.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
18 Mayıs 2009 Pazartesi

32 Haftaya Genel Bir Bakış

Ertuğrul Sağlam'ın takımdan gönderilişine ve gönderiliş şekline en çok karşı çıkanlardan biriydim sözlükte. Metalist hezimeti sonrası herkesin ayarı bozulmuştu. Mutlaka birinin ipi çekilmeliydi ve bu kişi Ertuğrul Hoca oldu. Evet, Metalist maçı büyük bir buhrandı ama bizi yenen takımın nerelere geldiğini hep beraber izledik. Zira İstanbul'da kazandığımız maçta bile adamlar gümbür gümbür geliyordu. Sağlam'ın gönderilişinde karşı çıktığım temel husus, istikrardı. Büyük başarılar ancak ısrarla geliyor. Eğer bir teknik direktörde öyle veya böyle bir ışıltı gördüyseniz sonuna kadar gitmelisiniz. Ertuğrul Sağlam bu açıdan çok sağlam bir rol model içeriyordu. Şayet efsane başkanımız Süleyman Seba, iki yıl boyunca Gordon Milne'e sabretmeseydi ardından gelen o üç muhteşem yılı belki de hiç yaşayamayacaktık. O efsane kadroyu hala bugün konuşuyor olmayacaktık. Endüstrileşen futbolda bugün için Avrupa'da daha başka dinamizmlerden söz etmek mümkün olabilir. Kurumsallaşmanın daha hızlı olduğu İngiltere, İspanya gibi ülkelerde bir Sivasspor örneğinin yaşanması şu an için mucize gibi gözüküyor. Çünkü bugün için Sivas'ı halen şampiyonluk potasında tutan tek şeyin istikrar olduğunu düşünüyorum. Halbuki diğer üst düzey Avrupa liglerinde istikrarın yanı sıra başka şeylere de ihtiyaç duyuluyor. Kurumsal bir yapının temel noktaları bizzat sahanın içine sirayet etmeye başlıyor. Ertuğrul Sağlam gittikten sonra isterseniz yerine Mourinho'yu getirin inanın bugün geldiğimiz noktada olamayacaktık. Çünkü Türk futbolu hala bambaşka bir yapıyı içeriyor. Mahalli ruh bizim içimize işlemiş. Futbolcuların bu mesleği seçme yaşları 16-17 arasında değişiyor. Halbuki futbola başlama yaşı 7-8 civarıdır. Bir futbolcunun temel yetenek tablosu 16 yaşında zaten tamamlanmış olur. Bundan sonra olacaklar küçük eklemelerdir sadece. Hal böyleyken zaten altyapısı sağlam olmayan yerli oyunculardan kurulu bir takımın başına ancak onları anlayabilecek bir hoca getirilebilirdi. Benim düşünceme göre de bunu Mustafa Denizli'den başka yapacak adam yoktu. Bugün için yönetimi bu hamlesinden doğru tebrik edenler yanılıyorlar. Ligde mağlubyeti olmayan, sezon başı hazırlıklarını tamamlayan bir hocayı gönderip ligin 6. haftasında sil baştan yapmak en hafif tabirle deliliktir. Bu delilik arayışında Mustafa Denizli sanki zoraki bir seçim gibiydi. Köşeye sıkışan bir başkanın son dakika kurtarıcı hamlesiydi. 