.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Kasım 2010 Çarşamba

Empati

Dil bir toplumun aynasıdır. Mesela İngilizce'de "dost" kelimesinin karşılığı yoktur, o yüzden bizim gibi "senin için canımı veririm be kanka!" muhabbeti dönmez, ya da "efkar" kelimesinin de karşılığı yoktur, o yüzden sofrayı kurup içmezler onlar. Bizde de "empati" kelimesinin karşılığı yok. "Anlayış" gösteriyorsun en fazla, ama empati o değil. Anlayış gösterdiğinde diyorsun ki çünkü "Ben senden daha fazla biliyorum ama, hadi senin dediğin gibi olsun." Kendini karşı tarafın yerine koymak, duyguları paylaşmak, dünyaya bir de o gözle bakmak önemli; empati bu. Karşı tarafı kendinle eşitleyeceksin. Biz yapmamışız onu ki, öyle bir kelime icat etmemişiz.
* * *
Şimdi olan da bu işte: Schuster ile empati yapamıyoruz. Düşünün: Siz Real Madrid'i şampiyon yapmış bir teknik direktör olarak yeni bir şehre geliyorsunuz. Size kulübün büyük hedefleri olduğundan bahsediliyor. Müthiş şaşaa ile Quaresma, Guti transferleri yapılıyor. Bütün yaz Robinho peşinden koşuluyor. Taraftar çılgın, manyak.
Şimdi siz bu ortamda "Koyarım Ferrari'ye Fink'e, daha iyisini alırlar nasıl olsa" diye düşünür müsünüz, düşünmez misiniz? Size başkan gelip "Pardon Schuster'ciğim, biz yazın çok uçtuk ama, kulüpte para yok, o yüzden elindeki malzeme bu" dedikten sonra Iverson ile sözleşme imzalasa, o başkanı ciddiye alır mısınız? Schuster elindeki malzemeyi değerlendiremiyormuş. İyi de, Schuster onu yapmaya gelmedi ki? Schuster'in CV'si onu işaret etmiyor ki? Schuster'e hiç o mağdur, o mütevazi enerjiyi vermediniz ki siz? "Robinho'yu bile alırız" diyen bir yönetimden sonra Schuster niye "Tüh elimdeki malzeme bu" desin ki? Şu an devre arasındaki transfer listesini hazırlıyordur kesin. Siz Rijkaard, Schuster, Del Bosque gibi adamları getiriyorsanız; onların beklentilerine uygun davranmak zorundasınız. Kimse size zorla bu adamları getirin demiyor. Siz adamın kapısını çalıyorsunuz "Sana şu kadar para, şu kadar bütçe, gel bizle çalış lütfen" diye. Schuster için Beşiktaş'ta çalışmak lütuf değil yani.
Sizin eğer özkaynaklarınız -65 milyon, dönem net geliriniz -40 milyon lira ise, buna karşın flaş transfer peşinde koşuyorsanız, isimli teknik direktör getiriyorsanız sonra "Ama işte Beşiktaş'ın eti butu belli" diyemezsiniz. Ayranınız var mı, yok mu onu en başta düşünecektiniz. Ya haddinizi bileceksiniz, yola en baştan Lucescu, Daum tarzı elindeki malzemeyi optimize etmeyi prensip edinmiş adamlarla çıkıp önce belinizi doğrultacaksınız; ya da iyice açılıp, Schuster'i Robinho'yu getirip istediklerini de yapacaksınız, sonsuz itimat göstereceksiniz birkaç sene beklentilerinizi netleştirip. Neticede Ferrari'ye tüp taktırmaya çalışan bir milletin evladıyız biz, unutmayın.
Yani tamam, Schuster suçlu da, Schuster gibi, Rijkaard gibi, Aragones gibi adamları sonuçlarını düşünmeden getiren yönetimler hiç mi suçlu değil? Hatalı futbolcu transferinde teknik direktöre kızıyoruz da, hatalı teknik direktör transferinde niye yönetime kızmıyoruz?

35 Yorum:

purplepurple dedi ki...

ayrıca, schuster henüz mızmızlanmadı; bana şunu alın, bunu alın; bunlarla olmaz diye. sürekli, benim sistemim var; onu uygulayacağım. kötü giden nedir, ben de bilmiyorum vs diyor.

adama zamanında robinho demişler, alınırsa sevinirim, niye sevinmiim demiş. hala 'dediği bildirildi'den hallice bi haber üzerinden t.d. tartışmak çok çılgınca diil mi?

purplepurple dedi ki...

bu arada ayrıca derken, katılıyorum demek istedim. aksi bişey söylemek derdinde değilim. eline sağlık shelbyl.

leventpolat dedi ki...

Yazıya ben de kesinlikle katılıyorum. Bu konu hakkında söyleyeceklerim bu kadar ama ilk bölüm çok basit olsa da müthiş tespit içeriyor bence. "Empati" kelimesinin karşılığını icat etmemişiz gerçekten, gerektiğini düşünmemişiz. Ben basitliğine rağmen güzelliğine hayran kaldım bu tespitin. Eline sağlık.

ederlezi12 dedi ki...

Benim de şu Robinho hediyesi meselesin de demek istediğim buydu .

Bence önemli bir nokta . Baştan hata yönetimdedir.

sehorn dedi ki...

