Kısım I: Deron Williams Ne Getirir?
Beşiktaş'ın hücum setlerini benden çok daha iyi bilen bir asisttime, vakit bulduğu anda bunu benden daha iyi değerlendirecektir zaten, ben daha çok birey açısından kısaca özetleyeyim:
Williams NBA'in en iyi oyun kurucularından birisi. Kendisinin yeteneği ve oyun zekası tartışılamaz. Birebirde çok çabuk olmamasına karşın dribbling (top sürme) yeteneği ve crossover (bacakarası) ile oldukça verimli şekilde içeri girer, giremezse de aniden durup yüksek isabetle şutunu kullanır. Kariyeri boyunca maç başına 20 sayı ortalaması tutturmuştur. Skorer kimliğinin yanısıra oldukça da iyi bir pasördür, oyun zekası en yüksek oyunculardan birisidir NBA'deki, hem Utah Jazz'da, hem de bu sene takas edildiği New Jersey Nets'te (bunun hikayesine de değineceğim) maç başına 10 asisti garanti etmiştir. Pick-and-roll oyununu da çok iyi yapar, Türkiye şartları için yeterinden fazla atletiktir.
Diyeceksiniz ki "Yahu hiç mi kötü yanı yok bu adamın/transferin?" Var tabii ki:
Kısım II: Deron Williams'ın Riski
Deron Williams, Utah Jazz camiasını karıştırdı bu sene ortasında. Kendisi ile münakaşaları yüzünden NBA'in gelmiş gemiş en başarılı koçlarından birisi olan Jerry Sloan tüm NBA'i şoka sürükleyerek istifa etti. Jazz'deki takım arkadaşlarının yarısı Williams'dan hiç hazzetmezken, diğer yarısı da onu savunur haldeydi. Bu kargaşa ortamında Jazz tamamen hasır altında tutarak gerçekleştirdiği bir operasyon ile Nets'e gönderdi kendisini. Yıllardan beri gelmeyen ve gelmesi de mümkün gözükmeyen şampiyonluğun yarattığı gerginlik, en sonunda takımın yeniden yapılanma dönemine beklenenden erken girmesiyle sonuçlandı.
Şimdi şu var: Williams zaten böyle başına buyruk bir adam olmasa Beşiktaş'a gelmez. Lakin Williams'ı Beşiktaş'a geliyor olmasının Beşiktaş'tan kolayca gidecek olması anlamına geldiğini de idrak etmeliyiz.
Deron Williams, Iverson gibi kariyerinin sonunda bir adam değil. Daha 26 yaşında. Kendisi etrafında yeniden yapılanacak bir takım, ve de aldığı kapı gibi oyuncu opsiyonlu (yani sadece kendi isterse bırakacağı) 18 milyon dolarlık bir kontrat var.(Tabii yeni CBA(toplu sözleşme)'den sonra ne olup ne biteceği şimdilik bilinmiyor, oyuncuların kimileri ile yeni kontrat yapılması gündeme gelebilir.) New Jersey Amerika'nın lağımı olarak görülen bir şehir, ama New York'a bir metro kadar yakın, ve de takım zaten er ya da geç Brooklyn'e taşınacak. Williams'ın takımın yeni yüzü olacağı aşikar. Yani demem o ki, Williams, NBA lokavtı biter bitmez ilk uçağa atlayı geri döner, öyle "Dur Beşiktaş'ı yalnız bırakmayayım" falan demez. Onu geçtim, kendisine yılda 3 milyon falan vereceksek, 4 milyon verecek olan takıma da çat diye gidebilir zira Avrupa'da -yanlış bilmiyorsam- sene içinde takım değiştirmek oynayabilirliği etkilemiyor.

Özetle şu: Williams gelmesine gelir, ama ne kadar kalır orası bilinemez.
Kısım III: Oyuncu Rotasyonu
Bu da gene daha çok asisttime'ın değerlendireceği bir mevzu, ama Deron Williams transferinin üç tane önemli noktası var:
1. Pick-and-roll'dan anlayan bir frontcourt (boyalı alan oyuncuları).
2. Williams'ın her an gitme tehlikesine karşı onu yedekleyecek bir adam. (Cüneyt'e en son zorla idman yaptırdığımız için orada neler oluyor bilmiyorum) Ki burada hassas bir denge var, oyuncu hem yeterince iyi olacak, hem de rotasyonda az süre almayı dert etmeyecek, ezilmeyecek.
3. Yabancı/yerli rotasyonunun iyi dengelenmesi.
Türkiye pasaportlu Zaza Pachulia transferi (ki kendisinin asabiyetini hiç sevmem, ama iy savunmacıdır en azından) bu yüzden oldukça kritik, ki alınırsa çok iyi bir iş yapılmış olur gene. Ama bizim kulüpte yerlilerden kimin kontratı ne durumda hiç bilmediğimiz için, sezon başlamadan genel resme dair pek fazla şey söylemek mümkün değil. (Yabancı olarak Charles Smith ve Dudley deniyordu en son, gene gerisi meçhul.)
Netice: Deron Williams gelirse herkes zil takıp oynasın, lakin Williams'ın gönlü nasıl hoş tutulacak ve takımın gerisi nasıl yapılanacak, işte orasını hiç ama hiç bilemiyorum.