6. hafta sonrası Mustafa Denizli'nin takımın başına geçmesinden sonra geçen üç haftalık rüya gibi bir periyod var. Hemen akabinde ise yaşanan büyük düşüş. Kaybedilen derbiler, İnönü'deki şok Ankara yenilgisi. Bahsini ettiğimiz bu dönem, her hocanın sezon başında atlattığı basit bir süreçti aslında. Takımı anlamak, oyuncuları test etmek, takım kurgusunda oynamalar yapmak. Bunları yaparken de ağır puan kayıpları yaşandı haliyle. Üçlü defans, birden fazla serbest oyuncu oynatmak gibi fantezileri sahaya yansıtan Mustafa Hoca, var olan kadrodan en sade dizilişi çıkarmanın ve kariyerinde en iyi kotardığı işi yani rotasyonu takıma oturtmanın en doğru yol olduğunu anladığında önümüzde 5 takım vardı. Ligin ilk yarısını altıncı sırada tamamlayan Beşiktaş, özellikle son 5 maçında uyguladığı klasik 2'li dizilişler sayesinde başarıya koşuyor. Takımda herkesin bir ikizi var. Yeri geldiğinde açığını kapattığı veya açığını kapattırdığı bir badisi var. Bununla birlikte asansör adıyla anabileceğimiz sürekli yer değişimler de cabası. Oynanan karşılaşma içerisinde oyundan düşmesi muhtemel her futbolcunun asli görevini de üstlenmeye hazır bir oyuncu bulunuyor. Bu sezon zannımca en çok takdir edilmesi gereken husus budur. 32. hafta itibariyle alınan puanlara baktığımızda bizi ilginç bir durum karşılıyor. Bu sezon 32. haftada lider Beşiktaş'ın puanı 65. Geçen sezonki Beşiktaş'ın aynı haftadaki puanı 67 idi ve 4. sıradaydı. Lider Galatasaray haftayı 73 puanla kapıyordu. İki sezon öncesinde ise bu dönemin aynısının yaşandığı söylenebilir. Hala ısrarla söylüyorum Tigana bizim o sezonumuzu mahvetti. Zico'nun stajyerliğine biz o sezon inanılmaz katkılar sağladık. Oldukça sığ ve berbat oyuncu dizilişleriyle, Tigana'nın manasız seçimleriyle her yere puan ikramında bulunduk. Fenerbahçe de bize puan ikramlarında eşlik etmesine rağmen o sezon 32. haftaya 64 puanla lider giriyor ve 70 puanla şampiyon oluyordu. Yani demek istediğim; çok ciddi yönetim hatalarına rağmen, hoca değişikliği sebebiyle oluşan ağır puan kayıplarına rağmen lidersek bunda rakiplerimizin de ciddi katkısı var. İkinci yarı alınan puanları ve gelen istikrarı öne sürenleriniz olabilir. Benim iddiam da şudur, hoca değişmeseydi biz yine iyi kötü bu puana ulaşacaktık. Ernst ve Yusuf transferi olmasaydı da ilk yarı bu kadar puan kaybetmeyecektik. Çünkü bu ligde her şeyin anahtarı istikrar. Fenerbahçe bu sezon Zico'da ısrar etseydi, Trabzon Ersun Yanal'ın biletini kesmeseydi, Galatasaray Türk usulü hocasız gelen şampiyonluğa bu kadar kanmasaydı halimiz nice olurdu bilemiyorum. Bu sezon şampiyon olursak ne mutlu bize. Uzun zaman sonra gelen kupaya duyulan hasret, yıllardır çekilen çileler evet hepsine de mutabıkım. Ama bugünkü tablo bizi yanıltmasın. Biz bugün çok büyük yanlışlara rağmen, rakiplerimizin ciddi stratejik hatalarının desteğiyle şu an bulunduğumuz yerdeyiz. Gelecek sezonlara inançla bakabilmek için bugünden itibaren hocasıyla, futbolcu kadrosuyla 5 yıllık planlamaya başlamak zorundayız. Aksi takdirde 5-6 yılda bir gelen şampiyonluğa ve arada geçen hicran dolu yıllara alışmaya başlarız ki en fecisi işte bu olur...

