.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
16 Ekim 2008 Perşembe

Teknik Direktörlük Üzerine

Jessie madem kalecilikten girmiş topa ben de teknik direktöre al da at dercesine pas vereyim. Nasıl olsa futboldaki en "düz mantık" iki mevkide kaleciler ve teknik direktörler var. Gol yedi, kaleci suçlu. Takım yenildi teknik direktör suçlu. Vay beee...

Hele bir Beşiktaşlı için şu teknik direktör mevzusu daha da can yakıcı. Gordon Milne dahil o zamandan bu zamana şu takımın başında gördüğüm tek kötü teknik direktör Rıza Çalımbaydı. Rıza Kaptan hep Rıza Kaptan da, teknik direktör Rıza Çalımbay fenaydı gerçekten. Ama onun dışındakilerin hepsi kendilerine göre artıları eksileri olan teknik direktörlerdi. Ha kimi teknik direktör vardır, takımı potansiyelinin az altında az üstünde oynatır. Kimi özel teknik direktörler vardır, takımın potansiyeline bakmaz başarıya ulaşır. Bir de kötü teknik direktörler vardır, onlar da takıma sanki çomak sokarcasına hareket ederler ama dünya üzerinde takımın potansiyeline bakmadan uçuran antrenörler de takımı çomaklarcasına yöneten antrenörler de az bulunur.

İşte Beşiktaşın çoğu hocası kendilerine has, ısrar edilse başarılı olabilecek isimlerdi. Bir Lucescu hariç, çünkü o özel bir teknik adam. Ama dedim ya diğerlerinden birinde ısrar edilse, Beşiktaş şimdikinden daha başarılı olurdu. Olmadı. Çünkü başarısızız ama bir yandan da kimseye bok sürdürmüyoruz. Beşiktaş harika, futbolcular yıldız, taraftar dünyada bir numara ama işte sorun Teknik Direktörde. Çünkü o bir kişi. Onu gönderdiğiniz an yine kendinizi iyi hissedebilirsiniz, sorun gitmiş oluyor, şampiyonluk ümitleri yeniden yeşeriyor. Gelen teknik direktöre dik durun diyoruz da, az biraz da taraftar dik dursa. Türkiyede bu teknik direktör kıyımı öyle bir hale geldi ki, üç dört sene istikrarını bozmayan takım diğerlerinin çırpınmasından faydalanıp öne geçecek.

6 Yorum:

Jessie dedi ki...

son dönem beşiktaş teknik direktörleri arasında bir sıralama yapacak olursam;

tigana
lucescu
del bosque
daum
sağlam
denizli
calimbay olur herhalde..

burada en cok sıkıntı çektiğim kısım tigana, lucescu tercihiydi. burada bence temel farklılık düşünce biçiminde. uzun vadeli plan yapıyorsan tiganayı, kısa vadeli yapıyorsan lucescuyu tercih edersin. tiganayla kısa vadeli, lucescuyla uzun vadeli plan zor yapılır.

del bosque 3. sırada olur. taktik anlayışından değil, transfer tercihlerinden. üzülmez varken juan fran'ı aldırması. ligin devre arasında gerekli değişiklikleri yapmaması vs. yoksa bence oyun planı, görüşü, disipli ve vizyonuyla 1. hocadır. "stoper çıkar forvet sok"çular anlayamaz.

daum'un da iyi kötü bir planı olmuştur. en azından fizik gücü en yüksek takım hep daumun takımı olmuştur.

sağlamsa teknik direktörlüğünde sallanıp durdu. futbolun doğruları konusunda hemfikirdik ama dik duramadı.

denizli ve çalımbay, kendi oyun planı olmayan, rakibin oyun planını bozmaya yönelik stratejiler geliştiren hocalar. calımbay bunu savunma, denizli ise hücum yönünde düşünüyor. ikisiyle de uzun vadede problemler yaşanıyor ama enteresan maçlar da hep bu adamlara denk geliyor.

3-4'lük kadıköy macerasında teknik direktör tigana olsaydı 3-0, 4-0 fenerbahçe kazanırdı. del bosque öyle... çünkü bu adamlar kaybedeceğini bile bile "futbol"u düşünen, meslek kariyerleri ve karekterleri rakibe göre oynama prensibinden yoksun hocalar. ki ben böylesini daha çok severim. gel gör ki dediğim gibi 3-4 lük bir galibiyet alınacaksa bu rıza gibi bir teknik direktörün varlığıyla gerçekleşebiliyor. bence o maçın da ona gelmesi tesadüf değil.

