.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
22 Eylül 2009 Salı

Başkan gönderen tribün

Beşiktaş tribünü, hepimizin de bildiği üzere ulusal ve uluslararası alanda en güçlü topluluklardan birisi. Muazzam bir güce sahipler ve bunu yer yer çok etkili şekilde kullanabiliyorlar. Dış basın açısından fazla konuşulacak bir şeyin olmadığı bir Manchester maçından sonra bile UEFA'nın sitesinde boy göstererek Beşiktaş'ın adını konuşulur hale getirmeyi başarabiliyor bu güç. Veya son on dakikasına 2-0 mağlup girilen bir maçı mucizevi bir enerjiyle 3-2'ye çevirebildiklerini de gördü bu gözler. Şampiyonluğa hasret geçen 8 yılın ardından ligin başlarında üst üste bu takım sahasında Trabzon ve Gaziantep ile beraber kaldığında 100. yıl sabrını da yine bu taraftar göstermişti. Kreatif kuvvetleri, sayısız örnekle ortaya koydukları sosyal sorumluluk tavrı, aşağı yukarı bütün takımlar tarafındna taklit edilen tezahüratları, mahalli ruha sahip çıkışları..vs buraya yazmaya kalksak sabahı buluruz. Yalnız, benim merak ettiğim bir husus var. Bütün bu takdir edilesi yönlerinin yanında son yıllarda Çarşı grubuna yönelik getirilen bir eleştiri var. Yıldırım Demirören yönetimini bu tribün grubunun istifa ettirmesi isteniyor. Kaybedilen bir maç sonrası işler kötü giderken tribünlerin hepbir ağızdan Demirören'e küfretmesi, kulüp başkanlığından kovması isteniyor. Bu yapılmadığı zaman da Çarşı grubu feci şekilde eleştiriliyor. Son Kayseri maçında bütün tribünlerin Demirören'i istifaya davet ettiğini duyduk, gördük. Mutlu olduk mu işte orasını bilemiyorum... Bu tribünler zamanında efsane başkan Seba'yı yakışmayacak şekilde başkanlıktan indirdi. Hayatını Beşiktaş'a adamış olan koca bir çınar küstürülerek, bezdirilerek başkanlıktan çekilmek zorunda kaldı. Seba'nın ardından tribünlerin başka bir tarafı, Serdar Bilgili'yi de küfürle, hakaretle başkanlıktan indirdi. Şimdi de aynı şeyin Yıldırım Demirören yönetimine yapılması isteniyor. Burada Demirören'i savunmak değil niyetim. Birçok Beşiktaşlı gibi ben de bir an önce başkanlığı bırakmasını deliler gibi istiyor, kulübün bulunduğu sokaktan bile geçmesini istemiyorum. Fakat bu isteğimin gerçekleşmesi anlamında atılacak adımların da son derece dikkatli olması gereketiğini düşünenlerdenim. Çarşı'nın bugüne kadar istifa çağrısında bulunmamasının sebebi iddia edildiği gibi menfaat ilişkileri olabilir. Ya da yönetim noktasına müdahil olmamak gibi sağlıklı bir karar da olabilir. Ama sonuç enteresan... 106 yıldır yaşamını sürdürmekte olan bir camia, başkanını kongre ile seçer ve gönderir. Başkanı kongre üyesi belirler. Başkan adaylarına kongre üyeleri destek verir veya vermez. Fakat biz ısrarla ve inatla sağlıksız bir yapıya kucak açıyoruz. 30 bin kişinin küfrüyle, isyanıyla kulüp yönetiminin değişmesini istiyoruz. Bu istek ve arzu, sonucu ne kadar olumlu gözükürse gözüksün tehlikeli bir noktaya gidişin habercisidir. Beşiktaşımızın, canımız ciğerimizin 106 yıl boyunca hala bir gıdım mesafe alamadığının göstergesidir. Eğer siz taraftar gruplarının bu kadar içişlerine hakim olmasını, istediğini başkan yapıp istediğini göndermesini kabullenebiliyorsanız orada bir sorun var demektir. Beşiktaş beş senedir mali kongre yapıyor, Divan Kurulu sevgili thug love'ın deyimiyle divanda uzanmaktan başka bir şey yapmadı bugüne kadar. Kulüp mali yapısı, adım adım bir şahsın cebine bağımlı yapılırken neredeydi bu üyeler? Şimdi çıkmışlar, borç boğazı aştıktan sonra kulübü ibra etmiyoruz diye ortalıkta dolanıyorlar. Kıçımı ibra etsinler... Beşiktaş başkanını kongre üyeleri oradan indirecek. Kongre üyeleri bu borcun hesabını soracak. Başkana karşı bir muhalefetin oluşmasını bu kongre üyeleri sağlayacak. Hal böyleyken, tüzük ortadayken tek vazifesi takımını desteklemek, onunla gülüp ağlamak olan taraftar gruplarına aşırı güç teslim etmek, onlardan yüksek beklentide bulunmak ayıptır, günahtır. Milyonlarca kişinin gönülden bağlı olduğu bir kulüpte bütün denetleme, yürütme kurullarından umudu kesmişsek, muhalefetin m'sini bile ortada göremiyorsak bu şanlı vazifeyi taraftarın üstüne yıkmamak gerekiyor. Başkan gönderen tribün bize yakışmıyor...