25 Yorum:

biri dedi ki...

Ben yaş itibariyle Gordon Milne dönemini hatırlamıyorum ama babamın dediğine göre o dönem gordon milne yerine başka bir hoca olsaymış.bugün 3 şampiyonluk yerine hanedanlığımız olurmuş.

shelbyl dedi ki...

Hah bunu da duydum ya artik gonul rahatligiyla erebilirim. Erdim bile hatta.

@biri dedi ki...
muhtemelen baban da, o dönemde 4-4-2'yi türkiye'de ilk oynatan adam olan gordon milne'in sistemi için dönemin gazetelerinde yazılan "ingilizlerin demode 4'lü defansını oynatıyor" gazına gelmiştir. oysa ki sonraları gordon milne'in ne kadar büyük bir hoca olduğu anlaşıldı. rıdvan geçen gün şöyle söyledi: "biz bir dönem beşiktaş'ı hiç yenemedik. bunun sebebi beşiktaş'ın olağanüstü yetenekli oyunculardan kurulu olmasından değildi, tam anlamıyla bir sistem takımı olmasıydı" dedi. ki gerçekten de öyleydi. o zaman babana da şöyle söyleyebilirsin benden "o dönemde beşiktaş'ın başında gordon milne olmasaydı, beşiktaş'ın minimum 3 şampiyonluğu eksik olurdu."

@jokond
genel olarak hatalarla ve ertuğrul sağlam-mustafa denizli zaman çizgisinde olanlarla ilgili söylediklerine katılsam da bir noktada şerh koymak zorundayım:
tigana elindeki kadrodan maksimum verimi aldı bence. hatta demirören döneminde beşiktaş'ın başındaki en iyi hoca olduğunu düşünüyorum. şöyle anlatayım: tormana-zan-baki-üzülmez'den ligin en az gol yiyen defansını yarattı. elbette varsayımlar üzerinden konuşmak doğru değil ama şu anki kadro sezon başından itibaren tigana'nın elinde olsaydı asgari 7-8 puan daha fazla toplamış olurduk bence.

Jokond dedi ki...

Bence Gordon Milne dönemini tartışmak bile yersiz. Sanırım arkadaşımızın babası Beşiktaşlı değil, evladını gıcık etmek istemiş:)

@natura horror vacui
önce şunu söyleyeyim de yanlış anlaşılmasın. tigana çok delikanlı adamdı. sözünün eriydi, dobra adamdı. ama gel gör ki oynattığı futbol rezaletti. göz göre göre şampiyonluğu verdik o sene.

alpi dedi ki...

Konyaspor - Eskişehirspor maçına bir bakış attım, ilgilenmek isteyenler olursa: http://alperr.blogsome.com/2009/05/18/p323/


bu arada murat şahin'in bacağı kırıldı, belki duymamışsınızdır...

Jessie dedi ki...

murat şahin için yukarıda yazı geçiyor.

tigana beşiktaş'ın son döneminin en sevdiğim teknik direktörüydü. oynattığı futbol rezaletti ama mevcut kadrodan rezalet dışında bir futbol üretmesini beklemek hayalcilik olurdu. düşünün o takımın en büyük yıldızı delgado idi. şimdiki takımın zayıf halkası olan delgado.

ayrıca alternatifsizdi.

runje

toraman zan baki üzülmez

ricardinho koray serdar delgado

bobo nobre

takımından güzel oynamasını bekleyebilir misiniz? alternatif oyuncular da gökhan güleç, burak yılmaz, ibrahim akın, ali tandoğan falan hem de.

ben de tigana konusunda jessie'nin dediğini demeye çalışıyordum. o kadrodan lig 2.si çıkarması bile büyük başarıydı bence. hatta fb maçını alsak belki de şampiyon olacaktık.

Jokond dedi ki...

Bu çok yanlış bir düşünce. Bizi bu sene çok kaliteli bir kadro şampiyon yapmıyor ki. geçen sezonki daha kötü kadroyla bu hafta itibariyle üç puan daha fazla almışız diyorum zaten. Tigana'nın elindeki kadro o kadar yetiyordu görüşüne kesinlikle katılmıyorum. Bir maç bile kendisinden parlak bir hareket göremedim. O dönem hangi maç nasıl bir hamle yaptı ki maç kazandık?

Jessie dedi ki...

tigana hamleci bir teknik direktör olmadı hiç bir zaman. tıpkı del bosque gibi. tıpkı aragones gibi... çoğu avrupa'lı teknik adam böyle zaten. oyun planlarından taviz vermiyorlar.

ayrıca tigana kendi çizgisinin de dışına çıkıp 4-3-1-2 denedi olmadı, 4-4-2 denedi olmadı. en son 4-5-1 denedi. işte olduğu kadar.

ayrıca tigana'nın takımı şu takımdan daha çok puan almış olabilir, bakmak lazım

biri dedi ki...

