24 Kasım 2008 Pazartesi
ISO 9001 ve 3D
Biliyorsunuzdur, Türkiye’nin ilk, belki de tek, kalite sistemi belgesine sahip kulübü Beşiktaş. Tee Serdar Bilgili zamanında modernleşme hamleleri için atılan bu adım esasen modern dünyanın kalabalık örgütlenmelerdeki verimi artırmak için askeri düzenden esinlenerek yarattığı bir sistemin uygulanmaya çalışılmasından ibaret.
Sistemin temeli, örgütlerin faaliyetlerindeki her bir adımın kontrolü, bu kontrol sayesinde adımlardaki hataların tespit edilebilmesi ve proseslerin gelişimi için çalışma yapılması, örgütteki her bir birimin ve birim yöneticilerin görev tanımının yapılması ve örgütün devamlılığı için kişilerden bağımsız bir yapının oluşturulması vs vs..
Şimdi Türkiye’nin ilk kalite belgeli kulübü Beşiktaş’a dönüyoruz, Beşiktaşta bir spor kulübünde gerçekleştirilen adımların kontrolünün yapıldığı şüpheli, herhangi bir geliştirme çalışması yapılmadığı da şüphesiz. Diğer konular ise daha vahim. İş bölümü ve görev tanımı diye bir şeyin olduğunu söyleyecek kimse yoktur, yöneticilerin hangisi ne yapıyor, menajerin yetki sınırı nedir hep muamma. Bu işin saha dışı kısmı, saha içine gelince de aynı sorun söz konusu. İş bölümü net yapılamamış, görev tanımı diye bir şey yok.
Örgütün kişilerden bağımsız hale getirilmesi hususu ise, en başarısız olunan konu. Kulübün geleceği şu an için 3D’ye bağlı. İlk D, Demirören. Düşünün bir kulübünüz var bir gün bir başkan geliyor, az biraz borcu olan kulübü kendisine borçlandırıyor, hem takımın geleceğini ipotekliyor hem de verdiği 50 milyon dolarla Beşiktaşı satın almış oluyor. Hangi Beşiktaşlıya sorsak, kulübün satılmasına karşı çıkar ama şu anki durum Demiören’in kulübü satın almasından da beter. Göz göre göre, güzelim kulübü hacıladı, amiyane tabirle. Devamlılık açısından düşünürsek de, bugün kulüp onun verdiği paralarla dönüyorsa, yarın gittiğinde maddi olarak bir çöküntünün olacağını söylemek malumun ilanı olur ancak.
Diğer D’ye gelirsek, sonunda Beşiktaşa gelmeyi başaran Denizli var. Türkiyenin iki ünlü teknik direktöründen biri. Kendisini sempatik bulurum bulmasına da sistemini geniş planda düşünürsek, Denizliden başkası bu sistemi uygulayamaz. Yani allah korusun yarın Denizliye bişey olsa, futbolcular sudan çıkmış balığa döner. Ya da Beşiktaş seneye başka bir teknik direktörle çalıştığında illa ki bocalayacak. Buradan Denizlinin oynattığı sistemi eleştirdiğim anlaşılmasın. Sistemin Mustafa Denizli tarafından işletilmesi başka bir şey, sistemin teknik direktörlerinden bağımsız şekilde kendi kendine işlemesi başka bir şey.
Son D ise, en sevdiğim D. Delgado. Tartışmalı bir konu Delgado ki o konuda söyleyeceğim çok şey var. Ama biz yine konumuza dönelim, sistemin isimlerden bağımsız hale getirilmesine ve ISO 9001 belgeli Beşiktaşa gelelim. ISO 9001 belgeli Beşiktaş bilmem kaç yıldır sistem kurmak yerine sistemi bir kişinin üzerine yıkmaya çalışıyor. Çünkü başarı böyle gelir zannediliyor. Başarıyı böyle yakalayan takımlar var mı var, ama o sistemi üzerine kurdukları adamlar gittiklerinde öyle bocalıyorlar ki arkalarından yıllarca ağıt yakıyorlar. Bu genel bir 10 numara problemi ama işin daha komiği, Delgado’nun klasik bir 10 numara olmaması. Hem sistemsiz tek adam takımı kurmaya çalış hem takım oyunu oynamaya çalışan bir 10 numaran olsun, hem de sistemi onun üzerine kurmak için hiçbir şey yapma.