şu uzun vade konusu yönetimlerin acziyetinden başka birşey değildir, bir alman hoca gidiyor, brezilyalı geliyor mesela, birbirine iki zıt ekol. ne alaka? bir hoca gönderiyorlar, 3-5-2'ci gelen hoca 4-4-2'ci. Nasıl çevirsin adam takımı kendi isteğine göre. Üst üste birbiirinden o kadar alakasız hoca seçimleri oluyor ki, böyle bir süreçten geçen takımlar bir süre sonra çorbaya dönüyor işte. fakat beşiktaşın şansı şu ki, tigana zamanına gelene kadar olan çorba, tigana sayesinde reset atılıp temizlendi ve güzel bir kadro kuruldu, imkanlar çerçevesinde. ki o kadro başarısız da sayılmazdı, süper kupa, türkiye kupası, şampiyonlar ligi bileti gibi. ardından gelen ertuğrul sağlam döneminde de yönetim büyük bir hata yapmadı ve kadro ile çok oynamadı. korkum şu ki bu takım başarısız olursa bu sene büyük ihtimal yeni bir çorba vakası geliyor.

gizli santrafor dedi ki...

turkiyede zaten 3 takim sampiyon oluyor. son senelerde gelen kayseri ve sivas onlarin arkasinda.

senin oyuncularin zaten digerlerinden kaliteli. sen hem uzun vadeli dusuneceksin ama ayni zamanda genis kadronu kullanip gunu de kurtaracaksin.

soyledigim yanlis anlasilmasin kesinlikle teknik direktorlugu kucumsemiyorum. ama son 16 senede 2 sampiyonlugun ve avrupada sadece bi uefa ceyrek finalin varsa, gelen giden kim olursa olsun teknik direktorun en buyuk sorumludur.

öyle de gizli santrafor, hem 3 takım şampiyon oluyor diyosun hem 16 yılda 2 şampiyonluk var diyosun. demek ki artık iki takım şampiyon oluyor, e beşiktaşın kadrosu iyi değilse bu her gelen hocanın suçu mu? bir hoca gidiyor, yenisi yeni transferler yapıp takımı tanıyana kadar şampiyonluktan uzaklaşıyor, o gidiyor, yine bi yandan yeni futbolcu alıp bi yandan da eski futbolcuları tanımaya çalışıyor. vs vs vs. bu sistemdeki temel sorunlardan biri, yabancı hoca gelince hıyarın teki çıkıp diyor ki, hocam bizim sağ açık sol açık forvete ihtiyacımız var. sonra o hoca da isim veriyor gidilip alınıyor ama bi bakıyosunuz takımın aslında stoperi orta sahası boş..

bizim karar veremediğimiz bir türlü günü mü kurtaralım uzun vadeli mi yatırım yapalım mevzusu. ama ne günü kurtardık ne uzun vadeli başarılı olabildik. del bosque'nin eline tayfun,okan,ali güneşi verip, şampiyonluktan uzaklaşınca altınca ayda kovuyorsun, tigana geliyor, 2002'den bir tek üzülmezi bırakacak şekilde takımı revize ediyor, sen adamı göndermek için kalemşörlerinle taciz ediyorsun. scala zamanında fazlı,erman,ümit bozkurt üçlüsüne 20 milyon dolar veriyosun, adamı kovmak için hasta olduğunu bizden sakladı diyosun..beri yandan da bütün bunlar bitmesin dertler şarkısı eşliğinde taraftarlarca izleniyor.

gizli santrafor dedi ki...

simdi takildigin nokta su beautiful shrek. evet artik iki takim sampiyon oluyor gozuken o suan. yalniz bu demek degilki biz son 16 yilda 2 sampiyonluk alirken geride kalan 14 sezonda orta siralarda gezindik.
bi kac ornek verelim. lucescu zamaninda 11 puan ondesin tamam 5 kirmizi yemissin takim dagilmis ama 1 mac yuzunden 1 yariyi heba ediyorsun. bunu ters motive olarak kullanabilecekken ortaligi atese veriyorsun takimini da icinde yakiyorsun.
tigana zamaninda feneri inonude yensen sampiyon olacaksin, yeniliyorsun.
ertugrulun gecen sene belediye ve oftas macindaki cikardigi kadrolara ne demeli? ustune birde fener maci.
turkiyede sampiyonluk zaten bu ince teknik direktor farklarina bakiyor. sen takimi o son maclara yine bu ayni oyuncularla getirdin ama bi turlu sonunu getiremiyorsun.
yonetimdir sinandir zaten bikkinlik geldi bunlari yazmaktan ama yinede bunlara ragmen sampiyon olamazmiydik ?

hayır asıl tam da takıldığım nokta, o eşiğe gelen teknik direktörlerin eşiği aşamamasından sonraki sabırsızlık. eşik bir aşılamadı, tigana ile ikinci olduğumuz yıl, takım kötüydü, geri dörtlümüz baki,gökhan,toraman,üzülmez/ali t. idi ama o eşiğe gelmiştik, geçen sene kadromuz daha da iyileşti, eşik maçına lider çıktık, ama yine kazanamadık zira karşımızda bizden daha iyi bir fener vardı, bu sene işte o iki senenin de ilerisine gittik ve takım daha da oturdu ama hala eksiklerimiz var. benim korkum bu sene olası bir başarısızlıktan sonra takımın karışıp yine silbaştan yapmak, başka da derdim yok. bu arada son üç senede yönetimin kadro istikrarı sağlaması da gözden kaçmamalı, ama bir de hoca istikrarsı sağlasalardı keşke..

Yorum Gönder

Ara