20 Yorum:

Başkanın şu an için istifa etmesi kaos tan başka bi şey getirmez. zaten için rahat olsun o yine masaya yumruğunu vurup "beşiktaşı bu halde bırakıp gitmek bize yakışmaz." diyecektir.

Aslında biraz da muhalefete yüklenmek gerekiyor. bu adam bu klubu yıllardır rezalet bir şekilde yönetmesine rağmen hiç kimse çıkıp başkanlığa adayını koymuyor. korktuğum nokta bu ya şubattaki seçimlerde beklenen aday çıkmazsa ve demiröreni arar hale gelirsek?

ha bu arada bence bloga " haftaya ekrem hangi pozisyonda oynar?" adlı bir anket koyulsun...

taraftarin klube sahip cikmasi neden bu kadar korkutucu? cok aleni bir sekilde kufur ederek hislerini belli ettikleri icinmi? Madem cok gucluyuz, hakem dalaverelerini, federasyon oyunlarini niye bozamiyor bu taraftar? madem cok gucluyuz, bu demiroren ve yonetimi klubu bes sene icinde bu hale getirene kadar niye durduramadik? Klubu ve kongre uyelerinide besbelli satin almis olan demiroreni bu taraftarin gonderebilmesi icin, klup tuzugunun degismesi lazim. oda cok zor... bugun barcelonanin 100 kusurbin uyesi ve secmeni var, sanirsin belediye baskani secimleri oluyor, bizde ise toplaniyor bin tane elit! adam, ki yarisini baskan doldurtmustur oraya, veriyorlar oylarini al gulum ver gulum... birakin taraftar diledigi gibi kufretsin, bazen buda gerekli... bugun hic sevmedigimiz gs, fenerbahce ile oynayip 2-0 kaybettigi macta su savaslari yaparak, 6 mac ceza aldi ve bu ozhan canaydinin gitmesine neden oldu, bakin simdi ne haldeler. adamlar guya batmisti, yeni stat bile yaptiriyorlar... aman demiroren giderse batariz diye diye bu hale geldik, noolacak bi guzel nah cekeriz kendisine ne alcak inonuyumu alacak, hadi bakalim elmi yaman beymi yaman...daha ne diyim ben...

Sercan dedi ki...

Normal şartlar altında bakınca haklısın. Başkanlar genel kurulda seçilir. Ama Beşiktaş şu an normal durumda değil. Geçen seçimlerde sırf Demirörene olan borçlar yüzünden yeni bir aday çıkmaz iken, şu an o borç iki katından daha fazla. Tam güzel bir kadroyu yakaladık, ş.l gelirleri ile bütçe biraz düzeltilecek derken o gelirleri de mundar eden bir yönetim var. Mali olarak bakınca; önümüzdeki yılların reklam gelirlerinin çoğu kırdırılmış, kurtuluş olarak görülen fulya da ciddi bir kazık yenilmiş, borç 100 milyon euro ya ulaşmış, hiçbir zaman olmayan nurtopu gibi vergi borcumuz oluşmuş. Bu durumda kimse çıkıp neden genel kurulda gönderilmiyor demesin bence. Çünkü normal durumda olacak birşey o.

damacana dedi ki...

