhan-Taylan-Rıdvan-Gökhan
Kartal-Orkun-Salih
Jota-Cerny-Cengiz-Rashica-Devrim
Bilal-Abraham
Hocanın geçmiş tercihlerinden hareketle muhtemel 11;
Ersin/Gökhan-Uduokhai-Emirhan-Rıdvan/Salih-Orkun-Cerny/Cengiz-Abraham-Bilal
Yani; Yedek kaleci/Anadolu beki-Paulista'nın sürpriz ayrılığıyla takımda kalan stoper-yedek stoper-yedek sol bek/yedeğin yedeği orta saha-yarım sezondur gol atamamış müthiş yatırım-ortaya hapsedilen açık/ligin yıldızı yaparım-İngiltere yolcusu denen-sola hapsedilen santrfor
Bu lig maçına bu veya benzeri şekilde çıkılıyorsa bir yerlerde büyük sorun var demektir. Transfer konusunda beceri yönünde eksikler olduğu aşikar. Tek olumlu tarafı, mevcut başkanın 28 yaş altı transfer politikası izlemiş olmasıydı ama sezon başında 2 yabancı kontenjanını zamanımız yetmedi diye boş bırakan futbol aklından kampa veya lige transfer yetiştirmesini beklemek de çok optimist bir beklenti olacaktı zaten.
Ben size nokta atışı transferler tavsiye edeyim. İngiltere'de bir orta saha var bizim ligi de biliyor: Amir. İtalya'dan sola devrilen bir santrfor hem de yerli statüsünde: Semih. Orta sahada sayıca eksik arttı. İtalya'dan iki fırsat transferi daha: Al-Musrati ve Onana. Bitti mi bitmedi! Ligi sallayan bir 10 numara. Kaleyi gördüğü yerden vuruyor: Trabzonsporlu Muci. Al bunları rahat et. Stoper lazımsa Gaziantepspor'da yerli bir oyuncu var Tayyip Talha. Kocaelispor'da Tayfur da var da, onu almak zor olur şu saatten sonra...
Takım bir şeyler yapmak istiyor ama saha kenarında prangalarımız var.
Oyuncu değişiklikleri çok geç geldi. Ama onlarda ne kadar doğru yapıldılar sorgulanmalı.
Rashica 70 dakika, Gökhan 90 dakika nasıl sahada kaldılar? Rıdvan git-gel perişan oldu. Sağda paşalar çay kahve yapacaklar neredeyse.
Niye inatla Cerny çıkıyor. Gerekirse Orkun'un yanına kaydır, yine de sahada kalsın.
Niye Jota-Cerny aynı anda sahada kalamıyor.
Kartal yorulmuştu filan ama Salih'in girmesi de pek bir espri ve yenilik katmadı oyuna. Topu iyicene havaya kaldırdık ileri çıkarken.
Devre arası transfer zaten zor. İyi oyuncu bulursan alırsın ki büyük para vermezsen kafası kırık iyi oyuncu denk gelirse gelir.
Sonra da yönetim istifa. Seba'yı, Bilgili'yi, Orman'ı harcayan, ANÇ'yi getiren tribün yine iş başında. Artık antrenörle filan mı uğraşsalar acaba. Saçma sapan oyuncu alınacağına böyle devam edelim. Eldeki kontratları boşaltalım. Sergen hoca saha kenarında bizimle beraber izleyecek ise ondan da çıkmak gerekebilir.
Maçı Bilal'in son dakika golüyle Beşiktaş 1-0 kazandı ama not düşülmesi gereken şeylerin önüne geçmemeli:
-Kayserispor'un çizgiden elle çıkardığı topta penaltı da verilmedi VAR da çağırmadı. 5 yıldır Beşiktaş'ın saha performansını değerlendirirken takdir haklarının ötesine geçen lehine verilmeyen ve aleyhine verilen pozisyonları da hesaba katmak lazım. Aslında yıllardır "Kasım'da havlu" suni bir olgu. Dünkü pozisyon bile normalleştirildi. Kulüp bile "şaşırmadığımız" diye paylaşım yapıp geçiştirmiş. Başka kulüpler olsa ortalığı ayağa kaldırırdı!
Sen transfer yaparak devreye başlamazsan penaltını da vermezler diyen olabilir. O zaman bu izlediğimiz futbol değil başka bir şey...
