.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
24 Kasım 2008 Pazartesi

Jean Tigana'lı Beşiktaş'ın Şampiyonluk Maçı



Bir Fenerbahçe maçı öncesi, eski bir maça gidelim. Tarih 5 Mayıs 2007, yer İnönü stadı. Sezona büyük bir revizyonla başlamış, kupada ve ligde kör topal ilerlemiş ve her şeye karşın yine de şampiyonluk umudunu evindeki Fenerbahçe maçına kadar taşımış bir Beşiktaş ve yüzüncü yılında lider olmasına karşın hayal kırıklığı yaratan bir performans sergileyen Fenerbahçe karşı karşıya geliyor.


Maça çıkmadan önce 2 puan gerideydi Beşiktaş. Ne yazık ki ben de biraz gerideydim maça çıkmadan önce, zira bir düğün görevini daha savuşturmam gerekliydi. Nikah kıyıldı, takı takıldı ve ben kız arkadaşımla taksiye atlayıp bir kafenin arka sıralarına vardığımızda maç başlayalı henüz 5 dakika olmuştu. Oh be çok geç kalmamışım ama hay anasını ki, ayağım da uğursuz geldi. Soluklanmamın bitmesi ile golü yememiz bir oldu. Pek yumuşak bir işçi olmayan Tuncay ayağının üstü-dışı karışımı ile Beşiktaş defansının arasına topu bırakıyor ve işte Kezman Türkiyede’ki en önemli işini yapmış oluyordu, Dakika 12, skor 0-1..


Taraftar bile olsanız, maç başlamadan önce yeterince konsantre olmamışsanız, maça ısınmanız zaman alıyor. İşte o gün tam da bana bu oldu. Son anda yetiştiğim maça daha konsantre olamamıştım ki geriye düştük. Ulan noluyo, kim nerde oynuyor? Bobo nerde diyemeden daha maç bitmiş aslında ya bizim haberimiz olmamış.


Beşiktaşın defansında, sağda Mustafa Doğan, solda Baki, ortada ise Gökhan ve İbrahim Toraman var. Bugün bu isimleri hatırlayınca, vay be bu adamlarla şampiyonluk maçına mı çıkmışız demeniz doğal ama işte Tigana o adamlarla ligin en az gol yiyen takımı olmayı başarmıştı, hem de çoğu kimsenin karşı çıktığı ofsayt taktiği ile. Hele bir de o maçta yenilen gol tam da ofsayt taktiğinden gelince, ne keyfe gelmişti yorumcular sormayın gitsin. Halbuki o kadar düz adamla defansta hata yapmamanın, hata yaparsanız kaleden uzak olmanın ve defans ile forvet arasındaki mesafenin kısa olmasının tek yoluydu ofsayt taktiği. Ofsayt taktiği ile gelen ofsayt taktiği ile gider diye bir söz var mı bilmem ama o gün ofsayt taktiği değildi maçı kaybettiren. Rakibimiz bizden daha iyiydi ve en az bizim kadar maçı istiyorlardı. Tüm bunlara rağmen kötü de oynamamıştık.


Golden sonra yavaş yavaş karşı kaleye gitmeye başladı Beşiktaş. 20’li dakikaların başında Delgado ortadan yardırıp, sağa topu bıraktığında ne yazık ki o topu bıraktığı isim Burak’tı. Çaprazdan vuruşu ağlara takıldı derken, aynı bölgeden Delgado yine yardırdı, bu sefer kaleye vurdu top az farkla auta çıktı. Az biraz sonra Delgado yine aynı bölgeden, yine aynı isme servis yaptığında Burak pozisyonu bu sefer de vursam mı pas mı versem kararsızlığında heba etmişti.
İlk yarı bitti, Beşiktaş bastırıyor gibiydi ama tabi ki kadrosu oranında da yavandı. İkinci yarıya girerken bir yanda beklenen olurken Bobo giriyor, bir yandan da beklenmedik bir şekilde Delgado sakatlanıp oyunu terk ediyordu.


İkinci yarı tamamen Fenerbahçe’nin sahasında geçiyordu ama beklenen gol de bir türlü gelmiyordu. Rico Fenerbahçe cezasahasının etrafında turlaya dursun, bir tane şut çekmediğinden maç boyu, bu arada belirtelim ki Üzülmezin iki tane şutu var, Beşiktaş sonlara doğru iyice oyundan düştü. Hele Toramanın kırmızı kartından sonra hepimiz maçı bitti sandık kii, 89. Dakikada kullanılan serbest vuruşta Nobre’nin indirdiği topa vuran Bobo, topu…..tabi ki Beşiktaş bir Hollywood filminin kahramanı değil de bir anti kahraman olduğundan dışarı vuruyordu, müsait pozisyonda.


İyi de ben bu maçı niye anlattım? Türkiyede futbol o kadar plansız programsız ki. Belki şu maçı Beşiktaş alsa, Tigana görevinde kalcaktı. Niye kalmadı, çünkü takımı bu kadroyla kaleyi 19 kere yoklamış, golü bulamamışken, rakibi 7 kez yokladığı Beşiktaş kalesine golü atınca bir devir daha kapanmış oluyordu. Gerçi bu olsalar-bulsalar bulunsaydı, bu maçtan bir sene evvel DenizlideAppiahın son dakikadaki kafa şutu bir karış aşağıdan gitse, İnönüde o gece Fenerbahçenin teknik direktörü Zico değil, Daum olurdu. Bu kadar da programlı yönetilen kulüblerimiz var işte..

2 Yorum:

kerim dedi ki...

enteresan işler yapıyorsun shrek. takibe devam ediyorum. şimdi yazıyı okuyayım sonra devam ederim.

kerim dedi ki...

ööööööööööffffffffffffff ya ben de shrek önümüzdeki maçı değerlendiriyor sandım. meğersem masal anlatıyormuşsun. neyse eskişehir maçına gittim. bakıyorum herkes beğenmiş te ben beğenmedim takımı. eskişehir bu ligi en dandik 3 takımından biridir shrek. ama adamlar 2 tane gol atacaktı bize. eskişehir maçındaki gibi oynarsak fener bizi yener. zaten herifler 3-4 yıldır hep yeniyor bizi derbilerde. bu maçı kazanırsak şampiyon olacağımıza inanmaya başlayailririm. derbi maç kazanamadan şamiyon olmazasın . bizim takım senelerdir derbilerde ve kayseri-sivas ghibi takımlara hep yeniliyor. neyse maçla ilgili değerlendirme yapacak mısın ? o zaman detaylı konuşuruz.

Yorum Gönder

Ara