şu anda susmak takıma sahip çıkmamak anlamına gelir. Beşiktaş hiçbir zaman bu kadar kötü yönetilmedi. İlkeler bazında taraftarın yönetime karışması doğru değildir, peki başkanın çiğnediği ilkeler ne olacak?

demirören bugünü kendisi hazırlamıştır. şampiyonlukta bile kimsenin fikrinin değiştiğini sanmıyorum.

ben olsam bir ay içinde kulübü genel kurula götürürdüm.

theotheo dedi ki...

@damacana

seba'nın son dönemine bak istersen, bir takım nasıl 3.büyük haline getirilirmiş gör.

sembolist dedi ki...

Serdar Bilgili tribünleri bahane edip istifa etti.Çakıcı'ya pasaport veilmesi skandalı patlayınca bahane arıyordu istifa etmek için.

Mahir dedi ki...

Beşiktaş'ta kongre yapısı bitmiştir. Kendini denetleyemeyen bir mekanizma;iç teşkilatlanmasındaki sorunlara, sorulara cevap arayamaz. Bakın şimdiden olası bir Murat Aksu adaylığının yeterince gündemi meşgul etmesi üzerine , kapanmak üzere olan bir çok Anadolu Beşiktaş derneklerinin tek umudu olan oy pazarlıklarına başladığı konuşuluyor maalesef.
Bir zamanlar övünüyorduk en fazla kongre üyesinin bizde olduğuna dair ; taraftarın idarede söz söyleyebilme yetisi olduğu tek takım Beşiktaş söylemleri falan da çok uzak değildi. Ama gelinen noktada ; bırakın kongreyi tribünlerde bile susturuluyorken ne yapabiliriz ki?
Benim düşüncem de ; kısa bir süreç içerisinde olaganüstü genel kurula gidilmesi yönünde.

Müfit dedi ki...

İktidar değişiklikleri illa seçiciler/oy hakkı olanlar aracılığı ile yapılır diye bir kural yok.
Günü gelir seçimlerde iktidarı deviremeyeceğini gören toplumlar/topluluklar grevlerle, gösterilerle, işgallerle, protestolarla sistemi çalışmaz hale getirip iktidarı alaşağı edebilirler.
Tribün protestosuna da bu gözle bakmak lazım.
Bugün hangimiz genel kurulda Demirören'in devrileceğine inanıyor?
Sebepleri herkese göre farklı olsa da (başarılı buluyor olabilirler, onları Demirören kulübe üye yapmıştır, aidatlarını Demirören ödüyordur, birlikte hareket ettikleri grubun (taraftar derneği, vb.) başındakiler yönetimde koltuk kapmış olabilir, vs.) bu adama oy veren bir ton kongre üyesi var.
5 yılda 3 kupa 1 lig şampiyonluğu almış kendini başarılı sanıyor, kulübe bir ton borç vermiş doğru işler yaptığına inanıyor, alacakları yüzünden kongrede karşısına rakip çıkmıyor, nasıl gidecek bu adam?
Düzenli/düzeyli (küfürsüz) bir protesto ile Demirören istifaya zorlanabilir, bu da kulübü hayatında önemli bir yere koymuş ve 2 haftada bir o stada giden her Beşiktaşlı'nın en doğal hakkıdır.
Çarşı'nın protestolara katılmaması/engellemeye çalışmasının sebebi menfaat ilişkileri ya da "tribün yönetime karışmaz" bakış açısı olabilir, ama prostestoyu sadece Çarşı'dan beklemek de abesle iştigal.
Protestolar başladığından kapalıyı bir şekilde susturabiliyorlar da, bu stadın gerisi en az 20.000 kişi alıyor, bağırmak için Çarşı'nın liderliğini beklemeye gerek yok.
Madem yönetimden memnun değilsin ve kongre üyesi olup yönetimi oy ile devirecek şansın (paran :)) yok, yap protestonu.
Toparlayacak olursak, başka yol kalmadı ise tribün yeri geldiğinde yönetim gönderir.
Asıl bize yakışmayan sahada mücadele eden oyuncusunu yuhalayan, ona küfür eden, oyuncu ayırımı yapan tribün.
Kayseri maçında bir tek Ernst alkışlandı, takımın geri kalanı kıçını yırtmadı mı, mücadele etmedi mi?

yuki the zorba dedi ki...