Katılmıyorum. Zira Schuster, Trapattoni değil, Morinho değil. Yani hayatı boyunca büyük yıldızlarla çalışmış bir adam değil. Real Madrid tecrübesi dışında çalıştırdığı takımlara bakın. Sanmıyorum ki hiçbirinin kadrosu Beşiktaş'tan güçlü olsun. Belki biraz Getafe kapışır, o da yıldızları yüzünden değil, futbolcuların daha profesyonel olmasından kaynaklanır. Yani Schuster'in buraya gelirken " Gut'yi,Q7'yi alıyorlar, demek ki takımın geri kalanını da kaliteli futbolcularla dolduracaklar " tarzı bir düşüncesi olduğunu sanmıyorum. Yapılan transferlerden ve kadrodan memnun olduğunu da defelarca dile getirmiştir hatta vasat altı Zapo'yu çok beğenen de kendisidir. Teklifini kabul ettiğiniz takım Beşiktaş, eti budu belli. 6 yabancısı da Guti olacak değil. bunu eminim ki Schuster de gayet iyi biliyordur ve teklifi bu şartlar altında kabul etmiştir. Hatta ısrar etse bizim tüpçü allem eder kallem eder daha kaliteli adamlar alır. Ama dediğim gibi Schuster Real Madrid kariyeri dışında büyük yıldızlarla çalışmış bir adam da değildir. Yani boyle bir beklentisi olduğunu asla sanmıyorum.

Bu tarz konular daha çok açılır. Aragones için de, Rijkaard için de, Del Bosque için de açıldı. Çünkü taraftar kafasında bu adamları hep Türkiye'deki boktan futbolu değiştirecek, sistemi düzeltecek, gelecek nesilleri kurtaracak kahramanlar olarak görüyor. Oysa ki şu ihtimal kimsenin aklına gelmiyor. Belki de bu adamlar asla motive değiller, belki Katar'a gitmiş Batistuta gibi kastırmadan 3-5 milyon avro kazanmanın peşindeler.

Schuster gidecek, bu tavırla kalmasının imkanı yok. Ha bu arada " Schuster'i yedirmeyiz " yada buna benzer konular hep açılacak. Futbolcuların kalitesizliğinden dem vurulacak, hakemlerden şikayet edilecek ama sonuç değişmeyecek, Schuster gidecek ve gitmesinin en büyük sorumlusu da kendisi olacak.

shelbyl dedi ki...

Schuster'in gecmis tecrubesi isiginda beklentisi olup olmamasi onemli degil ki?

Sen yonetim olarak gidiyorsun adama, diyorsun ki gel bizi calistir. Quaresma'yi alacagiz, Guti'yi alacagiz, Robinho'yu bile aliriz.

Bu adam uzerinde "Elimdeki malzemeden super basarilar elde etmeliyim" baskisi hisseder mi?

Don geriye. Bu adamin en basarili oldugu iki takim hangisi? Getafe ve Real Madrid. Ikisinde de acaba kadro konusunda sikinti cekmis mi? Kac transfer yaptirmis? Calistirdigi kadrolardaki oyuncular su anda nerelerde?

Sen Schuster'e "Biz Levante gibi, Xerez gibi, Koln takilacagiz" dersen adam zaten gelmez; gelse de yuksek basari beklenemez ondan, cunku o tecrubesi parlak degil.

Sen Rijkaard'a "Gel biz Sparta Rotterdam gibi takilacagiz" diyemezsin. "Gel, biz Hollanda ve Barcelona olmak istiyoruz" dersin, ama onu olmak icin de istedigi kadar para ve zaman vermek zorundasin.

Sen Aragones'e "Gel bize kulup tecrubenle" dersen, yuksek basari bekleyemezsin. Ama Aragones'e "Gel Ispanya'daki gibi sistem kur, biz sabrederiz" dersin.
-----------------------------------
Dedigim su:

Bizim kuluplerimiz bu tip teknik adamlarla, yeterince zaman ve para olmadan basariya ulasamazlar. Cunku adamlarin CV'si onu bas bas bagiriyor.

Eh, adami almadan onu dusuneceksin o zaman kardesim.

sehorn dedi ki...

Tamam da Beşiktaş zaten şu an bulunduğu ülkenin Real Madrid'i gibi davranıyor. Real Madrid ve ayarı takımlarla birebir aynı transferleri yapmamızın imkanı var mı ? Bugün Robinho'yu alacak maddi güç kaç takımda var ki Beşiktaş'ta olsun. Beşiktaş bulunduğu ülkenin Real Madridliğine soyunmuş zaten. 3 tane çok üst düzey oyuncumuz, 3-4 tane iyi seviyede oyuncumuz var. Eminim tüpçü devre arası ve sezon sonu Schuster isterse 1-2 tane daha alır bu seviyede oyuncu.

Schuster'e vadedilenler yapılmıştır benim gözümde. Zaten Schuster de asla şikayet etmemiştir aksine sürekli yönetimi övmüştür transferler için. Düşün Schuster karakterinde bir adam, dilinin kemiği yok, kimseden çekinmiyor, kapı gibi tazminatı var. Sence transferlerin kalitesinden memnun olmasa susar mı ?

Ha bu adam eğer Robinho ayarında 3-4 tane oyuncu alabileceğimizi düşünerek buraya geldiyse ciddi mental sıkıntıları var demektir.