Gelelim Sergen hocaya; 180 derece söylem değişimi vardı maç sonunda. O kadar adam gitti, kadro eksik değil diyor. Oysa ligin ilk yarısında transfer de transfer diyordu. Şimdi transfer konuşulması üzüyormuş. Gole yakın Jota'yı inatla kullanmaması enteresan. Zirveyle puan farkı 11'e inmiş ama tüm söylemleri gelecek sezona yönelik. Biz bu filmi yıllardır gördük gelecek sezonun da garantisi yok, daha Ocak ayındayız önce bu sezonu kurtarabildiğin kadar kurtaracaksın! Bir de transfer konusunda "Serkan" da çalışıyor "scout" ekibi de çalışıyor minvalinde konuştu. Demek ki Graf ve ekibi hala gönderilmemiş? Oysa teknik adam basın toplantısında sallamıştı daha önce. Arat dönemi futbol yönetiminde çok başlılık sıkıntı olmuştu. Basit bir delegasyonla sıkıntıyı çözmek kolay. Bari bu transfer döneminde 23 yaş altı yabancı +2 için aday isimleri Graf ve ekibi bulsun. Boş kalmasın.
Sergen hoca takmış bir de öylesine transfer yapmayacağız diye, 4-6 dedik ama 2-3-4 olabilir gibisinden beklentiyi düşürüyor. Zaten 5 yabancı kontenjanı boşta. Rafa ve Abraham giderse bu 7'ye çıkacak. O zaman bir zahmet kiralık miralık düşük maliyetle dolduracaksın boşlukları. Serkan var Graf var bulsunlar. Kiralıkları beğenmezsen almazsın, seneye sil baştan yaparsın. Bak gümbür gümbür Göztepe geliyor. Avrupa kupalarına katılmayıp konfor alanında kalmayı mı istiyor acaba büyük teknik adam?
Başkan ve yönetime diyecek söz mü kaldı? Demir Ege'de Portekizliler cevher görüyor sen az daha kaptırıyordun sezon başında ama bir şekilde kadroya döndü şimdi tekrar satılacağı konuşuluyor. Dün de tribünler bağırdı zaten transferler nerede diye...
Heyecanla transfer bekleyen Beşiktaşlı taraftarlar hayal kırıklığına uğrayabilir mi? Bugün sosyal medyada bazı hesaplar ne güzel kadro boşaltıyoruz transfer diye darlamayın yönetimi yazmalara başlamış... Pardon?
Önce yönetimin üç transfer penceresindeki icraatlarına bakalım:
(1) Arroyo (tutmadı)
Ricardo (oynamadı bile)
Amir (transfer yapılamayıp kiralıktan geri çağrıldı)
(2)Ndidi (yarım sezonda ayağı daha temiz 6 numara aramalar başladı)
Cerny (tuttu)
Taylan (6 milyonluk yedek)
Djalo (sağ stoper kalmadı takımda, yokluktan oynayacak)
Bilal (tuttu)
Rıdvan (sol bek kalmadı takımda, yokluktan oynayacak)
Jota (aylarca beklenen sol kanat diye alındı yedek kulübesine abone)
Abraham (Weghorst gibi yarım sezonda İngiltere yolcusu deniyor, devre arası santrforunu kaptırabilen camia imajı kötü bir imaj. İlhan ve Cenk'in satıldığı sezonların sonu da hüsranla sonuçlanmıştı.)
Gökhan (Gönderilen hasta Beşiktaşlı Tayfur'un suçu neydi)
Orkun (Fiyat/performans oldukça tartışmalı)
Cengiz (Fenerbahçe'nin kadro dışı oyuncusu Beşiktaş'ta yeniden ligin yıldızı olacak)
Jurasek (Yarım devrede iade)
(3)Onun durumu soruldu, bununla görüşüldü, kulübüyle pazarlık derken... Elde var sıfır. Bugün-yarın (perşembe-cuma)%95 olan 2 oyuncunun; stoper ve sol bekin gelme ihtimalinin yüksek olduğunu teknik adam açıklamıştı. Kaldı 1 gün!
Takımda bazı pozisyonların yedeği yok bazı pozisyonlarda yedek olması gerekenler ilk 11 oynuyor. Ama transferde acele yok...
Belki gençler şans bulur desek orta sahada oyuncu kalmış gibi Demir Ege satılıyor.
Durumu anlayabilen bana da anlatsın.
"perşembe-cuma %95 olan 2 oyuncunun; stoper ve sol bekin gelme ihtimalinin yüksek olduğunu teknik adam açıklamıştı." Cuma akşamı oldu gelen yok!
Giden var mı? Abraham yolcu... Bu gidişle maçlarda kadroya yazacak adam kalmayacak... Açık açık yeni feda dönemine girdik deseniz herkes susup oturacak ama gider alırım şunu alıcaz bunu alıcaz deyip hala 1 tanecik transfer yapamamak sıradışı!!!