.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Eylül 2009 Pazartesi

Arzu-halimdir

Yağmurla kaldırım bir bütün, bizde biraz endişe. Birileri bizim yerimizede üzülüyor mudur? Korkuların olmaması gereken yerler vardır. O yerlerden birinde olmalıydık. Havada kara kara bulutlar vardı. Yağmur yağsa sıkıntılarını bir atsalar bizi rahat bıraksalar diye düşündük hep. Yağmurlu bir günde sevmiştik ne de olsa. Gözlerimizle gördüklerimize değil, kalbimizle hissettiklerimize inanıyorduk. Kimsede art niyet yoktu ve hala hayalkırıklığımızı bastırıyorduk. Olmayan şeylerin listesini yaparken bile ümitliydik. Üzerimize düşen, düşsek bile belli etmeden ayağa kalkmaktır. Yiğit düştüğü yerden kalkandır. Sevda dediğimiz arife günü bayramın değil aşkın peşinden koşmaktır. Topla bir alıp veremediğimizde yok aslında. Onunki çocukça bir inat sadece. Gitmesi gereken yere gitmiyor meret. İnadına hırsına kurban olduğum bir Alman bize en güzel bayram hediyesini vermek için çırpınırken yaptıkları işe bile saygısı olmayanlara onursuz demek çok mu ağır olur? Fazlada zor değildi yerlerde yatmak yerine futbol oynamak ama ne yapalım, herkes kendi tercihini kendisi yapar. Dün kendisini sakat zannedenler yarın gerçekten sakatlanırsa kim üzülecek onlar için? Bir taç atışını diplomatik bir mesele haline getirmeye karar vermiş olmaları hususunda söylemek istediklerimizi gönül rahatlığıyla söyledik ama hani “hay adaletini..” diye başlayan bir laf çıktı işte ağzımızdan. Bayrama söverek girmek istemezdik emin olun. O kadar kötü çocuklar değiliz. Sadece şu sıralar patlamaya hazır bir vaziyetteyiz. Hepimiz birşeylere kızgın. Rakip, hakem, başkan, teknik direktör, yeni transfer derken tek sıra hepsi üstüne düşeni aldı. Ağzımızda acı bir tat kaldı. Dolmabahçenin kadim ağaçları, maç çıkışı bizim için ağladı. Ve Beşiktaş’ın hali özetle, son dakikalarda gidipte direkten dönen toptan sonra Yuki the Zorba ile birbirimize dönüp baktığımızda gözlerimizden okunan çaresizlikte saklıydı.

Ara