Bu arada yanlış hatırlamıyorsam, Serdal Adalı Schuster'le görüşürken transfer bütçelerinin 15 milyon avro civarında olduğunu da söylemişti. Rakam tam doğru olmayabilir ama 3 aşağı 5 yukarı böyle birşeydi. Yani Schuster gayet neyin ne olduğunu bilerek kabul etti teklifi.

Schuster'i getirmek hatadır ama Schuster buraya gelirken bundan daha iyi şeyler umuyordu derseniz buna katılmam

ceyhun dedi ki...

"Yani tamam, Schuster suçlu da, Schuster gibi, Rijkaard gibi, Aragones gibi adamları sonuçlarını düşünmeden getiren yönetimler hiç mi suçlu değil?"

yönetim zaten baştan suçlu abi hesaba bile katılmamış söylemeye gerek yok. gerçi bu seneki işleri önceki senelerin saçmalıklarından daha uzak ama bi senelik planlamadan da bu çıkıyor işte...

shelbyl dedi ki...

Schuster'in -zannimca- ummadiklarini soyleyeyim:

- 6+2+2 adli emlakci kuralini ummuyordu.

- Yabanci oyunculari gondermek istediginde "Hoca buna cok para verdik, bunun alacaklari var bunu yollasan" falan denecegini ummuyordu.

- "Hizli ve pirpir forvet istiyorum" derken kendisine son gun Fatih Tekke alinacagini ummuyordu.

- (Eger tahmin ettigimiz gibiyse) kendisi surekli oyuncularin onde basmasi icin talimat verirken onlarin geriye geriye kacmaya baslayacagini ummuyordu.

vs.

Rijkaard'i getiriyorsan, Servet'i istemiyorsa yollayacaksin. Schuster'i getiriyorsan, Ferrari'yi istemiyorsa yollayacaksin. Eger Ferrari'yi vs. yollamaya kiyamayacaksan, Schuster'i getirmeyeceksin.

Bunu diyorum.

Ekrem M.Sc dedi ki...

Su bir haftadir gerek basinda cikan yorumlari gerekse bloglari takip ediyorum, vardigim sonuc su: Biz Schuster'i haketmiyoruz, adam 2-3 numara buyuk geldi bize. Adamin ne yaptigini anlayan/anlamaya calisan cok az insan var. Yazik...

Posta bastan sona katiliyorum, pazardan domates alir gibi teknik adam alinmaz, Bir klubun sistemi, plani, felsefesi, ekonomik yapisi olur ona gore gidersin uygun adaylar icinde bir hocayi transfer edersin. Bizimkilerin teknik direktor alirken neye dikkat ettigini size ben soyliyim:

1-Hocanin marka degeri varmi.
2-Suan bostami
3-Ekonomik acidan uygunmu
4-Daha once diger 3 buyuklerde calismismi

Yonetimlerimiz bu kriterler disinda bir teknik direktorde hangi ozellikleri ariyor diye merak eden varmi? Ben hic sanmiyorumki bizim tupcu teknik direktorlerin oyun felsefesini arastirsin, karakterini onemsesin, elindeki malzemeyi nasil kullandigini merak etsin, hangi kosullarda basariya ulastigini arastirsin.. Ismi varmi var? var. real madridi calistirimismi? calistirmis. o zaman alin. olmazsa kovun. Iste yonetimimizin futbol anlayisi, mantigi bu, ve bizim cogu seyin ustune koydugumuz Besiktasi bu zihniyet yonetiyor bizde burada biyerlerimizi yirtiyoruz afedersiniz.

sehorn dedi ki...

@ shelby,

Dünyada kaç hoca var ki istediği herşey birebir yapılsın ? Başarılı olan her hocanın her istediği yapıldı mı ? Yok böyle bir olay. Morinho Inter'e istediği her futbolcuyu aldıramadığını söyledi. Eeee ??? Adam almadık kupa bırakmadı.

Takımların ekonomik durumları var, ligin belli kuralları var. Bunlar hoca isterse imkanlar dahilinde esner ama ne isterse yapılacaksa cidden kendisi ne işe yarar ? Yani boyle ilginç bir mantık var mı ? Schuster'i getiriyorsan dediği herşeyi yapacaksın ? Dünyanın neresinde görülmüş böyle bir olay ? Yine Morinho örneğini vereceğim. Adam kapışmadı mı Abramoviç'le ? Ama takır takır aldı tüm kupaları. Gordon Milne zamanında verilen transfer listesinin en ucuz oyuncuları alınırdı, ama takım şartlar dahilinde süper başarılı oldu. Yılmaz Vural'ı getir 100 milyon euro transfer bütçesi istesin , ver o da elbet başarılı olur.
Ferrari'yi pahalı diye yollayamıyorsan Holosko'yu, Fink'i Zapo'yu, Hilbert'i de yollamayız demedik ya ! Beğenmiyorsan atarsın Ferrari'yi tribune, yollarsın Holosko'yu, Zapo'yu , Fink'i, Hilbert'i açarsın yabancı hakkını. Bunların hepsinin Schuster'e teklif edildiğini hepimiz biliyoruz ama paşazade Zapo da Zapo dedi. Al sana Zapo !
Holosko'yu yollayalım başka adam alalım dediler, ondan faydalanıcam dedi.

