16 Ekim 2008 Perşembe
Kaybederken Güzel Olmak
Zaten hep böyledir de futbolda daha bir net görülüyor, kazanırken güzel olmak. Sonra bir bakıyorsunuz o güzelliklerden eser kalmamış işler ters gidince. Kazandığınızda takımınızdaki arkadaşlık inanılmaz olur, kolej havası başarıyı getirmiştir ya da yok yok, kolej havası değil, takımdaki yaşlı oyuncuların abilik yapması ya da belki de gençlerin dinamizmi, teknik direktörünüzün babacanlığını da unutmayın ama en önemlisi başkanınızın ileri görüşlü olması. Herşey ne kadar güzel. Kazanırken Aziz Yıldırım'a iyi bakın, dostluk kardeşlik, büyük takımların ortak haraket etmesi gerektiği vs..Ama hep böyle sürmez. Sonuç gelmezse, takımdaki arkadaşlık kamplaşmalara, takımın abileri veteran futbolculara, takımın gençleri acemilere, teknik direktörünüz stajere, başkan beceriksize döner birden... Kazanırken hep bir daha hiç kaybetmeyecek, kaybederken de bir daha hiç kazanamayacaksınız gibi gelir..
Bunları düşünürken aklıma hep 90'lı yılların Beşiktaş'ı düşer. Onlar efsaneydi, onlar birer beyfendiydi, zekilerdi, hınzırlardı, hazırcevaplardı ama en önemlisi kazanmışlardı. Bir de şimdiye bakıyorum, Baki Mercimek'i, Matias Delgado'yu, Serdar Kurtuluş'u, Bobo'yu ve onlar henüz kazanamadıkları için haklarında yapılmayan methiyeleri düşünüyorum. Acı ama gerçek bu. Futbolda da hayatta da kazanamazsanız çirkin anılırsınız.
Bunları düşünürken aklıma hep 90'lı yılların Beşiktaş'ı düşer. Onlar efsaneydi, onlar birer beyfendiydi, zekilerdi, hınzırlardı, hazırcevaplardı ama en önemlisi kazanmışlardı. Bir de şimdiye bakıyorum, Baki Mercimek'i, Matias Delgado'yu, Serdar Kurtuluş'u, Bobo'yu ve onlar henüz kazanamadıkları için haklarında yapılmayan methiyeleri düşünüyorum. Acı ama gerçek bu. Futbolda da hayatta da kazanamazsanız çirkin anılırsınız.
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...5 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...8 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...10 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...10 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldık...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...11 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...12 yıl önce
-
-
4 Yorum:
buradan geniş perspektifte kulüplere de varabiliriz. kazanmayan beşiktaş'ın çirkinliği gibi... hani denir ya beşiktaş kazanmasa da olur diye. tabi elbet olayın bir ahlaki boyutu da var ama hep söylerim beşiktaş-fenerbahçe-galatasaray neden bugüne kadar gelebilmişler de beykoz vefa sarıyer vs gelememişler...başarı tabii ki.
ama ben bir futbol takımının her şeye rağmen kaybettiğinde de güzel olabileceğine inanıyorum. ha shrek bunu ütopik bulur orası ayrı. ütopyalar da neticede ulaşılsın diye var değiller.
tigana mesela bir kaybedendi ama sevdik onu. bize, futbol dışında bir dünya görüşü sundu. bir figür olarak. adam rezil oynanan her maç sonunda çıktı, "daha fazla çalışacağız" dedi. "hayat devam ediyor" lafı da bir hayat görüşünü sunar aslında, beğeniriz beğenmeyiz. beğenilmeyince ertuğrul pozisyonuna düşüyorsunuz zaten. mesela bu iki maç sonu demeci bambaşka iki dünyanın aynası bence.
bir de konuya dönersek arsene wenger'in Uefa kupasını galatasaray'a kaybettiği gün stada getirttiği şampanyaları galatasaray soyunma odasına göndertmesi var... herhalde kaybederken güzel olmak tam da bu olsa gerek.. en azından futbol dünyasında.
bir de sabonis'in hakemin taraflı tutumu yüzünden ağlaması vardır hüngür hüngür... yunanistan'da litvanya-yugoslavya maçı.. hakem amerika'Lı. basketbolda yugoslav lobisi hakim. ikinci devre hakem yavaş yavaş kıyıma başlıyor. sabonis sinirleniyor falan oyundan atılıyor. kenarda ağlamaya başlıyor. litvanya takımı sahayı terkediyor. yugoslavlar litvanyalıların yanına gidip hadi gelin devam edelim diyorlar. o ana kadar tarafsız yunanistan seyircisi o ana kadar yunan milli takımına vermediği gönülden desteği litvanyaya veriyor. maç kaldığı yerden devam ediyor. kısıtlı kadrosuyla litvanya adeta ölümüne mücadele ediyor... ama zaten favori olan yugoslavya altın madalyayı alıyor... alıyor almasına da 2.nin ayakta alkışlandığı 1.nin ıslıklandığı bir şampiyona olarak ta tarihe yazılıyor...
ah işte beşiktaş kazanamayınca çirkin oluyor artık, sorun o. beni üzen de arada yaşla beraber kuruların da yanması.
o hikayelerin altına en güzeli o senin de gittiğin o meşhur gençlerbirliği maçı, hani ankarada başka bir maç oynanırken oynanan. orda da kaybederken güzel olan bir takım vardı sorun şu ki, futbolun hafızası balık hafızası. geçmişten geriye kalan sadece istatistik oluyor bazıları için. o istatistik de beşiktaş 12, fener cimbom 17 şampiyonluk yazıyor
bir de kazanırken çirkin olmak var, o ayrı. bkz fatih terim. ama benim en çok sinirimi bozan, sırf başarılı olamadıkları için del bosque'ye yeniköy kasabı, tiganaya mösyö kürdan denmesi. tamam çirkin anılır dedik de bu kadar alçaklık olamaz. lakapların anlamı bile kazanırken değişir. takoz recep vardı, takozdu ama sevilirdi, çünkü takım iyiydi, takoz baki geldi, tribünlerin o her hamlesindeki ah uh sesini dinlemeden topunu oynadı, ama gönderilince bayram yapıldı. yani takozdan takoza bile fark var.
kupada kuralar cekildi. gaziantep bb ve gazinatep ? ne dusunuyorsunuz ?
kupada enteresan isler olucak galiba. dikkatle takip edelim :)
galatasaraydan sadece kuraları çeken adamlarını transfer etsek, hem avrupada hem kupada daha başarılı oluruz diyorum ben sadece.