@natura horror vacui, @shelbyl
Onu sistemiyle alakalı olarak değil, yabancı transferleri olarak söyledi.hatta komisyon işleri de varmış.

ah jokond ah, hatırlarım o zaman aramıza bir husumet girmişti sözlükte tigana yüzünden:)

tabi ki tigana'nın kadrosu çok zayıf bir kadroydu, bugünkü kadroya göre. o zaman orta sahanın ikilisi serdar-koraydı..bugün bakıyoruz o kadar eleştirilmesine rağmen şampiyonlar ligi finali tecrübesi olan cisse ve yanında alman milli takımına girmiş bir ernst..stoperde gökhanzan,toraman,baki,tandoğan'la uğraşan tigana yerine şimdi sivok-zapo gibi alternatifleri olan bir kadro var ki şu da unutulmasın o zaman delgado yine sene başı sakatlanmış, her maçta 30 dakika oynayabilcek kadar sahada durabiliyor, bobo ligin son periyodunda sakatlanıyor, fenerbahçe maçına yetişip yetişemeyeceği muamma oluyordu..herneyse, eski defterleri açmaya gerek yok ama, jean tigana ısrar edilmesi gereken bir teknik direktördü olmadı, ertuğrul sağlam da ısrar edilmesini istememin tek nedeni de artık bu takımdaki sirkülasyondan sıkılmamdı ama mustafa denizli kadroda revizyonla değil, psikolojik tedaviyle işe başladığı için o da artık problem değil...

evet hepimiz farkındayız, bu takım ligde farklı kazandığı maçlarda bile rahat değildi ama yine de hem kazanılan özgüven, hem gelecek sene yapılacak yamalarla geleceğe eskiye nazaran umutla bakmamız doğal olacak..

Jokond dedi ki...

o zaman size bir soru. 85 puanla şampiyon olan Lucescu'nun Beşiktaş'ı ve 61 puanla lig ikincisi olan Tigana'nın Beşiktaş'ı. Şayet Lucescu'nun kadrosu Tigana'dand aha zengindi derseniz kendimi Sri Lanka berduşlar derneğine adayacağım...

gökhan dedi ki...

"Şayet Lucescu'nun kadrosu Tigana'dand aha zengindi derseniz kendimi Sri Lanka berduşlar derneğine adayacağım..."

yok artık şaka mı bu?

@jokond
konjonktür fiyakalı olmasının yanında anlamlı da bir kelimedir. söz konusu 85 puan alan takımın oynadığı ligle bugünkü aynı lig değil, o takımın maaşını aldığı yönetimle bu yönetim aynı değil, hatta ve hatta o takımı destekleyen taraftarla bugünkü taraftar bile aynı değil. lucescu bence de tigana'dan çok daha iyi bir teknik direktördür ama hakkaten elindeki kadro çok daha zengindi tigana'dan yahu!

2002-2003 kadrosu:
oscar cordoba, tolga doğantez, tayfur havutçu, ahmet yıldırım, guiaro ronaldo, yasin sülün, ahmet dursun, marius constantin maldaraşanu (öncesinde amaral), daniel pancu, sergen yalçın, bayram bektaş, tamer tuna, evren gayır, niyazi güney, kaan dobra, ibrahim üzülmez, federico giunti, pascal nouma, yasin yıldız, eser yağmur, ilhan mansız, ali cansun begeçarslan, antonio carlos zago, göksel gencer, zafer demiray, serdar topraktepe, ali eren beşerler, tümer metin

2006-2007 kadrosu:
vedran runje, murat şahin, ramazan kurşunlu, baki mercimek, ibrahim üzülmez, serdar kurtuluş , ibrahim kaş, ibrahim toraman, mustafa doğan, ali güneş, gökhan zan, mehmet sedef, fahri tatan, ricardo luis p. Rodrigues, jose kleberson pereira, emre özkan, serdar özkan, aydın karabulut , burak yılmaz, matias emilio delgado, ali tandoğan, mustafa koray avcı, ibrahim akın, kenan özer, mert nobre, gökhan güleç, deivson rogerio da silva

karar senin.

ayrıca unutmamak lazım ki, öyle ya da böyle aynı lucescu beşiktaş tarihinin belki de gelmiş geçmiş en iyi kadrosuyla 8 puandan şampiyonluğu kaybeden, onunla da yetinmeyip şampiyondan ciddi puan farkı yiyen, hatta ve hatta ligi ikinci bile bitiremeyip şampiyonlar ligine gidemeyen takımın da teknik direktörüydü.

bunları "lucescu kötü teknik direktördür" demek için yazmıyorum, sadece koşullar değiştiğinde takımların başına nelerin gelebileceğini anlatmak adına yazıyorum. 85 puan - 61 puan kıyaslaması aynı değişkenler üzerinden yapılamaz bence.