İstediği bir hızlı forveti alamadık. Onun dışında ne istediyse yapıldı.

6+2+2'den de şikayet ederse komik olur. Ülkenin kurallarını mı değiştiricez yani ? Ya da herşeyi hallettik tek sıkıntı o mu kaldı ?

İleri basın talimatına oyuncular uymuyorsa belki de yerlerde sürünen kondüsyonlarındandır.Onu da bir zahmet kendisi halletsin. Hadi bizim Türkler kuyu kazıcı, yabancılar da mı oyle ? Ernst bile ayakta duramadı son maçlarda, da geri yaslandı. Kendi getirdiği Guti her ikili mücadele de yerde. Demek ki bu bir anlayış sorunu değil takımın ciddi bir kondüsyon sorunu var. O zaman suç kimde ?
Schuster efendi de bir zahmet birşeyler katsın takıma.

shelbyl dedi ki...

Schuster ile Mourinho ayni degil ki?

Mourinho, sevin sevmeyin, ozel bir adam. 3 ay sonra gittigi ulkenin dilinde konusmaya baslayan bir adam. Taktiksel olarak cok ozel cozumlemeler yapan bir adam. Gibi.

Ama Schuster bu degil. Schuster'in belli bir futbol fikri var. Olursa olur, olmazsa olmaz. Olmasi icin eger firsatlarini zorlayacak imkanin varsa, tamam. Olmazsa da, diger kucuk kuluplerin yaptigi gibi, kapinin onune koyarsin.

Rijkaard. Bir futbol fikri var. Uymasi icin para ve zamana ihtiyac var. Uyarsa uyar, uymazsa uymaz. Kovarsin.

Aragones, Del Bosque... Ayni hikaye hep bu.

Ben "Schuster'e 100 milyon butce ver, basarili olur" demiyorum. "Schuster icin ulke kosullarini degistir, basarili olur" da demiyorum. Cunku hicbir seyin garantisi yok.

Ama "Schuster'e 100 milyon butce verebilecek halde degilsen onu alma" diyorum.

Cok basit: Schuster hangi takimlarda basarili olmus? Getafe ve Real Madrid. Hangilerinde olamamis? Kucuk kulupler.

Del Bosque, hangi takimda basarili olmus? Aragones hangisinde? Rijkaard hangisinde?

Bu adamlarin istedikleri calisma kosullari hangi takimlarda varmis, hangilerinde yokmus?

Bunlari dusunmeden aliyoruz teknik direktoru, sonra ogut babam ogut.
-----------------------------------
Ben yonetim ile Schuster arasinda gecen konusmalari, pazarliklari vs. bilmiyorum. Bilme imkanim da yok.

Ama biraz da bu pencereden bakalim istiyorum olaylara. Cunku is donup dolasip "Hoca degil yahu"ya gelecek 1 sene sonra.

BJK4EVER dedi ki...

Sehorn cok hakli. Antrenorun ilk gorevi elindeki kadrodan verim almak ve ulke futbolundaki sartlara uymak. Lucescu da siki bir 4-5-1'ci, bizde 2 hazirlik macinda 4'lu defans denedi ikisinde de 5 yedik, dondu 3'luye. O anlarda Ronaldo'yu vs tribune gonderip 5 yedigimiz sistemde devam etse ve sonra 'kadrom yetersiz transfer heleloloo' dese sizce hakli olurdu. Peki uyum sagladi ne oldu? 85 puanla sampiyon olduk. Bu takimin 11 Quaresma'si, Ernst'i olmaz, gidip yerli olarak Serdar Tasci veya Gokhan Inler de alinmayacak. Her halukarda defolu bir takim olacak. Aynen sehorn'un dedigi gibi, Zapo diye tutturmadi mi? Nedeni neydi? Son 2 sampiyon takimda oynamis adam kotu degildir herhalde. Bunu resmen soyledi. Peki Zapo'nun bu sampiyonluklarinda katkisi nedir, kac mac yapti, neden sampiyon takimlardan gonderildi niye arastirmadi? Geliyor yine ozveri ve isine saygi meselesine, simdi o Zapo'yu goruyoruz iste, muhtemelen devre arasinda gidecek.....

shelbyl dedi ki...

"Antrenorun ilk gorevi elindeki kadrodan verim almak ve ulke futbolundaki sartlara uymak."

Antrenorun ilk gorevi bu degil, buna kesinlikle katilmiyorum.

Derwall ulke futbolundaki sartlara uymadi. Gordon Milne de uymadi. Tanjevic de uymadi. Olumlu neticeler aldilar hepsi.

Ulke sartlarina uymadan, inatla, karizmayla, sartlarin uygun olmasiyla, sansla vs. istediklerini yaptirabilecek antrenorler vardir. Bunlarin kimisi dener, tutmaz. Kabul.

Bunun haricinde, bulundugu kabin seklini alacak antrenorler de vardir. Bunlar da piyasada varlar. Lucescu, Daum, Hikmet Karaman (gulmeyin)...

Dunya uzerinde milyon tane takim var. Bunlarin hepsi, bir zaman basarili olmus. Bu demektir ki, milyon tane basari hikayesi var. Bunlarin hepsi ayni hikaye degil.
-----------------------------------
Schuster yeterince calismiyor denir, cok yerinde elestiridir, saygi duyarim.

