.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
5 Şubat 2010 Cuma

Gerçek

Bizim memleketin sayısız hastalığından birisi de bu etiketleme/sahiplenme çabasıdır. "Sadece benim dediğim, düşündüğüm doğru; alternatif olamaz." Bu düşünce yapısının dışavurumu ise gerçek kelimesi ile teşkil olur. Gerçek vatansever, gerçek Uğur Mumcu, gerçek müslüman, gerçek Atatürkçü, gerçek solcu... Vatan sadece "bayrak, din, Sakarya, bıyık" ekseninde sevilir, oğlu bile Uğur Mumcu'yu anlamamıştır, "biz de müslümanız ama biz böyle yapmıyoruz"dur, Atatürkçü olmak için statükocu olmak şarttır, 1990 sonrası dinamiklerine adapte olmuş solcular asla solcu olamazlar... Bunlar ilk aklıma gelenler. Sadece siyasette de geçerli değil bu fenomen, günlük hayatta da var. Otobüs firmalarını hatırlarsınız: Koç, Hakiki Koç, Öz Hakiki Koç. Hayır, Koç'un amiyane açılımını bilmesek koç olmak iyi bir şey sanacağız. (yazar burada iğrenç ilkokul esprilerine selam veriyor) Herhalde anlattım meramımı, fazla uzatmadan konuya girmek istiyorum çünkü. Bu "Dünya iki boyutludur" temalı, engizisyon mahkemelerini kıskandıracak düzeyde saçma düşünce tarzının bir başka tezahürünü izledik hafta boyunca. Piyesimizin adı: "Gerçek Beşiktaşlı." Neymiş efendim: Gerçek Beşiktaşlı böyle protesto yapmazmış, gerçek Beşiktaşlı takımı bırakmazmış, gerçek Beşiktaşlı kongre üyesiymiş, gerçek Beşiktaşlı ekmeği üç defa başının üstünde çevirirmiş vs. Nedir birader bu gerçek lafı ile empoze etmek istediğiniz? Herkes sizin gibi Beşiktaşlı mı olsun istiyorsunuz? Düşünmesin, maça gitsin gelsin, lisanslı ürün alsın, her koşulda "Abilerimiz, büyüklerimiz biliyordur" desin... O da yetmezse, gerçek bir Beşiktaşlı gibi çıkıp adam dövsün, tükürdüğünü yalasın, iki hafta önce salladığı başkan ile kolkola resimler çektirsin, bir televizyon kanalına tav olsun. Birader, biz bireyiz. Güdülmeden, talimat almadan, biat etmeden hareket edebilme yetisine sahibiz. Herkesin kafası da, kendi muhakemesini yapacak kadar çalışıyor. Bir kereliğine bırakın size buyurulanları, birey olduğunuzu hissedin. "Gerçek değilsin" diyenlere "Plato'nun idealar dünyasındaki gölgesin sen" deyin, bırakın kafası karışsın puştun. Aşkı, sevgiyi, bağlılığı, tarafarlığı size söylendiği gibi değil, sizin istediğiniz gibi yaşayın. Size neyin gerçek olup neyin gerçek olmadığını söyleyenler gerçek Beşiktaşlı değil, ancak ve ancak gerzek Beşiktaşlıdırlar. Gerçek Beşiktaşlılık yoktur, hissedilen Beşiktaşlılık vardır ve herkes aynı hissiyata sahip olmak zorunda değildir. üç buçuk saat sonra, aradaki binlerce kilometreye karşın manen aranızda olacak olan dostunuz burak tekin, aka shelbyl.

3 Yorum:

shelbyl dedi ki...

Dipnot: Egemenin "gercek" demesi ile egemen olmayanin "gercek" demesi arasinda fark vardir. Egemen gercek diyerek tek tip dusunce tarzini benimsetmeye calisirken, egemen olmayan gercek diyerek tepkisellik yaratmaya calisir. Gelecek itirazlara karsi bastan aciklamami yapayim ben.

i.meriç dedi ki...

merhaba ekşibeşiktas yazarları
benimde çorbada tuzum bulunsun istedim ve günlerce düşündüğüm planı blogumda yazdım fikirlerinizi bekliyorum
asvalttaicenler.blogspot.com

hayyam dedi ki...

"Gerçek Beşiktaşlılık yoktur, hissedilen Beşiktaşlılık vardır, ve herkes aynı hissiyata sahip olmak zorunda değildir."

Yazinin ilk paragrafini okudugumda aklima gelen ilk sey bu soz oldu ve bunu da yazinin son paragrafinda buldum. Yillardir ben Besiktas'i konusurken veya tartisirken ister Besiktaslilar olsun ister diger takim taraftarlariyla olsun hep "Benim Besiktastan hissettigim bu yuzden seviyorum" sozu olmustur. Cunku ben, Besiktas'i 31 yillik hayatimda aldigi kupalarla, yaptigi transferleriyle veya Avrupadaki basarili sonuclariyla sevmedim. Ben bu takimi benim hissettigim tarafiyla sevdim ama bunu herkes ayni hissedecek diye bir kural yoktur. Hayata, yasamim boyunca futbol sahasi disinda (cunku solak degilim) hep sol acik oyuncusu olarak katildim ve hep bir muhalif kimligim oldu. Bundan aylar once kendi blogumuzda da belirtmistim (hatta sonrasinda burada da cikan postlarda bazi arkadaslar anlatmisti) nasil Besiktasli oldugunu. Belki 5-6 yasindan beri bilincli olarak Besiktas taraftariyim. Besiktasli olusumun sebebi ya benim guce karsi muhalif olusumdan yada Esber Yagmurdereli'nin dedigi gibi Besiktas'in muhalif olusundan bu takimi sevdim. Demek istedigim Besiktas her seyden once bir muhalifliktir. Benim icin Besiktaslilik guce tapmamak, baskilara baskaldirmak, mazlumun, ezilenin sesi olmaktir. Belki bugun Dolmabahce'deki Seref stadindan binlerce km uzaktayim ama orada ister 1 kisi olsun ister 10000 kisi olsun kisisel tepkisini koyacak, haksizliga baskaldiracak, bu hayatta bende varim ben olmasam sen yoktun diyebilecek insanlarla ayni yurekte ayni yumrukta yer bulacagim.
Besiktaslilik isyan etmektir ve sana dayatilani kabul etmemektir. Koyun olmamaktir.
Koyun olmamayi tercih edenlere selam olsun!!!!!!

Yorum Gönder

Ara