Starks dedi ki...

Su Tigana olayina bulasmayayim diyorum ama gozuken o ki olmayacak.

100. yildaki kadro tabii ki Tigana'nin kadrosundan iyiydi. AMA 100. yildaki kadronun basina Tigana'yi getir, o kadronun Tigana'nin 2007 kadrosundan bir farki kalmazdi.

Sergen'i 2 kilo fazlasi var diye takimdan atar, Ilhan'i cok kart goruyor diye yedege ceker, yedek kalinca bin turlu tribale giren Tumer'i yonetemez, drama queen Ahmet Dursun'u idare edemez, Pascal gibi her hareketiyle teknik direktorun ustune cikan bir fenomeni anindan uzaklastirip taraftari karsisina alir, Zago gibi 33 yasinda bir adami transfer etmek yerine Delgado'yu ve Burak'i transfer eder ondan sonra
Uzulmez, Kaan Dobra, Tolga Dogantez gibi oyuncularla oynayip 2. ligi alir ve "helal olsun bu kadar kotu kadroyla yine iyi is yapti" diye ovgu alirdi.

Tigana gercekten de o kadro ile fena is yapmadi, ozellikle Fortis'de. Savunma konusunda iyi isler yapti, disiplinle bir yerlere gelmeye gayret etti.

Keske her sene sampiyonluga oynamak zorunda olan ve gelecege yatirim yaparken, bugunu de cope atmamasi gereken buyuk takimda calismak bu kadar basit olsaydi.


Yildiz ve buyuk egolu oyuncu yonetemeyen teknik direktor buyuk takimda calisamaz, calissa da Tigana gibi calisir. Yildizlari atar, sonra vay be kazmalarla ikinci yapti ovgu alir.

Jessie dedi ki...

anlamıyorum ben. gerçekten anlamıyorum.

jean tigana ali güneş'i kadro dışı bıraktı. neden? idman yapmıyor diye. affedilmesi gündeme gelince ne dedi peki? benden değil arkadaşlarından özür dilesin. ali yatarken onlar çalışıyorlardı çünkü dedi.

sen tigana'yı ligin bitmesine 1 hafta kala gönderdin. gönder. ve ne yaptın aldın ali güneş'e o beşiktaş formasını giydirdin. ve o da beşiktaş'taki son maçı oldu gitti zaten alman 2. ligine orada da tutunamadı.

beşiktaş bu sene şampiyonluğa gidiyorsa tümer, sergen, i.akın, burak gibi profesyonellik anlayışı düşük kişilerin takımdaşlık ruhunu zedelememeleri nedeniyle gidiyor.

tigana bu kulüpte olan abuklukları futbolcusuyla, yöneticisiyle, gazetecisiyle hepsini afişe edip ülkesine dönmüştür. ali güneş'ten sergen yalçın'a, ismail er'den yıldırım demirören'e verdiği mesaj oldukça nettir ve benim için efsane olmaya yeterdir.

bu iyi teknik direktör-kötü teknik direktör tartışması bence biraz abes. luce bambaşka bir adaam, tigana bambaşka. ikisini de severim şahsen, biri eldeki kadroya göre en iyi sistemi seçer, biri kafasındaki sisteme göre en iyi kadronun yapılanması için çalışır. o yüzden luce ile hemen başarı sağlanabilir ancak kalıcı olmaz, tigana sistemini oturttuktan sonra isimlerin pek önemi kalmaz. o yönden elbette ki luce ve denizli şu anki yönetimler için uygun isimler, zira her sene farklı bir futbol aklına göre ya da tamamen doğaçlama seçilmiş futbolcu transferlerini bu gibi isimler en verimli şekilde kullanabilir ama tigana bu kolay yolun yolcusu olmadığından az biraz acı çekmeyi göze alıp sisteminin peşinden gider. ki 1.5 yılda Beşiktaş'ı getirdiği nokta hiç de öyle çok kötü değildi, iki kupa ve bir lig ikinciliği.. kimse lig ikinciliğini küçümsemesin zira 101. yıldaki buhrandan sonra en net başarı buydu.