Tribünden bağımsız olarak;

Bugünkü kongre yapısı tek kelimeyle rezalettir. Serdar Bilgili'nin 1. dönemi ortalarında Beşiktaş tarihinde hiç olmadığı kadar yüksek sayıda üyelik hasıl oldu. Daha sonra hatırlarsanız, çocukların, Fenerbahçelilerin, Galatasaraylıların kulübe üye yapıldıkları anlaşıldı. Bu üyelerden bir tanesini bizzat tanıyorum. Maalesef bu üyeliklerin hepsinde Serdar Bilgili'nin dolaylı yoldan parmağı olduğunu da bu sebeple biliyorum. Maalesef bu operasyon kendisinin bilgisi dahilinde yapılmıştır.

Beşiktaş'ın tıkanma noktasına gelmesinin sebebi bugünkü kongre yapısıdır. Kongre üyeleri mali yapıyı değerlendirebilecek yetiye sahip olmadıkları gibi, muhalefetteki kişiler de doğru noktaları yerebilecek yeteneklere veya cesarete sahip değillerdir. Bu cesarete sahip olanlar da maalesef lobi sahibi olmayan, hitabet yeteneği kısıtlı insanlardır.

Zaten bir spor kulübü bu kadar kısıtlı bir kongre nüfusuna sahipse, bu nüfusun büyük bölümü üç paralık menfaatlerle manipüle edilebilir derneklerin "grup kararları"yla yönetiliyorsa, söylenecek pek bir şey kalmıyor maalesef.

Kurtuluş nerede biliyor musunuz? Beşiktaş'ın kurtuluşu bir devrimde... Biz de bugünden itibaren politika olarak olmasa da aktivist anlamda kendi Fidel'imizi, Che Guevara'mızı kovalıyoruz. Bunun dışında bir yol şimdilik görülmüyor. Esasında kulübün şirketleşmesi kongrenin yapısının daha geniş tabana yayılması yolunda çok önemli bir adımdı. Ancak şeffaf yapı dahi yönetimlerin kulübü mali anlamda kendilerine bağlama çabalarını engellemeye yetmedi. Bugün SPK da her zaman olduğu gibi politik yapısıyla Beşiktaş'a el uzatmaktan aciz vaziyette. Yöneticilerinin oyuncağı haline gelmiş bu yapıdaki bir şirketin derhal tahtalardan kaldırılması gerekir. Ancak bu cesaret SPK'da maalesef yok. Nitekim, görünen o ki Beşiktaş'ı ancak böyle bir skandal devrime götürebilir.

Bu konu hakkında uzun yazmak, uzun konuşmak ve eninde sonunda bir şeyler yapmak lazım. Bunun da birinci yolu kongre üyesi olmak... Önümüzdeki seçimi kaçırsam da, kongre üyeliği ile birlikte aktif olarak kulüp için elimden geleni yapacağım.

Beşiktaş'ın kurtuluşu kongre üyesi profilinde yer alan üç profilin gücünü yok etmekten geçiyor. Bu profiller:

1) Egolarını tatmin eden ve politikadan başka bir şey yapmayan, zart diye kongre üyesi edilen eski sporcular.

2) Bilgili, Seba, Demirören dönemlerinde kulübe üye yaptırılan ilgisiz, alakasız, başka takım taraftarı vs. şeklinde vucüd bulan, seçimlere, kongrelere katılmayan gereksiz üyeler.

3) Grup, dernek vs. bünyesinde oy kullanan, grubun kararını sorgulamadan onlarla birlikte hareket eden benim tabirimle, bu aksiyonlarından dolayı "beyinsiz" üyeler.

Bu üyelerin gücü iki şekilde yok edilir. Ya üyeliklerini sonlandıracaksınız (imkansız, manasız) ya da üyeliği tabana yayacaksınız... Sanırım yol belli, durum belli... Umarım bu yola gireceğimiz günler de gelecektir...