Ama Schuster'in neden calismadiginin sebepleri de, Schuster ile yapilan gorusmelerde sakli iste.

O zaman getireceksin kariyerinde orta karar takimlarla buyuk isler basarmis bir teknik direktoru. O zaman getireceksin sistem degisiklikleri yaptigi, kabin seklini aldigi bilinen bir adami.

Ya da sansli olacaksin, maya tutacak. Ki bizim gibi "onu yaptim bu oldu" felsefesiyle yasanan bir ulkede isin sansa kalmis zaten.

sehorn dedi ki...

Şu konuda hemfikirim seninle, Schuster Beşiktaş'ın yapısına asla uymayan bir hocadır. Alırken yönetimin bir araştırma yaptığını falan da sanmıyorum, büyük ihtimalle menajer tavsiyesi ile alındı.

Ancak Schuster'in Beşiktaş'ın başına gelirken sınırsız bütçe ve zaman talebinin olduğunu sanmıyorum. Çünkü bu kimseye verilmez, belki Madrid'in, City'nin başına geçiyorsanız verilir o da bütçe zaman asla değil. Schuster üç aşağı beş yukarı ne bulacağını bilerek geldi. Eğer zaten sadece korkunç bütçelerle başarılı olacak biriyse, kendisi de birşeyler yapacağına inanmadan samimiyetsiz bir şekilde buraya gelmiş demektir, çünkü burası Türkiye o para burada yok. Bunu Schuster kesinlikle biliyordur. Şu dakikadan sonra başarısızlık halinde suç kendisinindir.

Bir de sadece korkunç bütçe ve zaman verilmesi halinde başarılı olacak hoca tipi de ilginç geliyor kulağa. Bunu yapamayanı zaten döverler gibi.

Türkiye'de büyük takımlarda başarılı olacak hoca tipi bellidir. Ne Aragones, Schuster, Rijkaard gibi burnundan kıl aldırmayan elini taşına altına sokmayan adamlar ne de evlat kontenjanından yiyen ama kimsenin sallamadığı Rıza'lar, Ziya'lar.
Başarı, hem teknik bilgileri yüksek, kültürlü, altyapısı sağlam hemde ülkenin şartlarına belli bir oranda uyum sağlayan ve bu mücadeleye girmeye gönüllü adamları alırsanız geliyor. Daum, Lucescu, Gerets, Zico vs. Tabi bunları alırsanız illa başarılı olacaksınız diye bir kaide yok ama uygun şartlarda bunların başarı şansı daha yüksek. Ülkenin şartlarını değiştiremezsizniz çünkü insanların içine işlemiş kültürel alışkanlıklar var.

shelbyl dedi ki...

Yahu sinirsiz butce falan degil, o varsayimsal bir durum.

Sen 1.5 ay Robinho pesinde kosmussun. Robinho'yu almayi gozune kestirmis bir takim, Robinho fiyatina 3 tane ust duzey futbolcu alir diye dusunurum ben.

Schuster gidip kulubun bilancosunu mu okudu? Besiktas Kulubu'nun son 5 yillik sarsintilari diye sunum mu yapildi adama?

Schuster'i takimin basina getirmek icin nasil sunum yaparsin? "Turkiye soyle guzel, Istanbul super sehir, Besiktas soyle sanli bir kulup" falan demez misin?

Yonetim "Evet, bizim taraftar cok sabirsizdir, medya 2 gunde ustune coreklenir, bizim de sagimiz solumuz belli olmaz" diye mi sunum yapti Schuster'e?

Ben bunu diyorum.

Yoksa Schuster basarilidir, basarisizdir vs. ondan bagimsiz bir tartisma bu.

Cunku her teknik direktoru ben "Basariliydi, basarisizdi" diye tartismaktan biktim. Ya da Quaresma'yi alinca sampiyon oldugunu sanan taraftar ile muhattap olmak da istemiyorum. Kadro dengesini, yapisini, diger takimlari, kulup statusunu falan hesaba katmadan atip tutmak da ters.

Hastalik hep ayni iken, eksik tedavi uygulamayacagiz. Dedigim bu.

Schuster'in nereden geldigini anlamaya calismadan "Schuster de sunu yapacak birader" demek en kolayi cunku.

BJK4EVER dedi ki...

Derwall ve Milne 2 basarili olmus ornek, oysa basarili olamamis 10larca ornek de var. Derwall ve Milne disinda basarili olmus, ama radikal dusunmemis hocalar da var.

Benim de tam istedigim sey senin son paragrafta bahsettigin sey, Daum veya Lucescu tarzi bir hoca. Schuster insallah bu hocalara yakin bir sekile burunur diyelim....

shelbyl dedi ki...

Ben de oyle olduguna katiliyorum, ve tam da o yuzden diyorum:

Bir yola giriyorsan, tam gireceksin. Oyle 3 ayda "Olmadi bu" demek yok.

O yola girmeye zamanin, paran, cesaretin vs. yok mu? O zaman girmeyeceksin birader.

Kadronun yarisindan fazlasi 2 sene sonra yoksa da, daha ciddi planlar yapman lazim demek en basta.

Sene sonunda kafamizi vuracagiz taslara. O zaman da Hulk ya da Shaq gelir, ses cikarmayiz gene.

sehorn dedi ki...