Starks dedi ki...

"beşiktaş bu sene şampiyonluğa gidiyorsa tümer, sergen, i.akın, burak gibi profesyonellik anlayışı düşük kişilerin takımdaşlık ruhunu zedelememeleri nedeniyle gidiyor. "

Ertugrul Saglam, "Holosko benim zamanimda boyle oynamiyordu" diye aciklama yapiyor. Tello da oynamiyordu biliyoruz, hatta kadro disi kaldiktan sonra coken Uzulmez, Toraman gibiler ve baskalari da. O zamanki gol sevinclerini, kulube goruntulerini de biliyoruz, simdi de goruyoruz.

Simdi takimdaslik ruhu tavan yaptiysa bunu Denizli'ye saygi duyduklari ve Denizli de onlarla birebir gorusmelerinde o saygiyi uyandirdigi icin yapiyorlar. Tigana gibi futboilcuya tepeden bakan, egosu buyuk oyunculari yonetemeyen bir adam bu saygiyi tabii ki uyandiramaz.

Takimdaslik ruhu yok denilen adamlar lig tarihinin rekor puani ile sampiyon oldular, bir de olsa demek ki 102 puani tulum cikaracaklardi. Oonemli olan bu tip adamlara o ruhu verebilmek. Bu da oyle adam atarak keserek olmaz.

Ali Gunes ornegi cok guzel. Daha Ali Gunes'i idare edemeyen biri degil sezon boyu oyle bir takimi yonetmek, Sergen, Tumer, Pascal, Ahmet Dursun, Ilhan Mansiz ile 15 dakika ayni odada duramaz.

Daha iki gun once Ronaldo oyundan cikarken Ferguson'un otoritesini paramparca edecek el kol, agiz burun hareketleri yapti. Ne oldu sonuc? Gelecek sezon da kalsin diye takla atiyor Manchester. Forma bulamayan Tevez her gun basinda Ferguson aleyhine konusup takimdan ayrilmak istedigini soyluyor ama Ferguson hala ondan faydalanmak istediklerini soylemeye devam ediyor.

Bunlar takimdaslik ruhunu bozmuyor mu? Ama dunyada her futbolcuyu alabilecek bir takim bile kendine fayda saglayan boyle oyuncularin yaptiklarini gormezden geliyor.

Match of the Day'i izliyorum, Alan Hansen, Ronaldo'nun yaptiklarini Lineker'e yorumlarken "ayni seyi Fletcher yapsaydi bir daha kulubun kapisindan giremezdi, ama Ronaldo oldugu icin hicbirsey olmayacak" diyor.

Dedigi de aynen cikiyor.

Dunyanin en iyi yonetilen kuluplerinde bile bu boyle. Her futbolcu esittir lafi sadece sozde vardir. Onemli olan o taviz verilen oyuncularin sana ne kazandirdigidir. Oyuncu hem bunlari yapip hem de kotu performans veriyorsa o zaman isi biter.

Son olarak Burak'in ismi neden o oyuncularin arasinda var onu da anlamadim. Onu takima kazandiran, koca bir sezonu heba etme pahasina surekli oynatan, ustune ustluk karakterinde hicbir degisiklik saglamayan da buyuk egitimcinin ta kendisi degil mi?

Ayrica Tigana iyi teknik direktordur gibi bir karsi iddia getirmeye gerek yok. Ben Tigana kotu teknik direktordur demedim, buyuk takimlarda calismasi uygun degildir diyorum. Monaco ve Fulham gibi orta sinif bir takimin baskani olsam Tigana'yi dusunurum. Gelecegi dusunurken bugunu de cope atmamasi gereken Besiktas gibi bir takimin baskani ise Tigana ancak altyapimda hoca olur, A takimin yanindan bile gecirmem.