Jokond dedi ki...

sevgili yuki, az çok ben de bunu anlatmak istemiştim güzel yazmışsın eline sağlık. işler kötü gittiğinde çarşı niye istifa diye bağırmıyor diyeceğimize bunlara kafa yormalıydık. bu kongre üyeleri ne bokuma yarar diye sormalıydık. işin özü burada bence...

cha dedi ki...

başkan gönderdiği için eleştirilen taraftarların başkan göndermediği için eleştirilmesi durumunu sadece beşiktaş taraftarı yaşardı heralde.

alper dedi ki...

futbol camiasının en elit taraftarı diye methiyeler düzülen çarşı seba ve bilgili vizyonunu reddedip tüpçü vizyonsuzluğunun arkasında duruyorsa işin içinde bir bit yeniği vardır. beşiktaş tribününün kanaat önderi çarşıdır. çarşının kanaat önderleri de üç beş paralık menfaat için tüpçünün yıllardır sebep olduğu çöküntüye göz yumuyorlarsa her beşiktaşlının, en az çarşının seba ve bilgiliye ettiği küfür kadar, çarşıya (kanaat önderlerine) küfretmek hakkıdır. esasında bu noktada çarşının esas sorgulaması gereken kanaat önderlerinin, çarşının ve beşiktaş taraftarının ruh halini ve kaygılarını taşıyıp taşımadıklarıdır.

yuki the zorba dedi ki...

@alper

elit? :)

Şu bilgi kirliliğini ortadan kaldıralım... Çarşı'nın ya da toplu şekilde Beşiktaş taraftarının Serdar Bilgili'ye küfrettiği sürekli dezenformasyonun ispatı olan bir hikayedir... Kulaktan kulağa beş yılda buraya geldik. Yok böyle bir şey. Çarşı o dönemde de tribün kargaşasına rağmen, Serdar Bilgili'nin tarafındaydı. Zaten tribünde çarşı falan da kalmamıştı. Ortadan verilen 50 koltuktan ibaret insanlar grubuydu Çarşı...

Serdar Bilgili numaralı tribünde üç beş kişinin küfür etmesini bahane etmiş, Beşiktaş taraftarı bu adamları susturmamıştır diyerek başkanlığı bırakmıştır. Oysa o maçta Beşiktaş'a sahip çıkacak taraftarları stadın dışında ya da etkisiz bölgelerinde bırakma yolunda kapalıyı renove eden onun yönetimi, dolayısıyla kendisidir.

Bir de tüpçü herkesi irrite eden bir tanım. Demirören muhalifi olarak bunu ben de hakaret olarak algılıyorum. Bundan sonra buna dikkat edersek sevinirim.

Pamukk dedi ki...

gitmez bu koca kafaaaaa

alper dedi ki...

yuki:

elit yerine cümleyi tek kelimeyle kotaramadım. yoksa herkesin taraftarı kendine elit:) ama şu var ki beşiktaş taraftarının türkiye de her olgu karşısında kendine özgü bir duruş gösterdiği ve bu duruşun çoğu zaman futbol dünyası tarafından takdirle ve/veya beğeniyle karşılandığı hepimizin malumu. hal böyleyken beşiktaş taraftarının 6 (belki beştir) senedir sıçıp sıvayıp üstüne de tüy diken antep fahri başkanına karşı bir icraate girişmemiş olması düşündürücü.

serdar bilgili dönemine gelince,
serdar bilgiliye küfür edeni görmedim, bilmiyorum da. ama serdar bilgili'nin tv ye çıkıp " kızımın yanında beşiktaş tribünlerinden bana küfür ediliyor" dediği dün gibi aklımda. demek ki o dönemde "başkana küfrettirmeyiz ulaaağğn, edenin de geçmişini bilmem naparız" diyen fedailer yokmuş. bugün efsane diye anılan başkanı da türlü rezillikle göndermekten sabıkalı tribün düşünülünce normal tabi.

tüpçü meselesine gelince.
tüm tüpçülerden özür diliyorum. bundan sonra daha dikkatli olurum.

Jokond dedi ki...

hayır yine aynı kısır tartışmalarda saplanıp kalıyoruz. çarşı neden istifa demiyor, paramı yiyor, adam mı kesiyor...vs

ben çok basit bir soru soruyorum. hangi takım ve hangi şartta olursa olsun, yönetimi beğenilmeyen bir başkanın ve saz arkadaşlarının gönderilmesi için medet umulan yerin tribün olması ne kadar sağlıklıdır? kongre üyelerin, divan kurulun, muhalefetin bir halta yaramaz hale geldiyse önce oturup buraları konuşmak lazım. ama ne zaman istifa gündeme gelse ilk bakılan yer çarşı tribünü oluyor. bu son derece mantıksız ve anlamsız.