Besiktas bir Turkiye klubu. Vasatı belli bu işin. Adamın annual report karıştırmasına gerek yok. Robinho peşinde koşarken extraordinary bir sponsor desteği olmadan bu işin yapılamayacağı konuşuldu durdu. Yani oyle bir konusuyorsun ki sanki Schuster uzaydan geldi Turkiye hakkında hiçbir fikri yok, gelirken Real profesyonelliğinde bir klup bekliyordu, bulamayınca şaşırdı.
Schuster buraya gelirken ne bulacağını biliyordu.

Bir de Schuster Türkiye'de gördüğü medya baskısının ve sabırsızlığın Allah'ını İspanya'da görmüştür. Burada adama son derece sabırlı davranılıyor. Düşün ilk senesinde bilmem kaç puan farkla şampiyon olmuş takım ikinci senesinde Barcanın efsane olduğu sezon karşısında duramadı diye geberttiler herifi. Schuster burada ilk sene şampiyon olsun fark atıp, adama çok daha fazla kredi tanırlar.

Savunmaya çalıştığın tez doğru. Türkiye'de hoca transferi klubün ve ülkenin şartları düşünülmeden yapılıyor ve sonra problemler çıkıyor ancak tezini savunmaya çalışırken verdiğin örnekler zorlama. Schuster doğru örnek değil belki Rijkaard olabilir. Ona bazı şeyler resmen dayatıldı çünkü.

BJK4EVER, Schuster ne yazık ki uyum sağlamaz adamın doğasında yok.

Övünç dedi ki...

Ben şimdiye kadar 5 maç izledim İnönü'de.Gerçekten saha içerisinde inanılmaz bir kopukluk yaşanıyor.

Kasımpaşa maçında hepimiz gördük Guti ve Quaresma'nın nasıl kafayı yediğini,Schuster'in kenarda nasıl kafasını duvarlara vurduğunu.FM'de olur ya Club harmony diye bir durum vardır bozulursa boku yersiniz.Ona benzer bir durum var sanırım.

İnanılmaz bir özgüven kaybı var.Artık yenmek için değil yenilmemek için oynuyoruz ve burda probelem mantalite arızası değilde kondüsyon arızası ise sorumluya faturanın kesilmesi en doğal haktır.

Mourinho gibi her futbolcusu ile özel olarak ilgilenmeli Schuster onlara özgüveni yeniden aşılamalı.Zamanında neleri iyi yapabildiğimizi şimdi neden yapamadığımızı onlarla birlikte sorgulamalı.

Evet bir sorun var ama bu sadece Schuster sorunu değil.Yani Beşiktaş'ın bu durumda olmasında Hakan Arıkan'ın,Erhan Güven'in,Nihat'ın,Tabata'nın hiç mi suçu yok ? Robinho deyip Fatih Tekke alan , yada kimin talebi olduğu belli olmayan Hilbert'i getiren,futbolcularına para ödemeyip gidip Iverson'ı transfer eden yönetimde hiç suç yok mu ? 11 haftada tükenen takıma kondüsyon yüklemesi yapan Cascellana'nın suçu yok mu ? Hep konuşulan Tayfur'a sorulsa diye bir durum var(ki sorulmadığını nerden biliyorsunuz onuda bilmiyorum), sorulmadan uyarı yapmayan Tayfur'un suçu yok mu ?

Sorun Schuster'in gitmesi değil.Sorun bizdeki mantalite.Sorun artık çok para harcayıp aradaki farkı görememekte.Bursa'nın 3 misli para harcayıp onların gerisinde kalmakta.Artık ödediğimiz paranının karşılığı kaliteyi alalım.En azından sorunun ödenmeyen maaştan,yetersiz transferden,eksik gözlemden,teknik direktörü sevmemekten , yanlış planlamadan değil de net bir şekilde teknik direktörden kaynaklandığını bilelim ...

shelbyl dedi ki...

@sehorn

Peki o ekstraordiner sponsor kimdi? M-Oil. Demiroren'in sirketi. "Baskan surpriz yaparsa" derken Schuster belki de onu biliyordu?

Neticede Schuster neyi biliyor, neyi bilmiyor bilmiyoruz. Ama Schuster kulubun 6 yillik gecmisini, bizim beklentilerimizi, rahatsizliklarimizi bilmiyor. Taraftarin halet-i ruhiyesini de bilmiyor. Ogreniyor.

Schuster'e uzaydan gelmis muamelesi yapmiyorum, basit ve atladigimiz bir noktaya dikkat cekiyorum. Yahu adam bambaska bir ulkeye geldi, sadece haber okuyarak ve tabii ki pozitif sunumlari dinleyerek o ulke, o kultur, o is yeri hakkinda ne kadar ogrenebilir ki bir insan?

Bugun Amerika desek herkes birseyler der degil mi "insani soyle, kulturu boyle" diye. Ben 7 senedir her gun yeni bir sey ogreniyorum. Ilk 3 ay, hem de buyuk sehirde, buyuk okulda daha kozmopolit insanlarla olmama karsin sican gibiydim.

Adam belki isini ciddiye almadi, belki mutsuz, belki devre arasina kadar ne koparsam kar diye dusunuyor, belki kafasinda baska bir plan var, belki telkinler oluyor...

