.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
30 Ocak 2009 Cuma

Dimyat' a Giderken...

Bazı şeyleri anlamak mümkün olmuyor gerçekten. Bugünün tarihi 30 Ocak 2009. Transfer sezonu açılalı 1 ay oldu. Neticede Beşiktaş yapması elzem olan transferleri değil, lüks transferleri yaptı. Ortasahanın ortasına Delgado'nun arkasına - Sivok'un önüne bir oyuncu alınacaktı, hala alınacak. Peki bu oyuncu alınırken kimler feda edildi? Bu saatten sonra Edu-Seric ikilisinden verim beklemek hayalciliktir. Edu zaten sezon sonu gideceği için idareten oynuyordu. Yeni bir Jose Kleberson, Ricardinho skandalıyla karşı karşıyayız. Devre arası gönderilmesi gündeme gelip gönderilmeyen futbolcular ve 2. yarı kadro daralması nedeniyle güçten düşen bir Beşiktaş. Bugün itibariyle Seric ve Cisse'yi Beşiktaş kadrosunda düşünmek hatadır. Oyuncular psikolojik olarak dağılmışlardır ve toparlanmaları mümkün değildir. En azından ben böyle bir geri dönüş hayatımda görmedim diyebilirim. Beşiktaş'ın bir diğer kaybettiği oyuncu ise Uğur İnceman. Oyuncu faydalı olmuştur, olamamıştır orası ayrı. Sezon başında Flamini ve Gilberto Silva'yı kaybeden Wenger, yeni transfer üzerine bir soruya; " Paramız var, istersek transfer yaparız ancak bu yaptığımız transferlerle Abou Diaby, Denilson ve Song'u kaybedersek bu transfer bize güç katmaz" demişti. Çünkü Diaby "Flamini gitse de 11'e yerleşsem" diye pusuda bekliyordu. Elbette Uğur İnceman'ın bu hırsı, bu iddiası olduğunu söyleyemeyiz. En azından bunu ispatlamadı. Ama bu saatten sonra ben Uğur'un yerinde olsam takımdan ayrılmak isterim. Forma sırası bana gelmişken yine dışarıdan birine ihtiyaç duyuluyorsa orada benim oynama şansım yoktur demektir. Ben böyle anlarım yani. İşin en kötü tarafı da şu ki, bunca problem yaratan transferin belki de hiç gerçekleşmeyecek olması. Seric sol bek, Cisse-Uğur ortasaha.. Ne alakası var bir transferin şu alakasız pozisyonların oyuncularıyla diyeceksiniz ama burası Beşiktaş'sa her şey olabiliyor. Oyuncuya dönüp "yok sizi satmak istememiştik" diyemezsin ki bu saatten sonra. Neticede 6+2 kuralı hala geçerli. Zapotocny-Sivok-Delgado-Tello-Bobo-Holosko dediğin an 6 yabancıyı zaten buldun. Seric-Cisse senin zaten yedek yabancıların. Seric gitsin diyenler var. Gitti diyelim, gittin Taiwo'yu aldın Marsilya'dan sol beke. Ne oldu? Sivok'u mu keseceksin bu sefer? Futboldan, matematikten bu kadar anlayan insanların kulüp üzerinde kurdukları transfer baskısına bakar mısınız? Bugün Bobo-Holosko neden beraber oynamıyorlar diyenler yarın yeni bir ön libero gelirse Zapo-Sivok-Delgado-Tello dörtlüsünün birinden vazgeçmek zorunda kalacaklar. Ben de Mustafa Denizli'yi biraz tanıdıysam, bu oyuncu Tomas Zapotocny olacaktır. Öyle görünüyor...

2 Yorum:

repLanigre dedi ki...

yeni transfer yapmak - ki yapilacak transferin kalitesi cok tartisilir su durumda - ugruna kadrodaki elemanlari da dibe vurdurarak yine fantastik bi işe imza atiyoruz. seric'in sezon basindan beri yasadiklari tamamen trajik. adami aldik, sonra gordon'u yollayamadik diye sozleşmesini feshettik. gordon gidince yeniden sozlesme yaptik. bu sefer uzulmez'in yedegi oldu. denizli geldi ayri maymun etti. devre arasi gondermek icin 10 takla attik. simdi kalsa ne olur gercekten..

takimin basindaki teknik kadro bile sabit olamadigi icin transfer ve kadro planlamasi olmuyor bu takimda tabi. hadi saglam sezonu bitirdi yeni sezon icin kendi planini yapti diyelim, o da kendi gitmek zorunda kaldi.

adam sivok & zapo yu getiriyor, denizli lig tv den "toraman & zan" bunlardan daha iyi diyor.

elindeki kadroyu kabullenip maksimum verimle oynatan lucescu geliyor aklima bir tek. onun disinda her adam sanki kendi favorilerini secti, digerlerine sirtini dondu

shelbyl dedi ki...

6+2 denen sacmaligin olumsuz sonuclari. Zaten oynatmadigin yabanciyi kusturme riskin oldukca fazla, bir de "Yeni yabanci alacagiz" deyince +2'ler basta olmak uzere basinin "X gidiyor" uzerine cullanmasi, senin de buna canak tutman ise ayri bir kepazelik.

Ama su var, "Istenmedigim yerde durmam" mantigi yoneticinde olmayinca, adamlar futbolcunun da o sekilde dusunecegini saniyorlar, o bakima haklilar yani. Keske herkes yuzsuz olsa.

Yorum Gönder

Ara