Jessie dedi ki...

kongre kongreliğini yaptığı sürece tribün tribünlüğünü yapar. kongrelerde olan bir sürü olay çeşitli internet sitelerinde irdelendi zaten.

kongre o halde iken dönüp tribüne takılmak doğru değil bana kalırsa.

beşiktaş elden gidiyor biz hale kongreyi beklersek işimiz var. beşiktaş kulübü kongre üyelerinin değil ki netcede. tribün neden kendi fikrini ifade etmesin?

tribün çağdaş'ı, youla'yı gönderiyor da başkanı niye göndermiyor?

o zaman hakem eleştirisi de yapmayalım. gerekli eleştiriyi mhk yapar zaten.

tribün, her hafta toplantı yapıp basın açıklaması ile görüş bildirmiyor ya. herkes kendi doğru geleni tezahürat olarak dile getiriyor.

çarşı'ymış... ister çarşı olur ister başkası, ben tezahürat yapma yetkimi çarşıdan almadım. başkan istifa tezahüratı için de çarşıdan onay bekleyecek değilim. isteyen istediğini bağırır, isteyen de bağırmaz.

hiç şüphesiz çarşı'nın yönetime ses çıkarmaması yıllardır kötü yorumlara yoruluyor. şimdi ses çıkarsa bu sefer de yeni başkana yol yapıyorlar denecek.

bana ne bunlardan. ben beşiktaş taraftarıyım. kongre üyesi de değilim. başkan istifa diye bağırırım, kongre onu seçer bunu seçer, demirören 10 yıl daha başkan olur umurumda da değil.

benim bir vicdan muhasebem varsa demirören istifa tezahüratı bende hala borç yazıyor, ne kadar bağırırsam bağırayım...

Jokond dedi ki...

burada sözünü etmek istediğim esas husus taraftarın protesto etme/etmeme hakkı değil. elbet her tarafatr ve her taraftar grubu işler iyi gitmediğinde istediği şekilde protestosunu gösterir. burada izah etmek istediğim şey protesto etmek veya etmemek değil ki?

şu an için beşiktaşlının beşiktaş dahilinde yer alan her türlü kurumdan, kuruldan, organdan umudunu kesmesidir. Bütün umudunu, bu adamı göndermenin tek yolunu tribüne bağlamasıdır. Ve ben de diyorum ki bu düzen ne kadar sağlıklı? ne kadar mantıklı?

ha bu arada jessie...

ara sıra sana yönelik kışkırtıcı, latifeli şeyler yazıyorum hiç sallamıyorsun:) televizyona çıktın, köşe yazılarına çıktın beni hakir mi görmeye başladın:)

alper dedi ki...

yahu! beşiktaş kongresi derken üç dönemdir(emin değilim) kurumsallaşmanın içine eden, değil borsaya kote olmuş bir a.ş. bakkal dükkanı bile işletemeyecek tıynette olduğunu gözümüze gözümüze sokan bir yönetimi ibra eden, tekrar seçen kongreden mi bahsediyoruz? yoksa paralel alemde benim fark edemediğim bir kongre mi var?

sehorn dedi ki...

@ yuki the zorba;

" Çarşı o zamanlar Serdar Bilgili'nin tarafındaydı " bilgisine nerden ulaştın bilmiyorum ancak yanlış bir bilgi olduğunu garanti edebilirim. Zira Serdar Bilgili'nin sallandığı zamanlarda Forzabesiktaş'ta ADMİNLER tarafından " Çarşı Serdar Bilgili'ye karşı " diye sabit bir topic açılmıştır ve Çarşı tarafını belli etmiştir. "Tribunde kufreden numaralıydı, Çarşı küfretmedi " de ağır bir palavradır. Çarşı da aynen numaralı gibi ana avrat düz gitmiştir Bilgili'ye. Bu gözler, kulaklar hepsine şahittir. Sonradan birden Alen'ler Akaretler'e gidip " biz yönetimin arkasındayız " tarzı açıklamalar yapmışlardır. İki gun once resmi web sitesinden Bilgili'ye karşı olanlar neden birden saf değiştirmiştir ? Pardon bu adamlar Sinan Engin'in " istesem kapalıda kendi lehime 150 tane pankart açtırırım " lafını bir güzel hazmedip üstüne ayağına kadar gidip özür dileyen adamlardı değil mi ? O yüzden şaşıracak birşey yoktur. Herşey gün gibi açıktır.

Yorum Gönder

Ara