Bizim cozumumuz ne hemen? "Schuster suclu."

Suclu degil aradigimiz kelime belki de: yetersiz, adapte olamadi, baska bir plani var... Bunlarin hepsi opsiyon.

Iste bu noktada da emapti yapmak sart oluyor.

enorton dedi ki...

http://www.sporyazarlari.com/FFutbol/besiktas/ugur-meleke/11-11-2010/schuster-dama,-saglam-satranc-oynuyor/285623.aspx

Uğur Meleke çok güzel yazmış, günlerdir anlatmak istediğimi çok güzel özetlemiş. Herşeyde olduğu gibi futbolda da tek bir doğru yok.

ferdi dedi ki...

burda bi grup kafaya koymus schusteri gonderecek.bu insanlar kendilerini Besiktas taraftari diye niteliyorlar??? ordan burdan bulduklari artik agzina eline ne gelirse bir araya getirdikleri kulaktan dolma afaki akil yurutmeleriyle sozum ona entel futbol yorumlarinda bulunuyorlar ve bunlar o kadar entel ki hepimiz gerizekaliyiz bi onlar anlayip gorebiliyorlar schusterin ne mal oldugunu.

bu futbol zekalari lucescu sifo mehmet mourinho arasindaki mekik dokuyarak olmaz bir seyi oldurmaya calisiyorlar. hadi acik acik soyleyelim bunlar manipulasyon yapiyorlar. boyle facia bir kadronun basinda suan kim olsun istersiniz diye sorsak hemen lucescu diyecekler. o olmayinca sifo olur riza olur ne biliyim turk futbolunda bunlardan daha rahat cagirip sonrada dove dove kimi gonderebiliriz ki? kendi evlatlarimizi elbette.

bu sizlanmanin nedeni; bugun sinirlerin bozuk olmasi. gecmisten getirilen sinirlerin cikicak yer aramasi. yani bu sozde Besiktaslilarin hevesle bekledikleri sey Besiktasin basarisiz olmasi. cunku ancak ondan sonra bu kerameti kendinden menkul futbol dehalari cikip osura osura burda Besiktasi ve hocasini yerden yere vurabilecek. ben demistim diyebilecek.

Halbuki her elestirinin geldigi bir yer vardir. bu sayede onundekini bozarken yerine yenisini koyarsin/koyabilirsin. yerine yeni bir sey koymuyorsan o zaman o elestirinin ayaklari yere basmiyordur.skor yazarisindir canin sikilmistir.e allah bu Besiktas uzerine yazma zorunlulugunun belasini versin!!!

Schuster gitsin! bir kara deliktir turk futbol camiasinda. bir tane futbol takimi yokki su memlekette 2-3 seneden fazla ayni hocayla calissin. buna ragmen bu futbol dehalari tipik bir bank asya takimi mantigiyla Besiktasi yonetmeyi oneriyorlar. sanki butun problemlerimizin anakaynagi bu degilmis gibi bugun.

bu futbol zekalarina laf yetistirmeye calisan dogrunun ve mantigin yanindaki shelby,leventpolat,ceyhun gibi arkadaslarima allahtan sabir diliyor ve Gercek Besiktaslilar olarak kendilerini selamliyorum.

ayri userlarla ayni bedbah dusunceleri temellendirmeye calisanlara da yaziklar olsun.

BJK4EVER dedi ki...

Bende tam tersini dusunuyorum. Burada alper ve theotheo disinda Schuster'e defolup gitsin diyen radikal biri var mi? Sanirim yok. Elestiren ve bunu sebeplerle ortaya koyanlar var mi? Bence var, ben dahil. O zaman sorun nedir? Illa herkes sizin seklinde dusunmek zorunda, olmayinca dusunceleri bedbaht mi oluyor? Biz de isteriz sahane futbol oynayalim, antrenorumuz 5 yil takimda kalsin, sadece uzun vadede dusunelim, sahada altyapidan gelmis 5-6 oyuncu oynasin, rakiplerimiz de bizim gibi dusuncelere sahip olsun vs. Ama realist dusunenler de var, utopik dusunenler de var.

@shelbyl

Hocam yaziyi okurken oz sermaye rakamina denk geldim de merak ettim. Sanirim bizim financial reportlari inceledin, hangi accounting sirketi guvenligi tastikledi hatirliyor musun? Kendim de bakabilirim ama usendim, merak ettim sadece.

Azwraith dedi ki...

Burak yorumları okumadım da bence kanka = mate yani

shelbyl dedi ki...

Amerika'da mate deyince suratina kufur etmis gibi bakiyorlar olm :)

@BJK4EVER

Finansal raporlari ben hep inceliyorum abi, kac defa yazdim buraya :)

Denetim sirketi mi? Itimat. Duydun mu oyle bir sey? Hayir. Ben de duymadim. Niye Itimat? Cunku baska sirkete denetlettirsek agzimiza ederler.

shelbyl dedi ki...

Benim dediklerimi yuki'cim de demis birkac asagida, kopyaliyorum:

"Lucescu Besiktas'a gelmeden iki sene once Galatasaray'i calistiriyordu, Schuster Real Madrid'i... Arada boyle bir fark varken, Lucescu bunu nasil boyle yapti da bu yapamiyo denemez. Kabul etmiyorum.