Uzun lafın kısası dostlar, kim verdi bu Kulübe bu belgeyi be?
Sistemin temeli, örgütlerin faaliyetlerindeki her bir adımın kontrolü, bu kontrol sayesinde adımlardaki hataların tespit edilebilmesi ve proseslerin gelişimi için çalışma yapılması, örgütteki her bir birimin ve birim yöneticilerin görev tanımının yapılması ve örgütün devamlılığı için kişilerden bağımsız bir yapının oluşturulması vs vs..
Şimdi Türkiye’nin ilk kalite belgeli kulübü Beşiktaş’a dönüyoruz, Beşiktaşta bir spor kulübünde gerçekleştirilen adımların kontrolünün yapıldığı şüpheli, herhangi bir geliştirme çalışması yapılmadığı da şüphesiz. Diğer konular ise daha vahim. İş bölümü ve görev tanımı diye bir şeyin olduğunu söyleyecek kimse yoktur, yöneticilerin hangisi ne yapıyor, menajerin yetki sınırı nedir hep muamma. Bu işin saha dışı kısmı, saha içine gelince de aynı sorun söz konusu. İş bölümü net yapılamamış, görev tanımı diye bir şey yok.
Örgütün kişilerden bağımsız hale getirilmesi hususu ise, en başarısız olunan konu. Kulübün geleceği şu an için 3D’ye bağlı. İlk D, Demirören. Düşünün bir kulübünüz var bir gün bir başkan geliyor, az biraz borcu olan kulübü kendisine borçlandırıyor, hem takımın geleceğini ipotekliyor hem de verdiği 50 milyon dolarla Beşiktaşı satın almış oluyor. Hangi Beşiktaşlıya sorsak, kulübün satılmasına karşı çıkar ama şu anki durum Demiören’in kulübü satın almasından da beter. Göz göre göre, güzelim kulübü hacıladı, amiyane tabirle. Devamlılık açısından düşünürsek de, bugün kulüp onun verdiği paralarla dönüyorsa, yarın gittiğinde maddi olarak bir çöküntünün olacağını söylemek malumun ilanı olur ancak.
Diğer D’ye gelirsek, sonunda Beşiktaşa gelmeyi başaran Denizli var. Türkiyenin iki ünlü teknik direktöründen biri. Kendisini sempatik bulurum bulmasına da sistemini geniş planda düşünürsek, Denizliden başkası bu sistemi uygulayamaz. Yani allah korusun yarın Denizliye bişey olsa, futbolcular sudan çıkmış balığa döner. Ya da Beşiktaş seneye başka bir teknik direktörle çalıştığında illa ki bocalayacak. Buradan Denizlinin oynattığı sistemi eleştirdiğim anlaşılmasın. Sistemin Mustafa Denizli tarafından işletilmesi başka bir şey, sistemin teknik direktörlerinden bağımsız şekilde kendi kendine işlemesi başka bir şey.
Son D ise, en sevdiğim D. Delgado. Tartışmalı bir konu Delgado ki o konuda söyleyeceğim çok şey var. Ama biz yine konumuza dönelim, sistemin isimlerden bağımsız hale getirilmesine ve ISO 9001 belgeli Beşiktaşa gelelim. ISO 9001 belgeli Beşiktaş bilmem kaç yıldır sistem kurmak yerine sistemi bir kişinin üzerine yıkmaya çalışıyor. Çünkü başarı böyle gelir zannediliyor. Başarıyı böyle yakalayan takımlar var mı var, ama o sistemi üzerine kurdukları adamlar gittiklerinde öyle bocalıyorlar ki arkalarından yıllarca ağıt yakıyorlar. Bu genel bir 10 numara problemi ama işin daha komiği, Delgado’nun klasik bir 10 numara olmaması. Hem sistemsiz tek adam takımı kurmaya çalış hem takım oyunu oynamaya çalışan bir 10 numaran olsun, hem de sistemi onun üzerine kurmak için hiçbir şey yapma.
Uzun lafın kısası dostlar, kim verdi bu Kulübe bu belgeyi be?
Etiketler:Beautiful Freak
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...5 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...8 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...10 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...10 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-
0 Yorum:
Yorum Gönder