Jessie dedi ki...

el üstünde tuttuğunuz mustafa denizli, kendisine gelip beni oynatacaksın! diye posta koyan aydın karabulut u neden kazanmaya çalışmamış?

Jokond dedi ki...

sevgili freak,
fikirler değişiklik arz edebilir ama hiçbir beşiktaşlı kardeşime kötü düşünce beslemem bilesin. Herhalde o dönem sözlükte kırıcı bir şeyler yazmışım ki bahsettin, öyle bir şey olduysa da özür dilerim. ha bu arada jessie'yi bu genellemeden itinayla ayırıyorum:)

konu ile ilgili cevap vermem gereken çok şey birikti. en kısa zamanda bir tigana ayzısıyla bu tartışmayı sürdürmek ve oradan daha net ve derli toplu cevaplar vermek istiyorum.

Starks dedi ki...

"el üstünde tuttuğunuz mustafa denizli, kendisine gelip beni oynatacaksın! diye posta koyan aydın karabulut u neden kazanmaya çalışmamış?"

Karsilikli diyaloga gireceksek once bazi konularda anlasalim.

Eger sen kendine gore (hatta bana gore de) hakli sebeplerle Bobo'nun eksikliklerini ve Nobre'nin artilarini yazdigin zaman, birilerinin cikip sana "Nobreci" ya da "Bobo dusmani" gibi sifatlar yakistirmasina sinirleniyorsan, o zaman senle ayni dusuncede olmayan ve Tigana'daki eksikliklerin bir kisminin M. Denizli'de oldugunu soyleyen birisine de "Denizlici" anlamina gelen "el ustunde tuttugunuz" seklinde bir yakistirmada bulunman yakisik almaz.

O zaman aylardir Denizli'nin maca basladigi kadrolari, Delgado sevdasini, oyuncu degisikliklerini elestiren bana bir baskasinin da "Denizli dusmani" demesi gerekir.

Eger ilk fikir ayriliginda, sana yapilmasini istemedigin seyi bana yapacaksan o zaman ben bu isin icinde olmam. Onu bastan belirteyim.

Sordugun soru konusunda yeterli bilgim yok. Devre arasindan once mi soylemis, sonra mi soylemis bunu Aydin, bilmiyorum. Ama Aydin eger Denizli'nin gozunde su an icin onemli biri olsaydi, ona yaklasimi buyuk ihtimalle farkli olur ve boyle bir olay yasanmazdi. Belki de yasanirdi, o zaman da Denizli'ye iyi becerememis derdik. Tipki yaptigi diger yanlislari soyledigimiz ve Tigana'nin baska alanlarda yaptigi iyi seyleri belirttigimiz gibi.

Jessie dedi ki...

starks,

mustafa denizli'ci derken senin şahsını kastetmiyorum yanlış anlama. şimdi burada yazarak kimin ne konu hakkında nasıl düşündüğünü gerçekten bilemiyorum. öyle ortaya yazdım. amacım sana denizlici demek değildi.

dediğim, denizli gibi iletişim üstadı bir insan bile aydın karabulut veya batuhan konusunda pes etmişse demek ki alex ferguson'un da rest çekeceği bir sınır vardır. bu sınır sende yüksektir bende alçaktır ama bir sınırı vardır bu işi.

jokond, senin dediğini de anlamadım. beni itinayla ayırmakta ciddi misin gerçekten? yani beni kırdıysan bile özür dilemez misin, ben beşiktaş'lı kardeşin değil miyim? olmak zorunda değilim de çizdiğin profile uymuyor o yüzden soruyorum.

Jokond dedi ki...

jessie öyle olsa sonuna o ":)" işaretini koymazdım değil mi? takılıyorum sana sadece...

Jessie dedi ki...

:) tamam o zaman.

Gökhan dedi ki...

100.yıl kadrosu efsaneydi bence,tigana dönemi ile kıyaslanmaz bile.
o sezon tigana ya çok laf ediyordum ama belki de gidince degerını anladım,ya da badem gözlü oldu o da olablir tabi:)
iyi ya da kötü belli ilkeleri olan sistemli çalışmayı düşünen bir adamdı en azından tigana.ama yine de 61 puan düşüktür her ne olursa olsun beşiktaş için.

Yorum Gönder

Ara