Ahmet Cakar 2000 yilinda Ekim ayindaki Besiktas macindan sonra kendisine alenen gerizekali dedi. Sebebi de "gormedin mi Ahmet Dursun ne oynar bu kadar zamanda" vs. diye her zamanki gibi sacmaladi... Ahmet Dursun hakikatten iyi olsaydi o gun 4 gol atardi tek basina iddia ediyorum... E ne oldu simdi? Lucescu mucizesi, saygi gosteren, kulturu ogrenen ders calisan Lucescu? Ya Daum? Ilk geldigi zamani hatirlayin. Deli dahi denmesinin sebebi Fenerbahce degil besiktastir. Akil hastasi maclar oynardik, nasil unuttunuz. Bu adamlar da degistiler, oyle uc haftada uc ayda olmadilar, elma bile agacta durmadan olmuyor, hanginiz is degistirdiginizde kut diye alisiveriyorsunuz oraya? Ben bu sene basinda ulke degistirdim, hala adapte olmaya calisiyorum her seyine. Kolay mi bu isler?"

enorton dedi ki...

Arkadaşlar ben de bir ileri futbol zekası olarak hatamı gördüm. Gerçekten boyle facia bir kadronun basinda suan hangi hoca olsa başarısız olur. Bank asya takımlarının ve Süper Ligdeki tüm takımların kadrosu bizden daha iyi. Hocanın yapacağı bişey yok gerçekten. Bu sezon küme düşersek de şaşırmayın. Adamlar 4 eksikle çıkmış ama yine de kadroları bizden daha iyi...

mgonen dedi ki...

Konuya tamamen alâkasız bir arkadaşa bakıp çıkacağım...

Türkçe'de "empati" kelimesinin karşılığı var, hem de yüzyıllardır.

İstisnalar hariç pek kullanan kalmamış diye bir kelimenin mevzuu bahis dilde olmadığını iddia edemeyiz. Yani ederiz de, pek yerinde bir iddia olmaz bu... Çünkü bu iddia neticesinde, mevzuu bahis toplumun kültüründe böyle bir mefhum olmadığı, yani empatinin olmadığı iddia edilir ki yazı da zaten bu noktadan çıkıp işi futbola bağlamış.

Ancak, bu kelimenin artık kullanılmıyor olması şunu ispat eder: Bu mefhum, artık bu toplum için çok fazla önem taşımıyor ki bu kelimenin kullanılmamasının yanısıra, yerine tam olarak bu mefhumu karşılayacak bir kelime de konulmaya çalışılmamış. (Bu fikrin muhalefet şerhi şudur; maalesef dile geçen yüzyıl başında tecavüz etmeye kalkanlar oldu. Bu da, elbet dilin psikolojisini bozdu)

Bu arada, empatinin karşılığı "diğerkâmlık".
Türkçe kök, Farsî ekten türetilmiş, tipik bir Osmanlı kelimesidir.

shelbyl dedi ki...

@mgonen

Tesekkurler uyari icin. Tarihsel olarak bir yanlislik yapmisim, lakin anafikri degismiyor yazinin.

Dile tecavuz edilirken yerine guzel guzel kelimeler konmus, lakin empati icin bir sey dusunulmemis ise, benim cikis noktam gene dogru olur.

Bir kelime daha var bunun gibi: Common Sense. "Hasse-i selime"dir Osmanlicasi, lakin onu da karsilayan duzgun bir kelime yoktur (sagduyu denir ama cok da yeterli bir karsilik degil).

Topluma dair ciddi ipuclari bunlar benim gozumde.

shelbyl dedi ki...

Bu arada guzel guzel kelimeler konmus dediysem, kelimeler illaki guzel oldugundan degil, lafin gelisi dedim onu, yanlis anlasilmasin. :)

BJK4EVER dedi ki...

Common Sense bildigim kadariyla 'saglikli mantik', yani mantikli dusunme olabilir.

Bu arada o hakikaten ne yahu, koskoca BJK'nin calistigi sirkete bak. Big Four'dan birini beklemiyordum, Deloitte FB ile bile problemler yasadi, bizim sirkete dalsalar adamlar neler yapar dusunemiyorum.:)

Övünç dedi ki...

Ekşi'de Schuster için girilen entryleri okudukça gözlerim yaşarıyor.Süper tesbitler var harbiden okuyunuz , okutunuz ...

mgonen dedi ki...

@ shelby

Zaten yazının ana fikriyle ilgili bir sorun yok. Anlatılmaya çalışılan şeye ben de katılıyorum. Hatta, bu yazıyı, yuki the zorba'nın yazdığı "Evlâdımız" yazısı ile arka arkaya okuyunca, bugünlerdeki Schuster muhalefetinin şifresini çözebiliriz.

Bir de hata yapmışım; diğer kelimesini Türkçe kökenli sanıyordum, hâlbuki o da Farsçaymış. TDK sözlüğü öyle diyor.

Bu arada TDK diğerkâm'a karşılık diye "özgeci" kelimesini önermiş. Bir de, "duygudaşlık" gibi bir kelime çıkıyor, empati yazınca.

Bence, ikisi de hiç olmamış. Bunları kimse kullanmaz. Zaten kullanıldığını da ne gördüm, ne duydum...

Yorum Gönder

Ara